Davos Forumu Başkanı: Bölgedeki fırsat ve zorlukları Riyad'da görüşmek için heyecanlıyız

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende
TT

Davos Forumu Başkanı: Bölgedeki fırsat ve zorlukları Riyad'da görüşmek için heyecanlıyız

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende, ilk kez Nisan ayında Suudi Arabistan'da Ortadoğu (MENA) Bölgesel Forumu düzenleyecek olmaktan heyecan duyduğunu dile getirdi. Forumun odaklanacağı noktalar ise bölgedeki fırsat ve zorluklar ve bölge ekonomisini güçlendirmenin yolları olacak.  
Davos’ta Şarku’l Avsat’a konuşan eski Norveç Dışişleri Bakanı Brende, WEF’in 1971'deki kuruluşundan bu yana elde ettiği başarı ve sürekliliğin sırrından bahsetti. “Çok fazla çatışmaya, ancak oldukça az diyaloga” şahitlik eden bir dünyada Davos Forumu’nun önemini vurgulayan Brende, aynı zamanda tutucu ve milliyetçi politikaların gelişmesinin, uluslararası düzeyde tarafsız bir platforma duyulan ihtiyacı arttırdığını açıkladı.
Davos’un “elitlerin forumu” olduğunu reddeden Brende, aksine dünya liderleri ve halk temsilcilerini bir araya getirdiğini, ancak karar vericilerin önemli bir nüfuza sahip ekonomik şahsiyetler ya da etkili sivil liderler olduğunu belirtti.
Şarku’l Avsat'ın Brende ile gerçekleştirdiği röportajın tam metni:
- Davos Forumu bu yıl birçok küresel zorluk yaşandığı sırada düzenleniyor. En önemlileri ise Ortadoğu'daki askeri gerginlik, çevre felaketleri ve ticaret savaşları. Forumun tüm bunların ortasındaki mesajı nedir?

Tüm bu zorluklara dair ortak faktörün, kutuplaşmayı arttırmak yerine daha fazla uluslararası işbirliği ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Çevresel, jeopolitik veya Ortadoğu'daki yükselişle ilgili sıkıntılar ön planda olsa da, bugün karşılaştığımız asıl zorluk, bu zorluklarla oldukça “parçalanmış” bir şekilde muamele etmemizdir.
Davos'ta, yalnızca hükümet düzeyindekileri değil, aynı zamanda iş dünyası ve sivil toplumdaki başrolleri de bir araya getiriyoruz; bu da daha fazla işbirliği yapılmasına teşvik ediyor. Bence bugünün dünyasında çok fazla çatışma yaşanıyor; ancak oldukça az diyalog kuruluyor.
- Forumun yıllık raporu açıklandığı sırada, 2020’nin “İklim Değişikliği ile Mücadele” Yılı olduğunu söylediniz. Yani iklimi, bugün karşı karşıya olduğumuz en önemli zorluklardan biri olarak tanımladınız. Davos bu konunun pratiğe dökülmesi konusunda neler yapabilir?
Bu oldukça önemli bir soru. Daha önce de söylediğim gibi; bu sözleşme, sadece iklim değişikliğiyle mücadelede değil, okyanusların kurtarılması için de bir “eylem sözleşmesi” olmalıdır.
G20 2020’ye başkanlık edecek olan Suudi Arabistan'a baktığımızda, WEF ile işbirliği içinde bir trilyon ağaç dikmek gibi, bu yönde çeşitli girişimlerde bulunduğunu görüyoruz. Şayet bu girişim, başarı elde edilirse, karbon emisyonlarının azaltılmasında önemli bir rol oynayacak. İklim değişikliği söz konusu olduğunda, ekonomik büyümeyi yüksek karbon emisyonlarından ayrı tutmak zorundayız. Karbon emisyonlarını tutup depolayabilirsek yeni teknolojiler bu bağlamda oldukça etkili olabilir, böylece muazzam bir ilerleme kaydedebiliriz. Bugün bu teknoloji var; ancak avantajlı değil.  
Dolayısıyla ciddi zorluklar karşısında hem gerçekçi hem de olumlu olmalıyız ve önümüze bakmalıyız. Dördüncü Sanayi Devrimi, birçok olası teknolojinin varlığını ispatladı. Örneğin güneş enerjisi. Bugün bu teknoloji, 10 yıl önce mâl olduğu fiyatın 10’da birine mâl oluyor.
- Bu yıl bu foruma çeşitli çevre aktivistleri de dahil olmak üzere birçok genç davet edildi. Bunun altında yatan amaç nedir?
25 yaş altındaki nüfus, bugün birkaç kıtanın en az yüzde 50’lik bir dilimini temsil ediyor. Bu yüzden bu muazzam dilimi görmezden gelemez ve forumun hâricinde tutamayız. Aynı zamanda gezegeni miras bırakacağımız kişiler de onlar. Başka bir gezegenimizin daha olmadığının farkına varmamız gerekirken biz şu anda bu mantığa göre hareket etmiyoruz.
- Dünyada milliyetçi ve tutucu politikalar geliştiği bir vakitte, Davos Forumu’nun marjinalleştirileceğinden korkuyor musunuz?
Bence diyalog azalıp yüzleşme arttıkça Davos daha önemli hale gelecek. Çünkü forum, uluslararası oyuncuların buluştuğu tarafsız bir platform olarak kalacak. Ülkeler milliyetçi ve tutucu politikalar benimsese bile; sonuçta ihracat ve ithalat gibi konularda diğer ülkelere bağımlı halde. Uluslararası örgütlerin ve çok taraflı işbirliğinin bugün zor bir savaşla karşı karşıya olduğu doğru; bu da büyük bir çelişki doğuruyor. Küreselleşme çağında, aslında başkalarının yaşadığı sorunlar benim yaşadığım sorunlardır; yani işbirliği olmadan bu sorunların üstesinden nasıl gelebiliriz. Okyanus kirliliği bunun çok iyi bir örneği. Öyle ki, bir ülkenin denize döktüğü plastik, çevre ülkelere, daha sonra ise tüm okyanusa taşınır. Zirâ kirliliğinin pasaportu yoktur!
- Suudi Arabistan'ın ilk kez Nisan’da ev sahipliği yapacağı Ortadoğu bölgesel Dünya Ekonomik Forumu'ndan bahsettik. Peki bu forumun önemi ve önemli eksenleri nelerdir?
WEF’in kuruluşundan bu yana ilk defa Riyad’a gideceğimiz için heyecanlıyız. Forum, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Suudi hükümetiyle işbirliği içinde Nisan ayında gerçekleştirilecek. Burada Dördüncü Sanayi Devrimi tekniklerinin Ortadoğu'da nasıl uygulanacağını tartışacağız.
Bugün Ortadoğu'nun içinde bulunduğu çelişkilerden biri, burada iki farklı gerçeğin olmasıdır. Birincisi; Irak, Suriye ve Yemen'de şahit olduğumuz savaş ve çatışmalar. İkincisi ise girişimcilik, büyüme ve reformlar açısından zengin bir başka gerçeklik. Örneğin Suudi kadınlarının bu doğrultudaki konumunun oldukça değiştiğini görüyoruz. Bu nedenle, Ortadoğu'da var olan bu iki paralel gerçekliği ele almalı ve bunların politik boyutları incelemeliyiz. Bu genç ülkelerde milyonlarca iş yaratmanın yollarını bulmalıyız. İşgücü konusunda da yapılacak çok şey var. Bu devrin “kadınların devri” olacağı düşüncesindeyim. Yani sadece zorluklara değil, Ortadoğu'daki fırsatlara da odaklanmaya çalışacağız.
- Biliyorsunuz ki Suudi Arabistan, “2030 Vizyonu” kapsamında iddialı bir reform paketi hazırladı. Davos bu atılımı nasıl destekliyor?
Suudi Arabistan’ın, gerçekleştirdiği ekonomik reformlar ve ülkenin genç kız ve kadınlar için yarattığı fırsatlar açısından doğru yolda olduğunu düşünüyorum. Bu geçiş biraz zaman alacak ancak Suudi Arabistan genç bir ülke. Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Suudi bakanlarla yaptığım görüşmelerdede, birçok önemli alandaki bu geçişlerde Suudi Arabistan’ın yanında durmaya hazır olduğumuzdan bahsetmiştim.    
- Davos forumu en önemli uluslararası toplantılardan biri haline geldi, bazıları ise bu forumun bir “elitler kulübüne” dönüşmesini eleştiriyor. Bu konudaki tepkiniz nedir?
Bu düşünceye katılmıyorum. Buraya dünya liderlerini ve halkların kendilerini temsil etmeleri için seçtiği ülke liderleri yer alıyor, bu doğru. Mesela Almanya Başbakanı Angela Merkel’i ele alalım. Merkel seçilmiş bir başkan ve ülkesini temsil ediyor. Dolayısıyla, mesele elitlik meselesi değil; önemli kararlar alan liderler meselesidir. İş dünyasında ise, dünyanın en büyük şirketlerinin toplamda 20 icra kurulu başkanından 18'i Davos'ta. Bu insanlar da yetkileri altındaki milyonlarca çalışanı temsil ediyorlar ve karar alımında etkili oluyorlar. Davos’ta aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının liderleri de var ki bu kişiler başrolde. Yani ben tüm bu katılımcılara elit demiyorum; aksine hükümetin, iş sektörünün ve sivil toplumun liderleri diyorum. Ve bu kişilerin hepsiyle el ele vererek büyük bir etki yaratabileceğimizi düşünüyorum.
- Davos’un 50. Dünya Ekonomik Forumu düzenlenirken, bu kuruluşun başarısının sırrı nedir?
Bence bu başarının sırrı, WEF’in Davos’un da ötesine geçmesidir. Elbette ki yıllık toplantımız olan Davos son derece önemli. Ancak Çin'de düzenlenen “Yaz Davos”u ve diğer önemli bölgesel toplantılarımız da mevcut. Cinsiyet Eşitliği Yıllık Raporu, Küresel Rekabet Endeksi ve Yıllık Risk Raporu gibi çalışmalarımız da var. San Francisco'da kurulan Sanayi 4.0 Merkezi, Dubai ile Riyad’da kurduğumuz bölge merkezleri Cenevre’de kurduğumuz siber güvenlik merkezi, bunların hepsi oldukça önemli adımlar.  
WEF’i benzersiz kılan ise, kar amacı gütmemesi ve özel-kamu sektörlerinin işbirliği konusunda uluslararası bir kuruluş olmasıdır.
Ayrıca BM’nin 2030’a kadar sürdürülebilir kalkınma amaçlarına  ulaşmak ve dünyadaki sefaleti ortadan kaldırmak için özel sektöre muhtacız. WEF’in bir diğer dikkat çekici yanı ise kurulduğu 1971 yılından beri çok taraflı bir yaklaşıma bağlı kalmasıdır.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.