Mahkeme kararı: Büyükanne, ya torunlarının fotoğraflarını silecek yada para cezası ödeyecek

Facebook şirketinin logosu (AP)
Facebook şirketinin logosu (AP)
TT

Mahkeme kararı: Büyükanne, ya torunlarının fotoğraflarını silecek yada para cezası ödeyecek

Facebook şirketinin logosu (AP)
Facebook şirketinin logosu (AP)

Hollanda'da anne-babasının onayı olmadan torunlarının fotoğrafını Facebook'a yükleyen büyükanne, fotoğrafları kaldırmaması halinde bin euroya ulaşana kadar günlük 50 euro para cezası ödeyecek.
BBC’nin haberine göre, büyükanne ve kızı arasında paylaşılan fotoğrafların Facebook’tan silinip silinmeme konusu üzerine anlaşmazlık yaşanınca yaşlı kadının kızı, sorunun çözülmesi için mahkemeye başvurdu.
Hakim, davanın Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne (GDPR) tabi olduğunu, çünkü fotoğrafların geniş kitleye ulaştığını aktardı.
Anne açıklamasında, annesinin kendisine fotoğrafların Facebook’ta yayınlanmasının ardından başka kimselere ulaşmayacağını söylediğini bildirdi.
BBC, GDPR düzenlemesinin kişisel veya aile verilerini içermediğini, bu kararın Avrupa Mahkemesinin yıllarca veri koruma konusundaki tutumunu yansıttığını söyleyen bir uzmanın görüşünü aldı.
Karar kapsamında büyükanne, torunlarının daha fazla fotoğrafını yayınlaması halinde günlük 50 euro para cezası ödeyecek.
Avukat Neil Brown ise, alınan bu kararın, sosyal medyada tweet atmadan veya fotoğraf yayınlamadan önce bir çok insanı düşünmeye iteceğini aktardı.



Psilosibin araştırması depresyon ve anksiyete tedavisi için umut verdi

Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)
Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)
TT

Psilosibin araştırması depresyon ve anksiyete tedavisi için umut verdi

Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)
Sihirli mantarlar depresyon tedavisinde son yıllarda öne çıkıyor (Reuters)

Sihirli mantarlardaki psilosibinin beyinde uzun süreli değişiklikler yarattığı tespit edildi. Bulgular ruh sağlığı sorunlarının tedavisinde daha etkili yöntemlerin önünü açabilir.

Bilim insanları psikedelik maddelerin beyindeki etkilerini uzun zamandır anlamaya çalışıyor. Bu maddelerin özellikle son yıllarda depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarına iyi gelebileceğini öne süren çalışmalar, alana yönelik ilgiyi artırdı.

Psilosibinin etkileri üzerine yapılan çalışmaların çoğu, maddeyi tedavi amaçlı alan gruplara odaklanıyordu. 

Kaliforniya Üniversitesi San Francisco kampüsünden nörolog Robin Carhart-Harris ve ekibiyse, maddenin psikedelik etkilerini daha iyi anlamak için daha önce hiç psilosibin kullanmamış 28 sağlıklı katılımcıyla bir çalışma yürüttü.

Katılımcılara ilk aşamada plasebo etkisine yakın kabul edilen 1 mg’lık düşük doz psilosibin verildi. 

Bilim insanları sonraki haftalarda katılımcıların ruh sağlığındaki değişimleri izlemek için bilişsel esneklik gibi faktörleri ölçen psikolojik testler yürüttü.

Ayrıca EEG, fonksiyonel MR taramaları ve difüzyon tensör görüntüleme (DTI) adı verilen bir teknikle de beyin aktivitelerini ve yapısal değişimleri izlediler.

Plasebodan bir ay sonra, katılımcılara güçlü bir psikedelik deneyim yaşatmak için 25 mg'lık tek bir psilosibin dozu uygulandı. Araştırmacılar aynı gün ve sonraki haftalarda aynı testleri yaptı.

Bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (5 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre psilosibin aldıktan sonraki bir saat içinde katılımcıların beyin entropisinde artış kaydedildi. Bu durum, beynin daha geniş yelpazedeki bilgileri işlediği anlamına geliyor.

Ayrıca psilosibin etkisi altında en yüksek beyin entropisine sahip katılımcıların, hem ertesi gün hem de bir ay sonra daha derin psikolojik içgörü ve daha yüksek mutluluk seviyeleri bildirme olasılığı daha yüksekti. Bulgular, esnek düşünmeyle ruh sağlığının iyileşmesi arasında ilişki olduğu fikrini destekliyor.

Carhart-Harris, "Verilerimiz, bu tür psikolojik içgörü deneyimlerinin, beyin aktivitesinin entropik niteliğiyle ilişkili olduğunu ve her ikisinin de sonradan ruh sağlığında görülen iyileşmelere yol açtığını gösteriyor" diyerek ekliyor:

Bu da psilosibin etkisinin (ve beyindeki korelasyonlarının) psikedelik terapinin işleyişinin kilit bir bileşeni olduğunu gösteriyor.

Psilosibinin ruh sağlığı üzerinde uzun süreli etkiler yaratabildiğini gösteren çalışma önemli bir adım olsa da bulguları destekleyecek daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Özellikle benzer çalışmaların daha geniş bir katılımcı grubuyla yürütülmesi gerekiyor.

Ancak doğrulandığı takdirde bulgular, psikedeliklerin anksiyete, depresyon ve bağımlılık üzerindeki terapötik etkilerini açıklamaya yardımcı olabilir.

Carhart-Harris "Herhangi bir ilacın tek bir dozundan bir ay sonra beyinde olası anatomik değişiklikler görmek dikkat çekici" ifadelerini kullanıyor: 

Bu değişikliklerin ne anlama geldiğini henüz bilmiyoruz ancak genel olarak, katılımcıların bu çalışmada daha iyi bir ruh hali ve zihinsel esneklik gibi olumlu psikolojik değişiklikler sergilediğini görüyoruz.

Independent Türkçe, Science Alert, Guardian, Nature Communications


Bilim insanları esnemenin şaşırtıcı faydalarını ortaya çıkardı

Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
TT

Bilim insanları esnemenin şaşırtıcı faydalarını ortaya çıkardı

Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)
Peru'daki Miraflores Merkez Parkı'nda bir kedi esniyor (AFP)

Çığır açıcı yeni bir araştırma, esnemenin beyindeki sıvıların düzenlenmesinde gözden kaçmış bir rol oynayabileceğini gösterirken, esnemeyi bastırmaya çalıştığımızda neler yaşandığına da ışık tutuyor.

Daha önce bu davranışın esasen oksijen seviyelerini düzenlemek için evrimleştiği düşünülüyordu. Alternatif teoriler ise esnemenin, aynı türden diğer bireylere yorgunluk sinyali vermeye yaradığını öne sürüyordu.

MR taramaları kullanılan yeni araştırmada, esnemenin beyin-omurilik sıvısının beyinden dışarı akışını yeniden düzenlediği tespit edildi. Bu sıvının beyinden atık maddeleri uzaklaştırmaya ve kritik kimyasalları taşımaya katkı sağlayarak basınç dengesini koruduğu ve organın genel sağlığını desteklediği biliniyor.

Çalışma ayrıca her insanın biraz farklı şekilde esnediğini de belirtiyor.

Hakemli dergi Respiratory Physiology & Neurobiology'de yayımlanan çalışmada, "Anlaşılan esneme, son derece uyarlanabilir bir davranış ve fizyolojik önemi üzerine yapılacak daha fazla araştırma meyve verebilir" ifadeleri yer alıyor.

Esneme; çene, baş ve boynun tutarlı ve tekrarlanabilir bir düzende koordineli hareketini içeriyor. Çalışmaya göre bu hareketler, beyin ve omurilik çevresindeki beyin-omurilik sıvısının akışını etkiliyor.

Çalışmada 22 sağlıklı katılımcının beyin sapı ve üst omurga çevresindeki sıvı akış yollarının, normal ve derin nefes alma gibi hareketlerin yanı sıra bastırılmış esnemelere kıyasla esnemeden nasıl etkilendiği incelendi.

Araştırmacılar, esnemelerin normal nefes almaya kıyasla beyin-omurilik sıvısı akışını artırdığını saptadı ve bu da davranışın, sadece yorgunluğu gösteren bir sosyal işaretin ötesinde "işlevsel bir fizyolojik amaç" taşıdığına işaret ediyor.

Derin nefesler de sıvı akışını artırıyor gibi görünse de esneme, beyin-omurilik sıvısı çıkışıyla "daha sık" ilişkilendirildi.

Buna karşılık derin nefes alma, ters yönde beyin-omurilik sıvısı akışı gösterdi.

Çalışmada bulaşıcı esnemenin bile, derin veya normal nefes alma sırasında görülmeyen, nefes verme aşamasında belirgin bir beyin omurilik sıvısı akışına yol açtığı tespit edildi.

Araştırmacılar, bir kişinin her esnediğinde kas hareketlerinin neredeyse aynı olduğunu saptayarak esnemenin beyin sapı tarafından kontrol edilen istemsiz bir hareket olduğunu doğruladı.

Dikkat çekici bir şekilde, bastırılmış esnemeler bile bastırılmayanlarla neredeyse aynı süreye sahipti; bu da bastırmanın altta yatan süreci etkilemediği anlamına geliyor.

Bilim insanları, "Esneme bir kez başladıktan sonra, kısmen örtülebilen ancak tamamen kesilmesi zor olan yapılandırılmış bir süreç olarak ilerliyor" diye açıklıyor.

Çalışmada esneme sırasında gözlemlenen akış modeli, bunun beyindeki çözünen madde taşınımı ve ısı alışverişini de etkilediğine işaret ediyor.

Araştırmada şu ifadeler kullanılıyor:

Esneme sırasında beyin-omurilik sıvısıyla venöz kan akışının uyumu ve karotis arter kan akışındaki artış, ısı alışverişini optimize ederek beynin soğumasına katkıda bulunabilir.

Daha hedefe yönelik beyin çalışmalarıyla doğrulanırsa bu bulgular, migren gibi beyin-omurilik sıvısı akışının bozulduğu rahatsızlıklar hakkında daha fazla bilgi sağlayabilir.

Independent Türkçe


Nolan'dan The Odyssey ipuçları: Homeros döneminin Marvel'ıydı

The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)
The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)
TT

Nolan'dan The Odyssey ipuçları: Homeros döneminin Marvel'ıydı

The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)
The Odyssey, Truva Savaşı'nın ardından İthaka Kralı Odysseus'un eve dönüş yolculuğunu anlatıyor (Universal)

The Odyssey'in yönetmeni Christopher Nolan, pazartesi gecesi (4 Mayıs) The Late Show'da Stephen Colbert'ın konuğu oldu. 

Nolan röportaj sırasında Tom Holland'la çalışmaktan, Anne Hathaway'i Şeytan Marka Giyer 2'de (The Devil Wears Prada 2) izlemekten ve destanın yazarı Homeros'la Marvel Sinematik Evreni (MSE) arasında kurduğu benzerliklerden bahsetti.

The Odyssey'de Odysseus'un oğlu Telemakhos'u canlandıran Örümcek-Adam (Spider-Man) yıldızı Tom Holland hakkında konuşan Nolan, genç aktörün yeteneklerini fark etmekte geç kaldığını itiraf etti. Holland'la çalışmaktan büyük keyif aldığını dile getiren Nolan, onunla başka bir projede yeniden çalışmaktan mutluluk duyacağını söyledi.

Nolan, Holland için "O muazzam biri. Daha önce birlikte çalışmamıştık ama onunla tekrar çalışmayı çok isterim. İnanılmaz bir yetenek, gerçekten çok başarılı" ifadelerini kullandı.

Daha önce Yıldızlararası (Interstellar) ve Kara Şövalye Yükseliyor'da (The Dark Knight Rises) da Nolan'la çalışan Anne Hathaway, The Odyssey'le ünlü yönetmenle yeniden bir araya geliyor. Hathaway filmde Odysseus'un eşi Penelope'yi canlandırıyor. Hathaway'in son filmi Şeytan Marka Giyer 2'yi izleyip izlemediği sorulan Nolan, "Dün gece izledim. Emily Blunt'la birlikte harika bir iş çıkarmışlar. Tek kelimeyle şahaneydi" dedi.

Röportajın ilerleyen bölümünde Colbert; Holland, Hathaway ve Robert Pattinson'ın büyük süper kahraman filmlerinde rol aldığını hatırlattı. Bu durum, Nolan'ın antik Yunan destanıyla modern çizgi roman serileri arasında paralellik kurmasına vesile oldu.

Nolan, "İster Marvel ister DC olsun, çizgi roman kültürü doğrudan Homeros destanlarından beslenir. Homeros'un olayı şudur; onun gerçekten tek bir kişi olup olmadığını kimse bilmiyor. Homeros bir bakıma kendi zamanının George Lucas'ıydı" diye konuştu.

Ünlü yönetmen sözlerine şöyle devam etti: 

Homeros, aslında bir bakıma döneminin Marvel'ıdır. Bu eserler, içten içe tanrıların aramızda yürüdüğüne inanma ya da bunu hissetme arzumuzdan doğar. Bence modern çizgi romanlar da bu duygunun günümüzdeki ifadesi.

2026 yaz sezonunun en çok beklenen yapımlarından biri olan The Odyssey'in oyuncu kadrosu, Hollywood'un en ünlü isimlerini bir araya getiriyor. Matt Damon'ın Odysseus'u canlandırdığı filmde; Holland, Hathaway ve Pattinson'ın yanı sıra Zendaya, Mia Goth, Jon Bernthal, Lupita Nyong’o, Charlize Theron, Elliot Page ve Benny Safdie gibi isimler yer alıyor.

Nolan'ın bir önceki filmi Oppenheimer, 21 Temmuz 2023'te benzer bir heyecan dalgasıyla vizyona girmişti. Associated Press'e (AP) konuşan Nolan, The Odyssey'in de epik bir film olmasına rağmen, atom bombasının babasını konu alan ve üç saat süren biyografisinden daha kısa olacağını belirtmişti. 

The Odyssey gibi çok iyi bilinen bir hikayeyi uyarlamanın üzerinde "devasa bir baskı" yarattığını itiraf eden yönetmen, izleyicilere "mümkün olan en iyi filmi çekmek için elinden geleni yaptığı" konusunda güvence vermişti.

The Odyssey, 17 Temmuz'da dünya genelinde sinemalarda olacak.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, AP, The Late Show With Stephen Colbert