Koronavirüse rağmen Kabe’de ezanlar susmuyor

Şeyh Ali Molla, Mescid-i Haram hoparlörlerinden ezan okurken
Şeyh Ali Molla, Mescid-i Haram hoparlörlerinden ezan okurken
TT

Koronavirüse rağmen Kabe’de ezanlar susmuyor

Şeyh Ali Molla, Mescid-i Haram hoparlörlerinden ezan okurken
Şeyh Ali Molla, Mescid-i Haram hoparlörlerinden ezan okurken

Küresel koronavirüs salgınının gölgesindeki Mescid-i Haram minarelerinin yüksek sesi onlarca yıldır dünyanın muhtelif köşelerindeki müslümanların kulaklarından bir gün dahi eksik olmadı.
Mescid-i Haram müezzinlerinin Kabe’ye girişleri ve yapmaları gereken vazifeler, önceden planlanmış bir program dahilinde dakik bir protokole göre yürütülüyor. Kabe’ye giriş ve yapılması gerekenler hakkında önceden yapılan planlama dahilinde, her vakit için asil bir müezzinin yanında bir ihtiyat müezzini bulunuyor ve müezzinler her yöne barış ve huzur taşıyan Hicaz makamında ezan okuyorlar.
İmamlar ve Müezzinler İdaresi Genel Müdürü Muhammed Hayyat, Harem-i Şerif müezzinliğinin salgına rağmen herhangi bir kesintiye uğramayan barış çağrısını semalara yükseltmeye devam ettiğini belirtiyor. Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda Hayyat şu ifadelere yer verdi, “Müezzinlik ezanların başlangıç noktası ve imamların ardından tekrar etme yeri olarak kabul edilir. Sesin herhangi bir kesintiye uğramamasını sağlamak, Mescid- Haram imamlarını takip etmek, namaz kılmak ve duyuru yapmak için müezzinlik her türlü entegre cihaz sistemine ve fiziki imkanlarla donatılmış durumdadır. Müezzinlik şu anda genişletme çalışmalarının tamamlanmasına kadar geçici yeri olan Mes’a’da bulunuyor. Çalışmalar tamamlandıktan sonra Kaben’nin tavaf avlusunun güneyindeki asıl yerine taşınacak.”
Hayyat, müezzinliğin içindeki odada mikrofonların önüne sabitlenmiş iki ekran bulunduğunu, bunların ilkinin, imamın Metaf avlusuna girişinden namaz kıldığı mihraba kadar olan hareketini takip ettiğini, imamın sesinin müezzin tarafından duyulmaması durumunda bundan yardım alındığını ve yine cenaze hareketlerinin de bu ekrandan takip edildiğini belirtti. Diğer ekrana gelince, bu ekranın sadece namazı kılınacak cenazelerin bilgisine ayrılmış olduğunu, ekranda cenaze sayısı, bunların erkek mi, kadın mı veya çocuk mu olduklarına dair detayların yer aldığını ifade etti.
Hayyat, müezzinliğin zaman içinde geçirdiği teknik değişiklikler hakkında ise, müezzinliğin hukuki, idari ve matematiksel olarak düzenlenen, kurumsal bir çalışma düzenine göre idare edilen müstakil organizasyon olduğunu belirterek, müezzinlik içindeki teknik ekipman arasında kırmızı renkli bir ikaz ışığının bulunduğunu, bu ışığın ezan vaktinden bir dakika önce otomatik olarak devreye girdiğini ve böylece müezzinlerin ezan için hazırlanmasını sağladığını, ayrıca vaktin girdiğini gösteren iki tane saatin bulunduğu söyledi.
Hayyat şöyle eklemede bulundu, “Teknik donanımlardan biri de namaz esnasında imamı takip etmeye yarayan bir ekranın bulunmasıdır. Müezzinler herhangi bir ses kesintisi durumunda imamların hareketlerini bu ekran sayesinde takip edebiliyorlar. Diğer donanım ise cenaze takip ekranıdır. Bu ekranların tamamı ana batarya ve acil durum bataryaları sistemiyle desteklenmiş durumdadır. İmam İşleri Genel Müdürlüğü’nde çalışan müezzinler ve diğer görevliler, bu cihazlarla nasıl çalışacakları konusunda oldukça eğitimli ve tecrübe sahibi. Müezzinlik ayrıca, dışarıdan gelen seslerin karışmasını önlemek amacıyla dış seslerden tümüyle yalıtılmış bir yapıya sahiptir.”
Teknik olarak ezan okuma mekanizması ve bir namazda bulunması gereken müezzin sayısı hakkında Hayyat şunları söyledi, “Namazlar açık bir sistem ve tekniğe göre ekranlar aracılığıyla kılınıyor. Müezzin bu ekranlardan imamın mihraba ulaşmasını ve seccadenin başında durması gibi hareketlerini izliyor ve namaz bu şekilde tamamlanıyor.”
Hayyat, “Ezanlar Hicaz makamına göre okunuyor. Müezzinler ‘ilk fecir ezanı, sabah namazı için ikinci ezan, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı ezanları’ şeklinde altı münavebeli  olarak ezan okuyorlar.” şeklinde eklemede bulundu.
Hayyat, Mescid-i Haram’ın 24 müezzini olduğunu, görevli müezzinin ezan vaktinden bir saat önce müezzinliğe girmekle yükümlü olduğunu söyledi. Her bir namaz için bir müezzin, bir mülazım, bir ihtiyat müezzini bulunduğunu, müezzinin ezan okuyup, kamet getirip, namaza başlangıç tekbiri (ihram tekbiri), rükû ve secde tekbirlerini ve namazdan sonra Hz. Peygamber’e salat ve selam (teslimat) getirmekle yükümlü olduğunu ifade etti. Mülazıma gelince, elektronik olarak cenaze ünitesine bağlı olan müezzinliğin içindeki cenaze ekranı aracılığıyla cenaze hakkındaki bilgilere ulaştığı ve cenaze namazları için yaptığı duyuruda bu ekrandan edindiği bilgiye göre davrandığını belirtti. İhtiyat müezzininin ise müezzine veya mülazıma herhangi bir şey olması durumunda onların yerine vazifeyi üstlenen görevliler olduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan’da 1 Mayıs itibariyle vaka sayısı 22 bin 753 iken toplam 163 hasta hayatını kaybetti.



İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
TT

İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)

İran’ın Bahreyn, Kuveyt ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik saldırıları, Tahran’ın bölgede onlarca yıldır süregelen istikrarı bozucu ve saldırgan tutumunu yansıttı. Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemciler, özellikle enerji tesislerinin hedef alınmasının, bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı incelemeye göre, şubat ayı sonunda başlayan savaşın ardından İran yaklaşık 20 saldırı düzenleyerek KİK üyesi ülkelerin enerji tesislerini hedef aldı. Bu saldırıların 8’inin geçtiğimiz cuma, cumartesi ve pazar günleri gerçekleştiği belirtildi.

Bahreyn resmi haber ajansı BNA dün, Körfez Petrokimya Sanayi Şirketi’ne (GPIC) ait bazı işletme ünitelerinin İran’a ait insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını bildirdi. Saldırı sonucu bazı ünitelerde yangın çıktığı, ancak yetkililerin kısa sürede yangını tamamen kontrol altına aldığı ve can kaybı yaşanmadığı ifade edildi.

Öte yandan Bapco Energies, depolama tesislerinden birinin benzer bir saldırıya maruz kaldığını açıkladı. Şirket, saldırı sonucu tanklardan birinde yangın çıktığını, ancak bunun kısa sürede kontrol altına alındığını ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığını duyurdu. Açıklamada, acil durum ekiplerinin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hızlı şekilde müdahale ettiği, hasar tespit çalışmalarının sürdüğü ve çalışanların güvenliğinin öncelik olmaya devam ettiği vurgulandı.

 Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)

Kuveyt Petrol Kurumu dün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Şuveyh’te Petrol Bakanlığı ile kurumun merkezinin bulunduğu alanda İHA’larla düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığını duyurdu. Kuveyt Elektrik, Su ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı ise iki elektrik üretim ve su arıtma tesisinin İHA’lar tarafından hedef alındığını, saldırı sonucu ciddi maddi hasar oluştuğunu ve iki elektrik üretim ünitesinin devre dışı kaldığını, ancak can kaybı yaşanmadığını açıkladı.

Cumartesi günü de Kuveyt’teki petrol tesisleri, Kuveyt Petrol Kurumu’na bağlı çeşitli operasyonel sahaları hedef alan İran’a ait İHA’ların saldırıları sonucu ciddi maddi hasar gördü. Kurum, saldırıların Kuveyt Ulusal Petrol Şirketi ile Kuveyt Petrokimya Endüstrileri Şirketi tesislerini hedef aldığını, birçok noktada yangın çıktığını ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Abu Dabi Medya Ofisi ise emirlikteki yetkili birimlerin, hava savunma sistemleri tarafından başarılı şekilde engellenen saldırının ardından düşen şarapneller nedeniyle Borouge petrokimya tesisinde çıkan birden fazla yangına müdahale ettiğini açıkladı. Açıklamada, hasar tespit çalışmaları tamamlanana kadar üretimin durdurulduğu ve şu ana kadar herhangi bir yaralanma bildirilmediği kaydedildi.

İran’ın Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik son saldırıları, ABD Başkanı’nın savaşı sona erdirmek amacıyla İran’a verdiği 10 günlük sürenin dolmasına kısa bir süre kala gerçekleşti. Gözlemciler, bu durumun İran’ın gerilimi artırma ve Körfez ülkelerini hedef almaya devam etme niyetine işaret ettiğini belirterek, bunun ‘sonuçlarına aldırış edilmeyen bir askeri gerilim’ olduğunu ifade etti.

Akademisyen ve siyaset araştırmacısı Dr. Ayed el-Munna, Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik artan İran saldırılarının, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan hamleleriyle eş zamanlı olarak geliştiğini belirtti. El-Munna, bu saldırıların aynı zamanda Körfez ülkelerinin ekonomik kaynaklarını ve altyapısını hedef alarak ‘zayıflatmayı’ amaçladığını, bunun da bölgede kaos, korku ve yıkım ortamı oluşturma hedefiyle örtüştüğünü ifade etti.

Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)

El-Munna, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçmişte yaşanan benzer olaylara da atıfta bulunarak, 1980’lerde Kuveyt Havalimanı’nın, Şuaybe Rafinerisi’nin, ABD ve Fransa büyükelçiliklerinin 90 dakika içinde gerçekleştirilen bir dizi patlamayla hedef alındığını hatırlattı. Ayrıca merhum Kuveyt Emiri Şeyh Cabir el-Ahmed es-Sabah’a yönelik suikast girişimi ile Kuveyt’teki ekonomik merkezlere düzenlenen saldırılara da değinen el-Munna, bu eylemlerin doğrudan İran tarafından değil, zaman zaman onun bağlantılı unsurları aracılığıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Siyasi analist Abdullah el-Cuneyd ise Körfez ülkelerindeki petrol altyapısı ve depolama tesislerinin hedef alınmasının, İran’ın askeri stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. El-Cuneyd’e göre bu strateji, öncelikle Körfez ülkeleri ve ABD yönetimi üzerindeki baskıyı artırarak tarafları eşit şartlarda müzakere masasına çekmeyi amaçlıyor. İkinci olarak, özellikle savaş dönemlerinde kritik öneme sahip olan ‘toplumların liderlik etrafında kenetlenmesi’ gibi yüksek moral durumunu kırmayı hedefliyor. Üçüncü olarak ise İran’ın, deniz ve hava gücünün yanı sıra füze kapasitesinin önemli bir kısmı etkisiz hale getirilmiş olsa dahi askeri caydırıcılığını koruduğunu göstermeye çalıştığını savundu.

Siyasi yazar Abdullatif el-Mulhim ise İran’ın Körfez ülkelerini hedef almaya devam etmesinin, KİK ülkelerini tarafı olmadıkları bir savaşa çekme ısrarını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Mulhim, Kuveyt ve Bahreyn’deki petrol tesislerinin hedef alınmasının ‘gerekçesiz bir gerilim’ olduğunu ve çatışmanın kapsamını genişletmeyi amaçladığını belirterek, bunun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve krizi daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. İran’ın balistik füzeler ve İHA’larla enerji tesisleri başta olmak üzere sivil altyapıyı hedef almasının, Körfez ülkelerine yönelik düşmanca yaklaşımını pekiştirdiğini kaydeden el-Mulhim, kullanılan füze ve İHA sayısının, İsrail’e karşı kullanılanlardan çok daha fazla olduğuna dikkat çekti.

 İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)

Uluslararası uzman raporları, İran’ın Körfez ülkelerindeki enerji tesislerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının, küresel ekonomiyi doğrudan hedef aldığını ortaya koydu. Raporlara göre, bu saldırılar petrol ve gaz üretim kapasitesinde düşüşe yol açarken, enerji arzının dünya genelindeki tüketicilere ulaşmasını da engelliyor. El-Mulhim, İran rejiminin Körfez’deki enerji tesislerini hedef almasının gerçek mağdurlarının ABD veya İsrail olmadığını, asıl etkilenenin hedef alınan KİK ülkeleri ile enerji maliyetlerinin artışından etkilenen gelişmekte olan ve yoksul ülkeler olduğunu vurguladı. El-Mulhim, bu saldırıların gerekçesiz ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Kuveytli mevkidaşı Şeyh Cerrah Câbir el-Ahmed el-Sabah ve Letonyalı mevkidaşı Baiba Braze ile yaptığı iki telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ele aldı.

Prens Faysal bin Ferhan, Bakan Baiba Braze ile yaptığı telefon görüşmesinde, Krallık ile Letonya arasındaki ikili ilişkileri gözden geçirdi.

Ferhan, daha sonra Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgesel gelişmeleri ele aldı ve her iki taraf da bu konularda sürekli koordinasyon ve istişarenin önemini vurguladı.


Muhammed bin Zayid ve Suriye Cumhurbaşkanı, ilişkilerin güçlendirilmesi ve bölgesel gelişmeler hakkında görüştüler

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)
TT

Muhammed bin Zayid ve Suriye Cumhurbaşkanı, ilişkilerin güçlendirilmesi ve bölgesel gelişmeler hakkında görüştüler

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid el Nahyan, Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve karşılıklı çıkarlarına hizmet edecek şekilde iş birliğini ve ortak eylem geliştirme yollarını görüştü.

Suriye Cumhurbaşkanı, telefon görüşmesi sırasında BAE ve Suriye arasındaki köklü ilişkilerden duyduğu gururu dile getirerek, her iki ülkede de istikrar ve kalkınmayı artırmak için bu ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilmesinin önemini vurguladı.

Görüşmede ayrıca, İran'ın devlet egemenliğini, uluslararası hukuku ve BM Şartı'nı ihlal ederek BAE ve bölgedeki ülkeleri, sivilleri, tesisleri ve altyapıyı hedef alan devam eden saldırıları çerçevesinde, bölgedeki gelişmeler ve bunların bölgesel güvenlik ve istikrar üzerindeki etkileri ele alındı.