Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
TT

Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)

New York Times,  İran’ın Irak’ın iç işlerine ne kadar güçlü bir şekilde dahil olduğunu ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin oradaki eşsiz rolünü ayrıntılı bir şekilde sunan gizli belgeleri yayınladı.
The Intercept gazetesi, kendisine sızdırılan İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı’nın (MOIS) 2014 ve 2015 yıllarına ait yazışmalarından oluşan yaklaşık 700 sayfalık raporu New York Times ile paylaştı.
New York Times tarafından ‘emsalsiz’ olarak nitelendirilen bu sızıntılar, İran’ın Irak’taki muazzam büyüklükteki etkisini gösteriyor.
Raporda, ABD’nin çıkarı için çalışan Iraklı ajanlara taraflarını değiştirmeleri için ödeme yapılmasını, İranlı casuslar tarafından ülkenin liderlerini seçme ve Irak'ın politik, ekonomik ve dini yaşamının her alanına sızmak için yıllarca süren zorlu çabaları da ortaya kondu.
700 sayfalık gizli belge
Bilinmeyen bir kişiden sızan yaklaşık 700 sayfalık rapor The Intercept’e gönderildi. The Intercept ise iç yazışmaları İngilizce’ye çevirerek New York Times ile paylaştı.
The Intercupt belgeleri sızdıran kişinin kimliğini bildirmedi ancak belgelerin doğruluğunun teyit edildiğini belirtti.
The Intercept'in haberinde, şifreli kanallar üzerinden iletişim kuran söz konusu kaynağın, "İran'ın ülkem Irak’ta neler yaptığını dünyanın bilmesini istiyorum” dediği ifade edildi.
Sızan iç yazışmalara göre Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin, 2014'te Petrol Bakanı olduğu sırada Tahran ile ‘özel ilişkileri’ vardı.
Bu ilişkinin niteliği net olmasa da, gazete Iraklı hiçbir siyasetçinin İran'ın desteği olmadan başbakan olamayacağına dikkat çekti.
Abdulmehdi 2018'de başbakan olduğunda, hem İran hem de ABD’nin kabul edebileceği bir aday olarak görüldü.
Sızan iç yazışmalar, İran’ın rejimine dair istisnai bir görüş sağladığı gibi Irak’ın 2003’teki ABD’nin işgalinden bu yana İran’ın etkisi altında kaldığının da detayını verdi.
İran Devrim Muhafızları, özellikle de Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü, Tahran'ın ulusal güvenliği için kritik olarak gördüğü Irak, Lübnan ve Suriye'deki politikalarını belirleyen ana organı olarak kabul ediliyor.
Irak yönetiminin eski ve mevcut birkaç danışmanına göre bu ülkelerin büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri tarafından atanıyor.
Kaynaklar, MOIS ve Devrim Muhafızları subaylarının Irak’ta birbirleriyle paralel bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
İç yazışmalara göre ikisinin işlerinin büyük bir kısmı, Iraklı yetkilileri yetiştirme operasyonu oldu.
Irak'taki birçok üst düzey siyasi, askeri ve güvenlik görevlisi Tahran'la gizli ilişkiler kurdu. Irak eski Başbakanı Haydar İbadi hükümetindeki birçok kilit ismin Tahran ile yakın ilişkileri vardı.
MOIS’in söz konusu iç yazışmalarından birinde şu ifadeler var;
“Buradaki amaç, bu kişinin ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlaması. Nihai hedef ise muhbir olacak bu kişinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda veya işbirliği yapmak isteyen herhangi bir Iraklı Sünni veya Kürt liderlerden olması.”
İran başlangıçta İbadi'nin sadakatine kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, başbakan olduktan birkaç ay sonra yazılan bir rapor, İran istihbaratı ile gizli bir ilişki kurmaya tamamen hazır olduğunu gösteriyor.
Ocak 2015 tarihli bir raporda, İbadi’nin başbakanlık makamında, ‘sekreter ya da üçüncü kişi olmadan’ Borujerdi olarak bilinen MOIS görevlisi arasındaki özel bir toplantı yaptığı bilgisi yer aldı.
Borujerdi toplantıda Irak'taki Sünni-Şii bölünmesi hakkında konuşarak, “Bugün, Sünniler kendilerini mümkün olan en kötü koşullarda buluyor ve özgüvenlerini yitirdiler. Sünniler evsiz, şehirleri mahvolmuş ve önlerinde belirsiz bir gelecek var ancak Şiiler güvenlerini geri kazanabilir. Bugün Iraklı Şiiler, Irak hükümetinin ve İran'ın bu durumdan yararlanabileceği tarihi bir dönüm noktasında" dedi.
İbadi ise İranlı istihbarat görevlisinin söylediklerini tamamen kabul etti.
Söz konusu iç yazışmalara göre İran, 2011 yılında ABD  askerlerinin Irak'tan çekilmesi sonrasında eski CIA muhbiri olan Iraklıları safına çekmeye çalıştı.
Tahran ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir casus bulmak için çaba sarf etti ancak bu çabaların başarılı olup olmadığı belli değil.
İran, bu kişiyle görüşerek kendisine para, altın ve hediyeler teklif etti. İç yazışmalarda bu kişinin ismi belirtilmedi ancak ‘ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlayacak’ bir kişi olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuya dair açıklama yapmaktan kaçındı.
Devrim Muhafızları komutanları ve Süleymani’nin Irak’ta DEAŞ’ı ortadan kaldırmak için çalıştıkları doğru ancak bu, Bağdat’ı Tahran’a bağlı olarak tutmaya ve kendisine yakın siyasi gruplarının iktidarda kalmasını sağlamaya daha fazla odaklanarak yapıldı.
“Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle”
İran, Irak’ın güneyinde her zaman büyük bir varlığa sahipti.
Şiilerin kutsal şehirlerinde dini ofisler kurdu. Oradaki en güçlü siyasi partileri destekledi. İranlı öğrencileri eğitim için buraya gönderdi. İranlı inşaat işçilerini de Irak otelleri inşa etmeleri ve oradaki camileri yenilemeleri için yolladı.
Washington'un işgalinden sonra herhangi bir plan yapmamasının doğrudan bir sonucu olarak İran Irak'ta güçlü bir oyuncu oldu.
MOIS’in iç yazışmalarına göre Tahran, Washington’un Bağdat’ta sunduğu fırsatlardan yararlanmaya devam etti.
CIA için çalışan Iraklılar, ABD'nin çekilmesi sonrasında işsiz kaldı ve ABD ile olan bağları nedeniyle ‘belki de İran tarafından’ öldürülmekten korkuyordu. Bu nedenle Tahran’a hizmet vermeye başladılar.
Kerbela’da, 2014 sonlarında bir Irak istihbarat memuru, bir İran istihbarat yetkilisi ile bir araya gelerek, İranlılara Irak’taki ABD faaliyetleri hakkında sahip olduğu her şeyi anlatmayı teklif etti.
Iraklı istihbarat memuru üç saat süren görüşmede, dönemin Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Komutanı Hatem el-Maksusi'den şu ifadelerin yer aldığı bir mesaj getirdi:
"Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle. Neye ihtiyaçları varsa emirlerindeyiz. Biz Şiiyiz ve ortak bir düşmanımız var."
“Irak Ordusu istihbaratının tamamının sizin olduğunu düşünün” diyen Iraklı istihbarat memuru, ABD'nin Iraklılar için gizli hedefleme programını İranlılara devretmeyi teklif ederek, “Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa, yazılımı yüklemem için bana verin” ifadelerini kullandı. Hatem el-Maksudi ise söz konusu iddiaları reddetti.
İbadi: ABD’lilerin adayı
ABD, 2014'ün sonlarına doğru DEAŞ ile savaşmaya başladığında bir kez daha Irak'a silah ve asker gönderdi. İran’da oradaki radikalleri hezimete uğratmak ile ilgilendi.
Ancak sızan raporlara göre İran, artan ABD varlığını İran hakkında istihbarat toplamak için bir tehdit olarak görüyordu.
1980'lerde İran'da sürgünde yaşayan Nuri el-Maliki, Tahran'ın favorisiydi. 
İngiltere’de eğitim görmüş halefi Haydar el-İbadi ise Batı’ya daha yakın ve daha az ‘mezhepsel’ görülüyordu.
Yeni bir başbakanın belirsizliği karşısında, İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer, İran Büyükelçiliği’nde gizli bir toplantı yaptı.
Toplantıda İbadi, ‘İngiliz bir adam’ ve ‘ABD’lilerin adayı’ olarak nitelendirilerek reddedildi.
Sızıntılara göre daha önce İbadi hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan İbrahim El Caferi’nin de İran ile özel bir ilişkisi vardı ve bunu inkar etmedi.
Habere göre İran'ın Irak siyaseti üzerindeki egemenliğinin, Suriye iç savaşının şiddetlendiği, Bağdat'ın çok uluslu bir sarmalın merkezinde olduğu, DAEŞ unsurlarının Irak’ın neredeyse üçte birini ele geçirdiği ve ABD güçlerinin giderek kötüleşen krizle yüzleşmek için bölgeye doğru ilerlediği 2014 sonbaharından itibaren arttığı açıkça görülüyor.
Bu kaotik arka plana karşı, o zamanki Irak Ulaştırma Bakanı Bayan Cabr Kasım Süleymani ile ofisinde bir araya geldi.  
Süleymani bir iyilik istemek için gelmişti. Suriye’de Beşşar Esed rejimini desteklemek için gönderilen silah yüklü uçakların Irak’ın hava sahasının erişimine ihtiyacı vardı. Ulaştırma Bakanı tereddüt etmeden bunu kabul etti.
Süleymani bundan memnun oldu. Cabr, ellerini gözlerinin üzerine koydu ve 'Gözüm üstüne. Dilediğiniz gibi’ dedi. Süleymani ise Cabr’i alnından öptü.
Cabr, Süleymani ile yaptığı görüşmeyi doğruladı ancak İran'dan Suriye'ye olan uçuşların, insani yardımlar ve kutsal bölgeleri ziyaret etmek için Suriye'ye seyahat eden insanları taşıdığını söyledi.
Sızan bir başka iç yazışmaya göre Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, üst düzey ABD'li ve İngiliz yetkililer ile Irak’ın o zamanki Başbakanı İbadi’yle Aralık 2014’te Bağdat’ta bir araya geldi.
Bunun ardından kendisine söylenenleri anlatmak için İranlı bir yetkiliyle görüşmeye gitti. Ancak Barzani bu iddiaları reddetti.
Habere göre İran ayrıca kârlı anlaşmalar elde etmek için de Irak’taki etkisini kullanıyor.
Kudüs Gücü, silah ve diğer yardımlar karşılığında Iraklı Kürtlerden petrol ve kalkınma sözleşmeleri aldı. Başka bir rapora göre İran, bir Meclis üyesine 16 milyon dolar rüşvet ödeyerek karşılığında altyapı ve su arıtma projelerini aldı.
İranlı yetkililer soruları yanıtsız bıraktı
New York Times, İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Ali Rıza Miryusufi, İran'ın BM Büyükelçisi Macid Taht Revançı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten bu konuda yorum istedi.
Miryusufi, bu ayın sonuna kadar cevap veremeyeceğini söyledi. Büyükelçi resmi ikametgahına elden teslim edilen yazılı bir talebe cevap vermezken, Zarif ise e-posta ile kendisine gönderilen soruyu yanıtsız bıraktı.
Kendisine telefon ile ulaşılan İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer ise bu belgelerin doğruluğunu kabul ederek, “Evet, Irak'ta özellikle ABD’nin orada yaptıkları gibi çeşitli konularda çok fazla bilgiye sahibiz” dedi.



Kaynaklar: Mısır, Yahya Diyab’ın Suriye’nin Kahire’deki misyon şefi olmasını onayladı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kaynaklar: Mısır, Yahya Diyab’ın Suriye’nin Kahire’deki misyon şefi olmasını onayladı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Mart 2025'te Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi kapsamında Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar Mısır’ın, daha önceki adayla ilgili çekincelerinin ardından Büyükelçi Yahya Diyab’ın Kahire’deki Suriye diplomatik misyonunun başına getirilmesine onay verdiğini bildirdi.

Dosyaya hâkim Suriyeli bir kaynak, “Diyab’a Kahire’nin adaylığını onayladığı bilgisi ulaştı. Kendisi şu anda Suriye dışındaki görev ve bağlantılarını sonlandırarak Şam’a dönmek ve Mısır’daki görevini devralmak için gerekli işlemleri tamamlamak üzere hazırlık yapıyor” dedi.

Ancak kaynak, Diyab’a henüz Mısır’a büyükelçi mi yoksa maslahatgüzar (büyükelçilik işleri vekili) olarak mı atanacağının bildirilmediğini belirtti. Kaynağa göre, büyükelçi olarak atanması durumunda karar, Mısır’a hitaben çıkarılacak bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle alınacak. Maslahatgüzar atanması ise Dışişleri Bakanı kararıyla gerçekleştirilecek.

dvfvbr
Yahya Diyab (Suriye Hafıza Platformu)

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir başka kaynak ise Diyab’ın “Suriye’nin Mısır nezdindeki maslahatgüzarı” olarak görevlendirileceğini açıkladı. Kaynak, ayrıca Diyab’ın büyük ihtimalle Suriye’nin Arap Birliği Daimi Temsilcisi olarak da görev yapacağını, ancak bu pozisyona başka bir isim atanmasının da mümkün olduğunu ifade etti. Bu görevin Mısır makamlarının onayını gerektirmediği belirtildi.

Aynı kaynak, “Yeni Suriye diplomatik heyetinin en kısa sürede görevine başlayabilmesi için Kahire’den gerekli diplomatik akreditasyonların alınmasına yönelik hazırlıklar sürüyor” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçerek söz konusu bilgiyi doğrulama girişimleri ise sonuçsuz kaldı.

Mısır tarafının talebine yanıt

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, yaklaşık bir hafta önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire’de görev yapmak üzere önerilen yeni Suriye temsilcisinin adını açıklamıştı. Bu isim, Mısır’ın adaylığına itiraz ettiği Muhammed Taha el-Ahmed’in yerine önerilen Yahya Diyab’dı.

Yetkili, Diyab’ın adaylığının “Mısır tarafının talebine yanıt olarak ve iki ülke arasındaki ilişkileri daha derin ve kapsamlı bir seviyeye taşımak amacıyla” gündeme geldiğini söylemişti.

O dönemde Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir yetkili de Suriye hükümetinin Kahire’deki diplomatik misyonun başına geçmesi için yeni bir aday sunduğunu doğrulamış ve “Mısır makamlarının yeni adayı onaylaması yönünde süreç olumlu ilerliyor” demişti. Yetkili, “Suriye tarafıyla işler doğal ve olumlu bir şekilde ilerliyor” ifadelerini kullanmıştı.

sdgfr
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, geçen ay Kahire’ye yaptığı ziyaret sırasında Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdülati ile geniş kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Yahya Diyab, “Suriye Devlet Kurumlarında Çalışanlar Ulusal Özgür Topluluğu”nun yürütme kurulu ile dış ilişkiler ve diplomatlar ofisinin üyesi olarak görev yapıyor. Suriye’deki iç savaş öncesinde Roma, Abu Dabi, Kuveyt ve Belgrad’daki diplomatik temsilciliklerde çeşitli görevlerde bulunan Diyab, ayrıca Suriye Dışişleri Bakanlığı Sendika Komitesi Başkanlığı görevini yürüttü. Şam Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Diyab, hukuk lisansına sahip.

Şarku’l Avsat’ın 1 Haziran’da yayımladığı haberde, Mısır’ın Muhammed Taha el-Ahmed’in Kahire Büyükelçisi olarak atanmasına itiraz ettiği ve bazı Suriye diplomatik heyeti üyelerinin kabulü konusunda da çekinceler bulunduğu aktarılmıştı.

İş birliği için yeni ufuklar

Beşşar Esed’in iktidardan düşmesinden sonra Mısır-Suriye ilişkileri, Kahire’nin silahlı gruplar dosyasına ilişkin kaygıları nedeniyle temkinli bir seyir izlemişti. Ancak zamanla ilişkiler ekonomik iş birliği yönünde gelişmeye başladı.

Geçtiğimiz nisan ayının sonunda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Suriyeli mevkidaşı Ahmed eş-Şara, Kıbrıs’ta düzenlenen Arap-Avrupa İstişare Zirvesi kapsamında bir araya geldi. Kahire ve Şam’daki medya kuruluşları, iki liderin bölgesel gelişmeleri ve ikili iş birliğini ele alan samimi bir görüşme gerçekleştirdiğini bildirmişti.

Şam, ocak ayında Mısırlı iş insanları ve ticaret odaları temsilcilerinin katılımıyla ilk Mısır-Suriye Ekonomi ve Yatırım Forumu’na ev sahipliği yaptı. Etkinlik, ticaret, sanayi, hizmetler, altyapı ve yeniden imar alanlarında ortaklık fırsatlarını değerlendirmeyi amaçladı.

Geçtiğimiz cumartesi günü ise Mısır’ın Şam’daki maslahatgüzarı Muhammed Ömer Abdülaziz el-Fıki, ülkesinin özellikle yeniden imar alanında olmak üzere Suriye ile iş birliğini genişletmeyi hedeflediğini açıkladı.

Fıki, bu açıklamayı Şam’da düzenlenen uluslararası inşaat ve yapı fuarı Buildex Uluslararası Yapı ve İnşaat Fuarı kapsamındaki ziyaretinin ardından yaptı.

Aynı etkinlikte konuşan Mısır Sanayi Kompleksi Yönetim Kurulu Başkanı Heysem Hüseyin ise önümüzdeki dönemde Suriye’de büyük bir sanayi bölgesi kurulmasının planlandığını duyurdu. Hüseyin, projenin üretim faaliyetlerini desteklemeyi ve istihdam oluşturmayı hedeflediğini söyledi.

Planlanan sanayi bölgesinin gıda, tekstil ve tarım sanayilerinin yanı sıra yeniden imar faaliyetleriyle bağlantılı sektörlere odaklanacağı belirtilirken, Hüseyin gelecek dönemin ihtiyaçlarına uygun entegre sanayi kentlerinin kurulmasının önemine dikkat çekti.


Suriye: Tartus–İskenderiye uluslararası internet kablosu sabotaja uğradı

Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)
Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)
TT

Suriye: Tartus–İskenderiye uluslararası internet kablosu sabotaja uğradı

Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)
Suriye'nin Tartus kentinin sahilinden bir görünüm (AFP - Arşiv)

Suriye Telekom Şirketi, Suriye'nin Tartus kenti ile Mısır'ın İskenderiye kenti arasında uzanan uluslararası denizaltı internet kablosunun, Tartus açıklarında gerçekleştirilen bir sabotaj eylemine maruz kaldığını duyurdu.

Şirket, olay nedeniyle Suriye genelinde çok sayıda internet abonesinin hizmet kesintilerinden etkilendiğini belirtti. Açıklamada, arızanın giderilmesi ve internet hizmetlerinin tamamen normale dönmesinin belirli bir süre alacağı ifade edildi.

Suriye Telekom, denizaltı kablosuna yönelik saldırıyı kınayarak, bu eylemin ülkedeki telekomünikasyon sektörünü hedef alan “sistematik bir sabotaj kampanyasından” ayrı değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

Yetkililer, hasarın boyutunun tespit edilmesi ve bağlantının yeniden sağlanması için bakım ve onarım çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.


Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
TT

Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)

Sudan'ın Kordofan bölgesinin en büyük şehri el-Ubeyd kenti ile bölgenin kuzeyinde üçüncü büyük şehir olan Rahd Ebu Dekne'ye insansız hava araçları (İHA) ile saldırı düzenlendi. Bölgenin aylardır maruz kaldığı saldırıların son halkasını oluşturan bu olaylar can kayıplarına ve yaralanmalara yol açarken yakıt istasyonları ile depolar da zarar gördü.

Yerel kaynaklar, üç yılı aşkın süredir orduyla savaşan ve ülkenin çeşitli bölgelerini kontrol altında tutan Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait olduğu değerlendirilen İHA’ların bu saldırılarda kullanıldığını öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan üç tanık, son yoğun saldırıların el-Ubeyd şehri içindeki tesisleri ve şehre ulaşan tek yolu hedef aldığını bildirdi. Bir TIR sürücüsü üç yakıt deposunun hedef alındığını ve uzak mesafelerden görülebilen büyük yangınların çıktığını aktardı.

Şarku’l Avsat’a konuşan başka bir tanık ise Kuzey Kordofan'daki Rahd şehrinin de İHA’larla bombalandığını ve bir ailenin evine isabet eden bir merminin maddi hasara yol açarak halk arasında paniğe neden olduğunu söyledi.