Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
TT

Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)

New York Times,  İran’ın Irak’ın iç işlerine ne kadar güçlü bir şekilde dahil olduğunu ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin oradaki eşsiz rolünü ayrıntılı bir şekilde sunan gizli belgeleri yayınladı.
The Intercept gazetesi, kendisine sızdırılan İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı’nın (MOIS) 2014 ve 2015 yıllarına ait yazışmalarından oluşan yaklaşık 700 sayfalık raporu New York Times ile paylaştı.
New York Times tarafından ‘emsalsiz’ olarak nitelendirilen bu sızıntılar, İran’ın Irak’taki muazzam büyüklükteki etkisini gösteriyor.
Raporda, ABD’nin çıkarı için çalışan Iraklı ajanlara taraflarını değiştirmeleri için ödeme yapılmasını, İranlı casuslar tarafından ülkenin liderlerini seçme ve Irak'ın politik, ekonomik ve dini yaşamının her alanına sızmak için yıllarca süren zorlu çabaları da ortaya kondu.
700 sayfalık gizli belge
Bilinmeyen bir kişiden sızan yaklaşık 700 sayfalık rapor The Intercept’e gönderildi. The Intercept ise iç yazışmaları İngilizce’ye çevirerek New York Times ile paylaştı.
The Intercupt belgeleri sızdıran kişinin kimliğini bildirmedi ancak belgelerin doğruluğunun teyit edildiğini belirtti.
The Intercept'in haberinde, şifreli kanallar üzerinden iletişim kuran söz konusu kaynağın, "İran'ın ülkem Irak’ta neler yaptığını dünyanın bilmesini istiyorum” dediği ifade edildi.
Sızan iç yazışmalara göre Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin, 2014'te Petrol Bakanı olduğu sırada Tahran ile ‘özel ilişkileri’ vardı.
Bu ilişkinin niteliği net olmasa da, gazete Iraklı hiçbir siyasetçinin İran'ın desteği olmadan başbakan olamayacağına dikkat çekti.
Abdulmehdi 2018'de başbakan olduğunda, hem İran hem de ABD’nin kabul edebileceği bir aday olarak görüldü.
Sızan iç yazışmalar, İran’ın rejimine dair istisnai bir görüş sağladığı gibi Irak’ın 2003’teki ABD’nin işgalinden bu yana İran’ın etkisi altında kaldığının da detayını verdi.
İran Devrim Muhafızları, özellikle de Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü, Tahran'ın ulusal güvenliği için kritik olarak gördüğü Irak, Lübnan ve Suriye'deki politikalarını belirleyen ana organı olarak kabul ediliyor.
Irak yönetiminin eski ve mevcut birkaç danışmanına göre bu ülkelerin büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri tarafından atanıyor.
Kaynaklar, MOIS ve Devrim Muhafızları subaylarının Irak’ta birbirleriyle paralel bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
İç yazışmalara göre ikisinin işlerinin büyük bir kısmı, Iraklı yetkilileri yetiştirme operasyonu oldu.
Irak'taki birçok üst düzey siyasi, askeri ve güvenlik görevlisi Tahran'la gizli ilişkiler kurdu. Irak eski Başbakanı Haydar İbadi hükümetindeki birçok kilit ismin Tahran ile yakın ilişkileri vardı.
MOIS’in söz konusu iç yazışmalarından birinde şu ifadeler var;
“Buradaki amaç, bu kişinin ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlaması. Nihai hedef ise muhbir olacak bu kişinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda veya işbirliği yapmak isteyen herhangi bir Iraklı Sünni veya Kürt liderlerden olması.”
İran başlangıçta İbadi'nin sadakatine kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, başbakan olduktan birkaç ay sonra yazılan bir rapor, İran istihbaratı ile gizli bir ilişki kurmaya tamamen hazır olduğunu gösteriyor.
Ocak 2015 tarihli bir raporda, İbadi’nin başbakanlık makamında, ‘sekreter ya da üçüncü kişi olmadan’ Borujerdi olarak bilinen MOIS görevlisi arasındaki özel bir toplantı yaptığı bilgisi yer aldı.
Borujerdi toplantıda Irak'taki Sünni-Şii bölünmesi hakkında konuşarak, “Bugün, Sünniler kendilerini mümkün olan en kötü koşullarda buluyor ve özgüvenlerini yitirdiler. Sünniler evsiz, şehirleri mahvolmuş ve önlerinde belirsiz bir gelecek var ancak Şiiler güvenlerini geri kazanabilir. Bugün Iraklı Şiiler, Irak hükümetinin ve İran'ın bu durumdan yararlanabileceği tarihi bir dönüm noktasında" dedi.
İbadi ise İranlı istihbarat görevlisinin söylediklerini tamamen kabul etti.
Söz konusu iç yazışmalara göre İran, 2011 yılında ABD  askerlerinin Irak'tan çekilmesi sonrasında eski CIA muhbiri olan Iraklıları safına çekmeye çalıştı.
Tahran ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir casus bulmak için çaba sarf etti ancak bu çabaların başarılı olup olmadığı belli değil.
İran, bu kişiyle görüşerek kendisine para, altın ve hediyeler teklif etti. İç yazışmalarda bu kişinin ismi belirtilmedi ancak ‘ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlayacak’ bir kişi olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuya dair açıklama yapmaktan kaçındı.
Devrim Muhafızları komutanları ve Süleymani’nin Irak’ta DEAŞ’ı ortadan kaldırmak için çalıştıkları doğru ancak bu, Bağdat’ı Tahran’a bağlı olarak tutmaya ve kendisine yakın siyasi gruplarının iktidarda kalmasını sağlamaya daha fazla odaklanarak yapıldı.
“Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle”
İran, Irak’ın güneyinde her zaman büyük bir varlığa sahipti.
Şiilerin kutsal şehirlerinde dini ofisler kurdu. Oradaki en güçlü siyasi partileri destekledi. İranlı öğrencileri eğitim için buraya gönderdi. İranlı inşaat işçilerini de Irak otelleri inşa etmeleri ve oradaki camileri yenilemeleri için yolladı.
Washington'un işgalinden sonra herhangi bir plan yapmamasının doğrudan bir sonucu olarak İran Irak'ta güçlü bir oyuncu oldu.
MOIS’in iç yazışmalarına göre Tahran, Washington’un Bağdat’ta sunduğu fırsatlardan yararlanmaya devam etti.
CIA için çalışan Iraklılar, ABD'nin çekilmesi sonrasında işsiz kaldı ve ABD ile olan bağları nedeniyle ‘belki de İran tarafından’ öldürülmekten korkuyordu. Bu nedenle Tahran’a hizmet vermeye başladılar.
Kerbela’da, 2014 sonlarında bir Irak istihbarat memuru, bir İran istihbarat yetkilisi ile bir araya gelerek, İranlılara Irak’taki ABD faaliyetleri hakkında sahip olduğu her şeyi anlatmayı teklif etti.
Iraklı istihbarat memuru üç saat süren görüşmede, dönemin Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Komutanı Hatem el-Maksusi'den şu ifadelerin yer aldığı bir mesaj getirdi:
"Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle. Neye ihtiyaçları varsa emirlerindeyiz. Biz Şiiyiz ve ortak bir düşmanımız var."
“Irak Ordusu istihbaratının tamamının sizin olduğunu düşünün” diyen Iraklı istihbarat memuru, ABD'nin Iraklılar için gizli hedefleme programını İranlılara devretmeyi teklif ederek, “Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa, yazılımı yüklemem için bana verin” ifadelerini kullandı. Hatem el-Maksudi ise söz konusu iddiaları reddetti.
İbadi: ABD’lilerin adayı
ABD, 2014'ün sonlarına doğru DEAŞ ile savaşmaya başladığında bir kez daha Irak'a silah ve asker gönderdi. İran’da oradaki radikalleri hezimete uğratmak ile ilgilendi.
Ancak sızan raporlara göre İran, artan ABD varlığını İran hakkında istihbarat toplamak için bir tehdit olarak görüyordu.
1980'lerde İran'da sürgünde yaşayan Nuri el-Maliki, Tahran'ın favorisiydi. 
İngiltere’de eğitim görmüş halefi Haydar el-İbadi ise Batı’ya daha yakın ve daha az ‘mezhepsel’ görülüyordu.
Yeni bir başbakanın belirsizliği karşısında, İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer, İran Büyükelçiliği’nde gizli bir toplantı yaptı.
Toplantıda İbadi, ‘İngiliz bir adam’ ve ‘ABD’lilerin adayı’ olarak nitelendirilerek reddedildi.
Sızıntılara göre daha önce İbadi hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan İbrahim El Caferi’nin de İran ile özel bir ilişkisi vardı ve bunu inkar etmedi.
Habere göre İran'ın Irak siyaseti üzerindeki egemenliğinin, Suriye iç savaşının şiddetlendiği, Bağdat'ın çok uluslu bir sarmalın merkezinde olduğu, DAEŞ unsurlarının Irak’ın neredeyse üçte birini ele geçirdiği ve ABD güçlerinin giderek kötüleşen krizle yüzleşmek için bölgeye doğru ilerlediği 2014 sonbaharından itibaren arttığı açıkça görülüyor.
Bu kaotik arka plana karşı, o zamanki Irak Ulaştırma Bakanı Bayan Cabr Kasım Süleymani ile ofisinde bir araya geldi.  
Süleymani bir iyilik istemek için gelmişti. Suriye’de Beşşar Esed rejimini desteklemek için gönderilen silah yüklü uçakların Irak’ın hava sahasının erişimine ihtiyacı vardı. Ulaştırma Bakanı tereddüt etmeden bunu kabul etti.
Süleymani bundan memnun oldu. Cabr, ellerini gözlerinin üzerine koydu ve 'Gözüm üstüne. Dilediğiniz gibi’ dedi. Süleymani ise Cabr’i alnından öptü.
Cabr, Süleymani ile yaptığı görüşmeyi doğruladı ancak İran'dan Suriye'ye olan uçuşların, insani yardımlar ve kutsal bölgeleri ziyaret etmek için Suriye'ye seyahat eden insanları taşıdığını söyledi.
Sızan bir başka iç yazışmaya göre Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, üst düzey ABD'li ve İngiliz yetkililer ile Irak’ın o zamanki Başbakanı İbadi’yle Aralık 2014’te Bağdat’ta bir araya geldi.
Bunun ardından kendisine söylenenleri anlatmak için İranlı bir yetkiliyle görüşmeye gitti. Ancak Barzani bu iddiaları reddetti.
Habere göre İran ayrıca kârlı anlaşmalar elde etmek için de Irak’taki etkisini kullanıyor.
Kudüs Gücü, silah ve diğer yardımlar karşılığında Iraklı Kürtlerden petrol ve kalkınma sözleşmeleri aldı. Başka bir rapora göre İran, bir Meclis üyesine 16 milyon dolar rüşvet ödeyerek karşılığında altyapı ve su arıtma projelerini aldı.
İranlı yetkililer soruları yanıtsız bıraktı
New York Times, İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Ali Rıza Miryusufi, İran'ın BM Büyükelçisi Macid Taht Revançı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten bu konuda yorum istedi.
Miryusufi, bu ayın sonuna kadar cevap veremeyeceğini söyledi. Büyükelçi resmi ikametgahına elden teslim edilen yazılı bir talebe cevap vermezken, Zarif ise e-posta ile kendisine gönderilen soruyu yanıtsız bıraktı.
Kendisine telefon ile ulaşılan İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer ise bu belgelerin doğruluğunu kabul ederek, “Evet, Irak'ta özellikle ABD’nin orada yaptıkları gibi çeşitli konularda çok fazla bilgiye sahibiz” dedi.



Kimliği belirsiz İHA’lar... Batı Libya’daki çatışmada gizemli bir silah

Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)
Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)
TT

Kimliği belirsiz İHA’lar... Batı Libya’daki çatışmada gizemli bir silah

Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)
Geçtiğimiz perşembe günü Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazından bir görüntü (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)

Batı Libya’daki kritik hedeflere yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarının artması, bu saldırıların arkasında hangi tarafların bulunduğu ve neyi amaçladıkları konusunda çok sayıda soru işaretini beraberinde getirdi.

Kamuoyu bu tırmanışın sonuçlarına odaklanırken, siyasi ve askeri değerlendirmeler, Batı Libya’da çatışan taraflar arasındaki mücadele ile karşıt güçler arasındaki rekabetin, ülkede nüfuz kurma konusunda yaşanan uluslararası çekişmeyle giderek daha yakından bağlantılı hale geldiğine işaret ediyor.

Geçtiğimiz hafta sonu başkent Trablus’taki havalimanı yolu üzerinde bulunan Brega deposundaki yakıt tankları da dahil olmak üzere çok sayıda kritik hedef, ‘kimliği belirsiz bir İHA’nın’ saldırısına uğradı. Saldırı, kimliği belirsiz İHA’nın hedefini ıskalaması sayesinde bölgenin büyük bir insani ve çevresel felaketin eşiğinden dönmesine yol açtı.

Olay, silahlı oluşumların giderek artan etkisi altında bulunan Batı Libya halkındaki kafa karışıklığını daha da artırırken, söz konusu operasyonların arkasındaki taraflara ilişkin ‘belirsizlik’ sürüyor.

frthjy
Libya’nın başkentindeki bir depoda bulunan yakıt tanklarına saldırı düzenlenmeden önce düşen İHA’nın enkazı (Sosyal medya platformlarındaki güvenilir sayfalar)

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, daha önce kritik tesisleri hedef almak amacıyla İHA’ların kullanılmasının ‘kararlı bir karşılık verilmesini ve bunun tekrarlanmasının önlenmesini gerektiren, organize ve tehlikeli bir eylem’ olduğunu söylemişti. Ancak hükümet, saldırıların faillerine ilişkin şu ana kadar herhangi bir kanıt sunmadı. Bununla birlikte hükümet, pazar akşamı aralarında yabancıların da bulunduğu beş kişilik bir hücrenin yakalandığını ve bu kişilerin İHA saldırılarının arkasında olduğunu açıkladı.

‘Devletler tarafından kullanılan bir silah’

Son iki yılda UBH, aralarında başkent Trablus’un yaklaşık 120 kilometre batısında yer alan Zuvare kentinin de bulunduğu bazı kentlerde ‘akaryakıt ve insan kaçakçılığı yuvaları’ olarak nitelendirdiği hedeflere yönelik operasyonlarda İHA’ları kullandı. Bunun ardından devlete ait kritik tesisler, ‘kimliği belirsiz taraflar’ tarafından art arda hedef alınmaya başladı.

Batı Libya’da görev yapmış eski bir askeri yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Mesele, ülkenin batısında çatışan tarafların kullandığı birkaç İHA’dan ibaret değil. Asıl mesele, bazı ülkelerin bu teknolojiyi başka ülkelerle hesaplaşmak için kullanması” ifadelerini kullandı ve yaklaşık altı ay önce Libya açıklarında Rusya’ya ait bir petrol tankerinin hedef alınmasını buna örnek gösterdi.

Güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen eski askeri yetkili, “İHA silahı başka ülkeler tarafından kullanılıyor. Trablus’un içinde operasyon odaları bulunuyor ve fırlatma operasyonlarını gerçekleştirmek üzere bu modern teknoloji konusunda eğitim veriliyor” görüşünü dile getirdi.

Libya’da, ülkenin batısında bu silahın kullanımı konusunda eğitim verilmesine yönelik Ukrayna varlığından da söz ediliyor. Şarku’l Avsat, bu konuda UBH Savunma Bakanlığı’nın görüşüne başvurdu ancak yanıt alamadı.

Radio France Internationale’da (RFI) geçtiğimiz ağustos ayının ortalarında, 12 Ağustos’ta Zaviye petrol kompleksini hedef alan saldırıda fiber optik kabloyla yönlendirilen, Ukrayna yapımı FPV tipi İHA’ların kullanıldığı bildirilmişti. Brega Petrol ve Gaz Pazarlama Şirketi’ne göre saldırı sonucunda 13 milyon litre yakıt kaybedilmişti.

dfgthy
12 Ağustos’ta İHA’larla hedef alınan Zaviye kentindeki petrol tesisleri ve yapıları yanıyor. (AP)

3 Mart’ta Rusya’nın Murmansk Limanı’ndan Mısır’ın Port Said Limanı’na doğru seyreden Rus gaz tankeri Arctic Metagaz, İHA’ların saldırısına uğradı. Trablus yönetimi, Moskova’nın tankerin Libya kıyılarından başlatılan ‘uluslararası bir terör eylemi’ sonucunda hedef alındığı yönündeki suçlaması karşısında sessiz kaldı.

Libya ve komşu ülkelerin güvenliği

Hukuk profesörü ve siyasi araştırmacı Ramazan et-Tuvaycir, İHA’ların kullanılmasına başvurulmasını ‘son derece tehlikeli bir gösterge’ olarak değerlendirdi. Tuvaycir, son yıllarda bu konuda uyarılarda bulunduğunu belirterek, bu gelişmenin Libya’nın ulusal güvenliğinin yanı sıra komşu ülkelerin güvenliğini de etkilediğini, zira söz konusu teknolojinin giderek daha fazla yaygınlaştığını söyledi.

Tuvaycir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı uluslararası tarafların ‘çeşitli yöntemlerle Libya’daki çatışmayı daha yüksek bir tırmanış aşamasına taşımaya çalıştığını’ düşündüğünü belirtti. Bunun Libya devletinin yapısını doğrudan etkileyebileceğini ve özellikle Akdeniz’in güneyindeki ülkeler başta olmak üzere komşu ülkelerin güvenliğine de yansıyabileceğini ifade etti.

Tuvaycir, “Önümüzdeki dönemde Libya’da istikrarın sağlanması ve devlet kurumlarının birleştirilmesi için çalışılması gerekiyor. Bu, çatışmanın yol açabileceği sonuçların sınırlandırılmasına ve ülkenin ve bölgesel çevresinin güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır” dedi.


Irak'taki iktidar koalisyonu “silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasını” göz ardı ediyor

Hükümet Sarayı'ndaki Devlet Yönetimi Koalisyonu toplantısından (INA)
Hükümet Sarayı'ndaki Devlet Yönetimi Koalisyonu toplantısından (INA)
TT

Irak'taki iktidar koalisyonu “silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasını” göz ardı ediyor

Hükümet Sarayı'ndaki Devlet Yönetimi Koalisyonu toplantısından (INA)
Hükümet Sarayı'ndaki Devlet Yönetimi Koalisyonu toplantısından (INA)

Irak'taki Şii, Sünni ve Kürt kesimleri temsil eden Devlet Yönetimi Koalisyonu, ‘silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması’ meselesini göz ardı ederek, açıkça adını zikretmeden ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımların Irak üzerinde oluşturabileceği olası yansımalara karşı uyardı.

Devlet Yönetimi Koalisyonu, Başbakan Ali ez-Zeydi'nin talebi üzerine cumartesi gecesi geç saatlerde Hükümet Sarayı'nda bir toplantı gerçekleştirdi. Koalisyon yayımladığı bildiride, ‘kabine yapısının ve petrol ve gaz yasa tasarısının tamamlanması’ çağrısında bulunarak Irak'ın mali durumunu ‘güç’ olarak nitelendirdi ve ülkenin ‘hiçbir maceraya tahammülü olmayan’ bir süreçten geçtiğine dikkati çekti.

Şarku'l Avsat'a konuşan bir kaynak, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması meselesinin göz ardı edilmesinin, ‘Devlet Yönetimi Koalisyonu güçleri, özellikle de Şii Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasındaki siyasi anlaşmazlıkların boyutunu’ yansıttığını belirtti.

Kaynak, Şii güçler arasındaki bu anlaşmazlıklar çerçevesinde, özellikle bakanlık pozisyonları ve silahların tekelleştirilmesi meselesi başta olmak üzere bazı konuların çetrefilli ve birbiriyle bağlantılı görünmesi nedeniyle, Kürtlerin ve Sünnilerin hareket alanının sınırlı kaldığını açıkladı.


Bingazi, Libya-ABD İmar ve Kalkınma Forumu'na ev sahipliği yaptı

Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter pazar günü Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden İnşa Forumu'nun ikincisini açtı (Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu)
Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter pazar günü Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden İnşa Forumu'nun ikincisini açtı (Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu)
TT

Bingazi, Libya-ABD İmar ve Kalkınma Forumu'na ev sahipliği yaptı

Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter pazar günü Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden İnşa Forumu'nun ikincisini açtı (Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu)
Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter pazar günü Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden İnşa Forumu'nun ikincisini açtı (Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu)

Libya'nın doğusundaki Bingazi kenti, pazar günü Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Fonu Başkanı Bilkasım Hafter, Libya-ABD İş Konseyi başkanı ve üyeleri ile çok sayıda ABD şirketinin temsilcisinin katılımıyla Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Forumu’nun ikincisinin çalışmalarına ev sahipliği yaptı.

hyu
Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter pazar günü Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden İnşa Forumu'nun ikincisini açtı (Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu)

Forumda, Bingazi'de ve Libya'nın çeşitli şehirlerinde yürütülmekte olan ve gerçekleştirilmesi hedeflenen çalışmaların hacmi ışığında, Amerikan uzmanlığının bir dizi kalkınma sektörüne girme fırsatları ve ulusal kurumlar ile kadrolarla ortaklıklar kurulması ele alındı.

Bilkasım, forum sırasında ‘fırsatları sunma aşamasından fiili uygulamaya geçmenin, ortaya konulan iş birliği alanlarını hizmetlerin geliştirilmesine, uzmanlık aktarımına ve ulusal kapasitelerin oluşturulmasına katkı sağlayan somut program ve projelere dönüştürmek için çalışmanın önemini’ vurguladı.

Bu ikinci forum, fonun ‘Libya'daki kalkınma ve yeniden imarın önümüzdeki aşamasının gereksinimlerini desteklemek amacıyla uluslararası ortaklıklar için daha geniş yollar açma ve uzmanlaşmış deneyimlerden yararlanma’ yönündeki eğilimini yansıtıyor.

Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu, şehrin kapsamlı planının hazırlanması ve 2050 yılına kadar olan geleceğe yönelik vizyonu doğrultusunda ‘Büyük Bingazi’ adı altında küresel rekabetçi bir kentsel planlama girişimi başlattı.

fgthyju
Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu, pazar günü Bingazi’de kentsel planlama alanında rekabetçi bir uluslararası girişim başlattı (Libya Yeniden İnşa Fonu)

Bilkasım, ulusal ve uluslararası çok sayıda şirket, kurum ve danışmanlık bürosunun temsilcileri, bir grup mühendis, uzman ve yetkilinin yanı sıra İtalya'nın Libya Büyükelçiliği Ticaret Ataşesi'nin katılımıyla girişimin çalışmalarını başlattı.

Fonun açıklamasına göre girişim, kentsel planlama, akıllı şehirler ve sürdürülebilirlik alanlarındaki uluslararası uzmanlık ve standartlardan yararlanarak kentsel genişleme ve altyapı geliştirme için kapsamlı bir vizyon hazırlamayı amaçlıyor.

Etkinlikler, Büyük Bingazi için önerilen plan ve tasarımların sunumlarının eşlik ettiği panel oturumlarını ve kentsel planlama alanındaki bir dizi uluslararası deneyimin ele alınmasını kapsadı. Bu adım, fonun Bingazi kentinin kentsel ve ekonomik büyümesine ayak uyduran uzun vadeli bir planlamayı benimseme ve 2050 yılına kadar kalkınması için eksiksiz temeller atma yönündeki eğilimi çerçevesinde atıldı.

fghyj
Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu, pazar günü Bingazi’de kentsel planlama alanında rekabetçi bir uluslararası girişim başlattı (Libya Yeniden İnşa Fonu)

Bilkasım Hafter, geçtiğimiz haziran ayında, başkent Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı merkezinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos ve bakanlıktaki üst düzey yetkililerle bir araya geldi.

Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu’ndan yapılan açıklamaya göre taraflar, Libya ve ABD arasındaki iş birliğini kalkınma ve yeniden yapılanma alanlarında güçlendirmenin yollarını ele aldı; fon tarafından yürütülen stratejik projeleri gözden geçirdi ve kalkınma çabalarını destekleyecek ve ülkenin dört bir yanındaki istikrarı pekiştirecek şekilde Amerikan kurumları ve uzmanlığıyla ortaklığı genişletme fırsatlarını tartıştı.

Bilkasım Hafter ve beraberindeki heyet, geçtiğimiz yılın nisan ayında ABD'nin başkenti Washington'da 90'dan fazla Amerikan şirket ve kurumunun ile Afrika ve Ortadoğu işleriyle ilgilenen bir dizi yetkilinin katılımıyla düzenlenen Libya-ABD Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Forumu’nun birincisine katılmıştı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, cumartesi günü vatandaşlarını Libya'ya seyahat etmemeleri konusunda uyararak, suç, terörizm ve huzursuzluk tehditleri nedeniyle ülkeyi dördüncü ve en yüksek risk seviyesinde sınıflandırdı.