Rusya, ‘Wagner’ aracılığıyla çatışma bölgelerine nasıl girdi?

Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)
Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)
TT

Rusya, ‘Wagner’ aracılığıyla çatışma bölgelerine nasıl girdi?

Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)
Ukrayna Donetsk’te konuşlanan Moskova destekli ayrılıkçılar (Reuters)

Ahmed Abdulhakim
Moskova'nın 2015 yılı sonlarında Suriye iç savaşına doğrudan dahil olmasıyla ünlenen ve özel bir Rus güvenlik şirketi olan ‘Wagner’ adlı askeri örgütün gizemi, ortaya çıkışının üzerinden yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen belirsizliğini korumaya devam ediyor. Uluslararası ajansların haberlerine göre Wagner savaşçıları, Doğu Avrupa'dan Asya ve Latin Amerika'ya ve ‘geçici bir süre göründüğü’ kara kıtanın kalbi Kuzey Afrika'ya kadar çeşitli çatışma bölgelerinde ortaya çıktı.
Rusya, Anayasası’nın  ‘Paralı askerlerin istihdamı, finansmanı veya eğitiminin yanı sıra bunların çatışmalarda ve askeri operasyonlarda kullanılması yasaktır’ yazan ceza kanunun 359’uncu Maddesi’nin 1’inci Fıkrası uyarınca Wagner’in resmi olarak emrine tabi olduğuna dair söylemleri her zaman reddediyor. Ancak Wagner’ın ‘Kremlin adına gizli muharebe misyonları üstlenen, resmi olmayan bir askeri kol’ olduğu yönündeki uluslararası suçlamalarla birlikte, askeri grubun kurulması, finansmanı ve doğrudan bağlı olduğu kurum ile ilgili çok sayıda soru işareti söz konusu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı araştırma “Kim bu silahlı grup? Faaliyetlerine nasıl başladı ve nasıl genişletti? Grubu kim yönetiyor? Hangi hedefler doğrultusunda çalışıyor?” şeklindeki soruların yanıtlarını bulmaya ve gizemini koruyan askeri grupla ilgili tutarsızlıkları ve anlaşmazlıkları sorguluyor. Uzmanlara ve gözlemcilere göre askeri grubun çalışmaları ve faaliyetlerinin genişlemesi, Rusya'nın son yıllardaki yayılması ile bağlantılı.

Wagner’ın ortaya çıkışı ve kuruluşu
Wagner Grubu'nun ortaya çıkış ve kuruluş koşullarına ilişkin özel bir bilgi bulunmamakla birlikte raporlar ve uzmanlar, Wagner savaşçılarının faaliyetlerine başlamasının, özellikle Rusya’nın Mart 2014’te ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nda olmak üzere Rus yanlısı güçlerin Ukrayna hükümetine karşı ayaklanmasıyla Ukrayna çatışması sırasında ortaya çıktıklarına işaret ediyorlar. Batılı ülkeler Rusya’nın Kırım’ı ilhakını yoğun bir şekilde eleştirdiler. Ardından Moskova’nın, Eylül 2015'te Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimini desteklemek için Suriye çatışmasına dahil olmasıyla bu silahlı grup daha da ön plana çıktı. Ancak Rusya merkezli bağımsız haber sitesi Fontanka’nın haberine göre sonrasında Moskova, resmen giremeyeceği veya ön plana çıkmayacağı yerlerde ve bölgelerde Wagner’ın faaliyetlerini genişletti.
Reuters’ın Wagner’a yakın kaynaklara dayandırdığı bir araştırma haberine göre Rus özel askeri grubu, Rusya’nın Esed hükümetini desteklemek için Suriye'de düzenlediği yoğun bombardımanlarının başlangıcına denk gelen 2015 sonbaharlarında kuruldu. Buna karşın ABD merkezli Los Angeles Times gazetesinin haberine göre grup, 2014 yılında, Ukrayna’daki ayrılıkçı isyancılarla birlikte Ukrayna krizinde oynadığı rol nedneiyle ABD'nin yaptırım uyguladığı Rus ordusundan emekli eski Tuğgeneral Dimitry Valeriyeviç Utkin tarafından kuruldu. Bununla birlikte tıpkı Utkin gibi, birçok Wagner savaşçısı ilk olarak 2014'te Ukrayna'nın doğusunda Ukrayna güçlerine karşı savaşan Rus destekli ayrılıkçı milislerin başlattığı bir hareket içinde savaştı.

Başlıca finansman kaynağı
Los Angeles Times haberinde Wagner'ın gücünün bir grup emekli Rus askeri personele dayandığını belirtti. Bunların başında da Rusya Devlet Başkanı’na yakınlığıyla bilinen ve ‘Putin’in aşçısı’ olarak tanınan Rus milyarder Yevgeny Prigozhin ve Utkin yer alıyor. Özel askeri şirketlerin Rusya'da yasadışı olduğu biliniyor. Bu yüzden şirket Arjantin'de kayıtlı. Gazete, grubun birincil finansman kaynağının faaliyet gösterdikleri farklı ülkelerde maden kaynaklarının korunması karşılığında ödeme almak gibi doğal kaynaklar üzerine yapılan kârlı sözleşmeler olduğunu belirtiyor.

Suriye'deki Rusya yanlısı savaşçılardan biri (Reuters)
Grubun Prigozhin’a ait olduğuna dair bilgilerin çoğu aynı olsa da bir yandan Rusya Savunma Bakanlığı ile kapsamlı ticari ilişkileri olduğu söylenirken diğer yandan ABD Hazinesi Bakanlığı’nın Aralık 2016'da Prigozhin’a yaptırımlar uyguladığına açıklaması ortaya çelişkili bir durum çıkarıyor. ABD’nin 2016’daki bu yaptırımlarını 2017 yılında Rus şirketlerine Ukrayna'daki faaliyetleri ve Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçılarla olan bağlantıları nedeniyle uygulanan yaptırımlar listesine tüm Wagner grubunun da dahil etmesi takip etti.

Wagner grubundaki savaşçı sayısı
Batılı güvenlik ve askeri uzmanlar, Wagner savaşçılarının sayısının birkaç bin olduğunu tahmin ediyorlar. Rusya merkezli RT Arabic gazetesi grubun savaşçı sayısını bin 600 olduğunu tahmin ediyor. Bu da grubun Suriye'deki faaliyetlerinin genişlemesiyle birlikte savaşçı sayısının hızla arttığını gösteriyor. Batılı kaynaklar ise raporlarında Wagner bünyesinde 5 binin üzerinde silahlı ve eğitimli personel olduğuna işaret ediyorlar. Fontanka haber sitesinin haberine göre Wagner'ın ana gücünü Afganistan ve Çeçenistan’daki çatışmalarda yer almış gaziler oluştururken güvenlik şirketi genel olarak sınırlı askeri deneyime sahip acemi askerleri işe alarak birkaç haftayı geçmeyen bir askeri eğitimden sonra onları savaş bölgelerine gönderiyor.  Wagner savaşçıları, ortalama bir Rus vatandaşının gelir düzeyine kıyasla yüksek sayılabilecek yaklaşık 4 bin dolar maaş alıyorlar.

Yevgeny Prigozhin (solda) Rusya Devlet Başkanı Putin’e akşam yemeğini sunarken (Reuters)
Reuters’ın haberine göre Wagner savaşçılarının çatışma bölgelerindeki çalışmaları, kimlik bilgileri ve sıkı bir şekilde formüle edilmiş sözleşme şartları konusunda yıllardır devam eden gizemin ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Nisan 2018'de dönemin CIA direktörü iken yaptığı açıklamada, ‘ülkesinin Şubat 2018’de Suriye'deki büyük bir savaş sırasında yüzlerce Rus vatandaşını öldürdüğünü’ söyledi. Bu açıklama, çalışmalarına daha fazla dikkat çekilen Wagner'in faaliyet rotasında bir değişikliğe gitmesinin zamanının geldiği anlamına geliyordu. Fransa’da yayınlanan Liberation gazetesi tarafından daha önce hazırlanan bir rapora göre Wagner savaşçılarının Suriye’deki çatışmaya dahil oldukları bilgisi gizliydi. Bununla birlikte Rusya, söz konusu savaşçıların ölümlerine dair resmi bir açıklama yapmıyor ve onları savaşa katılan Rus askerleri gibi resmi cenaze törenleriyle ülkeye getirmiyor.

Wagner neden kuruldu?
Rus yetkililerin, resmi kurumlarla herhangi bir özel güvenlik şirketi arasında doğrudan bir bağlantı olmadığı konusundaki ısrarlı açıklamalarına rağmen Batılı bir takım gözlemciler ve bazı başkentler grubun Rus ordusunun askeri kıyafetlerinden farklı kamuflajlar giyen savaşçılarıyla yaptığı çalışmaların, Moskova'nın çıkarlarını sağlama ve genişletme stratejisinin önemli bir parçası olduğu göz önünde alındığında böyle bir bağlantı olduğunu vurguluyorlar.
Rus güvenlik analisti Pavel Felgenhauer, Rusça yayın yapan Novaya Gazeta’daki köşesinde bu paralı askerlerin kullanımının aldıkları üst düzey eğitim nedeniyle bir gün güvenlik ve politik bir tehdit haline gelebileceklerini söylerken bu savaşçıların Kremlin'in Rusya'nın stratejik ortaklarıyla çıkarlarını riske atmamak için ön plana çıkmadan dış politika hedeflerini gizlice sürdürmesine izin verdiklerini ve Rusya için önemli tehlikeleri ortadan kaldırdıkları bir takım hedeflere ulaştıklarını kaydetti. Felhenhauner Wagner savaşçılarının ‘Kremlin’den yeşil ışık yakılmadan’ Rus güvenlik ve askeri hizmetlerinin kontrolü altında çalıştığını da sözlerine ekledi.

Yüksek riskli görevler
ABD merkezli dış politika dergisi Foreign Policy’ye göre Wagner savaşçılarına çatışma bölgelerinde yüksek riskli görevler veriliyor. Bu bağlamda dergi, Wagner savaşçılarının örneğin Ağustos 2017'de DEAŞ tarafından ele geçirilen Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tedmur (Palmira) şehrinin özgürleştirilmesi operasyonuna katıldıklarına dikkat çekti.
Dergi şöyle devam ediyor:
“Moskova'nın dahil olduğu çok sayıdaki savaş cephesiyle birlikte ordudaki ölü sayısı arttıkça Rus hükümeti üzerindeki iç baskı da arttı. Bu yüzden Moskova resmi güçlerinin saflarında yaşanan ölümleri azaltmak için bu tür çalışmaya gitti.”
Gözlemciler, Moskova’nın Wagner Grubu’na son yıllarda askeri olarak dahil olduğu ülkelerdeki petrol tesislerini ve doğal kaynakları koruma görevleri verdiğini söylüyorlar. Bu rolü de Yevgeny Prigozhin’e ait olduğu bilinen ‘Evro Polis’ adlı şirket üstleniyor. 

Suriye'deki bir Rus askeri aracı (AFP)
En önemli savaş alanları

Wagner’in çalışma alanları sadece Ukrayna ve Suriye ile sınırlı değil. Yapılan araştırmalar grubun Sudan, Orta Afrika, Venezuela ve son olarak Libya gibi dünyanın farklı bölgelerinde de roller üstlendiğine işaret ediyorlar.
Reuters’ın geçtiğimiz yılın sonlarında gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre Wagner Grubu savaşçıları, Rusya'nın müttefiki Venezuela Devlet Başkanı Nicholas Maduro'yu desteklemek ve özellikle 2019'un sonlarında yükselen protesto dalgası sonrasında onu iktidarda tutmak için başkent Karakas'a gittiler. Grup ayrıca, Nisan 2019'da görevden alınan Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir yönetimini desteklemek için de Hartum’a gitti.
Wagner’ın faaliyetleri ve üstlendiği görevlerin niteliği ilgili tahminler ve bilgiler bir sahadan diğer sahaya bir ülkeden diğerine göre değişiyor. Bu değişikliğin ana kaynaklarından biri, Rus özel güvenlik şirketi sorumluların grubun görevlerinin niteliğine dair açıklamalarındaki belirsizliktir

Libya'da üstlenilen çeşitli görevler
Kaynaklar ve raporlar, Wagner’ın Suriye'de çok çeşitli görevler üstlendiğini belirtirken, başlarda savaş alanlarında rejim güçlerini eğitmekle sınırlı olduğu, ancak daha sonra Rus ordusu yerine Wagner savaşçıları ile savaşılmaya başlandığı, böylece Suriye ordusunun moralini ve verimliliğini artırmanın yanı sıra Rus askerlerinden verilen zayiatın azaltıldığı vurguladılar. Fakat Wagner savaşçılarının son savaş bölgesi Libya’da üstlendikleri rol de farklı.
Avrupa raporlarına ve Pentagon tarafından yapılan ABD’nin resmi suçlamalarına göre 2019'un sonlarında Libya'daki ‘Rus paralı asker’ sayısı 800 ila bin 400’e ulaşırken bu savaşçılar Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ve ona sadık güçleri eğitmenin ve desteklemenin yanı sıra güvenlik ve askeri danışmanlık sağlıyorlar.
Geçtiğimiz Mayıs ayında yayınlanan ve Wagner grubundaki yüzlerce gayriresmi Rus askeri personelinin sayılarının 800 ile bin arasında olduğunu tahmin edilen bir Birleşmiş Milletler (BM) raporunda grubun savaşçılarının Libya’daki çatışmaya dahil olduklarını bildirdi. BM’nin 57 sayfalık raporunda, grup savaşçılarının Ekim 2018'den bu yana Libya'da faaliyet gösterdiği, askeri araçları onarmak ve askeri operasyonlara katılmak gibi teknik yardımlar sağladıkları kaydedildi.
Libya'da çatışan her iki taraf da (Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve ülkenin doğusundaki LUO güçleri) diğer tarafı, saflarını desteklemek için paralı asker ve yabancı savaşçı kullanmakla suçluyor.
Rus basınında ve yabancı basında yer alan bilgilere göre Wagner'ın Sudan ve Orta Afrika'da görevleri de farklı niteliklere sahip. Wagner bu iki ülkede hükümetleri desteklemenin yanı sıra grup, Rus şirketleri için uygun koşullar yaratmanın bir ön adımı olarak altın, uranyum, elmas ve diğer doğal maden kaynaklarını korumakla görevlendirildi.



CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
TT

CENTCOM, USS Abraham Lincoln liderliğindeki bir taarruz grubunun bölgeye konuşlandırıldığını doğruladı

ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)
ABD 9. Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı filosu, 8 Ocak 2026'da Pasifik Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün üzerinde uçuyor. (ABD ordusu)

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve ona eşlik eden üç savaş gemisi Ortadoğu’ya ulaştı. Bu adım, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın protestoları bastırmasına tepki olarak hava saldırıları düzenleme ihtimalini yeniden gündeme getirdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, uçak gemisinin üç muhriple birlikte ‘bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmek amacıyla halihazırda Ortadoğu’da konuşlandırıldığını’ bildirdi.

CENTCOM, taarruz grubunun İran’a komşu Arap Denizi’nde değil, Hint Okyanusu’nda bulunduğunu kaydetti. Bu konuşlanmanın, bölgeye binlerce ek askerin sevk edilmesi anlamına geldiği belirtilirken, bölgede en son ABD uçak gemisi varlığının, ekim ayında Gerald R. Ford uçak gemisinin, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik baskı kampanyası kapsamında Karayipler’e gönderilmesiyle gerçekleştiği hatırlatıldı.

ABD’li bir yetkili, CBS News’e yaptığı açıklamada, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun CENTCOM’un Ortadoğu’daki sorumluluk sahasına girdiğini, ancak dün sabah itibarıyla henüz nihai operasyonel konuşlanma noktasına ulaşmadığını doğruladı. Bu hareketliliğin, İran’dan gelen yeni uyarılarla eş zamanlı gerçekleştiği belirtildi.

Önceki haberlerde, USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubunun pazar akşamı İran’a yakın bir bölgede konuşlandığı ifade edilmişti. Bu gelişme, Tahran’ın merkezindeki İnkılap (Devrim) Meydanı’na asılan ve ABD filosunu hedef almakla tehdit eden büyük bir pankartın görüntülerinin dolaşıma girmesinden saatler sonra yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, gemilerin bölgeye ‘herhangi bir olasılığa karşı’ gönderildiğini söylemiş, “Bu yöne doğru ilerleyen çok büyük bir filomuz var ve belki de onu kullanmak zorunda kalmayacağız” demişti.

Trump daha önce, İran’ın tutuklulara yönelik toplu idamlar gerçekleştirmesi ya da aralık ayı sonlarında başlayan protestoların bastırılması sırasında barışçıl göstericilerin öldürülmesi halinde askeri adım atmakla tehdit etmişti. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, olaylarda en az 5 bin 973 kişi hayatını kaybetti, 41 bin 800’den fazla kişi gözaltına alındı. İran’ın resmi verileri ise çok daha düşük bir rakama işaret ederek ölü sayısını 3 bin 117 olarak açıklıyor.

Son dönemde Trump’ın askeri müdahale ihtimalinden geri adım attığı yönünde işaretler de ortaya çıktı. Trump, İran’ın gözaltındaki 800 göstericinin idamını durdurduğunu öne sürdü; ancak bu iddiasının kaynağını açıklamadı. İran Başsavcısı ise söz konusu iddiayı “tamamen yalan” olarak nitelendirdi.

Buna rağmen Trump’ın tüm seçenekleri masada tutmaya devam ettiği görülüyor. Trump, perşembe günü başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran hükümetinin bazı protestoculara yönelik planlanan idamları hayata geçirmesi halinde, daha önce İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen ABD saldırılarının ‘hiçbir şey gibi görüneceğini’ söyledi.

SDFRG
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 22 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor.

Uçak gemisi, F-35 Lightning II ve F/A-18 Super Hornet savaş uçakları da dahil olmak üzere birden fazla hava filosuna ev sahipliği yapıyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, gemiye eşlik eden muhripler ise yüzlerce füze taşıyor; bunlar arasında kara hedeflerine yönelik onlarca Tomahawk seyir füzesinin de bulunabileceği belirtiliyor.

Uçak gemisi ve donanımına ek olarak, ABD Hava Kuvvetleri’ne bağlı F-15E Strike Eagle savaş uçaklarının da bölgede konuşlandırıldığı duyuruldu.

Uçuş takip verilerini izleyen analistler, onlarca ABD askeri nakliye uçağının Ortadoğu’ya doğru hareket ettiğini tespit etti.

Söz konusu askeri hareketlilik, geçen yıl ABD’nin, üç ana nükleer tesise yönelik saldırıların ardından olası bir İran misillemesine karşı hava savunma ekipmanlarını bölgeye sevk ettiği dönemi hatırlatıyor. İran, bu saldırılardan birkaç gün sonra el-Udeyd Hava Üssü’nü ondan fazla füzeyle hedef almıştı.


Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Lola ve Trump, Barış Konseyi’ni ve Washington'da yapılacak bir toplantıyı görüştü

Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva dün ABD Başkanı Donald Trump'a, Gazze Şeridi için kuruluşuna öncülük ettiği Barış Konseyi’nin çalışmalarını sınırlandırmasını istedi. Brezilya Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki lider Washington'da bir araya gelmeyi kararlaştırdılar.

Açıklamada, diğer liderler gibi Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’ne davet edilen Lula'nın, bu konseyin çalışmalarının ‘Gazze meselesiyle sınırlandırılması ve Filistin'e bir koltuk ayrılması’ önerisinde bulunduğunu belirtti.

Brezilya Cumhurbaşkanı, ‘Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üye sayısının artırılması meselesi de dahil olmak üzere BM’nin kapsamlı bir reformdan geçirilmesinin önemini’ vurguladı. Lula, Trump’ı Barış Konseyi’ni kurarak ve rolünü uluslararası çatışmaları da kapsayacak şekilde genişleterek ‘yeni BM’nin efendisi’ olmaya çalışmakla suçlamıştı.

Beyaz Saray, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmek için Trump başkanlığındaki Barış Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu, ancak konsey iç tüzüğü, Trump'a geniş bir rol verdiğinden BM ile rekabet edecek bir organ haline geleceğine dair endişeleri artırdı.

fgrty
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva (Reuters)

Lula ve Trump, aylar süren gerginliğin ardından geçtiğimiz ekim ayında ilk resmi görüşmelerinden bu yana birkaç kez temas kurdu. Bu yakınlaşmanın ardından, ABD yönetimi, eski sağcı cumhurbaşkanı ve Trump'ın müttefiki Jair Bolsonaro'nun yargılanmasına tepki olarak uyguladığı yüzde 40'lık gümrük vergisinden Brezilya'nın önemli ihraç ürünlerini muaf tuttu.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Lula'nın Trump ile Venezuela'daki durumu görüştüğü aktarıldı.

Lula, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklandığı ABD’nin askeri operasyonunun ardından ‘bölgede barış ve istikrarın korunması’ çağrısında bulundu.

Brezilya Cumhurbaşkanı daha önce yaptığı bir açıklamada, bu operasyonu ‘kabul edilebilir sınırların ötesinde’ olarak değerlendirmişti.

Brezilya Cumhurbaşkanlığı, görüşme sırasında Lula ve Trump arasında Lula'nın şubat ayında Hindistan ve Güney Kore'ye yapacağı gezilerin ardından Washington'ı ziyaret etmesini konusunda fikir birliğine varıldığını açıkladı.


Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
TT

Washington, Minneapolis olaylarının ardından Sınır Devriyesi şefini görevden aldığı iddialarını yalanladı

ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)
ABD Sınır Devriyesi Komutanı Gregory Bovino, Minneapolis ziyaretinde (Reuters)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı dün, Minneapolis'te federal güvenlik güçleri tarafından iki Amerikalının öldürülmesinin ardından Başkan Donald Trump'ın göçmenlik politikalarını yeniden değerlendirmesine rağmen, Sınır Devriye Şefi Gregory Bovenio'nun görevinden alındığına dair basında çıkan haberleri yalanladı.

İç Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tricia McLaughlin, X'te yaptığı paylaşımda “Komutan Gregory Bovenio görevinden alınmadı” diyerek, Bovenio'nun “başkanın ekibinin önemli bir parçası ve büyük bir Amerikan vatandaşı” olduğu yönündeki Beyaz Saray'ın mesajını doğruladı.

Bu açıklamalar, The Atlantic dergisinin Bovenio'nun sınır devriye komutanlığı görevinden alınması ve Kaliforniya'daki önceki işine geri dönmesi hakkında yayınladığı bir haberin ardından geldi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre dergi haberini, İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili ve onun görevden alınmasıyla ilgili bilgi sahibi iki kişiye dayandırdı.

Eğer onaylanırsa, Boffino'nun görevden alınması, Trump'ın Minneapolis'teki kolluk kuvvetlerinin kullandığı agresif taktiklere ilişkin görüşünde radikal bir değişiklik anlamına gelecektir. Cumartesi günü, sınır devriye görevlileri 37 yaşındaki hemşire Alex Breite'yi vurarak öldürdü.

Bovino, ocak ayı boyunca Minnesota'nın en büyük şehrindeydi ve burada askeri üniforma ve kask giyerken, sakinlere karşı agresif davranırken ve hatta protestoculara sis bombası atarken görüldü.

Trump, dün Truth Social platformunda yaptığı bir dizi paylaşımda, eyaletteki seçilmiş Demokrat yetkililerle verimli telefon görüşmeleri yaptığını belirterek, tavrını yumuşatmış gibi göründü.

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, Trump ile yaptığı görüşmenin ardından Twitter'da, ayrıntılara girmeden ve Boffino'nun adını anmadan, “bazı federal ajanların” salı günü (bugün) şehri terk etmeye başlayacağını duyurdu.

7 Ocak'ta 37 yaşındaki Amerikan vatandaşı ve üç çocuk annesi protestocu Renee Goode'un ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı ajanları tarafından öldürülmesinden bu yana Minneapolis sakinleri arasında öfke yaygınlaşıyor.

Cumartesi günü Breonna'nın öldürülmesinin ardından, hafta sonu Minneapolis, New York ve diğer büyük şehirlerde daha fazla protesto gösterisi yapıldı.

Trump, sınır yetkilisi Tom Homan'ı Minnesota'ya göndereceğini ve Homan'ın doğrudan başkana rapor vereceğini açıkladı.

Belediye Başkanı Frey, “sonraki adımları görüşmeye devam etmek” için bugün Homan ile görüşeceğini duyurdu.