Suriye’de iç savaşın yıl dönümü: Savaş başladığında ordudan firar eden askerler anlattı

AFP
AFP
TT

Suriye’de iç savaşın yıl dönümü: Savaş başladığında ordudan firar eden askerler anlattı

AFP
AFP

Mart 2011…
Libya’nın 42 yıllık diktatörü Muammer Kaddafi yönetimine karşı ayaklanan silahlı gruplar Libya devriminin merkezi olan Bingazi’yi ele geçirmişti…
Kaddafi ve oğlu Seyfulislam, isyancıları fareler gibi öldüreceklerini söylediği gün Suriye’nin güneyinde bulunan Dera’a kentinde Arap Baharı’nın bilindik gösterilerinden biri başladı.
“Halk düzenin değişmesini istiyor” sloganı atan siviller Suriye güvenlik güçleri tarafından güç kullanılarak dağıtılmıştı.
Kentte görev yapan 2 kadın doktor, gösterileri desteklediği iddiasıyla gözaltına alınarak işkenceden geçirildi.
Şiddet ve güvenlik güçlerinin tutuklananlara yaptığı işkenceye rağmen Suriye’de gösteriler durmadı. O zaman devrim yanlısı herhangi bir silahlı oluşumun olmadığı, DEAŞ veya Nusra Cephesi’nin henüz isim olarak bile yeryüzünde bulunmadığı günlerdi…
Gösterilere katılan kalabalıkların dilinden dökülen slogan bu kez şuna evrilmişti: Halk düzenin yıkılmasını istiyor

13 yaşında öldürüldü: Hamza el Katib
Devam eden gösterilerin birinde duvara siyasi içerikli yazı yazdığı iddiasıyla gözaltına alınan 13 yaşındaki Hamza Ali El Katib, canlı götürüldüğü polis karakolundan sağ çıkamadı.
Dışarıya sızan haberler Hamza’nın işkenceyle öldürüldüğü yönündeydi.
Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Esad rejiminin artık savunulur yanı kalmadığını söylüyor, yaşananların Suriye hükümetinin reform yapma niyetinde olmadığının göstergesi olduğunu savunuyordu.

Şiddet emirlerini siyasi istihbarat başkanı Atıf Necib veriyordu
Indepenedent Türkçe'nin haberine göre, gösteriler ve şiddet tüm ülkeye yayılırken orduya bu gösterilere daha sert şekilde müdahale etme emri veriliyordu. Suriyeli kaynaklar, bu ilk emirlerin tamamının Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in kuzeni de olan Siyasi istihbarat başkanı Atıf Necib tarafından verildiğini belirtiyordu.
Bu emirlere uymak istemeyen askerler ordudan firar etmeye başladı.
Suriye’de sivil gösterilerin silahlı bir ayaklanmaya evrilmesi böylece hızlandı.
Ordudan kaçan askerler, o yılın Temmuz ayında kendi askeri birliklerini kurduklarını açıkladı. O yapının adı Özgür Suriye Ordusu’ydu.

"Ordudan kaçmak zor bir karardı"
Abdulcebbar Ageydi, 7 aydan uzun bir süre barışçıl niteliğini koruyan gösterilere karşı ölümcül güç kullanmak için emir alan onlarca Suriyeli generalden biri. Ageydi, aslında korumak için görev yaptığını düşündüğü sivilleri öldürmek için emir almıştı.
Bu emir, ordudan kaçma fikrini güçlendirdi, 6 Mart 2012’de ise firar etti.
“Zor bir karardı” diyor Ageydi: “Bu kararı alırken tüm yakınlarımı riske attım. Bir karar verdim ama eşim, çocuklarım, annem-babam, akrabalarım… Hepsinin hayatı riske girdi. Ama bu hayatım boyunca aldığım en doğru karardı. Hükümetin vahşetini görünce sonucu ne olursa olsun bu kararı uygulamaya karar verdim. Canilerin yanında olamazdım…”
ÖSO’nun kurulmasıyla muhalifler hükümet güçlerine yönelik askeri operasyonlara başladı. Ageydi, isyanın ilk dönemlerinde muhalif askerlerin silah ve mühimmat ihtiyacını bu operasyonlar sayesinde elde ettiklerini söyledi: “Askeri merkezlere baskın yapıyorduk ve silahları ganimet olarak alıyorduk.”
İlk dönemde muhalif güçler hızlı bir ilerleye sağlamıştı ama ülkenin en önemli kenti Halep hala rejim güçlerinin kontrolündeydi. Orta sınıf kenti Halep’te sivil gösteriler devam ediyordu ama silahlı bir isyan henüz başlamamıştı.

Savaş Halep'e sıçradı
Zaten savaş Halep kapısına dayanana kadar uluslararası medya bu konunun bu denli büyüyeceğini de görmemişti.
Ageydi, ÖSO’nun Halep Askeri Meclisi başkanlığı görevine getirildi.
ÖSO’nun dışında kırsal bölgelerde örgütlenen müstakil silahlı örgütler de Halep’e yönelik bir akın başlatmakta kararlıydı.
2012’nin yaz aylarında Abdulcebbar Ageydi ve Tevhid Tugayı Komutanı Abdulkadir Salih’in ortak komutasıyla yapılan operasyon, iç savaş boyunca muhaliflerin en büyük kazanımıyla sonuçlandı.
Halep’in yarısı muhalif güçlerin kontrolüne geçmişti.

"Rejim, radikal anlayışa sahip mahkumları serbest bıraktı"
2016’da, Rusya’nın hava İran’ın kara desteğiyle Suriye rejim güçleri Halep’i geri aldığında arkada binlerce ölü yatıyordu. Ageydi, Muhaliflerin Halep’i kaybetmesini “Beni kahretti” diye açıklıyor.
“Muhalifler ülke genelinde ilerlemeye başlamasıyla cezaevindeki radikal anlayışa sahip kişiler bizzat Şam yönetimi tarafından cezaevlerinden çıkarıldı” diyen Ageydi, Suriye ılımlı muhalefetinin kaybetmeye başladığı süreci şu sözlerle açıklıyor:
"Suriye’deki cezaevlerinden veya Irak’ta Ebu Gureyb’den çıkarılan radikal unsurlar Suriye’ye getirildi. Rejim aynı dönemde Afganistan, Irak, İran ve Lübnan’daki silahlı destekçilerini de ülkeye çekti. 2015’e kadar bu şekilde savaş sahasını dengelemeye çalıştılar ama işler yine istedikleri gibi gitmedi. 2015’te ise Rusya’yı yardıma çağırdılar. İşte o zaman biz gerçekten kaybetmeye başladık."

Muhaliflerin stratejik yanlışları
Deneyimli bir komutan olan Ageydi’ye “Peki muhaliflerin hiç suçu yok muydu” diye sordum. “Bizim de hatalarımız vardı” diyen Ageydi hataları şöyle sıraladı:
"Devrimi temsil eden herkes tarafından kabul edilen siyasi ve askeri yönetim yoktu. Ciddi bir organizasyon kuramadık. ÖSO ortaya ilk çıktığında içindeki tüm unsurlar rejimden ayrılan resmi görevliler değildi. Sıradan Suriyeliler de bu organizasyona katıldı ve hepsi deneyimsizdi. Marangozlar, ayakkabıcılar, öğretmenler… Normal olarak bu insanlarda askeri bilinç de yoktu. Ortada askeri ve siyasi yönetim olsaydı ve işleseydi önce sınırları kontrol altına alır ve radikallerin Suriye’ye girmesini engellerdik."
Ordudan firar eden askerler, kaçtıkları zamanı tarihine ve gününe kadar hatırlıyor. O askerlerden biri Naci Mustafa. Suriye rejimi ordusunda yüzbaşı rütbesiyle görev yaparken firar eden Mustafa, “2012’nin 5. Ayının 19. Günü ordudan kaçtım” diyor:

"Ordudan ayrılmasaydım ömür boyu vicdan azabı çekerdim"
"Silahsız göstericileri, tankların karşısında elleriyle direnmeye çalışan insanları gördüğümde vicdanım beni buna zorladı. Hama’da yüzlerce ölü vardı ve ben de evime ulaşamadan öldürülebilirdim. Ama halkın yanında durmak zorundaydım. Ailem için endişeleniyordum ama buna mecburdum. Eğer bunu yapmasaydım vicdan azabı ömrümün sonuna kadar peşimi bırakmayacaktı."
Mustafa “Devrim bir rüyaydı” diyor ama kendisinin ve Suriye halkının yapabildiklerine şimdi bile şaşırıyor: “Yıllarca muhaberat baskısı altında yaşayan, en temel siyasi haklardan dahi mahrum bir halkın günü gelip de diktatörün karşısına çıkabileceği kimin aklına gelirdi. Ama halkım bunu yaptı”
Askerken Lazkiye ve Doğu Guta’da görev yapan Mustafa şimdi, ÖSO’nun aldığı yeni isim olan Suriye Milli Ordusu’nun sözcüsü.

Tow'u o kadar iyi kullanıyor ki lakabı Ebu Tow oldu
Süheyl, tow tipi güdümlü füzeleri ülkede en iyi kullanan askerlerden biri. Bu yüzden çevresi ona “Tow’un babası” anlamına gelen “Ebu Tow” diyor.
İç savaş öncesi Atarib’de bulunan 46. Alay’da tanksavar teğmeni olarak görev yapıyordu. Ama iç savaşla birlikte o da ordudan kaçtı.
1., 13. Ve 101. Fırkalarda, Hazm Hareketi’nde, Hamza Tugayı’nda, Ceyş’ül İzze’de ve Özgür İdlib Ordusu’nda savaşmış. Bu silahları çok iyi kullanabildiği için herkes onu grubuna katmaya çalışıyor.
Ülkedeki DEAŞ tehlikesi başgöstermesinin ardından ılımlı muhaliflere uluslararası lojistik yardım açıldığında da bölgedeydi. Yakın tarihin canlı bir hafızası gibi. ABD’li James isimli bir subayla ettiği kavga, eğit-donat programına katılmamak için gösterdiği ısrar, El-Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi tarafından tutuklanması, savaşmaktan vazgeçmesi ama yine geri dönmesi… Her şeyi hatırlayabiliyor. Ama en iyi bildiği şey şimdiye kadar towlarla kaç hedef vurduğu.

"Sadece zeytindalı kaldırıyorduk, elime silah bile almamıştım"
Mahmud Şeyh Ahmed, 2011 yılında İdlib’in Serakib ilçesinde lise öğrencisiydi. Der’a’nın ardından gösteriler ilk Serakib’de başlamıştı ve ilçe meydanında toplanan kalabalık Halep, Humus, Hama’dakine benzer sloganlar atıyordu. Gördükleri şiddet de aynıydı.
"Elime hiç silah almamış bir öğrenciydim. Gösterilerde zeydindalı kaldırıyorduk. İnsanca taleplerimiz vardı. Daha adil bir düzen kurmak yerine bizi öldürmeyi tercih ettiler. Şehirleri yıkmak, binlerce insana işkence yapmak, yüzbinlerce vatandaşının evini yakmak… Bütün bunlar sadece daha adil bir sistem kurulmasın diye. Biz yapamazsak bile bizden sonra gelenler daha adil bir ülke kuracaklar. Buna inanıyorum."
Sivil gösterilen ilk olarak Der’a şehrinde başladığı için Suriye iç savaşının başlangıç noktası da Der’a olarak kabul ediliyor.

ABD'lilerin whatsapp mesajı: Ruslarla anlaşın
ÖSO’nun kurulmasının ardından muhaliflerin eline geçen Der’a, 2018’in Temmuz ayında Rusya desteğiyle Suriye hükümetinin kontrolüne girdi.
O gün cephede olan bir muhalif, rejim birlikleri kente ilerlerken ABD’li subayların kendilerine Whatsapp’tan şu mesajı gönderdiğini anlattı: “Size destek vermeyeceğiz, Ruslar ile anlaşmaya çalışın”



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.