Sudan’da 3 milyondan fazla çocuk eğitim alamıyor

Sudan’daki çocuklar yasalarla korunmayan gizli sektörlerde çalışıyor (Hasan Hamid)
Sudan’daki çocuklar yasalarla korunmayan gizli sektörlerde çalışıyor (Hasan Hamid)
TT

Sudan’da 3 milyondan fazla çocuk eğitim alamıyor

Sudan’daki çocuklar yasalarla korunmayan gizli sektörlerde çalışıyor (Hasan Hamid)
Sudan’daki çocuklar yasalarla korunmayan gizli sektörlerde çalışıyor (Hasan Hamid)

Cemal Abdulkadir Bedevi*
Sudan’da son nüfus sayımına göre 15 milyondan fazla çocuk yaşıyor. Sudanlı çocuklar nüfusun yüzde 49’unu yani neredeyse ülke nüfusunun yarısını temsil etmesine rağmen, bu çocukların 6-16 yaş arasında olanların yalnızca yüzde 57’si okula gidebiliyor.  
Sudan'daki çocukların durumu hakkında hazırlanan son ulusal rapora göre, okula gitme oranı kademeli olarak düşmeye devam ediyor. Erken ergenlik dönemindeki çocuklarda bu oranın çok daha düşük seviyelerde olduğunu görüyoruz. Bu da, okul sıralarında olması gereken 3.3 milyon çocuğun, ailelerine yardım etmek için çalışma hayatına dahil oldukları anlamına geliyor. Genç kızlar ya ev işlerine yardım etmek için okula gönderilmiyor ya da evlendiriliyor. Bu durum, herkesin ücretsiz eğitim hakkını garanti eden yasaların açık bir şekilde ihlal edildiği anlamına geliyor.
Ulusal rapora göre ilkokul çağındaki her dört çocuktan yalnızca üçü devlet okullarında eğitim görüyor. Yaklaşık iki milyon çocuk okula gidemiyor. Sudan’ın doğusunda bu oranın en düşük seviyede olduğu bildirilirken, ilkokul seviyesindeki çocukların yüzde 55 ila 69 arasında değiştiği ifade edildi. Bu durum hükümetin ‘gıda karşılığı eğitim’ planını uygulamaya yönlendirdi. Plana göre öğrencinin okula gitmesi karşılığında çocuk ve aile gıda malzemesi almaya hak kazanıyor. Planda çocukları iş gücü piyasasından okullara çekmek ve aileleri bu konuda teşvik etmek hedefleniyor.
Planın uygulamaya konmasından itibaren gözlenen gelişmeye ve ilköğretim ve lise düzeyindeki yaklaşık 40 bin öğrencinin okul sıralarına dönmesine rağmen uzun süre kararlılık gösterilemedi. Köklü bir çözüm sunamaya plan, çok kısa bir süre içerisinde parıltısını yitirerek duraksamaya uğradı.

Ana neden: Fakirlik
Uzmanlar ve aktivistleri, 18 yaş altı çocuk işçiler olgusunun artış göstermesinde birçok faktörün etkili olduğuna işarette bulundu. Bunların çocukların okula devam etmeleri konusunda temel engelleri oluşturdukları ifade ediliyor. Eğitim boşluğuna neden olan şeyin özellikle serbest iş gücü piyasasına yönelmek olduğunu ifade eden uzmanlar, bu faktörlerin başında, ekonomik düşüş, yoksulluk oranının artışı, Sudan’ın uzak bölgelerindeki savaş, çatışma ve doğal afetler nedeniyle yaşanan iç göçler, yüksek maliyetler ve okulların şartlarının uygun olmamasının geldiğini belirtti. Gelenek ve göreneklerin de çocuk işçiliğinin arttırılmasında önemli bir rol oynadığına dikkat çeken uzmanlar, bazı toplumlarda üretken çocukların ailesinin geçim kaynaklarını desteklemesi ve geliştirilmesinin kutlandığına dikkat çekti.

Unutulan meslekler
Araştırmalar azımsanmayacak bir sayıda çocuğun, kenarda kalmış basit mesleklerde çalıştığını ortaya koydu. Çocukların ayakkabı boyacılığı, oto yıkama, çöp toplama, bazı satıcıların yararına satış yüzdesi karşılığında kavşak ve trafik lambalarında mendil, meyve ve çocuk kıyafetleri gibi küçük ihtiyaç malzemeleri satışı ve yeniden satmak için kullanılmış araç yağlarını toplama gibi işlerde çalıştıkları ifade edildi. Ayrıca el arabaları ile yük taşımacılığı yaptıkları da belirtildi. Bazı şirketler, çocukları temizlik ve atık toplama işlerinde istihdam ediyor.
Çocuk Refahı Konseyi Genel Sekreteri Osman Şeybe Ebu Fatıma, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, çocuk işçiler sorununun ana nedeninin yoksulluğun artışı olduğunu söyledi. Bu sorunun eğitim fırsatları ve kalitesini düşürdüğüne dikkat çekti. Ayrıca bu konudaki teknik eğitim, öğretim ve toplumsal örflerin azlığına işarette bulundu. Geçici devrim hükümetinin, Ömer el-Beşir rejiminden fakirlik ve bunun bir sonucu 3 milyondan fazla çocuğun okula gidememesini miras aldığını söyledi.
Ebu Fatıma, “Çocuk işçiliğiyle mücadele, tüm ilgili tarafların, resmi ve halk düzeyinde, sivil toplum örgütlerinin ve bağışçıların ortak çabalarıyla, yerinden edilmiş ve mültecilere yönelik eğitim sektöründeki acil müdahalelere, ayrıca yoksullukla mücadele, okullarda şiddeti azaltmaya ve sosyal farkındalığı yaymaya ihtiyaç duymaktadır” dedi. Çocukların eğitim, sağlık, bakım ve koruma haklarını garanti altına almak için ‘kapsamlı programların geliştirilmesi’ ve çocukların güvenliğiyle sağlığını tehdit eden bu fenomenle mücadele etmek için devletin taahhüdünü ve resmi yönünü güçlendiren tehlikeli çocuk işçiliğini sınırlayan esnek yasaların yürürlüğe konması gerektiğini ifade etti.

Korumasız istihdam sektörü
Çocuk hukukunda yer alan bazı maddeler, çocukların çobanlık ve tarım gibi bazı işlerde çalışmasına izin veriyor. Ebu Fatıma, bu maddelerin kamu sektördeki çocuk işçiliğinin müfettiş ve gözlemcilerin koruması altında gerçekleştirilmesini sağladığına dikkat çekti. Ancak çocuk işçilerin karşısında çıkan en büyük sorunlardan biri de gayri resmi işlerde çalışıyor olmaları. Çocukların büyük bir çoğunluğu resmi kayıtlarda geçmeyen ve herhangi bir gözetimin yapılmadığı işlerde çalıştığını söyleyen Ebu Fatıma, bu durumda çocukların kanunlarla korunamadığına işarette bulundu.


Çocuk işçilerin sayısında artış gözlenirken Sudanlı gençler arasında işsizlik artıyor (Hasan Hamid)

Çocuk işçiler konusunda yasaların işleyişi konusunda bir fark olduğuna işaret eden Osman Şeybe Ebu Fatıma, ‘çocuk işçi’ ifadesinin eğitim hakkı veya sağlam ahlaki ve sosyal gelişme ile çelişen işler için kullanıldığına işarette bulundu. Ancak gözetim ve kontrol altında çalışmanın sorun teşkil etmediğini ifade etti.
Gelecekteki tehlike
Sudan Çalışma Bakanlığı eski danışmanı ve İdari Bilimler Profesörü Halid Sırrulhatem es-Seyyid, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada sosyal refah konusunda uzman olan Sudanlı yetkililere reşit olmayan çocukların istihdamı konusuna, ücretsiz eğitim fırsatlarını genişleterek bir çözüm getirme konusuna yoğunlaşma çağrısında bulundu.  Ekonomik koşullar ve toplumsal etkilerinin yanısıra eğitim yoksunluğu ve okula gidememenin çocuk işçi piyasasını besleyen önemli bir kaynak olduğunu ifade etti.
Seyyid, “1997 yılının Temmuz ayında çıkarılan iş kanunu özel sektördeki çocuk işçiliğinin düzenlenmesine özel önem vermektedir. Kanuna göre çocuklar, sayılı işlerde belirli saatler içerisinde çalışabilir. İşverenlerin gece vardiyalarında ve beceri gerektiren makinalar arasında, hayati tehlike taşıyan işlerde çocuk işçi çalıştırmalarını yasaklıyor. Çok az bir kısmı bu tür mesleklerde çalışırken büyük çoğunluğu serbest mesleklere yöneliyor” dedi.
Eski danışman, sorunun şiddetlenmesi be gelecekteki yansımaları konusunda uyarıda bulundu. Sosyal olarak disiplinli olmayan bir nesil veya nesillerin ortaya çıkabilme riski oluşturduğuna dikkat çeken Seyyid, maddi arzularını ihtiyaç baskısı altında, tüm meşru ve yasa dışı yollarla tatmin etmeye çalışan nesiller oluşabileceğine işarette bulundu.
Sudanlı gençler arasında işsizliğin hüküm sürmesi ironisine karşılık çocuk işçiliği olgusunun yaygın olduğunu ifade eden Seyyid, bunun işgücü piyasasındaki dengesizliği ortaya koyduğuna dikkat çekti. Çocukların, yetişkinlerin çalışmak istemeyip uygun bulmadığı kenarda kalmış mesleklerde çalıştıklarını söyledi. Çocuklar, köyler ve kırsal alanlarda, çoğu genç insanın altın arayışı içinde geleneksel madencilik faaliyetlerine katılması nedeniyle tarım ve çobanlık sektörlerindeki istihdam boşluğunu da dolduruyor.

Altın çocukları
Öte yandan Sosyal Hizmet Uzmanı ve Çocuk Koruma Aktivisti Tehnani Abdurrahim Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, çocuk işçiliğinin en kötü örneklerini, geleneksel altın madenciliği alanlarında görülebildiğine işarette bulundu. Çocukların yaşlarına göre son derece zorlu koşullarda çalıştıklarına işarette bulunarak, herhangi bir gözetim, sayı sınırlaması ve istatistik olmaksızın her türlü sömürü, zarar, sağlık sorunu ve sosyal tehlikelerle karşı karşıya olduklarına işarette bulundu.
Abdurrahim ayrıca, “Çocukların oralardaki varlıklarının hükümetin onayı ile olduğunu söylemiyorum, ancak ekonomik baskılar ve yoksulluk koşulları onları oralarda çalışmaya itti. Kendileri ve aileleri için mali durumlarını iyileştirmeyi ummuyorlar. Orada kurtarılmaları mümkün olmadığı takdirde o çocukların sayısını kısıtlamak, koşul ve ihtiyaçlarını tespit etmek hükümetin görevidir. Hatta haklarını gözetip koruyacak alanlar oluşturulması gerekiyor” dedi.
Tehani Abdurrahim, resmi kurumların çocuk işçiliğiyle mücadele etme ve entegre programlar aracılığıyla güvenli çocukluk ilkesini gerçekleştirme gereğine vurgu yaptı. Bu programların yoksulluğun azaltılması ve eğitim kurumları için altyapı oluşturup genişletmesi gerektiğine işarette bulundu. Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Sudanlı Çocuk Yasası 2010 kapsamında tüm çocuklar için garantili bir hak olarak temel aşamada ücretsiz eğitim sağlanmasının gereğinin altını çizdi. Programların çocukları, gelecekteki tüm sömürüler, sosyal dezavantajları ile küçükler için çalışmanın tehlikelerinden uzak tutmasının önem arz ettiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre 2008 yılında yapılan son nüfus sayımına göre, Sudan'daki çocuk sayısı 15 milyondan fazla ve toplam nüfusun yüzde 49'unu oluşturuyor. Bu çocuklardan 4.5 milyonu 5 yaş altı iken yıllık olarak düzenli bir artış ile 1.33 milyon çocuk dünyaya geliyor. Bunlardan 76 bini doğumun ilk yılında ölüyor. 104 bini ise 5 yaşına ulaşmadan yaşamını yitiriyor. İlkokul düzeyindeki 6-13 yaş grubu arasında 2 milyon çocuk okula gitmiyor. Bu durum, söz konusu çocukların hayattaki arzularını gerçekleştirme olasılıklarını ellerinden alıyor. Okula gitmeyip işgücü piyasasına dahil olan çocukların sayısı 3.3 milyonu aşıyor.

 



CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
TT

CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri ​​arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.

CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.  

CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.


Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.