​Afganistanlı kadınlar, barışın ardından zamanın geriye akmasından korkuyor

Taliban ile yapılan savaşta okulları yıkılan Afgan çocuklar, bir kampta ders görürken (The New York Times) – (Sağ üst çerçevede: Afganistanlı Büyükelçi Ruya Rahmani (The New York Times)
Taliban ile yapılan savaşta okulları yıkılan Afgan çocuklar, bir kampta ders görürken (The New York Times) – (Sağ üst çerçevede: Afganistanlı Büyükelçi Ruya Rahmani (The New York Times)
TT

​Afganistanlı kadınlar, barışın ardından zamanın geriye akmasından korkuyor

Taliban ile yapılan savaşta okulları yıkılan Afgan çocuklar, bir kampta ders görürken (The New York Times) – (Sağ üst çerçevede: Afganistanlı Büyükelçi Ruya Rahmani (The New York Times)
Taliban ile yapılan savaşta okulları yıkılan Afgan çocuklar, bir kampta ders görürken (The New York Times) – (Sağ üst çerçevede: Afganistanlı Büyükelçi Ruya Rahmani (The New York Times)

Afganistan’ın Washington Büyükelçisi Ruya Rahmani, “Son barış anlaşması uyarınca Afganistan, korku ve hasardan kurtarılmalıdır” diyor. ABD ile Taliban Hareketi arasında Kabil ile yeni görüşmeler için imzalanması kararlaştırılan anlaşma, Afgan kadınların gelecek Afgan hükümetinde haklarından yoksun olacağı konusunda endişelere sebep oluyor.
Ruya Rahmani, varlıklı veya siyaseten güçlü ailelerden birine mensup değildi. Bu yüzden Afganistan’ın resmî ABD Büyükelçisi olarak ülkesini temsil edecek ilk Afgan kadını olduğu haberini aldığında epey şaşırdı. Ona göre Afgan hükümeti bununla şu mesajı veriyordu: Başkan Trump yönetiminin Taliban Hareketi ile barış süreci için çabaladığı bir zamanda Kabil, kadın haklarını güvence altına alma sözüne bağlı kalıyor.
Deneyimli bir insan hakları eylemcisi olan Rahmani Hanım, Afganistan’ın Taliban’ın iktidarda olduğu 90’lı yıllarda yaşadığı durumu hatırlatarak kadınların bu yıllarda evden çıktıkları için dayak ve aşağılanmaya maruz kalıp, eğitim ve çalışmadan tamamen mahrum bırakıldıklarını belirtiyor. Kendisiyle bu hafta yapılan bir görüşmede, “Zamanın geriye akmasından korkuyoruz. Nitekim geçmişte insanların yüreğindeki umudu kuruttular. Öyle ki adeta yaşayan ölüydüler” ifadelerini dile getiren Rahmani, şu an Afgan Ulusal Meclisi’nin (Afganistan parlamentosu) yüzde 28’ini Afgan kadınının oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bu oran, ABD Kongresi’ndeki kadın temsilinin üstünde.
Bununla birlikte Taliban Hareketi ile ABD’nin -birkaç gün içerisinde açıklanması beklenen- bir ön barış anlaşması yolunu adımlaması ile birlikte Afganistan’da korkular artış göstermeye başladı. Söz konusu korkular ise temelde Afgan kadınının son yirmi yılda elde ettiği kazanımları kaybetmesine dair.
Son aylarda Amerikan yönetimi yetkilileri ile Afgan Taliban Hareketi temsilcileri arasında görüşmelerinin devam ettiği söz konusu anlaşmada, 14 bin ABD askerinin ülkeden nihai olarak çekilmesi ve Hareket ile Afgan hükümeti arasında gelecekte yapılacak başka görüşmeler için zemin hazırlanmasına ilişkin ana hatların belirlenmesi öngörülüyor. Yetkililer, ön anlaşmanın Afgan kadının eğitimde, çalışma hayatında ve hükümette fırsat eşitliği elde etmesini sağlayan belirgin maddeler içermesinin beklenmediğine işaret etti.
Bir sonraki görüşmelerde Afgan kadının haklarına dair bir tartışma yürütülmesi öngörülüyor ki bu, Afgan hükümeti ile Taliban Hareketi arasındaki iktidar paylaşımına ilişkin bir anlaşmayı sonuç verebilir. ABD’li ve Afgan bazı yetkililerinin açıklamalarına rağmen Taliban Hareketi, kadın hakları meselesini kabul etmeye geçmişe nazaran daha meyilli görünüyor. Bununla birlikte bazı yetkililerde, Afgan kadınının ya nihai anlaşma şartları kapsamında ‘sadece dilde’ haklara sahip olacağı ya da bu meselenin hepten görmezden gelineceği konusunda endişe hâkim.
Kongre’deki Senato Dış İlişkiler Komisyonu’ndaki tek kadın olan New Hampshire eyaletinden Demokrat Senatör Jeanne Shaheen, konuya ilişkin olarak şu değerlendirmede bulunuyor: “Afgan kadını, bir zulüm olmadan barış istediğini net bir şekilde ifade etti. Mevcut ABD yönetiminin, Afgan kadınların, savaşın parçaladığı bu ülkede özgürlük meselesini desteklemek için Afganistan’ın elinde bulundurduğu en büyük varlığı temsil ettiklerinin tam anlamıyla farkına varması gerekir. Yürütülen tartışma ve görüşmelerde Afgan kadınının hakları ve geleceği kaybolmamalıdır”.
ABD ordusunun el-Kaide örgütü ile örgütün lideri Usame Bin Ladin’i kovuşturmak amacıyla 2001 yılında Afganistan’daki Taliban iktidarını devirmesinin ardından Afgan kadını, eğitim ve iş için evden çıkma imkânı elde etti. Bugün okullara farklı bölgelerden olmak üzere 3.5 milyondan fazla genç kız devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı’nın değerlendirmelerine göre 100 bini aşkın Afgan kadını da üniversitelerde kayıtlı. ABD’li analizciler, öğretmenlik, avukatlık, polislik ve sağlık bakımı alanında çalışan Afgan kadınının sayısını yaklaşık 85 bin olarak tahmin ediyor. Bununla birlikte geçtiğimiz güz yapılan genel seçimlerde 400’den fazla Afgan kadını da siyaset sahnesinde yerini aldı.
Afgan kadınının elde ettiği kazanımların çoğu başkent Kabil ile diğer büyük Afgan şehirleri arasında yoğunlaşmış durumda. Son yıllarda Taliban Hareketi, ülkenin kırsal bölgeleri üzerindeki kontrol ve etkinliğini artırmayı başardı. Hareket ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu elinde bulunduruyor. Afganistan’ın Yeniden İmarı Genel Teftiş Ofisi’ne göre bu oran, ülkenin toplamda 407 eyaletinden 59’una denk geliyor. Bunun yanı sıra 119 Afgan eyaletinde çatışmalar devam ediyor.
ABD’li ve Afgan yetkililer, barış görüşmelerinin ikinci aşamasında daimî ateşkes meselesi üzerinde durmaya çalışıyor. Bununla beraber Büyükelçi Ruya Rahmani’nin ifadesine göre bu uygulama, Afgan kadını için tam bir barışı garanti etmeyecek.
Büyükelçi Rahmani, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Barıştan ve tüm vatandaşlar için barışçıl ortamdan bahsedeceksek, yalnızca silahların, mermilerin ve bombaların ortadan kalktığını söylemek yetmez. Vatandaşların her türlü şiddetin tamamen yok edilerek insan güvenliğinin sağlandığı bir çevrede yaşadığından söz etmek gerekir. Kastettiğim sadece fiziksel şiddet değil, aynı zamanda psikolojik şiddet. Afganistan’ın her türlü korku ve huzursuzluktan tamamen arındırılması lazım”.
41 yaşındaki Ruya Rahmani, Afganistan’ın başkenti Kabil’de dünyaya gelmekle birlikte 1992 yılında Afgan iç savaşının patlak vermesi ve Taliban Hareketi’nin ülke içerisinde yükselişe geçmesinin ardından hayatına Afganistan’ın sınır komşusu Pakistan’ın Peşaver kentinde devam etti. Anlattığına göre 1998 yılında ailesi eşliğinde Kabil’e gerçekleştirdiği bir ziyarette başkenti bir hayalet kasabasına dönüştüren yıkım karşısında şoka uğradı. Nitekim ne bir altyapı ne kaynak ne de bir tesis görebilmiş. Ayrıca insanların Taliban’a bağlı din polisinin, ne kadar normal ve tehlikesiz görünse de cezayı hak eden bir eylemle evleri gözetlemesini ve içeride olanları görmesini engellemek için pencerelere kalın battaniyeler gerdiğini de gözlemlemiş.
Nihai anlaşmada Afgan kadınının hakları meselesine dair tartışmanın, ilgili farklı tarafların İslam’da kadının rolüne dair çeşitli yorumlarından hareketle geniş kapsamlı ayrışmalara yol açması bekleniyor.  
2004 yılından itibaren ülkede resmî olarak kabul edilen Afgan Anayasası’na göre Afgan toplumunda erkekler ve kadınlar eşit haklara ve yasal yükümlülüklere sahip. Anayasa farklı cinsler arasında ayrımcılığı net bir şekilde yasaklayarak Afgan kadınları için dengeli eğitim olanakları sağlıyor. Ayrıca tüm yasalar, kurallar ve şartların hükümlere ve inanca uygun düşmesini şart koşuyor.
Geçtiğimiz şubat ayında yapılan bir açıklamada Taliban Hareketi, İslam’da kadınların eğitim, çalışma, miras ve mülkiyet hakkı ile eş seçme özgürlüğü gibi belirli haklara sahip olduğunun bilincinde olduğunu ifade etti. Hareket, Moskova Forumu’ndaki açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Taliban’ın politikası, kadın haklarını, meşru haklarını ihlal etmeyecek, insanlık onurunu zedelemeyecek ve Afgan değerlerini hiçe saymayacak şekilde korumaya dayalıdır.” Bununla birlikte aynı açıklama, İslam geleneklerine saygı duymayan ve Afgan kadınlarının bozulmasına yol açacak şekilde Afgan adetlerini görmezden gelen Batılı drama dizilerinin yayınlanmasına işaret etti ve Afgan kadınını, kadın haklarını koruma adı altında değerli Afgan adet ve geleneklerini çiğnemeye teşvik eden Batı’nın ahlaka aykırı ve yakışıksız etkilerini dile getirdi.
*The New York Times