Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde şiddet, Ebola'yı kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor

Washington, Kenya'daki enfekte Amerikalıları karantinaya alacak...  Uganda sınırlarını kapatıyor

27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
TT

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde şiddet, Ebola'yı kontrol altına alma çabalarını zorlaştırıyor

27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)
27 Mayıs 2026'da Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Kuzey Kivu bölgesinde sağlık çalışanları rastgele kontroller yapıyor (EPA)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)Genel Direktörü dün, Doğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden savaşın, ölümcül Ebola salgınını kontrol altına alma çabalarını ciddi biçimde zorlaştırdığı konusunda uyarıda bulundu ve derhal ateşkes çağrısı yaptı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, WHO adına yaptığı açıklamada, ülkenin doğusunun “hastalık ve çatışmanın çarpıştığı bir felaket” ile karşı karşıya olduğunu ve özellikle Ituri eyaletindeki Ebola salgınının müdahale kapasitesini aştığını ifade etti.

ABD’li yetkililer ise Trump yönetiminin Kenya’da bir karantina tesisi kurmayı ve Ebola virüsü taşıyan ABD vatandaşlarını tedavi ve gözetim için buraya transfer etmeyi planladığını açıkladı.

Öte yandan Uganda, salgının yayılma riskinin artması nedeniyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile olan sınırını geçici olarak kapattı.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Kongo’daki salgında Mayıs ortasından bu yana 10 doğrulanmış ölüm, 220 şüpheli ölüm ve yaklaşık 900 vaka kaydedildi.



İngilizler, Batı'nın siber savaşı kaybedebileceği konusunda uyardı

İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
TT

İngilizler, Batı'nın siber savaşı kaybedebileceği konusunda uyardı

İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)
İngiltere'nin Siber İstihbarat Servisi (GCHQ) Başkanı Anne Kest Butler, 27 Mayıs 2026'da İngiltere'deki Bletchley Park'ta ilk yıllık konferansını verdi (DPA)

İngiltere’nin siber istihbarat teşkilatı başkanı, yapay zekânın artık “durdurulamaz bir güç” haline geldiği ve savaşın klasik tanımına tam olarak uymayan ancak ona giderek yaklaşan faaliyetlerde bir silah olarak kullanıldığı uyarısında bulundu.

Anne Keast-Butler, İngiltere Hükümet İletişim Merkezi’nin (GCHQ) Başkanı olarak yaptığı açıklamada, İngiltere ve müttefiklerinin “savaş ile barış arasında bir bölgede” yaşadığını ve siber uzayda Rusya ve diğer rakiplere karşı bir çatışmayı kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bunun önüne geçmek için siber güvenliğe çok daha fazla aciliyetle yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

Keast-Butler, özellikle Rusya’yı hedef alarak, bu ülkenin İngiltere ve Avrupa’da kritik altyapıları, demokratik süreçleri, tedarik zincirlerini ve kamu güvenini “durmaksızın hedef aldığını”, ayrıca teknoloji hırsızlığı, sabotaj planları ve suikast girişimleriyle ilişkilendirildiğini ifade etti.

Diplomatlar, gazeteciler ve üst düzey yetkililerin katıldığı bir toplantıda konuşan Keast-Butler, “Rusya, İngiltere ve Avrupa’ya karşı günlük hibrit faaliyetlerini denizlerin derinliklerinden siber uzaya kadar genişletiyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca kritik altyapı güvenliğine dikkat çeken Keast-Butler, özellikle İngiliz kara suları içinde ve çevresinde bulunan enerji hatları ile veri iletimini sağlayan deniz altı kablolarının korunmasının öncelikli alanlardan biri olduğunu vurguladı.


Tel Aviv, Batı Şeria'yı yerleşimci devletine dönüştürme sürecinde ilerliyor

İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)
İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)
TT

Tel Aviv, Batı Şeria'yı yerleşimci devletine dönüştürme sürecinde ilerliyor

İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)
İsrail askerleri işgal altındaki Batı Şeria'da, Ramallah yakınlarındaki köyde bir binayı yıkarken yolu kapatıyor (20 Mayıs, AFP)

Tel Aviv yönetimi, Batı Şeria topraklarını “yerleşimciler devleti”ne dönüştürme yönündeki adımlarını sürdürürken, dün işgal altındaki Filistin topraklarında “Tapu Sicili ve Hakların Düzenlenmesi” adlı elektronik sistemi devreye soktu.

Dramatik bir adım olarak değerlendirilen uygulamanın, Batı Şeria’daki toprakların ilhak yoluyla İsrail kontrolüne geçirilmesini kalıcı hâle getireceği, Filistin Yönetimi’ni egemenlik ve işlevden mahrum, Filistinlileri ise hukuki korumadan yoksun bırakacağı belirtiliyor.

Kudüs Valiliği, “dijital tapu sicilinin güncellenmesi” sloganıyla başlatılan sürecin, gerçekte Filistin topraklarına yönelik yasa dışı el koyma politikasını kurumsallaştırmayı hedeflediğini açıkladı.

Açıklamada, arazi kayıt sisteminin yeniden yapılandırılmasının sömürgeci planlara hizmet ettiği ifade edilirken, Batı Şeria’daki tapu kayıtlarının tüm Yahudilere açılmasının, Filistinli arazi sahiplerinin isimlerine erişimi mümkün kılacağı ve bu kişilere doğrudan ulaşarak ya da çeşitli baskı yöntemleriyle arazilerin satın alınmasının önünü açacağı kaydedildi. Bunun da toprak ve mülklerin el değiştirme sürecini hızlandıracağı belirtildi.

Birzeit Üniversitesi Hukuk Enstitüsü de yayımladığı değerlendirme notunda, İsrail’in aldığı kararların siyasi ve hukuki etkilerine dikkat çekerek, “İsrail fiilen Batı Şeria’yı yutuyor; bölge üzerindeki kontrol mekanizmasını yeniden şekillendiriyor. Bu durum, işgal altındaki toprakların fiili ilhakı anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu.


Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'ın geçici koruma statüsünü kasım ayına kadar uzattı

İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)
İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'ın geçici koruma statüsünü kasım ayına kadar uzattı

İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)
İsrail'in kuzeyinden çekilen bu fotoğrafta, İsrail topçu birliğinin İsrail-Lübnan sınırını geçerek Lübnan'a girdiği görülüyor... 27 Mayıs 2026 (Reuters)

Reuters'ın haberine göre ABD Federal Resmî Gazetesi'nde dün yayımlanan bildirime göre ABD, Lübnan için Geçici Koruma Statüsü (TPS) uygulamasını 27 Kasım 2026’ya kadar uzattığı belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Güney Lübnan’da “sarı hat” olarak bilinen hattın kuzeyine geçerek Litani Nehri’ni aşan kara operasyonları ve sızma girişimleri gerçekleştirdi. Bu gelişme, İsrail’in Nebatiye sakinlerine yönelik tahliye uyarısıyla eş zamanlı yaşanırken, çatışmaların sahada daha geniş bir aşamaya geçtiğini gösterdi.

İsrail basını, operasyonların Hizbullah’ın insansız hava araçlarını (İHA) durdurmayı hedeflediğini aktarırken, Zaatar eş-Şarkiye ekseninde şiddetli çatışmalar yaşandı. Hizbullah ise yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin nehir yatağı yönündeki ilerleme girişimlerine roketler, topçu atışları ve kamikaze İHA’larla karşılık verdiğini bildirdi.

İsrail hava saldırıları ayrıca Sur, Bint Cubeyl, Cizzin ve Batı Bekaa bölgelerine kadar genişledi. Meşgara kasabası ise yoğun hava saldırılarına maruz kaldı; bölgedeki bombardıman “ateş çemberi” olarak nitelendirildi.

Sahadaki gerilim sürerken, cuma günü Washington’da ABD arabuluculuğunda Lübnanlı ve İsrailli askeri yetkililer arasında bir toplantı düzenlenecek. Lübnan tarafı, görüşmenin tamamen teknik nitelikte olduğunu ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ile Litani Nehri’nin güneyine ordunun konuşlandırılmasının ele alınacağını belirtiyor.