İran'dan tartışma yaratacak 15 Temmuz iddiası: Erdoğan unutmasın, onu darbeden biz kurtardık

(Soldan Sağa) İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (İHA)
(Soldan Sağa) İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (İHA)
TT

İran'dan tartışma yaratacak 15 Temmuz iddiası: Erdoğan unutmasın, onu darbeden biz kurtardık

(Soldan Sağa) İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (İHA)
(Soldan Sağa) İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (İHA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Soçi’de varılan mutabakata dair İran basınında çıkan haberlerde “memnuniyetsizlik” dile getiriliyor.
İran’da yayın yapan Cumhur-i İslami gazetesi, Rus devlet başkanlığı üzerinden verdiği haberde, Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov’un “Türkiye’nin Suriye topraklarında varlığını devam ettirmesi için Moskova’dan değil, Şam’dan izin alması gerekiyor” sözlerini aktardı.
Haberde, Interfax ajansına göre Peskov’un “Türkiye’nin Suriye’de askeri varlığına ancak Suriyeli yetkililer karar verir, Rus ordusu değil” dediği kaydedildi.
Peskov’un Türk ve Rus liderler arasındaki görüşme için “çok uzun ve karmaşıktı” dediği ve “Putin’in Erdoğan’dan Türkiye’nin Suriye planlarını ayrıntılarıyla ortaya koymasını istediğini” aktardığı belirtildi.
Independent Türkçe'nin haberine göre, İranlı gazete ayrıca, Rusya’dan gelen tepkilerin Erdoğan’da umutsuzluğa yol açtığını ve Rusya’dan ülkesine “çaresizlik içinde” döndüğünü savundu.
Al Monitor’ün aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları’na yakın muhafazakar Cevan gazetesiyse, Erdoğan’ın “diplomatik olmayan bir dile” başvurarak Trump’ın yolundan gittiği yorumunu yaptı.
15 Temmuz iddiası
Türkiye’de 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimine de göndermede bulunan İranlı gazete, “Söylemine bakılırsa Erdoğan Temmuz 2016’da Batılı ve Arap devletler onu devirme arayışındayken askeri darbeden İran istihbaratının yardımı sayesinde kurtulduğunu unutmuş görünüyor” ifadelerine yer verdi.
2016'da darbe girişimi sonrası İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Twitter’dan yaptığı ilk açıklamasında, Türkiye’nin “istikrarına ve Türk halkının geleceğinin önemine” vurgu yaparken darbe kelimesini kullanmamış, darbe girişiminin başarısız olmasının ardındansa “Türk halkının demokrasi ve seçilmiş hükümetini cesurca savunması bölgede darbelere yer olmadığının ve teşebbüslerin de başarısızlığa mahkûm olduğunun kanıtıdır” demişti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yse olaylardan günler sonra sessizliğini bozmuştu.
Timetürk sitesinin 25 Temmuz 2016 tarihli haberinde, 15 Temmuz akşamı sessiz kalan ancak darbe girişimi başarısız olunca kınama yayımlayan İran'ın "Suriye şerhli"  kınamasının arka planı ve Kasım Süleymani'nin muhtemel senaryo hazırlıklarına dair iddialar gündeme getirilmişti. Diğer taraftan 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece olayın duyulmasının ardından İranlı Devrim Muhafızları'nın sevinç atışları yaptığını gösteren bir video paylaşılmıştı. 
Erdoğan, Soçi öncesi uyarılarda bulunmuştu
Öte yandan Erdoğan, Rus liderle Soçi görüşmesi öncesi gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran'dan maalesef bazı çatlak sesler çıkıyor. Sayın Ruhani'den değil, Sayın Ruhani'nin yanındaki mesai arkadaşlarından ziyade, bazı çatlak sesler çıkıyor. Tabii bunları başta Sayın Ruhani olmak üzere susturmaları gerekirdi. Bu, başta şahsım olmak üzere tüm mesai arkadaşlarımı da ciddi manada rahatsız etmektedir” demişti.
Suriye'nin kuzeyine ilişkin 10 maddelik mutabakata varılması sonrası İran Dışişleri Bakanlığı internet sitesinden yapılan ilk açıklamadaysa bakanlığın sözcüsü Abbas Musevi şu ifadeleri kullanmıştı:
İran, toprak bütünlüğü, ulusal hakimiyeti güçlendirmek, bölgeye huzur ve istikrarın gelmesi adına her türlü girişimi memnuniyetle karşılamaktadır. Bu yönüyle kuzey Suriye'deki çatışmaları sonlandırmak için Rusya Federasyonu’yla Türkiye arasında varılan anlaşmayı istikrar ve huzurun sağlanması için atılan olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz.



ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor

ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor
TT

ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor

ABD ile İran anlaşmaya vardı, ancak Trump’ın nihai onayı gerekiyor

ABD merkezli haber sitesi Axios, perşembe günü yetkililere dayandırdığı haberinde, Amerika Birleşik Devletleri ile İran’ın bir anlaşmaya vardığını, ancak anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump’ın nihai onayını beklediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığı habere göre anlaşma, müzakerelerin ilk 60 gününde öncelikli gündem maddesinin nükleer dosya olmasını öngörüyor. Ayrıca anlaşmanın uygulanma süreci boyunca İran’a yönelik deniz ablukasının kaldırılması da maddeler arasında yer alıyor.

Bir ABD’li yetkili, Axios’a yaptığı açıklamada, anlaşmanın İran’ın nükleer silah edinmeye çalışmama taahhüdünü içerdiğini söyledi. Yetkili ayrıca İran’ın, Hürmüz Boğazı’ndaki tüm mayınları 30 gün içinde temizlemeyi kabul ettiğini belirtti.

Aynı yetkili, Trump’ın arabuluculara anlaşmanın ayrıntılarını değerlendirmek için birkaç güne daha ihtiyaç duyduğunu ilettiğini aktardı.

Axios ayrıca ABD ile İran arasında anlaşma şartlarının salı günü üzerinde uzlaşıldığını, ancak iki ülke liderliklerinin henüz resmi onay vermediğini yazdı.

Öte yandan ABD ile İran, perşembe günü karşılıklı olarak ateşkesi ihlal etmekle suçladı. Bu gelişme, iki taraf arasında ilan edilen ateşkesten üç ay sonra, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan Ortadoğu savaşının ardından yaşandı.

ABD ordusu, çarşambayı perşembeye bağlayan gece İran’a ait insansız hava araçlarını düşürdüğünü ve İran’ın güneyindeki bir üsse saldırılar düzenlediğini açıkladı. Tahran ise buna karşılık bir Amerikan üssünü hedef aldığını duyurdu. Yaşananlar, 8 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesten bu yana en tehlikeli çatışmalar olarak değerlendiriliyor.

Son gerilim, savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakere çabalarını da zora sokuyor. ABD’nin müttefiklerinden Kuveyt ise füze ve İHA saldırılarını engellediğini açıklayarak yaşananları “tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

28 Şubat’ta başlayan ve perşembe günü dördüncü ayına giren savaşta, büyük bölümü İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Çatışmalar ayrıca küresel enerji piyasalarında da ciddi dalgalanmalara yol açarken, piyasalar barış görüşmelerinden çıkabilecek olası sonuçları yakından takip ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü savaş tehdidini yeniden gündeme getirdi. Kabine toplantısının ardından konuşan Trump, “İranlılar anlaşma yapmak için büyük bir istek duyuyor. Ancak şu ana kadar bunu başaramadılar. Sunulan önerilerden memnun değiliz” dedi.

Trump, nihayetinde ABD’yi tatmin edecek yeni tekliflerin geleceğine inandığını ifade ederek, “Ya bu gerçekleşecek ya da meseleyi bizim çözmemiz gerekecek” sözleriyle savaş seçeneğine yeniden işaret etti.


Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde şiddet, Ebola'yı kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor

27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
TT

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde şiddet, Ebola'yı kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor

27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)Genel Direktörü dün, Doğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden savaşın, ölümcül Ebola salgınını kontrol altına alma çabalarını ciddi biçimde zorlaştırdığı konusunda uyarıda bulundu ve derhal ateşkes çağrısı yaptı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, WHO adına yaptığı açıklamada, ülkenin doğusunun “hastalık ve çatışmanın çarpıştığı bir felaket” ile karşı karşıya olduğunu ve özellikle Ituri eyaletindeki Ebola salgınının müdahale kapasitesini aştığını ifade etti.

ABD’li yetkililer ise Trump yönetiminin Kenya’da bir karantina tesisi kurmayı ve Ebola virüsü taşıyan ABD vatandaşlarını tedavi ve gözetim için buraya transfer etmeyi planladığını açıkladı.

Öte yandan Uganda, salgının yayılma riskinin artması nedeniyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile olan sınırını geçici olarak kapattı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Kongo’daki salgında Mayıs ortasından bu yana 10 doğrulanmış ölüm, 220 şüpheli ölüm ve yaklaşık 900 vaka kaydedildi.


İngilizler, Batı'nın siber savaşı kaybedebileceği konusunda uyardı

İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
TT

İngilizler, Batı'nın siber savaşı kaybedebileceği konusunda uyardı

İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)

İngiltere’nin siber istihbarat teşkilatı başkanı, yapay zekânın artık “durdurulamaz bir güç” haline geldiği ve savaşın klasik tanımına tam olarak uymayan ancak ona giderek yaklaşan faaliyetlerde bir silah olarak kullanıldığı uyarısında bulundu.

Anne Keast-Butler, İngiltere Hükümet İletişim Merkezi’nin (GCHQ) Başkanı olarak yaptığı açıklamada, İngiltere ve müttefiklerinin “savaş ile barış arasında bir bölgede” yaşadığını ve siber uzayda Rusya ve diğer rakiplere karşı bir çatışmayı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bunun önüne geçmek için siber güvenliğe çok daha fazla aciliyetle yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

Keast-Butler, özellikle Rusya’yı hedef alarak, bu ülkenin İngiltere ve Avrupa’da kritik altyapıları, demokratik süreçleri, tedarik zincirlerini ve kamu güvenini “durmaksızın hedef aldığını”, ayrıca teknoloji hırsızlığı, sabotaj planları ve suikast girişimleriyle ilişkilendirildiğini ifade etti.

Diplomatlar, gazeteciler ve üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantıda konuşan Keast-Butler, “Rusya, İngiltere ve Avrupa’ya karşı günlük hibrit faaliyetlerini denizlerin derinliklerinden siber uzaya kadar genişletiyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca kritik altyapı güvenliğine dikkat çeken Keast-Butler, özellikle İngiliz kara suları içinde ve çevresinde bulunan enerji hatları ile veri iletimini sağlayan deniz altı kablolarının korunmasının öncelikli alanlardan biri olduğunu vurguladı.