Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
TT

Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)

New York Times,  İran’ın Irak’ın iç işlerine ne kadar güçlü bir şekilde dahil olduğunu ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin oradaki eşsiz rolünü ayrıntılı bir şekilde sunan gizli belgeleri yayınladı.
The Intercept gazetesi, kendisine sızdırılan İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı’nın (MOIS) 2014 ve 2015 yıllarına ait yazışmalarından oluşan yaklaşık 700 sayfalık raporu New York Times ile paylaştı.
New York Times tarafından ‘emsalsiz’ olarak nitelendirilen bu sızıntılar, İran’ın Irak’taki muazzam büyüklükteki etkisini gösteriyor.
Raporda, ABD’nin çıkarı için çalışan Iraklı ajanlara taraflarını değiştirmeleri için ödeme yapılmasını, İranlı casuslar tarafından ülkenin liderlerini seçme ve Irak'ın politik, ekonomik ve dini yaşamının her alanına sızmak için yıllarca süren zorlu çabaları da ortaya kondu.
700 sayfalık gizli belge
Bilinmeyen bir kişiden sızan yaklaşık 700 sayfalık rapor The Intercept’e gönderildi. The Intercept ise iç yazışmaları İngilizce’ye çevirerek New York Times ile paylaştı.
The Intercupt belgeleri sızdıran kişinin kimliğini bildirmedi ancak belgelerin doğruluğunun teyit edildiğini belirtti.
The Intercept'in haberinde, şifreli kanallar üzerinden iletişim kuran söz konusu kaynağın, "İran'ın ülkem Irak’ta neler yaptığını dünyanın bilmesini istiyorum” dediği ifade edildi.
Sızan iç yazışmalara göre Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin, 2014'te Petrol Bakanı olduğu sırada Tahran ile ‘özel ilişkileri’ vardı.
Bu ilişkinin niteliği net olmasa da, gazete Iraklı hiçbir siyasetçinin İran'ın desteği olmadan başbakan olamayacağına dikkat çekti.
Abdulmehdi 2018'de başbakan olduğunda, hem İran hem de ABD’nin kabul edebileceği bir aday olarak görüldü.
Sızan iç yazışmalar, İran’ın rejimine dair istisnai bir görüş sağladığı gibi Irak’ın 2003’teki ABD’nin işgalinden bu yana İran’ın etkisi altında kaldığının da detayını verdi.
İran Devrim Muhafızları, özellikle de Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü, Tahran'ın ulusal güvenliği için kritik olarak gördüğü Irak, Lübnan ve Suriye'deki politikalarını belirleyen ana organı olarak kabul ediliyor.
Irak yönetiminin eski ve mevcut birkaç danışmanına göre bu ülkelerin büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri tarafından atanıyor.
Kaynaklar, MOIS ve Devrim Muhafızları subaylarının Irak’ta birbirleriyle paralel bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
İç yazışmalara göre ikisinin işlerinin büyük bir kısmı, Iraklı yetkilileri yetiştirme operasyonu oldu.
Irak'taki birçok üst düzey siyasi, askeri ve güvenlik görevlisi Tahran'la gizli ilişkiler kurdu. Irak eski Başbakanı Haydar İbadi hükümetindeki birçok kilit ismin Tahran ile yakın ilişkileri vardı.
MOIS’in söz konusu iç yazışmalarından birinde şu ifadeler var;
“Buradaki amaç, bu kişinin ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlaması. Nihai hedef ise muhbir olacak bu kişinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda veya işbirliği yapmak isteyen herhangi bir Iraklı Sünni veya Kürt liderlerden olması.”
İran başlangıçta İbadi'nin sadakatine kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, başbakan olduktan birkaç ay sonra yazılan bir rapor, İran istihbaratı ile gizli bir ilişki kurmaya tamamen hazır olduğunu gösteriyor.
Ocak 2015 tarihli bir raporda, İbadi’nin başbakanlık makamında, ‘sekreter ya da üçüncü kişi olmadan’ Borujerdi olarak bilinen MOIS görevlisi arasındaki özel bir toplantı yaptığı bilgisi yer aldı.
Borujerdi toplantıda Irak'taki Sünni-Şii bölünmesi hakkında konuşarak, “Bugün, Sünniler kendilerini mümkün olan en kötü koşullarda buluyor ve özgüvenlerini yitirdiler. Sünniler evsiz, şehirleri mahvolmuş ve önlerinde belirsiz bir gelecek var ancak Şiiler güvenlerini geri kazanabilir. Bugün Iraklı Şiiler, Irak hükümetinin ve İran'ın bu durumdan yararlanabileceği tarihi bir dönüm noktasında" dedi.
İbadi ise İranlı istihbarat görevlisinin söylediklerini tamamen kabul etti.
Söz konusu iç yazışmalara göre İran, 2011 yılında ABD  askerlerinin Irak'tan çekilmesi sonrasında eski CIA muhbiri olan Iraklıları safına çekmeye çalıştı.
Tahran ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir casus bulmak için çaba sarf etti ancak bu çabaların başarılı olup olmadığı belli değil.
İran, bu kişiyle görüşerek kendisine para, altın ve hediyeler teklif etti. İç yazışmalarda bu kişinin ismi belirtilmedi ancak ‘ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlayacak’ bir kişi olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuya dair açıklama yapmaktan kaçındı.
Devrim Muhafızları komutanları ve Süleymani’nin Irak’ta DEAŞ’ı ortadan kaldırmak için çalıştıkları doğru ancak bu, Bağdat’ı Tahran’a bağlı olarak tutmaya ve kendisine yakın siyasi gruplarının iktidarda kalmasını sağlamaya daha fazla odaklanarak yapıldı.
“Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle”
İran, Irak’ın güneyinde her zaman büyük bir varlığa sahipti.
Şiilerin kutsal şehirlerinde dini ofisler kurdu. Oradaki en güçlü siyasi partileri destekledi. İranlı öğrencileri eğitim için buraya gönderdi. İranlı inşaat işçilerini de Irak otelleri inşa etmeleri ve oradaki camileri yenilemeleri için yolladı.
Washington'un işgalinden sonra herhangi bir plan yapmamasının doğrudan bir sonucu olarak İran Irak'ta güçlü bir oyuncu oldu.
MOIS’in iç yazışmalarına göre Tahran, Washington’un Bağdat’ta sunduğu fırsatlardan yararlanmaya devam etti.
CIA için çalışan Iraklılar, ABD'nin çekilmesi sonrasında işsiz kaldı ve ABD ile olan bağları nedeniyle ‘belki de İran tarafından’ öldürülmekten korkuyordu. Bu nedenle Tahran’a hizmet vermeye başladılar.
Kerbela’da, 2014 sonlarında bir Irak istihbarat memuru, bir İran istihbarat yetkilisi ile bir araya gelerek, İranlılara Irak’taki ABD faaliyetleri hakkında sahip olduğu her şeyi anlatmayı teklif etti.
Iraklı istihbarat memuru üç saat süren görüşmede, dönemin Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Komutanı Hatem el-Maksusi'den şu ifadelerin yer aldığı bir mesaj getirdi:
"Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle. Neye ihtiyaçları varsa emirlerindeyiz. Biz Şiiyiz ve ortak bir düşmanımız var."
“Irak Ordusu istihbaratının tamamının sizin olduğunu düşünün” diyen Iraklı istihbarat memuru, ABD'nin Iraklılar için gizli hedefleme programını İranlılara devretmeyi teklif ederek, “Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa, yazılımı yüklemem için bana verin” ifadelerini kullandı. Hatem el-Maksudi ise söz konusu iddiaları reddetti.
İbadi: ABD’lilerin adayı
ABD, 2014'ün sonlarına doğru DEAŞ ile savaşmaya başladığında bir kez daha Irak'a silah ve asker gönderdi. İran’da oradaki radikalleri hezimete uğratmak ile ilgilendi.
Ancak sızan raporlara göre İran, artan ABD varlığını İran hakkında istihbarat toplamak için bir tehdit olarak görüyordu.
1980'lerde İran'da sürgünde yaşayan Nuri el-Maliki, Tahran'ın favorisiydi. 
İngiltere’de eğitim görmüş halefi Haydar el-İbadi ise Batı’ya daha yakın ve daha az ‘mezhepsel’ görülüyordu.
Yeni bir başbakanın belirsizliği karşısında, İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer, İran Büyükelçiliği’nde gizli bir toplantı yaptı.
Toplantıda İbadi, ‘İngiliz bir adam’ ve ‘ABD’lilerin adayı’ olarak nitelendirilerek reddedildi.
Sızıntılara göre daha önce İbadi hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan İbrahim El Caferi’nin de İran ile özel bir ilişkisi vardı ve bunu inkar etmedi.
Habere göre İran'ın Irak siyaseti üzerindeki egemenliğinin, Suriye iç savaşının şiddetlendiği, Bağdat'ın çok uluslu bir sarmalın merkezinde olduğu, DAEŞ unsurlarının Irak’ın neredeyse üçte birini ele geçirdiği ve ABD güçlerinin giderek kötüleşen krizle yüzleşmek için bölgeye doğru ilerlediği 2014 sonbaharından itibaren arttığı açıkça görülüyor.
Bu kaotik arka plana karşı, o zamanki Irak Ulaştırma Bakanı Bayan Cabr Kasım Süleymani ile ofisinde bir araya geldi.  
Süleymani bir iyilik istemek için gelmişti. Suriye’de Beşşar Esed rejimini desteklemek için gönderilen silah yüklü uçakların Irak’ın hava sahasının erişimine ihtiyacı vardı. Ulaştırma Bakanı tereddüt etmeden bunu kabul etti.
Süleymani bundan memnun oldu. Cabr, ellerini gözlerinin üzerine koydu ve 'Gözüm üstüne. Dilediğiniz gibi’ dedi. Süleymani ise Cabr’i alnından öptü.
Cabr, Süleymani ile yaptığı görüşmeyi doğruladı ancak İran'dan Suriye'ye olan uçuşların, insani yardımlar ve kutsal bölgeleri ziyaret etmek için Suriye'ye seyahat eden insanları taşıdığını söyledi.
Sızan bir başka iç yazışmaya göre Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, üst düzey ABD'li ve İngiliz yetkililer ile Irak’ın o zamanki Başbakanı İbadi’yle Aralık 2014’te Bağdat’ta bir araya geldi.
Bunun ardından kendisine söylenenleri anlatmak için İranlı bir yetkiliyle görüşmeye gitti. Ancak Barzani bu iddiaları reddetti.
Habere göre İran ayrıca kârlı anlaşmalar elde etmek için de Irak’taki etkisini kullanıyor.
Kudüs Gücü, silah ve diğer yardımlar karşılığında Iraklı Kürtlerden petrol ve kalkınma sözleşmeleri aldı. Başka bir rapora göre İran, bir Meclis üyesine 16 milyon dolar rüşvet ödeyerek karşılığında altyapı ve su arıtma projelerini aldı.
İranlı yetkililer soruları yanıtsız bıraktı
New York Times, İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Ali Rıza Miryusufi, İran'ın BM Büyükelçisi Macid Taht Revançı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten bu konuda yorum istedi.
Miryusufi, bu ayın sonuna kadar cevap veremeyeceğini söyledi. Büyükelçi resmi ikametgahına elden teslim edilen yazılı bir talebe cevap vermezken, Zarif ise e-posta ile kendisine gönderilen soruyu yanıtsız bıraktı.
Kendisine telefon ile ulaşılan İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer ise bu belgelerin doğruluğunu kabul ederek, “Evet, Irak'ta özellikle ABD’nin orada yaptıkları gibi çeşitli konularda çok fazla bilgiye sahibiz” dedi.



Irak, ABD'nin İran'a yönelik olası saldırılarına karşı acil durum planları hazırlıyor

Iraklı milis gruplardan birine ait çok namlulu roketatar (Haşdi Şabi Medya)
Iraklı milis gruplardan birine ait çok namlulu roketatar (Haşdi Şabi Medya)
TT

Irak, ABD'nin İran'a yönelik olası saldırılarına karşı acil durum planları hazırlıyor

Iraklı milis gruplardan birine ait çok namlulu roketatar (Haşdi Şabi Medya)
Iraklı milis gruplardan birine ait çok namlulu roketatar (Haşdi Şabi Medya)

Bağdat, olası bir askeri çatışmanın ülkeye yansımalarını önlemek için sınır güvenliğini artırıyor. Ordu komutanlarına silahlı grupların ihlallerine müdahale yetkisi verildi

Bağdat'tan cuma günü edinilen bilgilere göre Irak hükümeti, ABD ile İran arasında askeri çatışma çıkması ihtimaline karşı çok yönlü bir acil durum planı hazırladı. Plan kapsamında sınır kentlerine askeri birlikler konuşlandırılması ve bu birliklerin subaylarına, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'na danışmadan olası ihlallere müdahale etme talimatı verilmesi öngörülüyor. Hükümetin bazı birimleri ise uzaktan eğitime geçilmesi ve çatışma bölgelerinden kaçabilecek sivillerin kabul edilmesine yönelik hazırlıklar üzerinde çalışıyor.

ABD'nin İran'a yönelik saldırı düzenleyebileceğine ilişkin işaretler bu hafta yoğunlaşırken, Bağdat'taki bazı çevreler, Şii silahlı grupların güncellenmiş hedef listesi doğrultusunda geniş çaplı biçimde Tahran'ın yanında savaşa katılmasından endişe ediyor.

Sınır güvenliğinde sıkı denetim

Üst düzey bir güvenlik yetkilisi Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Irak hükümetinin Silahlı Kuvvetler Başkomutanı'nın talimatıyla sınır kentlerinde sıkı denetim uygulanması ve sahadaki gözetimin artırılması yönünde önleyici tedbirler aldığını söyledi. Yetkili, olağan dışı hareketliliklere ilişkin değerlendirmelerin 24 saat esasına göre güncellendiğini belirtti.

İsminin açıklanmasını istemeyen ve kamuoyuna açıklama yapma yetkisi bulunmadığını belirten yetkili, önlemlerin Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi'nde Süleymaniye'den güneyde Kuveyt ve İran sınırına yakın Basra'ya kadar İran sınırının izlenmesini, ayrıca Suriye sınırı boyunca ordu birliklerinin konuşlandırılmasını kapsadığını aktardı.

Iraklı yetkili, bölgesel açıdan hassas stratejik noktalarda silahlı grupların faaliyet gösterebileceği endişesi nedeniyle askeri komuta kademesinin özellikle Basra vilayetine odaklandığını kaydetti.

sdcvfgbhyj
Irak polisinin cuma günü Kerkük sokaklarında gerçekleştirdiği askeri devriyeden bir görüntü

Geçen hafta savaşın olası sonuçlarını ele almak üzere düzenlenen geniş katılımlı toplantıya katılan bir başka yetkili ise Başbakan Ali Zeydi'nin, ordu komutanlarına yasa dışı silahlı grupların gerçekleştirebileceği ihlallere kendisine danışmadan derhal müdahale etme yetkisi verdiğini söyledi.

Yetkili, söz konusu komutanların artık silahlı grupları caydırmak için "olağanüstü yetkilere" sahip olduğunu ifade etti.

Uzaktan eğitim hazırlığı

Askeri planlara paralel olarak Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu, olağanüstü koşullarda okulların uzaktan eğitime geçmesi, hassas kurumlardaki bazı kamu belgelerinin taşınarak dijital ortamda muhafaza edilmesi ve askeri çatışmalardan kaçabilecek sivillerin ülkeye girişine yönelik hazırlıkları görüştü. Bu bilgileri, konuyla ilgili bilgi sahibi bir sivil yetkili aktardı.

Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Zeydi'nin başkanlık ettiği Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu'nda Ulusal Güvenlik Danışmanı ile içişleri, savunma, dışişleri, maliye ve planlama bakanları yer alıyor.

Ancak hükümetten bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, eğitim ve genel olarak kamu kurumlarının çalışma düzenine ilişkin kararlar almak için henüz erken olduğunu belirtti.

Kaynak, "Hükümet, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ardından mart ayında savaşın başlamasıyla birlikte acil durum planlarını hazırlamıştı. Bu planlar, gelişmelere göre bugüne kadar düzenli olarak güncelleniyor" dedi.

Devrim Muhafızları'nın hedef listesi güncelleniyor

Buna karşılık siyasi yetkililer, bu hafta Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamalarda, İran Devrim Muhafızları'nın talimatları doğrultusunda silahlı grupların hedef listelerini güncellemesinin daha önce görülmemiş düzeyde endişeye yol açtığını dile getirdi.

Çarşamba günü Tasnim Haber Ajansı, Devrim Muhafızları'nın bölgesel kolu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin açıklamalarını yayımladı.

Kaani, "Direniş liderleri, dini lider Mücteba Hamaney'in kendilerine gönderdiği ve düşmanla sınırsız biçimde mücadele edilmesi çağrısında bulunan mesajı aldı. Liderler, tam bağlılıklarını yazılı olarak ilan ederek bu çağrıyı somut adımlara dönüştürmeye başladı" ifadelerini kullandı.

ascdv
Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, 5 Kasım 2026'da Bağdat'ta ABD temsilcisi Tom Barrack'ı kabul etti (Irak hükümeti)

Iraklı yetkililerden biri, "Silahlı grupların bu kez savaşa katılması halinde Zeydi kendisini ABD'ye düşman bir ülkenin başbakanı konumunda bulabilir" değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, perşembe akşamı Zeydi ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Irak Başbakanı'nın krizleri büyümeden kontrol altına almak gibi son derece zor bir görevi üstlendiğini söyledi.

Zeydi de aynı gün ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Irak topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermeyeceklerini yineledi.

Kürt kaynaklar, ABD'li temsilcinin cuma akşamı Erbil ve Süleymaniye'deki yetkililerle bir araya gelerek İran krizindeki son gelişmeleri ve Tahran'la askeri çatışmanın yeniden başlaması ihtimalini değerlendireceğini Şarku’l Avsat'a doğruladı.

Koordinasyon Çerçevesi'nde İran endişesi

Siyasi cephede ise Zeydi, ABD'nin İran'a yönelik olası saldırılarına karşı hazırladığı planların ana hatları hakkında iktidar koalisyonunun liderlerini bilgilendirdi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir siyasi kaynak, Başbakan'ın Şii siyasi güçlerin önde gelenlerini bünyesinde barındıran Koordinasyon Çerçevesi'ne ABD'nin İran'a yakın zamanda askeri operasyon düzenleyebileceği ihtimalini aktardığını söyledi. Zeydi'nin ayrıca İran'la müttefik ve koalisyondaki bazı partilere yakın silahlı grupların Tahran'ın talimatıyla misilleme operasyonlarına katılabileceğine ilişkin endişelerini de paylaştığı belirtildi.

xsdv s
Irak Hizbullah Tugayları mensupları, Bağdat'ta örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynağa göre Başbakan, iktidar koalisyonunda yer alan güçlerin söz konusu grupların savaşa katılmasını engellemeye yardımcı olmasını umuyor. Ancak bazı koalisyon bileşenlerinin, "Tahran'ın askeri çatışmayı kaybetmesi ve bunun kendi siyasi varlıkları üzerindeki olası sonuçlarından endişe duyduğu" yönündeki kuşkular da sürüyor.

Hizbullah Tugayları'na karşı koordineli kampanya7Irak hükümetinin İran'la olası bir askeri çatışmaya karşı hazırlık yaptığı dönemde, silahlı grupların ticari faaliyetlerine ilişkin haberlerin gündeme gelmesi dikkat çekiyor. Bu arada Bağdat üzerindeki, söz konusu grupların komşu ülkelere yönelik saldırılar düzenlemesini engelleme baskısı da artıyor.

Silahlı gruplara yakınlığıyla bilinen bazı aktivistler, bu grupların liderleri ve aile çevrelerindeki kişilerin yönettiği veya bağlantılı olduğu şirketler ile ticari çıkar ağlarına ilişkin bilgiler paylaştı.

Özellikle Hizbullah Tugayları'nı hedef alan ve doğrulanması güç olan bu haberler, ülkede sık sık direniş söylemini öne çıkaran silahlı grupların meşruiyetini zayıflatmaya yönelik girişimlerin olup olmadığı konusunda tartışma başlattı.

Söz konusu haberlerde, İran'ın yanında olası bir çatışmaya katılmaya hazırlanan bu grupların mali çıkarları ve ekonomik hedefleri mercek altına alınıyor.


Irak, topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmasına karşı çıktı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün Bağdat'ta Askeri Sanayileşme Kurumu'na gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Irak hükümeti medyası)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün Bağdat'ta Askeri Sanayileşme Kurumu'na gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Irak hükümeti medyası)
TT

Irak, topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılarda kullanılmasına karşı çıktı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün Bağdat'ta Askeri Sanayileşme Kurumu'na gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Irak hükümeti medyası)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün Bağdat'ta Askeri Sanayileşme Kurumu'na gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (Irak hükümeti medyası)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgedeki gelişmeleri ele aldı. Zeydi, Irak'ın devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve Irak topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırılarda hareket noktası olarak kullanılmaması yönündeki tutumunu yineledi.

Zeydi, Bağdat ile Washington arasında ortak ilgi alanına giren konularda istişarelerin sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Bölgenin güvenliğinin korunması için barışçıl çözüm yollarının benimsenmesi ve yapıcı diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Irak Başbakanlık Ofisi tarafından dün yapılan açıklamada, Zeydi ile Trump'ın mevcut sorunlarla mücadele edilmesi ve bölgesel istikrarın desteklenmesi konusunda ortak çalışma yürütülmesinin önemini vurguladığı belirtildi. İki liderin, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldığı kaydedildi.

Haşdi Şabi yasası taslağında değişiklik

Öte yandan Iraklı bir hukuk uzmanı, dün yaptığı açıklamada, Haşdi Şabi yasasının yeni taslağından ticari ve sivil yetkilere ilişkin bazı hükümlerin çıkarıldığını bildirdi.

Söz konusu düzenleme, yasalaşmasını talep eden ve hükümetin yaptığı değişikliklere tepki gösteren bazı silahlı grupların eleştirilerine konu olmuştu.

Bununla birlikte, hükümetten bir kaynak Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, "Yasa hâlâ taslak aşamasında ve henüz parlamentoya gönderilmedi" dedi.

Kaynak, silahlı gruplarla hükümet arasında anlaşmazlığa neden olan maddelere ilişkin ise ayrıntı vermedi.


Irak Kürdistanı'nda iki ayrı yönetim tehlikesi yeniden gündemde

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)
TT

Irak Kürdistanı'nda iki ayrı yönetim tehlikesi yeniden gündemde

Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun milletvekillerinin katılımı olmadan toplanmasını protesto ederek bölgesel hükümetten çekildi. (AFP)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) iktidar ortağı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), lideri Bafel Talabani'nin bölgesel hükümetten çekilme kararını açıklamasına rağmen, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani'nin partisinden bir yetkili, mevcut krize çözüm bulmak amacıyla iki taraf ve diğer siyasi güçlerin temsilcileri arasında temasların sürdüğünü açıkladı.

Kürdistan Bölgesi'nde, iki rakip parti arasında yeniden iki ayrı yönetim dönemine dönülmesi ihtimali giderek güçleniyor. Siyasi gerilim, yaklaşık iki yıl önce seçilmesinden bu yana ilk kez geçen çarşamba günü toplanan bölgesel parlamentonun, KYB'nin katılmadığı oturumda başkanlık divanını seçmesinin ardından tırmandı. KYB, söz konusu adımı tek taraflı olarak nitelendirerek kabul edilemez buldu.

Ekim 2024'te yapılan seçimlerde KDP, Kürdistan Bölgesi Parlamentosu'nda 39 sandalye kazanarak ilk sırada yer aldı. KYB ise 23 sandalyeyle ikinci oldu. Tarihi rakibi karşısında hükümet kurma müzakerelerinde elini güçlendirmek isteyen KYB, 15 sandalye kazanan Yeni Nesil Hareketi ile ittifak kurdu.

Perşembe akşamı açıklama yapan KYB lideri Bafel Talabani, "Parlamentonun oturumunu tanımıyoruz ve hükümetten çekiliyoruz" dedi. KDP ise oturumun ardından yaptığı açıklamada, bu gelişmenin "bir tarafın zaferi, diğerinin yenilgisi değil, bütün Kürdistan halkının zaferi" olduğunu savundu.

KYB, Yeni Nesil Hareketi, Kürdistan İslami Birliği, Ulusal Duruş Akımı ve Kürdistan Adalet Topluluğu daha önce yaptıkları açıklamalarda söz konusu oturuma katılmayacaklarını bildirmişti.

asxdfgt
Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun yeni Başkanı Vala Ferid (solda), 4 Kasım'da Erbil'de düzenlediği basın toplantısında. (AFP)

Talabani, televizyondan yayımlanan konuşmasında Süleymaniye'de ayrı bir yönetim kurabilecekleri mesajını verdi. Talabani, "Onlar bir başbakan seçerse biz de burada bir başbakan seçeceğiz. Onlar bir bakan belirlerse biz de burada bir bakan belirleyeceğiz. Bu işi onlar başlattı... Ancak sona erdirecek olan ben olacağım" ifadelerini kullandı.

KDP lideri Mesud Barzani ise parlamento oturumunun ardından yayımladığı mesajda, parlamentonun yeniden çalışmalarına başlamasına katılmayan siyasi taraflara çağrıda bulundu. Barzani, bu kesimleri parlamentonun çalışmalarına ve gelecek oturumlarına katılmaya, Kürdistan halkına hizmet etmek, siyasi süreci desteklemek ve sonraki aşamaların tamamlanmasına katkı sağlamak için ortak hareket etmeye davet etti.

Yerel basına konuşan Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun yeni Başkanı Vala Ferid de parlamentonun yeniden faaliyete geçirilmesinin, Kürdistan Bölgesi'nin anayasal statüsünün korunması açısından zorunlu bir adım olduğunu belirterek, bunun herhangi bir siyasi güce veya tarafa karşı yapılmadığını söyledi.

KYB, hükümetteki makamlarından çekiliyor

Ancak KYB, Talabani'nin açıkladığı hükümetten çekilme kararını uygulamakta kararlı görünüyor. Partinin önde gelen isimlerinden Mahmud Hoşnav, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ilk adım olarak KYB'li hükümet temsilcilerinin bu haftanın ilk iş günü olan pazar günü itibarıyla hükümetteki makamlarından ayrılacağını söyledi.

Hoşnav, parlamento oturumunda alınan kararların "olumsuz yansımaları" olacağına dikkat çekerek, bu gelişmelerin dış güçlerin müdahalesine gerekçe oluşturabileceğini savundu. KYB'nin daha ileri adımlar atabileceğini belirten Hoşnav, Süleymaniye'nin Erbil'den idari açıdan ayrılması ihtimalinin de gündeme gelebileceğini vurguladı.

KDP ise parlamento oturumunun yapılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunuyor. Partinin önde gelen isimlerinden Dıjvar Faik, Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun seçimlerden yaklaşık iki yıl sonra ilk oturumunu, farklı blok, parti ve topluluklardan 52 milletvekilinin katılımıyla gerçekleştirdiğini belirterek, böylece oturum için gerekli yasal yeter sayının sağlandığını söyledi.

Faik, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, seçimlerde en fazla sandalyeyi kazanan parti olarak KDP'nin KYB'nin ve diğer partilerin oturuma etkin biçimde katılmasını istediğini ifade etti. Faik, bütün tarafları katılıma ikna etmek için yaklaşık iki yıl beklediklerini ancak çok sayıda toplantı ve müzakereye rağmen KYB ile diğer bazı siyasi güçlerin oturuma katılmadığını kaydetti.

Faik ayrıca, parlamentonun bir sonraki oturumunun gelecek pazartesi günü yapılacağını, bu oturumda Hukuk Komisyonunun seçileceğini ve bölge başkanlığı için adaylık başvurularının alınmaya başlanacağını bildirdi.

Yeter sayı yarışı

Görünüşe göre iki parti arasında uzun süredir devam eden sessiz mücadelenin merkezinde, parlamento oturumunu gerçekleştirmek için gerekli yeter sayıya ilk kimin ulaşacağı meselesi bulunuyordu.

KYB'li Mahmud Hoşnav, partisinin de müttefiklerinin desteğiyle gerekli milletvekili sayısını toplayarak aynı adımı atabilecek durumda olduğunu ancak herkesin katılımını sağlamak ve müzakere yoluyla çözüme ulaşmak istediği için bunu tercih etmediğini söyledi.

Hoşnav, "Kürdistan Bölgesi yalnızca sandalye sayısına göre yönetilmez. Yönetimde hem ilkeler hem de sandalye dağılımı esas alınmalıdır. Bu da Kürdistan halkını temsil eden ve bölgede etkili olan bütün güçlerin yönetime katılmasını gerektirir" dedi.

zsdfvbg
Irak Kürdistan Bölgesi Parlamentosunun Erbil'deki binası, 4 Kasım. (AFP)

KDP'li Dıjvar Faik ise KYB'nin son iki yıldır Yeni Nesil Hareketi ile birlikte parlamento yeter sayısını sağlayarak oturum düzenlemeye ve hükümet kurmaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını öne sürdü.

Faik, "Gerekli yeter sayıyı sağlayabilecek durumda olsalardı, KDP'yi devre dışı bırakarak oturum düzenlemekten ve hükümeti kurmaktan çekinmezlerdi" ifadelerini kullandı.

Kürdistan Bölgesi Parlamentosundaki 100 sandalyenin 38'ine sahip olan KYB-Yeni Nesil ittifakı, hükümetteki bakanlıkların yarısını talep etmişti. KDP ise bu talebi reddediyor. Diğer partilerin sandalyelerinin kendi lehine bir denge oluşturacağını savunan KDP, buna rağmen tarihi rakibi KYB'nin hükümetin kurulmasına adil ve dengeli bir şekilde katılmasına karşı olmadığını belirtiyor.

Bununla birlikte KDP'li yetkili, hükümete katılmak isteyen partilerin sandalye sayıları ile yasal ve seçimlerden kaynaklanan hakları doğrultusunda sürece dahil olmaları ve hükümet programının hazırlanmasına katkı sağlamaları gerektiğini söyledi.

Faik, hükümete katılmak istemeyen partilerin muhalefette kalmayı tercih edebileceğini ancak parlamento oturumlarına katılmaları gerektiğini belirterek, "Aksi takdirde, en başından beri seçimlere katılmalarının anlamı ne?" diye konuştu.