​Lübnan sefalet ile yüzleşiyor

Bir Lübnanlı ülke parasının dolar karşısındaki değer kaybetmesinin endişesi gölgesinde alışveriş yapıyor (AFP)
Bir Lübnanlı ülke parasının dolar karşısındaki değer kaybetmesinin endişesi gölgesinde alışveriş yapıyor (AFP)
TT

​Lübnan sefalet ile yüzleşiyor

Bir Lübnanlı ülke parasının dolar karşısındaki değer kaybetmesinin endişesi gölgesinde alışveriş yapıyor (AFP)
Bir Lübnanlı ülke parasının dolar karşısındaki değer kaybetmesinin endişesi gölgesinde alışveriş yapıyor (AFP)

Eliana Dagher
Lübnan’da kötüleşen yaşam koşullarının ve ekonomik krizin ardından 17 Ekim'de halk protestoları patlak verdi. Ülkede yaşanan bu durum, Başbakan Saad Hariri'nin 29 Ekim'de istifa etmesine yol açtı.
Dünya Bankası Orta Asya Bölge Direktörü Saroj Kumar Jha, 6 Kasım’da Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile görüştü ve kendisini hızlı ve güçlü önlemler alması için teşvik etti. Lübnan’da yoksulluk oranının yüzde 50'ye yükseleceği konusunda uyarıda bulunan Jha, derhal çözüm bulunmadığı takdirde özellikle gençler arasında işsizlik oranının artacağını söyledi.
Halk hareketinin Lübnan’ın tüm bölgelerine yayılmasının ve protestocuların gerek yolsuzlukla mücadele gerekse de ülkenin yıkılmaktan kurtarılması için teknokratlar hükümetinin kurulması çağrısından bu yana siyasi elitler halen yeni yönetim şeklinin ne olacağı meselesini tartışıyor. Tüm bunlar bir yana halk ise geleceklerini tehdit eden ağır bir çöküşün bedelini ödüyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde, Lübnanlı bir ailenin ve vatandaşların, kullandıkları müstear isimler altında yaşadıkları acıların bir özeti yer alıyor:
Üç çocuk babası olan Cihad, üç yıl önce taleplerin azalması dolayısıyla sahibi olduğu diş laboratuvarını kapattı ve neredeyse bir yıldır hiç açmadı. Yaşam ve eğitim harcamaları gibi masrafların arttığı böyle bir zamanda aile gelirleri sıfıra indi. Cihad’ın en küçük oğlunun okul masrafı yaklaşık 5 bin dolar kadar. Bu rakam, devlet okullarının zayıf performanslarının gölgesinde Lübnanlıların gittiği özel okullar için ortalama bir tutar. Cihad’ın büyük oğlu ise en prestijli Lübnan üniversitelerinden birinde tıp okuyor ve onun yıllık üniversite harcı ise yaklaşık 30 bin dolar. Her ne kadar bu ücretin yüzde 50’sini ödüyor olsa bile yine de bu rakam onlar için ağır bir yük olmaya devam ediyor. Cihad’ın Lübnan Üniversitesi'nden mezun olan kızı Rola ise gazetecilik diploması aldı, fakat işini kaybettikten sonra yeni bir iş bulamadı ve 4 aydır evde oturuyor.
Yiyecek, barınma ve eğitim masraflarına ek olarak Cihad, her yıl aile sağlık sigortasını ödüyor ve yaşlı annesine bakıyor. Baba, ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sahip olduğu bir parça araziyi satmak zorunda kaldı. Buradan eline geçen parayla ailesini geçindiriyor, fakat ülke parasının dolar karşısında değer kaybetmesinden dolayısıyla bu parada tehdit altında. Merkez İstatistik Bürosu'nun verilerine göre ülkedeki enflasyon oranı Ağustos 2019 itibariyle yüzde 2,77 oranında arttı.
Kurşun açlıktan daha merhametli
Cihad’ın eşi Jacqueline, pazardaki fiyatların son zamanlarda arttığını ve bazı sebze ve meyveler için 75 bin lira (yaklaşık 50 dolar) verdiğini söyledi. Satın alma gücünün azaldığı bir zamanda Jacqueline, eve neler alacağını dikkatli bir şekilde seçiyor. Buna rağmen anne henüz kaybetmediği umutla, çocuklarını Lübnan'dan ayrılmaya teşvik etmiyor. Oysa birçok baba iyi ve güvenli bir gelecek için çocuklarına göç etmelerini tavsiye ediyor. Rola da ülke içerisinde sonuç alamadığı iş arayışlarının ardından ülke dışında iş aramaya başladı.
Cihad, ufukta Lübnan krizinin çözüleceğine ilişkin bir parıltı görmüyor ve hatta işlerin daha da kötüye gideceğini düşünüyor. Cihad, “Savaş günlerinde Lübnan’da iş ve para vardı. Bir insanın kurşunla mı yoksa açıktan ölmesi mi daha iyi” diyor.
Ülkede tedavülde olan ikinci para birimi olan ABD Dolarının  kıtlığı son zamanlarda Lübnan'da bir dizi krize sebep oldu. Benzin istasyonları, petrol için döviz ödemesi yapamadıklarından dolayı kepenklerini indirdiler. Ayrıca, doların karaborsada değer kazanması nedeniyle çok sayıda vatandaş zarar gördü. Küçük bir restoran sahibi olan Tarık, kriz sonucu çok şey kaybettiğini söylüyor. Bankalar onu, harcadığı çeklerin değerini dolar olarak ödemeye zorladı. Bununla birlikte tüccarlar, dolar haricinde bir ödemeyi kabul etmiyor. Sonuç olarak, karaborsadaki döviz kurunun bir sonucu olarak önemli kayıplar yaşandı.
Dünya Bankası'nın yüzde 50'ye yükselen yoksulluk uyarısı sıradan bir uyarı değil. Nitekim bu ülkedeki on binlerce aileyi tehdit ediyor. Lübnan krizinin şiddetlenmesiyle birlikte bazı şirketler kayıplarını telafi etmeye yönelik önlemler aldılar. Bazıları maliyetleri düşürmek için personeli işten çıkarırken, diğer bazı şirketler ise personellerinin maaşlarının sadece yarısını ödediler.
Yarı zamanlı iş ve yarı maaş
Beyrut'ta bilişim hizmetleri sunan bir şirkette çalışan Alya, şirketin tüm çalışanlarına yarı maaş için yarı zamanlı çalışma zorunluluğu getirildiğini söyledi ve aylık bir dizi borç ödemek zorunda olan çalışanların başka işler aradıklarını belirtti.
Özel bir okulda öğretmenlik yapan Alya ise öğretmenlerin 3 aylık maaşlarının ödenmediğini dile getirdi. Ekonomik krizin Lübnan vatandaşlarına ödettiği bedel oldukça ağır oldu ve onları iyi yaşamdan mahrum bıraktı. Araştırma şirketi Fitch Solutions, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da elektrik, su ve gaz gibi temel hizmetlerin maliyetlerinin en yüksek olduğu ülkenin Lübnan olduğunu kaydetti.
Dünya Bankası'na göre bu ekonomik krizden en fazla etkilenecek kimseler fakir ve orta sınıftaki kişiler olacak. Dünya Bankası, yeni hükümetin bu insanları olumsuz etkilerden korumak için müdahale etmesi gerektiğini belirtti. Dünya Bankası'na göre, Lübnan ekonomisinin kötüleşen bu durumunu durdurmanın atılabilecek ilk ve en önemli adım tüm Lübnanlıların isteklerini karşılayacak bir hükümetin kurulması. Bunun ardından ise derhal reformların yapılması gerekiyor.
Beyrut artık zaman kaybetme lüksüne sahip değil.
Büyük patlamadan önce bunu işitecek ve cevap verecek kimse var mı?



FED, ABD’deki ara seçimler öncesinde faizleri sabit tuttu

Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
TT

FED, ABD’deki ara seçimler öncesinde faizleri sabit tuttu

Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)
Washington’daki ABD Merkez Bankası binası (Reuters)

ABD Merkez Bankası (FED), 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerine bir haftadan az süre kala, bugün (Çarşamba) politika faizini yüzde 3,75-4 aralığında sabit tuttu. Yaşam maliyetleri, seçim kampanyalarının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), toplantının ardından yayımladığı açıklamada, ekonomik faaliyetin güçlü bir hızla genişlediğini, yurt içi harcamaların dirençli seyrettiğini, verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının ise sağlam olduğunu belirtti. Açıklamada, istihdam artışının iş gücündeki büyümeyle uyumlu olduğu ve işsizlik oranında kayda değer bir değişiklik yaşanmadığı ifade edildi.

Buna karşılık komite, enflasyonun yüksek seyrini koruduğuna dikkat çekti. Daha fazla verinin, enflasyonu zamanında yüzde 2’lik hedefe döndürmek için uygun para politikası duruşunun belirlenmesine yardımcı olacağı vurgulandı. FED, fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını da yineledi.

Faizleri sabit tutma kararı, enerji fiyatlarındaki artış, gümrük tarifeleri ve yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan talep nedeniyle enflasyonist baskıların sürdüğü bir dönemde alındı. Bu durum, para politikası yapıcılarını enflasyonu kontrol altına almak ile ekonomik faaliyetin istikrarını korumak arasında hassas bir denge kurmaya zorluyor.

Faizlerin sabit tutulması kararı, komite üyelerinden 10’unun desteğini alırken iki üye karşı oy kullandı. Lisa Cook ve Beth Hammack, politika faizinin hedef aralığının 25 baz puan artırılmasını tercih etti.

ABD’de ailelerin yüksek yaşam maliyetleriyle mücadele etmeyi sürdürmesi nedeniyle fiyatlardaki gelişmeler, yaklaşan seçimler öncesinde daha da önem kazandı.

Piyasalar, FED yetkililerinin temkinli davranarak enflasyonun seyrini değerlendirmeyi tercih ettiklerine yönelik açıklamalarının ardından faizlerin sabit tutulmasını bekliyordu. FED, eylül ayında faizi 25 baz puan artırarak mevcut aralığa yükseltmişti. Bu artış, üç yılın ardından yapılan ilk faiz artırımı olmuştu.

Demokrat Parti, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin elindeki Kongrenin her iki kanadında da kontrolü ele geçirmeyi hedefliyor. Olası bir güç değişimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin son iki yılında siyasi gündemini hayata geçirme kapasitesini etkileyebilir.

Ekonomik büyüme genel olarak istikrarlı seyrini korusa da özellikle düşük gelirli kesimler başta olmak üzere birçok Amerikalı ailenin yüksek fiyatlardan etkilenmeye devam etmesi, yaşam maliyetlerini seçim kampanyalarının başlıca konularından biri haline getirdi.

Enflasyon hâlâ hedefin oldukça üzerinde

Faizlerin sabit tutulması kararı, enflasyon göstergelerinin fiyat artışlarını hedeflenen seviyeye döndürmenin zor olacağına işaret ettiği bir dönemde alındı. ABD’de tüketici fiyatları endeksi eylül ayında yıllık yüzde 3,7 yükselerek analistlerin beklentilerini aştı ve mayısta kaydedilen son üç yılın en yüksek seviyesine yeniden yaklaştı.

FED, uzun vadeli enflasyon hedefini, enflasyonu ölçmek için esas aldığı kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi üzerinden yüzde 2 olarak belirliyor.

İlk tahminler, manşet PCE endeksinin yanı sıra bazı oynak fiyat kalemlerini dışarıda bırakan göstergelerin de eylülde yükseldiğine işaret ediyor. Yıllık enflasyonun yüzde 3 veya üzerinde kalmayı sürdürdüğü, son aylarda fiyat artışlarını düşürme konusunda ise sınırlı ilerleme kaydedildiği değerlendiriliyor.

Eylül ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları verilerinin, FED’in faiz kararını açıklamasından bir gün sonra, perşembe günü yayımlanması bekleniyor.

Endeksin bileşenlerine ilişkin ilk tahminler de fiyat baskılarının sürdüğüne işaret ediyor. Bu verilerin, resmî rakamlar açıklanmadan önce FED yetkililerine enflasyonun seyri hakkında ek bilgi sağlaması bekleniyor.

xascdvfbg
FED Başkanı, Para Politikası Kurulu’nun faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

Enflasyonist baskıların başlıca nedenleri arasında, ABD’nin şubat ayının sonlarında İran’a yönelik başlattığı savaşın ardından enerji fiyatlarında yaşanan artış ve Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu gümrük tarifelerinin devam eden etkileri bulunuyor.

Bunun yanı sıra yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanan güçlü talep ve tüketici harcamaları da fiyatların yüksek seyretmesine katkıda bulunan unsurlar arasında yer alıyor.

Piyasalar yeni faiz artışlarının zamanlamasını izliyor

Mevcut toplantıda faizlerin sabit tutulmasının beklenmesiyle birlikte piyasaların odağı, önümüzdeki aylarda yapılabilecek faiz artışlarının büyüklüğüne ve zamanlamasına çevrildi.

Ekonomistler ve yatırımcılar, enflasyonun yüksek seyrini sürdürmesi ve fiyat artışlarının daha geniş bir alana yayılması halinde FED’in ekim ayında geçici olarak duraklamayı tercih etse bile yeniden faiz artışına gidebileceğini düşünüyor.

TS Lombard şirketinin makroekonomi genel müdürü Dario Perkins, artık sorunun yalnızca FED’in faizleri yeniden artırıp artırmayacağı olmadığını, ilerleyen dönemde kaç faiz artışı yapılabileceğinin de önem kazandığını söyledi.

Trump’ın baskısı

Ekim ayındaki toplantı, Trump ile FED arasındaki gerilimin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirildi. ABD Başkanı, geçen yıl yeniden göreve gelmesinden bu yana faizlerin düşürülmesi talebiyle merkez bankası üzerindeki baskıyı artırdı. Bu durum, kurumun bağımsızlığına ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi.

Trump yönetiminin baskıları arasında, FED’in eski Başkanı Jerome Powell hakkında hukuki süreç başlatılması ve Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmaya çalışılması da yer aldı.

Powell hakkındaki soruşturma daha önce düşürülmüştü. Bu gelişme, Warsh’ın FED yönetim kuruluna atanmasının Senato tarafından onaylanmasına yönelik sürecin ilerlemesinin önünü açtı. Ancak Beyaz Saray, Yüksek Mahkemenin Cook’u görevden uzaklaştırmaya yönelik önceki girişimi engellemesine rağmen, söz konusu girişimlerini yeniden gündeme getirdi.

Enflasyonist baskıların devam ettiği bu ortamda Warsh, FED’in para politikası rotasını belirlemedeki bağımsızlığını korurken enflasyonu yüzde 2’lik hedefe döndürme zorluğuyla karşı karşıya bulunuyor.

Faizlerin sabit tutulması, karar alıcılara fiyatların seyrini değerlendirmek için ek zaman kazandırsa da önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve enerji fiyatları, FED’in yeni kararlarını belirleyecek başlıca unsurlar arasında yer alacak. Bu süreçte yaşam maliyetleri, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde ekonomik tartışmaların merkezinde kalmayı sürdürecek.


Petrol yeniden yükselişte: Piyasaların gözü İran ve ABD’de

ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
TT

Petrol yeniden yükselişte: Piyasaların gözü İran ve ABD’de

ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)
ABD’nin Ohio eyaletindeki Painesville kentinde bir akaryakıt istasyonundaki pompada gösterilen yakıt fiyatları (Reuters)

Petrol fiyatları, İran’la yaşanan gerilime ilişkin belirsizlikler ve ABD’nin stok verileri öncesinde bugün (Çarşamba) yüzde 1’in üzerinde artış kaydetti.

Brent petrolün vadeli varil fiyatı, TSİ 07.35 itibarıyla 1,59 dolar ya da yüzde 1,4 artışla 115,47 dolara yükseldi. ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün vadeli varil fiyatı ise 1,43 dolar ya da yüzde 1,4 artarak 101,33 dolara ulaştı.

Petrol fiyatları salı günü işlemler sırasında yaklaşık 2 dolar gerilemiş, ancak arz güvenliğine ilişkin endişelerin yeniden gündeme gelmesiyle tekrar yükselişe geçmişti.

ING Grubu emtia analistleri, piyasaların gerilimin yeniden tırmanması ihtimalini hâlâ yüksek gördüğünü belirtti. Analistler, yatırımcıların ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik atacağı bir sonraki adıma ilişkin daha fazla netlik beklemesi nedeniyle petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kaldığını ifade etti.

Analistler ayrıca, seçimlerin İran’a yönelik yeni saldırılar düzenlenmeden tamamlanmasının, fiyatları destekleyen risk priminin gerilemeye başlaması için yeterli olabileceğini kaydetti.

ABD’de ise Amerikan Petrol Enstitüsü (API) tarafından hazırlanan ve piyasa kaynaklarınca aktarılan verilere göre, 23 Ekim’de sona eren haftada ham petrol stokları 2,03 milyon varil azaldı.

Ancak Reuters’ın görüşlerine başvurduğu analistler, aynı haftada stokların yaklaşık 15 bin varil artmasını bekliyordu. Piyasalar, arz seviyelerine ilişkin daha net göstergeler elde etmek amacıyla ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) çarşamba günü ilerleyen saatlerde açıklayacağı haftalık resmi stok raporunu bekliyor.

Piyasaların odağında ayrıca, gelecek pazar günü yapılması planlanan OPEC+ toplantısı bulunuyor. Görüşmelere yakın kaynaklara göre, üye ülkelerin aralık ayı petrol üretim hedeflerini değiştirmemesi bekleniyor.

Bu süreçte, ittifakın yedi temel üyesinin çoğunda fiili üretim, belirlenen hedeflerin altında seyrediyor. Söz konusu ülkeler Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Cezayir, Kazakistan ve Umman’dan oluşuyor.

Öte yandan, piyasada faaliyet gösteren bazı kaynaklara göre Rusya’nın Baltık Denizi ve Karadeniz limanlarından gerçekleştirdiği ham petrol ihracatı, gelecek ay gerileyebilir. Bu olasılık, yerel rafinerilerin dizel üretimini artırmasıyla ilişkilendiriliyor. Söz konusu gelişmenin, bu ay Washington ile varılan bir anlaşmanın ardından gündeme geldiği belirtiliyor.


Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
TT

Üretim maliyetlerindeki artış Sudanlıların ekmek yükünü ağırlaştırıyor

Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).
Omdurman’daki bir fırında çalışan işçi, ekmek üretimini denetliyor (Şarku’l Avsat).

Sudan’da ekmeğin fiyatının 500 Sudan lirasına (0,05 dolar) yükselmesi, hane halklarının geçim sıkıntısını daha da derinleştirdi. Fiyatın yüzde 35 artması, satın alma gücünün gerilediği ülkede vatandaşların temel gıdaya erişimini zorlaştırıyor. Un, maya ve yakıt fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra elektrik kesintileri ve Sudan lirasının dolar karşısında değer kaybetmesi, fırın işletmecilerinin üretim maliyetlerini artırıyor. Vatandaşlar temel gıda maddesine erişimi kolaylaştıracak önlemler alınmasını isterken sektör temsilcileri, savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle fiyat artışlarını kontrol altına almanın zorlaştığı uyarısında bulunuyor.

Omdurman’da fırın işleten Tayyib el-Caali, ekmek fiyatındaki son artışın üretim maliyetlerindeki yükselişten kaynaklandığını belirtti. Bir çuval unun fiyatının 190 bin Sudan lirasına (19 dolar), bir koli mayanın fiyatının ise 290 bin Sudan lirasına (29 dolar) ulaştığını aktaran Caali, işçilerin günlük ücretlerinin de yüzde 25 arttığını söyledi.

cvfghy
Omdurman’daki bir fırın, fiyat artışları nedeniyle müşterilerin yoğunluğundan şikâyetçi (Şarku’l Avsat)

Caali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bin litre gazın maliyetinin 4 milyon 700 bin Sudan lirasına (470 dolar) çıktığını belirtti. Elektrik kesintilerinin günde 12 saati aştığını kaydeden Caali, bu nedenle fırın işletmecilerinin üretimi sürdürebilmek için motorin kullanmak zorunda kaldığını ve bunun günlük maliyetinin 400 bin Sudan lirasına (40 dolar) ulaştığını ifade etti.

Caali, ekmek fiyatlarındaki yükselişin sınırlandırılması ve fırın işletmecileriyle tüketicilerin üzerindeki yükün hafifletilmesi için yetkililerin döviz kurundaki dalgalanmaları azaltacak ve enflasyonu kontrol altına alacak adımlar atması gerektiğini vurguladı. Sudan lirasının değer kaybetmeye devam etmesinin sorunu ağırlaştırdığına dikkati çekti.

Satın alma gücü geriliyor

Ekmek fiyatlarındaki artış, hem haneleri hem de yemeklerinde ekmek kullanan işletmeleri olumsuz etkiliyor. Temel tüketim ürünlerinin fiyatları yükselirken vatandaşların satın alma gücü de giderek azalıyor.

Restoran işletmecisi Süleyman Abdullah, ekmekteki fiyat artışının restoranlara yeni yükler getirdiğini ve müşterilere uygun fiyatlı yemek sunmayı zorlaştırdığını söyledi. Abdullah, fasulye, mercimek veya ciğer yemeklerinin yanında iki ekmek sunulmasının artık bazı müşterileri memnun etmediğini belirtti. Ekmeğin boyutunun küçülmesi nedeniyle müşterilerin ilave ekmek almak zorunda kaldığını ve bunun da yemek maliyetini artırdığını kaydetti.

ghyj
Fırın işletmecisi Süleyman Abdullah, Şarku’l Avsat’a konuşuyor.

Taksicilik yapan İsam et-Tac ise savaşın devam ettiği bir ortamda temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının ailesinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını daha da zorlaştırdığını söyledi. Ailesinin günlük yaklaşık 20 bin Sudan liralık (2 dolar) ekmek tükettiğini belirten et-Tac, aracına yakıt alabilmek için üç güne kadar uzayabilen kuyruklarda beklemek zorunda kaldığını ifade etti. Et-Tac, gelirinin ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini dile getirdi.

Başkent Hartum’a yerinden edilmenin ardından geri dönen aileler de ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya. Hüseyin Abdullah, ailesiyle birlikte kente dönerken elektrik, su, ekmek ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara yeniden erişebilmeyi umduklarını, ancak karşılaştıkları geçim yükünün altından kalkamadıklarını söyledi.

Fatma Ahmed de çocuklarının okula gitmeden önceki kahvaltısı için artık ekmek temin etmekte zorlandığını belirtti. Ailenin sınırlı imkânlarla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını ifade eden Ahmed, yetkililere fırınlara destek verilmesi ve fiyat artışlarının vatandaşlar üzerindeki etkisinin hafifletilmesi çağrısında bulundu.

Un tedarikini güvence altına alma girişimleri

Krizin çözümüne yönelik çalışmalar kapsamında Hartum Eyaleti Valisi Ahmed Osman Hamza, geçen pazartesi günü Bahri’nin kuzeyindeki Ceyli Sanayi Bölgesi’nde bulunan Rotana fabrikasının değirmenlerini ziyaret etti. Hamza, üretim kapasitesini yerinde inceleyerek un tedarikinin güvence altına alınması ve fırınlara yönelik sevkiyatların kesintisiz sürdürülmesi için atılabilecek adımları değerlendirdi.

Dağıtım süreçlerinin düzenli işlemesini engelleyen yetki karmaşasına dikkati çeken Hamza, denetimlerin sıkılaştırılması ve sistemdeki aksaklıkların giderilmesi talimatını verdi. Bu adımların fırınların faaliyetlerini sürdürmesini ve vatandaşlara ekmek sağlanmasını güvence altına almayı amaçladığı belirtildi.

Üretim maliyetleri yükseliyor

Fırınlar Birliği Başkanı İsam Ukaşe ise ekmek fiyatlarındaki son artışı, dünya piyasalarında buğday fiyatlarının yükselmesine, Sudan lirasının değer kaybetmesine ve yakıt, gaz ile maya maliyetlerindeki artışa bağladı.

Paralel piyasada doların yaklaşık 10 bin Sudan lirasından (1 dolar) işlem gördüğünü belirten Ukaşe, bunun üretim girdilerinin ithalat maliyetini artırarak fırıncılık sektöründeki baskıyı ağırlaştırdığını söyledi.

Ukaşe, krizin aşılması için yurt dışından buğday unu ithal edilmesi ve fırınlara destek sağlanması gerektiğini ifade etti. Ancak savaşın devam etmesi ve ekonomik koşulların kötüleşmesi nedeniyle kalıcı çözümler üretmenin zor olduğunu kabul etti.

Ülkenin ihracatının büyük ölçüde altınla sınırlı kaldığını belirten Ukaşe, kendi ifadesiyle altın gelirlerinin savaş harcamalarının finansmanında kullanıldığını söyledi. Ukaşe, vatandaşların ağır geçim koşullarını göz önünde bulundurarak ekmek fiyatlarının mevcut seviyelerin üzerine çıkmamasını ve iki ekmeğin bin Sudan lirasından (0,10 dolar) satılmaya devam etmesini umduğunu dile getirdi.

Stratejik stok oluşturulması çağrısı

Ekonomi uzmanı Heysem Muhammed Fethi de ekmek krizinin geçici bir enflasyon dalgasından ibaret olmadığını, üretim sistemindeki yapısal sorunları yansıttığını söyledi.

Unun toplam üretim maliyetinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu belirten Fethi, un fiyatındaki her artışın, özellikle istikrarlı bir destek mekanizmasının bulunmadığı koşullarda, doğrudan nihai ekmek fiyatına yansıdığını kaydetti.

Bazı dönemlerde yakıt fiyatlarının yüzde 100’ün üzerinde artmasının nakliye ve dağıtım maliyetlerini yükselttiğini ifade eden Fethi, elektrik tarifelerindeki artışın da işletme giderlerini ağırlaştırdığını söyledi. Fethi, bütün bu gelişmelerin ülkede açık ve kapsamlı bir gıda güvenliği politikasının bulunmadığı bir ortamda yaşandığına dikkati çekti.

Ekmeğin temel bir gıda maddesi olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Fethi, buğday için stratejik stok oluşturulmasını, ithalat ve dağıtım süreçlerinde devletin rolünün güçlendirilmesini önerdi. Fethi, bu süreçlerin bütünüyle piyasa mekanizmalarına bırakılmaması gerektiğini belirtti.

Fethi ayrıca un ve buğday ithalatında kullanılacak dövizin fiyatlandırılması konusunda anlaşmazlıklar yaşandığını ifade etti. İthalatta esas alınan döviz kurları ile özel sektörün döviz ihtiyacını karşılamak için paralel piyasada kullandığı dolar kuru arasındaki farkın da sorunları derinleştirdiğini kaydetti.

Savaşın yıprattığı Sudanlılar, yerinden edilme, açlık ve satın alma gücündeki erime nedeniyle giderek ağırlaşan bir yaşam mücadelesi veriyor. Ekmek fiyatlarındaki artış bu yükü daha da artırırken üretim maliyetlerinin yükselmesi ve hane gelirlerinin gerilemesi, günlük yaşamın en temel ihtiyaçlarından birine erişimi bile büyük bir sorun haline getiriyor. Yetkililerin un tedarikini güvence altına alma ve üretim maliyetlerini kontrol etme kapasitesi, krizin daha da derinleşmesini önlemede belirleyici olacak.