​Şam-Halep yolunda barut kokulu bir yolculuk

Şam-Halep otoyolu üzerinde nöbet tutan rejim askeri (AFP)
Şam-Halep otoyolu üzerinde nöbet tutan rejim askeri (AFP)
TT

​Şam-Halep yolunda barut kokulu bir yolculuk

Şam-Halep otoyolu üzerinde nöbet tutan rejim askeri (AFP)
Şam-Halep otoyolu üzerinde nöbet tutan rejim askeri (AFP)

Lirmun Kavşağı’nda bombardımanlar ve hava saldırıları yüzünden geriye Suriye’nin Halep şehri ile Türkiye'nin Gaziantep şehri arasındaki ‘Kardeş Şehir’ protokolünü kutlayan taş bloktan başka bir şey kalmamıştı. Taş bloğun üzerinde 2005 yılında eski Halep Valisi Usame Bin Adî döneminde, 2011 baharından hemen sonra kökten değişen Şam-Ankara ilişkilerinin zirveye ulaştığı sırada ‘Kardeş Şehir’ protokolünün imzalandığını gösteren birkaç kelime yer alıyordu.
Bazı şarapnel parçaları, Halep'in kuzeyindeki ana kavşaktan geniş bir alana geçişi artık kullanılamaz hale getirmişti. Roket güdümlü el bombasıyla vurularak parçalanmış bir minibüs, geride kalan görüntüyü tamamlıyordu. Kuzeye giden yolun kenarındaki mavi bir yol işareti, demir direğinin isabet almasıyla eğilmiş vaziyette duruyordu.
Temas hattı olarak kabul edilen bir alanda yaşananlara rağmen trafik işaretleri sağlam kalırken, Türkiye’nin yanı sıra el-Hamam, Cinderes, Afrin, Azez ve Tel Rıfat gibi yıllardır Suriye ordusunun kontrolü dışında kalan bölgeleri gösteren bu levhalar, ekonomik refahı ve iki ülke arasındaki serbest ticaret anlaşmasının imzalanması ve her iki yönde vizesiz geçişlerin başlamasıyla Gaziantep'e düzenlenen günlük gezilerle yaşanan hareketliliği çağrıştırıyordu.
Silahlı grupların Lirmun Kavşağı’ndan çekildiğinin resmi olarak açıklamasının ardından sabahın ilk saatlerinde güneşe rağmen serin rüzgârlar insanın yüzüne vuruyordu. Ara sıra geçen sivil araçlar bölgedeki derin sessizliği bir anlığına bölerken, kuzeyden Halep'e giden bir sonraki yolda daha dikkatli bir şekilde ilerliyorlardı. Çünkü mayın tehlikesi nedeniyle yol sadece iki şerit olarak kullanılıyordu.
Çoğunluğunu işyeri ve ev sahiplerinin oluşturduğu, 9 yıldır buralara gelemeyen sürücüler, beton bariyerlerle bölünmüş, çamurlu ve engebeli toprak bir yolda ilerlediler. Kavşağa bu kadar erken saatte ulaştıkları için şanslılardı. Çünkü bu, sakince geçebilecek bir yolculuk değildi. Araçlar, Halep'teki savaşı hatırlatan Suriye ordusunun büyük kontrol noktalarından geçti.
Siviller, bölgeye giriş yapanların kimliklerini kontrol etmek için yol kenarında bekleyen birkaç Suriyeli askere el salladı. Silahlı gruplar hızla geri çekilirken patlamamış roket mermileri ve mayınlara karşı acil önlemler alınıyor, bir yandan da büyük çoğunluğu yarı yıkılmış olan binalara henüz kontrol edilmedikleri için sivillerin yaklaşması engelleniyordu. Ufukta Suriye ordusu ile silahlı gruplar arasında yaşanan çatışmaların yarattığı büyük yıkım görünüyordu.  Lirmun Kavşağı’yla doğuya giden Castillo yolundaki onlarca mermi kovanı, bölgede yaşanan şiddetli çatışmaların birer işaretiydi. Yolun her iki yanındaki kaldırımların kenarlarında yeşil otlar büyürken, küçük metal parçaları, kavşaktan yüzlerce metre uzaktan görülen bir korkuluk gibi duran iki hurda kamyonun kestiği yoldan geniş bir alana yayılmıştı. Ancak savaşın etkisi Adalet Sarayı'na (batı) doğru bakıldığında daha da belirginleşiyordu. Batıya şöyle bir bakıldığında, yıkılmış binalar ve gidecekleri yerlere ulaşamamış ve belki de sürücüleri ölmüş veya yaralanmış olan araçların kalıntıları ile Zahra Abdurrabbu’ya giden yol üzerinde sadece iskeleti kalmış bir buldozer görülüyordu. Özellikle Kefer Hamra ve Hureytan’daki iş yerlerinden ve çiftliklerinden geriye kalanları görmek için yola çıkanlar, gördükleri manzara karşısında araçlarını durdurup bir süre durgun birer tebessüm ve gizleyemedikleri şaşkınlıklarıyla bu sahneyi izliyor, trafiği düzenleyen askerleri selamlamayı ve o bölgeye yeni gelen foto muhabirlerine eşlik etmeyi ihmal etmiyorlardı.
Lirmun Kavşağı'ndan güneye doğru uzanan binalar yıpranmış görünüyordu. Toprakla dolu yüzlerce varil, silahlı grupların olası bir ihlalde bulunmalarının önünde aşılmaz bir baraj oluşturuyordu. Bölge yıllar içinde binlerce roket mermisi ve havan topu ile hedef alınmıştı.   Arabasından çıkan işyeri sahiplerinden biri, yıkım karşısında yaşadığı sersemlikle, “Geri kalan her şey önemlidir. Güven içinde olduğunuz için Allah’a şükürler olsun” ifadelerini kullandı.
Lirmun Kavşağı ile Kefer Hamra arasındaki başka bir korkuluk ise yüzlerce metre ötede bulunan, savaştan önce Halep'in en önemli alışveriş merkezlerinden biri olan devasa binanın kalıntılarıydı. Halepli ailelerin savaş öncesinde buluşma yeri olan Carrefour Alışveriş Merkezi artık bir harabeyi andırıyordu. Üst katlarında hava saldırılarının etkileri görülürken, silahlı milisler bodrumunu karargâha çevirmişlerdi. Ana girişinde kum torbalarıyla yapılmış büyük bir barikat vardı. İçeride, milislerin ve 2018 yılındaki ateşkes anlaşması çerçevesinde Deraa ve Humus’un kuzey kırsalından gelen silahlı grupların sloganları yazılıydı. Görüntüler, şehrin ekonomisinin bel kemiğini oluşturan iş yerlerinin vandalizm, yıkım ve yağmaya uğradığı o anları bir kez daha canlandırıyordu.
Resmi rakamlara göre Suriye hükümeti, son askeri operasyon sırasında Halep'in kuzey, batı ve güney kırsalları arasında, ülkenin sanayi sektörünün yüzde 40'ını oluşturan bin 600'den fazla tesis ve fabrikayı kurtardı. Şam-Halep yolunun güvenliğini sağlama sürecinin bir parçası olarak ez-Zerbe ve çevresinde (güney) bazı fabrikalar ve tesisler güvenlik çemberine alındı. 14 Şubat'ta karayolunun güvenli olduğunun duyurulması, bölgenin batı ve kuzey illerine doğru ilerleyen ve silahlı grupların hızla geri çekilmesini sağlayan askeri operasyondaki en önemli gelişmenin işaretiydi.
Maaret’ten Halep’e
Maaret el-Numan'dan Halep’e giden otoyol, 9 yıllık savaşın bazı hikâyelerini anlatıyordu. İdlib ve Halep’in güney kırsalında 80 kilometreyi aşmayan bir mesafede onlarca köy ve ilçe bulunuyordu. Suriye ordusu, 28 Ocak’ta Maaret’in kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu. Ordu, Rusya’nın hava desteğiyle başladığı noktadan Halep’e ve ‘M5’ olarak bilinen otoyola ulaşıncaya kadar olan bölgeyi geri aldı.
Suriyeliler ve özellikle kuzey bölgesi sakinleri için büyük önem taşıyan otoyol boyunca geniş bir yıkım yoktu. Batı bölgesinin derinliklerinde Cebel ez-Zaviye (Zaviye Dağı) ve Serakib eteklerine doğru neredeyse savaşın izlerini ve çatışma seslerini yok eden sonsuz bir yeşil bitki örtüsü uzanıyordu.
Bakanların gözlerini dinlendiren bu ova ve platoların büyüleyici görüntüsünün ortasında, siyah tabelalar, silahlı grupların bölgeyi bir zamanlar kontrol ettiklerinin birer işareti gibiydi. Geçmişte, siyah bir zemin üzerine beyaz puntolarla “Halep’e Hoş Geldiniz” yazan tabeladaki ‘Nusra Cephesi’ yazısı hala duruyordu.
Başta Han Şeyhun ve Maaret el-Numan olmak üzere geçtiğimiz ilçelerde büyük hasarlar olsa da yol, çatışmalardan zarar görmemişti. Hiçbir sivilin olmadığı, sadece Suriye ordusunun askeri kontrol noktalarının bulunduğu iki ilçe, solgun görünüyordu. Hama'nın kuzeyinden Halep'e kadar olan yol boyunca nispeten yakın mesafelerde askeri kontrol noktaları konuşlandırılmıştı. El-Maaret’in güneyindeki Hiş beldesinde bulunan bir Türk askeri noktası yol üzerindeki trafiği, karayoluna dönmeden önce zeytinliklerin arasından geçen dolambaçlı bir yola yönlendiriyordu. Askeri kontrol noktası üzerinde dalgalanan Türk bayrağı, onlarca metre ötedeki Suriye ordusuna ait kontrol noktasına çift yönlü yoldan geçenlerin bu noktadan döndüklerinin işaretini veriyordu.
Ez-Zerbe, Kefer Cum, Kefer Naha, Abu Shelim ve Han el-Asel, Halep'in idari sınırları içinde otoyol üzerinde bulunan kasabalardı. Halep'in güneybatısındaki Kefer Naha'ya doğru giderken tüm havayı barut kokuları dolduruyordu. Otoyol yakınındaki alt yollarda seyahat eden zırhlı araçların sesleri cephelere yaklaşıldığına işaret ediyordu. Askeri araçların hızla geçtiği şeride, hiçbir sivil araç geçmiyordu. Askeri araçların bazıları batıya, Kefer Naha’ya ve Han el-Asel'e, bazıları ise el-Atarib ve 45. Alay eksenine doğru ilerliyordu. Birkaç kilometre uzaklıktaki el-Esad ve er-Raşidin kırsalındaki yıkım, bazıları yıllar öncesine uzanan çatışmaların şiddetinin bir işareti olarak ortaya çıkarken, Esad Askeri Akademisi çevresindeki büyük barikatlar, bölgenin yıllardır yaşadıklarına dair bir korku uyandırıyordu. Trafik, akademinin önünden geçip yolun batısına, Minyan’a doğru akmaya devam etti.
Halep ve Lazkiye arasındaki ‘M4’ olarak bilinen diğer yolda ve Serakib çevresinde çatışmalar devam ederken Şam'a ve oradan da Ürdün sınırına doğru giden Halep yolunun ‘ölüm kavşağı’ olarak bilinen Lirmun Kavşağı’nın güvenli olduğu açıklanmıştı.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.