2020 ve sonrası otomotiv öngörüleri

2020 ve sonrası otomotiv öngörüleri
TT

2020 ve sonrası otomotiv öngörüleri

2020 ve sonrası otomotiv öngörüleri

Katılaşan emisyon yönetmelikleri, hükümet teşvikleri, düşen maliyetler, sürüş menzili ve şarj süresindeki iyileştirmeler sayesinde, 2025 yılına kadar küresel araç üretiminin yüzde 45'e varan seviyelerde elektrikli olacağı öngörüldü.
Elektrikli araçlar, otonom sürüş, içten yanmalı motorlu araçların geleceği ve satış sonrasındaki yeni trendler gibi yenilikçi alanlarda çalışmalarını sürdüren Delphi Technologies, 2020 yılı ve sonrası için öngördüğü iş akışına yön verecek önemli etkenleri sıraladı. 2019 yılında tüm dünyada sayıları 20 milyonu geçen ve artmaya devam edecek olan elektrikli araç pazarına sunduğu çözümlerle destek olan şirket, otomotiv dünyasının bu alandaki çalışmalarını teşvik edecek çözüm ve teknolojiler geliştiriyor. Katılaşan emisyon yönetmelikleri, hükümet teşvikleri, düşen maliyetler, sürüş menzili ve şarj süresindeki iyileştirmeler sayesinde, 2025 yılına kadar küresel araç üretiminin yüzde 45'e varan seviyelerde elektrikli olacağı öngörüldü.

İçten yanmalı motorlar önemini koruyacak
Şirketin 2020 ve sonrası vizyon ve öngörülerini açıkladığı çalışmasında; elektrikli araçlarla birlikte içten yanmalı motorlu araçların da özellikle hibrit sistemli olmak kaydıyla geleceğin dünyasında yer almaya devam edeceği belirtildi. Bu açıdan bakıldığında 2030 yılında satılan hafif ticari araçların yüzde 80'inden fazlasının içten yanmalı motora sahip olması bekleniyor. Benzinli direkt enjeksiyonlu GDi sistemlerin ise emisyon ve yakıt ekonomisi avantajlarıyla, binek otomobillerde en öncelikli içten yanmalı motor teknolojisi olarak öne çıkacağı tahmin edildi. Dizel motorların ise yakın gelecekte ticari araçların öncelikli çözümü olmaya devam edeceği ancak çevresel etkilerini azaltmak üzere gelişmiş yazılımlar, kontrol sistemleri ve elektronik çözümlerle destekleneceği ifade ediliyor. Dolayısıyla servis ve tamirhanelerin, giderek karmaşıklaşan yakıt sistemli araçlara hizmet vermek için hazırlıklı olması gerekiyor.

Teknoloji, satış sonrasına kazanç sağlayacak
Şirketin öngörüsüne göre, geleceğin sürüş deneyiminin en büyük devrimi olan sürücüsüz araç teknolojileri ise birçok otomobil üreticisinin üzerinde çalıştığı bir alan olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte otonom teknolojilerin yer aldığı araçlar için, önümüzdeki 10 yılda yaygın ticari kullanılabilirlik beklenmiyor. Yine de satılan yeni araçların yüzde 40'ından fazlasının standart olarak en az iki tür gelişmiş sürücü destek sistemi veya ADAS (Gelişmiş Sürüş Destek Sistemleri) ile donatılmış olması bekleniyor.

2024 yılına kadar küresel arıza tespit pazarının 1,5 milyar doları aşması bekleniyor
Şirket, daha karmaşık teknolojileri barındıran bu araçlarla birlikte, bakım-onarım yönteminin de değişeceğini ve kalibrasyon kavramının en önemli unsurlardan biri haline geleceğini vurgulandı. Örneğin teknisyenlerin kameranın konumunu etkileyebilecek herhangi bir işlem veya darbe sonrasında, sistemi yeniden kalibre etmesi gerekiyor. Böylece teknoloji, her servis veya tamirhane için daha kazançlı bir iş fırsatı haline gelecek. Yine günümüz teknolojisi ile üretilen araçlarda yer alan ve on milyonlarca satır kod ile birbirleriyle iletişim kuran bilgisayar donanımlarının, 300 milyon satıra yakın kodlara çıkılacağı öngörüldü. Bu gelişim, arıza tespitlerini nokta atışı derecesinde doğru ve kolay hale getirerek her bir işletme ve teknisyenlere büyüme fırsatı oluşturması anlamına geliyor. 2024 yılına kadar ise küresel arıza tespit pazarının 1,5 milyar doları aşması bekleniyor.



Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
TT

Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)

Çin'in, Meta'nın 2 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın aldığı yapay zeka girişiminin patronunun ülkeden ayrılmasını engellediği bildirildi.

Financial Times'ın haberine göre Manus CEO'su Xiao Hong'a, düzenleyici kurumlar satış anlaşmasını incelerken Çin'den ayrılamayacağı bildirildi ve baş bilim insanı Ji Yichao'nun da ülkeden çıkması yasaklandı.

Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, yapay zeka hizmetlerini güçlendirmek amacıyla Manus'u satın alacağını aralık ayında duyurmuştu.

Geçen yıl "dünyanın tamamen otonom ilk yapay zekası" diye tanımladığı teknolojisini tanıttıktan sonra dikkatleri üzerine çeken Çin girişimi, temmuzda genel merkezini Singapur'a taşımıştı.  

Teknolojiyi yapay zeka için "yeni paradigma" diye tanımlayan yaratıcılarına göre Manus'un yapay zeka ajanı, tatil rezervasyonu yapmak veya podcast oluşturmak gibi karmaşık görevleri herhangi bir insan rehberliğine ihtiyaç duymadan yerine getirebiliyor.

Geçen martta ilk kez piyasaya sürülen Manus, önde gelen ABD şirketlerine ait bazı yapay zeka ajanlarının performansını geride bıraktıktan sonra 2 milyondan fazla kullanıcının bekleme listesine girmişti.

Meta, bağımsız Manus hizmetini işletmeye sürdürürken, bu hizmetin özelliklerini diğer ürünlerine de entegre edeceğini belirtmişti.

Satın alma işleminin duyurulmasından kısa süre sonra Çin Ticaret Bakanlığı, anlaşmanın yerel yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığını araştıracağını açıklamıştı.

Meta yaptığı açıklamada satış anlaşmasının "yürürlükteki yasalara tamamen uygun" olduğunu belirterek "soruşturmanın düzgün bir şekilde sonuçlanmasını" beklediklerini eklemişti.

Bu satın alma, yapay zeka girişimlerini hedefleyerek bu alanda Google, Microsoft ve OpenAI'la rekabet etmeyi amaçlayan Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün, son aylardaki ses getiren birkaç devir işleminden biri.

Aralık ayında The Independent'la paylaşılan bir açıklamada Manus CEO'su Xiao Hong, "Meta'ya katılmak, birinci sınıf yapay zeka ürünlerini yaygınlaştırma yolculuğumuzda bir sonraki mantıklı adım" demişti.

Meta'nın mevcut ekipleriyle ortaklık kurarak Manus'un teknolojisini küresel bir yapay zeka portföyüne entegre edebilir ve otonom ajan yeteneklerimizi milyonlarca işletme ve yaratıcıya sunabiliriz.

Independent Türkçe


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.