İran'da gözaltılar sürerken Tahran 'komplolar' karşısında zaferini ilan etti

Dün ülkenin kuzeyindeki Erdebil eyaletinin merkezinde rejimi desteklemek için yapılan yürüyüşe katılan İranlılar (AFP)
Dün ülkenin kuzeyindeki Erdebil eyaletinin merkezinde rejimi desteklemek için yapılan yürüyüşe katılan İranlılar (AFP)
TT

İran'da gözaltılar sürerken Tahran 'komplolar' karşısında zaferini ilan etti

Dün ülkenin kuzeyindeki Erdebil eyaletinin merkezinde rejimi desteklemek için yapılan yürüyüşe katılan İranlılar (AFP)
Dün ülkenin kuzeyindeki Erdebil eyaletinin merkezinde rejimi desteklemek için yapılan yürüyüşe katılan İranlılar (AFP)

İran’da günlerdir süren protestoların ardından Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yaptığı açıklamada, “Halk, düşmanın komplolarına geçit vermedi” derken Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ülkenin çeşitli bölgelerinde gözaltı operasyonlarının sürdüğünü duyurdu. İran’da geçtiğimiz hafta benzinde fiyat artışına gidilmesinin ardından başlayan protestolar, ülkeyi sarsarken olaylarda onlarca kişinin öldüğü bildirildi.
İran resmi haber ajansları bugün onlarca şehirde binlerce İranlı'nın hükümeti destekleyen gösterilere katıldığını aktardı.
Fransız Haber Ajansı (AFP) Şehriyar kentinde olaylar sırasında öldürülen DMO üyesinin cenaze töreninde ‘Amerika’ya ölüm’ sloganları atıldığını aktardı. Kalabalık, ellerinde ABD karşıtı afişler taşırken çiçeklerle süslenmiş cenaze aracı son olaylarda yakılmış postane, banka şubesi ve alışveriş merkezinin önünden geçti.
Öte yandan Reuters tarafından aktarılan açıklamalarında İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “İranlılar, tarihi bir sınavdan daha çıktılar. Halk ekonomik sorunlara rağmen düşmanının planlarını uygulamasına izin vermeyeceğini gösterdi” ifadelerinin kullandı. Ruhani şöyle devam etti;
“Halk son olaylarda, düşmanın hazırladığı kaos planının farkında olduğunu gösterdi. Batılı istihbarat servislerinin ve teröristlerin girişimleri de bu komployu sürdüremedi. Hükümeti destekleyen gösteriler İran halkının gücünün işaretidir.”
Ruhani, son günlerde sokaklara çıkanların yalnızca küçük bir isyancı grup olduğunun altını çizdi.
“Düşmanı püskürttük”
İran dini lideri Ali Hamaney ise Salı günü yaptığı açıklamada, bunun bir halk hareketi değil, güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Hamaney, “Son günlerdeki güvenlik olaylarında düşmanı püskürttük” diye konuştu.
ABD merkezli Farsça yayın yapan ‘Radio Farda’, elde ettiği verilere göre protesto gösterilerinde 138 kişinin öldürüldüğünü söyledi. Radyo, elindeki verilerin İran’daki insan hakları örgütlerinin raporlarına ve sosyal medyada eylemciler tarafından yayınlanan video kayıtlarına dayandığını vurguladı.
Uluslararası Af Örgütü ise Salı günü görgü tanıklarının ifadelerine, sosyal medyadaki videolara ve insan hakları aktivistlerinden gelen bilgilere dayanarak 21 şehirde en az 106 göstericinin öldürüldüğünü belirtti. İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonu ise yapılan açıklamaların ‘temelsiz iddialar ve spekülatif veriler’ olduğunu söyledi. Buna karşın onlarca kişinin öldüğü haberlerinin olduğuna dikkati çeken BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi (OHCHR) İranlı yetkilileri göstericileri dağıtmak için kullanılan gücü sınırlamaya çağırdı.
İnternet kesintilerinin maliyeti 180 milyon dolar
İranlı yetkililer internet erişimini kısıtlayarak göstericilerin sosyal medyadan protestolarla ilgili paylaşımlarda bulunmalarını neredeyse imkansız hale getirdiler. İnternet trafiğini izleyen NetBlocks sitesine göre ülkede internete erişim oranı yüzde 5 civarında. NetBlocks, üç gün süren internet kısıtlamalarının İran ekonomisine günlük yaklaşık 60 milyon dolar toplamda ise 180 milyon dolara mal olduğunu aktardı.
İran İletişim ve Teknoloji Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi dünkü açıklamasında internet hizmetlerinin ne zaman normale döneceğiyle ilgili bilgi vermekten kaçınırken İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Mahmud Vaizi ve Hükümet Sözcüsü Ali Rebii internet erişiminin yakında normale döneceğini söylediler.
Bir başka gelişmede ABD'nin İran'daki diplomatik görevlerini yürüten İsviçre'nin Tahran Büyükelçisi Markus Leitner, Washington'ın ülkede devam eden protesto gösterilerine ilişkin açıklamalarını protesto etmek için Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı. İran’ı Ortadoğu’daki krizlerin arkasında olmakla suçlayan ve daha sert ekonomik yaptırımlar uygulayan ABD, göstericileri desteklediğini açıklamıştı.
Paris ise dün, İran’da protesto gösterilerinin yapıldığı günlerde gelen birçok göstericinin öldürüldüğüne dair haberlerden duyduğu ‘büyük endişeyi’ dile getirildi.
Öte yandan İran resmi haber ajansları Tahran’ın batısında bulunan Şehriyar kentinde düzenlenen hükümete destek yürüyüşüne katılan İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin görüntülerini yayınladı. Görüntülerde Şemhani’nin arkasında “Amerika’ya ve İsrail’in aldatmacalarına ölüm” yazılı pankart dikkat çekti.
İran, protesto gösterilerinden yurtdışındaki düşmanlar ve sürgünde olanlarla bağlantılı ‘baltacıları’ sorumlu tuttu. Protestolar, Cuma günü hükümetin benzine en az yüzde 50 zam yapılması ve benzinin kotalarla dağıtılması kararının ardından başlamış ve hızla siyasi protestolara dönüşmüştü.
DMO'ya yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı’nın haberine göre DMO Doğu Azerbaycan eyaleti Komutanı Abidin Hazm, protestolar sırasında yaklaşık 30 kişinin gözaltına alındığını ve güvenlik birimlerinin diğer şüphelilerin peşine düştüğünü belirtti. Hazm, olaylar sırasında polis ve Besiç güçlerinden 15 unsurun yaralandığını açıklarken protestocuların kayıplarıyla ilgili herhangi bir bilgi vermedi.
Protestocuların Tebriz'de üç benzin istasyonu, bir otobüs ve iki araba yaktıklarını söyleyen DMO Komutanı, “Aslında Tebriz’de olanlarla ilgili söylenecek bir şey yok” diye konuştu. Hazm, olayların ülkenin resmi mezhebi dışındaki mezheplerin takipçileri arasında yaşandığına işaret etti.
DMO İsfahan Komutanı Mücteba Feda ise ‘kötü adamlar ve bozguncuların’ şehre zarar verdiklerini ancak bunun vatandaşları etkilemediğini söyledi.
“63 banka ateşe verildi”
 İran'ın yarı resmi ajansı İSNA, İsfahan'da protestolar sırasında 80 otobüsün zarar gördüğünü, Pazar günü ise 15 benzin istasyonunun yakıldığını belirtti. Diğer ajansların haberlerine göre ise İsfahan’da 63 banka ateşe verildi.
Göstericiler protestolar sırasında genellikle bankalara saldırdılar. Tejarat News haber sitesinin Salı günü yayınladığı habere göre Hürremabad şehrinde yaklaşık 40 banka yakıldı. Site haberinde ayrıca başkent Tahran ve çevresi dahil olmak üzere 300 bölgede yaklaşık 600 banka şubesinin zarar gördüğünü aktardı.
Tahran Valisi Enuşirevan Muhsini Bendpey Fars Haber Ajansı’na verdiği demeçte, Tahran’ın batısındaki bölgelerde başkent belediyesine ve güvenlik güçlerine ait yaklaşık 80 alışveriş merkezinin olaylar sırasında zarar gördüğünü söyledi.
ISNA’nın haberine göre Şiraz Belediye Başkanı Haydar İskender Bur, şehrin üç bölgesinde otobüs duraklarının ciddi şekilde zarar gördüğünü, dördüncü bölgesinde ise tüm otobüslerin ve durakların kullanılamaz hale geldiğine işaret ederek protestoların kentin ulaşım sistemine zarar verdiğini ifade etti.
ABD’nin, 2015 yılında İran ile büyük güçler arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana ülkede para birimi büyük değer kaybederken ekmek, pirinç ve diğer temel ürünlerin fiyatlarında büyük bir artış yaşandı. Bu da halk arasında büyük hayal kırıklığı yarattı.
Washington, nükleer anlaşmadan çekildikten sonra Tahran’a bölgesel davranışlarını değiştirmeye, balistik füze programını sınırlamaya zorlamak amacıyla yaptırımlar uyguladı.
İran, ABD’nin anlaşmadan çekilmesinden 5 ay önce 2017 yılı sonlarında ekonomik durumun kötüleşmesi, yanlış yönetim politikaları, devlet kurumlarında yaygın olarak görülen yolsuzluklar ve yüksek işsizlik oranları nedeniyle başlayan protesto gösterilerine tanık olmuştu.
Öte yandan İran hükümeti, akaryakıt fiyatları artışından elde edilecek gelirlerin yıllık 2.55 milyar dolar civarında olmasını bekliyor. Hükümet, bu ek gelirle 18 milyon düşük gelirli aileye (yaklaşık 60 milyon kişi) yardım etmeyi planladığını belirtti.
İran’ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı tarafından açıklamaları aktarılan Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, Aseluye’deki devasa doğalgaz üretim tesislerini hedef alan bir saldırı planının ortaya çıkarıldığını belirtti. Rebii, protestocuları suçladı.
Yetkililer Cumartesi günü bin göstericinin gözaltına alındığını açıkladılar. Ancak haber ajanslarının aktardığı farklı yetkililerin açıklamaları 100’lerce kişinin daha gözaltına alındığına işaret etti.
OHCHR Sözcüsü Rupert Colville Salı günü Cenevre’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran'daki protestolar sırasında gerçek mermi kullanıldığı ve göstericilere karşı güç kullanımında uluslararası kural ve standartların ihlal edildiği yönündeki haberlerden büyük endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı. İran basınında ve diğer bazı kaynaklarda, onlarca kişinin öldüğüne, çok sayıda kişinin yaralandığına ve binden fazla göstericinin gözaltına alındığının bildirildiğini söyleyen Colville, İranlı yetkilileri ve güvenlik güçlerini barışçıl gösterileri dağıtmak için güç kullanmaktan kaçınmaya çağırdı. Colville, göstericilere ise taleplerini barışçıl bir şekilde ‘fiziksel şiddete veya kamu mallarına zarar verilmesi gibi eylemlere başvurmadan’ iletmeleri çağrısında bulundu.



Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
TT

Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. 

Frederiksen, New York Times'da (NYT) dün yayımlanan röportajında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin "eski dünya düzeninin sona erdiğini gösterdiğini" söyledi. 

Berlin'deki Danimarka Büyükelçiliği'nde Amerikan gazetesinin sorularını yanıtlayan Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu vurgulayarak "Umarım ittifakımız sürer ama ne olacağını bilmiyorum" dedi. 

Frederiksen, Trump'ın NATO ve Avrupa'yla ilişkilerini tehlikeye atan açıklamalarının ardından Avrupa'nın Washington'dan bağımsızlığını artırmak için radikal adımlar atması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin 2030'a kadar askeri harcamalarını hızla artırıp kendi savunmalarının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak NYT'nin analizinde, bunun "en şahin Avrupa güvenlik uzmanlarının standartlarına göre bile olağanüstü iddialı bir zaman çizelgesi" olduğu yazılıyor. 

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği üsler de benzer bir statüye sahip. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü. 

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Diğer yandan Frederiksen, Grönland meselesinin Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için "kırmızı çizgi" olduğunu yinelerken, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Danimarka adına böyle bir konuyu müzakere etme yetkisi olmadığını vurguladı. 

NYT'nin irtibata geçtiği Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Davos'taki açıklamalarının ardından NATO'nun Arktika'da Çin ve Rusya etkisini sınırlamak için kalıcı bir misyon oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Frederiksen de bu yöndeki çalışmaları doğruladı. 

Ukrayna ve Grönland meselelerinin Avrupa için bir çıkar çatışması yaratmadığını savunan Danimarka lideri, sözlerini şöyle sonlandırdı: 

Ukrayna'daki savaşın Ukrayna'yla ilgili olduğuna hiç inanmadım, bu savaş Rusya'yla, Rusya'nın imparatorluk hayalleri ve bir noktada Avrupa'yla savaşa girmeye hazır olmasıyla ilgili. Grönland'daki duruma da aynı gözle bakmak gerekir. Bu Grönland'la değil, dünyadaki işleyişin nasıl değiştiğiyle ilgili.

Independent Türkçe, New York Times, Telegraph


ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

ABD istihbaratı, Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'in Washington'la işbirliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değil. 

Beyaz Saray, Rodriguez yönetiminin İran, Çin ve Rusya gibi yakın müttefikleriyle bağlarını koparmasını, bu ülkelerin diplomat ve danışmanlarını sınır dışı etmesini istiyor.

Rodriguez'in 5 Ocak'taki yemin törenine bu ülkelerden temsilciler de katılmıştı. Nicolas Maduro'nun devrilmesiyle Venezuela'nın başına geçici olarak getirilen lider, ABD'nin rakibi olan müttefikleriyle yollarını ayıracağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 

İran, Venezuela'nın petrol rafinerilerini onarmasına yardım ederken, Çin ise ülkeye verdiği borcun geri ödemesini petrol satışlarıyla alıyordu. Rusya da Venezuela ordusuna füzeler de dahil birçok silah tedarik etti. 

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Ülkedeki petrol endüstrisiyle yakın bağlantılara sahip Rodriguez, siyasi mahkumları ABD'ye iade etme ve Washington'a 30 milyon ila 50 milyon varil petrol gönderme gibi kararlarla Beyaz Saray'ın taleplerini karşılamıştı. 

Diğer yandan pazar günü ülkenin doğusundaki Anzoategui'deki petrol işçilerine seslenen Rodriguez şu ifadeleri kullanmıştı:

Washington'ın Venezuela'daki siyasetçilere talimat vermesine son verilsin! Farklılıklarımızı ve iç gerilimlerimizi Venezuelalılar çözer. Dış müdahaleye son!

Kaynaklara göre Donald Trump yönetimi Rodriguez'in yerine şimdilik başka bir isim görmüyor. Ancak Washington yönetiminin, muhtemel bir yönetim değişikliğine karşı hazırlıklı olmak için Venezuela'daki üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileriyle temas kurmaya başladığı aktarılıyor. 

Diğer yandan Maduro'nun ardından iktidara gelmesi beklenen Venezuelalı aktivist María Corina Machado'nun Trump yönetimi tarafından desteklenmemesi de gündem olmuştu.

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Maduro yönetimine karşı muhalif tutumuyla tanınan Machado'nun Beyaz Saray'da uzun vadede ülkeyi yönetebilecek bir lider olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. 

CNN'in analizindeyse Trump'ın Karakas yönetimine baskı politikasını sürdürdüğü, CIA'in ülkedeki Amerikan varlığını kalıcı hale getirmek için çalışmalara başladığı belirtiliyor. 

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen kaynaklar, ABD'nin ülkede büyükelçilik açmadan önce CIA aracılığıyla faaliyet göstereceğini söylüyor. Bu sayede Venezuela hükümetindeki farklı kanatlarla, muhalefet figürleriyle ve tehdit oluşturabilecek üçüncü taraflarla "gayri resmi temaslar" kurulacağını ifade ediyor. 

Maduro rejiminin devrilmesinde de önemli rol oynayan CIA'in, Washington'ın İran, Rusya ve Çin'le ilgili endişelerini Karakas yönetimine aktaracağı belirtiliyor.

Kaynaklardan biri, istihbarat kurumunun faaliyetlerinin ABD'nin ülkedeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyleyerek, "Bayrağı devlet diker, gerçek etkiyiyse CIA oluşturur" diyor. 

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
TT

Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)

Sör Keir Starmer ve ekibi, bu haftaki Çin gezisinde casusluğa maruz kalmamak için Pekin'e "tek kullanımlık" telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla gidecek.

Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Çin-Britanya ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla 5 günlük ziyaret için ülkeden ayrılırken, iş dünyası liderleri de ona eşlik ediyor.

Sör Keir ayrılmadan önce bakanlara, BK'nin son yıllarda "Çin'le ilişkilerinde altın çağdan buzul çağına geçtiğini" söyleyerek hükümetinin "stratejik ve tutarlı bir strateji" izleyeceğini iddia etti.

Öte yandan Theresa May'in 2018'deki ziyaretinden bu yana bir Britanya başbakanının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olan bu gezi, güvenlik riskleriyle ilgili endişelere de yol açtı.

The Times'a göre başbakan ve ekibi, tüm hükümet ekipmanlarını BK'de bırakarak bu tür riskleri azaltmaya çalışacak.

Bunun yerine ev sahiplerinin casusluk faaliyetlerine maruz kalmalarını önlemek için yanlarına tek kullanımlık telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar alacaklar. Diğer yetkililere de kişisel cihazlarını getirmemeleri söylendi.

Başbakanın resmi sözcüsü seyahat öncesinde gazetecilere, telefonunun Çinliler tarafından dinlenmediğinden Sör Keir'ın emin olduğunu ve 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -ed.n.) "sağlam iletişim güvenlik önlemleri aldığını" açıkladı.

Bu önlemler, bildirildiği üzere dönemin BK Başbakanı Gordon Brown'ın bir yardımcısının, 2008'de Çin'e yaptığı gezide "seks tuzağı" olduğundan şüphelenilen bir operasyonun kurbanı olması sonucu telefonunun çalınmasından sonra alındı.

Sör Keir ayrılmadan önceki kabine toplantısında, ziyarette "önemli iş fırsatları"nın masada olduğunu söylemiş ancak BK'nin ulusal güvenliğinin korunmasının "tartışmaya kapalı" kalacağını vurgulamıştı.

Bu geziye çıkma kararını savunur nitelikte konuşan başbakan, BK'nin Çin'le ilişki kurmayarak "fırsatları kaçırdığını" dile getirmişti.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Çin'i üç kez ziyaret ettiğini, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da yakında ziyaret edeceğini belirtmişti.

Londra'da yeni bir Çin büyükelçiliğinin onaylanmasının ardından gerçekleşen gezide Sör Keir, Çin'in casusluk faaliyetleri de dahil birkaç zorlu konuyu Çin lideri Şi Cinping'le görüşmesinde gündeme getirmesi yönünde ülkesinden baskı görecek.

Başbakan ayrıca Uygur azınlığın maruz kaldığı muamele ve Hong Konglu bir demokrasi savunucusu olan Britanya vatandaşı Jimmy Lai'nin tutukluluğu konusunu gündeme getirmesi için çağrılarla karşı karşıya.

78 yaşındaki Lai, Hong Kong'un yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca 2020'de gözaltına alındığından bu yana, büyük bir kısmı tek kişilik hücrede olmak üzere 5 yıldan uzun süredir hapiste.

BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper geçen ay isyan ve komplo suçlamalarından hüküm giyen Lai'nin "derhal serbest bırakılmasını" talep etmiş, Çin büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmıştı.

Independent Türkçe