​Saudi Aramco: Petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında rahatız

Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)
Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)
TT

​Saudi Aramco: Petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında rahatız

Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)
Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın petrol devi Saudi Aramco’dan dün yapılan açıklamada, önümüzdeki Nisan ayı için olduğu gibi Mayıs ayında da yüksek üretimin süreceği ve petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında şirketin ‘oldukça rahat’ olduğu belirtildi.
Aramco geçtiğimiz hafta pazar payını artırmak için Nisan ayında petrol üretimini 12.3 milyon varil gibi rekor bir seviyeye çıkaracağını açıklamıştı.
Aramco CEO'su Emin el-Nasır dün yatırımcılar ve analistlerle şirketin yıllık kârıyla ilgili telekonferans şeklindeki görüşmesi sırasında, “Kısacası Saudi Aramco, son derece düşük fiyatlarla başa çıkabilir ve bunu uzun süre karşılayabilir... Mayıs ayındaki üretimde de... Gelecek aydan itibaren (şirket açısından) bir fark olacağını düşünmüyorum” dedi.
Nasır, üretimdeki ve ihracattaki artışın petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen şirkete olumlu yansıyacağını vurguladı. Bu arada, Aramco’nun üretim maliyetleri, dünyanın en düşük maliyetleri arasında yer alıyor.
Aramco’nun önümüzdeki ay rekor seviyedeki bu arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekeceğini belirten Nasır, “Şirket daha fazla maliyete gerek kalmadan, bir yıl boyunca günde maksimum 12 milyon varil petrol üretmeye devam edebilir” diye konuştu. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan, yüz milyonlarca varil ham petrolü depoluyor. Bununla birlikte Aramco, maksimum üretim kapasitesini günlük 13 milyon varile çıkarmayı değerlendirdiğini açıklamıştı.
Suudi Arabistan geçtiğimiz hafta, 10 yılı aşkın bir sürenin ardından ilk kez maksimum üretim kapasitesini artıracak bir program başlatacağını duyurarak, Rusya ve diğer petrol üreticilerine, üretim seviyeleri ve pazar payları üzerinde uzun bir savaşa hazır olduğunun sinyalini vermişti.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi üreticiler ve OPEC dışı bağımsız üreticiler arasında 2017’den bu yana petrol üretim kesintileri ile ilgili devam eden görüşmelerin 6 Mart’ta çökmesinden bu yana petrol fiyatları varil başına yüzde 39 oranında gerileyerek 31 dolara düştü. OPEC’teki en büyük petrol üreticisi olan Suudi Arabistan, koronavirüs nedeniyle düşen petrol fiyatlarını desteklemek için üretim kesintilerini artırmayı önermiş, ancak Rusya teklifi reddetmişti.
 
SABIC anlaşması
Öte yandan Saudi Aramco’nun Suudi Arabistan Temel Endüstriler Kurumu’nun (SABIC) hisselerinin çoğunluğunu almasına ilişkin anlaşmayla ilgili olarak ise Emin en-Nasır, SABIC anlaşmasının bu yılın ilk yarısında tamamlanmasının beklendiğini belirtti.
Aramco, geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük kimya şirketlerinden biri olan SABIC'in 69.1 milyar dolar karşılığında yüzde 70 çoğunluk hissesini Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’ndan (PIF) satın almak için hisse alım anlaşması imzaladı.
Saudi Aramco’nun SABIC’in hisselerinin çoğunluğunu satın alması, rafineri ve petrokimya sektöründe şirket stratejisinin uygulanmasını hızlandıracak ve uzun vadede petrokimya ürünlerine olan talebin artması beklentisiyle birlikte bu satın alımın sunduğu fırsatları yakalamaya yardımcı olacaktır.
 
“Aramco, petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında oldukça rahat”
Söz konusu anlaşma, beklendiği gibi 2020'nin ilk yarısında tamamlandığında, Saudi Aramco üretim kapasitesi açısından en büyük petrokimya üreticilerinden biri olacak. Saudi Aramco Mali İşler Müdürü Halid Debbağ yaptığı açıklamada, “Aramco, petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında ‘oldukça rahat’. Bununla birlikte şirket, dağıtım ve hissedarların beklentilerini bu fiyattan yerine getirmeye devam edecek. Temettü vaatlerimizi yerine getirebileceğimiz ve hissedarlarımızın beklentilerini, 30 dolardan (varil fiyatı) ya da daha düşük bir fiyattan karşılayabileceğimiz konusunda oldukça rahatız” ifadelerini kullandı.
Aramco'nun kredi için ‘büyük bir kapasiteye’ sahip olduğunu, ancak ek krediye ihtiyaç duymadığını belirten Debbağ Pazar günü yaptığı açıklamada, şirketin 2019 yılı mali sonuçlarında kredi oranının öz kaynaklarının yüzde - 0,2’sine ulaştığını söyledi. Debbağ ayrıca şirketin koronavirüsün patlak vermesinin ardından geçtiğimiz yıla ait kâr oranlarında da kaydedilen düşüşle birlikte borsada işlem gören bir şirket olarak ilk sonuçların beklentilerin altında açıklanması amacıyla sermaye harcamalarını azaltmayı hedeflediğini belirtti.
Aramco, Pazar günü yayınlanan şirketin mali sonuçlarına ilişkin bir raporda, mevcut piyasa koşulları ve emtia fiyatlarındaki son dalgalanmalar çerçevesinde 2020 yılına ilişkin sermaye harcaması tutarının 25 milyar ila 30 milyar dolar arasında değişmesinin beklendiğini, 2021 ve sonrası için olan sermaye harcamalarının ise halen incelendiğini bildirdi. Raporda, daha düşük üretim maliyetlerinin yanı sıra sürdürülebilir sermayede bir düşüşün şirket için büyük bir esneklik sağladığını ve rakipleri ile arasındaki farkını ortaya çıkardığı belirtildi.

Aramco, düzenli nakit temettü ödemesi yapmayı planlıyor
Öte yandan Saudi Aramco, Yönetim Kurulu’nun onayıyla, 2020 yılı için toplam en az 75 milyar dolar değerinde üç ayda bir olmak üzere düzenli nakit temettü ödemesi yapmayı planlıyor.
Bununla birlikte şirketin 2018 yılında 131,8 milyar riyal (35,1 milyar dolar) olan sermaye harcaması 2019 yılında 122,9 milyar riyal (32,8 milyar dolar) olarak kaydedildi.
Suudi Arabistan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ekonomik ve siyasi reform programının bir parçası olarak geçtiğimiz yıl, dünyanın en kârlı şirketi olan milli petrol şirketi Aramco’nun hisselerinin bir kısmını halka arz etme kararı aldı.
Şirket, Nisan 2019’da 12 milyar dolar değerinde ilk uluslararası tahvilin çıkarılmasının ardından geçtiğimiz Aralık ayında dünyanın en büyük halka arzını gerçekleştirdi.
Diğer yandan şirket, 2018 yılında 416.5 milyar riyal (111.1 milyar dolar) olan net karı 2019 yılında 330,7 milyar riyal (88,2 milyar dolar) ile bir gerileme yaşandı. Gerilemenin nedeni, rafineri ve petrokimya sektörlerindeki daha düşük kar marjlarının yanı sıra ham petrol fiyatlarındaki ve üretim miktarlarındaki düşüşe bağlandı. Bununla birlikte şirketin değeri 6 milyar riyale (1.6 milyar dolara) geriledi.
Ayrıca şirketin serbest nakit akışı, 2018 yılında 322 milyar riyal (85.8 milyar dolar) iken 2019’da 293.6 milyar riyal (78.3 milyar dolar) olarak gerçekleşti. 2019 yılında toplam temettüler ise 274.4 milyar riyale (73.2 milyar dolara) ulaştı.
Öte yandan küresel ekonomi, tüm ülkelerin ekonomilerini tehdit eden koronavirüs tehdidi başta olmak üzere birçok zorlukla karşı karşıya. Saudi Aramco CEO’su Nasır, şirketin mali sonuçları ile ilgili raporunda “Koronavirüsün ve hızla yayılmasının, sürekli değişen dünyada çeşitli durumlara uyum sağlayabilmenin önemini yansıttığından şüphe yok” ifadelerini kullandı. Nasır, bu anlayışın, iş ve finansal yönlerinin gücünü korumaya çalışan Saudi Aramco’nun stratejisinin temel dayanağı olduğuna dikkati çekti.
Bir diğer gelişmede ise şirket, Şubat 2020’de Suudi Arabistan’da alışılmışın dışında kalan en büyük gaz sahası olan eş- Şarkiye'deki (Doğu Bölgesi)  sahayı geliştirmek için onay aldı. Birkaç aşamada geliştirilmesi planlanan sahanın rezervlerinin 200 trilyon metreküp olduğu tahmin ediliyor. Sahanın, ilk aşamada 2024 yılı başlarında üretime başlaması bekleniyor.



FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.


Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)
TT

Euro 1,20 doları aştı... ‘Ortak para birimi’, doların hegemonyasını alt üst edecek mi?

Euro banknotları (Reuters)
Euro banknotları (Reuters)

ABD’deki siyasi baskılar ve değişken kararlar dolayısıyla dolarda moral kaybı yaşanırken, euro son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Artık Avrupa para biriminin yükselişi, döviz piyasasında yalnızca teknik bir hareket olarak görülmüyor; küresel yatırım güvenindeki değişimi ve ekonomilerin ABD politikalarına bağımlılığı azaltma yönündeki artan isteğini yansıtıyor. Yatırımcılar euronun 1,20 dolar seviyesini aşmasını kutlarken, euronun rezerv para olarak dolar karşısında rekabet edecek kapasiteye sahip olup olmadığı yönünde önemli sorular gündeme geliyor.

Psikolojik eşiği aşmak

Euro, dolar karşısında yeni bir seviyeye ulaşarak ortak para biriminin değer kazanımını yeniden ön plana çıkardı. Ancak euronun 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine yükselmesinin ve 1,20 dolar eşiğini hafifçe aşmasının nedenleri merak konusu.

frgty
Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası (ECB) binası (Reuters)

Yatırımcılar büyük rakamlara odaklanmayı tercih ediyor. 1,20 dolar seviyesi, euro için geçen yılki en son başarının göstergesi olarak öne çıkıyor; geçen yıl yaklaşık yüzde 13 değer kazanan euro, ABD doları karşısında 2017’den bu yana en iyi performansını sergiledi. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkan Yardımcısı Luis de Guindos’un, geçen yılki düşüşün eşik noktası olarak nitelendirdiği bu seviyeye dikkat çekmesi, euroya olan ilgiyi daha da artırdı.

Zorluklarla dolu bir yol

Euro’nun 1,20 dolar seviyesine ulaşması kolay olmadı; eylül ayında bu seviyeye yaklaşmış, ancak doların toparlanmasıyla geri çekilmişti. Yine de geçen yıl yalnızca yaklaşık 1 dolara kadar gerileyen euro, Almanya öncülüğündeki Avrupa mali teşvikleriyle desteklenerek güç kazandı.

Tarihsel açıdan bakıldığında, 1,20 dolar seviyesi, euronun 1999’da piyasaya çıkmasından bu yana ortalama döviz kurunun biraz üzerinde yer alıyor. Ancak bu seviye, 2008’de ulaşılan 1,60 dolarlık zirvenin oldukça altında bulunuyor.

Neden bu kadar güçlü?

Eurodaki yükselişin başlıca nedenleri belli: Başkan Donald Trump’ın müttefiklerle ticaret ve Grönland konusundaki çatışmaları ile Fed’e yönelik tekrarlayan eleştirileri, doların değer kaybetmesine yol açtı. Euronun son kazançları, doların genel olarak düşmesine neden olan ABD-Japonya ortak müdahalesi spekülasyonlarıyla da desteklendi; Trump’ın doları ‘mükemmel’ olarak nitelendirmesine rağmen bu eğilim devam etti. Ayrıca euro bölgesinin güvenliğini artırma çabaları ve ekonomiyi dolara bağımlılıktan uzaklaştırma isteği de yükselişi güçlendirdi.

frgty6u7
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, 18 Aralık 2025 tarihinde Frankfurt'ta düzenlenen ECB Yönetim Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklama yapmak üzere kürsüye çıkarken. (Reuters)

Peki şirketler bundan etkileniyor mu? Cevap: Kesinlikle. Güçlü euro, ihracatı daha pahalı hale getirerek önümüzdeki dönem kârlarını olumsuz etkileyebilir. STOXX 600 endeksinde yer alan şirketlerin yaklaşık yüzde 60’ı gelirlerini yurtdışından elde ediyor ve bunların yarısını ABD pazarından sağlıyor. Barclays’in tahminlerine göre, geçen yıl eurodaki artış, Avrupa’daki şirketlerde hisse başına kâr tahminlerinin düşürülmesini açıklıyor.

Merkez bankalarının endişeleri ve rezerv para birimi sorunu

ECB yetkilileri, euronun seviyesinden ziyade hareketlerin hızı ve büyüklüğüne odaklanıyor; özellikle geçen hafta euro yaklaşık yüzde 2 yükselerek, Trump’ın ‘özgürlük günü’ vergilerini uyguladığı dönemden bu yana en büyük haftalık kazancını kaydetti.

Eurodaki bu güçlü artış, piyasalarda artan iyimserliği yansıtsa da, euronun kısa vadede doları ikame etmesi beklenmiyor. Dolar, dünya rezerv para birimlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, euronun payı yaklaşık yüzde 20 civarında bulunuyor. ABD’nin küresel ticaret ve gelişmiş sermaye piyasalarındaki hâkimiyeti, bu dengelerin yakın gelecekte değişmesini olası kılmıyor.

ECB Başkanı Christine Lagarde, ABD’deki değişken ekonomik politikanın euroya daha geniş bir küresel rol sağlayabileceğini, ancak bunun Avrupa Birliği’nin (AB) uzun süredir duraklamış mali yapısını tamamlamasıyla mümkün olacağını belirtti.


Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
TT

Altın ve gümüş, güvenli liman olarak talep artışı nedeniyle yükselmeye devam ediyor

Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)
Bangalore'deki bir kuyumcuda altın takı deneyen Hintli bir kadın (EPA)

Altın fiyatları bugün, önceki seansta ilk kez 5 bin 100 dolar seviyesini aşmasının ardından yükselişini sürdürdü. Jeopolitik belirsizliklerin devam etmesiyle güvenli liman talebi güçlü kalırken, gümüş fiyatları da tarihi zirvelerine yakın seyretti.

Spot altının ons fiyatı, saat 03.29 itibarıyla yüzde 1 artışla 5 bin 65,07 dolara yükseldi. Altın, bir önceki gün 5 bin 110,50 dolar ile rekor seviyeyi görmüştü.

ABD’de şubat vadeli altın kontratları ise yüzde 0,4 düşüşle ons başına 5 bin 59,90 dolardan işlem gördü.

KCM Trade’in baş piyasa analisti Tim Waterer, “Trump’ın bu yıl izlediği istikrarsız siyasi yaklaşım, değerli metalleri güvenli liman olarak destekliyor. Kanada ve Güney Kore’ye yönelik daha yüksek gümrük tarifeleri tehdidi, altını güvenli liman olarak ayakta tutmaya yetiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jeopolitik görünüm, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün Güney Kore’den ithal edilen otomobil, kereste ve ilaçlara uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’e yükseltme niyetini açıklamasıyla daha da karmaşık bir hâl aldı. Trump, Seul’ü Washington ile bir ticaret anlaşması imzalamamakla eleştirdi.

Söz konusu açıklama, Trump’ın, iki ülke arasındaki ilişkilerin bu ayın başında Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Çin’e yaptığı ziyaretin ardından gerilmesi üzerine Kanada’ya da gümrük tarifesi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından geldi.

Diğer yandan Çinli Zijin Gold şirketinin, rekor seviyelere ulaşan altın fiyatları ortamında Kanadalı Allied Gold şirketini yaklaşık 5,5 milyar Kanada doları (4,02 milyar ABD doları) nakit karşılığında satın alacağı bildirildi. Altındaki benzeri görülmemiş yükseliş, madencilik şirketlerinin kâr marjlarını ve nakit akışlarını güçlendirirken, birleşme ve satın alma faaliyetlerini de hızlandırdı.

Waterer, “ABD ve Japon yetkililerin yeni (Japonya para birimi) sakinleştirmeye yönelik müdahaleleri doları olumsuz etkiledi ve bu durum altın fiyatları için güçlü bir destek oluşturdu” ifadesini kullandı.

Öte yandan, ABD hükümetinin kapanma riski ve Trump’ın dalgalı politikaları nedeniyle dolar üzerindeki baskı artarken, bu durum dolar bazında altını yurt dışındaki tüketiciler için daha ucuz hale getirdi.

Piyasa beklentileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu hafta başlayacak toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağı yönünde. Bu süreçte Trump yönetiminin Fed Başkanı Jerome Powell hakkında yürüttüğü cezai soruşturma, Fed Yönetim Kurulu üyesi Lisa Cook’un görevden alınmasına yönelik süren girişimler ve Powell’ın yerine geçecek ismin mayıs ayında açıklanmasının beklenmesi dikkat çekiyor.

Spot gümüşün ons fiyatı yüzde 5,2 artışla 109,22 dolara yükselirken, pazartesi günü 117,69 dolar ile rekor seviyeye ulaşmıştı. Gümüş fiyatları yıl başından bu yana yüzde 53 artış kaydetti.

Spot platin fiyatı ise önceki seansta 2 bin 918,80 dolar ile rekor kırmasının ardından yüzde 2,5 düşüşle ons başına 2 bin 658,19 dolara geriledi. Paladyumun ons fiyatı da yüzde 1,3 azalışla bin 956,31 dolar seviyesine indi.