Bilim insanlarından korkutan uyarı: Değiştirilmiş grip virüsünün laboratuvardan kaçma olasılığı yüksek

Bilim insanlarından korkutan uyarı: Değiştirilmiş grip virüsünün laboratuvardan kaçma olasılığı yüksek
TT

Bilim insanlarından korkutan uyarı: Değiştirilmiş grip virüsünün laboratuvardan kaçma olasılığı yüksek

Bilim insanlarından korkutan uyarı: Değiştirilmiş grip virüsünün laboratuvardan kaçma olasılığı yüksek

Bilim insanları ABD, Çin ve Hollanda’daki laboratuvarlardan grip virüsü sızma olasılığı konusunda uyarıda bulundu. Buna göre 14 laboratuvarın 1918'de yaşanan İspanyol Gribi gibi bir salgına neden olma olasılığı var.
Kâr amacı gütmeyen bilim kurumu Bulletin of the Atomic Scientists'ten Dr. Lynn C. Klotz; ABD, Çin ve Hollanda başta olmak üzere dünya genelindeki 14 laboratuvarda, modifiye edilmiş virüs sızıntısı olasılığının “kabul edilemeyecek kadar yüksek” olduğunu belirtti.
Klotz, 1918'deki İspanyol Gribi’nde olduğu gibi 50 ila 100 milyon insanı öldürebilecek ve havadan bulaşacak bir salgın yaratma riskinin yüzde 0,246 olduğunu hesapladı.
Klotz’a göre bu laboratuvar araştırmalarında grip virüslerinin memelilere bulaşacak şekilde değiştirilmesi, önemli bir risk faktörü. Ancak bu çalışmaları yapan araştırmacılar da mutasyon geçirebilecek virüslerin önüne geçmeyi hedefliyor.
Klotz olası sızıntıların üç şekilde gerçekleşebileceğini ifade etti: İlk ihtimal; bir laboratuvar çalışanının araştırmalar esnasında enfeksiyon kapması ve bunun fark edilmemesi ya da bildirilmemesi. İkincisi, zararsız olarak sınıflandırılan bir virüsün önemsenmemesi. Üçüncü yol da zihinsel açıdan sağlıklı olmayan bir çalışanın veya kötü niyetli bir yetkilinin virüsü kasıtlı olarak kaçırması.
ABD'deki üçüncü seviye biyogüvenlik laboratuvarlarından gelen veriler, virüs maruziyetlerinin yüzde 67 ila 79,3’ünden insanların sorumlu olduğunu gösteriyor. 
Bilim insanının tahminlerine göre tehlikeli virüsler üzerinde çalışan laboratuvarlar ABD, Çin, Hollanda, İngiltere, Japonya, İtalya ve Güney Kore'de bulunuyor.
Bazı ülkeler geçmişte söz konusu araştırmaları kısıtlama girişiminde bulunmuştu. Ancak kurallar esnek ve bilim insanları bunları atlatmanın yollarını buluyor.
SoMag’in haberine göre Bulletin of the Atomic Scientists’in internet sitesinde yayımlanan uyarı ilk değil.
Koronavirüs pandemisinden önceki yıllarda, bilim insanları yeni ölümcül koronavirüse benzeyen ve yarasadan türetilen virüsler üzerinde çalışmanın tehlikelerine dikkat çekmişti.



Arkeologlar, Polonya'daki yüzlerce yıllık "kayıp şehri" ortaya çıkardı

Stolzenberg, bugünkü Sławoborze köyünün yakınlarında yer alıyor (Facebook/Relicta Vakfı)
Stolzenberg, bugünkü Sławoborze köyünün yakınlarında yer alıyor (Facebook/Relicta Vakfı)
TT

Arkeologlar, Polonya'daki yüzlerce yıllık "kayıp şehri" ortaya çıkardı

Stolzenberg, bugünkü Sławoborze köyünün yakınlarında yer alıyor (Facebook/Relicta Vakfı)
Stolzenberg, bugünkü Sławoborze köyünün yakınlarında yer alıyor (Facebook/Relicta Vakfı)

Arkeologlar, Polonya'nın ücra bir ormanında terk edilmiş bir Ortaçağ kentinin izlerini ortaya çıkardı.

13. yüzyılın sonlarında veya 14. yüzyılın başlarında kurulduğu tahmin edilen Stolzenberg kenti, günümüzde ülkenin kuzeybatısında yer alan Sławoborze yerleşiminin yakınlarında bilinmeyen koşullar altında terk edilmişti.

2020'de metal dedektörüyle yapılan ön araştırmada bölgede kemer tokaları, manto kopçaları ve Ortaçağ'a ait metal paralar gibi 400'den fazla metal eser bulunmuştu.

Sondaj çalışmalarıysa iki metreden daha derin katmanları ortaya çıkardı; bu katmanlarda merkezi bir pazar yeriyle şehir kapısına giden bir caddenin izleri görülebiliyor.

Relicta Vakfı'ndan arkeolog Piotr Wroniecki, Polonya Haber Ajansı'na (PAP) şöyle diyor: 

Sur ve hendekle çevrili yaklaşık 6 hektarlık bir alanda 1500'den fazla anomali, yani olağandışı arazi özelliği kaydettik. Bu, yeraltında antik binalar gibi gizli yapıların varlığına işaret ediyor.

Arkeologlara göre Stolzenberg'in en olası kurucuları, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun önemli bir prensliği olan Brandenburg (Neumark) Markgrafları'ydı.

Vakıf, kentin ne zaman kurulduğunu ve hangi koşullar altında terk edildiğini aydınlatmayı amaçlıyor.

Relicta Vakfı'ndan Marcin Krzepkowski, kaybolan Stolzenberg şehrini araştırırken 25 hektarlık bir alanda veri topladı.

rgg
Relicta Vakfı, "kayıp şehri" ortaya çıkarmak için jeomorfolojik sondaj ve havadan arazi taraması yöntemlerini kullandı (Facebook/Relicta Vakfı)

PAP'a konuşan Krzepkowski "Kentin nüfusunun ne olduğunu veya neden terk edildiğini kesin bir şekilde söyleyemeyiz. Genellikle bir kasabanın gerilemesi birden fazla etkene bağlıdır" diyor.

Bölgenin terk edilmesinin arkasında sel gibi doğal nedenler, ticaretin gerilemesi ve savaşlar olabileceğini de ekliyor.

Relicta Vakfı'na göre jeofizik araştırmalar, jeomorfolojik sondajlar ve havadan arazi taramalarıyla "kayıp şehir" ortaya çıkarıldı.

Relicta aralık ayında Facebook’ta yaptığı paylaşımda "Ekim ve kasımda, Polonya Devlet Ormanları'na bağlı Świdwin Orman İşletme Müdürlüğü'nün ormanlarında 2019'da keşfedilen kayıp Ortaçağ kenti Stolzenberg / Sławoborze'nin bulunduğu alanda, kazısız araştırmalar yürüttük" ifadelerini kullanmıştı.

Araştırma projesi, Polonya Kültür ve Ulusal Miras Bakanlığı'nın Kültür Teşvik Fonu'yla finanse edildi.

Independent Türkçe


Musk’ın firmasına çocuk istismarı davası: Tehlikeyi bilmelerine rağmen kâr etmeyi seçtiler

Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)
Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)
TT

Musk’ın firmasına çocuk istismarı davası: Tehlikeyi bilmelerine rağmen kâr etmeyi seçtiler

Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)
Musk, Grok'un müstehcen içerik üretiminde kullanıldığına yönelik iddiaları yalanlamıştı (Reuters)

Elon Musk’ın yapay zeka şirketi xAI’a çocuk istismarı niteliğinde içerik üretimine imkan sağladığı gerekçesiyle dava açıldı.

İkisi reşit olmayan üç kız çocuğu, dev firmaya karşı pazartesi günü Kaliforniya’da hukuki işlem başlattı.

Davacılar, fotoğraflarının şirketin Grok adlı sohbet botu ve cinsel içerikli sahte görüntüler oluşturulmasını sağlayan Grok Imagine moduna erişen üçüncü taraf bir uygulama üzerinden manipüle edildiğini öne sürdü.

Davacıların avukatı Vanessa Baehr-Jones, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

xAI, böylesine tehlikeli bir ürün yaratmanın yol açacağı sonuçları gayet iyi bilmesine rağmen çocuklar da dahil gerçek kişilerin cinsel istismarı üzerinden kâr elde etmeyi seçti.

Avukat, fotoğraf ve videolar xAI’ın programlarına erişen üçüncü taraf uygulamalar aracılığıyla üretilse de Musk’ın şirketinin lisans ve kullanımla ilgili yeterli denetimleri yapmadığını söylüyor.

Mahkemeye sunulan şikayet dilekçesine göre fotoğrafları değiştirilen kişiler, görüntüler hakkında şubatta kolluk kuvvetlerine ihbarda bulundu. Polis de Discord üzerinden fotoğraf ve videoları paylaştığı savunulan bir şüpheliyi yakaladı. Zanlının telefonunda, xAI’nin görüntü ve video üretme teknolojisi kullanılarak hazırlandığı iddia edilen çocuk istismarı içerikleri bulundu.

Firma henüz davayla ilgili açıklama yapmazken, şirketin yöneticisi Elon Musk, ocak ayındaki sosyal medya paylaşımında, Grok’un "reşit olmayan kişilerin çıplak görüntülerinin üretilmesinde kullanıldığından haberdar olmadığını" öne sürmüştü.

Baehr-Jones, müvekkillerinin "mahremiyet, haysiyet ve kişisel güvenliğine" saldırıda bulunulduğunu belirterek, davacıların "hayatlarının darmadağın olduğunu" belirtti.

Geçen yıl piyasaya sürülen Grok Imagine, Taylor Swift de dahil ünlülerin ve sıradan kullanıcıların internetteki fotoğraflarının değiştirilmesiyle tartışma yaratmıştı.

Musk’tan çocuğu olan Ashley St. Clair da XAI’ya ocak ayında dava açmıştı. Muhafazakar sosyal medya fenomeni, X kullanıcılarının 13 yıl önce henüz çocukken çekilen fotoğrafının çıplak hale getirilmesini Grok'tan istediğini ve sohbet botunun da bu talebi yerine getirdiğini belirtmişti.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Asteroit Ryugu'da DNA ve RNA yapıtaşları bulundu

Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)
Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)
TT

Asteroit Ryugu'da DNA ve RNA yapıtaşları bulundu

Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)
Bilim insanları bulguların, Ryugu'da bir zamanlar yaşam olduğu anlamına gelmediğini belirtiyor (Japonya Uzay Araştırma Ajansı)

Bilim insanları asteroit Ryugu'dan alınan örneklerde DNA ve RNA'nın tüm yapıtaşlarını tespit etti. Bulgular, Dünya'daki yaşamın nasıl başladığını anlamaya katkı sağlıyor.

Yeryüzündeki canlılar, genetik bilgiyi depolayıp aktarmak için iki temel molekülü kullanıyor: deoksiribonükleik asit (DNA) ve ribonükleik asit (RNA).

DNA, adenin, sitozin, guanin ve timin isimli nükleobazlardan oluşurken, RNA'da timin yerine urasil yer alıyor.

Bu bileşenlerin erken Dünya'da ne kadar bulunduğunu ve nereden geldiklerini anlamak, yaşamın başlangıcını öğrenmek açısından kritik önem taşıyor.

Önde gelen teorilerden biri, temel elementleri taşıyan asteroitlerin gezegene çarpması sonucu yaşamın filizlendiğini öne sürüyor.

Bilim insanları bu ihtimalleri test etmek için Güneş Sistemi'ndeki asteroitlerden örnek alarak inceliyor.

Son yıllarda NASA, Bennu asteroidine, Japonya Uzay Araştırma Ajansı ise Ryugu'ya araç göndererek yeryüzüne örnek getirmişti.

Bennu'da 5 nükleobazın tamamının bulunduğu geçen sene duyurulmuştu. Bugüne kadar Ryugu'da ise sadece urasil saptanmıştı.

Japonya Deniz-Yer Bilimleri ve Teknolojileri Kurumu'ndan Toshiki Koga liderliğindeki bir ekip, bu yapıtaşlarının hepsini Ryugu örneklerinde de tespit etti.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de dün (16 Mart) yayımlanan çalışmada şu ifadelere yer veriliyor:

Asteroit ve meteorit örneklerinde çeşitli nükleobazların saptanması, bunların Güneş Sistemi genelinde yaygın olduğunu gösteriyor ve karbonlu asteroitlerin, erken Dünya'nın prebiyotik kimyasal envanterine katkıda bulunduğu hipotezini güçlendiriyor.

Bilim insanları Ryugu'nun içeriğini Bennu ve karbon açısından zengin Murchison ve Orgueil isimli meteoritlerle, yani Dünya'ya düşen uzay taşlarıyla karşılaştırdı.

Araştırmacılar bu örneklerdeki nükleobazların oranının farklılık gösterdiğini ve bu durumun amonyak seviyelerinden kaynaklandığını belirledi. 

Toshiki Koga, "Bilinen hiçbir oluşum mekanizması böyle bir ilişkiyi öngörmediğinden bu bulgu, erken Güneş Sistemi'ndeki nükleobaz oluşumunda daha önce bilinmeyen bir yolu işaret edebilir" diyor.

Yeni Zelanda'daki Victoria Üniversitesi'nden Morgan Cable da yer almadığı çalışmadaki bu bulguyu "eşsiz" diye tanımlayarak ekliyor:

Bu keşif, biyolojik açıdan önemli moleküllerin başlangıçta nasıl oluştuğu ve Dünya'da yaşamın ortaya çıkmasını nasıl desteklediğine dair kritik sonuçlar doğuruyor.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Nature Astronomy