​Mısır: BM Tobruk’taki Temsilciler Meclisi ile çalışmalı

Halife Hafter'in liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu birimleri  (Arşiv- Reuters)
Halife Hafter'in liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu birimleri (Arşiv- Reuters)
TT

​Mısır: BM Tobruk’taki Temsilciler Meclisi ile çalışmalı

Halife Hafter'in liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu birimleri  (Arşiv- Reuters)
Halife Hafter'in liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu birimleri (Arşiv- Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Libya'daki Birleşmiş Milletler (BM) heyetine, Libya halkının seçtiği Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi (TM) milletvekilleriyle işbirliği yapma çağrısında bulundu. Söz konusu çağrının, Libya’yı içinde bulunduğu krizden çıkarmak için gerekli yol haritasını oluşturmak ve 2017 yılının Ekim ayında BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan girişimin tüm unsurlarını hayata geçirmek amacıyla yapıldığı belirtildi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmet Hafız konuya ilişkin dün yaptığı açıklamada “Mısır, Kurban bayramı vesilesiyle Libya’daki taraflar arasında mutabakata varılan insani ateşkes kararını takdir ediyor. Bu, tarafların arasında güven inşa etme yolunda atılan doğru bir adım. Libya'daki istikrarı geri kazanmanın tek yolu kapsamlı bir siyasi çözümden geçiyor” ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hafız açıklamasını şöyle sürdürdü: “Şu anda Libya’da mevcut temel sorunları çözüme kavuşturan kapsamlı bir uzlaşı sürecinin başlatılması gerekiyor. Bu sorunların başında; Libya’daki kaynakların adaletsiz bir şekilde dağıtılması ve el altından harcanması, ülkedeki kurumların tek bir çatı altında toplanamaması ve Libya Siyasi Anlaşması’nda öngörülmesine rağmen silahlı milislerin mühimmatına el konulamaması yer alıyor. Kahire, Libyalı tarafları, özellikle BMGK’nin yaptırım listesinde yer alan terörist gruplardan uzak durarak onlara karşı net bir tavır koymaya çağırıyor. Bu bağlamda, teröristlerin geçtiğimiz son günlerde Bingazi'de düzenlediği bombalı saldırıyı kınıyor ve kurbanların ailesine başsağlığı diliyoruz.”
Libya’daki tüm tarafların ülkenin iç işlerine, dışarıdan müdahale edilmesine kesinlikle karşı çıktığını belirten Hafız “Uluslararası toplumun gözü önünde silah ihracatı yaparak teröristlerin Libya’ya geçişini kolaylaştıran tarafların, BM kararlarına yönelik ihlallerinin belgelenmesi son derece önemli bir gelişme” dedi.
Hafız ayrıca “Mısır, Libya’daki çözümün dış müdahaleler ve dikteler olmadan Libyalıların kabul ettiği milli bir çözüm olması gerektiğine inanıyor. Bu Kahire’nin en son danışma toplantısı bağlamında, Libya’yı içinde bulunduğu krizden kurtarmak adına yol haritası inşa etmekten ve cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini düzenlemek için gerekli anayasa maddelerini oluşturmaktan sorumlu ülkedeki tek seçilmiş kurum olması itibariyle Libya Temsilciler Meclisi üyelerini ağırladığı görüşmelerde dile getirdiği bir husus” açıklamasında bulundu.
Libya'daki siyasi bölünmüşlük
Libya'da 17 Şubat 2011'deki devrimin ardından yaşanan siyasi istikrarsızlık ve karşıt gruplar arasındaki çatışmalar sonucu biri Tobruk'ta TM, diğeri Trablus'ta Milli Genel Kongre (MGK) olmak üzere 2 meclis ve rakip yönetim ortaya çıkmıştı.
Birleşmiş Milletler'in girişimleriyle 17 Aralık 2015'te Fas'ın Suheyrat kentinde varılan "Libya Siyasi Anlaşması" uyarınca Trablus’ta Ulusal Mutabakat Hükûmeti (UMH) Başkanlık Konseyi (BK) kurulmuştu. BM Güvenlik Konseyi 2259 sayılı kararla BK'yı Libya'nın tek meşru temsilcisi olarak tanımış ancak BK'nin sunduğu hükümet listeleri Tobruk'taki TM'de onaylanmamıştı.
Libya Siyasi Anlaşması uyarınca kendini fesheden MGK'ye bağlı Halife el-Guveyl başbakanlığındaki Ulusal Kurtuluş Hükümeti de ülkedeki krizin çözülemediğini öne sürerek Ekim 2016'da yeniden faaliyete başladığını duyurmuştu.
 BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame eylül ayında New York'ta yapılan 72. BM Genel Kurulu çalışmalarının oturum aralarında üç aşamalı bir eylem planı önerisinde bulunmuştu. Selame eylem planının birinci aşamasının Suheyrat Anlaşması'nda değişiklik yapılmasını, ikinci aşamasının önceki müzakerelere katılmayan siyasi grupları bir araya getiren ulusal konferans düzenlenmesini, üçüncü aşamasının ise anayasa için bir referandum yapılması ve parlamento ile cumhurbaşkanının da anayasaya uygun bir şekilde seçilmesini öngördüğünü ifade etmişti.
Eylem planı kapsamında Suheyrat Anlaşması'nda değişiklik yapılmasıyla ilgili Tunus'ta TM ve Devlet Yüksek Konseyi arasında yapılan müzakerelerin ardından Selame, iki tarafa da anlaşmadaki değişiklikleri içeren yazılı "ortak formülü" teslim etmişti.



Irak, bir hükümet yetkilisinin yaptırımları aşmak için İran’a destek verdiği yönündeki ABD suçlamasını reddetti

Irak’ın Basra kentinin güneybatısında bulunan Şuayba petrol rafinerisi (Reuters – Arşiv)
Irak’ın Basra kentinin güneybatısında bulunan Şuayba petrol rafinerisi (Reuters – Arşiv)
TT

Irak, bir hükümet yetkilisinin yaptırımları aşmak için İran’a destek verdiği yönündeki ABD suçlamasını reddetti

Irak’ın Basra kentinin güneybatısında bulunan Şuayba petrol rafinerisi (Reuters – Arşiv)
Irak’ın Basra kentinin güneybatısında bulunan Şuayba petrol rafinerisi (Reuters – Arşiv)

Irak Petrol Bakanlığı, ABD’nin, Bakan Yardımcısı Ali Maaric el-Behadili hakkında İran’ın yaptırımları aşmasına yardım ettiği yönündeki suçlamalarını reddetti. Açıklama, Washington’ın Tahran’a yakın silahlı grupların silahsızlandırılması konusunda Bağdat üzerindeki baskısını artırdığı bir dönemde geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Behadili’ye yaptırım uygulandığını duyurdu. Bakanlık, Behadili’nin ‘İran rejimi ve ona bağlı terör örgütlerine destek sağlamak amacıyla Irak petrolünü yönlendirmek için resmi görevini kötüye kullandığını’ öne sürdü.

Washington ayrıca Behadili’yi, İran petrolünü Irak petrolüyle karıştırarak Tahran’ın Amerikan yaptırımlarını aşmasına yardımcı olmakla suçladı.

Irak Petrol Bakanlığı ise aynı gün yaptığı açıklamada suçlamaları reddederek, ‘tüm dosya ve ithamların delil ve somut verilere dayanılarak, şeffaflık ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde ele alınmasının önemini’ vurguladı.

Bakanlık, konuya ilişkin soruşturma yürütmeye hazır olduğunu belirtirken, ‘ham petrol ihracatı, pazarlanması, tankerlerin yüklenmesi ve buna bağlı prosedürlerin’ Behadili’nin görev alanına girmediğini ifade etti.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl da aynı suçlamalar kapsamında bir Iraklı iş insanının yönettiği kuruluşlara yaptırım uygulamıştı. Ancak Irak Devlet Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO), o dönemde İran lehine Irak limanlarında veya kara sularında herhangi bir petrol karıştırma operasyonu yapıldığı iddialarını reddetmişti.

İran ile Irak’taki başlıca siyasi aktörler arasında yakın ilişkiler sürerken, Washington Bağdat üzerindeki baskısını artırarak Tahran destekli ve ABD tarafından ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırılan silahlı grupların silahsızlandırılması yönünde adım atılmasını talep ediyor.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı savaşın ardından, söz konusu grupların Irak’taki Amerikan tesislerine yönelik 600’den fazla saldırı düzenlediği belirtiliyor.


Libya krizinin tarafları arasında ‘çözüm yolları’ konusunda görüş ayrılıkları

(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)
(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)
TT

Libya krizinin tarafları arasında ‘çözüm yolları’ konusunda görüş ayrılıkları

(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)
(Soldan sağa) Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi (Libya Devlet Yüksek Konseyi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, ABD Başkanı’nın danışmanı Massad Boulos’a atfedilen girişim karşısında sessizliğini bozdu. Dibeybe, ‘önce anayasa’ yaklaşımına bağlılığını ve ‘askeri yönetime’ karşı olduğunu vurgulayarak söz konusu girişime örtülü biçimde karşı çıktı. Gözlemciler, bu tutumu ‘Batı Libya’daki dış kaynaklı dayatılmış çözümlere yönelik halk öfkesini yatıştırmaya dönük bir manevra’ olarak değerlendiriyor. Bu gelişme, Birleşmiş Milletler’in (BM) krizi çözmeye yönelik çabalarının sürdüğü bir dönemde yaşandı.

Dibeybe’nin hafta ortasında yaptığı açıklamalar, kendisi ile Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Takala arasındaki görüş ayrılıklarını da gözler önüne serdi. Menfi ve Takala’nın, başından bu yana Amerikan girişimine ve 4+4 Komitesi üzerinden yürütülen BM sürecine mesafeli yaklaştığı belirtildi.

Libya, yıllardır iki rakip hükümet arasında siyasi bölünmüşlük yaşıyor. Bunlardan ilki Dibeybe liderliğindeki UBH, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve doğuda faaliyet gösteren Usame Hammad başkanlığındaki yönetim. Doğu merkezli yönetim, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Halife Hafter tarafından destekleniyor.

Bu çerçevede DYK üyesi Muhammed Maazeb, DYK ile UBH arasında bir ‘ittifak’ bulunmadığını belirtti. Maazeb, “Batı bölgesindeki yürütme organı ile danışma konseyi arasında yalnızca gerekli bir koordinasyon söz konusu” dedi. Takala ile Dibeybe arasında ‘sınırlı bir gerilim’ olduğunu kabul eden Maazeb, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iki isim arasındaki temasların sürdüğünü söyledi.

Maazeb ayrıca, Dibeybe ile Menfi arasındaki ilişkinin, ‘Boulos girişiminin gündeme gelmesinden ve Menfi’nin görevden uzaklaştırılma riski hissetmesinden bu yana en fazla zarar gören ilişki olduğunu’ ifade etti. ABD Başkanı’nın danışmanına atfedilen girişim, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in, Menfi’nin yerine yeni bir başkanlık konseyinin başına geçmesini; buna karşılık Dibeybe’nin Trablus ve Bingazi yönetimlerini birleştirecek ortak hükümetin başbakanı olarak görevini sürdürmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (Arşiv – AFP)Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (Arşiv – AFP)

Maazeb, konseyinin mevcut siyasi süreçlere, özellikle geçen hafta İtalya’nın başkenti Roma’da ilk toplantısını yapan BM destekli 4+4 Komitesi’ne yönelik muhalefetinin, bu sürecin anayasal çerçeveleri aştığı gerekçesiyle ortaya çıktığını belirtti. Maazeb, bu girişimin Libya halkının zamanını daha da tüketerek başarısızlığa mahkûm olduğunu savunarak, bunun siyasi süreçte dışlanma korkusundan kaynaklanmadığını ifade etti.

Sadeq Institute Direktörü Enes el-Kamati yaptığı değerlendirmede, Dibeybe’nin başlangıçta mevcut ittifaklarından uzaklaşıp yalnızca Trablus’taki silahlı grupların desteğiyle Boulos girişimine yönelik itirazları bastırmayı planlamış olabileceğini, ancak bunun mümkün olmadığını fark ettiğini söyledi.

El-Kamati, özellikle Misrata kentindeki çeşitli aktörlerin ve Saddam Hafter’e yönelik reddin etkisiyle Dibeybe’nin kısa sürede dolaylı bir karşıtlık pozisyonu aldığını belirtti.

Buna karşılık siyasi analist Salah el-Bakkuş, Dibeybe’nin son haftalarda Menfi ile yaşadığı gerilim nedeniyle ciddi bir kayıp yaşamadığını savundu. Bakkuş, Menfi’nin sahadaki etkisinin sınırlı olduğunu ve iki ismin de 2021 başından bu yana yetki paylaşımı ve siyasi çekişmeler nedeniyle sık sık gerilim yaşadığını hatırlattı.

Bakkuş ayrıca, Dibeybe ile DYK arasında daha derin bir anlayış bulunduğunu ve 4+4 Komitesi kapsamında temsilcilerin belirlenmesinde DYK’ye resmen danışılması hâlinde gerilimin yönetilebileceğini ifade etti.

Bakkuş, Dibeybe’nin Boulos girişimini desteklediğine ya da buna açıkça yaklaştığına dair herhangi bir açıklama yapmadığını, bunun da tarafların süreci kendi lehine kullanmasını engellediğini belirtti.

Bakkuş’a göre, ABD’nin bu planı zorlaması durumunda Dibeybe, toplumdaki geniş karşıtlığı kendi pozisyonunu güçlendirmek için kullanabilirdi.

Son olarak Bakkuş, BM Libya Destek Misyonu’nun süreci Boulos girişimine yaklaşacak şekilde kademeli adımlarla ilerlettiğini, müzakerelerin ise Temsilciler Meclisi (TM) ve DYK arasındaki karmaşık anlaşmazlıklardan uzak, sınırlı sayıda aktörle yürütülmeye başlandığını söyledi.

Libyalı siyasi aktivist Husam el-Kamati, Boulos’a atfedilen girişimin aslında ‘sokaktaki nabzı ölçmek ve BM uzmanlar komitesinin ülke genelindeki siyasi ve askeri isimleri kapsayan yolsuzluk şüphelerini ortaya koyan raporunu gölgelemek amacıyla gündeme getirildiğini’ savundu.

El-Kamati’ye göre Dibeybe, Amerikan girişimini reddederek ve ‘önce anayasa, ardından siyasi çözüm’ söylemini öne çıkararak sokak tepkisini yatıştırmaya çalıştı. Ayrıca Dibeybe’nin ‘askeri yönetimi reddetme’ vurgusu yaptığını belirten el-Kamati, buna karşın doğudaki etkili güçlerle ekonomik ilişkilerin perde arkasında sürdüğünü ve bunun BM uzmanlar komitesi raporlarında da işaret edildiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda el-Kamati, Dibeybe’nin Takala ve Menfi ile ilişkilerini onarmaya öncelik vermeyeceği kanaatinde olduğunu belirtti. Ona göre Dibeybe, Batı Libya’daki kendisine bağlı silahlı grupların desteğine ve doğudaki ekonomik temaslara dayanmayı sürdürüyor. Öte yandan, Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin komutanı Halife Hafter, Boulos girişimine ve BM destekli 4+4 Komitesi aracılığıyla yürütülen çözüm sürecine daha olumlu yaklaşan taraflar arasında yer alıyor.


Hamas, ateşkes müzakerelerini geçici olarak askıya almayı değerlendiriyor

Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)
Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)
TT

Hamas, ateşkes müzakerelerini geçici olarak askıya almayı değerlendiriyor

Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)
Gazze şehrindeki Filistinliler, çarşamba günü gerçekleşen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hamas’ın baş müzakerecisinin oğlu Azzam el-Hayye’nin cenaze törenine katıldı, 7 Mayıs 2026. (Reuters)

Hamas’tan iki kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin liderliğinin müzakereleri geçici olarak askıya alma seçeneğini değerlendirdiğini bildirdi. Kaynaklardan biri, bu adımın gerekçesini ‘İsrail’in, Gazze Şeridi’nde her gün sürdürdüğü operasyonlarını durdurmaya yönelik herhangi bir adıma bağlı kalma konusunda ciddi davranmaması’ olarak ifade etti.

İsrail ile Hamas arasında geçtiğimiz ekim ayında uygulanmaya başlanan ateşkes anlaşmasına yönelik müzakereler ise yeni komplikasyonlarla karşı karşıya bulunuyor. İnsani yükümlülükleri içeren birinci aşama maddelerinin uygulanmasına ilişkin mekanizma konusunda anlaşma sağlanamazken, İsrail özellikle Gazze Şeridi’nin ‘silahsızlandırılması’ maddesini içeren ikinci aşamanın devreye alınması için baskı yapıyor.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden sıcak yemek almak için sıraya giren Filistinliler, 7 Mayıs 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunan bir aşevinden sıcak yemek almak için sıraya giren Filistinliler, 7 Mayıs 2026 (AFP)

İsrail, arabulucuların, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un ve ABD Başkanı’nın danışmanı Jared Kushner ekibinden bir Amerikalı yetkilinin talebi üzerine sağlanan görece sakinliğin ardından son üç gün içinde Gazze Şeridi’nde suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı.

Hamas dün yaptığı açıklamada, Halil el-Hayye’nin oğlu Azzam el-Hayye’nin, çarşamba akşamı Gazze kentinde hedef alındığı İsrail saldırısında ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini doğruladı. Saldırıda ayrıca, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Şucaiyye mahallesindeki seçkin birliğinin saha komutanlarından Hamza eş-Şarbasi de öldürüldü.

Azzam el-Hayye (X)

Azzam el-Hayye (X)

İsrail’in dün öğleden sonra düzenlediği hava saldırılarında, Gazze kentinin batısındaki merkezin giriş kapısının hedef alınması sonucu Hamas’a bağlı İç Güvenlik Birimi’nden üç kişi yaşamını yitirdi.

Hamas tarafından yayımlanan açıklamada, ‘Azzam el-Hayye’nin hedef alınmasının, işgal güçlerinin Filistinli liderlerin ailelerini ve sivilleri hedef alma politikasının devamı olduğu’ belirtildi. Açıklamada, bunun ‘direnişin iradesini ve siyasi tutumunu terör, öldürme ve psikolojik baskı yoluyla etkilemeye yönelik başarısız girişimlerin parçası’ olduğu ifade edildi.

Hamas ayrıca, ‘Siyonist anlatıda saldırıya ilişkin ortaya çıkan çelişki ve karmaşanın, işgal hükümetinin yaşadığı büyük şaşkınlığı ortaya koyduğunu’ savundu. Açıklamada, söz konusu saldırının ‘işgal güçlerinin şartlarını dayatmada ve ilan ettiği hedeflere ulaşmada başarısız olmasının ardından, direniş liderliği ve müzakere heyeti üzerinde baskı kurma girişimi’ olduğu kaydedildi.

Azzam el-Hayye’nin vefatıyla birlikte Halil el-Hayye ayrı olaylarda dört oğlunu kaybetmiş oldu. Daha önce Azzam’ın ikiz kardeşi Hammam el-Hayye, Eylül 2025’te Doha’da babasını hedef alan bir saldırıda hayatını kaybetmişti.

Bu bir seçenek... bir cevap değil

Filistin toprakları dışında yaşayan Hamas kaynakları, hareketin müzakereleri askıya alma yönünde henüz nihai bir karar almadığını belirtti. Ancak kaynaklardan biri, “Arabulucuların, aralarında Mladenov ve ABD’nin de bulunduğu tarafların, İsrail’i günlük ihlallerini durdurmaya zorlamakta açık biçimde yetersiz kalması nedeniyle bu seçeneğin güçlü şekilde gündemde olduğunu” söyledi. Aynı kaynak, geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana yaklaşık bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Kaynaklar, ayrı ayrı yaptıkları değerlendirmelerde, müzakerelerin askıya alınmasının Halil el-Hayye’nin oğlunun öldürülmesine doğrudan bir yanıt olarak değerlendirilmesini reddetti. Her iki kaynak da bu seçeneğin daha önce müzakere heyetinin gündeminde bulunduğunu, ancak ‘arabulucuların talebi ve Filistinli gruplarla yapılan istişareler doğrultusunda ertelendiğini’ belirtti. Kaynaklardan biri, “Yoğun suikastların ve bu şekildeki öldürme operasyonlarının yeniden başlamasıyla konu tekrar masaya geldi” dedi.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda çöp yığınları arasında işe yarar malzeme arayan Filistinli çocuklar, 7 Mayıs 2026 (AFP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda çöp yığınları arasında işe yarar malzeme arayan Filistinli çocuklar, 7 Mayıs 2026 (AFP)

Filistinli gruplardan kaynaklar, ‘her hâlükârda, Halil el-Hayye’nin oğlunun öldürülmesinin ardından en az üç günlük taziye ve yas süreci nedeniyle müzakere temaslarının fiilen askıya alınacağını’ belirtti.

Müzakerelerde ilerleme sağlandığına ilişkin daha önce yapılan ‘olumlu’ açıklamalara rağmen, Filistinli grupların, Mladenov’un geçtiğimiz salı günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından henüz bir yanıt almadığı ifade edildi.

Mladenov, geçtiğimiz hafta cuma günü Kahire’den ayrılarak, Mısır’ın Hamas ile yürüttüğü müzakerelerde varılan sonuçlara ilişkin İsrail’in yanıtını almak üzere Tel Aviv’e geçmişti. Netanyahu ile görüşen Mladenov, temasların ardından yaptığı açıklamada, “ABD Başkanı Donald Trump’ın 20 maddelik planının uygulanmasını garanti altına alacak gelecekteki sürece ilişkin olumlu ve kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini” söyledi.

Mladenov’un yanıtı gecikti

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mladenov çarşamba akşamı İsrail’den ayrılarak Dubai’deki ofisine geçti.

Gazze Şeridi’nde bulunan Hamas kaynaklarından biri, Mladenov’u ‘tarafsız olmak yerine İsrail’in şartlarıyla örtüşmekle’ suçladı. Kaynak, “Müzakere heyetinin Mladenov’dan veya toplantılara katılan bazı Amerikalı yetkililerden duyduğu ‘olumlu’ mesajların ardından, İsrail’e baskı yapılması ya da olumlu yanıtlar getirilmesi bekleniyordu. Ancak bu gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.

Mladenov ise İsrail merkezli i24NEWS kanalına verdiği röportajda, Barış Kurulu’nun tutumunu yineleyerek, Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve İsrail’in bölgeden çekilmesinin temel olarak tam silahsızlanmaya bağlı olduğunu söyledi. Mladenov ayrıca, Gazze dosyasının İran veya Lübnan’daki jeopolitik gelişmelerle ilişkilendirilmesi çağrılarını ‘iki milyon insanın trajik koşullarını görmezden gelen sorumsuzluk’ olarak nitelendirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında Kudüs’te Mladenov ile el sıkışırken (EPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında Kudüs’te Mladenov ile el sıkışırken (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze Şeridi için hazırlanan ve İsrail ile Hamas’ın onay verdiği plan; İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nden çekilmesini, yeniden imar sürecinin başlamasını ve Hamas’ın silah bırakmasını öngörüyor. Ancak ‘silahsızlanma’ maddesi, planın uygulanması ve ateşkesin kalıcı hâle getirilmesine yönelik görüşmelerde temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Hamas’taki üst düzey kaynaklara göre hareket, Mladenov’a, İsrail’in birinci aşamaya ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeden ikinci aşamanın uygulanmasına yönelik ciddi müzakerelere girmeyeceğini bildirdi.