​Saudi Aramco: Petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında rahatız

Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)
Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)
TT

​Saudi Aramco: Petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında rahatız

Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)
Aramco, önümüzdeki ay rekor seviyedeki arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekecek (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın petrol devi Saudi Aramco’dan dün yapılan açıklamada, önümüzdeki Nisan ayı için olduğu gibi Mayıs ayında da yüksek üretimin süreceği ve petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında şirketin ‘oldukça rahat’ olduğu belirtildi.
Aramco geçtiğimiz hafta pazar payını artırmak için Nisan ayında petrol üretimini 12.3 milyon varil gibi rekor bir seviyeye çıkaracağını açıklamıştı.
Aramco CEO'su Emin el-Nasır dün yatırımcılar ve analistlerle şirketin yıllık kârıyla ilgili telekonferans şeklindeki görüşmesi sırasında, “Kısacası Saudi Aramco, son derece düşük fiyatlarla başa çıkabilir ve bunu uzun süre karşılayabilir... Mayıs ayındaki üretimde de... Gelecek aydan itibaren (şirket açısından) bir fark olacağını düşünmüyorum” dedi.
Nasır, üretimdeki ve ihracattaki artışın petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen şirkete olumlu yansıyacağını vurguladı. Bu arada, Aramco’nun üretim maliyetleri, dünyanın en düşük maliyetleri arasında yer alıyor.
Aramco’nun önümüzdeki ay rekor seviyedeki bu arzı karşılamak için devasa stoklarından günlük 300 bin varil petrol çekeceğini belirten Nasır, “Şirket daha fazla maliyete gerek kalmadan, bir yıl boyunca günde maksimum 12 milyon varil petrol üretmeye devam edebilir” diye konuştu. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan, yüz milyonlarca varil ham petrolü depoluyor. Bununla birlikte Aramco, maksimum üretim kapasitesini günlük 13 milyon varile çıkarmayı değerlendirdiğini açıklamıştı.
Suudi Arabistan geçtiğimiz hafta, 10 yılı aşkın bir sürenin ardından ilk kez maksimum üretim kapasitesini artıracak bir program başlatacağını duyurarak, Rusya ve diğer petrol üreticilerine, üretim seviyeleri ve pazar payları üzerinde uzun bir savaşa hazır olduğunun sinyalini vermişti.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi üreticiler ve OPEC dışı bağımsız üreticiler arasında 2017’den bu yana petrol üretim kesintileri ile ilgili devam eden görüşmelerin 6 Mart’ta çökmesinden bu yana petrol fiyatları varil başına yüzde 39 oranında gerileyerek 31 dolara düştü. OPEC’teki en büyük petrol üreticisi olan Suudi Arabistan, koronavirüs nedeniyle düşen petrol fiyatlarını desteklemek için üretim kesintilerini artırmayı önermiş, ancak Rusya teklifi reddetmişti.
 
SABIC anlaşması
Öte yandan Saudi Aramco’nun Suudi Arabistan Temel Endüstriler Kurumu’nun (SABIC) hisselerinin çoğunluğunu almasına ilişkin anlaşmayla ilgili olarak ise Emin en-Nasır, SABIC anlaşmasının bu yılın ilk yarısında tamamlanmasının beklendiğini belirtti.
Aramco, geçtiğimiz yıl dünyanın en büyük kimya şirketlerinden biri olan SABIC'in 69.1 milyar dolar karşılığında yüzde 70 çoğunluk hissesini Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’ndan (PIF) satın almak için hisse alım anlaşması imzaladı.
Saudi Aramco’nun SABIC’in hisselerinin çoğunluğunu satın alması, rafineri ve petrokimya sektöründe şirket stratejisinin uygulanmasını hızlandıracak ve uzun vadede petrokimya ürünlerine olan talebin artması beklentisiyle birlikte bu satın alımın sunduğu fırsatları yakalamaya yardımcı olacaktır.
 
“Aramco, petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında oldukça rahat”
Söz konusu anlaşma, beklendiği gibi 2020'nin ilk yarısında tamamlandığında, Saudi Aramco üretim kapasitesi açısından en büyük petrokimya üreticilerinden biri olacak. Saudi Aramco Mali İşler Müdürü Halid Debbağ yaptığı açıklamada, “Aramco, petrolün varil fiyatının 30 dolar olması karşısında ‘oldukça rahat’. Bununla birlikte şirket, dağıtım ve hissedarların beklentilerini bu fiyattan yerine getirmeye devam edecek. Temettü vaatlerimizi yerine getirebileceğimiz ve hissedarlarımızın beklentilerini, 30 dolardan (varil fiyatı) ya da daha düşük bir fiyattan karşılayabileceğimiz konusunda oldukça rahatız” ifadelerini kullandı.
Aramco'nun kredi için ‘büyük bir kapasiteye’ sahip olduğunu, ancak ek krediye ihtiyaç duymadığını belirten Debbağ Pazar günü yaptığı açıklamada, şirketin 2019 yılı mali sonuçlarında kredi oranının öz kaynaklarının yüzde - 0,2’sine ulaştığını söyledi. Debbağ ayrıca şirketin koronavirüsün patlak vermesinin ardından geçtiğimiz yıla ait kâr oranlarında da kaydedilen düşüşle birlikte borsada işlem gören bir şirket olarak ilk sonuçların beklentilerin altında açıklanması amacıyla sermaye harcamalarını azaltmayı hedeflediğini belirtti.
Aramco, Pazar günü yayınlanan şirketin mali sonuçlarına ilişkin bir raporda, mevcut piyasa koşulları ve emtia fiyatlarındaki son dalgalanmalar çerçevesinde 2020 yılına ilişkin sermaye harcaması tutarının 25 milyar ila 30 milyar dolar arasında değişmesinin beklendiğini, 2021 ve sonrası için olan sermaye harcamalarının ise halen incelendiğini bildirdi. Raporda, daha düşük üretim maliyetlerinin yanı sıra sürdürülebilir sermayede bir düşüşün şirket için büyük bir esneklik sağladığını ve rakipleri ile arasındaki farkını ortaya çıkardığı belirtildi.

Aramco, düzenli nakit temettü ödemesi yapmayı planlıyor
Öte yandan Saudi Aramco, Yönetim Kurulu’nun onayıyla, 2020 yılı için toplam en az 75 milyar dolar değerinde üç ayda bir olmak üzere düzenli nakit temettü ödemesi yapmayı planlıyor.
Bununla birlikte şirketin 2018 yılında 131,8 milyar riyal (35,1 milyar dolar) olan sermaye harcaması 2019 yılında 122,9 milyar riyal (32,8 milyar dolar) olarak kaydedildi.
Suudi Arabistan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ekonomik ve siyasi reform programının bir parçası olarak geçtiğimiz yıl, dünyanın en kârlı şirketi olan milli petrol şirketi Aramco’nun hisselerinin bir kısmını halka arz etme kararı aldı.
Şirket, Nisan 2019’da 12 milyar dolar değerinde ilk uluslararası tahvilin çıkarılmasının ardından geçtiğimiz Aralık ayında dünyanın en büyük halka arzını gerçekleştirdi.
Diğer yandan şirket, 2018 yılında 416.5 milyar riyal (111.1 milyar dolar) olan net karı 2019 yılında 330,7 milyar riyal (88,2 milyar dolar) ile bir gerileme yaşandı. Gerilemenin nedeni, rafineri ve petrokimya sektörlerindeki daha düşük kar marjlarının yanı sıra ham petrol fiyatlarındaki ve üretim miktarlarındaki düşüşe bağlandı. Bununla birlikte şirketin değeri 6 milyar riyale (1.6 milyar dolara) geriledi.
Ayrıca şirketin serbest nakit akışı, 2018 yılında 322 milyar riyal (85.8 milyar dolar) iken 2019’da 293.6 milyar riyal (78.3 milyar dolar) olarak gerçekleşti. 2019 yılında toplam temettüler ise 274.4 milyar riyale (73.2 milyar dolara) ulaştı.
Öte yandan küresel ekonomi, tüm ülkelerin ekonomilerini tehdit eden koronavirüs tehdidi başta olmak üzere birçok zorlukla karşı karşıya. Saudi Aramco CEO’su Nasır, şirketin mali sonuçları ile ilgili raporunda “Koronavirüsün ve hızla yayılmasının, sürekli değişen dünyada çeşitli durumlara uyum sağlayabilmenin önemini yansıttığından şüphe yok” ifadelerini kullandı. Nasır, bu anlayışın, iş ve finansal yönlerinin gücünü korumaya çalışan Saudi Aramco’nun stratejisinin temel dayanağı olduğuna dikkati çekti.
Bir diğer gelişmede ise şirket, Şubat 2020’de Suudi Arabistan’da alışılmışın dışında kalan en büyük gaz sahası olan eş- Şarkiye'deki (Doğu Bölgesi)  sahayı geliştirmek için onay aldı. Birkaç aşamada geliştirilmesi planlanan sahanın rezervlerinin 200 trilyon metreküp olduğu tahmin ediliyor. Sahanın, ilk aşamada 2024 yılı başlarında üretime başlaması bekleniyor.



ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam ederken petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara çıkması bekleniyor

Petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşacağına dair beklentiler artıyor. (Reuters)
Petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşacağına dair beklentiler artıyor. (Reuters)
TT

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları devam ederken petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara çıkması bekleniyor

Petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşacağına dair beklentiler artıyor. (Reuters)
Petrol fiyatlarının varil başına 100 dolara ulaşacağına dair beklentiler artıyor. (Reuters)

Petrol piyasalarındaki çok sayıda uzman ve analist, ABD-İsrail tarafı ile İran arasında karşılıklı saldırıların tırmanmasıyla birlikte varil başına petrol risk priminin 10 doların üzerinde artabileceği öngörüsünde bulundu. Bazı değerlendirmelerde ise Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar seviyesini görebileceği ifade edildi.

ABD ile İsrail’in dün İran’a düzenlediği saldırılarda İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldüğü belirtilirken, gelişmeler Ortadoğu’yu yeni bir çatışma sürecine soktu.

Bölgede saldırıların daha da artabileceğine yönelik endişeler güç kazanırken, bu durum bazı büyük petrol şirketleri ile önde gelen ticaret firmalarının Hürmüz Boğazı üzerinden ham petrol ve yakıt sevkiyatını durdurmasına yol açtı.

Varil başına 100 dolar

RBC Capital’in Emtia Araştırmaları Başkanı Helima Croft, “Askeri operasyonların petrol fiyatları üzerindeki nihai etkisi, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) hava saldırısı karşısında teslim olup olmayacağına veya Washington’un iki aydan biraz fazla bir sürede gerçekleştirdiği ikinci rejim değişikliği operasyonunun maliyetini önemli ölçüde artıracak önlemler almaya devam edip etmeyeceğine bağlı olacak” dedi.

dsvfv
Bazı ülkeler, arzda aksama olması durumunda petrol rezervlerinden yararlanmaya hazırlanıyor. (Reuters)

Croft, Reuters’a yaptığı değerlendirmede, bölge liderlerinin Washington’u İran’la yeni bir çatışmanın riskleri konusunda uyardığını ve petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasının açık ve yakın bir tehlike olduğunu ifade ettiklerini aktardı.

Croft ayrıca, OPEC+ üreticilerinin Suudi Arabistan dışında büyük ölçüde azami üretim kapasitesine ulaştığını söyledi. Bu nedenle, OPEC+ tarafından sağlanabilecek ilave arz artışının, fiili üretim kapasitesi sınırlamaları nedeniyle etkisinin sınırlı kalacağını vurguladı.

Barclays Bankası enerji analistleri ise petrol piyasalarının pazartesi günü en kötü senaryolarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Mevcut koşullarda Brent petrolün varil fiyatının 100 dolara ulaşabileceğini kaydeden analistler, piyasaların Ortadoğu’daki güvenlik koşullarının kötüleşmesi nedeniyle arz kesintisi ihtimalini fiyatladığını ifade etti.

Hürmüz Boğazı

Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde alternatif güzergâhlara ilişkin değerlendirmede bulunan Rystad Energy Jeopolitik Analiz Başkanı Jorge Leon, Ortadoğu’daki alternatif altyapının boğaz üzerinden geçen akışları kısmen telafi edebileceğini belirtti. Ancak Leon, net etkinin günlük 8 ila 10 milyon varil ham petrol arzında fiili kayıp anlamına geleceğini vurguladı. Günde 100 milyon varilin üzerinde tüketimin olduğu küresel piyasada, stratejik petrol rezervlerine sahip ülkelerin, boğazdaki aksamanın yayılma riski görülmesi halinde stoklardan çekim yapabileceğini ifade eden Leon, “Gerilimin hızla düşeceğine dair işaretler ortaya çıkmadıkça, haftanın başında petrol fiyatlarında belirgin bir yukarı yönlü yeniden fiyatlama bekliyoruz” dedi.

vfgbgfb
Hürmüz Boğazı’nı geçen petrol tankerleri (Arşiv – Reuters)

Singapur merkezli Mizuho’da Asya Makroekonomik Araştırmalar Bölüm Başkanı Vishnu Varathan ise petrol fiyatlarının yüksek kalmasının muhtemel olduğunu söyledi. Varathan, üretim ve sevkiyatın saldırı ve kesintilere açık olmaya devam ettiğini belirterek, OPEC’in kayıpları telafi etmek amacıyla üretimi artırması yönünde baskı görebileceğini ifade etti. Petrol fiyatlarında yüzde 10 ila 25 arasında bir risk priminin şaşırtıcı olmayacağını kaydeden Varathan, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının risk primini kolaylıkla yüzde 50 seviyesine taşıyabilecek bir gelişme olacağını dile getirdi.

Reuters’a konuşan Eurasia Group enerji analistleri de petrol fiyatlarının pazartesi günü piyasaların açılmasıyla birlikte sert şekilde yükselebileceğini belirtti. Analistler, çatışmanın pazar günü boyunca sürmesi halinde, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve tanker trafiğinin aksaması senaryosuna bağlı olarak, petrol fiyatlarının mevcut 73 dolarlık referans seviyenin 5 ila 10 dolar üzerine çıkabileceğini bildirdi.

Ani tepki

Singapur merkezli OCBC’de analist olarak görev yapan Christopher Wong, “Saldırı, piyasalar pazartesi açılışına yaklaşırken jeopolitik risk primlerini artırıyor. İlk tepki büyük ölçüde öngörülebilir: Altın gibi güvenli liman varlıklarında yukarı yönlü bir fiyat boşluğu görülebilirken, petrol fiyatları da arz kesintisi endişeleri nedeniyle yükselebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Wong, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Riskli varlıklar ve yüksek oynaklığa sahip para birimleri, özellikle başlıklar misilleme veya bölgesel yayılma ihtimaline işaret ederse, ilk etapta dalgalanma yaşayabilir” ifadesini kullandı.

Vantage Point Asset Management Baş Yatırım Sorumlusu Nick Ferres ise “Enerji hâlâ ucuz. Pazartesi günü yükseliş görecek en belirgin sektör bu. Altın da öyle” şeklinde konuştu.


İran Savaşı Sonrası OPEC+ üretim artışını yeniden başlatacak mı?

OPEC’in, 28. Taraflar Konferansı COP28’deki standı (DPA)
OPEC’in, 28. Taraflar Konferansı COP28’deki standı (DPA)
TT

İran Savaşı Sonrası OPEC+ üretim artışını yeniden başlatacak mı?

OPEC’in, 28. Taraflar Konferansı COP28’deki standı (DPA)
OPEC’in, 28. Taraflar Konferansı COP28’deki standı (DPA)

Enerji piyasalarında dikkatler, bugün yapılacak OPEC+ sanal toplantısına odaklandı. Gözlemciler, İran merkezli gerilimin bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi sonrasında, sekiz ülkeden oluşan gönüllü grubun üretim artışlarını nisan itibarıyla yeniden başlatabileceği görüşünde.

Geçen yıl Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman’dan oluşan grup, üretimini günlük yaklaşık 2,9 milyon varil artırmış; ardından artışlara üç ay süreyle ara verildiğini açıklamıştı.

Cumartesi günü çatışmaların başlamasından önce dahi piyasalar, aylardır bölgede süren ABD askeri yığınağı nedeniyle jeopolitik risk primindeki yükselişi fiyatlamıştı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı verilere göre Brent petrolün varil fiyatı cuma günü yüzde 3’ten fazla artarak 73 doların üzerine çıktı. Yılın başında fiyat 61 dolar seviyesindeydi.

İsviçre merkezli UBS Bankası analisti Giovanni Staunovo, ocak ayı başından bu yana petrol arzı üzerinde baskı oluşturan başka gelişmelerin de yaşandığını belirtti. Staunovo, ABD’de ocak ayında görülen soğuk hava dalgasının üretimde geçici kesintilere yol açtığını, Rusya’da insansız hava aracı saldırılarıyla bağlantılı aksaklıklar yaşandığını ve Kazakistan’da Tengiz petrol sahasında elektrik kesintisi nedeniyle üretimin durduğunu ifade etti.

Bu nedenle, cumartesi günkü saldırılardan önce dahi piyasalar günlük 137 bin varillik bir kota artışı bekliyordu.

Kpler şirketi analisti Homayoun Falakshahi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu görece yüksek fiyatlar, OPEC+ için üretim artışlarını yeniden başlatmak adına iyi bir teşvik” değerlendirmesinde bulundu.

Falakshahi, hafta sonu öncesinde yaptığı değerlendirmede ise ABD’nin İran’a yönelik saldırısının OPEC+ kararını mutlaka değiştirmeyebileceğini, grubun piyasaya planlanandan daha fazla arz eklemeden önce petrol akışlarına etkileri değerlendirmeyi tercih edebileceğini söyledi.

Falakshahi, kısa vadede ABD saldırısının “fiyatlarda büyük bir sıçramaya” yol açmasının muhtemel olduğunu, sonrasının ise çatışmanın tırmanma düzeyine bağlı olacağını kaydetti.

İran önemli bir petrol üreticisi konumunda bulunuyor. Ancak en büyük risk, dünya ham petrolünün yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen ve günlük 20 milyon varilin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli olarak kapatılması ihtimali olarak görülüyor.

Capital Economics Gelişen Piyasalar Başekonomisti William Jackson ise, “Saldırılar sınırlı kalsa dahi Brent petrolün varil fiyatının 73 dolardan yaklaşık 80 dolara yükselmesini bekliyoruz. Bu seviye, Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı sırasında görülen zirveye yakın” ifadelerini kullandı.

Jackson, çatışmaların uzaması ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanması halinde fiyatların çok daha sert yükselebileceğini belirterek, “Bu durum petrol fiyatlarında yaklaşık 100 dolara varan bir sıçramaya yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu.


Reuters: Türkiye'de çoğu yastık altındaki altının değeri 750 milyar doları aşarak GSYH'nin yarısına ulaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Reuters: Türkiye'de çoğu yastık altındaki altının değeri 750 milyar doları aşarak GSYH'nin yarısına ulaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Jeopotilik endişelerin de etkisiyle 5 bin doların üzerine yükselen altın, çoğu yastık altı olmak üzere Türkiye'deki toplam altın varlığını da, 1.5 trilyon dolarlık toplam GYSH'nin yarısına ulaştırdı. Bu sürecin yarattığı servet artışı ve harcama etkisi ise dezenflasyonu yavaşlatan bir etken oldu.

Altın fiyatlarının, nadiren görülen yüzde 80'e yakın rekor artış gösterdiği son 1 yılda altın kaynaklı servet etkisi ise 300 milyar doların üzerine çıktı. 

Servet etkisi başta otomotiv ve konut olmak üzere harcama kanalı ile iç talebin istenen ölçüde yavaşlamamasına neden oldu. Para politikasının kontrol alanı dışında kalan bu etki zaten kırılgan olan dezenflasyonu yavaşlatan önemli bir etken oldu.

Merkez Bankası, Türkiye'deki altının 600 milyar dolar ile büyük bölümünün yastık altı – yani hanehalkı ve şirketler tarafından bankacılık sistemi dışında tutulan – altından oluştuğunu hesaplıyor. Ekonomistlerin hesaplamaları da benzer yönde.

Bu durum, Türklerin altını güvenli, taşınabilir ve somut bir servet koruma aracı olarak görme geleneğinin de bir yansıması. Düğünlerde takılan ve nesilden nesile aktarılan altın hem dini nedenlerle hem de enflasyondan korunmak için yıllardır ülkedeki bir numaralı yatırım tercihi. 

Altında yıllardır görülmeyen bu sert yükseliş ise servet etkisiyle harcamaları artıran bir etken oldu. Ekonomistler ve Merkez Bankası, bunun dezenflasyon sürecini karmaşık hale getirdiğini söylüyor.

Sadece Ocak ayında, altın fiyatları dolar bazında yaklaşık %25 yükseldi ve sadece bir ayda Türkiye'deki altın kaynaklı servet etkisi 80 milyar dolar oldu.

QNB ekonomik araştırmalar tarafından yayımlanan günlük notta, "Ocak ayı itibarıyla son 1 yıllık dönemde altın stokundan elde edilen toplam kâr 311 milyar dolara ulaşmıştır. Bu tutar, GSYH'ye oranla %19.3 ile tarihsel olarak rekor yüksek bir seviyeye işaret etmektedir... Bulgular, altın fiyatları kaynaklı gelir etkisinin iç talep üzerinde belirgin biçimde artırıcı rol oynadığını göstermektedir" denildi.

Harcama artışı

Türkiye, Hindistan, Almanya ve Vietnam'la birlikte hanehalkı altın sahipliğinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alırken altın jeopolitik endişelerle geçen ay ons başına 5,000 dolara ulaştı. 

İstanbul'da bir kuyumcudan gram altın satın alan 21 yaşındaki klima teknisyeni Furkan araba almak amacıyla altın biriktirdiğini belirterek, "Bir yıldır fiziksel altına yatırım yapıyorum, ne zaman para biriktirsem parça parça alıyorum" dedi.

Yasık altında tutulanların dışında, bankacılık sisteminde 80 milyar doların üzerinde altın cinsi mevduat ve fon bulunuyor. Ayrıca Merkez Bankası'nın kendi sahip olduğu altın rezervlerinin değeri de 80 milyar doların üzerinde. Bu hesaba göre Türkiye'nin toplam altın stoku 760 milyar dolar civarında. Bu da ülkenin GSYH'sinin yüzde 49'u anlamına geliyor. Hem altın varlığındaki yastıkaltı pay hem de bunun ekoomiye oranı olarak Türkiye diğer ülkelerden oldukça farklı bir konumda.

TCMB'nin faiz indirim hızı oldukça düştü

Merkez Bankası geçtiğimiz yıl yayımladığı bir blog yazısında, küresel altın rallisinin başladığı 2023'ün son çeyreğinden itibaren altın mevduatlarının payının yüksek olduğu illerde konut fiyatlarının diğer bölgelere kıyasla çok daha hızlı arttığını tespit etti. 

TCMB çalışanlarının görüşlerini paylaştığı Merkezin Güncesi adlı blog'da yer alan analizde süreç altın kaynaklı "belirgin bir servet etkisinin göstergesi” olarak nitelendirdirildi. 

Pahalı krediler nedeniyle tüketim eğiliminin zayıfladığı bir dönemde yastıkaltı altın birikimi lokallerin tüketim için yeni bir alan açmış oldu. TCMB analizine göre bu alan, "Eylül 2023 sonrası dönemde altın fiyatlarındaki keskin artış konut ve otomobil piyasalarında talep artışına neden oldu."

İstanbul'da kuyumcu olan Asım Gürsel, son bir yılda müşterilerin giderek daha fazla otomobil veya ilk ev almak için altın sattığını, geçmişteki "ev satıp altın alma" eğiliminin tersine döndüğünü söyledi. Gürsel fiyatlardaki sert artış sonrası satışların daha çok arttığını da söyledi.

Altın kaynaklı servet etkisi ve bu etkinin tüketim eğiliminde yarattığı artış para politikasının etkisinin de oldukça sınırlı kaldığı bir alan.

Sadece Ocak ayına bakıldığında, küresel altın fiyatlarının artışı yüzde 25 ile tarihi bir rekor kırdı.. Bu sadece Ocak'ta 80 milyar dolarlık servet etkisi anlamına geliyor. Son bir yılda dolar cinsi altın fiyatının artışı yüzde 80'e yakın. Son 2 yıla baktığımızda ise artış %150 seviyesinde.

Reuters,Independent Türkçe