Brigitte Macron: Cumhurbaşkanının kulağına fısıldayan kadın

Brigitte Macron
Brigitte Macron
TT

Brigitte Macron: Cumhurbaşkanının kulağına fısıldayan kadın

Brigitte Macron
Brigitte Macron

Tutkulu bir genç ile neredeyse annesi yaşında olan nazik ve güzel bir öğretmen arasındaki aşk hikayesini yazmak için mükemmel bir zaman olmayabilir.
Genç adam lise sıralarındayken ona âşık oldu. Öğretmeni, Paris'in kuzeyinde bulunan Amiens şehrinde tiyatro dersleri veriyordu. Orta sınıf bir aileden gelen kadın eski diller, edebiyat ve tiyatro öğretmeniydi. Evli ve üç çocuk annesiydi. Orta boyu ve zayıf olan genç ise başarılı ve okumaya tutkulu biriydi. Bunun yanı sıra oldukça meraklıydı. Babası tanınmış bir doktor ve annesi ise hemşireydi. Fransa ve Avrupa'nın en güzel katedrallerinden birine ev sahipliği yapan kentin lisesindeki Tiyatro Kulübü'ndeydi. Oldukça hassas ve duyarlı biriydi. İki mavi göz, orta boy ve zayıf bir beden. Tiyatroya ve oyunculuğa olan sevgisi öğretmeni ile olan ilişkisini güçlendirdi. Öğretmeni onu diğer öğrencilerden ayırıyor, o ise öğretmenini çok özel bir yerde konumlandırıyordu. Genç adam öğretmenini her cuma akşamı evinde birlikte bir oyun yazmaya ikna etti. Aralarındaki bu benzersiz ilişki gün geçtikte daha da büyüdü, hisleri alevlendi ve onu en nihayetinde öğretmenine olan aşkını itiraf etmeye sevk etti.
Aralarında 24 yıllık bir yaş farkı vardı. Genç adam ondan eşini terk etmesini ve kendisiyle evlenmesini istedi. Bu, muhafazakâr bir burjuva ortamında hoş karşılanacak bir durum değildi. Genç adam isteğinden vazgeçmedi ve eşinden ayrılması konusunda ısrar etti. En nihayetinde istediği şey oldu.
Emmanuel Macron, 20 Ekim 2007'de -üç çocuk babası olan André Louis Auzière’den boşanan- Brigitte Macron Trogneux ile evlendi. Macron evlendiği sırada 30 yaşında bir delikanlı, eşi ise 54 yaşında olgun bir kadındı. Manş Denizi’ne bakan burjuva yaz tatil beldesi Le Touquet’de evlendiler. Brigitte'nin burada babasından miras aldığı bir evi vardı. Le Touquet şehri bugün, ziyaretçilerin uğrak bir yeri oldu. İngilizler de her hafta sonu veya tatil günlerinde kenti kalabalıklaştırırlar.
Emmanuel ve Brigitte Macron hakkında, özellikle de Emmanuel’in cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra birlikte Elysee Sarayı'na girmelerinin ardından çok şey yazılıp çizildi. 17 Mayıs 2017’de cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron, henüz 40 yaşını doldurmamıştı. Böylece, 4 Ekim 1958'den bu yana devam etmekte olan Beşinci Fransız Cumhuriyeti’nin en genç Cumhurbaşkanı oldu.
Le Parisien gazetesinde yazar olan Ava Djamshidi ve Nathalie Schuck’un kaleme aldığı ‘Bayan Başkan’ (Madame la president) adlı kitap, bu olağanüstü ilişkinin kalbine temas etmesinden ötürü diğerlerinden farklıdır. Kitabın her bir sayfasında yazarlar, ‘öğretmen, eş ve anne olan bu kadının’ kişiliğine olan hayranlıklarını dile getiriyorlar. Sadece lise sıralarında değil sonrasında da yeteneğini ortaya koyan eşi ve aynı zamanda bir zamanlar öğrencisi olan Emmanuel, Paris'teki Siyasal Bilgiler Enstitüsü 'ne ve sonra ülkenin en iyi kadrolarının ve seçkinlerinin mezun olduğu Ulusal İdare Enstitüsü’ne (ENA) girdi.
Mesleki kariyerinde hızla ilerleyen Macron, önceleri Mali Denetim İdaresi’nde kıdemli çalışan olarak görev yaptı. En eski bankalardan biri olan Paris'te Rothschild Bankası’nda çalıştı. Sonrasında, seçilmesi halinde kendisinin Elysee Sarayı'ndaki ‘üçüncü isim’ olacağını vadeden Sosyalist cumhurbaşkanı adayı François Hollande'a katıldı. Nitekim öyle de oldu. Cumhurbaşkanının ekonomi danışmanlığı görevini yürüten Macron 2014 yazında Ekonomi Bakanı oldu. 2016 yazına kadar bu görevi sürdürdü ve ardından Cumhuriyete Yürüyüş Partisi'ni (La République En Marche!) kurdu. Bunun üzerinden bir yıl geçmeden daha önce benzeri görülmemiş şekilde seçimleri kazandı ve cumhurbaşkanı oldu. Böylece 64 yaşındaki bu sarışın ve zarif kadın, cumhurbaşkanı eşi oldu. Eşiyle birlikte dünya başkentlerini gezen ve büyükler tarafından karşılanan Brigitte’nin fotoğrafları dergilerin parlak sayfalarını dolduruyor. Gazeteciler onun bir cümlesini yazmak veya onunla röportaj yapmak için birbirleriyle yarışıyorlar.
Büyük moda evleri, kendilerinin en güzel tasarımlarını ve kıyafetlerini giymesi için kadını ikna etmekte birbirleriyle yarışıyorlar. Fransa'nın yurtdışındaki imajı olan Brigitte Macron, Elysee Sarayı'nı değiştirdi ve yeniledi. Fransız mutfağına uygun olacak şekilde saray yemeklerinin değiştirilmesini talep etmekten çekinmedi. Ancak yarım milyon euro kadar olan bu harcamalar, masrafların kabardığı bir döneme denk geldi ve Macron'un ‘zenginlerin başkanı’ olduğunu söyleyenlerin elini güçlendirdi. Bazıları onu XVI. Louis'in eşi Marie Antoinette'ye benzettiler. Kendisine ekmeklerinden olduklarını ve yiyecek bir şey bulamadıklarını söyleyen Fransızlara ‘Ekmek yoksa pasta yesinler’ deyişiyle tarihe geçen Fransa kraliçesinin hayatı, Elysee Sarayı’na bir taş atımı mesafesinde yer alan Concorde Meydanı’nda kurulan giyotinde son buldu.
Fakat bu Brigitte de için geçerli mi? Kitabın etrafında döndüğü temel mesele şu soruda özetlenebilir: Kim kimi şekillendirdi? Aralarındaki öğretmen-öğrenci ilişkisi devam mı etti? Yoksa öğrenci, öğretmen vesayetinden kurtuldu mu? Emmanuel, onun imajından yararlanıyor mu? Yoksa sadece Brigitte mi onun konumundan istifade ediyor?
Müelliflerin ikiliye yakın olan bir kaynaktan aktardığına göre, “Emmanuel her şeyi Brigitte'e borçlu. Onun sayesinde cumhurbaşkanı oldu. Onun sayesinde Fransızların evlerine ve kalplerine girebildi.” Bir başka kaynak ise durumu şu sözleriyle anlatıyor: “Brigitte, kocasına yardım eden ve seçiminde katkıda bulunan tek kadındı. O, yeni dünyayı ve modernliği temsil ediyor. Emmanuel ise henüz 20’li yaşlarında olgun biriydi. Brigitte, Emmanuel’in duygusal ve rasyonel güvencesidir.”
Kitap, genç cumhurbaşkanının ‘eşinin, yaptığı her şey hakkındaki görüşünü duymak için ne kadar istekli olduğunu’ gösteren bir dizi detaya da ışık tutuyor. Emmanuel, eski Cumhurbaşkanı François Hollande kendisinden bakan olmasını istediğinde eşine danışmak için zaman istedi. Aynı şekilde cumhurbaşkanı olmak için adaylığını koyduğu sırada da danıştığı ve kendisini buna teşvik eden kişi karısı oldu. Brigitte, seçim kampanyası sırasında da eşini yalnız bırakmadı. Konuşmalarını onunla birlikte gözden geçirdi ve uzun veya belirsiz olduğunu gördüğü zaman eleştirmekten çekinmedi. Uygun ses tonunu bulması için onu eğitti. Her zaman eşinin sözleri veya mesajını iletmek için kullandığı yöntem hakkında çekincelerini dile getirdi. Brigitte, eşinin gerek bakan olduğu dönemde gerekse de aday ve ardından cumhurbaşkanı olduğu dönemde de çalışma tarzına yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Kitap, Macron'un danışmanlarının, yurtdışına yaptığı resmi gezilerde cumhurbaşkanına eşlik etmekten keyif aldıklarını aktarıyor. Çünkü ne kadar sürdüğü ve ne kadar uzun olduğu fark etmeksizin yolculuk süresince çalışmalarının gerekmeyeceğinden eminler. Brigitte, “Bu insanlara İşkence ettiğin yeter. Bırak biraz dinlensinler” diye Emmanuel’e çıkışırmış. Nitekim Macron'un, gece çok geç saatlerde de bakanlar ve danışmanlarla iletişim kurma takıntısından mustarip olduğu bir sır değil. Bir toplantıya katılan ve elindeki dosyaya tam olarak hazırlanmamış olan bakanın yahut danışmanın vay haline!
Brigitte, her zaman Emmanuel'e yakın olma isteğini açıkça gösteriyor. Öyle ki resmi toplantı aralarında danışmanlarından ve yardımcılarından biraz da olsa vakit geçirmek için kendilerini yalnız bırakmalarını istiyor. Brigitte, Emmanuel’in yediği yemekler konusunda da oldukça titiz. Örneğin saray mutfağındaki çalışanların her gün 10 çeşit sebze ve meyve hazırlamalarını istiyor. Brigitte, ayda en az bir kez tiyatro veya bir musiki grubunu saraya davet etmeye karar verdi. ‘Elysee Akşamları’ olarak da bilinen bu kültür ve sanat etkinlikleriyle cumhurbaşkanlığı konutu ‘sanat ve kültür dostu’ oldu.
Brigitte Macron'un oyunculuk dersleri verdiği ve özellikle tiyatro başta olmak üzere sanat camiasının birçok kesimiyle kapsamlı ilişkilerinin olduğu biliniyor. Koronavirüs salgınıyla mücadele çerçevesinde evlerinin karantinaya alınmasından birkaç gün önce cumhurbaşkanı ve eşi, başkentin merkezindeki bir tiyatroda görüldüler.
Müellifler, Brigitte'nin eşini hafta sonunu Elysee Sarayı'nın dışında geçirmeye zorladığını aktarıyorlar. Neyse ki cumhurbaşkanlığı konutu, Paris merkeze arabayla yaklaşık yarım saat mesafede olan Versay Sarayı'nın bitişiğinde yer alıyor. Yüksek duvarlarla çevrili olan, ormanın içinde yer alan, tenis kortu ve yüzme havuzuyla birlikte içerisinde bir dizi etkinlik yapılabilecek alanın bulunduğu saray, modernliğin yanı sıra zarafetiyle de göze çarpıyor. Daha önce başbakanın konutu olan saray, eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile birlikte cumhurbaşkanının uhdesine geçti.
Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand gayri meşru kızı Mazarine'yi bu sarayda gözlerden saklıyordu. Müellifler, Brigitte Macron'un bu mekânı çok sevdiğini ve fırsat bulduğunda eşiyle birlikte buraya gelmek istediğini aktarıyorlar. Aynı şekilde Brigitte, Akdeniz sularına bakan Akdeniz sularına nazır Brigonson Kalesi’ni de çok seviyor. Ancak eşlerin kalede bir yüzme havuzu yaptırma yönündeki istekleri ülkede tartışmaya sebep oldu ve makyaj için en az yirmi bin euro harcayan bir cumhurbaşkanı imajını akıllara getirdi.
Brigitte Macron gün yüzüne çıktığı zaman Fransızlar tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Nitekim her ne kadar kalbinin sesine kulak verip Emmanuel Macron ile yaşamak için eşini terk ederek büyük bir adım atmış olsa da muhafazakâr bir burjuva kadını olarak değerlendirildi.
Fransa, tüm Avrupa ülkeleri arasında en güçlü merkezi sisteme sahip olan ülkedir. Bu merkezin kalbi, Beşinci Cumhuriyet Anayasası ile kuşanmış olan Elysee Sarayı’dır. Birçok kimse cumhurbaşkanlarının yetkilerinin, monarşi dönemindeki herhangi bir kralın yetkilerinden daha fazla olduğunu düşünüyor. Bu durumun neticesi ise cumhurbaşkanının eşinin kocası aracılığıyla bir çeşit gizli güç kullanabilmesidir. Brigitte Macron her zaman bu tür yanlışlıklardan uzak dursa da gerçeklik başka bir şeydir.
Kitapta Brigitte Macron’un hükümetin en önde gelen isimlerinden biri olan Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer’i keşfettiği aktarılıyor. Zaman zaman bakanları karşılayan Brigitte’nin hükümet saflarında da hayranları var. Kitapta, isminin açıklanmasını istemeyen bir bakanın şu ifadelerine yer veriliyor: “Bir bakan yasa tasarısının metninde bir değişiklik yapmak istiyorsa, Brigitte ile konuşması çok faydalı olur. Çünkü Brigitte, danışmanları atlayarak cumhurbaşkanını etkileyebiliyor.”
Brigitte, bir emlak skandalı nedeniyle Sosyalist Parti'den ayrılarak Macron'a ilk katılan kişiler arasında yer alan Richard Ferrand’ı destekledi ve bir gün onu rahatlatmaya çalışırken, “Richard, sen büyük bir meclis başkanı olabilirsin” demişti. Richard bugün meclis başkanı.
Müellifler, siyasi sezgisinin çok güçlü ve son derece hassas olduğunu söyledikleri Brigitte’yi, ‘başkanın beynin sağ lobu’ olarak nitelendiriyor ve Elysee Sarayı'nın kapıları kapandıktan sonra Cumhurbaşkanı Macron’un her şeyi ona danıştığını söylüyorlar. Kitapta, Elysee Sarayı'na davet edilen kimselerle akşam yemeğine oturulduğunda Brigitte’nin her daim hazır bulunduğu belirtiliyor. Bu durum cumhurbaşkanlık resmi not defterinde bulunmasa da bakanlar ve bakanlık hayali kuranlar bunu biliyorlar. Bundan dolayı da ona yakınlaşmaya çalışıyorlar.
Sarı Yelekler Hareketi'nin patlak verdiği dönemde bazı protestocular, Brigitte’yi XVI. Louis'in eşi Marie Antoinette'yi hatırlatırcasına ‘Brigitte Antoinette’ olarak nitelendirmekten çekinmediler. Ayrıca kitapta, Brigitte’nin cumhurbaşkanının pusulası olduğu ve sağcı Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’in yanı sıra Fransa Hareket Partisi (MPF) lideri Philippe de Villiers de dahil olmak üzere birçok kişi ile iyi ilişkiler kurmasını sağladığı kaydediliyor.
Kitapta, Brigitte’nin siyasi sezgisine veya daha doğrusu siyasi dehasına rağmen eşinin siyasetine karşı bazı hatalara düştüğü de aktarılıyor.
Brigitte Macron: “Karmaşık ve gizemli kişiliğe sahip bir kadın. Fakat aynı zamanda gerek siyasi gerekse de kişisel yaşamında bir istisnayı temsil ediyor. Onun hayatının ayrıntılarından habersiz olan, şu anda bulunduğu yere gelmek için hangi engelleri aştığını bilemez. Ancak en nihayetinde etkilendiği kadar da etkiledi.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.