​Libya’nın Rusya’da basılan banknotları tartışmaya neden oldu

Trablus'taki banka şubelerinden birindeki para sayma makinesi. (Reuters)
Trablus'taki banka şubelerinden birindeki para sayma makinesi. (Reuters)
TT

​Libya’nın Rusya’da basılan banknotları tartışmaya neden oldu

Trablus'taki banka şubelerinden birindeki para sayma makinesi. (Reuters)
Trablus'taki banka şubelerinden birindeki para sayma makinesi. (Reuters)

Kerime Naci
Malta güvenlik güçleri 1 Kasım’da Libya Merkez Bankası’nın ülkenin doğusundaki paralel hükümet Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi’ne (TM) bağlı el-Beyda’daki başkanı Ali el-Hibri’nin talebi üzerine Rusya’da basılmış olan Libya para birimleriyle dolu konteynırlara el koydu. Operasyonun ardından Rusya’da basılan Libya paraları tartışması yeniden alevlendi.
Trablus’taki Merkez Bankası, Başkanlık Konseyi’nin talebinde daha önce Rusya'da basılan para birimlerinin tedavülden kaldırılması veya bu paralarla işlem yapılmasının askıya alınmasına ilişkin tedbirlerin hiçbirinin uygulamadığını doğruladı.
Reuters’ın haberine göre El-Beyda Merkez Bankası, son üç yılda 10,8 milyar Libya dinarı bastırıldığını ve bu banknotların 4,5 milyar dinarlık bir kısmının bu yıl Trablus’un kontrolünü ele geçirmek için yapılan askeri operasyonun öncesinde ve sonrasında taksit taksit teslim edildiğini bildirdi.
Enflasyon
Libya Başkanlık Konseyi, 6 Haziran 2018 tarihinde Tunus'ta, TM Maliye Komisyonu, Libya Devlet Yüksek Konseyi’nin Sosyal ve Ekonomik Projeleri Gelişme ve Kalkındırma Komisyonu ve Libya Merkez Bankası yetkililerinin katıldığı bir toplantıyla ekonomik reformun şemasını çizmeye başladı. Toplantıda 1 Ağustos 2018 itibariyle başlayacak bir ekonomik reform paketinin yürürlüğe konulması kabul edildi. Pakette birkaç önemli noktaya değinildi. Bunların başında döviz satışlarına vergi uygulanması ve Libya Merkez Bankası'nın bankacılık işlemlerini engelleyen herkese karşı yasal işlem başlatılması vardı.
Libya Ticaret, Sanayi ve Tarım Odaları Birliği Ekonomik İşler Direktörü Vahid El-Cebu, Libya mali piyasasında herhangi bir çalışma yapılmadan milyarlarca dinarlık yeni banknotların tedavüle girmesinin ülkedeki enflasyonu büyük ölçüde artırabileceği uyarısında bulundu. Cebu, ABD doları karşısında büyük değer kaybeden Libya dinarının yine 2016 yılındaki 1 doların 9 dinar olduğu değere geri döndüğünü kaydetti.
Dinarda toparlanma
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan çevirdiği habere göre, Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) uyguladığı ekonomik reformlar dinarın dolar karşısında toparlanmasını sağladı ve 1 dolar 4,15 dinara kadar geriledi. Cebu, Libya Merkez Bankası’nın yönetim kurulu toplantısı yapmadan Rusya’ya para bastırdığını ve bunun da para politikalarının Merkez Bankası Yönetim Kurulu tarafından oy birliğiyle belirlenmesi gerektiğini öngören 2015 tarihli ve 1 nolu kanun uyarınca yasa dışı olduğunu vurguladı. Cebu, El-Beyda Merkez Bankası Başkanı Ali el-Hibri’nin bu kararı tek başına aldığını da sözlerine ekledi.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Trablus Milli Genel Kongre (MGK) üyesi Abdulkadir Huveyli ise konuya dair şunları söyledi:
“Eğer Libya ekonomisi hareket halinde olsaydı daha fazla banknot basma politikası işe yarayabildi. Bu eylem, ekonominin atardamarlarına pompalanan yeni kandır. Böylece temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatları düşer, girişimciler yatırım yapmak ister ve ekonominin büyüme çarkı yeniden dönmeye başlar. Ancak bu politika, Libya gibi bir örnekte başarısızlık anlamına gelir. Çünkü ülkenin ekonomisi durgunluk yaşıyor.”
Siyasi örtü
UMH’nin Rusya’da basılan banknotları tedavülden kaldırma kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ekonomi uzmanı Muntasir Şaban, bunun yalnızca Trablus’u almak için operasyon düzenleyen Mareşal Halife Hafter'i geri çekilmek zorunda bırakmak için alınmış siyasi bir karar olduğunu söyledi. Şaban yaptığı değerlendirmede, “ Rusya'da basılan banknotların üç yıldır ticari bankalarda dolaşımda olduğu göz önüne alındığında Fayiz es-Serrac (UMH Başkanlık Konseyi Başkanı), bu kararı niçin şimdi vermiştir?” diye sorguladı. Banknot basılmasının yasal olduğunu söyleyen Şaban, bunun nedenini ise El-Beyda Merkez Bankası Başkanı’nın uluslararası onaylı bir imza yetkisine sahip olmasına bağladı. Şaban, Merkez Bankası’nın Rusya’da basılan ve Merkez Bankası Başkanı tarafından yasallaştırılan banknotların değeri kadar altın rezervine sahip olduğunun altını çizdi.
Karışıklık ve bölünme
Libya’nın finans çevrelerinde yaşanan karışıklık ve bölünmeler sebebiyle yaşabilecek mali durgunluğa karşı uyaran Şaban, UMH Başkanlık Konseyi Başkanı es-Serrac’ın bu kararla ülke ekonomisine karşı suç işlendiğini öne sürdü.
Libya Merkez Bankası 2015 yılında biri UMH'ye, diğeri TM'ye bağlı olmak üzere ikiye ayrıldı. UMH'ye bağlı Trablus'taki Merkez Bankası'nın başkanlığını Sıddık el-Kebir, TM'ye bağlı el-Beyda’daki Merkez Bankası'nın başkanlığını ise Ali el-Hibri üstlendi. Libya Merkez Bankası’nın yeniden birleştirilmesini isteyen Şaban, Tunus ve diğer komşu ülkeler gibi kripto para birimi politikasını uygulama çağrısında bulundu. Şaban, kripto para birimi sayesinde sahte banknotların da önüne geçilebileceğinin altını çizdi.



Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Çin yuanının dolar ve euro karşısında değer kazanması, ihracatçı şirketlerin kâr marjlarını daraltırken Pekin yönetimini de zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Yuan bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 5, euro karşısında yüzde 9 değer kazandı. Avrupa liderleri ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin para biriminin hâlâ gerekenden düşük değerde seyrettiğini ve ihracatçılara haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor.

Pekin yönetimiyse hızlı değer artışının ihracatçıların kârlarını eriterek istihdamı tehdit etmesinden endişeleniyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), rekor düzeydeki dış ticaret fazlasının yuanın düşük değerinden değil, sanayideki teknolojik dönüşümden kaynaklandığını belirtiyor.

Reuters'ın görüştüğü analistler, PBOC'nin yuanın yükselişini yavaşlatmak için kademeli adımlar atmasını bekliyor.

PBOC salı günü finans kuruluşlarının tutması gereken döviz zorunlu karşılık oranını artıracağını duyurmuştu. Diğer seçenekler arasında bankalardan yuanı aşağı yönlendirmelerini istemek, günlük referans kurunu daha zayıf belirlemek ve yurtdışı yatırımlara yönelik kuralları gevşetmek yer alıyor.

Diğer yandan Pekin'in, Avrupa'nın 1985'teki Plaza Anlaşması benzeri bir kur düzenlemesine katılma çağrılarına mesafeli yaklaşması bekleniyor. ABD, Japonya, Batı Almanya ve Fransa yönetimleri arasında imzalanan anlaşma, doların diğer para birimleri karşısında sert biçimde değer kaybetmesini sağlamıştı.

Çinli yetkililer, bu anlaşmayı uzun süredir ABD'nin ekonomik baskısının bir örneği olarak görüyor ve Japonya'nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik durgunlukla ilişkilendiriyor.

Yuan, ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatıyor

The Diplomat'ın analizinde, Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, müttefiklerine yönelik tehditleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığını zayıflatma girişimlerinin doların geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı ifade ediliyor.

Çin ve BRICS ülkeleri uzun süredir doların küresel ticaretteki ağırlığını azaltmayı hedefliyor. Bu süreçte yuan, özellikle Çin'in komşuları ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan ülkeler açısından dolara alternatif olarak öne çıkıyor.

Çin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. CIPS'nin günlük ortalama işlem hacmi, Ocak 2022'de 339 milyar yuan seviyesindeyken Haziran 2026'da 828 milyar yuana yükseldi. Çin'in sınır ötesi ödemelerinde yuanın payı da Ocak 2014'te yüzde 21'den Temmuz 2026'da yüzde 49'a çıktı.

Ancak küresel finans piyasalarında doların ağırlığını kaybettiğine ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.

Çin'in, Batı yaptırımlarını atlatmak isteyen Rusya ve İran'la yuan üzerinden ticaret yapmasının, küresel ekonomide doların yerini değiştirmekten çok ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatmayı amaçladığı yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, The Diplomat, Reuters


Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
TT

Wall Street’te sert satış dalgası... Nasdaq 2,3 trilyon dolar değer kaybetti

New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)
New York’taki Nasdaq Borsası’nda işlem seansı sırasında Nasdaq endeksini gösteren ekran (Reuters)

Wall Street, yapay zekâ odaklı teknoloji ve yarı iletken şirketlerinin öncülüğünde geniş çaplı bir satış dalgasının etkisiyle, son yılların en sert düşüş seanslarından birini yaşadı. Washington’daki siyasi değişimlerin veri merkezlerine yapılan devasa yatırımları frenleyebileceği ve aylardır piyasaları rekor seviyelere taşıyan hızlı büyümeye son verebileceği yönündeki endişeler artış gösterdi.

S&P 500 endeksi yüzde 4,4 oranında gerileyerek, Başkan Donald Trump’ın açıkladığı gümrük vergilerinin küresel piyasaları sarstığı Nisan 2025’ten bu yana en kötü günlük performansını kaydetti. Dow Jones endeksi 1833 puan (yüzde 3,4) düşerken, Nasdaq endeksi yüzde 5,5 ile daha büyük bir kayıp yaşadı.

Yapay zekâyla bağlantılı varlıklardan çıkış eğiliminin yayılmasıyla birlikte bu baskılar ABD piyasalarıyla sınırlı kalmayarak küresel piyasalara da sıçradı. Nasdaq 100 endeksi yüzde 6’dan fazla düşüşle Mart 2020’deki Kovid-19 pandemisi çalkantılarından bu yana en büyük düşüşünü kaydetti; piyasa değerinden yaklaşık 2,3 trilton dolar silindi ve endeks 6 Ekim’deki zirvesinden yüzde 15 uzaklaştı.

Fırtınanın merkezinde yapay zekâ

Çip şirketleri ve veri merkezi altyapı sağlayıcıları, yüksek borçlanma maliyetleri ve sektör hisselerindeki aşırı değerleme endişeleri eşliğinde, yapay zekâ altyapısına yönelik devasa harcamaların mevcut hızda sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretlerinin yeniden gündeme gelmesiyle en çok kaybettirenler arasında yer aldı.

Nvidia hisseleri yüzde 9,3 oranında gerileyerek Ocak 2025’ten bu yana en büyük düşüşünü kaydetti ve yıl başından bu yana elde ettiği kazançları sildi. Advanced Micro Devices hisseleri yüzde 17,3, CoreWeave yüzde 9,8 ve GE Vernova yüzde 7,5 oranında değer kaybetti. Philadelphia Yarı İletken Endeksi de yüzde 12 düşüşle Mart 2020’den bu yana en kötü seansını yaşadı ve haziran ayındaki zirvesinden bu yana yüzde 38’den fazla değer kaybederek ayı piyasasına girdi.

Teknoloji ve çip şirketlerinin ABD endekslerindeki yüksek ağırlığı dikkate alındığında, bu kayıplar ayrı bir önem kazanıyor. Bu şirketlerin hisse hareketleri artık piyasanın genel performansını doğrudan etkiliyor ve değerlemelerindeki herhangi bir düzeltme ana endeksleri daha alt seviyelere çekebilecek bir güç taşıyor.

Söz konusu satış dalgası, Demokratların Kongre ara seçimlerini kazanmasının ardından piyasalarda yaşanan güçlü kazançların sadece bir gün sonrasında geldi. Seçim sonuçları, yatırımcılar arasında Trump'ın nüfuzunu sınırlayacak politik bir dengenin oluşacağı, İran ile yaşanan savaşın ve bu savaşın enerji fiyatları ile enflasyon üzerindeki baskılarının kontrol altına alınmasının önünü açacağı beklentilerini güçlendirmişti.

Ancak ilk günkü iyimserlik, yatırımcıların odağının siyasi değişimin yapay zekâ sektörü üzerindeki olası etkilerine kaymasıyla hızla yerini düşüşe bıraktı. Demokratların zaferi, özellikle yerel toplulukların yüksek elektrik tüketimi ve bunun enerji faturalarına yansımasına yönelik artan itirazları doğrultusunda, veri merkezlerinin genişlemesine ilişkin denetimlerin sıkılaştırılacağı endişelerini artırdı.

Bu merkezlerin inşasındaki herhangi bir yavaşlama; gelişmiş çip, elektrik ve altyapı ekipmanlarına olan talebi azaltma riski taşıyor. Bu sektörler, ABD ekonomik büyümesinin ana itici güçlerinden biri haline gelen devasa yatırım harcamaları dalgasından doğrudan faydalanmıştı.

Purpose Investments Baş Yatırım Sorumlusu Greg Taylor, satış dalgasının 2000 ve 2001 yıllarındaki dot-com balonunun çöküşünü hatırlattığını belirterek, piyasanın tek bir temaya -yapay zekâya- odaklanmasının, yatırımcı beklentileri değiştiğinde piyasayı düşüşe karşı daha hassas hale getirdiğine dikkat çekti.

Portföyden çıkışların artması ve riskten korunma talebinin yükselmesi

Savunma sektörleri de düşüş dalgasından kaçamadı; kayıplar S&P 500 endeksinde yer alan 11 sektörün tamamına yayılırken, Dow Jones endeksini oluşturan 30 hissenin tamamı değer kaybetti. Açığa satış pozisyonu en yüksek olan şirketler ile kâr etmeyen teknoloji şirketlerinin hisseleri de geriledi. Bu durum, yatırımcıların sadece yapay zekaya olan risklerini azaltmakla kalmayıp, portföylerindeki risk seviyesini genel anlamda düşürmeye yöneldiklerine işaret etti.

Oynaklık endeksi VIX 28,18 puana yükselerek mart ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü ve hisse senetlerindeki beklenen dalgalanmalara ilişkin endişelerin arttığını gösterdi. İnanılan yükseliş trendini sürdüren kazanan hisselere yatırım yapan stratejilerin satış dalgasından etkilenmesiyle, iShares MSCI USA Momentum Factor ETF’si yüzde 8,2 oranında gerileyerek 2020’den bu yana en kötü günlük performansını kaydetti.

Buna karşılık yatırımcılar daha güvenli bir liman arayışıyla ABD Hazine tahvillerine yöneldi. Geçen ay yüzde 5,3’ü aşan 10 yıllık tahvil getirisi, çarşamba günkü kapanıştaki yüzde 4,90 seviyesinden yüzde 4,84’e geriledi.

Enerji piyasalarında ise Brent petrol vadeli işlemleri, İran ile yaşanan savaşın gidişatı ve küresel enerji arzının normale dönme zamanına ilişkin belirsizliklerin sürmesiyle, bir önceki seansta yaşanan yaklaşık yüzde 9’luk keskin kayıpların bir kısmını toparlayarak yüzde 3,9 artışla varil başına 98,29 dolara yükseldi.

Düşüşün şiddetine rağmen bazı hisseler istisnai kazançlar elde etti. AppLovin hisseleri, analist beklentilerini aşan finansal sonuçların ardından yüzde 31 sıçrarken; Tapestry hisseleri, beklenenden güçlü kâr açıklaması ve yıllık öngörülerini yükseltmesi sonrasında yüzde 7,1 değer kazandı.

Seans genel olarak değerlendirildiğinde, yüksek değerleme ve sermaye harcamalarındaki yavaşlama endişelerinin, siyasi değişimler ve jeopolitik belirsizliklerle kesiştiği bir dönemde piyasaların; yapay zekânın sunduğu olağanüstü büyüme fırsatlarını fiyatlamaktan, bu büyümenin maliyetini ve risklerini yeniden değerlendirme aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirlemeyi daha da zorlaştırıyor.


Demokratların zaferi Trump'ın FED üzerindeki nüfuzunu sınırlıyor... Powell Yönetim Kurulu'ndan ayrılacak mı?

Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)
Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)
TT

Demokratların zaferi Trump'ın FED üzerindeki nüfuzunu sınırlıyor... Powell Yönetim Kurulu'ndan ayrılacak mı?

Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)
Washington'daki ABD Merkez Bankası (Fed) binasının önünden geçen bir kişi (Reuters)

ABD'de ara seçimlerde Demokratların büyük bir zafer kazanması, Beyaz Saray ile ABD Merkez Bankası (FED) arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Seçim sonuçları, Başkan Donald Trump'ın merkez bankasına yapılacak atamalar üzerindeki etkisini azaltırken FED’in kararlarını çevreleyen kurumsal denetim mekanizmalarını da güçlendiriyor. Bu siyasi değişimle birlikte, FED’in eski Başkanı Jerome Powell'ın geleceği ve Ocak 2028'de sona erecek görev süresinden önce Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılıp ayrılmayacağı sorusu yeniden gündeme geliyor.

Trump ile Powell arasındaki ilişkiler başlangıçta bugünkü kadar gergin değildi. ABD Başkanı, Powell'ı 2017 yılında ilk başkanlık döneminde FED başkanlığına kendisi aday göstermiş, eski Başkan Joe Biden ise 2022'de ikinci dönem için yeniden atamıştı. Ancak Trump'ın faizlerin daha hızlı ve daha yüksek oranlarda düşürülmesi yönündeki ısrarına karşılık Powell'ın para politikası kararlarının Beyaz Saray'ın taleplerine değil, ekonomik verilere dayanması gerektiğini savunması anlaşmazlığı derinleştirdi. Gerilim, Trump'ın Powell'ı defalarca "çok geç kalmakla" suçlamasına, istifaya çağırmasına ve görevden almakla tehdit etmesine kadar vardı.

ghyj
Eski ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell (AFP)

Anlaşmazlık, faiz politikasıyla sınırlı kalmayarak hukuki bir mücadeleye dönüştü. ABD Adalet Bakanlığı, Washington'daki Fed merkez binasının yenileme maliyetlerine ilişkin cezai soruşturma başlattı. Trump yönetimi bu dosyayı Powell üzerindeki baskı aracı olarak kullandı. Powell ise soruşturmayı merkez bankasını sindirme ve bağımsızlığını etkileme girişimi olarak değerlendirdi. Bir yargıcın soruşturmayla bağlantılı celp kararlarını durdurmasının ardından dosya geçen nisan ayında kapatıldı.

Bu gelişmelerin ardından Powell, başkanlık görevinin mayıs ayında sona ermesine rağmen Yönetim Kurulu üyeliğini sürdürme kararı aldı. Powell, kuruma yönelik hukuki saldırıların FED’in bağımsızlığını tehdit ettiğini belirtti.

Warsh'ı daha karmaşık bir süreç bekliyor

Kongre'deki siyasi değişim, Fed Başkanı Kevin Warsh için daha karmaşık bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Senato'daki önemli denetim komitelerinin başkanlıklarının Demokratlara geçmesi bekleniyor. Bunların başında, Cumhuriyetçi Tim Scott'ın yerine Fed Başkanı Warsh'a yönelik sert eleştirileriyle tanınan Senatör Elizabeth Warren'ın devralması beklenen Senato Bankacılık Komitesi geliyor.

Analistler, Demokratların komite üzerindeki kontrolünün Warsh'ın merkez bankasını yönetme yaklaşımının daha sıkı denetlenmesine yol açabileceğini düşünüyor. Özellikle Warsh'ın kamuoyuyla iletişimde daha az görünür ve şeffaf bir yaklaşım benimsemek istemesi, eleştirilerin odağında yer alıyor.

vefbghn
FED Başkanı Kevin Warsh, Para Politikası Kurulu'nun kararının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunuyor (Reuters)

Eski FED Yönetim Kurulu üyesi Larry Meyer tarafından kurulan Monetary Policy Analytics kuruluşundan ekonomistler, Warsh'ın merkez bankası başkanlığına getirilmesine hiçbir Demokrat senatörün destek vermediğine dikkat çekti. Ekonomistler, Kongre'deki sert sorgulamaların Warsh'ın açıklamalarını ve politikalarını ciddi bir sınavdan geçirebileceği uyarısında bulundu.

Senato yönetimindeki değişimin sonuçları yalnızca merkez bankası kararlarının denetlenmesiyle sınırlı kalmayabilir; Warsh'ın görev süresinin geleceğini de etkileyebilir.

JPMorgan ekonomisti Michael Feroli, Senato'daki yönetim değişikliğinin Warsh'ın Fed başkanlığında ne kadar süre kalabileceği açısından önemli sonuçlar doğuracağını söyledi.

Warsh'ın görev süresinin 2030'da sona ereceğini hatırlatan Feroli, seçim sonuçlarının Demokratların Senato'da çoğunluğu ele geçirmesiyle birlikte Warsh'ın görev süresinin sona erme ihtimalini artırdığını belirtti. Feroli, Warsh'ın önceki Fed başkanları gibi yeniden göreve atanmak istemesi halinde Kongre üyeleriyle iletişim kurmaya ve desteklerini kazanmaya daha fazla zaman ayırması gerekeceğini ifade etti. Warsh'ın artık yasama organının dışında gelişmeleri izlemekle yetinemeyeceğini vurguladı.

Senato, Warsh'ın Fed başkanlığına atanmasını geçen mayıs ayında 54'e karşı 45 oyla onaylamıştı. Warsh'a yalnızca bir Demokrat senatör destek vermişti. Yeni Demokrat çoğunluğun, özellikle enflasyonla mücadele konusunda Fed'in performansına ilişkin daha sıkı bir denetim yürütmesi bekleniyor. Demokrat Parti'nin seçim kampanyasında hayat pahalılığını öne çıkarması, partiye Fed üzerinde enflasyonu kontrol altında tutma yönünde baskı kurmak için güçlü bir gerekçe sağlıyor.

Senato Bankacılık Komitesi, Warsh'ın yüz milyonlarca dolar değerindeki finansal varlıklarını nasıl yönettiğine ilişkin de soruşturmalar başlatabilir. Warren, Warsh'ın Fed başkanlığına getirilmesinden önce bu varlıklarla ilgili işlemlerinin ne ölçüde şeffaf olduğu konusunda soru işaretleri bulunduğunu dile getirmişti.

Trump'ın Yönetim Kurulunu yeniden şekillendirme gücü kısıtlanıyor

Demokratların Senato'da kontrolü ele geçirmesi, Trump'ın Fed Yönetim Kurulu'ndaki nüfuzunu artırma girişimlerini sınırlaması bakımından özel önem taşıyor. Yedi üyeden oluşan kurulda halen eski Başkan Joe Biden tarafından atanan üç üye bulunuyor. Bunların yanı sıra Trump'ın ilk başkanlık döneminde göreve getirdiği, daha sonra Biden tarafından yeniden atanan ve mevcut başkanla yaşadığı anlaşmazlığa rağmen kurul üyeliğini sürdüren eski Fed Başkanı Jerome Powell da görev yapıyor.

Trump, kurulun mevcut yapısını düşmanca ve partizan olarak nitelendirmiş, Beyaz Saray'ın faizlerin önemli ölçüde düşürülmesi yönündeki taleplerine yanıt verilmemesini eleştirmişti. Ancak Warsh'ın da aralarında bulunduğu para politikası yapıcıları, bunun yerine yükselen enflasyonla mücadele amacıyla faiz artırımına yöneldi.

Trump ile FED arasındaki en önemli mücadele alanlarından biri de Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook'un görevden alınmasına yönelik girişim. Bu girişim halen devam ediyor. ABD yönetiminin önümüzdeki haftalarda, Cook'un merkez bankasına atanmadan önceki dönemde mortgage kredisi başvurularında yaptığı hataları gerekçe göstererek Trump'ın görevden alınması için "haklı neden" bulunduğunu ilan etmesinin önünü açacak idari bir süreç başlatması bekleniyor.

Cook'un görevden alınmasına yönelik olası bir adımın yeni bir yargı mücadelesine dönüşmesi bekleniyor. Yüksek Mahkeme daha önce Trump'ın Cook'u görevden uzaklaştırma girişimine karşı karar vermişti. Trump görevden almayı başarsa bile Demokratların kontrolündeki Senato'dan kendi adayını geçirerek boşalan koltuğu doldurması zor görünüyor.

Fed atamaları üzerindeki nüfuz mücadelesi yalnızca iki parti arasındaki anlaşmazlıklarla sınırlı değil. Cumhuriyetçi üyeler de Trump'ın ilk başkanlık döneminde aşırı buldukları bazı adaylıkları engellemişti.

Bu yılın başlarında Cumhuriyetçi Senatör Tom Tillis, Trump yönetiminin Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturmadan vazgeçmesine kadar Warsh'ın adaylığının onaylanmasını engellemek için nüfuzunu kullanmıştı. Trump'ın kendisine seçimlerde rakip çıkarma tehdidinde bulunmasının ardından Kuzey Carolina'da yeniden aday olmama kararı alan Tillis'in boşalttığı koltuğu ise salı günü Demokrat Roy Cooper kazandı.

Fed'in iç siyaseti üzerine bir kitabın da yazarı olan Pilot Wave Holdings ortağı Mark Spindel, Senato'da kontrolün Demokratlara geçmesinin adaylıkların onaylandığı siyasi ortamı değiştireceğini ve merkez bankasına farklı bir siyasi destek sağlayabileceğini söyledi.

Spindel, Fed'in bağımsızlığının her zaman kısmen Kongre'ye dayandığını belirterek Senato'nun kurumsal desteğinin, para politikası yapıcılarının siyasi baskılar yerine enflasyon ve istihdam verilerine göre karar alabilmeleri açısından önemli olduğunu vurguladı.

Denetim, düzenleyici reformları da kapsayacak

Demokratların Senato Bankacılık Komitesi'nin yanı sıra Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi'nde de kontrolü ele geçirmesi, para politikası ve atamalarla sınırlı kalmayan sonuçlar doğurabilir. Bu değişimin, Trump yönetiminin ve FED Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bowman'ın gündeme getirdiği düzenleyici reformları zorlaştırması bekleniyor.

Bu dosyalar arasında, Fed'in Genius Yasası kapsamında sabit coinleri düzenlemek üzere hazırladığı kurallar ile merkez bankasının bankacılık denetim sistemini yeniden yapılandırma planı bulunuyor.

Kongre'de Demokratların denetiminin güçlenmesiyle birlikte söz konusu reformların daha sıkı tartışmalara ve incelemelere konu olması bekleniyor.