Çin’in Lübnan Büyükelçisi: Yarasa yemiyoruz, dünyayı yönetme hedefimiz de yok

Wuhan’da motosiklete binen bir Çinli. (AFP)
Wuhan’da motosiklete binen bir Çinli. (AFP)
TT

Çin’in Lübnan Büyükelçisi: Yarasa yemiyoruz, dünyayı yönetme hedefimiz de yok

Wuhan’da motosiklete binen bir Çinli. (AFP)
Wuhan’da motosiklete binen bir Çinli. (AFP)

Tony Boulos
Çin, dünya ülkelerini kasıp kavuran, eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik durgunluğa neden olan koronavirüs salgınına neden olduğu suçlamalarıyla karşı karşıya. Bu konuda iki söylem mevcut. Bunlardan ilki; Çin’in koronavirüsün ciddiyetini gizlediği, salgın hakkındaki bilgileri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ülkelerin önleyici tedbirler almasını engelleyecek şekilde sakladığı varsayımı. Birinciyi tamamlayan ikinci söylem ise koronavirüsün aralık ayında ortaya çıktığı Wuhan şehrindeki epidemiyoloji laboratuarından sızdığı.

Uluslararası dava
Batı ülkeleri, yalnızca koronavirüsün yayılmasından sorumlu tutmakla kalmadıkları Çin'e aynı zamanda en üst seviye suçlamalar da yöneltiyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile İngiliz ve Avusturalyalı yetkililerin suçlamaları bir yana, ABD Başkanı Donald Trump da koronavirüsü ‘Çin virüsü’ şeklinde adlandırıyor. Resmi sessizliğini koruyan müttefiki Rusya bile önde gelen bir mikrobiyolog olan Prof. Peter Chumakov’un dilinden Çin’i, koronavirüsün Wuhan’daki laboratuarda yapılan ‘oldukça çılgın’ faaliyetler sonucunda ortaya çıkışıyla suçladı.
Uluslararası hukuk, ihmal veya örtbas nedeniyle afetlere neden olan devletlerin cezalandırılmasını öngörüyor. Birçok taraf Çin'e karşı bu tür bir suçlama üzerinde çalışıyor. Nitekim Batı ülkelerinin veya uluslararası şirketlerin Çin'den yüzlerce milyar dolarlık kurgusal tazminat almak ve ülkeye mali yaptırımların, Batı pazarlarına erişimi sınırlayan ticari bir ablukanın uygulanması için uluslararası yargıya başvurmaları bekleniyor. Washington bunu açık bir şekilde duyurmuştu.

Çin’in Lübnan Büyükelçisi Wang Kejian (Büyükelçilik)
Ortak bir "düşman"

Çin’in Lübnan Büyükelçisi Wang Kejian, Batı'ya yöneltilen suçlamalar karşısında şiddetle ülkesini savundu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamaları yer alan Wang Kejian, konuya dair şunları söyledi:
“İnsanlığın ortak düşmanı olan bu hastalık, ülke sınırları tanımıyor, ırklar arasında ayrım yapmıyor. Öyle ki şu ana kadar 82 bin 816 vakanın görüldüğü, 4 bin 632 ölüm vakasının meydana geldiği Çin, bu salgından etkilenen ilk ülke oldu. Salgının küresel durumu halen çok ciddi. Haksız suçlamalar hastalıkla mücadeleye yardımcı olmadığı gibi bireyler arasında paniğe, tutuculuğa ve muhalefete neden olur. Bunlar da hastalıkla mücadele etmedeki uluslararası iş birliğine zarar verir. Nitekim ülkeler arasındaki ideolojik farklılıklar aşılmalı, asılsız suçlamalar ve şüpheler yayılmamalı, hastalıkla mücadele siyasileştirilmemeli, yalanlar yayarak sorumluluktan kaçılmamalıdır.”

“Yarasa yemiyoruz!”
Wang Kejian, Çin'in salgın hastalıklarla dolu uzun tarihi hakkında şöyle diyor:
“Nüfus yoğunluğu yüksek olan Çin, diğer birçok ülke gibi zaman zaman salgın hastalıklara maruz kalmıştır. Birçok kişinin ölümüne neden olan veba ve çiçek hastalığı bunlardan bazılarıdır. Halkın sağlığını önemseyen Çin hükümeti ise hastalıkları önlemek ve kontrol altına almak için yasalar geliştirmek, aşı kampanyalarını yoğunlaştırmak, bulaşıcı hastalıklar için sürveyans ve erken uyarı yeteneklerini geliştirmek, aktif olarak uluslararası işbirliğine bağlılık gibi bir dizi önlem almıştır. SARS, kuş gribi ve benzeri salgınlarla mücadeleden dersler alınmış, tecrübe edilmiştir. Bu da halk sağlığı için ciddi tehlikeler oluşturan veba, tüberküloz ve AIDS gibi temel bulaşıcı hastalıkların etkili bir şekilde kontrol edilmesine yardımcı olmuştur. Bugün sık sık el yıkamak ve yemek çubuğu kullanmak gibi temizlik alışkanlıklarını benimsemenin önemi konusunda halkın farkındalığı artıyor. Vahşi hayvan yemek, Çin’de yasa dışı bir eylemdir. Hayatımda hiç pazarlarda yarasa satıldığını, restoran veya evlerde yarasa yendiğini görmedim.”

Bir ‘Hollywood Komplosu’
Ülkesinin salgını kontrol altına alışına değinen Wang Kejian sözlerin şöyle sürdürdü:
“Çin, bu salgının ülke içi hareketini kesti. İşlerin, üretimin, pazarların ve okulların kademeli şekilde açılarak çalışmalarına düzenli bir şekilde devam etme süreci başladı. Ancak henüz yurt dışından vaka gelmeye devam ediyor. Bu nedenle tam bir zafer ilan edilemez. Salgının tekrarlanmasını önlemede ve söz konusu vakaların ülkeye girişini kontrol altında tutmada alınan katı tedbirler sürüyor.”
Wang Kejian, yıllar önce filmlerde ya da kitaplarda resmedilen bir ‘komplo teorisi’ hakkında da şu değerlendirmede bulundu:
“Bulaşıcı hastalıkları konu edinen birçok edebiyat ve sinema eseri mevcut. Tıpkı bir Hollywood filmi olan ‘Contagion’ (Salgın) gibi… Birçoğu filmin konusunun Kovid-19 salgınına benzediğine inanıyor. Bu yüzden yazar, modern toplumun er ya da geç bir salgından etkileneceğini, buna hazırlıklı olmamız gerektiğini söyledi. Bunun anlamı, insanlığın her zaman son derece uyanık olması, ölümcül bulaşıcı hastalıklar gibi ortak zorluklara dikkat edilmesi, bu konuda aktif çalışmaların yapılması gerektiğidir. Virüsün kaynağını belirlemek, bilimsel bir konudur. Cevabı edebiyat veya sinema eserlerinde aramak yerine bilim adamları ve uzmanlar tarafından yürütülen çalışmalara ve araştırmalara başvurmalıyız.”

Haksız suçlamalar
Wang Kejian, ABD Başkanı’nın WHO’nun Pekin’e “yandaş” olduğu yönündeki iddialarını da reddetti:
“Salgın başladığından bu yana görevlerini aktif bir şekilde yerine getiren WHO, ülkelerin salgınla başa çıkmalarına yardımcı olmada, tarafsız ve adaletli bir uluslararası iş birliğini desteklemede önemli bir rol oynamıştır. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres gibi isimler ile Fransa, Almanya, İngiltere ve Japonya gibi birçok ülke, örgüte destek verdiğini vurguladı. BM Genel Kurulu, WHO’nun oynadığı rolün önemini doğrulayan bir kararı oybirliğiyle kabul etti. G-20 ülkeleri ise salgına verilen uluslararası yanıtın koordinasyonu ve bu rolün sağlam kılınması konusundaki kararlılığını ve taahhüdünü tam olarak destekledi. Tüm bunlar, uluslararası toplumun ortak görüşünü yansıtıyor. Desteğe ihtiyaç duyan ülkelere yetenekleri dahilinde yardım sağlamaya hazır olan Çin, salgının neden olduğu ölü sayısında bir artış gördüğünde siyasi bir amaçla değil, insanlık duygusu ile yardım eli uzatır. Diğer yandan Çin halkı, uluslararası toplumun Kovid-19’la mücadelede onlara verdiği değerli desteği ve yardımı asla unutmayacak.”

Çok kutuplu dünya düzeni
Wang Kejian açıklamasında küresel öapta karşı karşıya kalınan sınava dikkat çekti:
“Koronavirüs salgını, insanlığın ortak bir kadere bağlı olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Ancak Kovid-19, iyi ve kötü zamanlarda yan yana durmamız gerekliliğini hatırlatan ilk afet olmadığı gibi belki sonuncusu da olmayacak. Dünya, ekonomik küreselleşme döneminde geleneksel ya da geleneksel olmayan güvenlik testleriyle karşı karşıyadır. Nitekim gücü ne olursa olsun hiçbir ülke küresel krizden izole olamaz ya da başkalarını hesaba katmadan yalnızca kendini koruyamaz. Dünya ülkeleri, salgınla mücadelede ortak eylem yoluyla çalıştıkları sırada şunun farkında derin bir şekilde varacak: Küresel riskler ve zorluklarla yüzleşmenin, yeryüzünde güzel diyarlar kurmanın yolu ancak ve ancak dayanışmadan, iş birliği ve entegre çabalardan, çok kutupluluğa ve insanlık için gelecekte ortak bir toplum kavramına bağlılıktan geçer.”
Pekin'in dünyayı yönetme arzusu ve bunu yapma yeteneği hakkındaki sorulara yanıt veren Wang Kejian açıklamalarının devamında Çin’in uluslararası iş birliğine verdiği öneme dikkat çekti:
“Uluslararası hegemonya teorisine katılmayan Çin, çok kutupluluğu destekleyen ve bunu güçlendirmenin gerekliliğini vurguluyor. Çin aynı zamanda salgınla etkili bir şekilde mücadele etme ve onu kontrol altına almada uluslararası iş birliğine önem veren ve bunun için çalışan, BM ve WHO’nun lider rolünü güçlü bir şekilde destekleyen bir ülkedir.”



İran'ın Asaluyeh kentindeki bir petrokimya tesisine saldırı

İranlı yetkililerin bugün ABD-İsrail hava saldırısıyla vurulduğunu söylediği Tahran'daki Şerif Teknoloji Üniversitesi kompleksinde işçiler enkazı kaldırıyor (AP)
İranlı yetkililerin bugün ABD-İsrail hava saldırısıyla vurulduğunu söylediği Tahran'daki Şerif Teknoloji Üniversitesi kompleksinde işçiler enkazı kaldırıyor (AP)
TT

İran'ın Asaluyeh kentindeki bir petrokimya tesisine saldırı

İranlı yetkililerin bugün ABD-İsrail hava saldırısıyla vurulduğunu söylediği Tahran'daki Şerif Teknoloji Üniversitesi kompleksinde işçiler enkazı kaldırıyor (AP)
İranlı yetkililerin bugün ABD-İsrail hava saldırısıyla vurulduğunu söylediği Tahran'daki Şerif Teknoloji Üniversitesi kompleksinde işçiler enkazı kaldırıyor (AP)

Reuters'ın aktardığına göre, İran'ın Fars Haber Ajansı bugün Asaluyeh'deki Güney Pars Petrokimya Kompleksi'nde birkaç patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

Bugün, İran'ın Kum kentindeki bir yerleşim bölgesine düzenlenen hava saldırısında, devlet kontrolündeki İran Daily gazetesinin internet sitesine göre en az 5 kişi öldü. İran, son günlerde savaşla ilgili genel kayıp rakamlarını açıklamadı, ekipman kayıplarından ise bahsetmedi.

Bu sabah erken saatlerde, İran'ın başkenti Tahran'a bir dizi hava saldırısı düzenlendi ve patlamalar gece boyunca yankılandı; ancak hedeflerin ne olduğu anlaşılamadı. Alçak uçuş yapan savaş uçaklarının uğultusu birkaç saat boyunca aralıklarla duyuldu.


Dünya, Trump’ın İran’a verdiği sürenin dolmasına az kala nefesini tutuyor... Seçenekleri neler?

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Nisan’da Beyaz Saray’ın ana salonunda İran savaşı hakkında konuşurken (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Nisan’da Beyaz Saray’ın ana salonunda İran savaşı hakkında konuşurken (EPA)
TT

Dünya, Trump’ın İran’a verdiği sürenin dolmasına az kala nefesini tutuyor... Seçenekleri neler?

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Nisan’da Beyaz Saray’ın ana salonunda İran savaşı hakkında konuşurken (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Nisan’da Beyaz Saray’ın ana salonunda İran savaşı hakkında konuşurken (EPA)

Dünya, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın seyrini durdurabilecek her gelişmeyi endişeyle takip ediyor. Bu gerilim, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a verdiği sürenin dolmasına az kala daha da artıyor. Trump, Tahran’dan Hürmüz Boğazı’nı açmasını talep etmiş, aksi takdirde bir misilleme ile karşı karşıya kalacaklarını belirtmişti.

Trump, İran’a Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak bir anlaşmaya varmaları için önümüzdeki çarşamba gününü son tarih olarak verdi. Bu, ABD’nin doğu kıyısı saatiyle salı akşamı 20:00’ye denk geliyor. Taraflar, savaşın kırkıncı gününe yaklaşırken ya bir uzlaşmaya varacak ya da yıkıcı bir saldırıyla yüzleşecek.

Olası ateşkes

ABD ve İsrail kaynaklarına göre, ABD ve bölgesel arabulucular, savaşın kalıcı olarak sona ermesine yol açabilecek 45 günlük olası bir ateşkes üzerine görüşmeler yürütüyor.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre uzmanlar, sürenin son saatlerinde kısmi bir anlaşma sağlanma olasılığı azalmasına rağmen, bu girişimi savaşın dramatik bir şekilde tırmanmasını önlemek için ‘son şans’ olarak değerlendiriyor.

Savaşı durdurmaya yönelik çabalar

Diplomatik çabalara yakın kaynaklar, görüşmelerin Pakistan, Mısır ve Türkiye aracılığıyla yürütüldüğünü ve ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında doğrudan mesajlaşmaların gerçekleştiğini açıkladı. Axios’a göre müzakereler şu anda iki aşamalı bir anlaşma üzerinde yoğunlaşıyor: İlk aşama, savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi amacıyla yürütülecek görüşmelerin süreceği yaklaşık bir buçuk aylık olası bir ateşkesi kapsıyor. Gerekirse ateşkes süresi uzatılabilecek.

Arabulucular, ikinci aşamaya geçiş ve savaşın tamamen sona erdirilmesinin, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve yüksek zenginleştirilmiş uranyum meselesinin çözümüyle mümkün olacağını, bunun ya uranyumun yurtdışına taşınması ya da yoğunluğunun azaltılması yoluyla olabileceğini belirtiyor. Bu adımların yalnızca kapsamlı bir nihai anlaşma çerçevesinde gerçekleştirilebileceği vurgulanıyor.

Şu anda arabulucular, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokuyla ilgili güven artırıcı önlemler almasını sağlayacak taslaklar üzerinde çalışıyor. Kaynaklardan ikisi, bu iki konunun Tahran için temel pazarlık maddeleri olduğunu ve İran’ın yalnızca 45 günlük geçici bir ateşkes karşılığında bunlardan tamamen vazgeçmeyeceğini söylüyor. Arabulucular ise ilk aşamada her iki konuda kısmi adımlar atılması ve ABD’nin de savaşın yeniden başlamayacağına dair garantiler sunması olasılığını değerlendiriyor.

ABD birliklerinin hareketlerini takip etmek

Başarının büyük ölçüde İran’ın vereceği yanıta bağlı olabileceği belirtiliyor. Zira Tahran son günlerde çeşitli teklifleri reddetmişti.

Londra Free Press gazetesinde yayımlanan bir makaleye göre, ABD güçlerinin bölgedeki mevcut hareketliliği biraz daha sürebilir ve bölgeye takviye birlikler gönderilebilir. Makale, mevcut durumun bu ayın sonuna kadar devam edebileceğine işaret ediyor.

Makalede, İran’daki yeni liderlerin Amerikalıların hamlelerini önemsemediği, çünkü Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün ABD’nin sahip olduğu tüm kozlardan üstün olduğunu düşündükleri ifade ediliyor. Bu nedenle ay sonuna gelindiğinde, Trump’ın önünde büyük olasılıkla yalnızca üç seçenek kalacağı ve bunların hepsinin onun açısından korkutucu olduğu vurgulanıyor.

Trump için olası seçenekler şunlar olabilir:

1- İran rejimi ile anlaşma

İlk seçenek, Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü içeren ve ABD ile İsrail’in İran’a yeniden saldırmayacağına dair uluslararası bir garanti öngören bir anlaşma yapmak. Gazeteye göre bu durum Trump için ‘son derece küçük düşürücü’ olacak. Zira kötü tabloyu hiçbir şekilde düzeltemeyecek.

2- Zafer ilanı ve asker çekme

İkinci seçenek, zafer ilan ederek birlikleri geri çekmek, ancak bu durum Hürmüz Boğazı’nın açılmasını sağlamayacak.

3- Hark Adası’nın ele geçirilmesi

Üçüncü seçenek, kara kuvvetlerini göndererek Hürmüz çevresindeki Hark Adası veya kıyı bölgelerinin ele geçirilmesiyle İran’ı müzakere masasına oturtma umudu. Gözlemciler, Amerikan askerlerinin düşürülen uçağının pilotlarını başarıyla kurtarmasının ardından Trump’ın benzer operasyonları genişletme isteğinin doğabileceğinden endişe ediyor.

2 Nisan’da gerçekleştirilen bu operasyon, pilotların güvenli şekilde kurtarılmasını sağlamıştı. The Hill gazetesine göre Trump, anlaşma sağlanamazsa İran’a kara birlikleri göndermeyi de değerlendiriyor.

Trump, sürenin dolmasına kadar bir anlaşma umudunu korurken, son saatlerdeki açıklamalarında İran’a boyun eğmezse ülkeyi tamamen yok edeceği tehdidinde bulunarak kararlılığını gösterdi. Enerji tesisleri ve başlıca köprüler, saldırı hedefleri arasında öncelikli olarak gösterildi.


Katz: İran Devrim Muhafızları istihbarat şefini öldürdük

Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)
Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)
TT

Katz: İran Devrim Muhafızları istihbarat şefini öldürdük

Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)
Devrim Muhafızları istihbarat servisinin Başkanı Tuğgeneral Mecid Hademi (Arşiv- ISNA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu istihbarat şefinin öldürüldüğünü duyurarak, İranlı liderleri "tek tek" takip edeceklerini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Katz, "Devrim Muhafızları sivillere ateş açıyor, biz ise terörist liderleri ortadan kaldırıyoruz" dedi.

Katz, "İran liderleri sürekli olarak hedef alındıklarını hissediyorlar ve biz de onları tek tek takip etmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

İsrail'in İran'ın çelik ve petrokimya endüstrilerine "önemli ölçüde zarar verdiğini" iddia etti.

Şöyle devam etti: "İran'ın ulusal altyapısını yok etmeye devam edeceğiz ve terörist rejimi çöküş noktasına kadar zayıflatmak, terörizmi yayma ve İsrail Devleti'ne ateş açma kabiliyetini baltalamak için çalışacağız."