Lübnan: Cumhurbaşkanı ve eski başbakanlar arasında 'Yeni Başbakan' polemiği

Eski Başbakanlar Fuad Sinyora, Temmam Selam ve Necib Mikati açıklama yapıyor (Ulusal Ajans)
Eski Başbakanlar Fuad Sinyora, Temmam Selam ve Necib Mikati açıklama yapıyor (Ulusal Ajans)
TT

Lübnan: Cumhurbaşkanı ve eski başbakanlar arasında 'Yeni Başbakan' polemiği

Eski Başbakanlar Fuad Sinyora, Temmam Selam ve Necib Mikati açıklama yapıyor (Ulusal Ajans)
Eski Başbakanlar Fuad Sinyora, Temmam Selam ve Necib Mikati açıklama yapıyor (Ulusal Ajans)

Lübnan'da yeni hükümetin kurulması hakkında eski Başbakanlar Fuad Sinyora, Temmam Selam, Necib Mikati ile Cumhurbaşkanı Mişel Avn arasında sert bir tartışma yaşanıyor.
Başbakan'ın kim olacağına dair meclis istişareleri çağrısından önce Avn’ın danışma faaliyetlerine yönelmesi dolayısıyla tepkiler ortaya koyuldu.
Eski Başbakanlar, Cumhurbaşkanını anayasaya aykırı davranmakla suçladı.
Sinyora, Selam ve Mikati ortak basın açıklaması yayınladılar.  Açıklamada “Eski başbakanlar, Taif Anlaşması’na, anayasa metni ve ruhuna yönelik bu ciddi ihlalle dehşete düştü. Cumhurbaşkanının ‘düzenlemesi gereken meclis istişareleri aracılığıyla hükümeti kuracak kişiyi belirleme’ yolunda milletvekillerinin yetkilerine karşı yaptığı açık saldırıyla dehşete düştüler” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, "Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in herhangi bir başbakan adayı atanmadan önce yaptığı istişarelere" vurgu yapıldı.
Eski başbakanlar, “Hariri hükümetinin istifasının göz ardı edilmesi ve halkın yaklaşık 50 gündür devam eden talepleri reddedilerek hükümeti kuracak ismin belirlemesi için meclis istişarelerinin ihlal edilmesi, Lübnanlıların taleplerine aldırış edilmediği ve bu taleplerin Cumhurbaşkanı tarafından görmezden gelindiği anlamına geliyor. Ne Taif’ten önce ne de sonra başbakanlık pozisyonuna yönelik bu benzeri görülmemiş saldırı, Lübnan halkının birliğine ve anayasanın hükümlerine karşı ciddi bir suç teşkil ediyor” ifadeleri kullanıldı.
Eski Başbakanlar, herhangi bir başbakan adayının resmi olarak atanmadan önce hükümet oluşturulması hakkında istişarelerde bulunmasının anayasanın ihlal edilmesine katkıda bulunacağını ve Başbakanlık konumunu zayıflatacağını söylerken, “Bu nedenle bu rezalet, anayasaya saygı gösterilmesi yolunda gecikme yaşanmadan derhal durdurulmalıdır” dedi. Yetkililer, gelişmeleri takip etmeyi sürdüreceklerini de vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı medya ofisi de eski Başbakanlar Sinyora, Selam ve Mikati’nin açıklamasına yanıt vererek, “Eski Başbakanlar, meclis istişarelerinin hızlı şekilde yürütülmesinin, ülkedeki genel duruma ve milli mutabakata yönelik olumsuz yansımalara yol açacağının farkında olsaydı, bu açıklamada bulunmazlardı. Lübnan’ın kurulduğu ulusal esasları koruma yolunda Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın aldığı kararların doğruluğunu da kabul ederlerdi” ifadelerini kullandı.
Avn eski Başbakanlara cevap verdi
Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise söz konusu ortak basın açıklamasına şu ifadelerle cevap verildi: “Cumhurbaşkanı tarafından yürütülen istişare, anayasanın veya Taif Anlaşması’nın ne metninin ne de ruhunun ihlali anlamına gelmiyor. Anayasa, meclis istişareleri yürütmek için bir sınırlama koymuyor. Aynı şekilde görevli başbakanın Cumhurbaşkanıyla anlaşarak hükümeti kurması için bir mühlet de belirlemiyor. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı tarafından kimsenin yetkilerine karşı bir saldırı söz konusu değil" ifadeleri kullanıldı.  
Açıklamada, “Cumhurbaşkanı, parlamento blokları arasında istişarelerde bulunarak, bugün açıklama yapan devlet sahiplerinin dönemlerinde yaşanan acı tecrübeler ışığında hükümeti kurmakla görevli yetkiliye süreci kolaylaştırıcı bir destek sağlamayı amaçlamaktadır. Herhangi bir hükümet kurulmadan önce istişare yürütme meselesinin normal olduğu ve daima normal koşullarda yapıldığı bilinmektedir. Ülke, birliğini, milli mutabakatın gerekliliklerini, Cumhurbaşkanının her yaptığı işte ve attığı adımda saygı duyduğu anayasanın içeriğini koruyan istisnai adımlar gerektiren koşulları nasıl atlayabilir?” ifadelerine yer verildi.
Öte yandan eski Başbakanlar, başbakan adayının resmi olarak atanmadan önce özellikle de bazıları anayasa uyarınca yetkili olmayanlar tarafından karanlık odalarda yürütülen, hükümetin şekli ve bileşenlerini belirlemek üzere devam eden temaslara dikkati çekerek Cumhurbaşkanlığı bildirisini kınadı. Başbakanlar, bu durumun anayasaya ve Lübnan’daki anlaşmalara aykırı olduğunu savundu.
Eski Başbakanlar, Cumhurbaşkanlığı Sarayı tarafından yapılan açıklamaya yanıt vererek “Anayasanın, meclis istişarelerini yürütmek için bir tarih belirtmediği doğrudur. Ancak anayasanın ruhu, zorlu ve hassas ulusal, parasal ve yaşamsal koşullar altında, ülkedeki birincil yetkili olan Cumhurbaşkanının, hükümeti kurmak için meclis istişarelerini hızlandırmasını gerektirmektedir. Bu ruh ayrıca, Cumhurbaşkanının engellerin üstesinden gelmesini ve hükümetin kurulmasının hızlandırılması için gerekli kolaylıkları sağlamaya yönelmesini zorunlu kılmaktadır. Bunlar, bir yandan vatandaşların taleplerini karşılamak, diğer yandan da kötüleşen ekonomik, parasal ve yaşam koşullarını ele almak için gereklidir” ifadelerini kullandı.
Başbakanlar, Lübnan halkının birliğine, dayanışmasına, istikrarlı şekilde bir arada yaşamasına ve anayasaya saygıya bağlı olduklarını söylerken, herkesi de “ülkenin tanık olduğu bu hassas ve zorlu şartları iyi şekilde ölçmeye, dolayısıyla da gereksiz tartışmaları derhal sonlandırmaya, Lübnan’ı kurtarmak, ortasına düşülen sıkıntılardan kurtulmak için ciddi ve üretken çalışmalara yönelmeye” çağırdı.
Öte yandan eski Başbakan Fuad Sinyora, Cumhurbaşkanının anayasaya aykırı davrandığına dikkati çekti. LBCI TV kanalına açıklamada bulunan Sinyora, anayasaya saygı gösterilmesi ve anlaşmazlıkların durdurulması gerektiğini belirtti. Sinyora, “Herkes, Lübnan’da bir şeylerin değiştiğini fark etmelidir. Lübnan’da demokratik sistem mekanizmalarını öldüren bir ulusal birlik hükümeti şeklinin devam etmesi artık mümkün değil” dedi.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı İşleri Devlet Bakanı Selim Cerisati de eski başbakanlara hitaben, “Bilginiz ve çağrınız eksik. Bu çağrı, içgüdüleri ve popülizmi savunan şüpheli bir çağrıdır. Neyse ki bizim siyasi sistemimizde böyle bir örnek yok” dedi.
Cerissati, “Cumhurbaşkanının anayasayı ihlal ettiği yönündeki suçlamanız, boştur ve statü eksikliğinizi kabul edememişliktir” açıklamasında bulundu. Selim Cerissati ayrıca, Cumhurbaşkanının, müddet kısıtlanmış veya kısıtlanmamış olsun, hiçbir şekilde anayasal yetkileri ihlal eden bir harekette bulunmayacağını vurguladı.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.


Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
TT

Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)

Filistinli lider Mervan Barguti (67), tutuklanmasının üzerinden 24 yıl geçmesine ve bu sürenin önemli bir bölümünü dar hücrelerde tecrit altında geçirmesine rağmen, Filistin sahnesindeki varlığını koruyor. Barguti, karar alma mekanizmalarında yer alan diğer isimlerin sembolik ağırlığını aşarak etkisini sürdürürken, geçmiş yıllarda Fetih Hareketi içindeki seçimlerde de birçok ismin önüne geçti. Gözler, önümüzdeki ay yapılması planlanan hareketin sekizinci kongresine çevrildi.

Tutuklanmadan önce Filistin lideri Yaser Arafat’a yakınlığıyla bilinen Barguti, Fetih hareketi içinde “Arafatçı” olarak tanınıyor. Bu durum, hareket içinde ona güçlü bir destek sağlarken, İsrail açısından ve Arafat çizgisine muhalif kesimler tarafından aleyhine değerlendiriliyor.

Fetih içinde geniş bir tanınırlığı olan Barguti, destekçileri tarafından Filistinlileri birleştirebilecek “kurtarıcı” biri olarak görülüyor. Hareketin sekizinci kongresi, Barguti’nin bu konumunu koruyup korumadığını veya Filistin yönetimi, Fetih ve genel siyasi dengelerde yaşanan büyük değişimlerin ardından etkisini hala sürdürüp sürdürmediğini ortaya çıkaracak.