Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
TT

Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)

New York Times,  İran’ın Irak’ın iç işlerine ne kadar güçlü bir şekilde dahil olduğunu ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin oradaki eşsiz rolünü ayrıntılı bir şekilde sunan gizli belgeleri yayınladı.
The Intercept gazetesi, kendisine sızdırılan İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı’nın (MOIS) 2014 ve 2015 yıllarına ait yazışmalarından oluşan yaklaşık 700 sayfalık raporu New York Times ile paylaştı.
New York Times tarafından ‘emsalsiz’ olarak nitelendirilen bu sızıntılar, İran’ın Irak’taki muazzam büyüklükteki etkisini gösteriyor.
Raporda, ABD’nin çıkarı için çalışan Iraklı ajanlara taraflarını değiştirmeleri için ödeme yapılmasını, İranlı casuslar tarafından ülkenin liderlerini seçme ve Irak'ın politik, ekonomik ve dini yaşamının her alanına sızmak için yıllarca süren zorlu çabaları da ortaya kondu.
700 sayfalık gizli belge
Bilinmeyen bir kişiden sızan yaklaşık 700 sayfalık rapor The Intercept’e gönderildi. The Intercept ise iç yazışmaları İngilizce’ye çevirerek New York Times ile paylaştı.
The Intercupt belgeleri sızdıran kişinin kimliğini bildirmedi ancak belgelerin doğruluğunun teyit edildiğini belirtti.
The Intercept'in haberinde, şifreli kanallar üzerinden iletişim kuran söz konusu kaynağın, "İran'ın ülkem Irak’ta neler yaptığını dünyanın bilmesini istiyorum” dediği ifade edildi.
Sızan iç yazışmalara göre Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin, 2014'te Petrol Bakanı olduğu sırada Tahran ile ‘özel ilişkileri’ vardı.
Bu ilişkinin niteliği net olmasa da, gazete Iraklı hiçbir siyasetçinin İran'ın desteği olmadan başbakan olamayacağına dikkat çekti.
Abdulmehdi 2018'de başbakan olduğunda, hem İran hem de ABD’nin kabul edebileceği bir aday olarak görüldü.
Sızan iç yazışmalar, İran’ın rejimine dair istisnai bir görüş sağladığı gibi Irak’ın 2003’teki ABD’nin işgalinden bu yana İran’ın etkisi altında kaldığının da detayını verdi.
İran Devrim Muhafızları, özellikle de Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü, Tahran'ın ulusal güvenliği için kritik olarak gördüğü Irak, Lübnan ve Suriye'deki politikalarını belirleyen ana organı olarak kabul ediliyor.
Irak yönetiminin eski ve mevcut birkaç danışmanına göre bu ülkelerin büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri tarafından atanıyor.
Kaynaklar, MOIS ve Devrim Muhafızları subaylarının Irak’ta birbirleriyle paralel bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
İç yazışmalara göre ikisinin işlerinin büyük bir kısmı, Iraklı yetkilileri yetiştirme operasyonu oldu.
Irak'taki birçok üst düzey siyasi, askeri ve güvenlik görevlisi Tahran'la gizli ilişkiler kurdu. Irak eski Başbakanı Haydar İbadi hükümetindeki birçok kilit ismin Tahran ile yakın ilişkileri vardı.
MOIS’in söz konusu iç yazışmalarından birinde şu ifadeler var;
“Buradaki amaç, bu kişinin ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlaması. Nihai hedef ise muhbir olacak bu kişinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda veya işbirliği yapmak isteyen herhangi bir Iraklı Sünni veya Kürt liderlerden olması.”
İran başlangıçta İbadi'nin sadakatine kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, başbakan olduktan birkaç ay sonra yazılan bir rapor, İran istihbaratı ile gizli bir ilişki kurmaya tamamen hazır olduğunu gösteriyor.
Ocak 2015 tarihli bir raporda, İbadi’nin başbakanlık makamında, ‘sekreter ya da üçüncü kişi olmadan’ Borujerdi olarak bilinen MOIS görevlisi arasındaki özel bir toplantı yaptığı bilgisi yer aldı.
Borujerdi toplantıda Irak'taki Sünni-Şii bölünmesi hakkında konuşarak, “Bugün, Sünniler kendilerini mümkün olan en kötü koşullarda buluyor ve özgüvenlerini yitirdiler. Sünniler evsiz, şehirleri mahvolmuş ve önlerinde belirsiz bir gelecek var ancak Şiiler güvenlerini geri kazanabilir. Bugün Iraklı Şiiler, Irak hükümetinin ve İran'ın bu durumdan yararlanabileceği tarihi bir dönüm noktasında" dedi.
İbadi ise İranlı istihbarat görevlisinin söylediklerini tamamen kabul etti.
Söz konusu iç yazışmalara göre İran, 2011 yılında ABD  askerlerinin Irak'tan çekilmesi sonrasında eski CIA muhbiri olan Iraklıları safına çekmeye çalıştı.
Tahran ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir casus bulmak için çaba sarf etti ancak bu çabaların başarılı olup olmadığı belli değil.
İran, bu kişiyle görüşerek kendisine para, altın ve hediyeler teklif etti. İç yazışmalarda bu kişinin ismi belirtilmedi ancak ‘ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlayacak’ bir kişi olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuya dair açıklama yapmaktan kaçındı.
Devrim Muhafızları komutanları ve Süleymani’nin Irak’ta DEAŞ’ı ortadan kaldırmak için çalıştıkları doğru ancak bu, Bağdat’ı Tahran’a bağlı olarak tutmaya ve kendisine yakın siyasi gruplarının iktidarda kalmasını sağlamaya daha fazla odaklanarak yapıldı.
“Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle”
İran, Irak’ın güneyinde her zaman büyük bir varlığa sahipti.
Şiilerin kutsal şehirlerinde dini ofisler kurdu. Oradaki en güçlü siyasi partileri destekledi. İranlı öğrencileri eğitim için buraya gönderdi. İranlı inşaat işçilerini de Irak otelleri inşa etmeleri ve oradaki camileri yenilemeleri için yolladı.
Washington'un işgalinden sonra herhangi bir plan yapmamasının doğrudan bir sonucu olarak İran Irak'ta güçlü bir oyuncu oldu.
MOIS’in iç yazışmalarına göre Tahran, Washington’un Bağdat’ta sunduğu fırsatlardan yararlanmaya devam etti.
CIA için çalışan Iraklılar, ABD'nin çekilmesi sonrasında işsiz kaldı ve ABD ile olan bağları nedeniyle ‘belki de İran tarafından’ öldürülmekten korkuyordu. Bu nedenle Tahran’a hizmet vermeye başladılar.
Kerbela’da, 2014 sonlarında bir Irak istihbarat memuru, bir İran istihbarat yetkilisi ile bir araya gelerek, İranlılara Irak’taki ABD faaliyetleri hakkında sahip olduğu her şeyi anlatmayı teklif etti.
Iraklı istihbarat memuru üç saat süren görüşmede, dönemin Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Komutanı Hatem el-Maksusi'den şu ifadelerin yer aldığı bir mesaj getirdi:
"Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle. Neye ihtiyaçları varsa emirlerindeyiz. Biz Şiiyiz ve ortak bir düşmanımız var."
“Irak Ordusu istihbaratının tamamının sizin olduğunu düşünün” diyen Iraklı istihbarat memuru, ABD'nin Iraklılar için gizli hedefleme programını İranlılara devretmeyi teklif ederek, “Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa, yazılımı yüklemem için bana verin” ifadelerini kullandı. Hatem el-Maksudi ise söz konusu iddiaları reddetti.
İbadi: ABD’lilerin adayı
ABD, 2014'ün sonlarına doğru DEAŞ ile savaşmaya başladığında bir kez daha Irak'a silah ve asker gönderdi. İran’da oradaki radikalleri hezimete uğratmak ile ilgilendi.
Ancak sızan raporlara göre İran, artan ABD varlığını İran hakkında istihbarat toplamak için bir tehdit olarak görüyordu.
1980'lerde İran'da sürgünde yaşayan Nuri el-Maliki, Tahran'ın favorisiydi. 
İngiltere’de eğitim görmüş halefi Haydar el-İbadi ise Batı’ya daha yakın ve daha az ‘mezhepsel’ görülüyordu.
Yeni bir başbakanın belirsizliği karşısında, İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer, İran Büyükelçiliği’nde gizli bir toplantı yaptı.
Toplantıda İbadi, ‘İngiliz bir adam’ ve ‘ABD’lilerin adayı’ olarak nitelendirilerek reddedildi.
Sızıntılara göre daha önce İbadi hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan İbrahim El Caferi’nin de İran ile özel bir ilişkisi vardı ve bunu inkar etmedi.
Habere göre İran'ın Irak siyaseti üzerindeki egemenliğinin, Suriye iç savaşının şiddetlendiği, Bağdat'ın çok uluslu bir sarmalın merkezinde olduğu, DAEŞ unsurlarının Irak’ın neredeyse üçte birini ele geçirdiği ve ABD güçlerinin giderek kötüleşen krizle yüzleşmek için bölgeye doğru ilerlediği 2014 sonbaharından itibaren arttığı açıkça görülüyor.
Bu kaotik arka plana karşı, o zamanki Irak Ulaştırma Bakanı Bayan Cabr Kasım Süleymani ile ofisinde bir araya geldi.  
Süleymani bir iyilik istemek için gelmişti. Suriye’de Beşşar Esed rejimini desteklemek için gönderilen silah yüklü uçakların Irak’ın hava sahasının erişimine ihtiyacı vardı. Ulaştırma Bakanı tereddüt etmeden bunu kabul etti.
Süleymani bundan memnun oldu. Cabr, ellerini gözlerinin üzerine koydu ve 'Gözüm üstüne. Dilediğiniz gibi’ dedi. Süleymani ise Cabr’i alnından öptü.
Cabr, Süleymani ile yaptığı görüşmeyi doğruladı ancak İran'dan Suriye'ye olan uçuşların, insani yardımlar ve kutsal bölgeleri ziyaret etmek için Suriye'ye seyahat eden insanları taşıdığını söyledi.
Sızan bir başka iç yazışmaya göre Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, üst düzey ABD'li ve İngiliz yetkililer ile Irak’ın o zamanki Başbakanı İbadi’yle Aralık 2014’te Bağdat’ta bir araya geldi.
Bunun ardından kendisine söylenenleri anlatmak için İranlı bir yetkiliyle görüşmeye gitti. Ancak Barzani bu iddiaları reddetti.
Habere göre İran ayrıca kârlı anlaşmalar elde etmek için de Irak’taki etkisini kullanıyor.
Kudüs Gücü, silah ve diğer yardımlar karşılığında Iraklı Kürtlerden petrol ve kalkınma sözleşmeleri aldı. Başka bir rapora göre İran, bir Meclis üyesine 16 milyon dolar rüşvet ödeyerek karşılığında altyapı ve su arıtma projelerini aldı.
İranlı yetkililer soruları yanıtsız bıraktı
New York Times, İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Ali Rıza Miryusufi, İran'ın BM Büyükelçisi Macid Taht Revançı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten bu konuda yorum istedi.
Miryusufi, bu ayın sonuna kadar cevap veremeyeceğini söyledi. Büyükelçi resmi ikametgahına elden teslim edilen yazılı bir talebe cevap vermezken, Zarif ise e-posta ile kendisine gönderilen soruyu yanıtsız bıraktı.
Kendisine telefon ile ulaşılan İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer ise bu belgelerin doğruluğunu kabul ederek, “Evet, Irak'ta özellikle ABD’nin orada yaptıkları gibi çeşitli konularda çok fazla bilgiye sahibiz” dedi.



Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
TT

Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)

Yemen’de yürütülen Fecir el-Yemen (Yemen Şafağı)  askeri operasyonu cuma günü beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ve stratejik öneme sahip Meyun Adası’ndaki temizleme faaliyetlerini tamamladı. Uluslararası deniz ulaşım koridoruna hâkim yüksek kesimlerde mevzilerini sağlamlaştıran güçler, ülkenin batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirdi. Öte yandan Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken ülkenin çeşitli bölgelerinde Husilerin mevzilerine ve hareketliliğine yönelik hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Askeri kaynaklar, Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle hareket eden Amalika Tugayları ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin Babülmendep Boğazı, el-Ardi askeri kampı ve sahil güvenliğe bağlı gözetleme noktalarının kontrolünü tamamen sağladığını bildirdi. Kaynaklara göre güçler ayrıca Meyun Adası’nı ve boğazın çevresindeki dağlık silsileleri ele geçirdi. Bu bölgeler arasında hayati öneme sahip deniz geçiş güzergâhına hâkim noktalar da bulunuyor.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin sürpriz bir kuşatma harekâtı düzenleyerek Husilerin ön savunma hatlarını aştığını, grubun yeni kazdığı siper ve tünellere ulaştığını belirtti. Çatışmalarda onlarca Husi mensubunun öldürüldüğü, bazılarının ise teslim olduğu aktarıldı.

ffghyjuk
Yemen hükümet güçleri el-Vaziye’de ilerliyor, Babülmendep’i tamamen temizlemek için baskıyı artırıyor (AP)

Kontrolün kalıcı hâle getirilmesi durumunda boğazın ve Meyun Adası’nın güvence altına alınması, Kızıldeniz’in güney girişinde yer alan stratejik bölgenin konumu ve uluslararası deniz ulaşımının korunmasındaki önemi nedeniyle batı kıyısındaki askeri harekâtın seyrinde önemli bir değişim anlamına gelecek.

Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendep çevresindeki geniş bir alana hâkim olan Kahbub tepelerini kontrol altına aldıklarını duyurmasının ardından geldi.

El-Vaziye yönündeki askeri baskı sürüyor

Yeni mevzilerini sağlamlaştıran Yemen hükümet güçleri, Taiz’in batısındaki el-Vaziye cephesinde operasyonlarını sürdürüyor. Sahadan gelen bilgilere göre güçler, ilçenin doğusundaki yüksek kesimleri güvence altına almayı ve Zubab çevresi ile el-Umri askeri kampındaki Husi mevzilerini kuşatmayı hedefliyor. Bu adımların, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesine zemin hazırlaması amaçlanıyor.

Operasyonlara paralel olarak el-Vaziye, eş-Şemayiteyn ve Cebel Habşi bölgelerinde Husilerin askeri mevzilerini ve hareketliliğini hedef alan hava saldırıları düzenlendi. Saldırılar ayrıca Taiz ile Lahic vilayetleri arasındaki sınırda, el-Mukatira ve el-Ahkum ilçelerine hâkim Şercab, et-Turbe ve Cebel Kahham bölgelerini de kapsadı.

cdfhg
Yemen hükümet güçlerinden bir asker, Taiz’in güneyindeki cephelerde (AFP)

Sahadaki kaynaklar, Cebel Habşi ilçesindeki el-Hakl ve el-Kahaf bölgelerinde Husi araçları ile takviye birliklerinin hedef alındığını bildirdi. Hükümete bağlı Taiz Askeri Ekseni Medya Merkezi ise hava saldırılarından birinde 23 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini veya yaralandığını açıkladı.

Hava saldırılarında ayrıca Numan ve es-Seybara dağları, el-Harse bölgesi ile eş-Şemayiteyn ilçesindeki Cerdad da hedef alındı.

Öte yandan Husiler, mevzilerini korumak ve yeni ilerleme güzergâhları açmak amacıyla Taiz’in güney ve batısındaki kırsal bölgelere yönelik baskılarını sürdürüyor.

Yerel kaynaklar, batı cephesindeki Cebel Habşi ilçesinde el-Mahşa, el-Adef ve el-Arme bölgelerinin Husilerin kontrolüne geçtiğini, grubun eş-Şarik bölgesine doğru ilerlediğini bildirdi. Bölgedeki köylerin de topçu ateşine tutulduğu, söz konusu kaynaklara göre el-Mahşa’da bir öğretmenin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Bu gelişmeler, Taiz vilayetinde birden fazla cephede çatışmaların devam ettiğini gösteriyor. Hükümet güçleri batı bölgelerindeki mevzilerini sağlamlaştırmaya ve stratejik yolları güvence altına almaya çalışırken Husiler de güney ve batı kırsalında ve kent çevresinde baskı noktalarını korumayı hedefliyor.

Bin 729 askeri hedef vuruldu

Askeri operasyonların kapsamının genişlediğine işaret eden bir açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nüzeyli, perşembe günü “Fecir el-Yemen” operasyonu kapsamında çeşitli cephelerde Husi askeri hedeflerine yönelik Bin 729 hassas saldırı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Nüzeyli, operasyonlarda 1.370 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini, 300 askeri araç ve teçhizatın imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti. Hedef alınan noktalar arasında askeri mevziler, gözetleme noktaları, komuta ve kontrol merkezleri, silah depoları, ikmal hatları ve takviye birlikleri de yer aldı.

gfthyju
Babülmendep cephesinde Devler Tugayları’na bağlı savaşçılar (EPA)

Eş zamanlı olarak yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları Taiz, İbb, Beyda, Ebyen, Saada, Sana, Rimah ve Hudeyde olmak üzere sekiz vilayete yayıldı.

Saldırılarda Husilerin kontrolündeki başkent Sana’daki noktalar, İbb vilayetinin Yerim ilçesindeki bir Husi kampı ve aynı vilayetteki es-Siyeni bölgesindeki mevziler hedef alındı. Ayrıca Sana’nın batısındaki Beni Matar’da, Rimah vilayetindeki Kesme’de ve Beyda vilayetinin Cebel Cemil, Cercere ve en-Nisrin dağlarında bulunan noktalar vuruldu. Saldırılar, Akabet Sera ile Hudeyde ve Saada’daki diğer mevzileri de kapsadı.

Lahic vilayetinde ise hükümet güçleri, el-Mudaribe ilçesinin kuzeybatısındaki el-Ağbera, el-Muhavile ve el-Meşamira bölgelerini hedef alan Husi saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Aşiretlerden gelen takviyelerin desteğiyle Cebel Seyf’teki bazı mevzilerin de geri alındığı bildirildi.

Mareb’in güneyi ve Cevf cephelerinde ise çatışmalar, karşılıklı topçu ateşi ve insansız hava aracı operasyonları devam etti. Hava saldırılarında Mas kampı ile el-Lebenat bölgesindeki mevziler hedef alındı.


Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor
TT

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’de hükümet güçlerinin yürüttüğü Yemen’in Şafağı adlı askerî operasyon beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ile stratejik öneme sahip Meyyun Adası’nın kontrolünü tamamen sağladıklarını ve uluslararası deniz geçiş güzergâhına hâkim yüksek kesimlerdeki mevzilerini tahkim ettiklerini açıkladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin ülkenin batı kıyısındaki konumunu güçlendirdi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken Yemen’in çeşitli vilayetlerinde Husilere ait mevzileri ve hareketliliği hedef alan hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Taiz vilayetinde hükümet güçleri, batıda yer alan Vaziiye cephesindeki operasyonlarını sürdürerek yüksek kesimlerin güvenliğini sağlamayı ve Zubab ile el-Umri Askerî Kampı çevresindeki Husi mevzilerini kuşatmayı amaçlıyor. Sahadan gelen bilgilere göre bu operasyonlarla, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesi hedefleniyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nüzeyli, Yemen’in Şafağı operasyonu kapsamında Husi askerî hedeflerine yönelik 1.729 saldırı düzenlendiğini açıkladı. El-Nüzeyli, operasyonlarda Husilere bağlı 1.370 kişinin etkisiz hâle getirildiğini, 300 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti.

Yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları sekiz vilayete yayıldı. Lahic, Marib ve Cevf cephelerinde de çatışmalar devam etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, özellikle salı ve çarşamba günleri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan son saldırıları şiddetle kınadı. Söz konusu saldırılarda vatandaşlar ve ülkede ikamet eden yabancılar arasında ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

BM Sözcüsü, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, İsrail’in dün düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise hayatını kaybedenlerden üçünün Filistinli grupların mensubu olduğunu öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, hayatını kaybeden 7 kişiden 6’sı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentinin farklı bölgelerinde yaşamını yitirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü ve Şifa Hastanesi, Gazze’nin güneybatısında ‘İsrail’e ait bir insansız hava aracının bir aracı hedef alması’ sonucu 2 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi. Kentin kuzeybatısındaki Tevvam bölgesinde ise ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırın’ benzer bir saldırıyla hedef alınması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

cdfgh
 İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir sokakta yürüyen Filistinliler, 6 Ekim 2026, Gazze (AP)

İsrail ordusu, iki saldırıda da ‘terör örgütlerindeki askeri unsurların’ hedef alındığını bildirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal da AFP’ye yaptığı açıklamada, Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde Abdullah Azzam Camisi yakınlarında bir binanın İsrail uçakları tarafından bombalanması sonucu bir kadın ve bir çocuk olmak üzere 2 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti. Basal ayrıca, Gazze kentinin kuzeybatısında İsrail topçu ateşi sonucu bir kadının yaşamını yitirdiğini aktardı.

Basal, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinin güneydoğusunda da İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gazze Şeridi’nde savaş, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başladı.

Hamas, İsrail ordusunun çarşamba günü silahlı kişilerin ‘Kemal Advan Hastanesi’nin içinden saldırılar düzenlediğini’ açıklamasının ardından, Gazze’deki hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı yönündeki İsrail suçlamalarını reddetti.

hyju
Gazze şehrinde hasar görmüş binaların arasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar, 8 Ekim 2026 (AP)

Hamas, yayımladığı açıklamada, “İşgal güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki hastanelere yönelik öne sürdüğü iddia ve suçlamalar tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Bu iddialar, Gazze Şeridi’ndeki sivil altyapının, başta hastaneler olmak üzere, sistematik biçimde yok edilmesine yönelik saldırılar sırasında daha önce de kullanılmıştı. Bu durum, işgal güçlerinin vahşi suçlarını tekrarlamaya yönelik tehlikeli niyetlerini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Bu suç teşkil eden kışkırtma, Gazze Şeridi’nde geriye kalan hastanelerin saldırılar, ağır kuşatma ve işgal güçlerinin gerekli ekipman ve malzemelerin girişini engellemesi nedeniyle felaket koşullarında hizmet vermeye çalıştığı, hastanelerin hasta ve yaralılarla dolup taştığı bir dönemde yapılıyor” denildi.

Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askerî harekâtında 74 bin 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), bu rakamları güvenilir kabul ediyor.

Bakanlığın verilerine göre, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze’de en az bin 450 kişi öldürüldü.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin ve bir sivil yüklenicinin hayatını kaybettiğini açıkladı.