Filistin kütüphaneleri ziyaretçiden yoksun

Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)
Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)
TT

Filistin kütüphaneleri ziyaretçiden yoksun

Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)
Bazı kütüphaneler, okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmaya mecbur oldu (Independent Arabia)

Filistin Merkezî İstatistik Bürosu’nun önceki verilerine göre 18 yaşın üstündeki erkekler, vakitlerinin yalnızca yüzde 2,7’sini farklı şekillerde okuyarak geçirirken yüzde 4,2 ile bu oranlar kadınlarda daha yüksek.
Kütüphanede yalnız
Independent Arabia'dan Ragda Ateme'nin haberine göre 70 yaşlarındaki Nidal Nureddin, elinde bir fincan kahve ve kitapla Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus Belediye Kütüphanesi'nin evrakları arasında oturuyor. Tıpkı 50 yıl önce yaptığı gibi. Ama o zamanlar hep, birinin gözde koltuğuna oturmasından korkarmış. Öyle ya kütüphane geçmişte yüzlerce öğrenci, öğretmen ve entelektüel ile dolu olurdu. Bugün Filistin’in 1960 yılında kurulmuş olan bu en eski kütüphanesinin raflarındaki binlerce değerli kitap gibi Nureddin de yapayalnız oturuyor. Zira nadir zamanlar dışında ne bir ziyaretçi kapıyı açıyor ne de bir okuyucu. Nablus Halk Kütüphanesi de Filistin’in diğer kütüphaneleri gibi gelen-gidenin yokluğundan şikâyetçi. Independent Arabia’ya konuşan Nureddin’e göre teknoloji, televizyon ve internet dünyasına açılan zamanımızda kitap, artık en iyi sohbet arkadaşı değil. Kitabın yele kapıldığı bir durumda eğer varsa, aklın ve ruhun gıdası artık kitap dışında bir kaynak haline geldi.
Nureddin sözlerine şöyle devam ediyor: “Hayatım boyunca yaklaşık 10 bin kitap okudum. Biz gençliğimizde aramızdan en çok kim kitap okuyor diye yarışır, kitapların kalitesine çok dikkat ederdik. Dolaşımda en çok edebiyat, felsefe ve siyaset kitapları olurdu. Okuma sonrasında ise kitabın içeriğine dair tartışma oturumları düzenlenirdi. Ben cep telefonlarına dalıp kitabın değerini, zamanın önemini bilmeyen günümüz gençleri için çok üzülüyorum. Endişe verici bir gerileme söz konusu. Kitap okumayı teşvik edip kitap sevgisi aşılayan etkinlikler yapılmıyor. Orada burada duyurusu yapılan yarışmalar, para kazanma hevesinden öteye geçmiyor bence.”
Şok edici rakamlar ve acı gerçeklik
Batı Şeria’daki özel ve halk kütüphaneleri, kritik bir durgunluk aşamasından geçiyor. O kadar ki bazı kütüphaneler, Filistinlilerin okuma seviyelerindeki korkunç düşüş sebebiyle kapanmak durumunda kaldı. Filistin Merkezî İstatistik Kurumu’nun 2014 yılında yayınladığı rakamlara göre 18 yaşın üstündeki erkekler vakitlerinin sadece yüzde 2,7’sini farklı şekillerde okumak için geçirirken kadınlar yüzde 4,2 oranında okumaya vakit ayırıyor. Uzmanlara göre bugün bu oranlar çok daha düşük.
Batı Şeria’nın merkezindeki Ramallah’ta yer alan Daru’ş-Şuruk Yayın ve Dağıtım Merkezi Müdürü Hudar el-Bess, Independent Arabia ile yaptığı görüşmesinde şu ifadeleri dile getirdi: “Çok günler oluyor ki kitabevine kimse girmiyor. Aylık olarak kitap müşterilerinin sayısı 5-10 civarında.
Bu durum, Filistinlilerin okuma seviyesinde büyük bir düşüşün yaşandığını gösteriyor. 1997 yılında açılan Daru’ş-Şuruk kitabevi, şu an tamamen kapanma tehlikesi ile karşı karşıya. Satışlar, çalışanların aylık ücretlerini ve maaşlarını karşılamaya yetmiyor. Birçok zorluğa rağmen Batı Şeria’da okumayı teşvik etmek için topluluk girişimlerinde bulunduk. Ne yazık ki çağrılara cevap yok. 2009 yılında Okur Kulübü adını verdiğimiz bir etkinlik başlattık. Bu kulüp, kitabevini ziyaret edip bedava kitap okumak üzere istisnasız herkese kapılarını açtı. Kulübe o dönemde sadece üç kişi kayıt yaptırdı. 2010 yılında sayı sadece tek katılımcıya düştü. Kitaba ve okumaya tam olarak önem verilmediği için kampanyayı bitirmek zorunda kaldık. Az sayıda da olsa da satılan kitaplar, Arapça ve tercüme romanları gibi edebiyat türünde. İkinci sırada ise düşünce ve felsefe kitapları geliyor. Akademik amaçlı kitap satın alan öğrenci sayısı ise çok az.”
Yasadışı kitaplar
Batı Şeria çarşısında sokaklara açılan tezgâhlarda korsan ve kopyalanmış kitaplar yasadışı bir şekilde açıktan açığa satılıyor. Okuyucu, orijinal baskı ile korsan kitap arasında bir ayrım gözetmiyor. Öte yandan ucuz fiyatlara rağmen müşteri, bunları denk gelirse satın alıyor.
El-Bess, konuşmasını şu sözlerle sürdürüyor: “Basın Yayın Yasası, Batı Şeria’da 1995 yılından bu yana, yani 24 yıldır yürürlükte. Korsan yayınların sorgulanmasında da yazarlar ve yayınevlerine yönelik herhangi bir koruma içermiyor. Filistin Yasama Meclisi’nin olmadığı, yasa yapımı için toplanmadığı ve Filistin hükümetinin böyle bir kanuna gereken önemi vermediği bir durumda fikri mülkiyetin ve telif hakkının korunması, bir sonraki duyuruya kadar ertelenmiş kalacak”.
Gerçek ve vitrin arasındaki uçurum
Resmî istatistikler, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki okuma oranlarında bir düşüşün yaşandığını teyit ederken Filistinliler, yıllık olarak uluslararası yarışmalardan ödül topluyor. Filistinli öğrenci İfaf eş-Şerif, 2017 yılında BAE’de düzenlenen Okuma Mücadelesi yarışmasında Arap dünyasından toplam yedi milyon katılımcıya karşı zafer kazandı. 2018 yılında ise bir başka Filistinli Kasım Sabih de aynı yarışmada üçüncülük elde etti.
Daha önce Tamir Toplum Eğitimi Vakfı’nda okumayı teşvik etmek için bir kampanya yürüten Abdusselam Haddaş, Independent Arabia ile yaptığı görüşmede, “Bu yarışmalar ve ödüller, bir öğrenciyi mahvedebilecek en kötü şeydir. Zira bunlar sadece para için okumayı teşvik ediyor. Yarışmalar olmadan kitap taşıyan bir kişi bulamazsınız. Bu tür yarışmalara katılan öğrencinin rekabete konu olan kitabı okuyacağının hiçbir garantisi de yoktur. Nitekim ondan basit bir özet isteniyor. Batı Şeria’da özel ve devlet olmak üzere Filistinli resmî eğitim kurumlarında ciddi bir sorun var. Buralarda ne kültür için gerçek anlamda bir alan açılıyor ne de kitap için güvenli ve serbest bir ortam oluşturuluyor. Bu bilgi kurumları sadece adıyla ve güzel binaları ile var ve bir eğitim ortamı yaratmak için de kurulmuyor. Eğitim-Öğretim Bakanlığı, birinci sınıftan liseye kadarki eğitim süresince öğrenciye ezber ve damga metodu uyguluyor. Öğrencileri okumaya teşvik eden okul kütüphanesinin bile etkisi kalmadı. Okul kütüphanelerindeki kitapların çoğu toza bulanmış halde” ifadelerini dile getirdi.
Filistin’deki en eski kütüphane
Nablus Belediye Kütüphanesi, Filistin’deki en eski kütüphane olarak kabul ediliyor. O dönemde Kral Hüseyin tarafından çıkarılan Krallık kararıyla kurulan bu kütüphanenin açılışında Kral bizzat bulundu. Filistin ve Ürdün’deki ilk halk kütüphanesi olarak bu, birçokları tarafından kentte kültürel ve medeni bir devrim hareketi olarak kabul edildi. Kurulduktan sonra 1963 yılında Ürdün Kütüphaneler Birliği faaliyete başlayarak o dönemde Nekbe (İsrail'in kurulduğu Filistinliler için felâket günü) öncesine ait onlarca arşiv yazması topladı.
Nablus Belediye Kütüphanesi Müdürü Dırar Tavkan, Independent Arabia’ya, “Kütüphane 125 bin kitap barındırıyor. Bunların arasında 800 yılı aşmış olanlar da mevcut. Ayrıca İngilizce kitaplar da var. Bunun yanı sıra çoğu Osmanlı dönemine ait 1 milyon 300 kadar belge bulunuyor. Kütüphanedeki belgeler ve yazmalar, sadece burada var. Bunlarla birlikte İngiliz mandası, İsrail işgali, Ürdün iktidarı ve Filistin yönetimi dönemlerine dair bir arşiv de yer alıyor. Tüm bu hazinelere rağmen kütüphane, az sayıda okuyucu ve kitapsever ile buluşuyor. Geçmişte karar alıcıların merkezi, tüm Arap dünyasında bilgi kaynağı ve kültür öncülerinin sığınağı olan kütüphane bugün yoğun bir şekilde ziyaretçi eksikliği ile yüz yüze” şeklinde konuştu.
İsrailli okuyor
İsrail’deki Hayfa Üniversitesi’nin 2014 yılında teknolojinin okuma alışkanlıkları üzerindeki etkisine dair yaptığı bir araştırmaya göre İsrailliler, bilgisayar ve akıllı telefon gibi modern teknolojik aygıtların varlığından etkilenmeyerek kitap okumayı bırakmadı. İsraillilerin yüzde 25’i her gün kitap okuyor. İsrailli kütüphaneler ağı Steimatzky, kitap edinen İsraillilerin oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğuna işaret ediyor. Bunların yüzde 33’ü her sene beşten fazla kitap alıyor. İsrailli yayınevleri 2015 yılında 78 binden fazla kitabın yanı sıra basılmamış elektronik yayınlar da çıkardı ve bununla önceki yıla oranla yüzde 17’lik bir artış gösterdi.



Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
TT

Glee geri mi dönüyor? Ortak yaratıcısından dikkat çeken açıklama

Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)
Ian Brennan,Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin galasında The Independent'a konuştu (AP)

Glee'nin yeniden başlatılması gerçekten gündemde olabilir mi?

Fox dizisinin ortak yaratıcısı Ryan Murphy ve yıldızı Lea Michele'in son aylarda dizinin yeniden başlatılma ihimalinden bahsetmesi, bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair çok sayıda spekülasyona yol açtı.

Yakın zamanda düzenlenen New York Moda Haftası etkinliğinde E! News'a konuşan Michele, "Glee'yi çok sevdiğini" ve dizinin "kalbinde çok özel bir yeri olduğunu" söyleyerek "Ryan'ın peşinden her yere giderim" diye eklemişti.

Murphy'nin uzun süredir birlikte çalıştığı, Glee'nin ortak yaratıcısı Ian Brennan da konuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. İkilinin birlikte yaptığı yeni Netflix dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi'nin (Monster: The Lizzie Borden Story) galasında The Independent'a konuşan Brennan, yeniden birleşme olasılığından bahsetti.

"Şunu söyleyeyim: Glee'yi yeniden başlatma projesinde ikisine de katılırım. Söyleyebileceğim tek şey bu" diyen Brennan, "Buraları takip edin" diye ekledi.

Brennan, Murphy ve Brad Falchuk, lise korosu New Directions'ın yaşadığı sıkıntıları ve zorlukları konu alan popüler müzikal dizinin ortak yaratıcısıydı. 2009'dan 2015'e kadar Fox'ta yayımlanan dizi, 6 Emmy Ödülü ve 4 Altın Küre kazandı.

Glee'de Michele'le birlikte Matthew Morrison, Jane Lynch, Chris Colfer, Dianna Agron, Kevin McHale ve Amber Riley'nin yanı sıra hayatını kaybeden oyuncular Cory Monteith, Mark Salling ve Naya Rivera da rol alıyordu.

Dizi kusursuz değildi; çekimler sırasında ve sonrasında, Michele'in diğer oyuncuları zorbaladığı yönündeki suçlamalar da dahil çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştı. Michele, davranışları nedeniyle kamuoyuna bir özür açıklaması yayımlamıştı.

Dizi ve bıraktığı mirasın yanı sıra yeniden başlatılma ihtimali hakkında temmuzda People'a konuşan Murphy şunları söylemişti: 

Bu ilginç bir dizi çünkü yeniden popülerleşti. Şimdi pek çok genç izliyor. Ben de 'Belki de o diziye geri dönmeliyiz' diyorum.

cvfgbhyj
Lea Michele, Glee'de Rachel Berry karakterini canlandırdı (Fox)

Murphy sözlerini "O diziye duyduğum nostalji ve sevgi o kadar büyük ki, 'Belki de insanlar bir şekilde o dizinin yeni bir versiyonunu görmek isterler' diye düşünüyorum. Evet, o diziyi seviyorum; neye dönüştüğünü ve pek çok insan için ifade ettiği şeyi de seviyorum" diye sürdürmüştü.

Glee'de Falchuk'la ilk kez işbirliği yaptıktan sonra Murphy ve Brennan, Scream Queens, The Politician ve son olarak da Canavar serisinde yakından çalışmaya devam etti.

Bu serinin 4. dizisi Canavar: Lizzie Borden'ın Hikayesi perşembe günü Netflix'te gösterime girdi.

Ella Beatty, Billie Lourd, Charlie Hunnam, Rebecca Hall ve Vicky Krieps'in rol aldığı dizi, 1800'lerin sonlarında babasını ve üvey annesini öldürmekten yargılanan ve sonra beraat eden cinayet zanlısı Lizzie Borden'ın gerçek hikayesinden uyarlandı.

Independent Türkçe


İlk kez bir kambur balina, yavrusunun yasını tutarken görüldü

Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
TT

İlk kez bir kambur balina, yavrusunun yasını tutarken görüldü

Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])
Amniyotik zarın atılması (a), yüzeyde yüzen amniyotik zar parçaları (b), ölü doğan yavrusunun yanında dinlenen dişi kambur balina (c) ve ölü doğan yavrusuyla göz teması (d) (Discover Animals [2026])

Bilim insanları, ölü doğum yaptığı düşünülen dişi bir kambur balinanın yas tutma olarak yorumlanabilecek davranışlarını ilk kez gözlemledi.

En son araştırmaları, Queensland'in güneyindeki Gold Coast açıklarında 2025'te görülen dişi bir kambur balinayla ona eşlik eden bir balinayı belgeliyor.

Anne olduğu tahmin edilen balina, ölü doğan yavrusunun yanında birkaç saat, hatta muhtemelen birkaç gün boyunca kaldı.

Griffith Üniversitesi'nden bilim insanları, ölen bireylere yönelik bu tür özenli davranışların daha önce yalnızca dişli balinalar ve yunusgillerde gözlemlendiğini, kambur balinalar gibi dişsiz balinalar üzerine yapılan araştırmalardaysa görülmediğini söylüyor.

Hakemli dergi Discover Animals'ta yayımlanan çalışmanın yazarlarından Olaf Meynecke, "Dişli balina annelerin ölen yavrularını su yüzeyine çıkardığının gözlemlendiği raporların aksine bu anne kambur balina, ölen yavrusuna karşı sualtında uzun süreli bir ölüm sonrası davranış sergiledi ve onunla ilgilendi" diyor.

Dr. Meynecke, "Yavrunun yanında kalarak göz temasını bozmadı ve birkaç saat, hatta belki de günlerce yavrusunun yanında durdu" diye ekliyor.

vfgbh
Göç sırasında neşeyle oynayan genç bir kambur balina havaya sıçrıyor (AFP)

2025'teki karşılaşma sırasında, Gold Coast kıyısından yaklaşık 1 km uzaklıktaki iki yetişkin kambur balinanın sık sık su yüzeyine çıktığı gözlemlendi.

Hızlı hareketler ya da kovalamaca gibi herhangi bir saldırgan davranış sergilemiyorlardı.

Araştırmacılar, "Daha sonra anne olduğu varsayılan, biraz daha büyük balina su yüzeyinde dinlenme pozisyonunda kaldı ve sırtını bükerek iki dakikadan az süren kısa dalışlar gerçekleştirdi" diye yazıyor.

Her dalıştan sonra aşağı yukarı aynı noktada su yüzüne çıktı.

GoPro kamerasıyla çekilen görüntüler, yaklaşık 30 dakika sonra balinanın amniyotik zarı attığını gösterdi. Zarın daha sonra su yüzeyinde yüzdüğü gözlemlendi.

Görüntülerde deniz tabanında yatan küçük bir yavru da görüldü.

Araştırmacılar, "Anne olduğu tahmin edilen balina, ölü doğan yavrusunun yanına yaklaştı, başıyla ve göğüs yüzgeciyle ona dokundu ve her seferinde en az bir dakika boyunca yanında hareketsiz kalarak onun gözlerine baktı" diye yazıyor.

Bilim insanları, gözlemlenen bu davranışın, sosyal açıdan karmaşık memelilerde belgelenen bakım veya koruma eylemleriyle tutarlı olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar bu gözlemin, balinalarda ölümle ilgili tepkilerin bilişsel ve duygusal boyutlarına dair halihazırda sınırlı kalan anlayışı genişlettiğini belirtiyor.

Gözlemin aynı zamanda doğal bir şekilde var olan, "yavruya karşı güçlü bir anne bağını" da yansıttığını ifade ediyorlar.

Sea World Vakfı'ndan kurtarma teknesi kaptanı Andrew Mulville, "Neler yaşandığını tam olarak anladığımda resmen şoke oldum" ifadelerini kullanıyor.

Mulville, "İlk bakışta sadece iki balinanın yüzeyde dinlendiğini sandım ama sıradışı davranışlar sergiliyorlardı" diyerek ekliyor:

O gün denizde görmeyi beklediğim şey kesinlikle bu değildi.

Independent Türkçe


Trump: İstersem balıkçılığı yasaklarım

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
TT

Trump: İstersem balıkçılığı yasaklarım

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)
Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi (Reuters)

Donald Trump, doğal ortam tutkunları ve sektör yöneticileri için Gül Bahçesi'nde düzenlenen akşam yemeğinde konuklara, ABD Başkanı olarak onların balık tutmasını yasaklayacak kadar güçlü olduğunu söyledi.

Trump, bu esprili sözleri perşembe akşamı Beyaz Saray'da düzenlenen etkinlikte sarf etti. Etkinlikte, avcılık ve balıkçılık imkanlarını genişletmeyi ve Biden döneminden kalma bazı kısıtlamaları kaldırmayı amaçlayan başkanlık kararnamelerini imzaladı.

Etkinliğe katılan yöneticilerden biri de Bass Pro Shops'ın milyarder kurucusu Johnny Morris'ti.

Trump, dinleyicilere, imzaladığı başkanlık kararnamelerinin balıkçılık sezonunun uzatılmasını sağlayacağını ve bu faaliyete katılan sektörlere yardımcı olacağını söyledi.

Trump, "Bu, çok sayıda olta satabileceğin anlamına geliyor, Johnny. Çok fazla olta satacaksın. İstersem, satamamanı sağlayabilirdim. Hiçbir şey satamazdın. Balıkçılığı yasaklayabilirdim" diye konuştu.

Bak ne diyeceğim. Bu makamın inanılmaz bir gücü var. Balıkçılığı yasaklayıp Johnny'yi iflasın eşiğine getirebilirdim. Tamam. Sanırım bunu yapacağım. Belki de hızlı bir kararnameyle bunu yaparım; ta ki o beni arayıp 'Lütfen Başkanım, lütfen, beni iflasa sürüklüyorsunuz efendim' diyene kadar sadece bir iki günlüğüne yapabilirim.

Eski New York gayrimenkul geliştiricisi Trump, dinleyicilere, Amerikalı avcı ve balıkçılardan aldığı destek açısından kendisiyle boy ölçüşebilecek sadece bir başkan daha olduğunu söyledi: 

Amerika'nın doğal ortam tutkunlarının, Oval Ofis'te uzun yıllardır bu kadar iyi bir dostu olmadı. Muhtemelen hayatını kaybetmiş büyük Başkan Theodore Roosevelt de çok iyiydi.

Trump klasik bir hareketle, Washington D.C. çevresindeki en son yenileme projeleriyle akşam yemeği konuklarına övündü.

Mar-a-Lago tarzı bir veranda yapmak için zeminini döşettiği Gül Bahçesi'nde Trump, "Beyaz Saray'da çok iş yaptık" dedi. 

Dış cephesi kötü durumdaydı, çok ama çok kötü durumdaydı.

Trump, başkanlık arması gibi görünecek şekilde tasarlanan ve Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne kurulan yeni siyah-beyaz granit helikopter pistinden özellikle bahsetti.

Başkan, "Taşla, granitle, üzerine güzel bir kartal figürü oyulmuş, yaklaşık 15 cm kalınlığında bir şey yaptılar. Helikopterlerin inebileceği bir helikopter pisti. Daha önce hiç böyle bir şey yapılmamıştı" dedi.

Açıkçası, satın alınan yeni helikopterler o kadar güçlü ki çimleri söküp attılar. Ben de 'Helikopter pisti inşa etmeye ne dersiniz?' dedim ve sonuç gerçekten iyi, çok iyi oldu.

Trump, temmuzda Oval Ofis'te düzenlenen bir etkinlikte, dev savunma yüklenicisi Lockheed Martin'in iştiraki Sikorsky Aircraft'ın helikopter pistinin masraflarını karşıladığını söylemişti. Trump'a göre şirket, başkanın Marine One'ı olarak kullanılmak üzere 2024'te tamamladıkları helikopter filosunun gücü konusunda kendisini uyarmadığı için “biraz suçluluk” duyuyordu.

Trump o dönem gazetecilere yaptığı açıklamada, "Masrafları onlar karşılıyor; yaklaşık 5 ya da 6 milyon dolar" demişti.

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç