Filistin kütüphaneleri ziyaretçiden yoksun

Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)
Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)
TT

Filistin kütüphaneleri ziyaretçiden yoksun

Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)
Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)

Filistin Merkezî İstatistik Bürosu’nun önceki verilerine göre 18 yaşın üstündeki erkekler, vakitlerinin yalnızca yüzde 2,7’sini farklı şekillerde okuyarak geçirirken yüzde 4,2 ile bu oranlar kadınlarda daha yüksek.
Kütüphanede yalnız
Independent Arabia'dan Ragda Ateme'nin haberine göre 70 yaşlarındaki Nidal Nureddin, elinde bir fincan kahve ve kitapla Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus Belediye Kütüphanesi'nin evrakları arasında oturuyor. Tıpkı 50 yıl önce yaptığı gibi. Ama o zamanlar hep, birinin gözde koltuğuna oturmasından korkarmış. Öyle ya kütüphane geçmişte yüzlerce öğrenci, öğretmen ve entelektüel ile dolu olurdu. Bugün Filistin’in 1960 yılında kurulmuş olan bu en eski kütüphanesinin raflarındaki binlerce değerli kitap gibi Nureddin de yapayalnız oturuyor. Zira nadir zamanlar dışında ne bir ziyaretçi kapıyı açıyor ne de bir okuyucu. Nablus Halk Kütüphanesi de Filistin’in diğer kütüphaneleri gibi gelen-gidenin yokluğundan şikâyetçi. Independent Arabia’ya konuşan Nureddin’e göre teknoloji, televizyon ve internet dünyasına açılan zamanımızda kitap, artık en iyi sohbet arkadaşı değil. Kitabın yele kapıldığı bir durumda eğer varsa, aklın ve ruhun gıdası artık kitap dışında bir kaynak haline geldi.
Nureddin sözlerine şöyle devam ediyor: “Hayatım boyunca yaklaşık 10 bin kitap okudum. Biz gençliğimizde aramızdan en çok kim kitap okuyor diye yarışır, kitapların kalitesine çok dikkat ederdik. Dolaşımda en çok edebiyat, felsefe ve siyaset kitapları olurdu. Okuma sonrasında ise kitabın içeriğine dair tartışma oturumları düzenlenirdi. Ben cep telefonlarına dalıp kitabın değerini, zamanın önemini bilmeyen günümüz gençleri için çok üzülüyorum. Endişe verici bir gerileme söz konusu. Kitap okumayı teşvik edip kitap sevgisi aşılayan etkinlikler yapılmıyor. Orada burada duyurusu yapılan yarışmalar, para kazanma hevesinden öteye geçmiyor bence.”
Şok edici rakamlar ve acı gerçeklik
Batı Şeria’daki özel ve halk kütüphaneleri, kritik bir durgunluk aşamasından geçiyor. O kadar ki bazı kütüphaneler, Filistinlilerin okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmak durumunda kaldı. Filistin Merkezî İstatistik Kurumu’nun 2014 yılında yayınladığı rakamlara göre 18 yaşın üstündeki erkekler vakitlerinin sadece yüzde 2,7’sini farklı şekillerde okumak için geçirirken kadınlar yüzde 4,2 oranında okumaya vakit ayırıyor. Uzmanlara göre bugün bu oranlar çok daha düşük.
Batı Şeria’nın merkezindeki Ramallah’ta yer alan Daru’ş-Şuruk Yayın ve Dağıtım Merkezi Müdürü Hudar el-Bess, Independent Arabia ile yaptığı görüşmesinde şu ifadeleri dile getirdi: “Çok günler oluyor ki kitabevine kimse girmiyor. Aylık olarak kitap müşterilerinin sayısı 5-10 civarında.
Bu durum, Filistinlilerin okuma seviyesinde büyük bir düşüşün yaşandığını gösteriyor. 1997 yılında açılan Daru’ş-Şuruk kitabevi, şu an tamamen kapanma tehlikesi ile karşı karşıya. Satışlar, çalışanların aylık ücretlerini ve maaşlarını karşılamaya yetmiyor. Birçok zorluğa rağmen Batı Şeria’da okumayı teşvik etmek için topluluk girişimlerinde bulunduk. Ne yazık ki çağrılara cevap yok. 2009 yılında Okur Kulübü adını verdiğimiz bir etkinlik başlattık. Bu kulüp, kitabevini ziyaret edip bedava kitap okumak üzere istisnasız herkese kapılarını açtı. Kulübe o dönemde sadece üç kişi kayıt yaptırdı. 2010 yılında sayı sadece tek katılımcıya düştü. Kitaba ve okumaya tam olarak önem verilmediği için kampanyayı bitirmek zorunda kaldık. Az sayıda da olsa da satılan kitaplar, Arapça ve tercüme romanları gibi edebiyat türünde. İkinci sırada ise düşünce ve felsefe kitapları geliyor. Akademik amaçlı kitap satın alan öğrenci sayısı ise çok az.”
Yasadışı kitaplar
Batı Şeria çarşısında sokaklara açılan tezgâhlarda korsan ve kopyalanmış kitaplar yasadışı bir şekilde açıktan açığa satılıyor. Okuyucu, orijinal baskı ile korsan kitap arasında bir ayrım gözetmiyor. Öte yandan ucuz fiyatlara rağmen müşteri, bunları denk gelirse satın alıyor.
El-Bess, konuşmasını şu sözlerle sürdürüyor: “Basın Yayın Yasası, Batı Şeria’da 1995 yılından bu yana, yani 24 yıldır yürürlükte. Korsan yayınların sorgulanmasında da yazarlar ve yayınevlerine yönelik herhangi bir koruma içermiyor. Filistin Yasama Meclisi’nin olmadığı, yasa yapımı için toplanmadığı ve Filistin hükümetinin böyle bir kanuna gereken önemi vermediği bir durumda fikri mülkiyetin ve telif hakkının korunması, bir sonraki duyuruya kadar ertelenmiş kalacak”.
Gerçek ve vitrin arasındaki uçurum
Resmî istatistikler, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki okuma oranlarında bir düşüşün yaşandığını teyit ederken Filistinliler, yıllık olarak uluslararası yarışmalardan ödül topluyor. Filistinli öğrenci İfaf eş-Şerif, 2017 yılında BAE’de düzenlenen Okuma Mücadelesi yarışmasında Arap dünyasından toplam yedi milyon katılımcıya karşı zafer kazandı. 2018 yılında ise bir başka Filistinli Kasım Sabih de aynı yarışmada üçüncülük elde etti.
Daha önce Tamir Toplum Eğitimi Vakfı’nda okumayı teşvik etmek için bir kampanya yürüten Abdusselam Haddaş, Independent Arabia ile yaptığı görüşmede, “Bu yarışmalar ve ödüller, bir öğrenciyi mahvedebilecek en kötü şeydir. Zira bunlar sadece para için okumayı teşvik ediyor. Yarışmalar olmadan kitap taşıyan bir kişi bulamazsınız. Bu tür yarışmalara katılan öğrencinin rekabete konu olan kitabı okuyacağının hiçbir garantisi de yoktur. Nitekim ondan basit bir özet isteniyor. Batı Şeria’da özel ve devlet olmak üzere Filistinli resmî eğitim kurumlarında ciddi bir sorun var. Buralarda ne kültür için gerçek anlamda bir alan açılıyor ne de kitap için güvenli ve serbest bir ortam oluşturuluyor. Bu bilgi kurumları sadece adıyla ve güzel binaları ile var ve bir eğitim ortamı yaratmak için de kurulmuyor. Eğitim-Öğretim Bakanlığı, birinci sınıftan liseye kadarki eğitim süresince öğrenciye ezber ve damga metodu uyguluyor. Öğrencileri okumaya teşvik eden okul kütüphanesinin bile etkisi kalmadı. Okul kütüphanelerindeki kitapların çoğu toza bulanmış halde” ifadelerini dile getirdi.
Filistin’deki en eski kütüphane
Nablus Belediye Kütüphanesi, Filistin’deki en eski kütüphane olarak kabul ediliyor. O dönemde Kral Hüseyin tarafından çıkarılan Krallık kararıyla kurulan bu kütüphanenin açılışında Kral bizzat bulundu. Filistin ve Ürdün’deki ilk halk kütüphanesi olarak bu, birçokları tarafından kentte kültürel ve medeni bir devrim hareketi olarak kabul edildi. Kurulduktan sonra 1963 yılında Ürdün Kütüphaneler Birliği faaliyete başlayarak o dönemde Nekbe (İsrail'in kurulduğu Filistinliler için felâket günü) öncesine ait onlarca arşiv yazması topladı.
Nablus Belediye Kütüphanesi Müdürü Dırar Tavkan, Independent Arabia’ya, “Kütüphane 125 bin kitap barındırıyor. Bunların arasında 800 yılı aşmış olanlar da mevcut. Ayrıca İngilizce kitaplar da var. Bunun yanı sıra çoğu Osmanlı dönemine ait 1 milyon 300 kadar belge bulunuyor. Kütüphanedeki belgeler ve yazmalar, sadece burada var. Bunlarla birlikte İngiliz mandası, İsrail işgali, Ürdün iktidarı ve Filistin yönetimi dönemlerine dair bir arşiv de yer alıyor. Tüm bu hazinelere rağmen kütüphane, az sayıda okuyucu ve kitapsever ile buluşuyor. Geçmişte karar alıcıların merkezi, tüm Arap dünyasında bilgi kaynağı ve kültür öncülerinin sığınağı olan kütüphane bugün yoğun bir şekilde ziyaretçi eksikliği ile yüz yüze” şeklinde konuştu.
İsrailli okuyor
İsrail’deki Hayfa Üniversitesi’nin 2014 yılında teknolojinin okuma alışkanlıkları üzerindeki etkisine dair yaptığı bir araştırmaya göre İsrailliler, bilgisayar ve akıllı telefon gibi modern teknolojik aygıtların varlığından etkilenmeyerek kitap okumayı bırakmadı. İsraillilerin yüzde 25’i her gün kitap okuyor. İsrailli kütüphaneler ağı Steimatzky, kitap edinen İsraillilerin oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğuna işaret ediyor. Bunların yüzde 33’ü her sene beşten fazla kitap alıyor. İsrailli yayınevleri 2015 yılında 78 binden fazla kitabın yanı sıra basılmamış elektronik yayınlar da çıkardı ve bununla önceki yıla oranla yüzde 17’lik bir artış gösterdi.



Nolan'ın 20 yıllık dönem filmi yeniden gündemde: Yüzyılın en iyilerinden

Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)
Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)
TT

Nolan'ın 20 yıllık dönem filmi yeniden gündemde: Yüzyılın en iyilerinden

Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)
Oscar adayı Hugh Jackman, Christopher Nolan'ın 2006 tarihli filmi Prestij'de, eşi Julia'nın bir gösteri sırasındaki trajik ölümünden sorumlu tuttuğu Alfred Borden'dan intikam almak isteyen Robert Angier rolündeydi (Warner Bros.)

Şu sıralar vizyondaki Odyssey'le (The Odyssey) gişe rekorları kıran Christopher Nolan'ın benzersiz anlatımıyla şekillenen Prestij (The Prestige), gösterime girmesinin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen izleyicileri büyülemeyi sürdürüyor. 

Yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuyla 2006'da seyirciyle buluşan film, aradan geçen yıllara rağmen Netflix izleyicileri tarafından "başyapıt" diye anılıyor.

Christopher Nolan ve kardeşi Jonathan Nolan'ın, Christopher Priest'in 1995 tarihli aynı adlı romanından sinemaya uyarladığı film, Viktorya dönemi Londrası'nda geçiyor.

Hikayenin merkezinde Hugh Jackman ve Christian Bale'in canlandırdığı, birbirine rakip iki sahne sihirbazı yer alıyor.

Jackman'ın canlandırdığı Robert Angier, eşini bir gösteri sırasında kaybedince iki sihirbazın dostluğu düşmanlığa dönüşüyor.

Angier ve Bale'in hayat verdiği Alfred Borden, yıllar boyunca birbirlerinin gösterilerini sabote etmek için her türlü sınırı zorluyor.

Jackman ve Bale'e Michael Caine, Scarlett Johansson, Rebecca Hall, Andy Serkis ve David Bowie eşlik ediyor.

Birleşik Krallık merkezli köklü gazete Express, giderek yükselen gerilimi ve incelikle kurulan yapısı sayesinde filmin gerçek bir sihirbazlık numarası gibi işlediğini yazıyor:

Doğrusal olmayan, parçalı anlatısı izleyicinin dikkatini bir an bile ekrandan ayırmasına izin vermiyor.

Gösterime girdiği dönemde gişede başarı kazanan film, En İyi Sinematografi ve En İyi Sanat Yönetimi dallarında Oscar'a aday gösterilmişti.

Eleştirmenler ve sinemaseverler, Prestij'i bugün de Nolan'ın erken dönem başyapıtlarından biri olarak görüyor.

Bağımsız sinema platformu ve podcast The Take-Up'ın ekibi filmi "çatışan dünya görüşleriyle ortak saplantıların görkemli ve heyecan verici bir tasviri" diye nitelendirirken, izleyiciler de filmin incelikli kurgusunu, güçlü oyunculuklarını ve beklenmedik ters köşelerini övüyor.

IMDb'deki bir izleyici Prestij'i "Nolan'ın hak ettiği değeri görmemiş başyapıtı" diye nitelendiriyor. 

Bir başka izleyici ise filmin 20 yıl sonra bile büyüsünü koruduğunu belirterek şu yorumu yapıyor:

Bu yüzyılın en iyi filmlerinden biri.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Listelerin zirvesindeki dizi tek sezonda iptal edildi

Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
TT

Listelerin zirvesindeki dizi tek sezonda iptal edildi

Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)
Sür ya da Öl, birbirlerinin her şeyini bildiğini düşünen Debbie Claybourne (Octavia Spencer, solda) ve Judith Burton (Hannah Waddingham, sağda) adlı iki dostun hikayesini anlatıyor (Amazon Prime Video)

Prime Video, başrollerini Hannah Waddingham ve Octavia Spencer'ın paylaştığı Sür ya da Öl'ü (Ride or Die) ilk sezonunun ardından iptal etti. 

Yaz döneminin dijital yayıncılık alanındaki en başarılı yapımlarından birinin Prime Video'da devam etmeyecek olması sektörde şaşkınlık yarattı. 

Ancak Deadline'a göre dizinin başlıca yapımcılarından Paramount Television Studios, aksiyon ve komediyi buluşturan diziye yeni bir platform bulmak için görüşmelere başladı.

İlk kez Aralık 2023'te duyurulan ve bu yıl temmuzda izleyiciyle buluşan Sür ya da Öl, birbirini çok iyi tanıdığını düşünen iki yakın dostun hikayesini anlatıyor.

Octavia Spencer'ın canlandırdığı Debbie Claybourne'le Hannah Waddingham'ın hayat verdiği Judith Burton'ın sıradan yaşamları, Judith'in aslında uluslararası bir suikastçı olduğunun ortaya çıkmasıyla altüst oluyor.

Geçmişten gelen gizemli bir figürün ortaya çıkması ve bir suikast girişiminin ters gitmesi üzerine ikili, peşlerindeki güvenlik güçlerinden, profesyonel katillerden ve tehlikeli suçlulardan kaçarak Avrupa boyunca zamana karşı yarışıyor.

Yüksek bütçeli yapımları geride bıraktı

Yayın hayatına sessiz sedasız başlamasına rağmen kısa sürede ABD'nin günlük izlenme listelerinde zirveye çıkan dizi, Kainatın Hakimleri (Masters of the Universe) gibi yüksek bütçeli yapımları bile geride bırakmıştı. 

Luminate ve Nielsen verilerine göre ilk haftalarında dijital yayın listelerinin üst sıralarında yer alan yapım, yayımlandıktan sonraki ilk 14 günde Prime Video'nun ABD'de en çok izlenen yeni dizisi olmuştu.

Dünya genelinde de geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Sür ya da Öl, üç hafta boyunca Prime Video'nun en çok izlenen orijinal dizisi olmayı başarmıştı.

Dizi, yayımlanmasının üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ platformun küresel ilk 10 listesinde yer alıyor. İzleyicilerin sezonu tamamlama oranının da yeni sezon onayı alan diğer dizilerle benzer seviyede olduğu belirtiliyor.

Eleştirmenlerden ve izleyicilerden yüksek puan

Hem seyircilerin hem de televizyon yazarlarının beğenisini kazanan yapım, Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden yüzde 96, izleyicilerden ise yüzde 85 oranında olumlu değerlendirme aldı.

Variety eleştirmeni Aramide Tinubu, diziyle ilgili değerlendirmesinde şöyle yazmıştı:

Sür ya da Öl en çok Thelma ve Louise'in (Thelma & Louise) ruhunu yakaladığı anlarda parlıyor. Spencer ve Waddingham arasındaki muazzam uyum izleyiciye de geçiyor. Waddingham'ı tam anlamıyla bir aksiyon yıldızı olarak izlemek de harika.

Tessa Coates'un yarattığı Sür ya da Öl'ün dizi sorumluluğunu Matt Miller ve Peyton Reed birlikte üstleniyor. Oyuncu kadrosunda Ed Skrein, Calam Lynch, Savannah Steyn, Jamie Parker ve Bill Nighy de yer alıyor.

Paramount Television Studios, Amazon MGM Studios, Double Dream ve Orit Entertainment imzalı dizinin devam edip etmeyeceği, başka bir platformun projeyi devralmasına bağlı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, TVLine


Tüm beklentileri aşan Resident Evil gişeyi fethetti

Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Tüm beklentileri aşan Resident Evil gişeyi fethetti

Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)
Resident Evil'da Euphoria ve Silahlar'la tanınan 30 yaşındaki Austin Abrams'ın canlandırdığı tıbbi kurye Bryan, sıradan bir teslimat gecesinde kendisini kaderin acımasız oyununun ortasında buluyor (Sony Pictures Releasing)

Silahlar'ın (Weapons) yönetmeni Zach Cregger, Resident Evil uyarlamasıyla gişeyi bir kez daha salladı. 

1990'lardan günümüze uzanan efsanevi korku oyunu serisinin yeni sinema uyarlaması, açılış hafta sonunda Kuzey Amerika'da 60 milyon dolar hasılat elde etti. Beklentileri fazlasıyla aşan bu sonuç, 24 yıllık korku serisinin en büyük açılışı olarak kayıtlara geçti.

Serinin önceki açılış rekoru, 26 milyon dolarla Milla Jovovich'in başrolünde yer aldığı 2010 yapımı Ölümcül Deney: Ölümden Sonra'ya (Resident Evil: Afterlife) aitti.

Uluslararası pazarlarda 48,3 milyon dolar kazanan yeni Resident Evil, dünya genelinde toplam 108,3 milyon dolarlık güçlü bir açılış yaptı.

Gişe tahminlerinin üst sınırının 10 milyon dolar üzerine çıkt

Hafta sonu öncesinde filmden Kuzey Amerika gişesinde 40 ila 50 milyon dolarlık bir açılış yapması bekleniyordu.

Sony'nin Resident Evil serisini yeniden canlandıran ve sinemadaki 8. halkası olan yapım olumlu eleştiriler, izleyiciler arasında kulaktan kulağa yayılan övgüler ve Cregger'a duyulan güven sayesinde tahminleri aşmayı başardı.

2022 yapımı düşük bütçeli Barbarian'la dikkatleri üzerine çeken Cregger, geçen yıl 43 milyon dolarla açılış yapan Silahlar sayesinde korku sinemasının önde gelen yönetmenlerinden biri haline gelmişti.

38 milyon dolarlık bütçeyle çekilen Silahlar, dünya genelinde 270 milyon dolar hasılat elde etmiş ve Amy Madigan'a Oscar kazandırmıştı.

Rentrak Piyasa Trendleri Başkanı ve gişe analisti Paul Dergarabedian, sonucu şöyle değerlendirdi:

Zach Cregger'ı Resident Evil gibi büyük bir serinin başına getirmek, tanıdık bir hikayenin izleyicilere yeniden taze ve özgün görünmesini sağladı. Z kuşağı da gişeyi sürükleyen başlıca güçlerden biri haline geldi ve korku filmlerine büyük ilgi gösteriyor.

Sony'den 75 milyon dolarlık yeni başlangıç

Sony, önceki yeniden başlatma girişiminden 5 yıl sonra seriyi canlandırmak için yeni filme 75 milyon dolar ayırdı. 

Stüdyonun 2021'deki önceki yeniden başlatma girişimi Resident Evil: Raccoon Şehri (Resident Evil: Welcome to Raccoon City), 25 milyon dolarlık bütçesine karşılık dünya genelinde yalnızca 42 milyon dolar kazanarak hem eleştirmenler hem de gişe açısından hayal kırıklığı yaratmıştı.

1996'da video oyunu serisi olarak başlayan Resident Evil, ilk kez 2002'de Milla Jovovich'in başrolünde sinemaya uyarlanmıştı. Jovovich, eski güvenlik görevlisi Alice rolünü 2000'ler ve 2010'lar boyunca 5 devam filminde daha canlandırmıştı.

Önceki filmler yaklaşık 20 milyon dolarlık açılışlar yaparken, Ölümcül Deney: Son Bölüm (Resident Evil: The Final Chapter) dünya genelinde elde ettiği 314 milyon dolarla hâlâ serinin dünya genelinde en yüksek hasılata ulaşan filmi.

2026'nın en yüksek puanlı korku filmi

Yeni Resident Evil'da Cregger, Silahlar'da rol alan Austin Abrams'la yeniden bir araya geliyor. Abrams, Raccoon Şehri'nde virüsün yarattığı canavarların arasında hayatta kalmaya çalışan bir tıbbi kuryeyi canlandırıyor.

Rotten Tomatoes'ta eleştirmenlerden yüzde 96 oranında olumlu yorum alan ve CinemaScore sinema çıkış anketlerinden "B+" alan film, Cregger'ın kariyerindeki en yüksek olumlu eleştiri oranına ulaşarak Silahlar'ı geride bıraktı.

Yapım aynı zamanda Rotten Tomatoes verilerine göre 2026'nın en yüksek olumlu eleştiri oranına sahip korku filmi oldu.

FranchiseRe bülteninin yayıncısı David A. Gross değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Pandemi döneminde bocalayan önceki filmin ardından bu, seri için muazzam bir geri dönüş. Eleştiriler olağanüstü, izleyici puanları da korku türü için son derece güçlü.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Hollywood Reporter