Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
TT

Gizli belgelerde İran'ın Irak'taki nüfuz ve istihbarat faaliyetleri

Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)
Iraklı protestocular bu ayın başlarında Kerbela'daki İran konsolosluğunu ateşe verdi (Getty Images)

New York Times,  İran’ın Irak’ın iç işlerine ne kadar güçlü bir şekilde dahil olduğunu ve Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin oradaki eşsiz rolünü ayrıntılı bir şekilde sunan gizli belgeleri yayınladı.
The Intercept gazetesi, kendisine sızdırılan İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı’nın (MOIS) 2014 ve 2015 yıllarına ait yazışmalarından oluşan yaklaşık 700 sayfalık raporu New York Times ile paylaştı.
New York Times tarafından ‘emsalsiz’ olarak nitelendirilen bu sızıntılar, İran’ın Irak’taki muazzam büyüklükteki etkisini gösteriyor.
Raporda, ABD’nin çıkarı için çalışan Iraklı ajanlara taraflarını değiştirmeleri için ödeme yapılmasını, İranlı casuslar tarafından ülkenin liderlerini seçme ve Irak'ın politik, ekonomik ve dini yaşamının her alanına sızmak için yıllarca süren zorlu çabaları da ortaya kondu.
700 sayfalık gizli belge
Bilinmeyen bir kişiden sızan yaklaşık 700 sayfalık rapor The Intercept’e gönderildi. The Intercept ise iç yazışmaları İngilizce’ye çevirerek New York Times ile paylaştı.
The Intercupt belgeleri sızdıran kişinin kimliğini bildirmedi ancak belgelerin doğruluğunun teyit edildiğini belirtti.
The Intercept'in haberinde, şifreli kanallar üzerinden iletişim kuran söz konusu kaynağın, "İran'ın ülkem Irak’ta neler yaptığını dünyanın bilmesini istiyorum” dediği ifade edildi.
Sızan iç yazışmalara göre Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin, 2014'te Petrol Bakanı olduğu sırada Tahran ile ‘özel ilişkileri’ vardı.
Bu ilişkinin niteliği net olmasa da, gazete Iraklı hiçbir siyasetçinin İran'ın desteği olmadan başbakan olamayacağına dikkat çekti.
Abdulmehdi 2018'de başbakan olduğunda, hem İran hem de ABD’nin kabul edebileceği bir aday olarak görüldü.
Sızan iç yazışmalar, İran’ın rejimine dair istisnai bir görüş sağladığı gibi Irak’ın 2003’teki ABD’nin işgalinden bu yana İran’ın etkisi altında kaldığının da detayını verdi.
İran Devrim Muhafızları, özellikle de Kasım Süleymani liderliğindeki Kudüs Gücü, Tahran'ın ulusal güvenliği için kritik olarak gördüğü Irak, Lübnan ve Suriye'deki politikalarını belirleyen ana organı olarak kabul ediliyor.
Irak yönetiminin eski ve mevcut birkaç danışmanına göre bu ülkelerin büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı tarafından değil, Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri tarafından atanıyor.
Kaynaklar, MOIS ve Devrim Muhafızları subaylarının Irak’ta birbirleriyle paralel bir çalışma yürüttüklerini söyledi.
İç yazışmalara göre ikisinin işlerinin büyük bir kısmı, Iraklı yetkilileri yetiştirme operasyonu oldu.
Irak'taki birçok üst düzey siyasi, askeri ve güvenlik görevlisi Tahran'la gizli ilişkiler kurdu. Irak eski Başbakanı Haydar İbadi hükümetindeki birçok kilit ismin Tahran ile yakın ilişkileri vardı.
MOIS’in söz konusu iç yazışmalarından birinde şu ifadeler var;
“Buradaki amaç, bu kişinin ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlaması. Nihai hedef ise muhbir olacak bu kişinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda veya işbirliği yapmak isteyen herhangi bir Iraklı Sünni veya Kürt liderlerden olması.”
İran başlangıçta İbadi'nin sadakatine kuşkuyla yaklaşmasına rağmen, başbakan olduktan birkaç ay sonra yazılan bir rapor, İran istihbaratı ile gizli bir ilişki kurmaya tamamen hazır olduğunu gösteriyor.
Ocak 2015 tarihli bir raporda, İbadi’nin başbakanlık makamında, ‘sekreter ya da üçüncü kişi olmadan’ Borujerdi olarak bilinen MOIS görevlisi arasındaki özel bir toplantı yaptığı bilgisi yer aldı.
Borujerdi toplantıda Irak'taki Sünni-Şii bölünmesi hakkında konuşarak, “Bugün, Sünniler kendilerini mümkün olan en kötü koşullarda buluyor ve özgüvenlerini yitirdiler. Sünniler evsiz, şehirleri mahvolmuş ve önlerinde belirsiz bir gelecek var ancak Şiiler güvenlerini geri kazanabilir. Bugün Iraklı Şiiler, Irak hükümetinin ve İran'ın bu durumdan yararlanabileceği tarihi bir dönüm noktasında" dedi.
İbadi ise İranlı istihbarat görevlisinin söylediklerini tamamen kabul etti.
Söz konusu iç yazışmalara göre İran, 2011 yılında ABD  askerlerinin Irak'tan çekilmesi sonrasında eski CIA muhbiri olan Iraklıları safına çekmeye çalıştı.
Tahran ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir casus bulmak için çaba sarf etti ancak bu çabaların başarılı olup olmadığı belli değil.
İran, bu kişiyle görüşerek kendisine para, altın ve hediyeler teklif etti. İç yazışmalarda bu kişinin ismi belirtilmedi ancak ‘ABD hükümetinin Irak’taki planları hakkında, DEAŞ ile mi yoksa diğer gizli operasyonlarla mı uğraşacağıyla ilgili istihbarat öngörüleri sağlayacak’ bir kişi olarak tanımlandı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuya dair açıklama yapmaktan kaçındı.
Devrim Muhafızları komutanları ve Süleymani’nin Irak’ta DEAŞ’ı ortadan kaldırmak için çalıştıkları doğru ancak bu, Bağdat’ı Tahran’a bağlı olarak tutmaya ve kendisine yakın siyasi gruplarının iktidarda kalmasını sağlamaya daha fazla odaklanarak yapıldı.
“Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle”
İran, Irak’ın güneyinde her zaman büyük bir varlığa sahipti.
Şiilerin kutsal şehirlerinde dini ofisler kurdu. Oradaki en güçlü siyasi partileri destekledi. İranlı öğrencileri eğitim için buraya gönderdi. İranlı inşaat işçilerini de Irak otelleri inşa etmeleri ve oradaki camileri yenilemeleri için yolladı.
Washington'un işgalinden sonra herhangi bir plan yapmamasının doğrudan bir sonucu olarak İran Irak'ta güçlü bir oyuncu oldu.
MOIS’in iç yazışmalarına göre Tahran, Washington’un Bağdat’ta sunduğu fırsatlardan yararlanmaya devam etti.
CIA için çalışan Iraklılar, ABD'nin çekilmesi sonrasında işsiz kaldı ve ABD ile olan bağları nedeniyle ‘belki de İran tarafından’ öldürülmekten korkuyordu. Bu nedenle Tahran’a hizmet vermeye başladılar.
Kerbela’da, 2014 sonlarında bir Irak istihbarat memuru, bir İran istihbarat yetkilisi ile bir araya gelerek, İranlılara Irak’taki ABD faaliyetleri hakkında sahip olduğu her şeyi anlatmayı teklif etti.
Iraklı istihbarat memuru üç saat süren görüşmede, dönemin Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Komutanı Hatem el-Maksusi'den şu ifadelerin yer aldığı bir mesaj getirdi:
"Onlara hizmetlerinde olduğumuzu söyle. Neye ihtiyaçları varsa emirlerindeyiz. Biz Şiiyiz ve ortak bir düşmanımız var."
“Irak Ordusu istihbaratının tamamının sizin olduğunu düşünün” diyen Iraklı istihbarat memuru, ABD'nin Iraklılar için gizli hedefleme programını İranlılara devretmeyi teklif ederek, “Eğer dizüstü bilgisayarınız varsa, yazılımı yüklemem için bana verin” ifadelerini kullandı. Hatem el-Maksudi ise söz konusu iddiaları reddetti.
İbadi: ABD’lilerin adayı
ABD, 2014'ün sonlarına doğru DEAŞ ile savaşmaya başladığında bir kez daha Irak'a silah ve asker gönderdi. İran’da oradaki radikalleri hezimete uğratmak ile ilgilendi.
Ancak sızan raporlara göre İran, artan ABD varlığını İran hakkında istihbarat toplamak için bir tehdit olarak görüyordu.
1980'lerde İran'da sürgünde yaşayan Nuri el-Maliki, Tahran'ın favorisiydi. 
İngiltere’de eğitim görmüş halefi Haydar el-İbadi ise Batı’ya daha yakın ve daha az ‘mezhepsel’ görülüyordu.
Yeni bir başbakanın belirsizliği karşısında, İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer, İran Büyükelçiliği’nde gizli bir toplantı yaptı.
Toplantıda İbadi, ‘İngiliz bir adam’ ve ‘ABD’lilerin adayı’ olarak nitelendirilerek reddedildi.
Sızıntılara göre daha önce İbadi hükümetinde Dışişleri Bakanlığı yapan İbrahim El Caferi’nin de İran ile özel bir ilişkisi vardı ve bunu inkar etmedi.
Habere göre İran'ın Irak siyaseti üzerindeki egemenliğinin, Suriye iç savaşının şiddetlendiği, Bağdat'ın çok uluslu bir sarmalın merkezinde olduğu, DAEŞ unsurlarının Irak’ın neredeyse üçte birini ele geçirdiği ve ABD güçlerinin giderek kötüleşen krizle yüzleşmek için bölgeye doğru ilerlediği 2014 sonbaharından itibaren arttığı açıkça görülüyor.
Bu kaotik arka plana karşı, o zamanki Irak Ulaştırma Bakanı Bayan Cabr Kasım Süleymani ile ofisinde bir araya geldi.  
Süleymani bir iyilik istemek için gelmişti. Suriye’de Beşşar Esed rejimini desteklemek için gönderilen silah yüklü uçakların Irak’ın hava sahasının erişimine ihtiyacı vardı. Ulaştırma Bakanı tereddüt etmeden bunu kabul etti.
Süleymani bundan memnun oldu. Cabr, ellerini gözlerinin üzerine koydu ve 'Gözüm üstüne. Dilediğiniz gibi’ dedi. Süleymani ise Cabr’i alnından öptü.
Cabr, Süleymani ile yaptığı görüşmeyi doğruladı ancak İran'dan Suriye'ye olan uçuşların, insani yardımlar ve kutsal bölgeleri ziyaret etmek için Suriye'ye seyahat eden insanları taşıdığını söyledi.
Sızan bir başka iç yazışmaya göre Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, üst düzey ABD'li ve İngiliz yetkililer ile Irak’ın o zamanki Başbakanı İbadi’yle Aralık 2014’te Bağdat’ta bir araya geldi.
Bunun ardından kendisine söylenenleri anlatmak için İranlı bir yetkiliyle görüşmeye gitti. Ancak Barzani bu iddiaları reddetti.
Habere göre İran ayrıca kârlı anlaşmalar elde etmek için de Irak’taki etkisini kullanıyor.
Kudüs Gücü, silah ve diğer yardımlar karşılığında Iraklı Kürtlerden petrol ve kalkınma sözleşmeleri aldı. Başka bir rapora göre İran, bir Meclis üyesine 16 milyon dolar rüşvet ödeyerek karşılığında altyapı ve su arıtma projelerini aldı.
İranlı yetkililer soruları yanıtsız bıraktı
New York Times, İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü Ali Rıza Miryusufi, İran'ın BM Büyükelçisi Macid Taht Revançı ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten bu konuda yorum istedi.
Miryusufi, bu ayın sonuna kadar cevap veremeyeceğini söyledi. Büyükelçi resmi ikametgahına elden teslim edilen yazılı bir talebe cevap vermezken, Zarif ise e-posta ile kendisine gönderilen soruyu yanıtsız bıraktı.
Kendisine telefon ile ulaşılan İran'ın o dönemki Bağdat büyükelçisi Hasan Danayifer ise bu belgelerin doğruluğunu kabul ederek, “Evet, Irak'ta özellikle ABD’nin orada yaptıkları gibi çeşitli konularda çok fazla bilgiye sahibiz” dedi.



Cezayir’de kabine değişikliği: İçişleri Bakanlığı’na İbrahim Murad atandı

Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbune(DPA)
Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbune(DPA)
TT

Cezayir’de kabine değişikliği: İçişleri Bakanlığı’na İbrahim Murad atandı

Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbune(DPA)
Cezayir Devlet Başkanı Abdelmecid Tebbune(DPA)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, dün gerçekleştirdiği kabine revizyonu kapsamında İbrahim Murad’ı Devlet Bakanı ve İçişleri ile Yerel Yönetimler Bakanı olarak atadı. Murad, bu görevi Said Sayud’dan devraldı.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, daha önce hem İçişleri hem de Ulaştırma bakanlıklarını bünyesinde yürüten Said Sayud’un ise yeni kabinede Ulaştırma Bakanı olarak görev yapacağı belirtildi.

İlgili kararlar kapsamında Cumhurbaşkanı Tebbun, Dışişleri Bakanlığı eski Genel Sekreteri Lunas Magraman’ı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevine getirdi. Magraman, geçen hafta hayatını kaybeden Bualem Bualem’in yerine atandı.


İç Güvenlik Güçleri, Haseke sokaklarında silah taşınması ve ateş açılmasının yasaklanmasına ilişkin kararı uyguluyor

Haseke İç Güvenlik Birlikleri, silah taşıma ve bulundurma yasağı ile hangi koşulda olursa olsun ateş açılmasını meneden kararın uygulanması kapsamında dün şehir genelinde konuşlandı. (Haseke Basın Müdürlüğü)
Haseke İç Güvenlik Birlikleri, silah taşıma ve bulundurma yasağı ile hangi koşulda olursa olsun ateş açılmasını meneden kararın uygulanması kapsamında dün şehir genelinde konuşlandı. (Haseke Basın Müdürlüğü)
TT

İç Güvenlik Güçleri, Haseke sokaklarında silah taşınması ve ateş açılmasının yasaklanmasına ilişkin kararı uyguluyor

Haseke İç Güvenlik Birlikleri, silah taşıma ve bulundurma yasağı ile hangi koşulda olursa olsun ateş açılmasını meneden kararın uygulanması kapsamında dün şehir genelinde konuşlandı. (Haseke Basın Müdürlüğü)
Haseke İç Güvenlik Birlikleri, silah taşıma ve bulundurma yasağı ile hangi koşulda olursa olsun ateş açılmasını meneden kararın uygulanması kapsamında dün şehir genelinde konuşlandı. (Haseke Basın Müdürlüğü)

Haseke’de iç güvenlik güçleri, silah taşıma ve silahla dolaşma yasağı ile her koşulda ateş açılmasını yasaklayan kararın uygulanması kapsamında dün kent sokaklarında konuşlanmaya başladı.

Pazartesi günü alınan karar, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi, vatandaşların korunması, kargaşanın önlenmesi ve halk arasında korku yaratılmasının engellenmesi amacıyla, silah taşıma yetkisini görev başındaki resmî güvenlik ve askerî güçlerle sınırlandırıyor.

Uygulama, kentte kamu güvenliğini sağlama ve güvenlik disiplinini tesis etme çabalarının bir parçası olarak hayata geçirildi. Haseke’de silahlı kişilerin karıştığı olayların ardından güvenlik önlemlerinin artırılmasına yol açan gerginliğin üzerinden birkaç gün geçmişken başlatılan uygulamayla, kent sakinlerinin güvenliğinin ve huzurunun sağlanması hedefleniyor.

vfbghnjkxcdf
Haseke İç Güvenlik Birimlerinden bir personel görevi başında, (Haseke Medya Müdürlüğü)

Karar uyarınca askerler ve güvenlik görevlileri dışındaki kişilerin silah taşıması ve silahla dolaşması yasaklanırken, “her ne sebeple olursa olsun” ateş açılmasına da izin verilmiyor. Silah taşıma yetkisi, yalnızca resmî görevlerini yerine getiren devletin resmî güvenlik ve askerî güçlerine veriliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre kararda, “Silah bulundurma ve taşıma yetkisi, yalnızca resmî görevlerini yerine getirdikleri sırada devletin resmî güvenlik ve askerî güçlerinin elinde olacaktır” ifadesi vurgulanıyor.

Kentteki bu konuşlanma, kararın uygulanması, kamu düzeninin korunması, vatandaşların güvenliğinin sağlanması ve halk arasında korku yaratan olaylarla kargaşanın önlenmesi amacıyla gerçekleştirildi.

Öte yandan, Haseke’nin doğu kırsalındaki Taban eş-Şarki köylerinin sakinleri, bölgede tekrarlanan gasp ve yol kesme olaylarına ilişkin şikâyetler üzerine yetkili güvenlik birimlerinden iç güvenlik devriyelerini artırmalarını istedi. Bölge halkı, Vadi er-Raml ile Teninır köyünü birbirine bağlayan yol üzerinde devriyelerin düzenli hâle getirilmesi çağrısında bulundu.

Köylüler, söz konusu olayların önlenmesi, bölge sakinlerinin güvenliğinin sağlanması ve köyler arasındaki ulaşımın güvence altına alınması için güvenlik güçlerinin sahadaki varlığının artırılmasını ve yol boyunca daha sık devriye gezilmesini talep etti.


Mısır, kalkınma önceliklerini desteklemek için Dünya Bankası’na güveniyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, dün Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Sonbahar Toplantıları”na katıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, dün Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Sonbahar Toplantıları”na katıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, kalkınma önceliklerini desteklemek için Dünya Bankası’na güveniyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, dün Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Sonbahar Toplantıları”na katıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, dün Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Sonbahar Toplantıları”na katıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, mevcut bölgesel zorluklar karşısında kalkınma ve ekonomi alanındaki önceliklerini desteklemek amacıyla Dünya Bankası ile iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Bu konu, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati’nin dün Tayland’ın başkenti Bangkok’ta düzenlenen Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın “Sonbahar Toplantıları” kapsamında gerçekleştirdiği görüşmelerin gündeminde yer aldı.

Abdülati, Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile yaptığı görüşmede, ortak iş birliğinin geliştirilmesi ve Mısır’ın kalkınma önceliklerinin desteklenmesi yollarını ele aldı. Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede ayrıca ülkenin ekonomik ve yapısal reformları sürdürme, makroekonomik istikrarı güçlendirme ve enerji kaynakları ile temel ihtiyaç maddelerinin sürdürülebilir biçimde tedarikini güvence altına alma çabaları değerlendirildi.

Açıklamada, Dünya Bankası Grubu Başkanı Banga’nın Mısır ekonomisinin dayanıklılığını ve yatırım ortamını iyileştirmek, ekonomik güçlenmeyi desteklemek ve sosyal korumayı geliştirmek amacıyla hayata geçirilen reformları takdirle karşıladığı belirtildi. Banga’nın ayrıca Mısır’ın bölgesel istikrarın desteklenmesi ve sürdürülebilir kalkınma çabalarının güçlendirilmesindeki merkezi rolüne dikkat çektiği kaydedildi.

Abdülati, dün Dünya Bankası Grubu Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Michael Kremer ile de bir araya geldi. Görüşmede Mısır Planlama ve Ekonomik Kalkınma Bakanı Ahmed Rüstem de yer aldı. Abdülati, Dünya Bankası Grubu ile ekonomik kalkınma alanındaki yakın iş birliğini güçlendirmeye hazır olduklarını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Abdülati, özellikle “Kalkınma Politikaları Finansman Çerçevesi” programının ikinci aşamasının tamamlanmasının ardından Mısır ile Dünya Bankası Grubu arasındaki yakın koordinasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Programın üçüncü ve son aşamasının tamamlanmasını beklediklerini belirten Abdülati, Mısır’ın gelecek dönemde uygulamaya koymak üzere hazırladığı “Ulusal Ekonomik Dönüşüm Programı”nın ana hatlarını da paylaştı.

Söz konusu programın, uygulanan reformlar temelinde Mısır ekonomisinin rekabet gücünü ve dayanıklılığını artırmayı, özel sektörün büyümenin temel itici gücü olarak rolünü pekiştirmeyi, ihracatı artırmayı, istihdam olanakları yaratmayı ve yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçladığı belirtildi.

Mısır hükümeti, IMF ile yürütülen programın bu yılın sonunda tamamlanmasının ardından ülke ekonomisine yön vermesi amacıyla ulusal bir ekonomi programı hazırlıyor. Şarku’l Avsat’ın Planlama Bakanlığının daha önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre program, ekonominin tüketim odaklı yapıdan üretim, ihracat ve yatırım odaklı bir modele dönüştürülmesini amaçlıyor. Program kapsamında küresel gelişmelere hızlı cevap verebilmek amacıyla Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve ilgili bakanlıklarla koordinasyonun sürdürülmesi de öngörülüyor.

dcfhyju
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, salı günü Bangkok’ta Dünya Bankası Grubu Başkanı Ajay Banga ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı, Kremer ile görüşmesinde kamu şirketlerinin özelleştirilmesine yönelik programı ve devlete ait şirketlerin yönetimine ilişkin çalışmaları da gündeme getirdi. Bu girişimlerin, özel sektörün ekonomik faaliyetlere katılımını artırmaya yönelik temel başlıklar arasında yer aldığını belirtti. Abdülati ayrıca Dünya Bankası Grubu tarafından ekonomik reformların desteklenmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla sağlanan teknik desteğe ve kapasite geliştirme programlarına teşekkür etti.

Mısır’dan gıda güvenliği ve deniz ticaret yolları vurgusu

Abdülati, dün Bangkok’ta IMF ve Dünya Bankası toplantıları kapsamında düzenlenen gıda güvenliği ve kritik deniz ticaret yollarına ilişkin bakanlar toplantısına da katıldı. Toplantıda gıda güvenliği ile küresel tedarik zincirlerinin istikrarı arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekti.

Mısır Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Abdülati, mevcut aksaklıkların navlun ücretlerini, gıda ve gübre fiyatlarını artırdığına işaret ederek, stratejik deniz ticaret yolları üzerinden uluslararası ticaretin kesintisiz sürdürülmesinin önemini vurguladı. Bu gelişmelerin özellikle gelişmekte olan ülkelerin üzerindeki ekonomik yükü ağırlaştırdığına dikkat çekti.

Krizlere yalnızca müdahale etmek yerine önceden hazırlık kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Abdülati, deniz güvenliği, gıda güvenliği ve ekonomik istikrarın birbiriyle bağlantılı alanlar olduğunu ve uluslararası koordinasyon ile ortak hareket etmeyi gerektirdiğini ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, küresel ölçekte gıda güvenliği krizleriyle mücadele kapasitesini artırmak amacıyla dört temel başlık önerdi:

Ticaretin kesintisiz sürdürülmesi: Gıda, gübre ve enerji tedarikinin sürekli ve kesintisiz biçimde sağlanması.

Finansal güvence ve destek: Temel ürün sevkiyatlarının karşı karşıya olduğu riskleri azaltmak için gerekli sigorta ve mali garantilerin sağlanması; ithalat maliyetlerindeki artıştan etkilenen ülkelere hızlı ve esnek finansman desteği verilmesi.

Krizlere hazırlık kapasitesinin artırılması: Stratejik rezervlerin oluşturulması ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi.

Uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi: İhracatçı, ithalatçı ve transit geçiş ülkeleri arasındaki koordinasyonun artırılması.