Ürdün İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak kararını reddediyor

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi (Reuters-Arşiv)
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi (Reuters-Arşiv)
TT

Ürdün İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak kararını reddediyor

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi (Reuters-Arşiv)
Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi (Reuters-Arşiv)

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ve ABD Başkanı Mike Pompeo dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek, İsrail ve Filistin arasındaki barış süreci ile ilgili gelişmeleri ele aldı.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Safedi, Pompeo ile telefon görüşmesinde İsrail’in Batı Şeria’daki Filistin topraklarını ihlal etmesini ‘barış şansını baltalaması’ nedeniyle reddettiklerini dile getirdi.
İsrail ile Filistin arasındaki çatışmayı sona erdirmek ve iki devletli bir çözüm temelinde adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için ‘doğrudan ve ciddi müzakerelerin başlatılması’ çağrısında bulunan Safedi, “Adil ve kapsamlı bir barış, Ürdün'ün sürdürmeye devam edeceği bir stratejik Arap seçimidir” dedi.
İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve Ürdün Vadisi’ni ilhak etmeyi planlıyor. Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinde 600 binden fazla İsrailli yaşıyor.
Ürdün, İsrail'i Filistin topraklarına ilhak etmenin barış şansını öldüreceği ve yıkıcı sonuçları olacağı konusunda uyarmaya devam ediyor.
Ürdün Başbakanı Ömer er-Rezzaz, geçtiğimiz hafta İsrail ile ilişkileri yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilecekleri uyarısında bulunarak,  “İsrail’in Filistin topraklarını ilhak etmek için tek taraflı adımlarını kabul etmeyeceğiz ve tüm boyutlarıyla İsrail ile olan ilişkilerimizi yeniden gözden geçirme fırsatımız olacak” şeklinde konuşmuştu.
Ürdün Kralı 2. Abdullah ise geçtiğimiz hafta Almanya merkezli Der Spiegel dergisine verdiği röportajda, İsrail’in Temmuz’da Batı Şeria'yı ilhak etmesinin Ürdün ile büyük bir ihtilafa yol açacağını vurgulamıştı.
Uzmanlar, bu adımın Ürdün'ün 1994 yılında İsrail ile imzaladığı barış anlaşmasından çekilmesine yol açabileceğini düşünüyor.



Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
TT

Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü.

Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı.

HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.

Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı.

Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında.

21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu.

Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.


ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.