Güney Geçiş Konseyi, Atak'ta hezimete uğradı

Abyan vilayetinde Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerine bağlı mekanizmalar (AFP)
Abyan vilayetinde Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerine bağlı mekanizmalar (AFP)
TT

Güney Geçiş Konseyi, Atak'ta hezimete uğradı

Abyan vilayetinde Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerine bağlı mekanizmalar (AFP)
Abyan vilayetinde Güney Geçiş Konseyi kuvvetlerine bağlı mekanizmalar (AFP)

Yemen’in güneyini kuzeyinden ayırmak isteyen Güney Geçiş Konseyi güçleri, hükümet güçlerinin durumu kontrol altına almasının, girişlerin güvenliğini sağlamasının ve geçiş güçlerinin planını boşa çıkarmasının ardından 23 Ağustos’ta Aden’in kuzeydoğusundaki Şebve vilayetinin başkenti Atak şehrinde patlak veren çatışmalarda hezimete uğradı.
Geçiş Konseyi liderleri de yenilgiyi kabul ederken yerel kaynaklar, yaklaşık 2 hafta önce geçici başkent Aden’de olduğu gibi kamp ve hükümet mevziilerine yeniden baskın düzenleme ve Atak şehrini kontrol etme umuduyla Geçiş Konseyi üyelerinin Aden, el-Dali ve Yafa bölgelerine takviye yapmaya başladıklarını açıkladı.
Geçtiğimiz Perşembe akşamı patlak veren ve Cuma sabahına kadar devam eden çatışmaların ardından meşru hükümet sözcüsü Racih Badi aracılığıyla yapılan resmi açıklamada, çatışmaların Şebve’ye genişlemesinin, meşruiyeti destekleyen koalisyonun hedeflerine meydan okuma anlamına geldiği belirtildi.
Atak şehrindeki askeri ve güvenlik kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, özel güvenlik güçleri ve 21. Mika Tugayları tarafından temsil edilen hükümet güçlerinin, Geçiş Konseyi güçlerinin saldırılarına karşı koymalarının ve onları şehir dışına çıkarmalarının ardından her türlü silahın kullanıldığı çatışmaların sabaha karşı durduğunu söyledi.
Çatışmalarda Geçiş Konseyi’ne ait askeri araçlar ateşe verilirken, güvenlik güçleri, Vali Muhammed Salih bin Adyo’nun evine saldırmak üzere Geçiş Konseyi güçlerinin gece sızma girişimlerini engelledi. Görgü tanıkları da Beyhan kasabasından gelen hükümet güçlerine takviye yapıldığını açıkladı.
Marib merkezli Üçüncü Askeri Bölgeye bağlı askeri Atak ekseni komutanlığı açıklamasında, “Şebvaniye Seçkin Güçleri” olarak adlandırılan ve Geçiş Konseyi’ne bağlı güçlere, “meşru hükümete katılmak, aklın sesine yanıt vermek ve akıl ve mantık dilini kullanmak” için 8 saatlik bir süre verdi.
Askeri eksen, “Bu çağrıya cevap veren, Şebve’nin korunması ve kasabalarının güvenliği için meşruiyete katılan herkesin güvenliği sağlanacak” dedi.
BAE’den iddialara yalanlama
Hükümet de çatışmalara dair sözcü aracılığıyla yaptığı açıklamada, Geçiş Konseyi olarak isimlendirilen isyana karşı koymaya kararlı olduklarını belirtti. Racih Badi ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şebve vilayetinin Balhaf kasabasındaki güçlerini, Suudi Arabistan’ın krize son verme ve askeri tırmanışı durdurma çabalarına rağmen askeri alanları havaya uçurmak ve Atak şehrine baskın yapmaya çalışmakla suçladı.
BAE, meşru Yemen hükümetinin suçlamalarını yalanlarken, Güney Geçiş Konseyi’nin ayaklanmasından sorumlu olduğu iddialarını reddetti. BAE ayrıca, Husilere karşı mücadelede meşruiyeti destekleyen koalisyon içerisinde ortaklık yapmaya kararlı olduğuna dikkati çekti.
Racih Badi, silahlı isyanın Şebve’ye genişlemesinin, Arap Koalisyonu’nun hedeflerine, Suudi Arabistan’ın ateşkes çabalarına ve tüm sükûnet çabalarına karşı bir meydan okuma olduğunu vurguladı. Badi, askeri birliklerin konumlarının Geçiş milislerinin yürüttüğü silahlı isyanı ele almada tutarlı, kararlı ve güçlü olduğunu ifade etti.
Resmi hükümet kaynakları da bu bağlamda Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik’in Şebve Valisi Muhammed bin Adyo ile telefon görüşmesi yaptığını, Şebve’deki güvenlik ve askeri duruma ilişkin gelişmeler hakkında bildi aldığını açıkladı.
Yemen hükümetine bağlı SABA haber ajansına göre Başbakan, yerel otorite güçlerinin ve ulusal ordu kuvvetlerinin durumuna dair müdahaleleri ve İran destekli Husi milislere hizmet eden yasadışı unsurların yol açtığı zorlukların üstesinden gelmek için çalışmaların devamlılığı hususunda bilgi aldı. Başbakan ayrıca, güvenliği, istikrarı, kamu ve özel mülkiyeti koruma çabaları hakkında bilgilendirildi.
Yemen Başbakanı, telefon görüşmesi sırasında Suudi Arabistan’ın tırmanışı durdurma çabalarına övgüde bulunurken, “durumun daha fazla şiddete kaymasını engelleme, durumun istikrarını, devlet kurumlarını ve toplumsal barışı koruma, devlete yönelik isyan girişimlerinde bulunanları engelleme, ulusal pozisyon ve çabaları destekleme” kararlılığına da dikkati çekti.
Başbakan Abdulmelik, tüm Şebve halkını da “güvenlik, istikrar ve halkın huzurunu bozmaya çalışanları engellemek amacıyla safları birleştirmeye, yerel otorite ve devlet kurumlarının liderliğini desteklemeye” çağırdı.
Kaynaklar ise, Şebve Valisi’nin askeri tırmanışın sebepleri ve mevcut gelişmeler hakkında Başbakan Abdulmelik’e kapsamlı bilgi verdiğini ifade ederken, durumun Şebve vilayeti ve vatandaşlar üzerindeki olumsuz etkilerine değindiğini söyledi. Valinin ayrıca durumu kontrol altına almak için sarf edilen önlemlerden de söz ettiği belirtildi.
Güney Geçiş Konseyi: Şebve’de çatışmalar durdu
Öte yandan Güney Geçiş Konseyi Başkan Yardımcısı Hani bin Berik, 23 Ağustos sabahı Twitter üzerinden Şebve’de çatışmaların durduğuna dair açıklamada bulundu.
Hani bin Berik, “Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyona saygı, sakinleşmeye ve koalisyonla bir çözüm düşünmeye dair bağlılığımız, Şebve’de çatışmaların durmasını sağlayan en önemli durum oldu. Terörist Islah Partisi’nden tekrarlı saldırıların olması halinde beklemeyeceğiz. Kendimize, halkımıza ve güneyin tamamına verdiğimiz taahhüdü yerine getireceğiz” dedi.
Yetkili, Geçiş Konseyi’ne bağlı güçlerin hükümet güçlerinin saldırıları karşısında kendilerini savunmak zorunda olduğunu belirtirken, meşruiyeti destekleyen koalisyona da “bir soruşturma komitesi gönderme ve bölgedeki saldırılardan kimin sorumlu olduğunu tespit etme” çağrısı yaptı.
Geçiş Konseyi güçleri, 4 gün süren çatışmaların ardından tüm askeri mevziilere baskın yaptıktan sonra geçici başkent Aden’in kontrolünü sağladı. Daha sonra ise Zinjibar vilayetinin başkentinde hükümete ait 2 kampı devirmek amacıyla Abyan’a yöneldi.
Meşruiyeti destekleyen koalisyon, bölgede sakinlik çağrısı yaparken, Suudi Arabistan da her iki tarafın memnuniyetle karşıladığı, anlaşmazlık sayfasını çevirmek için meşru liderler ve Geçiş liderleri arasında Cidde’de diyalog çağrısında bulundu.
Daha önce de eski Aden Valisi Aidarus el-Zubeydi başkanlığında 5 üyeli bir geçiş heyeti Cidde’ye ziyarette bulunmuştu.
Aynı şekilde Geçiş Konseyi güçlerinin Aden’e yönelik saldırılarına dair çeşitli kınamalar yapıldı. Bu çerçevede Şura Konseyi, son birkaç gün boyunca devlet kuruluşlarının ve kampların işgal edilmesine neden olan geçici başkent Aden’deki şiddetli saldırıları kınadı.
Yemen Şura Konseyi, “Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ve hükümet tarafından temsil edilen anayasal meşruiyetin, Geçiş Konseyi milislerinin isyanına karşı tüm karar ve eylemlere açıkça destek verdiğini” vurguladı.
Konsey, isyanı destekleyen herhangi bir pozisyonun, Arap Koalisyonu’nu karıştırmaya yönelik düşmanca konumların, bölgesel ve uluslararası toplum tarafından benimsenen siyasi sürecin, uluslararası misyonlar tarafından sarf edilen çabaların engellenmesi için doğrudan bir tehdit olduğunu aktardı.
Yemen Şura Konseyi, Suudi Arabistan Krallığı’nın dostane tavrına dair de memnuniyetini dile getirdi.
Şura Konseyi üyeleri, yaptıkları açıklamada tüm siyasi bileşenlere “Yemen’i parçalama, darbecilere ve isyancılara hizmet eden medya aldatmacalarını durdurma, silahlı kuvvetlere ve güvenliğe destek verme” çağrısında bulundu.
Devlet yürütme, yasama ve yargı kurumlarının sürekli danışma içerisinde kalmasının önemli olduğu belirtilen açıklamada, “askeri ve güvenlik kuruluşunun, Suudi Arabistan önderliğindeki ortak kuvvetlerle işbirliği dâhilinde kurtarılan bölgelerin güvenlik ve istikrarını sağlama hususunda tam sorumluluk üstlendiğini” ifade etti.
Şura Konseyi ayrıca, “devletin güvenliğini, birliğini, cumhuriyeti ve vatanın siyasi sürecini hedef alan ciddi tehditlerle yüzleşmek için Husi isyanıyla ve milislerle mücadelede tüm cepheleri ve askeri operasyonları güvence altına almayı sürdürmenin” önemine dikkati çekti.



ABD, İran'ı Irak hükümeti müzakerelerinden dışlamaya hazırlanıyor

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
TT

ABD, İran'ı Irak hükümeti müzakerelerinden dışlamaya hazırlanıyor

Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)
Irak'taki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, bazı çekincelere rağmen Nuri el-Maliki'yi başbakanlık için aday gösterdi (AP)

ABD'den gelen bir mektup, Nuri el-Maliki'nin Irak başbakanı olma girişimini bozdu. Bu, yeni hükümetin kurulması için yapılan müzakerelerden Tahran'ı dışlamak amacıyla atılan adımların bir parçasıydı.

Pazartesi günü yapılan toplantıda sunulan mektupta, “İran'ın onayladığı” bir hükümete doğru ilerlemenin Irak'ı izolasyona ve yaptırımlara maruz bırakacağı uyarısında ve bu hükümetle ilişki kurulmayacağı tehdidinde bulunuldu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre mektupta, Maliki'nin adaylığının, onun başkanlık ettiği önceki hükümetlerin olumsuz uygulamalarına geri dönüşün habercisi olduğu belirtilerek, Irak toplumunun tüm bileşenlerini içeren bir hükümetin kurulması gerektiği vurgulandı.

Amerikan tarafının gerilimi artıran girişimi, Bağdat ve Erbil'deki siyasi liderlerle temasları da içeriyordu. Bunlar arasında ABD'nin özel temsilcisi Tom Barrack'ın Demokrat Parti lideri Mesud Barzani'yi araması da vardı. Bu gelişmeler, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ertelenmesine ve Maliki'nin atanmasının önünü açan anlaşmanın bozulmasına katkıda bulundu.

“Hukuk Devleti” koalisyonunun liderlerinden biri, el-Maliki'nin adaylık kozunun “artık işe yaramayabileceğini, ancak sonuna kadar manevra yapıp fırsatını korumaya çalışacağını” söyledi.


Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
TT

Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasına ilişkin süreç, Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından Washington’dan gelen itirazlarla kilitlenme riskiyle karşı karşıya kaldı. ABD’nin, “ülkedeki İran nüfuzunu zayıflatmayan” bir hükümetin kurulmasına karşı çıktığı yönündeki mesajları, Maliki’nin görevden dışlanmasına yol açabilecek bir krize işaret ediyor. Washington, mevcut seçeneklerin Tahran’ın olası bir savaşı önleyecek bir anlaşmayı reddetmesi anlamına geldiğini değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat, ABD’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin pazartesi akşamı yaptığı toplantıya sunulan ve Washington’un başbakan ile diğer kilit görevler için izlenen aday belirleme mekanizmalarına itirazını içeren mesajın metnine ulaştı. Bu gelişme, Maliki’nin iki gün önce mecliste en fazla sandalyeye sahip blok tarafından başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından yaşandı.

frgtyu7ı8
Maliki, Kasım 2025’teki son parlamento seçimleri sırasında bir sandık merkezinde (AFP)

Bir kaynak, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki önde gelen bir liderin pazartesi günü şafak vakti sürpriz bir ABD telefonu aldığını, görüşmede Washington’un hükümet kurma süreçlerinde İran’ın süregelen hâkimiyetine itirazının iletildiğini söyledi. Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonundan üst düzey bir isim de ABD mesajının adaylığı sarstığını ve üçüncü dönem yolunu son derece zorlaştırdığını kabul etti.

Daha önce, ülkedeki en büyük Şii ittifak olan Koordinasyon Çerçevesi’nin, Maliki’nin adaylığı açıklanmadan önce ABD’den itiraz sinyalleri alıp almadığı ya da Washington’un tutumunun, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in adaylığı “onayladığı” yönündeki haberlerden sonra mı değiştiği tartışma konusuydu.

Ne oldu?

26 Ocak 2026 sabahı, bir Şii siyasi lider ABD’den aranarak, Koordinasyon Çerçevesi’nin İran’ın onayladığı bir hükümet kurma çağrısının yerel ve bölgesel çekinceleri gözetmediği, Irak’ta İran nüfuzunun süreceğine dair şüpheleri güçlendirdiği ve ülkeyi riskler ile yaptırımlara açık hâle getirdiği mesajını aldı. Mesajda, “Bunu kötü niyetli bir kontrol altındaki hükümet olarak değerlendiririz ve onunla çalışmama hakkımız vardır” denildi.

Geçici hükümetin başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin de ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan benzer bir telefon aldığı, Rubio’nun İran’ın kontrolündeki bir hükümetin Irak’ın çıkarlarını önceliklendiremeyeceği ve ülkeyi bölgesel çatışmalardan uzak tutamayacağı uyarısında bulunduğu aktarıldı.

İkinci dönem için siyasi ve idari nüfuzunu seferber eden Sudani’nin, sonunda Maliki lehine geri adım attığı ve onu “en güçlü isim” olarak savunduğu, ancak bu feragat karşılığındaki anlaşmanın hâlâ netleşmediği belirtiliyor.

ABD’nin diplomatik baskısı pazartesi akşamı daha da arttı. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’ye, “İran tarafından dayatılan bir hükümetin, Iraklıların ya da Suriyelilerin beklentileri ve ABD ile etkili bir ortaklık açısından başarılı olamayacağını” iletti.

Barrack’ın Irak ve Suriye halklarına atfı, Maliki’nin Şam’daki değişime yönelik tutumunu hatırlatıyor. Maliki, uzun süre Beşar Esad rejiminin güçlü bir siyasi müttefiki olmuştu.

frgthyu
Kürt lider Mesud Barzani, Cumartesi günü Erbil’in Salahaddin Mahallesi’ndeki Birmam’da ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack’la bir araya geldi (Kürdistan Demokrat Partisi)

Barrack-Barzani görüşmesinin ardından, bugün (salı) yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi oturumunun ertelendiği açıklandı. Yaygın kanaate göre, Maliki’ye itiraz, Barzani’nin desteklediği bir cumhurbaşkanının seçilmesini de içeren bir uzlaşmayı durdurdu.

Kürt kaynaklar, oturumun Barzani’ye iletilen ABD mesajı sonrası Kürtlerin talebiyle ertelendiğini, Maliki’nin başbakanlığını garanti eden bir anlaşmayla cumhurbaşkanı seçmenin ABD’yi karşıya almak anlamına geleceğini söyledi. Aynı kaynaklar, Barzani’nin iki ay önce Maliki ile hükümet kurma konusunda uzlaştığı yönündeki iddiaların ardından geri attığını ifade etti.

Sert toplantı

26 Ocak akşamı Koordinasyon Çerçevesi, İslami Fazilet Partisi’nin merkezinde toplandı. Şii lider, ABD mesajının içeriğini ittifak üyelerine aktardı. Toplantıda, Maliki’nin adaylığının gözden geçirilmesini isteyenlerle itirazları görmezden gelip süreci sürdürmek isteyenler arasında bölünme yaşandı.

İttifak içinde, yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerden gelen mesajlara dair şüpheler artarken, yapı giderek “gevşek ve dağınık” bir blok olarak tasvir edilmeye başlandı. Karşılıklı güvensizlik ve suçlama atmosferi toplantıya damga vurdu. Bir katılımcının “Hiçbir dış tarafın itirazını dinlemeyeceğiz. Bu aşamada güçlü bir Maliki’ye ihtiyaç var” demesiyle tartışmanın büyüdüğü ve kavgaya dönüştüğü aktarıldı.

Maliki’yi nasıl hatırlıyoruz?

Toplantıda okunan mesaja göre ABD yönetimi, Iraklı liderlerin ülkeyi çatışmalardan uzak tutma yönündeki taahhüdünü destekliyor. Başbakan ve diğer kilit isimlerin seçimi Irak’ın egemen bir kararı olsa da Washington, gelecek hükümete ilişkin kendi egemen kararlarını çıkarları doğrultusunda alacağını vurguluyor.

Mesajda, ABD’nin önceliğinin bireysel isimlerden ziyade çıkarlar olduğu vurgulanıyor. Washington’a göre, güçlü bir ABD-Irak ortaklığı için İran destekli milisleri etkisiz hâle getiren, tehlikeli silahları devlet kontrolüne alan ve ABD tarafından terör örgütü kabul edilen grupları hükümete katmayan bir yönetim gerekiyor. Böyle bir hükümet, iki taraf için karşılıklı fayda sağlayabilir.

Irak’ın tüm toplumsal bileşenlerini kapsayan bir hükümet kurulması, bölgesel ortaklarla açılım politikasının sürdürülmesi ve mezhepsel kutuplaşma ile bölgesel gerilimlerin yaşandığı geçmiş dönemlere dönülmemesi çağrısı yapılıyor.

Mesajda ayrıca, Maliki’nin adaylığının Washington ve bölgede olumsuz hatırlanan önceki dönemleri geri getirebileceği uyarısı yer alıyor. Bu, Irak’ın ABD ile karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklık içinde istikrar, refah ve güvenlik arayışında olduğu bir dönemde dile getiriliyor.

ABD kaynaklarından mesajın doğrulanması mümkün olmazken, Koordinasyon Çerçevesi’nden bir yetkili bunun “ABD yönetiminden gelen yeni ve kesin bir tutum” olarak aktarıldığını söyledi. Kanun Devleti ittifakından bir isim ise Maliki’nin adaylığının “artık çalışmayabileceğini” belirterek, “Dün üçüncü dönem ihtimalinin üzerine bir tavan çöktü” dedi.

xdfvgthy
Irak Parlamentosu, Salı günü yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçim oturumunu gerçekleştiremedi (AFP)

Öte yandan Kanun Devleti koalisyonu sözcüsü Akil el-Fetlevi, ABD’nin Maliki’nin adaylığından memnun olduğunu ve grupları kontrol edebileceğini savundu. Maliki’ye yakın isimler de görevlendirme şansının kaybedildiği iddialarını reddetti.

Maliki nasıl geçti?

Kaynaklar, cumartesi günü Maliki’nin adaylığının ilan edildiği “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısında, bazı Avrupa ve Arap ülkelerinden, bölgesel istikrarı güçlendirmeyebilecek “sorunlu seçeneklere” yönelik çekincelerin iletildiğini aktardı. Toplantıda bir üyenin “Ne zamandan beri bölgesel ve uluslararası görüşleri dinlemeyi seviyorsunuz?” dediği kaydedildi.

Adaylık açıklanmadan önce, çerçevenin ikinci kademesinden iki isim Tahran’a giderek orada yaşayan üst düzey bir liderle birlikte İranlı yetkililerle görüştü. Hamaney’in adaylığı gerçekten destekleyip desteklemediğini sordular ve “Anlaşmanızı memnuniyetle karşılıyoruz. Devam edin ve hızlanın. Zaman yok” yanıtını aldılar.

ABD’nin itirazının, İran’ın hükümet kurma sürecine doğrudan müdahalesi görünür hâle gelmeden önce Maliki’nin ismine yönelik olmadığı değerlendiriliyor. Bir Batılı diplomat, Hamaney’in Maliki seçeneğini onayladığının açıklanmasının Washington’u rahatsız ettiğini ve bu nedenle son saatlerde baskının artırıldığını söyledi.

Diplomata göre Maliki’nin adaylığı, ABD’nin İran’ı kendi şartlarıyla bir anlaşmaya zorlamak istediği bir dönemde geldi. Washington’un isimlerle genel bir sorunu yoktu; ancak bu aşamada İran’a yakın, tartışmalı bir hükümetin, bölgesel gerilimin tırmanabileceği hassas bir anda kabul edilemez olduğu düşünülüyor.

Diplomat, ABD hamlelerini, Tahran’a siyasi bağlılığını açıkça ilan eden bir Irak hükümetini engelleme, Şii güçleri daha az kışkırtıcı bir uzlaşmaya zorlama ve İran’a “müzakere ederken nüfuzunu genişletme” mesajı verme çabası olarak yorumladı.


Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
TT

Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)

Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan silahlı çeteler, son dönemde örgütlenme ve operasyonel taktiklerini değiştirerek “Hamas” yönetimini güvenlik açısından zorlamaya başladı. İlk aşamada dağınık ve etkisiz yapılar olarak görülen bu gruplar, özellikle son bir ayda gerçekleştirdikleri suikastlarla dikkat çekti.

Başlangıçta dağınık hareket eden çeteler zamanla organize oldular

İlk aşamada “Hamas” yönetimini zorlayabilecek bir güç olarak görülen silahlı çeteler, ilerleyen süreçte beklentilerin gerisinde kaldı. Dağınık yapıları ve sürdürülebilir bir örgütlenme kuramamaları, bu grupların etkisini zayıflattı.

sdfrg
Gazze’de “Hamas” karşıtı silahlı bir gruba liderlik eden Filistinli Yaser Ebu Şebab (Yedioth Ahronoth tarafından yayımlanan fotoğraf)

En fazla ün kazanan yapı, daha önce Hamas yönetimi tarafından adli suçlar nedeniyle tutuklu bulunan Yaser Ebu Şebab’ın liderliğini yaptığı çeteydi. Ebu Şebab, Ekim 2023’te savaşın başlamasıyla serbest kaldıktan sonra, akrabaları ve yakın çevresiyle birlikte insani yardımların yağmalanmasında rol aldı ve Refah’ın doğusunda, İsrail kontrolündeki bölgelerde silahlı bir grup kurdu.

İsrail’in bir süre Ebu Şebab çetesini Hamas’a karşı alternatif bir güç olarak değerlendirdiği, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan gelen yardımların yağmalanması ve Hamas karşıtı ailelerle yaşanan silahlı gerilimlerde bu grubu dolaylı olarak kullandığı belirtiliyor.

dfrt
Husam el-Esdal (fotoğrafta ortada), Gazze Şeridi’nde çekildiği belirtilen, tarihsiz bir karede silahlı grubunun üyeleriyle birlikte; fotoğraf Facebook’ta yayımlandı (Esdal’ın Facebook sayfası)

Hamas ise her seferinde bu girişimlere sert şekilde karşılık verdi. Çatışmalarda her iki taraftan da kayıplar yaşanırken, özellikle çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bazı aileler ağır bedeller ödedi. Ateşkes sonrasında Hamasın daha da güçlenerek bazı aşiret ve ailelere yönelik operasyonlar düzenlediği, bunun da İsrail’le iş birliği yapanlara yönelik caydırıcı bir mesaj olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Yeni çeteler, yeni yöntemler

Bu süreçte Gazze’nin farklı bölgelerinde başka silahlı çeteler de ortaya çıktı. Güney Han Yunus’ta Husam el-Esdal, Gazze kentinin doğusunda Rami Halis, kuzeyde Eşref el-Mansi ve en son olarak Han Yunus’un kuzeydoğusunda Şevki Ebu Nasira’nın liderliğinde gruplar kuruldu. Bu yapılar kendilerini “terörle mücadele güçleri” veya “halk güçleri” gibi adlarla tanımladı.

sdfvgth
Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Gazze’nin güneyindeki Refah’ta (Arşiv – Reuters)

Yaser Ebu Şebab’ın Refah’ın doğusunda ailevi bir anlaşmazlığı çözmeye çalışırken öldürülmesinin ardından, grubun fiili liderliğini yardımcısı Gassan ed-Dehini üstlendi. Ancak Ebu Şebab çetesinin etkisi, liderinin öldürülmesiyle birlikte büyük ölçüde azaldı. Bazı üyeleri Hamas tarafından düzenlenen pusularda öldürüldü ya da yakalandı.

gthyyju
Husam el-Esdal (WAFA)

Son dönemde özellikle Rami Halis’in liderliğindeki çetenin taktik değişikliğine gittiği belirtiliyor. Bu grubun, Şucaiyye ve Tuffah mahallelerinde “sarı hat” olarak bilinen bölgeye yaklaşan sivillere ateş açtığı ve bir konut alanını İsrail talebiyle boşalttığı bildirildi. Bu gelişme, çetelerin daha tehlikeli bir aşamaya geçtiği şeklinde yorumlandı.

Suikastlar alarm zillerini çaldırdı

Son bir ay içinde iki Hamas güvenlik yetkilisinin evlerinin yakınında öldürülmesi, dengeleri değiştirdi. İlk suikast 14 Aralık 2025’te Orta Gazze’deki Megazi Mülteci Kampı’nda, İç Güvenlik Teşkilatı mensubu Ahmed Zemzem’e yönelik gerçekleştirildi. İkinci suikast ise 12 Ocak’ta Han Yunus’ta, Hamas hükümetine bağlı istihbarat müdürü Mahmud el-Esdal’ın öldürülmesiyle yaşandı.

dfgt
Gazze’de Hamas mensubu savaşçılar (Arşiv – Reuters)

Saha kaynaklarına göre bu iki saldırı, Şevki Ebu Nasira ve Husam el-Esdal’ın liderliğindeki gruplar tarafından, uzun süreli takiplerin ardından gerçekleştirildi. Operasyonlarda susturucu takılı tabancalar ve vücuda monte edilmiş küçük kameralar kullanıldığı, bunun da İsrail desteğine işaret ettiği ifade ediliyor.

Aynı kaynaklar, bu çetelerin ilk kez İsrail yapımı yeni silahlar, hatta tanksavar mühimmatları temin ettiğini belirtiyor. Daha önce bu düzeyde bir silah desteği, diğer çetelere verilmemişti.

İsrail’le bağlar ve güvenlik kaygısı

Saha bilgilerine göre Ebu Nasira ve Husam el-Esdal, geçmişte Filistin Yönetimi güvenlik aygıtlarında üst düzey görevlerde bulundu. El-Esdal’ın İsrail istihbarat servisleri tarafından eğitildiği ve 2018’de Malezya’da “İzzeddin el-Kassam Tugayları” mensubu mühendis Fadi el-Batş’ın suikastında rol aldığı iddia ediliyor.

dcfrgty
Gazze kentinde bir bölgeyi koruyan Hamas mensubu iki silahlı kişi (Arşiv – AFP)

Bu iki ismin sahip olduğu güvenlik ve istihbarat tecrübesinin, özellikle Hamasın yeni kadroları arasından eleman devşirmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Hamas alarmda

Yaşanan gelişmeler, Hamasın güvenlik alarm seviyesini yükseltmesine yol açtı. Hareket, lider kadrosu ve güvenlik mensuplarına yönelik yeni talimatlar yayımlayarak, günlük hareket güzergâhlarının değiştirilmesini, kişisel güvenliğin artırılmasını ve cep telefonu kullanımının sınırlandırılmasını istedi.

cdfgt
Gazze kentindeki bir caddede Hamas’a bağlı polis unsurları, 1 Ekim 2025 (Reuters)

Hamas kaynakları, İsrail’in istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde, bu silahlı çetelerin yeni suikastlar düzenleyebileceği endişesiyle önlemlerin sıkılaştırıldığını vurguluyor.