Nisan ayında gıda ve tarım ürünleri ithalatındaki artış hız kesti

Nisan ayında gıda ve tarım ürünleri ithalatındaki artış hız kesti
TT

Nisan ayında gıda ve tarım ürünleri ithalatındaki artış hız kesti

Nisan ayında gıda ve tarım ürünleri ithalatındaki artış hız kesti

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan dış ticaret verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli’ne göre 2020 yılı ilk 4 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 6,79 milyar dolar ihracat, 5,22 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.
İhracat, 2020 yılı ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,1 oranında artarken ithalat ise yüzde 20,6 oranında artış gösterdi. 2020’nin ilk çeyreğinde ithalat, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26,9 artmıştı. Bu da yılın ilk 3 ayına kıyasla Nisan ayında ithalattaki artışın yavaşladığını gösterdi. 
Nisan ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre ithalat yüzde 5,7 artarak 1,35 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aylık ihracat ise yüzde 14,6 artışla 1,61 milyar dolara yükseldi. 2020’nin ilk 4 ayında sektörün dış ticaret dengesi yüzde 3.1 arttı ve 1.57 milyar dolara yükseldi. Yılın ilk 3 ayındaki dış ticaret dengesi önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,1 daha düşüktü. İhracat birim değeri 2020 yılının ilk 4 ayında bir önceki yılın aynı dönemi ile neredeyse aynı seviyede bin 41 dolar/ton olarak gerçekleşirken; ithalat birim değeri yüzde 4,3 oranında artarak 489 dolar/ton olarak gerçekleşti. 

Dış ticarette öne çıkan ürünler
2020 yılı ilk 4 ayında ihracatta öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken bu ürünler toplam ihracatın yaklaşık yüzde 15’ini oluşturdu. En çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla buğday, soya fasulyesi ve dane mısır oldu. Bu ürünler toplam ithalatın yaklaşık yüzde 20’sini oluşturdu.

İthalatın yarısından fazlası 3 sektörde
2020 yılı ilk 4 ayındaki dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde, en çok ihracat yapan sektörler sert kabuklu meyveler, şeker ve şekerli mamuller ve yaş meyve ve sektörleri olarak sıralandı. Toplam ihracatın yüzde 29’u bu üç sektör tarafından gerçekleştirildi. Hayvan yemi, bitkisel yağ ve un sektörleri 2020 yılı ilk 4 ayındaki en çok ithalatı gerçekleştiren sektörler oldu. Toplam ithalatın yarısından fazlası (yüzde 51,7) bu üç sektör tarafından yapıldı. 

İhracatını arttıran sektörler
2020 yılı ilk 4 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını değer olarak en fazla arttıran sektör 222 milyon dolar artış ile sert kabuklu meyveler sektörü olurken, bu sektörü 163 milyon dolarla bitkisel yağ sektörü ve 147 milyon dolarla yaş meyve sektörü izledi.
2020 yılında neredeyse tüm sektörler geçen yılın ilk 4 ayına göre ihracatlarını arttırırken işlenmiş et, alkollü içkiler, canlı hayvan, süt ve süt ürünleri, tütün ve mamulleri, balıkçılık ve su ürünleri, yumurtacılık ve un sektörleri ihracatlarında düşüş görüldü.
Geçen yılın aynı dönemine göre 2020’nin ilk 4 ayında ithalatı en çok artan sektörler ise 140 milyon dolar artış ile sert kabuklu meyveler, 139 milyon dolar ile baklagil sektörü ve 118 milyon dolar ile makarna sektörü olarak sıralandı. Çoğu sektörde ithalat artarken ambalajlı su sektöründe ithalat aynı seviyede kaldı; yumurtacılık, kırmızı et, sebze, hayvan yemi ve canlı hayvan ticareti sektörlerinde ithalat geriledi. Önceki yılın aynı dönemine kıyasla 2020’nin ilk 4 ayında sert kabuklu meyveler sektörü ithalatı yüzde 133, baklagil sektörü ithalatı yüzde 197, makarna sektörü ithalatı ise yüzde 115 artış gösterdi.

Dış ticarette öne çıkan ülkeler
2020 yılı ilk 4 ayına ait dış ticaret verileri ülkeler bazında incelendiğinde en çok ihracat yaptığımız ilk üç ülke 959 milyon dolar ile Irak, 530 milyon dolar ile Almanya ve 359 milyon dolar ile ABD şeklinde sıralandı. Bu 3 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatımızın yüzde 27’sini oluşturdu. Ülkelere göre en çok ihraç ettiğimiz ürünler Irak için un, tavuk eti, konserve domates; Almanya için fındık içi, ambalajlı fındık ve kuru üzüm; ABD içinse elma suyu, sakızlı jöleli şekerler ve tütün oldu.
Ülke bazında ithalat verileri incelendiğinde en fazla ithalat yaptığımız ülkeler 1,096 milyon dolar ile Rusya, 330 milyon dolar ile Brezilya ve 321 milyon dolar ile Ukrayna oldu. Bu ülkelerden yapılan ithalat toplam ithalatın 3’te 1’ini oluşturdu. Rusya’dan yapılan ithalatta öne çıkan ürünler buğday ve ayçiçeği olurken; Brezilya’dan soya fasulyesi, tütün, kahve; Ukrayna’dan yapılan ithalatta ise soya fasulyesi, buğday ve dane mısır ürünleri öne çıktı. 



Çin, Ukrayna savaşı sonrası Rus enerji sektörünün finansal can damarına nasıl dönüştü?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)
TT

Çin, Ukrayna savaşı sonrası Rus enerji sektörünün finansal can damarına nasıl dönüştü?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’de Çin liderinin resmi konutu olan Zhongnanhai yerleşkesinde yürürken görülüyor - Eylül 2025 (Reuters)

Çin, 2022’de Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Rus petrolü ve gazı alımlarını dikkat çekici ölçüde artırdı. Bu gelişme, Moskova ile Pekin’in savaşın başlamasından yalnızca birkaç gün önce ilan ettiği “sınırsız ortaklık” çerçevesinde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Enerji alanındaki iddialı ilişkiler dosyası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında çarşamba günü Pekin’de gerçekleştirilecek zirvenin en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Görüşmeler, küresel enerji tedarik haritasında yaşanan dramatik dönüşümlerin gölgesinde yapılıyor.

Doğal gaz sektöründe Rus enerji devi Gazprom, yaklaşık 3 bin kilometre uzunluğundaki “Sibirya’nın Gücü” boru hattı üzerinden Çin’e gaz sevkiyatı gerçekleştiriyor. Toplam değeri 400 milyar dolara ulaşan ve 30 yıllık tarihi anlaşma kapsamında yürütülen proje, 2019’un sonunda devreye alınmıştı.

Bu hat üzerinden yapılan ihracat, 2025 yılında yaklaşık dörtte bir oranında artarak 38,8 milyar metreküpe ulaştı ve hattın başlangıçta planlanan yıllık 38 milyar metreküplük kapasitesini aştı.

Putin’in geçen yıl eylül ayında Çin’e yaptığı ziyaret sırasında iki ülke, bu güzergâhtan yıllık sevkiyatı ilave 6 milyar metreküp artırarak toplamda 44 milyar metreküpe çıkarma konusunda anlaşmıştı. Buna paralel olarak, Şubat 2022’de yapılan bir başka anlaşma kapsamında Çin, Rusya’nın Uzak Doğu’daki Sahalin Adası’ndan geçecek boru hattı aracılığıyla 2027’ye kadar yılda 10 milyar metreküpe kadar gaz satın almayı taahhüt etmişti. Daha sonra bu hedef 12 milyar metreküpe yükseltildi.

Buna rağmen Rusya’nın Çin’e yaptığı gaz ihracatı, Moskova’nın 2018 ve 2019 yıllarında Avrupa’ya yıllık sevk ettiği rekor düzeydeki 177 milyar metreküplük hacimle karşılaştırıldığında hâlâ sınırlı kalıyor.

Avrupa’ya alternatif arayışı ve Sibirya’nın gücü 2 müzakereleri

Rusya’nın Avrupa Birliği’nin gaz ithalatındaki payı, Ukrayna savaşı sırasında özellikle boru hattı sevkiyatlarında sert şekilde geriledi. Rusya geçen yıl Avrupa Birliği’nin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikçileri arasında yüzde 16’lık payla ikinci sıradaki yerini korusa da birlik için ana tedarikçi konumundaki ABD ile arasındaki fark önemli ölçüde açıldı.

Bu tablo karşısında Rusya ile Çin, Moğolistan üzerinden yılda 50 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahip yeni “Sibirya’nın Gücü 2” boru hattı projesi için karmaşık müzakereleri sürdürüyor. Gazprom’un 2020’den bu yana fizibilite çalışması yürüttüğü proje, Rusya’nın Avrupa’daki ana pazarını kaybetmesinin ardından Çin’e yönelmesiyle birlikte stratejik önem kazandı.

f4t5y
Çin’in Şangay kentindeki bir mağaza, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trumpın portrelerinin de aralarında bulunduğu, geleneksel Çin tarzında hazırlanmış ünlü figürlere ait görseller satıyor (EPA)

Gazprom CEO’su Alexey Miller, projeye ilişkin “hukuken bağlayıcı bir memorandum” imzalandığını açıklasa da nihai sözleşme henüz sonuçlandırılamadı.

Öte yandan Rusya’nın Çin’e deniz yoluyla yaptığı LNG ihracatı geçen yıl yüzde 18,2 artarak 9,79 milyon tona yükseldi. Çin gümrük verilerine göre Rusya, Avustralya ve Katar’ın ardından Çin’in üçüncü büyük LNG tedarikçisi oldu. Çin ise dünyanın deniz yoluyla taşınan en büyük gaz ithalatçısı konumunda bulunuyor.

2026’nın başında petrol satışlarında rekor artış

Petrol sektöründe ise Çin, deniz ve boru hatları üzerinden taşınan Rus petrolünün en büyük müşterileri arasında yer almayı sürdürüyor. Batı yaptırımlarına rağmen Rus petrol ihracatı yüksek seviyelerini korudu.

Çin’in Rusya’dan yaptığı petrol ithalatı 2025 yılında günlük yaklaşık 2,01 milyon varile, toplamda ise 100,72 milyon tona ulaştı. Bu rakam önceki dönemlere kıyasla yüzde 7,1’lik hafif bir gerilemeye işaret etse de, Rus petrolü Çin’in toplam petrol ithalatının yüzde 20’sini oluşturdu.

2026’nın ilk aylarında ise Rusya Devlet Başkanı’nın dış politika danışmanı Yuri Ushakov, Rus petrol ihracatının yılın ilk çeyreğinde yüzde 35 artarak 31 milyon tona ulaştığını açıkladı.

grthyu67
İnsanlar, Gazprom tarafından Gulf of Finland kıyısında, Saint Petersburg’da kurulan dev Rusya bayrağının indirildiği sahil boyunca yürürken görülüyor (EPA)

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin, ağırlıklı olarak Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu (ESPO) ham petrolünü satın alıyor. Bu petrol, Rus petrol sahalarını Çin rafinerilerine ve Rusya’nın Uzak Doğu’daki Kozmino Limanı’na bağlayan 4 bin 70 kilometrelik ESPO boru hattının “Skovorodino-Mohe” kolu üzerinden taşınıyor.

Rus petrol boru hattı işletmecisi Transneft, Kozmino Limanı üzerinden yapılan ihracatı artırmak amacıyla hattın kapasitesini genişletmek için çalışmalar yürüttüğünü ve projeyi 2029’a kadar tamamlamayı hedeflediğini açıkladı.

Çin ayrıca Pasifik Okyanusu’ndaki Sahalin Adası’ndan gelen petrolü de tüketiyor. Özellikle Sahalin karışımı ile “Sokol” petrol türleri öne çıkıyor. ESPO karışımı sevkiyatlar ise Temmuz 2025’te ihracat kapasitesinin günlük 1 milyon varile çıkarılmasının ardından yüksek seviyelerini korudu. Transneft hâlihazırda ihracatı bu seviyede sürdürüyor.

Bunlara ek olarak Rusya, Kazakistan üzerinden geçen “Atasu-Alaşankou” boru hattı aracılığıyla Çin’e petrol ihracatını yıllık 2,5 milyon ton artırma konusunda anlaşmaya vardı. Böylece toplam sevkiyat hacmi 12,5 milyon tona yükseldi.


İran'a yönelik saldırının askıya alınmasının ardından petrol fiyatları %2 düştü

Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)
Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)
TT

İran'a yönelik saldırının askıya alınmasının ardından petrol fiyatları %2 düştü

Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)
Umman'ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş gemiler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Ortadoğu'daki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelere alan açmak için İran'a yönelik planlanan askeri operasyonu askıya aldığını duyurmasının ardından, petrol fiyatları bugün gerçekleşen Asya işlemlerinde %2'den fazla değer kaybetti.

Temmuz vadeli Brent ham petrolü kontratları 3,01 dolar veya %2,7 oranında düşerek varil başına 109,09 dolara geriledi.

Haziran vadeli ABD hafif petrolü WTI ise 1,38 dolar veya %1,3 kayıpla 107,28 dolardan işlem gördü. Haziran vadeli bu kontratın işlem süresi bugün dolarken, en aktif kontrat olan Temmuz vadeliler %2 düşüşle varil başına 102,32 dolara geriledi. Her iki gösterge petrolde bir önceki seansta mayıs başı ve nisan sonundan bu yana en yüksek seviyelerini kaydetmişti.

Trump: Anlaşma için çok iyi bir fırsat var

Başkan Trump dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Tahran'ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmaya varması için "çok iyi bir fırsat" olduğunu söyledi. Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelere şans tanımak amacıyla askeri harekâtı askıya aldığını duyurmasından birkaç saat sonra geldi.

Gelişmeleri değerlendiren KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, şunları kaydetti:

"Trump'ın sinyalleri ani baskıyı bir nebze hafifletmiş olsa da temel riskler varlığını koruyor. Piyasa şu an Trump'ın açıklamalarının gerçek bir yumuşama hamlesi mi yoksa sadece taktiksel bir ateşkes mi olduğunu izliyor. İran'ın nasıl yanıt vereceği, sahada fiilen nelerin yaşanacağı ve Hürmüz Boğazı'ndaki tanker hareketliliği, petrol fiyatlarının gelecekteki yönünü belirleyen ana unsurlar olacaktır."

Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin taşındığı hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasına yol açtı ve arz kesintisi endişelerini ciddi şekilde artırdı.

Pakistan'ın ara buluculuk diplomasisi sürüyor

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın pozisyonunun Pakistan aracılığıyla ABD'ye iletildiğini belirtti, ancak daha fazla ayrıntı vermedi. İsmini açıklamak istemeyen Pakistanlı bir yetkili ise İslamabad'ın iki taraf arasında yeni bir teklif köprüsü kurduğunu doğruladı, ancak ilerlemenin hala yavaş olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, Washington müzakereler süresince İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları askıya almayı kabul etti. Ancak Amerikalı bir yetkili bu iddiayı tamamen yalanladı.

Rus petrolü muafiyeti uzatıldı, ABD stokları alarm veriyor

Diğer kontratlar ve diplomatik dosyalara bakıldığında; ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, "enerji sektöründe en çok zarar gören" ülkelerin deniz yoluyla Rus petrolü almaya devam edebilmeleri için yaptırım muafiyetini 30 gün daha uzattı.

ABD iç piyasasında ise Enerji Bakanlığı verileri, geçtiğimiz hafta Stratejik Petrol Rezervi'nden (SPR) 9,9 milyon varil ile rekor düzeyde bir çekim yapıldığını gösterdi. Böylece toplam stoklar yaklaşık 374 milyon varile gerileyerek Temmuz 2024'ten bu yana en düşük seviyesine indi.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol da süregelen sevkiyat aksamaları ve askeri operasyonlar nedeniyle ticari petrol stoklarının hızla eridiği ve kritik seviyedeki bu stokların artık sadece birkaç haftalık ihtiyacı karşılayabileceği konusunda uyarıda bulundu.


Sibirya’nın Gücü 2 Petrol Boru Hattı projesi, Putin ve Şi görüşmelerinin ana gündem maddesi

Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)
Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)
TT

Sibirya’nın Gücü 2 Petrol Boru Hattı projesi, Putin ve Şi görüşmelerinin ana gündem maddesi

Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)
Putin ve Şi, 31 Ağustos 2025'te Çin'in Tianjin kentinde görüştü (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bugün Çin'in başkenti Pekin'e resmi bir ziyarette bulunuyor. Kremlin, Rusya'nın Çin'e yönelik enerji ihracatını önemli ölçüde artırmayı hedefleyen bu ziyarete büyük bir umut bağlıyor.

Moskova'nın "görülmemiş derecede yüksek seviyede" olarak tanımladığı ikili ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan zirve, Putin'in Çin'e gerçekleştirdiği 25. ziyaret olma özelliğini taşıyor. Bu durum, Rus lider ile Çinli mevkidaşı Şi Cinping arasındaki kişisel bağların derinliğini de gözler önüne seriyor. Ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump’ın dokuz yıl aradan sonra Çin’e yaptığı ilk ziyaretten sadece birkaç gün sonraya gerçekleşmesi ile diplomatik açıdan ayrı bir siyasi önem kazanmış durumda.

İki lider arasındaki "ciddi ve detaylı" görüşmelerin odak noktasını, ertelenen ve yıllık 50 milyar metreküp kapasiteye sahip olması planlanan «Sibirya'nın Gücü 2» gaz boru hattı projesi oluşturuyor. Bu proje, daha önce Avrupa'yı besleyen Rus yataklarındaki doğalgazı doğuya, yani Çin'e taşımayı amaçlıyor.

Analistler, Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgalin dördüncü yılında Rusya'da derinleşen ekonomik sorunlar göz önüne alındığında, Putin ve Şi'nin projede nihai bir anlaşmaya varma olasılığını yüksek görüyor. Bu proje, Avrupa pazarında kaybedilen ihracat payının bir kısmını telafi etmek adına Moskova'nın elindeki tek gerçek fırsat olarak değerlendiriliyor. Taraflar geçtiğimiz eylül ayında bir mutabakat zaptı imzalamış ve toplam fiyat ile satın alma taahhüt miktarı konusundaki anlaşmazlıklar sürse de Gazprom mühendisleri teknik tasarımlar üzerinde çalışmaya başlamıştı.

İran savaşı ve enerji şoku Çin'i çeşitlendirmeye itiyor

Mevcut jeopolitik koşullar, iki ülkenin yakınlaşmasında kritik bir rol oynuyor. Rusya, Çin'in ham petrol ithalatının yüzde 20'sini karşılayarak halihazırda ülkenin en büyük tedarikçisi konumunda bulunsa da Pekin yönetimi, tarihsel olarak enerji ihtiyacını güvenceye almak için Ortadoğu ve İran'a bağımlı durumdaydı. Nitekim Çin'in ithal ettiği petrolün üçte biri, gazın ise dörtte biri, şu anda ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşı nedeniyle kapalı olan Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.

Bu kapanışın yol açtığı enerji krizi, Çin genelinde ciddi yakıt kıtlığına neden oldu. Bu durum, geçtiğimiz nisan ayında enflasyon oranlarında gözle görülür bir artışa ve yerel ekonomik faaliyetlerde ani yavaşlamaya yol açtı. Yaşanan bu şok, Pekin'e tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi ve Rus enerjisine aşırı bağımlılık konusundaki endişelerini bir kenara bırakması için güçlü bir motivasyon sağlıyor; her ne kadar uzmanlar Rusya'nın, Çin'in Ortadoğu'dan gelen tüm tedarikini tek başına ikame edemeyeceğini düşünse de.

Bu göstergelere rağmen piyasa gözlemcileri, «Sibirya'nın Gücü 2» hattındaki gaz fiyatının bu ziyaret sırasında netleşip netleşmeyeceği konusunda bazı şüpheler taşıyor. Pekin yönetimi, fiyatın Rusya iç pazarındaki gibi düşük ve sübvansiyonlu seviyelerde olması konusunda ısrar ediyor. Ayrıca Çin'in gaz tüketiminin halihazırda zirve noktasına ulaşmış olabileceği yönündeki endişeleri, uzun vadeli satın alma taahhütlerine girme konusunda tereddüt yaratıyor.

Buna rağmen uzmanlar, anlaşmanın imzalanması için mevcut zamanlamanın ideal olduğu görüşünde. Zira Çin, enerji açığını kapatmak için acilen kaynağa ihtiyaç duyarken, Rusya ise bütçesini finanse etmek adına yeni gelir kapıları aradığı kritik bir dönemeçten geçiyor.

Diplomatik koordinasyon ve masadaki 40 belge

Diplomatik cephede Kremlin, iki lider arasındaki düzenli yıllık görüşmeler dizisinin devamı olan bu ziyaretten büyük beklentiler içerisinde. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre liderlerin bu yıl çok taraflı zirvelerde üç kez daha bir araya gelmesi planlanıyor.

Rusya Devlet Başkanı'nın Siyasi Danışmanı Yuri Uşakov, Rusya ve Çin'in dış politika pozisyonlarının "esas itibarıyla aynı" olduğunu vurguladı. Uşakov, iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerin Ortadoğu krizinin ortasında uluslararası ilişkilerde istikrara katkı sağladığını belirterek, Rusya'nın güvenilir bir enerji tedarikçisi, Çin'in ise sorumlu ve ana tüketici rolünü sürdürdüğünü ifade etti.

39 yetkiliden oluşan üst düzey Rus heyetinin yarın Çinli mevkidaşlarıyla kapsamlı görüşmeler yapması bekleniyor. Putin ve Şi, yaklaşık 40 ortak belge ve anlaşmanın imza törenine başkanlık edecek. Zirve, küresel meselelerin daha esnek bir ortamda ele alınacağı gayri resmi bir toplantıyla sona erecek.

Rusya Devlet Başkanı'nın ajandası, tarihi bağların derinliğini yansıtan sembolik bir buluşmaya da ev sahipliği yapacak. Putin, Çin'e 2000 yılında yaptığı ilk ziyaret sırasında henüz 10 yaşındayken kendisiyle fotoğraf çektiren Çinli  mühendisle bir araya gelecek. Çin Dışişleri Bakanlığı, bu adımın Pekin ile Moskova arasındaki stratejik ortaklığı daha derin seviyelere taşımak için gerçek bir fırsat olacağını vurguladı.