ABD’de koronavirüs mücadelesi: Tıp öğrencileri erken mezun olup göreve başlayacak

ABD’de çoğu tıp okulu 4 yıl eğitim süresine sahip (Reuters)
ABD’de çoğu tıp okulu 4 yıl eğitim süresine sahip (Reuters)
TT

ABD’de koronavirüs mücadelesi: Tıp öğrencileri erken mezun olup göreve başlayacak

ABD’de çoğu tıp okulu 4 yıl eğitim süresine sahip (Reuters)
ABD’de çoğu tıp okulu 4 yıl eğitim süresine sahip (Reuters)

Çin’i geçerek en fazla kayıtlı vaka sayısına sahip olan ABD’de koronavirüse karşı mücadele, daha da sert önlemlerle sürüyor. 
New York Times’ın haberine göre; Massachusetts ve New York’taki tıp fakülteleri, dördüncü sınıftaki öğrencilerine, koronavirüsle savaşa katılabilmeleri için, erken mezuniyet imkanı tanımayı planladıklarını açıkladı. 
Salı günü New York Üniversitesi’ne bağlı Grossman Tıp Fakültesi, öğrencilerine bu teklifin yapıldığı bir e-posta göndererek, ülkede tıp öğrencilerine erken mezuniyet imkanı tanıyan ilk okul oldu. 
Perşembe de Tufts, Boston ve Massachusetts üniversitelerinin tıp fakülteleri, Massachusetts yönetiminin talebi üzerine mezuniyet tarihlerini Mayıs’tan Nisan’a çekmeyi planladıklarını açıkladı. 
Harvard Tıp Okulu da aynı adımı atmayı “aktif olarak değerlendirdiklerini” bildirdi. 
ABD’nin kuzeydoğusundaki Massachusetts Eyaleti, erken mezunlar için 90 günlük geçici lisans çıkaracağını da ifade ederek, öğrencilere teşvikte bulundu. Böylece, eyaletteki yaklaşık 700 tıp öğrencisi, normal süreden 8 hafta önce hastalara yardım edebilecek. 
Grossman Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Steven Abramson, hastanelerin koronavirüs vakalarıyla dolmasından sonra bazı son sınıf öğrencilerinin gönüllü olarak çalışmayı talep ettiklerini söyledi. “İşgücü konusunda sorunlar yaşıyorduk. Bize ‘Neden mezun olacak öğrenciler eğer istiyorlarsa şimdi hastanede görev yapmasınlar?’ dedirttiler. Yükümlülüklerini yerine getirdiler ve hazırlar” dedi.
Dr. Abramson, yaptıkları ankete göre, 120 tıp öğrencisinden 69‘unun erkenden klinik görev üstlenmeye hazır olduğunu ifade ettiğini bildirdi. 
New York’taki çok sayıda diğer tıp fakültesi de aynı durumdaki öğrenciler için benzer formüller geliştirmeye çalışıyor. 
Ayrıca, ülkedeki öğrenciler son haftalarda koronavirüs için ayrılan telefon hatlarına, yemek teslimatlarına ve sağlık çalışanlarına yardım etmeye çalıştı. Harvard’da son sınıf öğrencisi olan Greg Peters, şöyle konuştu:
Etrafımızdaki doktorların neler yaşadığını görüyoruz. Bizi eğiten ve bize yol gösteren doktorları biraz olsun rahatlatmaktan dolayı heyecanlıyız. 
Sınıf arkadaşlarım ve ben her şeyi önceden planlayan A Tipi insanlarız ve planlarımız uçtu gitti. Eğitimimize güveniyoruz ama bir anda oraya atılmaktan dolayı biraz da endişeliyiz.
Independent Türkçe'de yer alan habere göre, Amerikan Tıp Fakülteleri Birliği (Association of American Medical Colleges - AAMC) de üniversitelerin bu yöndeki kararlarını desteklediğini belirtti ancak bir şartla. AAMC’nin yetki isimlerinden Alison Whelan, bu şartı “öğrencilerin gözetim altında olması” olarak açıklarken, pek çok tıp fakültesinin de erken mezuniyet kararı alacağına inandığını söyledi. 
İtalya ve Büyük Britanya’da da son sınıftaki tıp öğrencileri, koronavirüs salgınının pandemiye dönüşmesinin ardından benzer bir yol izlemişti. 



Kuzey Kore liderinin kız kardeşinden Seul'e ‘dron olaylarını’ soruşturma çağrısı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
TT

Kuzey Kore liderinin kız kardeşinden Seul'e ‘dron olaylarını’ soruşturma çağrısı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong (AP)

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un kız kardeşi Kim Yo Jong, resmi Kore Merkez Haber Ajansı KONA’nın yayınladığı açıklamasında, Güney Kore'yi son dron olaylarını araştırarak ayrıntılı açıklamalar elde etmeye çağırdı.

Kim, Seul'un provokasyon yapma niyetinde olmadığını açıklayan resmi tutumunu takdir ettiğini belirterek, herhangi bir provokasyonun ‘korkunç’ sonuçlara yol açacağı uyarısında bulundu.

Kuzey Kore ordusu dün, geçtiğimiz eylül ayında yaşanan bir başka ihlalin ardından bu ayın başlarında Güney Kore'den Kuzey Kore'ye dronların uçtuğunu açıkladı. Güney Kore ise ordunun bu olayla ilgisi olmadığını belirterek yanıt verdi.

Güney Kore ayrıca, dronların bir sivil tarafından uçurulma olasılığını kapsamlı bir şekilde araştıracağını belirterek, provokasyon niyetinin olmadığı açıklamasını yineledi.

Kim açıklamasında, “Güney Kore Cumhuriyeti'nden gelen dronların ülkemizin hava sahasını ihlal ettiği oldukça açık” ifadelerini kullandı.

Kim ayrıca “Faillerin kimliği ve bu eylemin sivil bir kuruluş veya bir birey tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ne olursa olsun, ulusal güvenlikten sorumlu makamlar bu konudaki sorumluluklarından asla kaçamazlar” diye ekledi.


İran, olası bir saldırıya karşı İsrail’i ve ABD üslerini hedef almakla tehdit etti

İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)
İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)
TT

İran, olası bir saldırıya karşı İsrail’i ve ABD üslerini hedef almakla tehdit etti

İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)
İran’ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestolardan bir kare  (Reuters)

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, bugün (Pazar) ABD Başkanı Donald Trump’ı uyararak, İran’a yönelik herhangi bir saldırıya İsrail’i ve bölgedeki ABD askeri üslerini “meşru hedefler” olarak vurarak karşılık vereceklerini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre bu uyarı, İran Parlamentosu’nun ülkede devam eden protestoları görüşmek üzere bugün kapalı oturumda toplanmasının ardından geldi. Oturum sırasında milletvekilleri, genel kurul salonunda “Amerika’ya ölüm!” sloganları atarak hükümet yanlısı tezahüratlarda bulundu.

Rehberlik rejimine yakın isimlerin çoğunlukta olduğu parlamentodaki bu tablo, yüksek enflasyonun tetiklediği ve iki haftadır süren gösterileri kontrol altına almakta zorlanan İran hükümetinin baskı altında olduğu bir dönemde yaşandı.

Galibaf, “Sürdürülebilir güvenlik, ekonomik istikrarın temel şartıdır. İran’a karşı savaş çıkaranlar, halkın geçimini hedef almış olur” dedi.

İran yönetiminin protesto ve itiraz hakkını tanıdığını söyleyen Galibaf, buna karşın “terörizm ve DEAŞ unsurlarıyla mücadele edeceklerini” vurguladı. Galibaf, önümüzdeki günlerde güvenliğin yeniden tesis edileceğini, dün ise ülkede “terörist savaşta gerileme” yaşandığını savundu. Bu ifadelerle, geçen ayın sonlarından bu yana ülkeyi sarsan olaylara atıfta bulundu.

Son protesto dalgasının üçüncü haftasına girilirken, İran makamları güvenlik ve yargı alanındaki uyarıların dozunu yükseltti. Tahran ve diğer kentlerde gösteriler sürerken, uluslararası tepkiler de ABD’den gelen uyarılar ile Avrupa’dan gelen kınamalar arasında çeşitlendi.

İran Devrim Muhafızları, cumartesi günü yaptığı açıklamada, güvenliğin korunmasının “kırmızı çizgi” olduğunu vurguladı. Ordu ise kamu mallarını koruma sözü verdi. Bu açıklamalar, yetkililerin son yılların en geniş çaplı protestolarını bastırmaya yönelik çabalarını artırdığı bir dönemde geldi.

Söz konusu mesajlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü İran liderliğine yönelik yeni bir uyarıda bulunarak ABD’nin müdahale edebileceğini ima etmesinin, ardından ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun cumartesi günü “ABD, cesur İran halkını desteklemektedir” açıklamasını yapmasının sonrasında geldi.

İran genelinde son iki haftada yaygınlaşan protestolar, başlangıçta yüksek enflasyona karşı ekonomik taleplerle ortaya çıktı; ancak kısa sürede yönetim sisteminin sona erdirilmesini isteyen siyasi taleplere dönüştü. İran makamları ise olayların arkasında ABD ve İsrail’in bulunduğunu öne sürerek, yaşananları “isyan” olarak nitelendiriyor. Buna karşılık, insan hakları grupları onlarca göstericinin hayatını kaybettiğini belgeliyor.

İran medyası, pazar günü protestolarla bağlantılı can kaybının 116’ya yükseldiğini duyurdu. İnternet kesintilerini izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks ise ülkede 60 saati aşkın süredir internetin büyük ölçüde kesik olduğunu bildirdi.

NetBlocks, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu sansür uygulaması, ülkenin geleceği açısından kritik bir anda İranlıların güvenliği ve yaşam kalitesi için doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

Söz konusu protestolar, zorlayıcı ekonomik koşullar ve geçen yıl İsrail ile yaşanan savaşın ardından, İran yönetiminin en az üç yıldır karşılaştığı en büyük iç meydan okuma olarak değerlendiriliyor.


Kaynaklar: Netanyahu ile Rubio, ABD’nin İran’a müdahale ihtimalini görüştü

Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)
Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)
TT

Kaynaklar: Netanyahu ile Rubio, ABD’nin İran’a müdahale ihtimalini görüştü

Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)
Tahran’da hükümet karşıtı protestolardan bir kare (Reuters)

İsrailli kaynaklar, Reuters’a yaptıkları açıklamada, İran’da son yılların en büyük hükümet karşıtı protestolarının yaşandığı bir dönemde, ABD’nin olası bir müdahalesine karşı İsrail’in en üst düzey alarma geçtiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, son günlerde defalarca müdahale tehdidinde bulunmuş, İran yönetimini göstericilere karşı güç kullanmaması konusunda uyarmıştı. Trump, dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, ABD’nin “yardım etmeye hazır olduğunu” ifade etti.

Hafta sonu güvenlik istişarelerine katılan kaynaklar, İsrail’in alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmasının pratikte ne anlama geldiğine dair sorulara cevap vermedi.

İsrail ile İran, Haziran ayında 12 gün süren bir savaşa girmişti.

İsminin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynak dün (Cumartesi) yapılan bir telefon görüşmesinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, ABD’nin İran’a müdahale ihtimalini ele aldığının belirtti. Bir ABD’li yetkili, Rubio ile Netanyahu’nun görüştüğünü doğruladı; ancak görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi paylaşmadı.

İsrail’den, protestoların ülkeyi sardığı bir dönemde İran’a müdahale etme niyetine işaret eden bir açıklama gelmedi. Buna karşın, İran’ın nükleer ve füze programlarına yönelik endişeler nedeniyle iki ülke arasındaki gerilim devam ediyor. Cuma günü yayımlanan The Economist dergisine verdiği röportajda Netanyahu, İran’ın İsrail’e saldırması halinde ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Protestolara atıfla ise, “Diğer tüm konularda, İran’ın içindeki gelişmelerin nasıl seyredeceğini görmemiz gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.