Putin ve Merkel, Libya konusunda uzlaştı

​Rusya Cumhurbaşkanı ve Almanya Başbakanı, 11 Ocak’ta Moskova’da düzenlendikleri Libya krizi konulu basın toplantısında (DPA)
​Rusya Cumhurbaşkanı ve Almanya Başbakanı, 11 Ocak’ta Moskova’da düzenlendikleri Libya krizi konulu basın toplantısında (DPA)
TT

Putin ve Merkel, Libya konusunda uzlaştı

​Rusya Cumhurbaşkanı ve Almanya Başbakanı, 11 Ocak’ta Moskova’da düzenlendikleri Libya krizi konulu basın toplantısında (DPA)
​Rusya Cumhurbaşkanı ve Almanya Başbakanı, 11 Ocak’ta Moskova’da düzenlendikleri Libya krizi konulu basın toplantısında (DPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Libya’daki koşulların bölge istikrarını baltaladığını ve Avrupa üzerine olumsuz yansıdığını belirtti.
Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaklaşık üç saat süren görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. İki lider, görüşme sırasında Ortadoğu ve Libya’daki mevcut gelişmeleri ele aldı.
Putin, Berlin’de Libya hususunda barış görüşmelerinin başlama zamanının geldiğini söylerken, Trablus’taki silahlı çatışmaların sona ermesinin ve ateşkesin önemine dikkati çekti.
Libya’da Rus paralı askerlerin var olduğu iddialarına değinen Putin, “Libya’da Rus bulunursa da bunlar Rusya devletini temsil etmez” dedi.
Angela Merkel ise Berlin’in, Libya’ya müdahale etmek istemediğini, ancak krizin çözülmesi gerektiğini vurguladı.
Merkel, Türkiye ve Rusya’nın Libya’daki barış çabalarının başarılı olmasına dair umudunu dile getirirken, Berlin’in Libya’da barış zirvesine ev sahipliği yapacağını belirtti. Merkel ayrıca, “Yakın bir zamanda Berlin’deki konferans için davetiye göndereceğiz” dedi.
Öte yandan Rusya Devlet Başkanı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Silahlı Kuvvetleri Üst Düzey Komutan Yardımcısı ve Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi sırasında da Libya krizini ele aldı. Sputnik’in haberine göre Kremlin medya dairesinin konuya ilişkin yayınladığı bir bildiride, “Libya meselesi ele alındı. Rusya Devlet Başkanı, Abu Dabi Veliaht Prensini 8 Ocak’ta İstanbul’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleşen görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirdi” ifadelerine yer verildi.
Bildiride, “Devlet Başkanı Putin, Libya’da hızlı bir ateşkesi hedefleyen çabaları harekete geçirmeye ve çatışma tarafları arasındaki barış sürecinin güçlendirilmesine verdiği desteği dile getirdi” denildi.
Diğer taraftan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ülkesinin Rusya’dan ‘Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter’i ateşkese ikna etmesini’ istediğine dikkati çekti. Çavuşoğlu, Gana Dışişleri ve Bölgesel Entegrasyon Bakanı Shirley Ayorkor Botchwey ile 11 Ocak’ta İstanbul’da düzenlediği ortak basın toplantısında, “Burada Rus dostlarımızdan beklentimiz; iki devlet başkanının mutabık kaldığı gibi ve onların da söz verdiği gibi Hafter’i bu konuda ikna etmeleridir” dedi. Libya’da siyasi bir çözüm söz konusu olduğunda herkesin bu çözüme dahil olmasına dair Türkiye açısından bir sorunun olmadığını belirten Çavuşoğlu, bu duruma Hafter’in de dahil olduğunu ve öncelikle ateşkese uymak zorunda olduğunu söyledi. Erdoğan ve Putin, geçen çarşamba günü İstanbul’da düzenledikleri toplantının ardından Libya’da ateşkes hususunda ortak basın açıklaması yapmış ve 12 Ocak’ta Libya'da siyasi çözüme ulaşma çağrısında bulunmuştu. Ancak LUO, söz konusu Türk girişiminin kabul edilmediğini açıkladı. Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), Devlet Yüksek Konseyi ve başkent Trablus’taki Libya Temsilciler Meclisi de memnuniyetlerini dile getirdi.
Aynı şekilde Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, ülkesinin, deniz sınırlarının örtüştüğü yerde Libya ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması imzaladığını ve o andan itibaren bu alanda iki ülke olarak her türlü yer altı kaynakları da dahil birlikte hareket edebileceklerini belirtti.
Oktay, 11 Ocak’ta düzenlediği bir basın toplantısında, Türkiye’nin Akdeniz’deki egemen bölgeleri belirlemek için 27 Kasım’da Fayiz es-Serrac başkanlığındaki UMH ile mutabakat zaptı imzaladığını söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac’ın Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde tanındığı için anlaşmanın uluslararası hukuk çerçevesinde olduğunu ifade etti.
“Kendi deniz alanımızdaki ve sahamızdaki haklarımızı BM nezdinde tescil ettirdik” diyen Fuat Oktay, Türkiye’nin doğu Akdeniz’e sondaj gemileri göndermesinin ABD, Mısır, Yunanistan, İsrail ve Avrupa Birliği gibi ülkeleri rahatsız ettiğini vurguladı.
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, 11 Ocak’ta Türkiye’ye ziyarette bulundu. Michel, Ankara’nın Libya’ya askeri personel gönderileceği yönündeki açıklaması sonrasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Libya’daki gerginliğin azaltılması meselesini ele aldı.
Charles Michel, Twitter aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dolmabahçe’de bir görüşme gerçekleştirdik. Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Ortadoğu ve Libya’daki tansiyonu düşürebilmek için birlikte çalışabileceğini konuştuk” ifadelerine yer verdi. Michel, İstanbul ziyareti sonrasında ise Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmek üzere Mısır’a yöneldi.
Michel’in ziyareti, ilk Türkiye ziyareti olarak sayılıyor. Ziyaret, son yıllarda keşfedilen petrol ve doğal gaz alanlarından kaynaklı olarak Ankara ve başta Lefkoşa ve Atina olmak üzere Avrupa ülkeleri arasındaki doğu Akdeniz gerginliği dolayısıyla gerçekleşti.
Kongo Cumhuriyeti Dışişleri ve İşbirliği Bakanı Jean-Claude Jacoso da 11 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Denis Sassou Nguesso’nun temsilcisi olarak görüşmede bulunmak için Cezayir’e geldi. Bakan, Uluslararası Huari Bumedyen Havalimanı’nda Cezayirli mevkidaşı Sabri Bukadum ile ulusal toplumdan ve dışişlerinden sorumlu devlet katibi Raşid Beladhan tarafından karşılandı.
Şarku’l Avsat Alman Haber Ajansı’ndan (DPA) aktardığına göre Kongolu Bakan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile de Libya’da durumu ve ülkedeki son gelişmeleri ele alacak. İki tarafın ikili ilişkileri geliştirmenin ve iki ülke arasındaki ikili işbirliğini güçlendirmenin yollarını da masaya yatırması bekleniyor.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe