İsrail, ilhak haritalarını değiştiriyor

İsrail, Batı Şeria’daki sokakların çoğunu kontrolü altında tutuyor. (AFP)
İsrail, Batı Şeria’daki sokakların çoğunu kontrolü altında tutuyor. (AFP)
TT

İsrail, ilhak haritalarını değiştiriyor

İsrail, Batı Şeria’daki sokakların çoğunu kontrolü altında tutuyor. (AFP)
İsrail, Batı Şeria’daki sokakların çoğunu kontrolü altında tutuyor. (AFP)

Emel Şehade
İsrail, sessizce ve medyadan uzakta, 1 Temmuz’u Başbakan Binyamin Netanyahu’nun istediği ilhak planını uygulamadan ve Batı Şeria’daki Filistin topraklarında egemenliğini ilan etmeden bitirdi. Netanyahu, planı uygulamaya güç yetirememesi karşısında hezimete uğradığını belli etmemek için güvenlik ve ulusal çıkarların gerektirdiği gibi hareket ettiğini söyledi.
İsrail Başbakanı, resmi bir devlet kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada ülkesinin ABD Başkanı Donald Trump’ın planına ve dolayısıyla Batı Şeria’da toprak değişimine odaklı ilhak haritasına dair bir değişiklik uyguladığını söyledi. Planı belirlenen vakitte gerçekleştirme çabalarının başarısızlığı karşısında durumu bir başarıymış gibi göstermeye çalıştı.
Değişikliklere göre yerleşim alanlarını çevreleyen noktalar, Batı Şeria’nın merkezine doğru genişletilecek ve Yüzyılın Anlaşması kapsamında olmayan 20’den fazla yeri içerecek.
Haritaları Düzenleme Komitesi, bölgeleri genişletmeye yönelik ABD ve uluslararası tepkileri önlemek için anlaşmanın kapsamını korumaya çalışırken plandaki oranlarda değişiklik yapılmasını da önledi. Harita, Filistinli yetkililerin yerleşim alanlarını genişletme karşılığında el-Halil ve Ölü Deniz’in batısı boyunca çöl alanlarındaki toprak takasını ortaya oyuyor. Ancak İsrail, güvenliği koruma bahanesiyle Batı Şeria’daki sokakların çoğunu kontrolünde tutacak.

Engellerin üstesinden gelmek için ‘büyük bir adım’
ABD, söz konusu değişikliklerle ilgili doğrudan bir açıklama yapmadı. Ancak İsrail’i ‘Filistinliler için büyük bir adım atmaya ve Washington’ın Filistin yönetiminin muhalefetini azaltmak istediği adımı atmaya’ ikna etmek için iki taraf arasındaki görüşmeler ve İsrailli- ABD’li yetkililer arasındaki toplantılar aracılığıyla çabalarını iki katına çıkardı.
ABD’lilerin ortaya oyduğu öneriler, İsrailli politikacılar ve güvenlik yetkililerine göre İsrailli sağcıların plana muhalefetini azaltmak üzere toprakların C Bölgesi’nden B Bölgesi’ne aktarımını içeriyor.

Avi Berkovich
Tel Aviv ve Washington arasındaki telefon görüşmelerinin yanı sıra İsrail’de Netanyahu ile İsrailli ve ABD’li yetkililer arasında toplantılar da düzenlendi. Son toplantı, Washington’ın istediği ‘büyük adım’ hususunda uzlaşı arayan, ABD Başkanı’nın plan için atadığı temsilci Avi Berkovich ile oldu. Ancak toplantı hakkında yayınlanan bildiriye göre Netanyahu, ilhak planının egemenlik dayatmasına paralel olarak kısa bir süre içinde uygulanması konusunda ısrarını sürdürdü. Netanyahu, İsrail kamuoyuna 1 Temmuz’da planın uygulanmamasının, güvenlik ve siyasi sebeplere dayandığını söyledi.
Netanyahu daha fazla ayrıntıya ise yer vermedi. Likud Partisi mensuplarına da hitap eden Binyamin Netanyahu, ABD’lilerle diyalogun devam ettiğini, bunun bugün bile iyi ve yakın bir diyalog olarak kabul edilebileceğini kaydetti. İsrail Başbakanı, “İlhak süreci karmaşık ve açıklanamayacak birçok siyasi ve güvenlik ifadesi içeriyor” dedi.
Hükümet ortağı Benny Gantz, Trump’ın planını desteklemesine rağmen toplantılara katılmadı. Durum, iki ortak olan Netanyahu ve Gantz arasında plana dair anlaşmazlıkların yaşandığını ortaya koydu.
Gantz, düzenlediği basın toplantısında Yüzyılın Anlaşması’nı İsrail'in bölge ülkelerinden ve uluslararası toplumdan ortaklarla iş birliği ve koordinasyonla desteklenmesini gerektiren, doğru bir güvenlik-siyasi çerçeve olarak niteledi.

Önemli bölgesel fırsatlar
Yetkililerin Berkovich ile toplantısı sırasında ‘İsrail’in siyasi ve güvenlik çıkarlarına’ odaklanıldı. Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi, ABD’li üst düzey yetkililerle yaptığı görüşmede şunları söyledi:
“İsrail, önemli bölgesel fırsatlarla karşı karşıyadır. Güvenlik istikrarı ve mevcut barış anlaşmalarına zarar vermeden dostumuz ABD ve komşu ülkelerimizle kalıcı bir diyalog sürdürerek, İsrail’in siyasi ve güvenlik çıkarlarını korumak için büyük bir sorumlulukla çalışmalıyız.”
İsrailliler, Berkovich’in ‘engelleri aşmanın önemi ve muhalefeti azaltmak için Filistinlilere kolaylıklar ve olumlu adımlar sunma gereği’ hakkındaki önerilerine yoğunlaştı. Berkovich’e göre bu tür adımlar, Arap ve Avrupa ülkelerini ‘Filistinlileri İsrail’e karşı boykotu kaldırmaya ve onunla müzakere etmeye’ ikna etme yoluna yönlendirebilir.

Ekonomik güvenlik
İsrail’in siyasi ve güvenlik çıkarları konularındaki endişesine paralel olarak ekonomik güvenlik önerisi de ortaya koyuldu. Ancak bambaşka bir şekilde… İşadamları, ilhak planının ekonomik güvenliğe zarar verdiği hususunda uyarı yaparken 136 işadamı, Netanyahu ve Savunma Bakanı Benny Gantz’a hepsinin imzaladığı bir mektup gönderdi.
Mektup, “Şu anda açık olan şey, İsrail vatandaşlarını tehdit eden sosyal ve ekonomik belirsizliktir. Tek taraflı ilhak, işadamları, çalışanlar, işçiler ve aileler için tüm ekonomiyle ilişkili görünen bir yönetim şeklidir” ifadelerine yer verildi. İşadamları, ‘koronavirüsün neden olduğu ekonomik krizin büyüklüğüne, işsizlik ödeneği alan yüz binlerce kişinin koşullarına ve mevcut dönemle ilgili hükümetin öncelik ölçeğini formüle etme gereğine’ dikkat çektiler.

Netanyahu’nun ağaçtan inme girişimleri
Haaretz gazetesi, ‘Netanyahu’nun bataklığı’ ve ‘Ağaçtan inme girişimleri’ manşetine yer verdi. Bazı kesimler, Gantz ile olan anlaşmazlığın sadece planı uygulama başarısızlığını haklı çıkarma girişimi olduğunu savunurken Haaretz ise “Netanyahu başını belaya sokamaz” ifadelerine yer verdi.
Haaretz’de yayınlanan yazırda şu ifadeler kullanıldı:
“Netanyahu ve Gantz, İsrail’in bir Filistin intifadası ve bölgesel genişleme riski olmadan toprakları ilhak edemeyeceğini iyi biliyor. Aynı şekilde ilhakın, çatışmanın tek çözümü olan iki devletli çözümü zayıflattığının da farkında… Bu durumun, Netanyahu açısından önemli olduğu şüphelidir. Tıpkı Gantz gibi. İlhakın, İsrail’in iki uluslu bir devlet haline gelmesine yol açacağı veya resmi bir Apartheid rejimine alternatif olacağı bilinmelidir.”

İlhakı uygulama konusunda isteksizlik
Hükümet komitelerinin ilhakın 1 Temmuz’da uygulanamamasına dair tartışmalar çerçevesinde düzenlediği toplantılarda ilhak tarihi konusundaki söylemlerinin, ‘planın uygulanmasını sağlamak için adımlar atmadan sağcıların öfkelerini engellemek amacıyla medyanın pazarlanmasından’ başka bir şey olmadığı belirtildi.
Savunma Bakanlığı Komitesi konuyu derinlemesine görüşmedi. Yurt dışındaki İsrailli temsilciler de dünyaya açıklanması gereken politikalarla ilgili en son gelişmelerden haberdar değildi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, hükümetin yasal danışmanı Avichai Mandelblit ile koordinasyon halinde, ilhak öncesinde incelenmesi gereken yasal konuları içeren bir belge hazırladığını ancak belgenin etkili bir şekilde incelenmediğini bildirdi.
Ulusal Güvenlik Otoritesi İstihbarat Departmanı Başkanı Rani Bild, Knesset’teki Devlet Kontrol Komitesi’ndeki bir tartışmada ilerleyen günlerde küçültülmüş bir kabine ile ilhak konusunda derinlemesine bir inceleme yapılacağını belirtti. Egemenlik dayatmasının olası sonuçlarıyla ilgili tartışma sürerken Ulusal Güvenlik Otoritesi de geçen ay Başbakan ve bir grup güvenlik yetkilisine sunulan ‘ilhakın sonuçlarına’ dair bir belge hazırladı.
Dışişleri Bakanlığı’ndan Genel Diplomasi Genel Müdür Yardımcısı Noam Katz, bakanlığının hangi senaryolara hazırlanacağını ve çalışanlarının dünya liderlerinin ilhak konusundaki sorularına nasıl cevap vereceğini bilmediğine vurguladı. Katz, “Dışişleri Bakanı, bakanlıkta tüm farklı olasılıklara hazır olacak ve sürekli olarak güncellenecek bir ekip oluşturmak için açık talimat verdi” dedi.



ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
TT

ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)

Washington'daki karar alma çevreleriyle yakın ilişkilere sahip iki Amerikalı uzman, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptına varılmasına yönelik işaretlerin artmasına rağmen, İsrail ile Hizbullah arasında halen devam eden savaşın yakın gelecekte sona ermesinin beklenmediğini değerlendirdi. Uzmanlara göre Lübnan, İsrail'in güvenlik kaygıları, Hizbullah'ın askerî rolü ve İran'ın bölgesel stratejisi arasında sıkışmış durumda bulunuyor.

Washington merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) Ortadoğu ekibi başkanı Kelly Campa ile RAND Corporation Ulusal Güvenlik ve Strateji Programları Direktörü Raphael Cohen, Şarku’l Avsat verdikleri demeçlerde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Lübnan ve İsrail hükümetleri arasında savaşın temel nedenlerini ele almak ve iki ülke arasında barış sağlamak amacıyla yürüttüğü arabuluculuk çabalarına rağmen çatışmaların farklı yoğunluk seviyelerinde devam edeceğini belirtti.

İsrail'in Hizbullah'a yönelik mevcut askerî operasyonlarının başlamasının üzerinden 100 günden fazla süre geçtiğini hatırlatan ve ABD askerî istihbaratında Albay Cohen, “Geri sayım 100 gün önce başlamadı. İsrail açısından bu, çok daha uzun bir mücadelenin parçası; ateşkes anlaşmalarıyla bölünen ayrı savaşlar dizisi değil” dedi.

dsvbht
Kelly Campa, Washington'daki Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nde Ortadoğu ekibinin başkanı (Şarku’l Avsat)

Cohen, İsrail'in kuzey sınırlarının güvenliğinden tamamen emin olana kadar Güney Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini düşündüğünü belirtti. Aynı zamanda İsrail'in Hizbullah'ı tamamen yenilgiye uğratmasının ya da İran destekli örgütün İsrail'i hedeflerinden vazgeçirmesinin düşük ihtimal olduğunu ifade ederek, “Uzun vadeli bir çatışmayla karşı karşıyayız. Taraflardan hiçbirinin nihai hedeflerine ulaşabilecek durumda görünmediği bir tablo söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan ve Levant bölgesi güvenliği üzerine çalışan Kelly Campa da benzer görüşler dile getirerek, çatışmanın yakın dönemde çözülemeyeceğini söyledi. Bunun temel nedeninin bölgesel politikalar ve özellikle İran'ın hesapları olduğunu belirten Campa, “Bu çatışmanın kısa sürede çözüleceğini düşünmüyorum. İran, bölgedeki ortaklarından birine yönelik herhangi bir Amerikan veya İsrail saldırısının daha geniş çaplı bir savaşı tetikleyebileceği bir gerçeklik oluşturmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

sdvghtyj
RAND Corporation'ın Strateji ve Ulusal Güvenlik Programları Direktörü (Şarku’l Avsat)

Campa'ya göre Tahran, Lübnan'daki gelişmeleri Washington ile yürüttüğü müzakerelerde elini güçlendirmek için kullanıyor. İran'ın, Levant bölgesindeki en önemli ortağı olmaya devam eden Hizbullah'ı korumaya çalıştığını belirten Campa, aynı zamanda Tahran'ın taviz vermek istemediği konuların görüşülmesini ertelemek için mevcut durumdan yararlandığını söyledi.

Askerî çözüm yeterli değil

Her iki uzman da askerî operasyonların tek başına kalıcı bir sonuç sağlayıp sağlayamayacağını sorguladı.

Cohen, İsrail'in elde ettiği bölgesel kazanımların Hizbullah'ın temel tutumunu değiştirmesinin zor olduğunu belirterek, “İsrail, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için yoğun çaba gösteriyor. Ancak Hizbullah mensubuysanız bunu kabul etmeye yatkın olmazsınız. Bu nedenle çıkmazdayız” dedi.

Güney Lübnan'daki köy, kasaba ve şehirlerde meydana gelen büyük yıkım konusunda Campa yorum yapmaktan kaçınırken, Cohen askerî operasyonların genellikle hassas ve hedef odaklı yürütüldüğünde daha etkili olduğunu söyledi.

Cohen, “Amaç yıkımın kendisi değil. Sorun, Hizbullah'ın onlarca yıl boyunca Güney Lübnan'daki yerel topluluklar ve altyapı içinde kök salmış olmasıdır” dedi. Bununla birlikte savaş sırasında askerî gereklilik konusunda ortaya atılan karşıt iddiaların bağımsız biçimde doğrulanmasının son derece zor olduğuna dikkat çekti.

Uzman, savaşın sonunda kesin bir zafer tablosu beklenmemesi gerektiğini de vurgulayarak, “Sonunda bir zafer geçidi olmayacak. En gerçekçi sonuç, çatışmaların tamamen sona ermesinden ziyade şiddetin azaltılmasıdır” ifadelerini kullandı.

Benzer şekilde Campa da İsrail'in ne zaman duracağının ancak siyasi bir uzlaşmayla cevaplanabilecek bir soru olduğunu belirterek, çatışmanın nihai olarak diplomasi yoluyla çözülebileceğini savundu.

Diplomasinin sınırları

Uzmanlar, İsrail ile Lübnan arasında devam eden görüşmelerin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte bunların sınırlı etkisine dikkat çekti.

Cohen, “Konuşuyor olmaları olumlu. Ancak bu çatışmanın önemli bir tarafı daha var: Hizbullah. Ve o müzakere masasında bulunmuyor” dedi.

Campa ise ABD arabuluculuğunda Washington'da Lübnan ve İsrail heyetleri arasında yürütülen doğrudan görüşmeleri “tarihî öneme sahip” olarak nitelendirdi. Ancak kalıcı bir anlaşmanın ancak Lübnan devletinin otoritesinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.

fvhyju
Hizbullah destekçileri, ABD ve İsrail'in İran'a karşı askeri operasyonlarını protesto ederken İran bayrakları salladı (AP)

Önceki düzenlemelerin büyük ölçüde Hizbullah'ın davranışlarına bağlı olduğu için kırılgan kaldığını ifade eden Campa, kalıcı bir anlaşma için Lübnan devletinin otoritesini kullanabileceğine ve İsrail'in güvenlik kaygılarını giderebileceğine yönelik güven oluşturulması gerektiğini belirtti.

Birçok Lübnanlının İsrail'in gerçek rakibinin Lübnan hükümeti değil Hizbullah olduğunu düşündüğünü söyleyen Campa, buna karşın Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan temas kurulmasına sürekli karşı çıktığını hatırlattı.

Lübnan devletinin son bir yıl içinde otoritesini güçlendirmek ve Hizbullah'ın askerî varlığını sınırlandırmak yönünde adımlar attığını belirten Campa, bu çabaların önemli olduğunu ancak kalıcı bir çözüm için Lübnan, İsrail ve ABD arasında iş birliği gerektiğini söyledi.

İran faktörü

Cohen, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomasinin Hizbullah'ın geleceği sorununu çözebileceği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“İsrail'in yakın zamanda İran ile doğrudan müzakere edeceğini düşünmüyorum. Daha olası senaryo, ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler yürütülmesidir” diyen Cohen, kamuoyuna yansıyan görüşmelerin büyük ölçüde İran'ın nükleer programına odaklandığını, İran'ın bölgesel silahlı gruplar ağının ise geri planda kaldığını söyledi.

Bu nedenle olası bir anlaşmanın Hizbullah meselesine uzun vadeli bir çözüm getireceğinden kuşku duyduğunu belirten Cohen, İran'ın Hizbullah'ı hâlâ stratejik bir değer olarak gördüğünü ifade etti.

“Hizbullah belki de 7 Ekim 2023 öncesindeki kadar önemli değil; ancak Tahran'ın ondan vazgeçmeyeceği kadar değerli olmaya devam ediyor” dedi.

cdy6ujk
ABD Dışişleri Bakanlığı Genelkurmay Başkanı Daniel Hoeller, İsrail'in ABD Büyükelçisi Yehiel Leiter, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad ile birlikte, Washington DC'deki Dışişleri Bakanlığı merkezinde İsrail ve Lübnan heyetleri arasında gerçekleşen bir görüşmeden bir kare (AFP)

Yakın zamanda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın eski muhalifler ve müttefikleri kapsayan yeni bir ordu kurma çabalarını inceleyen bir rapora katkı sunan Campa ise, Donald Trump'ın önerilerine rağmen Suriye'nin Hizbullah'ı zayıflatma girişimlerinde önemli bir rol üstlenip üstlenemeyeceğini sorguladı.

Suriye hükümetinin ciddi iç sorunlarla mücadele ettiğini ve önceliğinin devlet kurumları ile güvenlik güçlerini yeniden inşa etmek olduğunu belirten Campa, “Şam'ın bundan daha büyük bir rol üstlenebileceğine şaşırırım” dedi.

Zorlu yol

Lübnan liderlerinin önündeki seçeneklere ilişkin değerlendirmelerinde her iki uzman da devlet kurumlarının güçlendirilmesinin ülke için en iyi uzun vadeli seçenek olduğu konusunda birleşti.

Campa, mevcut Lübnan yönetiminin geçmiş yıllarda hayal edilmesi zor olan zorlu meselelerle yüzleşmeye hazır göründüğünü belirterek, Lübnanlı yetkililere “baskılara rağmen bu çizgiyi sürdürmeleri” tavsiyesinde bulundu.

Cohen ise Lübnan açısından en olumlu senaryonun Hizbullah'ın savaştan ciddi ölçüde zayıflamış şekilde çıkması olduğunu söyledi. Böyle bir durumda Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin devlet otoritesini ülke genelinde daha fazla tesis edebileceğini ifade etti.

“Bu çatışmanın olumlu sayılabilecek tek yönü varsa, o da Hizbullah'ın Lübnan ordusunun daha fazla kontrol sağlamasına imkân verecek ölçüde zayıflayabilmesidir” dedi.

Bununla birlikte iki uzman da bu sonucun kesin olmadığını ve Lübnan'ın geleceğinin büyük ölçüde ülke dışındaki gelişmelere bağlı kalacağını kabul etti.

Şimdilik her ikisinin de üzerinde uzlaştığı nokta ise şu: Savaşın yakın zamanda sona ermesi beklenmiyor ve Lübnan, uzun süreli askerî çatışma ile İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan daha geniş bölgesel mücadelenin ortasında kalmaya devam ediyor.


Eisenkot, İsrail Başbakanlığı yarışında tüm rakiplerinin önünde

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)
TT

Eisenkot, İsrail Başbakanlığı yarışında tüm rakiplerinin önünde

İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot (İsrail ordusu)

İsrail’de sağ görüşlü Yisrael Hayom gazetesinde yayımlanan yeni bir kamuoyu yoklaması, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun seçimleri kazanma ve hükümetini ayakta tutma hesaplarının giderek karmaşıklaştığını ortaya koydu. Netanyahu’nun, son dört yılda kaybettiği sağ seçmen oylarını yeniden kazanmak ve bu oyların Naftali Bennett, Yair Lapid ve Gadi Eisenkot’un öncülük ettiği muhalif ittifaklara yönelmesini engellemek amacıyla yeni bir sağ parti kurmayı planladığı belirtiliyor. Ancak anket sonuçları, bu stratejinin Netanyahu’nun beklediği sonucu vermediğine işaret ediyor. Aksine, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, hem Netanyahu hem de muhalefetin önde gelen isimlerinden Bennett açısından en ciddi rakiplerden biri olarak öne çıkıyor.

Gazetenin bugün yayımladığı ankete göre Eisenkot, yalnızca popülerlik açısından değil, sandalye sayısında da Bennett’i geride bırakmayı başardı. Eisenkot’un liderliğindeki oluşumun ilk kez 20 sandalyeye ulaştığı görülürken, Bennett ve Lapid’in öncülük ettiği Beyahad ittifakı ise 19 sandalyeye geriledi.

gthyjuk
Başbakan Binyamin Netanyahu, İsrail Güvenlik Kabinesi toplantısına başkanlık ederken (Arşiv – DPA)

Maariv gazetesinin bugün yayımladığı haftalık kamuoyu yoklamasında ise Eisenkot’un, Netanyahu da dahil olmak üzere tüm rakiplerini geride bıraktığı görüldü. Ankete göre Netanyahu ile doğrudan bir yarışta Eisenkot yüzde 44 destek alırken, Netanyahu’nun desteği yüzde 40’ta kaldı. Kanal 12 tarafından muhalif seçmenler arasında gerçekleştirilen bir başka araştırmada ise Eisenkot ile Bennett karşılaştırıldı. Bu ankette Eisenkot yüzde 46 destek oranına ulaşırken, Bennett yüzde 36’da kaldı.

Netanyahu ile Bennett’in karşı karşıya getirildiği senaryoda ise Netanyahu yüzde 37 destek alırken, Bennett yüzde 33’te kaldı. Netanyahu ile Avigdor Liberman’ın karşılaştırıldığı ankette de Netanyahu yüzde 38 destek oranına ulaşırken, Liberman’ın desteği yüzde 25 olarak ölçüldü.

Anketi hazırlayanlar, Eisenkot’un yükselişini son dönemde yaptığı açıklamalara ve aldığı isabetli siyasi pozisyonlara bağladı. Bunların başında, muhalefet partilerinin seçimlerden sonraki sürece ilişkin ortak bir taahhütte bulunması yönündeki girişimi geliyor. Söz konusu öneriye göre, Netanyahu karşıtı blok içinde seçimlerden birinci çıkan partinin lideri hükümeti kurmakla görevlendirilecek ve diğer muhalefet partileri de bu sürece destek verecek. Araştırmacılar, bu yaklaşımın Eisenkot’un kamuoyu nezdindeki siyasi konumunu daha da güçlendirdiğini belirtti.

gthy7
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Tel Aviv’de düzenlenen bir gösteride (Reuters)

Anket sonuçları yalnızca destek oranları haftadan haftaya gerileyen Bennett ve Lapid’i değil, Başbakan Netanyahu’yu da endişelendiriyor. Yedioth Ahronoth gazetesi, Netanyahu’nun seçim stratejisinde değişikliğe giderek ana hedefini Bennett’ten Eisenkot’a çevirmeyi planladığını yazdı. Habere göre Netanyahu, yeni stratejisi kapsamında Eisenkot’u 7 Ekim 2023’te yaşanan güvenlik ve istihbarat başarısızlıklarının sorumluları arasında göstermeyi hedefliyor. Bu çerçevede Netanyahu’nun, Eisenkot’un Genelkurmay Başkanlığı döneminde İsrail ordusunun ‘küçük ama akıllı bir ordu’ anlayışıyla yeniden yapılandırılmasının savunulduğunu öne sürdüğü belirtiliyor. Netanyahu’ya göre bu yaklaşım, Hamas’ın askerî kapasitesindeki artışın yeterince ciddiye alınmamasına ve ordunun tehdit karşısında hazırlıksız yakalanmasına zemin hazırladı.

Gazete, konuyla ilgili olarak Eisenkot’la da bir söyleşi gerçekleştirdi. Eisenkot, Netanyahu’nun suçlamalarına yanıt verirken, “Netanyahu’nun İsrail ordusundaki başarılarımı övdüğü çok sayıda görüntü ve ses kaydı elimde bulunuyor. Bunu bir ya da iki kez değil, onlarca kez yaptı” dedi. Eisenkot ayrıca, “7 Ekim başarısızlığının birinci ve en büyük sorumlusu Netanyahu’dur. Ben de bu başarısızlıkların siyasi bedelini seçimlerde ödemesi için çalışacağım” ifadelerini kullandı.

kı8l
Netanyahu ve hükümetine karşı protesto düzenleyen İsrailliler, Tel Aviv, 25 Nisan 2026 (Reuters)

Kamuoyu yoklamalarına göre bugün bir Knesset seçimi yapılması halinde sandalye dağılımı şu şekilde oluşacak:

Likud: 22 sandalye (şu an 36 sandalyeye sahip)

Beyahad (Bennett-Lapid ittifakı): 20 sandalye (Bennett’in partisi yeni kurulurken, Lapid’in partisinin şu anda 24 sandalyesi bulunuyor)

Yaşar: 20 sandalye (ilk kez seçime katılacak yeni bir parti)

Demokratlar (sol eğilimli İşçi Partisi ile Meretz ittifakı): 11 sandalye (şu an 4 sandalyeye sahip)

Doğulu dindar Yahudileri temsil eden Şas Partisi: 9 sandalye (şu an 11 sandalyesi bulunuyor)

Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit: 9 sandalye (şu an 6 sandalyesi bulunuyor)

Avigdor Liberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu: 8 sandalye (şu an 6 sandalyesi bulunuyor)

Aşkenaz ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden Yahadut HaTorah: 7 sandalye

Hadaş-Ta’al İttifakı: 5 sandalye (Şu an 5 sandalyeye sahip. Yisrael Hayom anketine göre ise sandalye sayısı 6’ya çıkıyor)

Birleşik Arap Listesi (Ra’am): 5 sandalye (şu an 5 sandalyeye sahip)

Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi: 4 sandalye

Bu tabloya göre Netanyahu liderliğindeki koalisyonun toplam sandalye sayısı 51’e geriliyor. Mevcut durumda koalisyonun 68 sandalyesi bulunuyor. Muhalefet bloğu ise Arap partilerine ait 10 sandalyenin de dahil edilmesiyle 69 sandalyeye ulaşıyor. Başka bir ankette ise dağılım muhalefet lehine 70’e 50 olarak ölçüldü.

Öte yandan, Arap partilerinin ortak bir liste altında birleşmesine yönelik girişimlerin sonuçsuz kalabileceğine ilişkin haberlerin ardından ankette seçmenlere, partilerin iki ayrı listeyle seçime girmesi durumunda nasıl oy kullanacakları da soruldu. Sonuçlara göre Hadaş-Ta’al İttifakı’nın, Balad (Ulusal Demokratik Topluluk) ile ortak liste kurması yalnızca bir sandalye ek kazanç sağlıyor ve ittifakın sandalye sayısı 6’ya yükseliyor. Birleşik Arap Listesi ise 5 sandalyede kalıyor. Bu durumda ortaya çıkan ek sandalye, Demokratlar ittifakının hanesinden düşüyor ve partinin sandalye sayısı 11’den 10’a geriliyor. Diğer partilerin sandalye dağılımında ise herhangi bir değişiklik yaşanmıyor. Genel tablo da değişmiyor; muhalefet bloğu 69 sandalyeye ulaşırken, Netanyahu liderliğindeki koalisyon 51 sandalyede kalıyor.


İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için 338 milyon dolar ayıracak

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
TT

İsrail, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi için 338 milyon dolar ayıracak

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Gush Etzion İsrail yerleşiminden bir görünüm (Reuters - Arşiv)

İsrail’de yerleşim karşıtı faaliyetleriyle bilinen Barış Şimdi (Peace Now) hareketi, İsrail hükümetinin Perşembe günü Batı Şeria’daki yeni yerleşim birimlerinin inşası ve mevcut yerleşimlerin altyapıya bağlanması amacıyla 1 milyar şekel (337,8 milyon dolar) tahsis edilmesini onaylamasının beklendiğini açıkladı.

Söz konusu plan, İsrail’de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich tarafından destekleniyor. Yerleşimlerin genişletilmesinin güçlü savunucularından biri olan Smotrich, daha önce Filistin devletinin kurulması fikrini “gömmek” istediğini ifade etmişti.

Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığındaki Güvenlik Kabinesi’nin gündemine göre bakanların, Batı Şeria’da daha önce onaylanmış geçici yerleşim noktalarının kurulmasını görüşmesi bekleniyor. Ancak gündemde yeni bir finansman paketinin onaylanıp onaylanmayacağına ilişkin açık bir ifade yer almıyor.

Barış Şimdi hareketine göre ayrılması planlanan kaynak, yol, su ve diğer temel altyapı projeleri için kullanılacak. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci yaşarken, bölgede yaklaşık 2,7 milyon Filistinli bulunuyor.

İsrail, Doğu Kudüs’ü 1980 yılında ilhak ettiğini ilan etmiş olsa da bu adım uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tanınmadı. İsrail ayrıca Batı Şeria üzerinde resmî egemenlik ilan etmiş değil. Birleşmiş Milletler organları ve dünyanın büyük kısmı, uluslararası hukuka atıfta bulunarak Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini yasa dışı kabul ediyor.

Barış Şimdi hareketi yaptığı açıklamada, Güvenlik Kabinesi’nde yapılacak oylamanın yerleşim projeleri için uygulanan olağan planlama süreçlerini aşacağını belirtti. Hareket, Netanyahu hükümetinin son üç yıl içinde söz konusu yerleşim projelerine zaten onay verdiğini kaydetti.

Barış Şimdi ve Axios haber sitesi tarafından yayımlanan karar taslağına göre finansman; ulaşım yollarının yapımı, arazi hazırlığı, kanalizasyon şebekeleri, su bağlantıları ve ilgili altyapı çalışmalarının yanı sıra geçici konut alanlarının kurulmasını da kapsıyor.

Smotrich’in sözcüsü ayrıntılı bilgi vermekten kaçınırken, Güvenlik Kabinesi’nde yapılacak oylamanın İsrail yerleşimlerini güçlendireceğini söyledi. Sözcü, bunların yeni yerleşimler değil, hâlihazırda mevcut olan yerleşim noktaları olduğunu savundu.

Smotrich geçen hafta da Batı Şeria’daki üç Yahudi yerleşiminde 2 binden fazla yeni konut biriminin inşasını öngören kapsamlı bir genişleme planını duyurmuştu.

Filistinliler ve birçok ülke, yerleşim faaliyetlerini barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor. Bu çevreler, yerleşimlerin gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin topraklarını giderek daralttığını savunuyor.

Son yıllarda yerleşimlerin ve küçük yerleşim karakollarının genişlemesiyle birlikte İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet olaylarında da artış yaşandı. Yerleşimcilerin düzenlediği bazı saldırılar can kayıplarıyla sonuçlanıyor.