ABD, hamile farelere alkol verilen deneylere milyonlarca dolar yatırım yapıyor

(Pikrepo)
(Pikrepo)
TT

ABD, hamile farelere alkol verilen deneylere milyonlarca dolar yatırım yapıyor

(Pikrepo)
(Pikrepo)

ABD yönetimi Birleşik Krallık'taki (BK) kurumlarda zebra balıklarını nikotin bağımlısı yapmayı da içeren hayvan deneylerini finanse etmek için sessizce milyonlarca dolar harcıyor.
Amerikan vergi mükellefleri tarafından finanse edilen başka bir BK üniversitesinde kapalı kapılar ardında yapılan diğer deneylerde hamile fareler doğum kusurlarına neden olacak şekilde alkol tüketmeye zorlandı.
ABD yönetimi tarafından karşılanan diğer BK merkezli projeler Londra Queen Mary Üniversitesi'nde, İngiltere Halk Sağlığı Merkezi'nde, Cambridge'de tesisi bulunan bir Japon şirketinde ve Porton Down'da hükümete ait Savunma Bilimi ve Teknolojileri Laboratuvarı'nda yürütülüyor.
Vergi mükelleflerinin ödediği paranın hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde kullanılmasına karşı çıkan ABD merkezli White Coat Waste projesine göre, Britanya'daki topğlamda 9 proje, başlatıldıkları günden bu yana ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nden (NIH) toplamda 17 milyon dolardan fazla (yaklaşık 100 milyon TL) fon aldı. 
2003'ten bu yana Oxford Üniversitesi, beşeri tıp çalışmalarının yanı sıra hamile farelere doğum kusurlarına neden olması için alkol verilen testler için 4,9 milyon dolardan fazla (yaklaşık 30 milyon TL) para aldı.
Araştırmacılar NIH'ye anne karnında alkole maruz kalmanın etkilerini gözlemleyebilmek için yeni metodlar geliştirmeyi amaçladıklarını, "çocuk ve yetişkinlerde yüzde oluşan etkileri akıllı telefonlar ve tabletler aracılığıyla  tespit etmeye ve anne karnındaki alkol maruziyetinin yüz ve beyinde yarattığı etkileri tespit etmek için ultrason görüntülerini analiz etmenin yeni yollarını bulmaya” çalıştıklarını söyledi.
Londra'da Queen Mary Üniversitesi'nde yapılan ve ABD'nin 18 aydan uzun bir süre boyunca toplamda 708 bin 466 dolar (yaklaşık 4 milyon TL) ödediği deneylerde, zebra balıklarının nikotin bağımlılığı geliştirmesi sağlandı.
Balıklar, kronik nikotin maruziyeti nedeniyle değişen genlerin bağımlılığa yatkın olduğu teorisini test etmek için “nikotin ödülüne ve dürtüselliğine duyarlılık” geliştirecek şekilde mutasyona uğratılmıştı.
Senato'nun federal harcamaların gözetimi alt komitesinin başkanı olan göz cerrahı ve ABD'li Cumhuriyetçi senatör Rand Paul, projeyi kınadı.
Senatör, bir raporda “Nikotin bağımlılığının bir problem olduğunu herkes kabul ediyor. Ama zebra balıklarını nikotin bağımlısı yapmak için Amerikan vergi mükelleflerinin dolarlarını ABD dışına getirmenin çözüm olduğuna inanıyorsanız nikotinden başka bir şey içiyor olmalısınız" diye yazdı. 
NIH ABD'de ve dünya çapında, bilim insanlarının hastalık ve sakatlıkları önlemeyi ve sağlıklı yaşamı uzatmayı amaçlayan biyomedikal araştırmalar için ödenek sağlıyor.
NIH veritabanına göre, Cambridge'de bir araştırma merkezi olan Japon şirketi Heptares Therapeutics'in kokain bağımlılığını incelediği bir diğer proje, 2014'ten bu yana 5,5 milyon dolardan (yaklaşık 33 milyon TL) fazla para almış. Veritabanında hangi hayvanların kullanıldığına ve diğer konulara dair ayrıntılar bulunmuyor.
İkisi de Wiltshire'da yer alan Savunma Bilimi ve Teknolojileri Laboratuvarı (DSTL) ve İngiltere Halk Sağlığı (PHE) 5 proje için toplu ödemeler aldı: 2017'den 2024'e kadar hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle bulaşıcı hastalıkları araştıracak projelerin üçü 3 bin 500 dolar (yaklaşık 20 bin TL), biri 4 bin 140 dolar (yaklaşık 25 bin TL) ve biri bin 680 dolar (yaklaşık 10 bin TL) para aldı.
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, University College London, başlangıçta NIH'ye 776 bin dolarlık bir hibe başvurusu yapılan, epilepsi ve artrit gibi insan hastalıklarına yönelik tedaviler bulmak için koyun ve tavşanlarda sinirlerin elektriksel olarak uyarılacağı prosedürleri de içeren deney planlarından vazgeçti.
Bath Üniversitesi'nden araştırmacılar tıbbi kimya alanında, Rhesus maymunlarını eroin, kokain ve alkole bağımlı hale getirmek için fon alan ABD'li meslektaşlarıyla birlikte çalıştı.
Opioid ve kokain kullanmayı bırakan insanların geri başlamasını önlemenin yollarını bulmayı amaçlayan çalışmalardan bazıları, engelleyici ilaçların etkisinin hayvanlar üzerinde test edilmesini içeriyordu.
Hibeler Bath Üniversitesi'ndeki bilim insanlarına değil, hayvanlara kateterler takan ve uyuşturucu maddeyi kendi kendilerine almalarını sağlayan San Antonio'daki Texas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi'ndekilere gitti.
White Coat Waste projesi, maymun testleri hakkında bir kampanya başlatmaya çalıştığını, ancak duyuruların yetkililer tarafından engellendiğini söyledi.
Gözlemci grubu verilerini devlet veritabanlarından, bilgi özgürlüğüne dayanan taleplerden, kongre üyelerinden, ifşacılardan, resmi web sitelerinden ve bilimsel yayınlardan topluyor.
Grubun kurucusu ve başkanı Anthony Bellotti, “Çalışkan Amerikalıların paralarını, balıkları nikotin, primatları eroin bağımlısı yapmak gibi saçmalıklar için BK'ye göndermeyi bırakmanın tam zamanı.
Çoğu Amerikalı, hayvan testlerine karşı çıkıyor. Neredeyse trilyon dolarlık bir bütçe açığı ve kendi alanında iş bulamayan bir sürü ABD'li bilim insanı varken, Amerikan vergi mükelleflerinin dolarlarını hayvanları istismar etmek, yabancı bireyleri ve kurumları zenginleştirmek için yurtdışına göndermenin bir mazereti yok” diye konuştu.
Londra Queen Mary Üniversitesi'nden bir sözcü ise “Queen Mary gibi dünya standartlarındaki üniversitelerde yapılan tıbbi araştırmalar, dünya çapında milyonlarca insanın hayatını kurtarıyor ve iyileştiriyor; atılımlar çoğu zaman hayvanları da içeren araştırmaların sonucunda gerçekleştiriliyor.
Aynı zamanda BK yasaları tüm ilaçların insanlarda kullanılmasından önce iki farklı türden canlı hayvan üzerinde test edilmesini zorunlu kılıyor.
Bununla birlikte, hayvanların araştırmalar için yalnızca kesinlikle gerekli olduğu ve alternatifin olmadığı durumlarda kullanılması hayli önemli. Bu durumda zebra balığının memelilerle ortak olan genetik özellikleri bilim insanlarının insanlarda bağımlılık için tedaviler geliştirmesine yardımcı olabilecek bilgiler edinmesini sağlıyor” dedi.
Sözcü ayrıca çalışmaların bir hayvan refahı ve etik inceleme kurulu tarafından denetlendiğini söyledi.
Oxford Üniversitesi de biyomedikal araştırmalarının çoğunda hayvan alternatiflerin kullanıldığını ifade etti:
Ne yazık ki, henüz bu tekniklerin veya bilgisayar modellerinin hayvanlar üzerindeki araştırmalara duyulan ihtiyacın yerini tamamen alabileceği noktaya gelmiş değiliz. Üniversitemiz sürekli olarak yenilikçi ve hayat kurtaran bilimin ön saflarında yer aldı. Araştırmalarımız kanser, felç, kalp hastalığı, diyabet, HIV, Alzheimer, Parkinson ve acıyla ölüme neden olan diğer birçok hastalığa dair hayat kurtaran öngörüler sağlıyor.
Bir sözcü, araştırmacıların deneylerde hayvan kullanımına alternatif bulmayı, sayıları azaltmayı ve hayvanların mümkün olduğunca az acı çekmesini sağlamak için deneyleri iyileştirmeyi hedeflediğini söyledi 
Savunma Bakanlığı'ndan bir sözcü, "DSTL askerlerin hayatını kurtarabilecek ve sivillere yardımcı olabilecek yeni aşılar, terapiler ve tedaviler geliştirmekle sorumlu  ve şu aşamada, araştırmalar sırasında hayvan kullanmaksızın bunlar gerçekleştirilemez" dedi:
“DSTL, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerinin sayısını azaltmaya kararlıdır ve sadece, hayvanlar üzerinde yapılacak deneyler olmaksızın gerçekleştirilemeyecek araştırmalar için lisans başvurusunda bulunur."
Bir PHE sözcüsüyse şunları söyledi:
Araştırmalarımızın çoğu hayvanlar olmadan gerçekleştiriliyor; bununla birlikte, hayvanların da kullanıldığı bazı araştırmalar, enfeksiyonların nasıl bulaştığını anlamak, hastalığın yayılmasını önlemek ve çevresel faktörlerin insan sağlığını nasıl etkilediğini incelemek için zorunludur.
Sözcü ayrıca, PHE'nin Hayvan Araştırmalarında Açıklık Anlaşması'nda imzasının bulunduğunu aktardı.
Finansman alan üç İngiliz üniversitesinin de bu anlaşmada imzası bulunuyor.
Bath Üniversitesi sözcüsü, insan olmayan primatlar üzerinde hayvan deneyleri yapmadıklarını söyledi ve ekledi:
Hastalıkları anlamayı ve yeni ilaçlar geliştirmeyi amaçlayan biyomedikal araştırmalar yapıyoruz, bunlara opioid'lerin amaç dışı kullanımına dair yeni tedaviler bulmak da dahil. Küçük kemirgenler ve bazı balık türleriyle çalışıyoruz.
Yorum almak için Heptares Therapeutics'le de iletişim kurmaya çalışıldı.
NIH yaptığı bir açıklamada, finanse ettiği araştırmalarda kullanılan tüm hayvanların “mümkün olan en az sayıda hayvanı içermesi ve refahlarına en yüksek özenin gösterilmesini garanti eden” yasalar, düzenlemeler ve politikalarla korunduğunu söyledi. Açıklamada, fon alan kurumların "İnsancıl Bakım ve Laboratuvar Hayvanlarının Kullanımı Kuralları'na" uymak zorunda olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca, hibe alan yabancı kuruluşların NIH'ye araştırmanın yürütüldüğü ülkenin yasa, düzenleme ve politikalarıyla uyumlu olacağına dair güvence ve sertifika sunması gerektiği ve "Hayvanları İçeren Biyomedikal Araştırmalar için Uluslararası Kılavuz İlkeler'e" bağlı kalacağını taahhüt etmesi gerektiği de aktarıldı. NIH'nin “fon alan yabancıları Laboratuvar Hayvanlarının Bakımı ve Kullanımı Kılavuzu'ndaki standartlarla uyumlu olmaya çağırdığı" söylendi. BK'deyse önerilen araştırmaları Hayvan Refahı ve Etik İnceleme Kurulu değerlendiyor.
“Alternatifler” yani 3R, (azaltmak, iyileştirmek ve alternatif bulmak: reduce, refine, replace), NIH'nin matematiksel modellerin, bilgisayar simülasyonlarının ve in-vitro sistemlerin mümkün olan her koşulda kullanılması gerektiğini söyleyen etik kurallar belgesiyle tanımlanıyor.



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news