Rusya, ABD ile Filistin arasında arabulucu olmaya çalışıyor

Araştırmacı Vitaly Naumkin, 2019 yılında Moskova’da düzenlenen bir basın toplantısında Azzam el-Ahmed (Fetih) ve Musa Ebu Merzuk’a (Hamas) aracılık ediyor (EPA)
Araştırmacı Vitaly Naumkin, 2019 yılında Moskova’da düzenlenen bir basın toplantısında Azzam el-Ahmed (Fetih) ve Musa Ebu Merzuk’a (Hamas) aracılık ediyor (EPA)
TT

Rusya, ABD ile Filistin arasında arabulucu olmaya çalışıyor

Araştırmacı Vitaly Naumkin, 2019 yılında Moskova’da düzenlenen bir basın toplantısında Azzam el-Ahmed (Fetih) ve Musa Ebu Merzuk’a (Hamas) aracılık ediyor (EPA)
Araştırmacı Vitaly Naumkin, 2019 yılında Moskova’da düzenlenen bir basın toplantısında Azzam el-Ahmed (Fetih) ve Musa Ebu Merzuk’a (Hamas) aracılık ediyor (EPA)

Filistin ve ABD yönetimleri arasındaki anlaşmazlıklar Rusya’nın nüfuz çabalarını arttırdı. Rusya bu süreçte Filistin ve ABD arasında arabulucu olmaya çalışıyor.
ABD’nin Rusya’nın inisiyatif edinme çabalarına yönelik edindiği istihbarat bilgileri geniş tartışmalara ve yorumlara neden oldu. Durum, Moskova’yı istihbaratın doğruluğunu reddetmeye ve ‘ABD’nin bölgeye dair barış planını reddettiğini’ bir kez daha hatırlatmaya itti.
Rusya’da birden fazla kaynaktan yapılan yalanlama açıklamaları, yalnızca Rusya’nın Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ortadoğu Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov ile Beyaz Saray’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Avi Berkowitz arasındaki telefon görüşmesinin içeriğinin çarpıtılmasının nedenlerini değil, Moskova’dan memnuniyetsizlik belirtilerini içeriyor.
Bu çerçevede Rus kaynakların Şarku’l Avsat’a yaptığı aktardığına göre Moskova, Trump’ın planındaki temel riske dair Rus tavrının ‘uluslararası hukuka dayalı olmayan anlaşmalara ve uluslararası kararlara alternatifler sağlanmasından’ yana olduğunu ifade etti.
Bu açıdan Moskova, sadece plan hususunda bir Filistin - ABD diyaloğu girişimi başlatmakla kalmadı, aynı zamanda Filistinlilerin plana uymasını sağlamak amacıyla ABD’lilerin de Avrupalıların da Rusları etkileme yaklaşımını reddetti.
Öte yandan Moskova, iki düzeyde harekete geçti; ilk olarak Rusya tarafından Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Vershinin’in de katıldığı, temsilciler düzeyinde sanal bir toplantı düzenleyerek Dörtlü Komite’yi canlandırmaya çalışıyor. Toplantının kesin sonuçlarla sonuçlanmadığı ise doğru.
İkinci olarak ise Moskova, Bogdanov’un Filistinli lider Hüseyin Şeyh ile iki gün önce yaptığı telefon görüşmesi sırasında Filistin- İsrail toplantıları düzenlemeye hazır olduğunu vurguladı.
Bu çerçevede Moskova, Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e gönderilen bir mektuba olumlu yanıt vererek, etkili bir rol oynama olasılığı çerçevesinde hareketlerini genişletmeye hazır olduğuna dair örtülü bir mesaj gönderdi.
Moskova’nın, ‘bu yönde hareket etme olasılığı hakkında ayrıntı vermediği’ doğru. Çünkü bu durum, büyük çabalar, ayrıca ABD’nin ve İsrail’in onayını gerektiriyor. Moskova’daki gözlemcilere göre Rusya’nın bu fikri ‘olumlu’ olarak ele alması, Washington’a bir mesaj gönderdi. Ortadoğu meselelerinde uzmanlaşmış bir çalışma merkezinin müdürü, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Rusya’nın hassas bir dengede durduğunu söyledi. Müdür, Rusya’nın bir taraftan Filistin- İsrail meselesine dahil olmak istemediğini, Suriye ile meşgul olduğunu ve İsrail ile yakın ilişkilerini korumayı arzuladığını söylerken, diğer taraftan da Kremlin’in bu meseledeki varlığını artırmak, tüm sıcak bölgesel meselelerde diplomasisinin yeniden canlandırmak için durumu önemli bir fırsat olarak gördüğünü ifade etti. Yetkili, “Bu nedenle Moskova’nın önümüzdeki dönemde bu konudaki rolünü genişletecek bir mekanizma bulacağı göz ardı edilemez” dedi.
Bu çerçevede beklenen Rusya rolüne ilişkin son tartışmalar, özellikle Rus basınında geniş yer buldu. Bu durum, yalnızca İsraillilere ve ABD’lilere değil, aynı zamanda Filistinlilere açık mesajlar göndermeyi amaçlayan aleni bir şekil aldığı anlamına geliyor.
Bu nedenle son zamanlarda medya organlarının, Filistin Devlet Başkanının Washington baskısı karşısında Rusya’nın arabuluculuk talep etmesine odaklanması dikkat çekici bir durum oldu. Söz konusu talep, ‘Nezavisimaya Gazeta’ gazetesinde de farklı manşetler altında değerlendirildiği. Ancak aynı içerik, çok sayıda büyük gazetede de geniş bir yer buldu.
Aynı şekilde Filistinli eski bir diplomat olan Rami eş-Şair’in iki gün önce yayınladığı bir makale, onu bugün Rus diplomasisinin koridorlarında yer alan ve bu ‘mesajları’ daha açık şekilde ortaya koyan tartışmalara aşina isimler arasında koydu. Yazar, makalesinde “ABD, yaklaşan ABD seçimlerinin tarihiyle bağlantılı olarak bir ay içerisinde ‘Yüzyılın Anlaşması’ maddelerini zeminde uygulamayı sürdürme hedefini belirledi. Trump yönetimi, seçim kampanyası için onlarca yıldır sürmekte olan Filistin - İsrail çatışmasının çözümünde kaydedilen ilerlemenin büyüklüğünü, ikinci bir başkanlık dönemine aday olmak için kullanmayı amaçlıyor” ifadelerine yer verdi.
Kampanyanın denetçilerinin, Filistin onayı alma çabalarını artırdığı, ayrıca bazı taraf ve diğer ülkelere (başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Rusya, Mısır, Ürdün ve Arap Körfezi) desteğini dile getirdiği belirtildi. Makalede, “Eğer Filistin tarafı şu an itibariyle bir buçuk ay içerisinde bu cömert teklife uymazsa, yeni İsrail hükümeti, Suriye’nin Golan’ı ilhak etmesi gibi Batı Şeria’yı ilhak etme kararını açıklayacak” denildi.
Büyükelçiliğin Kudüs’e taşınmasından ve Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilan edilmesinden bu yana ABD tavrındaki gelişmeler incelenirken, Batı Şeria, Gazze Şeridi, Lübnan, Ürdün, Suriye ve Mısır üzerindeki ekonomik baskı da sıkılaştırıldı. Rami eş-Şair, “Trump idaresinin, arka arkaya tüm önemli uluslararası anlaşmalardan çekilmesi de dahil, takip ettiği gerginliği tırmandırma politikası sonucunda Filistin halkının tüm alanlardaki tek meşru temsilcisi Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) rolünün tamamen yokluğu ve uluslararası ilişkilerdeki istikrarsızlık; tüm bunlar bölgesel ve uluslararası güçler için yeni dengelerle yeni bir uluslararası durum yaratır ve daha önce var olmayan zorluklar ortaya koyar” dedi.
Yazar, Filistin liderliğinin taktiksel adımlarda başarısız olduğunu, hatta bu adımların bir tuzağa dönüştüğünü söylerken, “Bugün İsrail ve Washington ile güvenlik koordinasyonu, hareket özgürlüğünün yanı sıra günlük yaşama uzanan yansımalarla sınırlıdır” ifadelerini kullandı.
Yazar Rami eş-Şair, Rusya veya Filistin halkına dost herhangi bir tarafın yürütebileceği herhangi bir çabanın karşısındaki temel sorunun, mevcut karantina koşulları ve koronavirüs salgını nedeniyle sınırlı hareket çerçevesinde ‘Filistin birliğini yeniden kurmak, Filistin evini yeniden düzenlemek ve FKÖ’nün Filistin halkının tek temsilcisi olduğunu onaylamak’ olduğunu belirtti. Bu adımın şu anda gerektiğini söyleyen yazar, ayrıca adımın Filistin liderliğinin şu anda Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Rusya ve ABD’yi de kapsayan Dörtlü Komite’yi canlandırmak için sarf ettiği tüm çabalardan daha önemli olduğunu vurguladı. Dörtlü Komite, herhangi bir uluslararası yapısal özelliğe veya üzerinde uzlaşı sağlanmış bir iç sisteme sahip değil, yani taraflarından hiçbiri için bağlayıcı değil.



ABD ordusu, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'den Irak'a nakletmeye başladı

Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
TT

ABD ordusu, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'den Irak'a nakletmeye başladı

Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)
Bağdat'ın kuzeyindeki bir askeri üs bölgesinde bulunan ABD’li askerler (Reuters - Arşiv)

ABD ordusu tarafından yapılan bir açıklamada, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) dün, ‘terör örgütü üyelerinin güvenli gözaltı merkezlerinde tutulmasını sağlamak’ amacıyla, DEAŞ’lı tutukluları Suriye'nin kuzeydoğusundan Irak'a nakletmek için yeni bir operasyon başlattığı belirtildi.

Görev, ABD güçlerinin Suriye'nin Haseke kentindeki bir gözaltı merkezinde tutulan 150 DEAŞ üyesini Irak'taki güvenli bir yere başarıyla nakletmesiyle başladı.

CENTCOM tarafından yapılan açıklamaya göre terör örgütü DEAŞ’ın 7 bin kadar tutuklu üyesinin Suriye'den Irak makamlarının kontrolündeki tesislere nakledilmesi planlanıyor.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Irak hükümeti dahil olmak üzere bölgesel ortaklarımızla yakın iş birliği içindeyiz. DAEŞ'in nihai yenilgisini sağlamadaki rollerini takdir ediyoruz. DAEŞ’lı tutukluların düzenli ve güvenli bir şekilde nakledilmesini sağlamak, ABD ve bölgesel güvenliğe doğrudan tehdit oluşturabilecek kaçışlarını önlemek için çok önemli.”

Reuters'ın haberine göre bu adım, Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) hızlı çöküşünün ardından atıldı. Bu çöküş, SDG'nin kontrolündeki yaklaşık on iki hapishane ve gözaltı kampının güvenliği konusunda belirsizliğe yol açmıştı.

CENTCOM Komutanı Amiral Cooper, Şara'ya plan hakkında bilgi verdi

CENTCOM Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, Reuters’ın aktardığı açıklamasında, Amiral Cooper'ın Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye'de devam eden gerginlikler hakkında görüştüğünü söyledi.

Yüzbaşı Hawkins “İki lider, Suriye hükümet güçlerinin SDG ile ateşkes taahhüdünün ve DEAŞ’lı tutukluların Suriye'den Irak'a koordineli bir şekilde nakledilmesinin desteklenmesinin önemini görüştü” dedi.

CENTCOM, “Amiral Cooper, Şara'ya CENTCOM’un yaklaşık 7 bin tutukluyu düzenli ve güvenli bir şekilde nakletme planı hakkında bilgi verdi” açıklamasında bulundu.

CENTCOM açıklamasında ayrıca, “Amiral Cooper, Suriye güçlerinin ve diğer tüm güçlerin operasyonu aksatabilecek her türlü eylemden kaçınmasını umduğunu belirtti” diye ekledi.

Iraklı yetkili: Bu, DEAŞ’lıların kaçma olasılıklarına ilişkin endişeleri azaltan bir adım

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı bir yetkili, “Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu, DEAŞ’lı tutukluların Irak'a nakledilmesinin, son zamanlarda artan kaçma olasılıklarına ilişkin endişeleri azalttığına karar verdi” dedi.

Iraklı yetkili, “Onları Irak hükümetinin denetimi altındaki hapishanelere, ABD ile doğrudan koordinasyon içinde yerleştirmek, örgütün kapasitesini yeniden inşa etme olasılığını tamamen ortadan kaldırır” diye ekledi.

Suriye TV, pazartesi günü, İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkilinin yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'nin güneyinde bulunan Şaddadi Hapishanesi’nden kaçan 90 DEAŞ üyesini yakaladığını söylediğini bildirdi.

gftr
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ilinin kırsal kesiminde bulunan Şaddadi ilçesindeki Şaddadi Hapishanesi’nin bir fotoğrafı (EPA)

Suriye ordusu daha önce Şaddadi’nin kontrolünü ele geçirdiğini ve bölgeyi güvenli hale getirmek ve SDG’nin serbest bıraktığını iddia ettiği firari DEAŞ üyelerini yakalamak için operasyonlara başladığını duyurmuştu.

Suriye ordusu, şehirde tam sokağa çıkma yasağı ilan etti ve vatandaşları, örgüte mensup kaçakları orada konuşlanmış askeri birimlere bildirmeleri için çağırdı.

Hükümetin son günlerde kaydettiği hızlı ilerleme ve hala bölgeyi kontrol eden SDG'ye ABD'nin desteğini açıkça geri çekmesi, isyancılar 13 ay önce Beşşar Esed’i devirdikten sonra ülkedeki en büyük kontrol değişikliğini temsil ediyor.

ABD ve Uluslararası Koalisyon güçleri 2025 yılında, Suriye'de 300'den fazla DEAŞ üyesini tutukladı ve aynı dönemde 20'den fazlasını öldürdü.

frgt
Şara, SDG ile ateşkes anlaşmasının imzalanması sırasında,19 Ocak 2026 (EPA)

Pazar günü varılan ve ateşkes ile SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu içeren anlaşmada, Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi, hükümetin DEAŞ üyesi olmakla suçlanan tutukluların sorumluluğunu üstlenmesi konusunda uzlaştılar.

Suriyeli yetkililer salı günü, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerleyişinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke’de SDG ile yeni bir mutabakat sağlandığını ve dört günlük ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘Haseke ilinin geleceği ile ilgili bir dizi konuda karşılıklı mutabakat sağlandığını’ belirtti.

Açıklamada, ‘SDG'ye, bölgelerin pratik bir şekilde entegrasyonu için ayrıntılı bir plan üzerinde istişare etmek üzere dört gün süre verilmesi’ konusunda anlaşmaya varıldığına işaret edildi.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki yedi hapishanede binlerce tutuklu bulunuyor. DEAŞ üyelerinin aileleri olduğu düşünülen on binlerce kişi de el-Hol ve el-Roj kamplarında yaşıyor.

Kürtleri DEAŞ’a karşı destekleyen Uluslararası Koalisyonun lideri olan ABD, bu hafta, örgütü yıllarca yenilgiye uğrattıktan sonra SDG ile ittifakının büyük ölçüde sona erdiğini açıkladı.


AB, Hindistan ile güvenlik ortaklığı anlaşması imzalayacak

Avrupa Birliği (Reuters)
Avrupa Birliği (Reuters)
TT

AB, Hindistan ile güvenlik ortaklığı anlaşması imzalayacak

Avrupa Birliği (Reuters)
Avrupa Birliği (Reuters)

Avrupa Birliği (AB), Hindistan ile önemli bir serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi’de yapılacak zirve öncesinde yaptığı açıklamada, Yeni Delhi ile bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalamaya hazır olduklarını belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin haberine göre Kallas Strazburg'daki Avrupa Parlamentosu milletvekillerine şunları söyledi:

“Bugün, AB ile Hindistan arasında deniz güvenliği, siber güvenlik ve terörle mücadele gibi konuları kapsayan yeni bir güvenlik ve savunma ortaklığı kurma konusunda ilerleme kaydetme kararı aldık.”

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Devlet ve Hükûmet Başkanları Konseyi Başkanı Başkanı António Costa, 26- 27 Ocak tarihlerinde Hindistan'ı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaret sırasında geniş kapsamlı bir ticaret anlaşması ve savunma ortaklığı anlaşması imzalanabilir.

Kallas, “Kural temelli küresel sistemin benzeri görülmemiş bir baskı altında olduğu bir dönemde Hindistan ile AB arasındaki ilişkiler gelişiyor” ifadelerini kullandı.

AB yetkilisi, her iki tarafın da ‘AB ile Hindistan arasında bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerini sonuçlandırmaya çalıştığını’ vurguladı.

Brüksel'e göre bu anlaşma, dünyadaki türünün en büyüğü olacak. Anlaşma, Hindistan ve Avrupa şirketlerinin, ABD başkanının uyguladığı gümrük vergileri karşısında üreticileri için yeni fırsatlar bulmasını sağlayacak.

Kallas, iki tarafın ayrıca ‘dönemlik işçilerin, öğrencilerin, araştırmacıların ve yüksek vasıflı profesyonellerin giriş-çıkışlarını’ kolaylaştıracak bir anlaşma imzalama çabası olduğunu söyledi.

Hindistan, bu adımların Avrupa'da bilişim mühendisleri ve diğer teknoloji uzmanlarının istihdamına katkıda bulunmasını umuyor.


Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
TT

Bir arıza nedeniyle Trump'ın uçağı geri dönmek zorunda kaldı ve bu durum ABD başkanlık uçağının yaşıyla ilgili soruları gündeme getirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere Zürih Uluslararası Havalimanı'na indikten sonra Air Force One uçağından inerken (AP)

Başkan Donald Trump'ın salı gecesi Avrupa'ya giderken Air Force One uçağında meydana gelen ve Trump'ın geri dönmesine neden olan elektrik arızası, onlarca yıldır hizmette olan yaşlanan başkanlık uçağı hakkında yeni ve endişe verici soruları gündeme getirdi.

Şarku’l Avsat’ın CNN'den aktardığına göre ABD Hava Kuvvetleri uzun zamandır yaşlanan filosunu modernize etmeye çalışıyor ve Trump, ilk döneminden beri Air Force One programında önemli değişiklikler yapılması için baskı yapıyor.

Geri dönmek zorunda kalan Boeing 747-200B uçağı, Doğu Zaman Dilimi'ne göre gece 11:00'den kısa bir süre sonra Maryland'e güvenli bir şekilde iniş yaptı. Bu uçak, ABD başkanını taşımak için tasarlanmış uçakları da içeren Hava Kuvvetleri'nin VC-25A programının bir parçası. İnişten yaklaşık bir saat sonra Trump bir uçağa binerek, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'na doğru yola çıktı.

Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt'e göre uçak tedbir amaçlı olarak Joint Base Andrews'e geri döndü.

CNN ulaşım analisti Mary Schiavo, "Bu uçağın dünyanın en iyi bakımlı uçaklarından biri olduğundan şüphe yok, ancak herhangi bir uçak, uyarı ışığı yandığında acil onarım gerektiren arızalar yaşayabilir" dedi.

dfrgth
ABD başkanlık uçağı Air Force One, İsviçre'nin Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (AP)

ABD Hava Kuvvetleri'ne göre söz konusu uçak ilk olarak 1991 yılında hizmete girdi ve başkanın taşınması için tahsis edilen iki Boeing uçağından biridir. Her iki uçak da otuz yılı aşkın süredir hizmette ve Trump, yeni uçaklar istediğini defalarca dile getirerek bu uçaklarla alay etmiştir. Ancak uçakların değiştirilmesi çok daha uzun sürecektir.

Boeing ile yapılan bir sözleşme uyarınca, iki başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek yeni uçakların 2022 yılında teslim edilmesi planlanmıştı, ancak bu süre doldu ve herhangi bir teslimat gerçekleşmedi.

Yeni uçaklarla ilgili son gelişmeler

Trump, başkanlık filosunun yenilenmesini uzun zamandır bekliyordu ve şu anda birkaç uçak üzerinde görüşmeler devam ediyor. Aralık ayında, ABD Hava Kuvvetleri, gelecekteki başkanlık hava taşımacılığı programını desteklemek için Alman havayolu şirketi Lufthansa'dan iki ek Boeing uçağı satın alma niyetini açıkladı; teslimatların bu yıl içinde yapılması planlanıyor ve bu da uçakların öncelikle eğitim amaçlı kullanılacağını gösteriyor.

ABD Hava Kuvvetleri, resmi bir açıklamada, eğitim programlarını desteklemek ve 747-8 filosuna yedek parça sağlamak amacıyla 400 milyon dolara kadar maliyetle iki uçak satın alacağını duyurdu. Bu, önümüzdeki yıllarda başkanlık uçağı olan Air Force One'ın yerine geçecek olan 747-200'lerin hazırlıklarının bir parçasıdır.

İlk uçağın bu yılın başlarında teslim edilmesi planlanırken, ikincisinin 2026 yılının sonundan önce teslim edilmesi bekleniyor. Hava Kuvvetleri bu iki uçağı başkanlık filosuna dahil etmeye karar verirse, süreç muhtemelen uzun sürecektir.

Salı gecesi yaşanan olay emsalsiz değil; ABD başkanının uçağı daha önce de benzer sorunlar yaşamıştı. Bu haftaki olay, Trump'ın son aylarda yedek uçağı kullanmak zorunda kaldığı ikinci olay oldu.

fvg
ABD Başkanı Donald Trump'ı taşıyan başkanlık uçağı Zürih Havalimanı'na iniş yaptı (EPA)

Levitt'in o dönemde yaptığı açıklamaya göre, Başkan Trump ve First Lady Melania'nın geçen eylül ayında Birleşik Krallık'a yaptıkları ziyaret sırasında, uçaklarının arızalanması nedeniyle yerel bir havaalanına iniş yapmak zorunda kalmışlar ve bunun üzerine destek helikopteri kullanmışlardı.

Başkan Trump, İsviçre gezisine devam etmek için salı günü, genellikle First Lady veya Kabine üyeleri tarafından kullanılan bir Boeing C-32A uçağına bindi. ABD Hava Kuvvetleri'nin filosunda bu uçaklardan dört tane bulunuyor.