Ali Koç: Benfica kulübünü örnek alıyorum

Ali Koç: Benfica kulübünü örnek alıyorum
TT

Ali Koç: Benfica kulübünü örnek alıyorum

Ali Koç: Benfica kulübünü örnek alıyorum

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Avrupa'da Benfica kulübünü örnek aldığını söyleyerek, "Benfica'nın yapısı Fenerbahçe'ye çok benziyor. Dernek, 100 bini aşkın üyesi var. Birden çok spor branşı var. Çok borcu vardı, batak durumdaydı. Şimdi inanılmaz bir akademisi olan, sattığı oyuncularıyla tüm borçlarını ödemiş, çok iyi işleyen bir kulüp halinde" dedi.
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, yayıncı kuruluşta "Ali Koç Özel" programında gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Koç'un açıklamalarından satır başları şöyle:
"Zor bir seneyi geride bıraktık"
"Yoğun bir seçim kampanyası sonrası, Fenerbahçe kongre üyelerinin teveccühü ile büyük bir farkla seçildik. Büyük bir beklentiyle geldik. Değişiklik bekleyen bir kitle vardı. Seçildiğimiz gün sorsaydınız, 'En kötü senaryoyu çiz' deseydiniz, bu kadarını çizemezdik. Yapısal reformlar yapmak için yola çıkmıştık ama kriz yönetmekten reform süreci yavaşlamış oldu. Tamamen durmadı tabii ki, yaptığımız güzel işler de var. Zor bir seneyi geride bıraktık. Çıktığımız yolda orta ve uzun vadeli hedeflerimiz vardı. Bunların hiçbiri değişmedi. Temel hedeflerimiz, ana unsurlarımız hala devam etmekte."
"Her sene 1.2 milyar TL nakte ihtiyacımız var"
"Mali konuları aylardır anlatıyoruz. Bence camia olarak içinde bulunduğumuz finansal sorunların pek farkında değiller. Bizim miras aldığımız yük, diğer kulüplere göre kat be kat fazla. 120-130 milyon Euro kadar bir girdimiz oldu. Gelirlerimiz \%80-90'ı borçlara gidiyor. Her sene 1.2 milyar lira nakde ihtiyacımız var."
"Belli bir müddet finansal Fair-Play'den dolayı elimiz kolumuz bağlı"
"Fenerbahçe'nin her sene aşağı yukarı oluşturduğu nakit, 800 milyon lira ile 1 milyar arasında değişiyor. Fenerbahçe olarak yeniden yapılandırmaya imza atmadık değil, atamadık, atmaya ihtiyacımız var. Devletimize ve bankalara, bu sorunu giderme adımı attıkları ve kulüplerin kendi imkanlarıyla dönemeyeceğini gördükleri ve yapılandırmaya girdikleri için teşekkür ediyorum. Mevcut düzende herkese aynı şartlar uygulanıyor. Büyük kulüplerimizden 1 tanesinin sorununu çözüyor mevcut şartlar. 5, 20, 60 yaşında insanlara aynı elbiseyi dikmek gibi. 2 yıl faiz ödemesi, 2 yıldan sonra ana para ödemesi yapılıyor. Bizim ihtiyacımızı karşılamıyor. Bu borç yapılandırmasından çok borç tasviyesi. Vade ne yazık ki bu borçların ödenmesini sağlamıyor. Bütün kulüplerin farklı dinamikleri, sorunları var. Tek model herkese uymuyor. Belirli bir müddet finansal fair-play'den dolayı elimiz kolumuz bağlı."
"Fener Ol kampanyasından kulübe 150 milyon TL geldi
"Fener Ol kampanyasına tekrar başlayacağız. Şu ana kadar 150 milyon lira kadar bir imkan sağladık. Hedefimiz 200 milyon liraydı. İhtiyacımız olana baktığımız zaman bu çok da fazla değil. 'Çorbada tuzum olsun' mantığını hayata geçirmek her kulübe nasip olmaz. Bizim ihtiyaçlarımız 4 ayaklı. Sıcak para bulmak, kısa vadede. Orta vadede Avrupa'ya gitmek, Şampiyonlar Ligi mümkünse. Genç oyuncu yetiştirip satabilmek, scouting. Bu oyunculardan faydalanabilip ileride nakde çevirebilmek."
"Elimizde bazı mega projeler var"
"Elimizde bazı mega projeler var. Kenan Evren arazisi konusunda Sayın Cumhurbaşkanımız bizi ziyaret etti. Kendisi bizi kırmadı, geldi, şereflendirdi. Tekrar teşekkür ediyorum. Fenerbahçe kayrılıyor meselesine gelince, Fenerbahçe en son kayrılan takımdır. Biz hakkımızı aldık. 3784 öğrenci için 106 derslik yapmışız, bunun üstüne bize yükümlülükleriniz yerine getirmedi dendi. Fenerbahçe, Kenan Evren Lisesi arazisini alabilmek için çok fedakarlık yaptı."
"Stadı taşımamız söz konusu değil"
"Uzun vadede kulüplerin mali sıkıntılarını gidermek için gayrimenkul projelerine ihtiyaç vardır. 2012 yılında Ülker Sports Arena'yı inşa ettik fakat iskan izni alınamamıştı. 6.5 sene sonra, özverili çalışmalarla Fenerbahçe Spor Kulübü buranın iskanını çıkardı. Fenerbahçe SK faizlerin çok yüksek olduğu bir dönemde, 0 devlet katkısıyla, kendi imkanlarıyla 85 milyon dolar harcayarak bu stadı, hiçbir sezon stadından ayrılmadan tamamladı. Stadı taşımamız söz konusu bile değil. "Biz bu stada her sene 1 milyon dolar kira ödüyorduk. 85 milyon dolar yatırdığımız stada her yıl 1 milyon dolar ödedik. Geçen sene kur sabitlendi, 4 milyon lira ödedik. Anadolu kulüplerinin ödediği kiralar ise komik rakamlar. Rekabet olarak baktığımızda çok adil bir rekabet ortamı değil statlara baktığımızda. Stadımızın her bir metrekaresinde Fenerbahçe yönetimlerinin, başkanlarının emeği vardır."
"Benfica'yı örnek alıyorum"
"Mali açıdan batak durumdayız. Avrupa'nın en yaşlı 3. ligiyiz. Yaşlı futbolculara sahip olduğunuz için 3 günde 1 maç yapmakta zorlanıyorsunuz, dolayısıyla Avrupa'da başarı zor oluyor. Alt yapıdan en az oyuncu çıkaran ülkeyiz, gençlere en az süre veren ligiz. Herhalde en yavaş liglerden biriyiz. Neredesinden bakarsanız gerideyiz. O yüzden iyi yönetildiğimizi söyleyemeyiz. Kafamızda bir vizyon, bir hayal var. Altyapısı, akademisi, tesisleşmesi, teknoloji kullanımı olsun... Ama bunlar zaman alacak. Bugünden yarına olacak şeyler değil. Bu konuda doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Avrupa'da Benfica kulübünü örnek alıyorum. Benfica'nın yapısı Fenerbahçe'ye çok benziyor. Dernek, 100 bini aşkın üyesi var. Birden çok spor branşı var. Çok borcu vardı, batak durumdaydı. Şimdi inanılmaz bir akademisi olan, sattığı oyuncularıyla tüm borçlarını ödemiş, çok iyi işleyen bir kulüp halinde."
"Aziz Yıldırım ile seçimden sonra görüşmedim"
"Aziz Başkan'la ilişkim, tek taraflı bakarsak mükemmel. En son 3 Haziran Pazar sabahı oylama sürecinde el sıkıştık, ondan sonra hiç görüşemedik, konuşamadık. Bu süre zarfında kongre bitti, biz kazandık. Devir teslim sürecinde başkanımız katılmadı. Ondan sonra kendisine 2 kez ulaşmaya çalıştım, hem cep telefonundan hem ofisinden. Bir tanesi rahmetli Can Bartu'nun cenaze töreni içindi. Çok istedim gelsin bir konuşma yapsın. İkincisi de divan kurulu toplantısıydı."
"Fenerbahçe taraftarına ne kadar teşekkür etsek azdır"
"Allah her kulübe böyle bir taraftar kitlesi nasip etsin. Geçen sene bizi 1 dk yalnız bırakmadılar. Çok üzüldüler, kızanlar oldu. Ben ve yönetici arkadaşlarım onlara müteşekkiriz, mahcubuz. Bu mahcubiyeti gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz. Fenerbahçe taraftarına ne kadar teşekkür etsek azdır. Taraftar ruhum beni buraya getirdi. Onları anlayabiliyorum."
"Spor medyası Türk futbolunun içinde bulunduğu olumsuz tablonun sebeplerinden biridir"
"Spor medyası benim için sıkıntılı. Spor medyası, Türk futbolunun içinde bulunduğu olumsuz tablonun sebeplerinden biridir. Spor medyası yapıcı mıdır, yıkıcı mıdır? Bunu çok iyi analiz etmek lazım. Spor medyasının yıkıcı olduğunu görüyorum. Bu hakemler için de geçerli. Hakemlerin kendini ifade etme imkanı yok. Her türlü insan hatasına açığız ama bazen niyetten dolayı hatalar oluyor, bu bizi çok rahatsız ediyor.Hakemlik çok zor bir meslek ama sabahtan akşama kadar hakemler baskı altındalar. Türkiye'de belli başlı insanlar var. Bu insanlar istediklerini parlatıp, istediklerini yerden yere vuruyorlar. Belli hocaları takımın başına getirmeye kadar her işin peşindeler. Bizi en çok eleştiren FB TV olmuştur. Hiçbir şekilde sansürlemedim. Ben tenkit görüyordum. Ben sansüre karşıt bir insanım."
Yayıncı kuruluşun başarılı olması, Türk futboluna katkı sağlar"
"Futbolun paydaşları var, en önemlilerinden bir tanesi de yayıncı kuruluş. En önemli gelir kaynağımız sizden gelen yatırımlar. Yayıncı kuruluşa yüklenmek, boykot edin çağrısında bulunmak, bindiğiniz dalı kesmek demektir. Yayıncı kuruluşun başarılı olması, Türk futboluna katkı sağlar. Yayıncı kuruluşun başarısı, dönüp bize katkı sağlayacaktır. Bunu tartışmak bile abesle iştigal. Biz Fenerbahçe olarak bu konuda beIN SPORTS'a her türlü desteği vermeye hazırız. 4 hafta önce bunu konuştuk, fikirler bize geldi. Biz de bunun üstüne çalışacağız."
"Galatasaray ile pozitif ilişkiler kurmalıyız"
"Ezeli rakip, ebedi dost kavramı 3 Temmuz sürecinden sonra çok büyük darbe yedi. Biz Anadolu'ya indiğimiz zaman çok iyi karşılanıyoruz. Yöneticilerle çok iyi ilişkilerimiz var. Trabzon da dahil, kadın yöneticilerimiz de dahil. Tam kadro maça gittik çok iyi ağırlandık. Bu ortamı tesis edebilmemiz lazım. Galatasaray dışındaki kulüplerle ilişkimiz çok çok iyi. Türkiye'nin 2 en büyük kulübünün gerginlik içinde olmaması, toplumu germemesi, ayrıştırmaması lazım. Daha da önemlisi hep beraber pastayı büyüteceksek, hep beraber sorunları çözeceksek bu iki kulübün bilhassa aynı masa etrafında oturabilmesi lazım. Galatasaray'la pozitif ilişkiler kurmalıyız."
"Türkiye son durak olmamalı"
"Büyük ve güçlü bir devlet olacaksak, sportif anlamda da güçlü olmamız gerekiyor. Yabancı sınırını hep değiştirmişiz. Dönüp bakmak lazım hangisi katkı sağladı, hangisi sağlamadı diye. Türk futbolu baştan aşağı yeniden dizayn edilmeli. Biz olalım olmayalım. Buraya bir devlet stratejisi de gerekiyor. Azaltmak kadar, sayı kadar önemli bir şey var. Yabancı futbolcuların niteliği. Burası son durak olmamalı. 800 bin Euro maaş alan oyuncunun burada 2-3 milyon Euro maaş almaması lazım. İleriye dönük adımlarımızı attık, ancak Türkiye için en iyi olan neyse, onu yapmaya hazırız."
"VAR'ın sonuna kadar destekçisiyiz. Teknolojiden bahsediyoruz sonuçta. Alıştık, alışmaya devam ediyoruz. Teniste var, voleybolda var, basketbolda var. Belki de İFAB bunu getirecektir. Her takımın her devre 2 kere itiraz hakkı olmalı. Bazı pozisyonlar var, anlaşılır gibi değil."
"TFF'nin başarılı olmasını çok önemsiyorum"
"Federasyon çok yeni, daha yarım sezonu bile doldurmadı. Bugünkü TFF'nin başarılı olmasını çok önemsiyorum çünkü artık son duraktayız. Ne yazık ki federasyonlarımız futbola vermeleri gereken katma değeri bugüne kadar veremedi. Biz 1 kişiyi ne Futbol Federasyonu Kurulu'na, ne de başka bir kurula önerdik. Lobi yapmadık çünkü bu felsefeye karşıyız. 3 o takımın, 3 şu takımın, 3 bu takımın temsilcisi olmamalı. TFF liyakat bazlı, futbolun değişik kademelerinde hizmet edecek kalifiye insanlardan oluşmalı. Büyük kulüplerin temsilcileri olacak, diğer kulüplerin olmayacak. Çok saçma geliyor bana bu sistem. TFF'de görev yapan kişiler, formalarını üzerlerinden çıkartamıyorlar. Böyle olduğu sürece futbolumuz kesinlikle kalkınmaz. Hem Nihat Bey'in hem de ekibinin başarılı olmasını çok istiyorum."
"İnşallah şampiyon olacağız"
"Futbol takımımızdan memnunuz ama daha gidecek çok yolumuz var. Bugüne kadar Luiz Gustavo'nun kalitesinde bir oyuncu, o mevkiye ya gelmemiştir ya da çok az gelmiştir. Transfer yaparken bas bas bağırmıyoruz. Luiz Gustavo gibi bir oyuncuyu getirdik, imzalattık. Bizim mütevazi bir duruşumuz var. En memnun olduğum şeylerden biri, Damien ile Ersun hocanın ilişkisi. İnşallah şampiyon olacağız."
"Son 7 sezonun en genç takımıyla oynuyormuşuz"
"Ersun hoca bir rapor yolladı, son 7 sezonun en genç takımıyla oynuyormuşuz. En fazla yerli oyuncunun oynadığı takım Fenerbahçe. 9 hafta itibariyle, oynanan 810 dk ve uzatmalarla, ilk 11'de oynayan ve sonradan oyuna giren oyuncularla ligin en genç 4. takımıyız. Saha dışında müthiş bir takım ruhu, sahiplenme ve kenetlenme var. Geçen sene en çok bunu arıyorduk. O aidiyet duygusu, o sahiplenme, o taraftarı anlama hususunda Türk oyuncuların çok önemli olduğunu geçen sene tespit etmiştik. Emre'yi getirmemizin sebeplerinden biri de buydu. Taraftarımızın beklediği tarzda futbol oynuyoruz. Takımımıza Luiz Gustavo gibi bir lideri kattık. Vedat, başka takıma gitsek yazık olurdu. Fenerbahçe onun kalbinde. Hata yaptıktan sonra Altay'ı arıyorum, geleceğimizin kalecisi. Tolga Ciğerci... Hangi takım böyle bir oyuncuya sabır gösterir? Sabır gösterdik çünkü karakterine inandık, sağlık ekibimiz iyi işler gerçekleştirdi. Mükemmel bir sağlık ekibimiz var."
"Alex ve Volkan'a jübile yapmak istiyorum"
"Volkan Demirel, Fenerbahçe'nin çok önemli bir değeridir. Volkan'ın uzun yıllar boyunca Fenerbahçe'ye katkı vermesini bekliyorum. Benim hayalimde hem Alex'e hem Volkan'a jubile yapmak var. Alex'le son dönemde çok görüştük. Alex'in Fenerbahçe dünyasının bir yerinde, yörüngesinde değil, içinde olması gerekiyor. "Bu elçi olarak mı olur, bizi temsil mi eder, ileride Fenerbahçe teknik direktörü mü olur, sportif direktör mü olur bilemiyorum ama Alex, Fenerbahçe dünyasında olacaktır. Anelka, Roberto Carlos, Van Hooijdonk, Appiah gibi oyuncular, Fenerbahçe'nin yurt dışındaki elçisi olmalı."
"İlk direnişi Fenerbahçe başlatmıştır"
"3 Temmuz sürecinde yaşadığımız manevi kayıplarımızı hiçbir zaman tazmin edemeyeceğiz. O gün yaşadıklarımızı bir biz biliriz bir de Allah, yapayalnızdık. Bu alçak örgüt bize saldırdı, biz boyun eğmedik. Devleti, Başbakanı, Cumhurbaşkanını hedef alan bu örgüte karşı ilk direnişi Fenerbahçe başlatmıştır. Zaman geldi, Fenerbahçe'nin haklılığı ortaya çıktı. 'Fenerbahçe'ye helal olsun' diyenler oldu. Durumumuzdan faydalananlar oldu. Objektif bakan ve vicdanı olan hiçbir kimse Fenerbahçe'nin hakkı yenmedi diyemez. Bundan faydalananlar oldu. Bugün bu örgüt aleyhinde konuşanlar, o gün bize yapılanları öve öve bitiremiyorlardı. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak her zaman hukukun ve adaletin üstünlüğüne inandık, inanıyoruz."

 


Ballon d’Or kazanan en iyi İngiliz futbolcu kim?

Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)
Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)
TT

Ballon d’Or kazanan en iyi İngiliz futbolcu kim?

Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)
Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)

İngiliz futbolu, Ballon d’Or ödülünü kazanan yıldızlar bakımından zengin bir geçmişe sahip değil. Buna rağmen ödüle uzanan beş isim, başarılarıyla hafızalara kazındı.

İngiltere Milli Takımı’nın kaptanı ve en önemli sembollerinden biri olan Harry Kane, Bayern Münih formasıyla geçirdiği olağanüstü sezonun ardından 25 yıl aradan sonra futbolun en prestijli bireysel ödülünü kazanan ilk İngiliz futbolcu oldu. Böylece bu başarıya ulaşan beşinci İngiliz oyuncu olarak tarihe geçti.

Kane’den önce ödülü kazanan son İngiliz futbolcu, 2001 yılında Michael Owen olmuştu. Owen, Kevin Keegan’ın 22 yıl önce üst üste iki kez kazandığı ödülün ardından Ballon d’Or’a uzanan ilk İngiliz yıldızdı.

İngiltere ile Dünya Kupası’nı kazanan Bobby Charlton da 1966 yılında ödülün sahibi olmuştu. Charlton’dan on yıl önce, 1956’da ise Avrupa’da Yılın Futbolcusu adıyla verilen ilk Ballon d’Or ödülünü Stanley Matthews kazanmıştı.

Zaman içinde kapsamı giderek genişleyen ödül, bugün dünya çapında büyük ilgi gören bir organizasyona dönüştü.

BBC’den Alex Bysouth’un haberinde de belirtildiği üzere Ballon d’Or, ilk yıllarında küresel bir nitelik taşımıyordu. Ödül, 1995’e kadar yalnızca Avrupalı futbolculara verilirken 2007’de dünya genelindeki tüm kulüplerde oynayan futbolculara açıldı.

Peki, bu prestijli ödülü kazanan beş İngiliz futbolcudan hangisi gelmiş geçmiş en iyi İngiliz Ballon d’Or sahibi olarak öne çıkıyor?

İşte beş futbolcunun kariyerleri ve başarıları:

1. Kevin Keegan (Hamburg, 1978 ve 1979)

Kevin Keegan, Ballon d’Or’u iki kez kazanan tek İngiliz futbolcu. Keegan, 1977 yılında Liverpool’un Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı ve İngiltere Birinci Ligi şampiyonluğunu kazanmasına 20 golle katkı sağladı. Liverpool o sezon üç kupa kazanma fırsatını yakalamış olsa da İngiltere Federasyon Kupası finalinde Manchester United’a mağlup oldu.

Keegan, aynı yıl Ballon d’Or oylamasını Borussia Mönchengladbach’ın Danimarkalı yıldızı Allan Simonsen’in ardından ikinci sırada tamamladı.

Ödülün açıklanacağı dönemde Keegan, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nın son şampiyonu Hamburg’a transfer olmuştu. Alman kulübüne geçişi, kendisi açısından oldukça kazançlı bir anlaşmaydı.

cfvgthy
Kevin Keegan (EPA)

Ancak yeni takımıyla ilk maçları istediği gibi gitmedi. Hamburg, UEFA Süper Kupası’nda Keegan’ın eski takımı Liverpool karşısında ağır bir yenilgi aldı. İngiltere’den Almanya’ya geçiş yapan yıldız futbolcu, Bundesliga’ya da istediği başlangıcı yapamadı. Kış arasındaki bir hazırlık maçında rakibine vurması nedeniyle sekiz hafta men cezası alması, işlerini daha da zorlaştırdı.

Keegan kısa sürede yeni takımına uyum sağladı ancak ilk sezonu olağanüstü geçmedi. Asıl çıkışını bir sonraki sezon yaptı. Hamburg’u kulüp tarihindeki ilk Bundesliga şampiyonluğuna taşıyan Keegan, İngiltere Milli Takımı formasıyla da etkileyici performanslar sergiledi.

Başarısı, Ballon d’Or oylaması açısından da doğru zamana denk geldi. Bir yıl önce ödülü kazanmayı hak ettiği yönündeki düşüncenin seçmenlerin aklında kalmış olması da bunda etkili olmuş olabilir. Keegan, 26 seçmenin 22’sinin oy pusulasında yer aldı ve dokuzunda ilk sıraya yazıldı. Böylece Barcelona’nın Avusturyalı yıldızı Hans Krankl’ı geride bıraktı.

Hücum futboluna dayalı esnek oyun anlayışıyla Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finaline doğru ilerleyen Hamburg’un en önemli isimlerinden biri olan Keegan, 25 Aralık 1979’da açıklanan sonuçlarla üst üste ikinci kez Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi. Bu kez 26 seçmenden 18’i onu ilk sıraya yerleştirdi.

Keegan, Ballon d’Or’u iki kez kazanan tek Britanyalı futbolcu olmayı sürdürüyor. O döneme kadar bu başarıya yalnızca Johan Cruyff üst üste iki yılda ulaşmıştı. Bu yönüyle Keegan, İngiliz futbol tarihinin en başarılı Ballon d’Or kazananı olarak öne çıkıyor.

2. Bobby Charlton (Manchester United, 1966)

1995’ten önce, ödülün Avrupa dışındaki futbolculara açılmadığı dönemde kazanan isimler hakkında zaman zaman tartışmalar yaşanıyor. Benzer şekilde, 2007’den önce Ballon d’Or’un henüz küresel bir ödüle dönüşmemiş olması da bazı futbolcuların değerlendirme dışında kalmış olabileceği düşüncesini doğuruyor.

Örneğin bazı futbolseverler, 1986 yılında ödülü kazanan Igor Belanov yerine Diego Maradona’nın bu onura layık olduğunu savunabilir.

gthy
Bobby Charlton (AP)

Ancak bundan 20 yıl önce, 1966’da Bobby Charlton’ın ödülü kazanmayı hak ettiğine ilişkin ciddi bir tartışma yoktu. Manchester United’ın yıldız futbolcusu, İngiltere Milli Takımı’nı tarihindeki tek Dünya Kupası şampiyonluğuna taşıyan kadronun en önemli isimlerinden biriydi.

1958’deki Münih uçak kazasından sağ kurtulan Charlton, Manchester United formasıyla yükselişini sürdürdü. Takımıyla 1963’te İngiltere Federasyon Kupası’nı, iki yıl sonra da lig şampiyonluğunu kazandı.

1966 yılına gelindiğinde 28 yaşında olan Charlton, kariyerinin en verimli dönemlerinden birini yaşıyordu. Orta sahada görev yapmasına rağmen Dünya Kupası öncesindeki sezonda İngiltere Birinci Ligi’nde 16 gol kaydetmişti.

Charlton, Manchester United’ın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı finale yükselmesinde önemli rol oynamakla kalmadı. İngiltere Milli Takımı Teknik Direktörü Alf Ramsey de ülkesinde düzenlenen ilk Dünya Kupası için kurduğu kadronun merkezine onu yerleştirdi.

Finalde Batı Almanya’nın yıldızı Franz Beckenbauer ile karşı karşıya gelen Charlton, uzatmalara giden mücadelede İngiltere’nin 4-2’lik zaferine katkıda bulundu.

1966 Ballon d’Or sıralamasında Benfica’nın Portekizli yıldızı Eusébio ikinci, Bayern Münih forması giyen Beckenbauer ise üçüncü oldu.

3. Harry Kane (Bayern Münih, 2026)

Harry Kane, futbol tarihinin en etkileyici bireysel sezonlarından birini geride bıraktı. Bu performans, bazılarına göre onu listenin daha üst sıralarına taşımayı gerektirebilir. Ancak önünde yer alan futbolcuların da olağanüstü başarılara imza attığı unutulmamalı.

2025-2026 sezonunun başlangıcından bu yaz düzenlenen Dünya Kupası’nın sonuna kadar uzanan ve bu yılki Ballon d’Or değerlendirmesinde esas alınan döneme bakıldığında Kane, Avrupa’nın beş büyük liginde kulüp ve milli takım düzeyinde en fazla gol atan futbolcu oldu. Bu düzeyde bir performans, Lionel Messi’nin 2011-2012 sezonundaki olağanüstü başarısından bu yana görülmemişti.

İngiltere Milli Takımı’nın kaptanı, Bayern Münih formasıyla tüm kulvarlarda çıktığı 51 maçta 61 gol kaydetti. Alman ekibiyle lig ve kupa şampiyonluklarını kazanan Kane, Bundesliga’da 100 gol barajına en hızlı ulaşan futbolcu unvanını da elde etti.

Kane, İngiltere Milli Takımı adına da 12 gol attı. Bu gollerin yarısı, İngiltere’nin Dünya Kupası’nda yarı finale yükseldiği süreçte geldi.

Bazıları, Kane’in her sezon şampiyonluğun en güçlü adayı olarak gösterilen Bayern Münih gibi bir takımda oynamasının başarısını kolaylaştırdığını ileri sürebilir.

Ancak bu görüşe karşı en güçlü yanıt, 33 yaşındaki futbolcunun santrfor pozisyonuna getirdiği yeni yorum. Pas yeteneği ve topu saklama becerisi sayesinde Kane, yalnızca gol atan bir oyuncu olmaktan çıkarak oyunu yönlendirebilen eksiksiz bir hücum futbolcusuna dönüştü.

Leyton Orient ve Millwall’da kiralık olarak forma giydiği ilk yıllardan bu yana büyük gelişim gösteren Kane, İngiltere tarihinin en büyük futbolcularından biri haline geldi.

Tottenham formasıyla Premier Lig’de her sezon etkileyici performanslar sergileyen İngiliz yıldız, golcülüğünün yanına zamanla asist yapma ve takım arkadaşlarına pozisyon hazırlama becerisini de ekledi.

Münih’te, özellikle geçen sezon, performansını bambaşka bir seviyeye taşıdı.

4. Stanley Matthews (Blackpool, 1956)

Sir Stanley Matthews, Ballon d’Or’u kazanan ilk futbolcu olmasının yanı sıra ödülü kazandığı sırada en ileri yaştaki oyuncuydu. O dönemde ödül, 16 ülkeden temsilcilerin oylarıyla belirleniyordu.

Jüri üyelerinden 12’si Blackpool’un kanat oyuncusunu kendi listesine aldı. Bunların altısı Matthews’u ilk sıraya yerleştirdi. Böylece ilk Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Real Madrid ve Stade de Reims formalarıyla karşılaşan Alfredo Di Stéfano ile Raymond Kopa’yı geride bıraktı. Bu sonuç bile Matthews’un futbol dünyasında ne kadar büyük saygı gördüğünü ortaya koyuyordu.

Matthews, ödülü kazandığında 42. yaş gününe yalnızca iki ay kalmıştı. O sezon Blackpool’u İngiltere Birinci Ligi’nde Manchester United’ın ardından ikinciliğe taşıdı.

Bununla birlikte seçmenlerin, Matthews’un üç yıl önce İngiltere Federasyon Kupası finalinde sergilediği performanstan da etkilenmiş olması muhtemel. Blackpool, Bolton Wanderers’ı 4-3 mağlup ederek kupayı kazanmıştı. Matthews’un öne çıkan performansı nedeniyle karşılaşma, futbol tarihine “Matthews Finali” adıyla geçti ve sinemalarda da gösterildi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında dünyaya gelen Matthews, ödülü kazandıktan sonra da dokuz yıl boyunca futbol oynamayı sürdürdü. 50 yaşında futbolu bıraktı. Uzun kariyeri önemli bir başarı olsa da yıllar boyunca sergilediği üstün performansın gölgede bırakılmaması gerekiyor.

Matthews dünya çapında ün kazandı ve döneminin yıldızları tarafından yaratıcılığı ve futbol zekâsı nedeniyle övgüyle anıldı. O yıllarda bir futbolcunun büyüklüğü yalnızca bireysel istatistiklerle ölçülmüyordu. Matthews da gol atmaktan çok pozisyon hazırlayan, takım arkadaşlarını oyuna dahil eden bir futbolcuydu.

Yenilikçi oyun tarzı sayesinde “çalım sihirbazı” olarak anılan Matthews, fiziksel hazırlığına da büyük önem veriyordu. Esneme ve nefes egzersizleri yapıyor, ilave antrenmanlara katılıyor ve oruç tutmayı, alkolden uzak durmayı da içeren sıkı bir beslenme programı uyguluyordu.

5. Michael Owen (Liverpool, 2001)

Michael Owen’ın, Ballon d’Or’u kazandığını öğrendiğinde kendisini arayan Liverpool Teknik Direktörü Gérard Houllier’ye ödülün ne olduğunu bilmediğini söylemesine şaşırmamak gerek. Henüz 22 yaşında olan futbolcu, ödül töreni öncesinde geçmişte bu onuru kazanan isimlerin listesini inceleyerek kendisini hazırlamıştı.

O dönemde hamstring sakatlıkları nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşayan Owen, buna rağmen olağanüstü bir patlayıcı güce ve dinamizme sahipti. Müthiş hızı, üst düzey tekniği ve pozisyonları gole çevirme becerisiyle dikkat çekiyordu.

Henüz ergenlik çağındayken etkili bir golcü olduğunu kanıtlayan Owen, 2001 yılına gelindiğinde dünya futbolunun en çok talep gören genç oyuncularından biri haline gelmişti.

hyju
Michael Owen (EPA)

Ballon d’Or’u kazandığı 2001 yılı, Owen için unutulmaz başarılarla doluydu. Liverpool’un üç kupa kazanmasına katkıda bulunan İngiliz yıldız, önce penaltı atışları sonucunda İngiltere Lig Kupası şampiyonluğu yaşadı.

Ardından İngiltere Federasyon Kupası finalinde Arsenal ile karşılaşan Liverpool, Owen’ın son bölümde attığı iki golle geriden gelerek maçı kazandı ve kupaya uzandı.


Kartal’ın istifasının ardından Kuyt, Fenerbahçe’nin teknik direktörü oldu

Dirk Kuyt (Reuters)
Dirk Kuyt (Reuters)
TT

Kartal’ın istifasının ardından Kuyt, Fenerbahçe’nin teknik direktörü oldu

Dirk Kuyt (Reuters)
Dirk Kuyt (Reuters)

Türkiye Süper Lig ekiplerinden Fenerbahçe, bugün Hollandalı Dirk Kuyt’ın, İsmail Kartal’ın istifasının ardından geçici teknik direktör olarak göreve getirildiğini açıkladı.

Kartal, Fenerbahçe’nin salı günü ezeli rakibi Galatasaray’a 2-1 mağlup olmasının ardından istifasını sunmuştu.

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Liverpool’da 200’den fazla maça çıkan Kuyt, 2012 yılında Fenerbahçe’ye transfer olmuş ve iki yıl sonra kulübün Süper Lig şampiyonluğuna ulaşmasına katkı sağlamıştı.

Hollandalı teknik adam, ülkesinde ve Belçika’da çeşitli takımları çalıştırdı. Kuyt, geçen haziran ayında Kartal’ın teknik ekibinde yardımcı antrenör olarak görev yapmak üzere Fenerbahçe’ye geri döndü.

Kulüpten yapılan açıklamada, “İsmail Kartal’ın istifasının ardından Dirk Kuyt, yeni bir teknik direktörle anlaşma sağlanana kadar takımın teknik sorumluluğunu üstlenmiştir” denildi.

Fenerbahçe, ligde lider Galatasaray’ın 6 puan gerisinde beşinci sırada bulunuyor.


Çin’de Mbappe krizi büyüyor: Özür tartışmaları dindirmedi

Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)
Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)
TT

Çin’de Mbappe krizi büyüyor: Özür tartışmaları dindirmedi

Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)
Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)

Fransız futbolcu Kylian Mbappe, Mao Zedong hakkındaki sözleri nedeniyle özür dilemesine rağmen bugün (Çarşamba) Çin sosyal medyasında yükselen öfke dalgasını yatıştırmakta zorlandı. Açıklamaları, dünyanın en büyük pazarlarından biri olan Çin’de birçok ticari anlaşmasını kaybetmesine yol açtı.

1976 yılında hayatını kaybeden Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong hakkında şaka yapılması, ülkede hakaret olarak değerlendiriliyor ve toplumsal açıdan hâlâ tabu kabul ediliyor.

Çinli birçok marka Mbappe ile iş birliğini sonlandırırken, Çin devlet televizyonu da İspanya La Liga maçlarının yayınını durdurdu.

Real Madrid’in yıldızı Mbappe, salı günü yaptığı açıklamada, internette kendisiyle ilgili dolaşan en komik görselin, yüzünün dijital düzenlemeyle başka bir kişinin fotoğrafına yerleştirildiği görüntü olduğunu söylemişti. Mbappe, söz konusu kişi için “Bir adam, sanırım Çinli bir diktatör” ifadesini kullanmıştı. Bu sözlerin Mao Zedong’a gönderme yaptığı değerlendirildi.

Mbappe’nin ilk açıklaması, sıkı denetim altındaki Çin sosyal medya platformlarında yeniden paylaşılmadı ya da paylaşımlardan kaldırıldı. Çin’in resmî medya kuruluşları da Mao’nun adını anmaktan kaçınarak futbolcunun “Çin hakkında uygunsuz açıklamalarda bulunduğunu” belirtmekle yetindi. Buna rağmen Mbappe, bugün (Çarşamba) Çinli kullanıcıların yoğun eleştirileriyle karşı karşıya kaldı.

Weibo platformundaki kullanıcılardan biri, “Açıklamaları Çin’e ve Çin halkına hakaret niteliğindeydi. Bu nedenle çevrilemez” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, bir milyondan fazla takipçisi bulunan Mbappe’nin Xiaohongshu platformundaki hesabı donduruldu. Böylece futbolcunun yeni takipçiler kazanması engellendi. Weibo’da da benzer bir kısıtlama uygulandı. Platformda, “Bu kullanıcıyı takip etmek, yasaları veya Weibo Topluluk Kuralları’nı ihlal etmesi nedeniyle engellenmiştir” uyarısı yayımlandı.

Çin medyasında yer alan haberlere göre Dior ve Hublot gibi uluslararası markalar da Mbappe ile bağlantılı içerikleri Weibo hesaplarından kaldırdı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  Dior ve Hublot’nun Weibo hesaplarında futbolcunun Çince adını kullanarak yaptığı aramalarda da herhangi bir sonuca ulaşılamadı.

Tepkiler internetle sınırlı kalmadı. AFP’nin Pekin’deki Sanlitun alışveriş bölgesinde bulunan Adidas’ın amiral mağazasında yaptığı incelemede, Real Madrid formalarının satışta olduğu ancak Mbappe’nin adını taşıyan formaların bulunmadığı görüldü.

Buna karşın, futbolcuyla bağlantılı bazı ürünler hâlâ satışta. Resmî olmayan formalar, örgü bereler ve şapkalar, Taobao adlı e-ticaret platformunda bulunabiliyor.

Çin’in resmî medyası daha önce Mbappe’yi “futbol fenomeni” ve “yetenek” olarak nitelendirmişti. Ülkede geniş bir hayran kitlesine sahip olan Fransız futbolcunun fotoğrafları reklam panolarında, elektrolit içeren içeceklerin ambalajlarında ve sosyal medya platformlarında sıkça görülüyor.

Mbappe, Çin’de zaman zaman “Guigui” lakabıyla da anılıyor. “Kaplumbağa” anlamına gelen bu lakap, futbolcunun Ninja Kaplumbağalar filmindeki karakterlerden birine benzetilmesinden kaynaklanıyor.