Rusya Kamışlı'daki askeri üste askeri varlığını güçlendiriyor

Kamışlı’da gösteri düzenleyen Kürt unsurlar (AFP)
Kamışlı’da gösteri düzenleyen Kürt unsurlar (AFP)
TT

Rusya Kamışlı'daki askeri üste askeri varlığını güçlendiriyor

Kamışlı’da gösteri düzenleyen Kürt unsurlar (AFP)
Kamışlı’da gösteri düzenleyen Kürt unsurlar (AFP)

Rus medyasında yer alan haberlerde Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı üssündeki Rus askeri varlığının güçlendirildiği bildirildi.  
Kaynaklara göre Rus askeri polisinin zırhlı araçlardan oluşan konvoyu YPG eşliğinde Ayn İsa kasabasından Kamışlı’daki Rus hava üssüne geçti.
Söz konusu haberlere göre Moskova, Suriye-Türkiye arasındaki sınır bölgelerinde Rus devriyelerini düzenlemek için önemli bir başlangıç ​​noktası haline gelen söz konusu üsteki askeri varlığını güçlendirmeye devam edecek.
Rusya, hava üssüne daha önce helikopterler göndermiş, olası güdümlü füze saldırılarından korumak için kısa menzilli Pantsir Hava Savunma Sistemi de konuşlandırmıştı.
Rus askeri polisi daha önce söz konusu hava üssünün devriyelere eşlik eden helikopterler için kullanılacağını da duyurmuştu.
Hmeymim Üssü’nden bölgeye helikopter uçuşu beş saat sürdüğü için bu yeni üs Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerinde Rus devriye çalışmalarının genişlemesine katkıda bulunuyor.
Kaynaklara göre Rus askeri varlığı son zamanlarda Kamışlı’da olduğu gibi Moskova'nın daimi ikamet için hazırlanması yönünde altyapı kurmadan bu ve diğer bazı hava üslerinde genişliyor.
Tel Rıfat’a havan toplu saldırı
Rusya'nın Suriye'deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkanı Tümgeneral Yuriy Borenkov, silahlı grupların Halep kırsalında Tel Rıfat kentinde bir spor kulübünü havan topu ile hedef alan saldırısı sonucu 8'i çocuk 10 sivilin öldüğünü açıkladı.
Saldırıda kullanılan havan toplarının Cibrin’in güneydoğusundan atıldığını söyleyen Borenkov, 2’si ağır 13 kişinin de yaralandığı bilgisini verdi.
Hmeymin Üssü’nde faaliyet gösteren Tarafları Uzlaştırma Merkezi bir süre önce de Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) unsurlarının Halep’in güneyindeki Vadihi’ye düzenlediği saldırıda 6 yaşındaki bir çocuğun öldüğünü, annesi ile 2 kardeşinin de yaralandığını bildirmişti.
Putin’den siber savaş vurgusu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’de siber savaş tekniklerini denediklerini ve yaklaşık 200 konvansiyonel silah üzerinde test yaptıklarını açıkladı.
Putin, Rus Donanması’nın geliştirilmesi konulu toplantıda, Rusya’nın siber savaş sistemlerini daha da iyi duruma getirmesi gerektiğini dikkat çekerek son yıllarda savunma sanayi şirketlerinin 20 model geliştirdiği bilgisini verdi.
Rus lider açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
 “Savunma sanayi şirketleri son yıllarda siber savaş kuvvetlerinin karşılaştıkları tüm görevleri başarıyla yerine getirmelerini sağlayan ve yabancı benzerlerinden üstün olan 20’den fazla elektronik savaş ekipmanı geliştirdi. Siber savaş sistemleri ekipmanlarının tatbikatlardaki ve  savaş şartlarındaki kullanımı sırasında kazanılan deneyimin maksimum seviyede göz önünde bulundurulması önemlidir. Bunlar Suriye’deki operasyonlar sırasında da aktif olarak kullanıldı.”



Trump, Lincoln uçak gemisini harekete geçirdi... ve Tahran'a baskı uyguluyor

İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)
İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)
TT

Trump, Lincoln uçak gemisini harekete geçirdi... ve Tahran'a baskı uyguluyor

İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)
İranlı bir kadın, Tahran'da son dönemdeki hükümet karşıtı protestolar sırasında çıkan yangında hasar gören bir banka binasının önünden geçiyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün "Abraham Lincoln" uçak gemisi ve diğer savaş gemilerini içeren bir deniz kuvvetinin Ortadoğu'ya konuşlandırılacağını açıklamasının ardından, İran'a karşı "azami baskı" kampanyasına yeniden başladı.

Trump, güç kullanımına başvurmayı tercih etmediğini vurguladı, ancak Tahran'ın "doğrudan tehdit" olarak değerlendirdiği adımlar atması durumunda askeri seçeneği masada tuttu; bunun şartı ise Tahran'ın askeri eşiğe yaklaşan herhangi bir nükleer yola yeniden başlamaması ve protestocuları da kapsayan infazlara devam etmemesiydi.

Devrim Muhafızları deniz kuvvetleri komutan yardımcısı ise dün yaptığı açıklamada, İran'a yönelik herhangi bir saldırının söz konusu bile olmadığını söyledi. "Düşman ülkeye saldırmaya cesaret edemez" ifadesini kullandı.

İran Başsavcısı ise Trump'ın protestolarla bağlantılı olarak yüzlerce tutuklunun idamını engelleyen Amerikan müdahalesinden bahsettiği açıklamalarını yalanlayarak, İranlı yetkililerin "yurtdışından emir almadığını" vurguladı.

Protestolarla ilgili olarak, İnsan Hakları Yüksek Komiseri, İranlı yetkililere ülkedeki protesto hareketine yönelik "acımasız baskıyı durdurmaları" çağrısında bulundu; özellikle de "hızlı yargılamalar, usulsüz işlemler ve orantısız cezalar"dan vazgeçmelerini istedi.


ABD ordusu, Pasifik Okyanusu'nda bir teknenin hedef alındığını ve iki kişinin öldüğünü duyurdu

Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)
Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)
TT

ABD ordusu, Pasifik Okyanusu'nda bir teknenin hedef alındığını ve iki kişinin öldüğünü duyurdu

Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)
Pasifik Okyanusu'nda bir tekneyi hedef alan ABD güçlerini gösteren bir videodan (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, dün Doğu Pasifik'te bir tekneye düzenlenen saldırıda iki uyuşturucu kaçakçısı şüphelisinin öldürüldüğünü ve Sahil Güvenlik'in saldırıdan sağ kurtulan üçüncü bir kişiyi aradığını açıkladı.

ABD Güney Komutanlığı'ndan "X" platformunda konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "İstihbarat, teknenin Doğu Pasifik'te bilinen bir uyuşturucu kaçakçılığı rotasını izlediğini ve uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını doğruladı."


Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN