​Türkiye-ABD ortak operasyon merkezi, güvenli bölgenin inşasına başladı

YPG mevzileri ABD askerlerinin gözetiminde imha ediliyor (ABD Merkez Komutanlığı)
YPG mevzileri ABD askerlerinin gözetiminde imha ediliyor (ABD Merkez Komutanlığı)
TT

​Türkiye-ABD ortak operasyon merkezi, güvenli bölgenin inşasına başladı

YPG mevzileri ABD askerlerinin gözetiminde imha ediliyor (ABD Merkez Komutanlığı)
YPG mevzileri ABD askerlerinin gözetiminde imha ediliyor (ABD Merkez Komutanlığı)

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD ile Türkiye arasında kurulan Ortak Operasyon Merkezi’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda kurulacak güvenli bölge çalışmaları için birinci aşamadaki faaliyetlerle ilgili sahada uygulamalara başladığını açıkladı.
Akar, önceki gün İzmir’deki askeri birliklerde inceleme ve denetlemelerde bulunduğu sırada yaptığı açıklamada, “Birinci safha faaliyetleri ile ilgili sahada uygulamalara geçildi. İlk ortak helikopter uçuşu bugün öğleden sonra yapılıyor. Ayrıca teröristlere ait mevzilerin ve tahkimatın tahribine de başlandı” dedi.
Türkiye ve ABD, ikili müzakere görüşmelerinin ardından 7 Ağustos’ta Türkiye sınırı ile Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri ayıran alanda güvenli bölge oluşturma hedefiyle varılan anlaşmanın aşamalı olarak hayata geçirilmesinde mutabakata vardı.
Hulusi Akar ile ABD’li mevkidaşı Mark Esper arasında Çarşamba günü gerçekleşen telefon görüşmesinde ‘anlaşmanın uygulanmaya başlaması için hızlı ve koordineli adımların atılması’ noktasındaki kararlılığın vurgulandığı belirtildi.
Rejim Kürtleri sorumlu tutuyor
Söz konusu alanın büyüklüğü ve nasıl işleyeceği hususu henüz belli olmasa da Ankara’dan yapılan açıklamalar, burada gözlem noktasının kurulması ve ABD güçleriyle ortak devriye gerçekleştirilmesini öngörüyor. ABD-Türkiye mutabakatını kesin bir dille reddeden Suriye rejimi ise gelişmelerden Kürtleri sorumlu tutuyor.
Yerel kaynaklar, SDG birliklerinin Türkiye sınırındaki Rasul Ayn’ın batı kırsalında hendek açma çalışmalarını sonlandırdığını ve kazılarda kullanılan ekipmanların sınırdan uzak bir bölgeye sevk ettiğini bildiriyor.
ABD birlikleri geçtiğimiz günlerde askeri konsey ile koordine içerisinde Rasul Ayn ve Tel Abyad’a sınır bölgelerinde devriye turlarına başladı. Bu devriyelerin önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Sean Robertson, “ABD ile Türk tarafları arasında Ankara’daki askeri görüşmeler devam ediyor ve durmayacak. Ankara ile yapılan ön anlaşma, Türkiye'nin Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerine girmesini engelliyor” ifadelerini kullandı.
Robertson, açıklamasının devamında, “Birinci aşamada, Türkiye-ABD Ortak Operasyon Komutanlığı çalışmalarının merkezinde ve denetiminde olacak Menbiç kentinin Türkiye toprakları içerisinden ve Suriye sınırı yakınlarından operasyon komutanlığı tarafından korunması ve Fırat Nehri'nin doğusundaki Kürt bölgelerini korumak için sınırda güvenlik üsleri inşa edilmesi hedefleniyor” dedi.
“Meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız”
Öte yandan Suriye’nin kuzeybatısındaki gerilimi azaltma bölgelerinde bulunan Türk gözlem noktalarındaki son gelişmeler hakkında konuşan Hulusi Akar, “İdlib’deki gözlem noktalarımıza veya oradaki varlığımıza yönelik herhangi bir saldırı olması durumunda meşru müdafaa hakkımızı kullanacağız” diye konuştu.
Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İdlib’de tırmanan gerginliği ele almak üzere Salı günü Moskova’ya resmi ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.
İdlib’deki gelişmelerin sonucu olarak değerlendirilen ziyaret, Eylül’de Suriye meselesini görüşmek amacıyla İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Rus lider Putin ve Erdoğan’ın bir araya geleceği üçlü zirveden günler öncesinde gelmesi dikkati çekti.
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, cuma günü Erdoğan ile Putin arasında yapılan telefon görüşmesinde İdlib meselesi ele alındı.
Açıklamada, Erdoğan’ın Rus mevkidaşına, ‘Suriye rejiminin İdlib’deki ateşkes ihlalleri ve saldırılarının büyük bir insani krize yol açtığını, bu saldırıların Suriye’deki çözüm çabalarına zarar verdiğini ve Türkiye’nin milli güvenliği bakımından çok ciddi bir tehdide dönüştüğünü’ ifade ettiği belirtildi.
Erdoğan, cuma günü Ankara’da yaptığı konuşmada, Putin ile telefon görüşmesinde İdlib’deki son gelişmeleri ele aldıklarını belirterek, benzer görüşmeleri önümüzdeki günlerde ABD Başkanı Donald Trump’la da yapacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün mesele, güneyde özellikle Suriye'de bu sıkıntıları bir an önce aşmak ve barışın egemen olduğu bir bölge ihdas etmek. Bunun gayreti içerisindeyiz. Bunu da başaracağız” ifadelerini kullandı.
Suriye rejim güçleri, Çarşamba Han Şeyhun’da denetimi tamamen ele geçirmesinin ardından önceki gün Hama'nın kuzey kırsalındaki bütün kasaba ve köyleri kontrol altına almıştı.
Türkiye, rejimin destekçileri İran ve Rusya ile yaptığı anlaşma doğrultusunda İdlib ve çevresine 12 gözlem noktası kurmuştu. Rusya ve Suriye savaş uçaklarının yoğun hava saldırıları sonucunda rejim güçleri Cuma günü Türk ordusunun Morek'teki 9 numaralı gözlem noktasını kuşattığını bildirmişti. Ankara ise bu gözlem noktasını tahliye edilmesini reddetti.



Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare

Sahadaki kaynaklar, Hadramut Valisi ve Güvenlik Komitesi Başkanı’nın komutasındaki Vatan Kalkanı güçlerinin, El-Haşa bölgesinde bulunan stratejik 37. Tugay Kampı’nın kontrolünü ele geçirdiğin doğruladı.

Sahadaki kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından El-Haşa Kampı’nda tam kontrol sağladığını, GGK unsurlarının ise geri çekildiğini bildirdi.

Aynı kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin kamp çevresindeki bölgeleri güven altına almak için  operasyonların sürdürdüğünü aktardı.

Hadramutlu askerî kaynaklara göre, GGK güçleri, olası hava saldırılarından endişe duydukları için erken saatlerden itibaren kampın çevresindeki bazı noktalarda konuşlanmıştı. Kaynaklar, bu unsurlarla müdahale edildiğini ve bölgenin güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların hâlen devam ettiğini belirtti.

Kaynaklar ayrıca, “Vatan Kalkanı” güçlerinin Seyun yönünde ilerlemeyi sürdüreceğini, kalan askerî kamplar ve bölgelerin kontrol altına alınmasının hedeflendiğini vurguladı. Açıklamada, Suudi Arabistan’daki müttefiklerin desteğiyle, Hadramut ve Mehri vilayetlerindeki tüm kampların güvenliğini sağlamaya yönelik net planlar doğrultusunda hareket edildiği ifade edildi.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı” güçlerinin şu anda bazı noktalarda Seyun’un kırsalına ulaştığını da kaydetti.

Öte yandan kaynaklar, GGK güçlerinin Seyun’daki Birinci Askerî Bölge’den tamamen çekildiğine dair haberleri doğrulamadı; ancak göstergelerin olumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, GGK’ya bağlı bazı unsurların Seyun Hastanesi ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda konuşlandığı, diğer noktaların ise tamamen boşaltıldığı ve güçlerin El-Katın yönüne çekildiği ifade edildi.


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.