Suriye’nin Kamışlı kentinde endişe hâkim: Askeri gerilim, Kürt anlaşmazlığı ve ekonomik koşullar

Kamışlı kentinde bir cadde (Şarku’l Avsat)
Kamışlı kentinde bir cadde (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin Kamışlı kentinde endişe hâkim: Askeri gerilim, Kürt anlaşmazlığı ve ekonomik koşullar

Kamışlı kentinde bir cadde (Şarku’l Avsat)
Kamışlı kentinde bir cadde (Şarku’l Avsat)

Suriye’nin Kamışlı kentindeki sokak ve caddelerde daha önce ticari reklamların doldurduğu ilan panolarında artık terör örgütü DEAŞ’la mücadelede ölen Kürtlerin fotoğrafı yer alıyor.
Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan bu kentin sakinleri, bölgelerinde giderek artan ABD-Rusya geriliminden ve bu gerilimin sahada çatışmalara neden olmasından endişe ediyor. Halkın bir kısmı, Mart 2018’de Afrin, geçtiğimiz yıl da Rasulayn ve Haseke’de kontrolü ele geçiren Türkiye’nin operasyonları sonrası yeni çatışmaların patlak vermesinden endişe duyarken, diğer bir kısmı ise, Kürtler arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için başlatılan uluslararası girişimlerin başarı ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor. Halkın geneli ise Suriye lirasının dolar karşısında önemli düşüş kaydederek, bin 200 barajını aşması nedeniyle yaşanan hayat pahalılığından mustarip.
ABD-Rusya gerilimi
Kamışlı kentinde ABD güçlerinin Rus devriyelerinin yolunu kesmesi ve geçişlerini engellemesi, sıradan bir durum haline geldi. ABD güçleri bu ay içinde 5 kez Rus güçlerinin yolunu kesti. Rus güçleri ise Kamışlı Havalimanı’nda konuşlanırken, havalimanına yakın bir bölgedeki askeri üsse yerleşti. ABD güçlerinin çekilmeye başladığı Ekim ayından bu yana Rusya, 10 noktada askerlerini konuşlandırmış durumda. Ancak ABD güçleri yeniden bu bölgede konuşlanma arayışı içerisinde. ABD bölgedeki varlığını, DEAŞ’ın yeniden canlanmasını engellemek ve buradaki petrol kuyularının DEAŞ’ın veya Suriye hükümet güçlerinin eline geçmesini engellemek şeklinde gerekçelendiriyor.
Görgü tanıkları, Facebook hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlarda Cumartesi günü ABD birliklerinin Rus güçlerinin önünü keserek Kamışlı’ya dönmek zorunda bıraktığını bildirdi. Bir Facebook kullanıcısı konuyla ilgili paylaşımında, “Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) araya girmesiyle gerginlik azaltıldı ve Rus birlikleri Kamışlı’ya döndü. Rusya, Türkiye’ye hava sahasını açmış ve Afrin’e operasyon düzenlenmişti. ABD ise Türkiye’ye Rasulayn ve Tel Abyad’a operasyon düzenlemesi için yeşil ışık yakmıştı” ifadelerine yer verdi.
Kürtler müzakerelere sıcak bakmıyor
Kamışlı’daki kıraathaneler ve kamu alanlarında, bölgede meydana gelen hızlı gelişmelerin Kürt grupları arasındaki müzakereleri olumsuz etkileyeceği yönünde görüşler dile getirilirken, halkın büyük bir kısmı ABD ve Rusya çabalarının yanı sıra özellikle Fransa, İngiltere ve Almanya’nın son olarak başlattığı müzakere girişimlerin kendi arasında 3’e bölünmüş Kürtler arasında sonuç vermeyeceği görüşünde.
Buna göre birinci blokta; Demokratik Toplum Partisi (PYD), Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) ile askeri kanadı Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve Suriye Kürtleri Demokratik Birlik Partisi (Yekiti) liderliğinde Kürt Ulusal İttifakı (Hevbendi) bulunuyor. Bu blokta yer alan YPG güçleri, Kürt bölgelerinin yanı sıra Rakka ve Deyrizor’da kontrolü elinde tutuyor. Ancak YPG, 2018’de Afrin’de, 2019’da da Rasulayn ve Tel Abyad’daki kontrolü kaybetti. İkinci blokta ise Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) ile Suriye muhalefeti Yüksek Müzakere Heyeti ile siyaseten müttefik ve PYD’ye muhalif Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve onun askeri kanadı Rojava peşmergeleri bulunuyor. Rojava peşmergeleri, Suriye’de operasyonlar düzenlemiyor. Üçüncü blokta ise Suriye Kürt İlerici Demokrat Partisi (Peşveru) yer alıyor. Peşveru diğer iki bloktan farklı olarak, iki bloğu uzlaşıya davet eden bir konumda bulunuyor. Peşveru, siyasi safları birleştirme, Kürt halkının çıkarları doğrultusunda çalışma ve Şam’daki merkezi hükümetle doğrudan müzakere başlatma talebinde bulunuyor.
Ekonomik sıkıntı
Kentteki nispi sükûnete rağmen özellikle Suriye lirasının dolar karşısında ciddi oranda düşüş kaydederek, bin 200 barajını aşması halkın alım gücüne olumsuz yansıdı. Birçok ev hanımı, pahalılık nedeniyle marketlerden et ve süt ürünleri alamadan evine dönmek durumunda kalıyor. Esnaf, fiyatlardaki artışları, yollardaki tehlikeler nedeniyle nakliyat güzergâhlarının sürekli değişmesi ve bunun taşımacılık fiyatlarına yansımasıyla açıklıyor.



Lübnan ordusu: Askerlerimizin sadakati yalnızca askeri kuruma yönelik

14 Mayıs 2026’da Beyrut’ta bir kontrol noktasını yöneten Lübnan ordusu askerleri (EPA)
14 Mayıs 2026’da Beyrut’ta bir kontrol noktasını yöneten Lübnan ordusu askerleri (EPA)
TT

Lübnan ordusu: Askerlerimizin sadakati yalnızca askeri kuruma yönelik

14 Mayıs 2026’da Beyrut’ta bir kontrol noktasını yöneten Lübnan ordusu askerleri (EPA)
14 Mayıs 2026’da Beyrut’ta bir kontrol noktasını yöneten Lübnan ordusu askerleri (EPA)

Lübnan Ordu Komutanlığı, ABD’nin iki Lübnanlı subaya yaptırım uygulama kararının ardından yaptığı açıklamada, askerlerin bağlılığının yalnızca ‘ordu kurumuna’ olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre açıklama, Washington’ın, İsrail ile devam eden çatışmalar sırasında Hizbullah’a önemli istihbarat bilgileri sızdırdıkları gerekçesiyle iki Lübnanlı subayı yaptırım listesine almasının ardından geldi. Bu kararın, Lübnan ordusu mensuplarını hedef alan ilk ABD yaptırımı olduğu belirtildi.

Lübnan ordusundan yapılan ve ülke makamlarının ilk resmi yorumu niteliğindeki açıklamada, “Askeri kurumun tüm subay ve personeli, görevlerini yüksek profesyonellik, sorumluluk ve disiplinle; ordu komutanlığının karar ve talimatları doğrultusunda yerine getirmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Askerlerin bağlılığı yalnızca askeri kuruma ve vatana yöneliktir. Görevlerini herhangi bir başka baskı veya değerlendirmeden uzak şekilde yerine getirirler” ifadeleri kullanıldı.

Ordu komutanlığı, ABD tarafından alınan yaptırım kararına ilişkin kendilerine resmi iletişim kanalları üzerinden önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını da bildirdi.

Washington yönetimi perşembe gecesi, aralarında İran’ın Beyrut Büyükelçisi, Hizbullah milletvekilleri ve iki Lübnanlı subayın da bulunduğu dokuz kişiye yaptırım uygulandığını duyurdu. ABD, söz konusu kişilerin İran destekli Hizbullah ile bağlantılı olduğunu ve ‘Lübnan’daki barış sürecini engellediklerini’ öne sürdü.

Yaptırım uygulanan subayların, Lübnan Genel Güvenlik Müdürlüğü Ulusal Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasıruddin ile Askerî İstihbarat Müdürlüğü Dahiye Şubesi Başkanı Albay Samir Hamade olduğu belirtildi. ABD, iki ismi devam eden çatışmalar sırasında Hizbullah’a ‘önemli istihbarat bilgileri aktarmakla’ suçladı.

Hizbullah ise dün yaptığı açıklamada ABD yaptırımlarını kınayarak, bunların ‘Lübnan halkını sindirme ve ülkeye yönelik İsrail saldırganlığını destekleme girişimi’ olduğunu savundu. Örgüt ayrıca, yaptırımların Lübnanlı subayları da kapsamasını ‘resmi güvenlik kurumlarını korkutmaya ve devleti Amerikan vesayetinin şartlarına boyun eğdirmeye yönelik açık bir girişim’ olarak değerlendirdi.


Fas: Eski bakan yolsuzluk suçlamalarından 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)
Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)
TT

Fas: Eski bakan yolsuzluk suçlamalarından 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)
Muhammed Mübdi (Şarku’l Avsat)

Kasablanca’daki bir mahkeme, Faslı eski bakan Muhammed Mübdi hakkında yolsuzluk suçlamaları kapsamında 13 yıl hapis cezası verdi. Kararı dün Mübdi’nin avukatı duyurdu.

Eski bakan, 2023 yılından bu yana tutuklu bulunuyordu. Hakkındaki dava, Fas Kamu Fonlarını Koruma Derneği tarafından 2020 yılında yapılan bir suç duyurusunun ardından açıldı.

Şikâyette, Mubdi’nin uzun yıllar belediye başkanlığını yürüttüğü Fquih Ben Salah kentindeki belediyede kamu ihalelerinde usulsüzlük yaptığı öne sürüldü. Fas’ın orta kesiminde bulunan kentin belediye başkanlığını 1997 yılından itibaren yürüten Mubdi, Kasablanca Temyiz Mahkemesi’ne bağlı Ağır Ceza Dairesi’nde yargılandı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Avukatı İbrahim Amusi yaptığı açıklamada, kararı temyize götüreceklerini belirtti. Amusi, müvekkilinin 13 yıl hapis cezasının yanı sıra 30 milyon dirhem (yaklaşık 3,2 milyon dolar) para cezasına çarptırıldığını söyledi.

Mubdi, 2013-2016 yılları arasında kamu hizmetlerinden sorumlu devlet bakanı olarak görev yapmıştı. Aynı zamanda şu anda parlamentoda muhalefette bulunan sağ eğilimli Mouvement Populaire (Halk Hareketi) partisinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

Mubdi’nin geçmişte parlamentodaki Adalet ve Yasama Komisyonu başkanlığına seçilmesi sosyal medyada geniş tepki çekmiş, bunun ardından görevinden istifa etmişti.

Fas’ta bakanlar ya da üst düzey yetkililerin rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanması oldukça nadir görülen bir durum olarak değerlendiriliyor.


ABD'nin iki Lübnanlı subaya uyguladığı yaptırımlar, İsrail ile yapılacak müzakerelerden önce geldiö

Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)
Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)
TT

ABD'nin iki Lübnanlı subaya uyguladığı yaptırımlar, İsrail ile yapılacak müzakerelerden önce geldiö

Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)
Farklı zamanlarda çekilen kapsamlı bir uydu görüntüsü, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki sınır kasabası Yarun'da gerçekleştirdiği bombardımanların ve yıkımın etkileri, (AFP)

Washington, 29 Mayıs’ta Lübnan ile İsrail arasında yapılması planlanan güvenlik müzakereleri öncesinde, Hizbullah figürlerini veya örgütle iş birliği yapan isimleri hedef alan ABD yaptırımları tarihinde bir ilke imza atarak, Lübnan Ordusu ve Genel Güvenlik teşkilatından iki subayı yaptırım listesine aldı.

Lübnan ise ateşkes anlaşmasına bağlılığa ilişkin Washington aracılığıyla gelecek İsrail cevabını beklemeye devam ediyor.

Dün yürürlüğe giren ABD yaptırımları, aralarında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Muhammed Feniş, partinin parlamentodaki üç Milletvekili Hasan Fadlallah, İbrahim el-Musevi ve Hüseyin el-Hac Hasan’ın yanı sıra İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani’nin de bulunduğu 9 kişiyi hedef aldı. Yaptırımlar ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri’ye yakın iki isim olan Ahmed Baalbeki ve Ali Safavi’ye de uzandı.

Yaptırımların, askeri ve güvenlik kanadından iki subayı; yani Ordu İstihbaratının Dahiye (Beyrut'un güney banliyösü) Ofisi Sorumlusu Albay Samer Hamade ile Genel Güvenlik Analiz Dairesi Başkanı Tuğgeneral Hattar Nasreddin’i de kapsaması dikkat çekti.