Fransa, Türkiye'nin askeri harekâtına karşı koalisyon arayışında

Fransız komando güçleri
Fransız komando güçleri
TT

Fransa, Türkiye'nin askeri harekâtına karşı koalisyon arayışında

Fransız komando güçleri
Fransız komando güçleri

Türkiye’nin aylar öncesinden dile getirdiği ve dün başlattığı Suriye’nin kuzeydoğusuna askeri operasyondan vazgeçmesinin kısa vadede mümkün olmadığı ifade edilirken, Fransa ve Avrupa dâhil dünyanın farklı ülkelerinden harekâta yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Bu konuda en dikkat çeken ülke ise Fransa.
Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Amelie de Montchalin, Paris’in operasyonu şiddetle kınadığını belirterek, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden (BMGK) acil durum toplantısı talep ettiğini ve gelişmeleri dikkate aldığını söyledi. Fransa operasyon konusunda tek başına hareket etmek istemezken, ortak bir Avrupa eylemi ile uluslararası toplumu Türkiye’ye diplomatik ve politik baskı uygulamaya çağırıyor. Fransız bakan dün Ulusal Meclisi Dış İlişkiler Komitesi önünde yaptığı konuşmada, Paris, Berlin ve Londra’nın Ankara’nın gerçekleştirdiği operasyonunu “güçlü ve kesin bir kınama ile onayladıklarını açıkça belirten ortak bildirgeye” atıfta bulunarak, bu üç başkentin, BMGK’yı acil toplanmaya ve mümkün olan en büyük koalisyonu oluşturma çağrısı yaptığını dile getirdi. Fransa, Avrupalı ortakları ile toplu cevap üzerinde çalışarak tüm seçenekleri ele almayı isterken, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker, Türkiye'yi Suriye'nin kuzeyindeki harekâtı durdurmaya çağırdı.
BM’de görevli diplomatların açıklamalarına göre, 15 üyeli BMGK, İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika ve Polonya’nın talebiyle acil olarak yarın bir araya gelecek.
Fransa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Marielle de Sarnez, operasyonun Suriye’nin kuzeydoğusundaki güvenliği tehdit edebileceğini ifade etti. Sarnez açıklamasında, “Paris’in dostları olarak gördüğü kişilere karşı yapılan Türk operasyonunun yanında durmayacağını” belirterek, son yıllarda onları Ankara’ya karşı savunmaya çalıştıklarını itiraf etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron önceki gün Elysee Sarayı’nda düzenlenen toplantıda, Suriye Demokratik Konseyi Başkanı İlham Ahmed ile yaptığı görüşmede, ülkesinin Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) verdiği desteği yineledi. Elysee kaynakları, Macron’un DEAŞ’ın yenilgiye uğratılmasında payı olan SDG’ye teşekkürlerini ilettiğini belirterek, Türk yetkililerle görüşme yapabileceğini aktardı.
Paris’in uluslararası diplomasiyi harekete geçirebileceği ve BMGK’nın daimi bir üyesi olarak konumundan yararlanabileceği ifade edildi. Daha önce Şarku’l Avsat’a konuşan Fransız kaynaklar, SDG’nin kontrol ettiği bölgelerde yüzlerce unsurun bulunduğunu ve ABD’nin geri çekilmesi halinde onların da geri çekileceğini söyledi. Fransa’nın, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz yıl sonunda tüm ABD birliklerini hızlı bir şekilde Suriye’den geri çekme niyetini açıkladığındaki planını değiştirmeye zorlamada rol oynadığına inanılıyor. Fransızlar ayrıca, ABD’nin Suriye’deki politikasındaki belirsizlik ve değişkenlikten şikâyet ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Avrupa kaynakları, Fransa’nın hiçbir şekilde Türk operasyonu karşısında tek başına ayakta durmak niyetinde olmadığını belirtirken, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde (AKPM) yaşananlar sebebi ile Türkiye- Fransa ilişkilerinin şuan için kriz durumunda olduğunu ifade etti. Fransa Cumhurbaşkanı AKPM’de yaptığı açıklamada, “Hiçbir şart altında Suriye politikamız Türkiye'nin baskıları altında şekillenmemelidir” ifadelerini kullanırken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise bu eleştirilere cevaben “Macron'un konuşmalarını ayakları pislik içinde gömülüyken, öten horoza benzetiyorum” dedi.
Kaynaklara göre, Fransa, SDG’yi yalnızca DEAŞ’ı mağlup etme rolünden değil, aynı zamanda örgütün geri dönüşünü engelleme konusu sebebi ile de korumak istiyor. Fransa ayrıca, hali hazırda SDG’nin elinde bulunan cihatçıların ailelerinin Türk operasyonu sonrasında Avrupa’ya dönme olasılığı konusunda endişe duyuyor.
Geçtiğimiz Perşembe günü Fransa’nın başkenti Paris'te bulunan polis merkezine bıçaklı bir saldırı gerçekleştirildi. Terör saldırısında aralarında bir kadının bulunduğu 4 polis hayatını kaybetti. Paris şimdiye dek radikallerin ülkeyi dönmelerini reddederek, onları suç işledikleri yerde soruşturulmasını istedi.

 


Netanyahu: Gazze’de Filistin devleti kurulmasına izin vermeyeceğim

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 26 Ocak 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir konferansta konuşurken (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 26 Ocak 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir konferansta konuşurken (EPA)
TT

Netanyahu: Gazze’de Filistin devleti kurulmasına izin vermeyeceğim

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 26 Ocak 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir konferansta konuşurken (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 26 Ocak 2026’da Kudüs’te düzenlenen bir konferansta konuşurken (EPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün (Salı) yaptığı açıklamada Gazze Şeridi’nde bir Filistin devletinin kurulmasına izin vermeyeceğini belirterek, İsrail’in güvenlik kontrolünü “Ürdün Nehri’nden Akdeniz’e kadar” sürdüreceğini söyledi.

Basın toplantısında konuşan Netanyahu, “Gazze’de bir Filistin devleti kurulmasına izin vereceğim söyleniyor. Bu olmadı, olmayacak da… Filistin devletinin kurulmasını defalarca engelleyen kişinin ben olduğumu hepiniz biliyorsunuz” dedi.

dgty6u7
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yıkılmış binaların yanında Filistinlilerin barındığı çadırlara genel bir bakış, 27 Ocak 2026 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Netanyahu, “İsrail, Ürdün Nehri’nden denize kadar güvenlik kontrolünü dayatacaktır. Bu Gazze Şeridi için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılmasına ve Gazze’nin genel olarak silah ve tünellerden arındırılmasına odaklandığını belirten Netanyahu, Gazze’den son İsrailli rehinenin cenazesinin teslim edilmesinin ardından bu hedeflerin ön plana çıktığını söyledi. Netanyahu, “Şu anda kalan iki görevin tamamlanmasına odaklanıyoruz: Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin silah ve tünellerden arındırılması” dedi.

ABD’nin baskısıyla 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasında da Hamas’ın silahsızlandırılması öngörülüyor.

Netanyahu, Gazze’nin yönetimi için oluşturulması planlanan 12 üyeli ulusal komitenin yapısından ne Hamas’ın ne de Filistin Yönetimi’nin memnun olduğunu savundu. Komite üyelerinin seçimine ilişkin sürece değinen Netanyahu, “Köklü aileleri dahil ettiler… Çoğunluğu iş insanlarından oluşuyor” dedi. Gazze’deki duruma işaret eden Netanyahu, “Açık bir gerçek var: Bunlar ne Hamas’la nede Filistin Yönetimi’yle çalışmış kişiler. Bu ikisinden hiçbirine üye olmamış bir su mühendisi aramaya kalksanız, bir tane bile bulamazsınız” ifadelerini kullandı.

xsdfrgthy
Tel Aviv’deki Rehineler Meydanı’nda protesto gösterisi yapan İsrailliler (AP)

İsrail’in yetkililer üzerinde titiz bir güvenlik incelemesi yürüttüğünü ve Hamas’ın askeri kanadına mensup kişilerin yer almadığından emin olmaya çalıştığını vurgulayan Netanyahu “En önemlisi maaşları kimin ödeyeceği ve her şeyden önemlisi Hamas’ın tasfiye edilmesi ve Filistin Yönetimi’nin Gazze’ye girişinin engellenmesidir” dedi.

“İran’a daha önce görülmemiş bir güçle karşılık veririz”

Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a ilişkin son açıklamalarına da değindi. Trump daha önce, ülkedeki protestoların bastırılması gerekçesiyle İran’a yönelik saldırı tehdidinde bulunmuştu. ABD’nin bölgeye bir uçak gemisi taarruz grubu göndermesinin ardından İran da kendini savunmaktan çekinmeyeceği uyarısında bulunmuştu.


ABD Kongre Üyesi Ilhan Omar’a etkinlikte saldırı

ABD Kongre Üyesi Ilhan Omar’a saldırı anı: kötü kokulu sıvı püskürttü (Reuters)
ABD Kongre Üyesi Ilhan Omar’a saldırı anı: kötü kokulu sıvı püskürttü (Reuters)
TT

ABD Kongre Üyesi Ilhan Omar’a etkinlikte saldırı

ABD Kongre Üyesi Ilhan Omar’a saldırı anı: kötü kokulu sıvı püskürttü (Reuters)
ABD Kongre Üyesi Ilhan Omar’a saldırı anı: kötü kokulu sıvı püskürttü (Reuters)

ABD Demokrat Kongre Üyesi Ilhan Omar, Minnesota’nın Minneapolis kentinde halkla buluşma sırasında bir kişinin saldırısına uğradı. Saldırganın Omar’ın üzerine kötü kokulu bir sıvı püskürttüğü bildirildi.

Olay, salı günü düzenlenen etkinlikte Omar’ın Minnesota’da Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) uygulamalarını eleştirdiği sırada meydana geldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bir erkeğin sahneye doğru atılarak Omar’ın üzerine sıvı sıktığı, saldırganın ise olay yerindeki iri yapılı bir kişi tarafından anında etkisiz hale getirilerek yere yatırıldığı görülüyor. Omar’ın birkaç adım geri çekilip elini kaldırmasının ardından kısa bir aradan sonra konuşmasına devam ettiği kaydedildi.

Minneapolis Polisi, olay yerindeki ekiplerin saldırganın bilinmeyen bir sıvıyı şırınga kullanarak püskürttüğünü tespit ettiğini ve şahsın derhal gözaltına alındığını açıkladı. Saldırganın üçüncü derece saldırı suçlamasıyla gözaltına alındığı, Omar’ın ise olayda yaralanmadığı belirtildi.

Omar, saldırı öncesinde ICE’i ve ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i sert sözlerle eleştirerek, Başkan Donald Trump’ın göç uygulamaları kapsamında Minneapolis’te son haftalarda bir Amerikalı kadın ve erkeğin silahla öldürülmesinin ardından Noem’in istifa etmesini istemişti. Omar, “ICE reform edilemez; kurum tamamen feshedilmeli ve İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem istifa etmeli ya da azil süreciyle karşı karşıya kalmalı” demiş, bu sözler salondakiler tarafından alkışlanmıştı.

Bu sırada saldırganın Omar’a sıvı püskürttükten sonra “İstifa etmelisin” diye bağırdığı aktarıldı. Omar, daha önce de Trump’ın sık sık hedef aldığı isimler arasında yer almış, Trump Omar için “çöp” ifadesini kullanmıştı. Trump, salı günü Iowa’da yaptığı bir konuşmada ise Omar’ı ABD’yi sevmemekle suçladı.

Trump, göçmenlerle ilgili olarak “Ülkelerini sevebildiklerini göstermeleri gerekiyor, bununla gurur duymalılar” dedi ve “Ilhan Omar gibi değil” ifadelerini kullandı.


Amerikalılar Ortadoğu'da yeni bir şafaktan bahsediyor

Refah sınır kapısının Mısır tarafında gıda ve tıbbi malzeme yüklü olarak bekleyen kamyonlar, (Reuters)
Refah sınır kapısının Mısır tarafında gıda ve tıbbi malzeme yüklü olarak bekleyen kamyonlar, (Reuters)
TT

Amerikalılar Ortadoğu'da yeni bir şafaktan bahsediyor

Refah sınır kapısının Mısır tarafında gıda ve tıbbi malzeme yüklü olarak bekleyen kamyonlar, (Reuters)
Refah sınır kapısının Mısır tarafında gıda ve tıbbi malzeme yüklü olarak bekleyen kamyonlar, (Reuters)

ABD elçisi Steve Whitkoff dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nden son İsrailli tutuklunun cenazesinin iadesinin savaş değil, barışın yeni bir geleceğinin yolunu açtığını söyledi. Whitcoff, “Bu, Ortadoğu'da yeni bir şafak” diyerek, ABD'nin “bölgedeki herkes için sürdürülebilir barış ve refahı sağlama” konusundaki kararlılığını teyit etti.

ABD elçisi X hesabında şöyle devam etti: “Şu anda, hayatta olan 20 rehine ve ölen 28 rehinenin cesetleri ailelerine teslim edildi... Birçok kişinin beklemediği büyük bir tarihi başarı.”

Bu arada İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Gazze'nin yeniden inşasını silahsızlandırılmasıyla ilişkilendirdi. Ran Gvili'nin cesedinin bulunmasının ardından Knesset oturumunda şunları söyledi: “Bir sonraki aşama yeniden inşa değil. Bir sonraki aşama [Hamas]'ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılması.” İsrail'in çıkarları için “bu aşamaya geçmek ve geciktirmemek” gerektiğini belirtti. Netanyahu, “Bu (silahsızlandırma) kolay yoldan ya da zor yoldan gerçekleşecek” ifadelerini kullandı.