Suriyelilerin kemer sıkma listesine şeker ve pirinç de dahil oldu

Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
TT

Suriyelilerin kemer sıkma listesine şeker ve pirinç de dahil oldu

Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
Fotoğraf (Arşiv_Reuters)

Suriye hükümetinin devlet destekli şekerin ve pirincin fiyatını yükseltmesi, Şam sakinlerinin öfkelenmesine yol açtı. Zira bu, fiyatların artmasıyla geçim şartlarını daha da zorlaştırdı. Yapılan değerlendirmeler bu durumun “hükümetin başarısızlığının” işareti olduğu yönünde.
Suriye Ticaret Kurumu’nun geçen çarşamba günü hükümete ait “akıllı kart” aracılığıyla dağıtılan devlet destekli bir kilo şekerin fiyatını 350’den 800 Suriye Lirası’na (SL) yükseltmesi, bir kilo pirinci de 400’den 900 liraya çıkarması Suriyeliler şoka uğrattı. Hükümet fiyatları yükseltmesinin gerekçesini, Suriye Merkez Bankası’nın havale masraflarını ve ithalat izin ücretlerini bir dolar karşısında 700 SL’den bin 250’ye yükseltmesi olarak gösterdi. Bu da “devletin başarısızlığının” bir yansıması olarak görüldü. Ertesi gün açıklama yapan İç Ticaret ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı, devlet destekli bir kilo şekerin fiyatını 500, bir kilo pirincin fiyatını ise 600 olarak belirledi.
Suriye’de 2010 - 2011 yılları arasında bir kilo şeker ve pirincin fiyatı pazarda 25 lirayı aşmazken devlet destekli fiyatı ise 7 liraydı. Şu an pazarlarda ve süpermarketlerde bir kilo şekerin fiyatı bin 300 lirayı geçmiş durumda. Mısır pirinci bin 400-bin 500 liraya satılıyor. “Basmati” ve “Şalan” gibi diğer pirinç türlerinin fiyatı ise 3 bin liranın üzerinde.
Hükümet şubat ayında “akıllı kart” aracılığıyla temel gıda maddelerini (şeker, pirinç, bitkisel yağ ve çay) sübvansiyonlu bir fiyata satmaya başlamıştı. Bu uygulama ile herkes, ailenin payının aylık beş kilogramı geçmemesi şartıyla ayda 350 liraya bir kilo şeker, dört kiloyu geçmemesi şartıyla 400 liraya bir kilo mısır pirinci, bir kiloyu geçmemesi şartıyla 900 liraya 200 gram çay ve bir aile litre başına 800 liraya üç kilo bitkisel yağ alabiliyor.
Devlet destekli şeker ve pirinç fiyatlarının artırılmasının yaklaşık bir hafta önce hükümetin bu yılın sonuna kadar şekerin fiyatını 350’ye ve pirincin fiyatını 400’e sabitleyeceğine dair verdiği son vaatlerin ardından gelmesi ilgi çekici olarak değerlendirildi. Bir anaokulunda çalışan bir öğretmen konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları söyledi:
“Boş vaatlerden başka bir şey almıyoruz. Akıllı kartı icat ettiklerinde ilk iki ay şeker, pirinç, yağ ve çay dağıttılar ancak daha sonra yağı ve çayı dağıtmayı bıraktılar. Şimdi de şekerin ve pirincin fiyatını yükselttiler. Bir süre sonra bunları da dağıtmayı bırakabilirler. Et, zeytinyağı, kekik, lor ve hatta her üç tabletin fiyatı 100 liraya ulaştıktan sonra falafel bile tüketim listemizden çıktı. Şimdi ise sıra pirinç ve şekerde...”
Hükümetin çarşamba günü duyurduğu fiyatlardan geri adım atmasını şaşırtıcı bulan özel bir şirkette çalışanı Ebu Mervan da Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
“Kararları vatandaşların konuya dair memnuniyetsizliğini teyit eder nitelikte. 100 liraya bir kilo şeker dağıtsalar bile bu, aylık maaşlarla kıyaslanınca sadece birkaç gün yeteceği için çok pahalı sayılıyor. Onlar (rejim) çözümü biliyor ancak büyüklük taslayıp sessiz kalmakta ısrar ediyorlar. İnsanların yaşamalarına izin vermeleri gerekiyor.”
Suriye iç savaş yıllarında birçok ülke tarafından ekonomik yaptırımlara maruz kaldı ve para birimi ABD doları karşısında gitgide kan kaybetmeye başladı. ABD’nin 17 Haziran’da Caesar Yasası’nı uygulamaya başlamasıyla birlikte de endeks yaklaşık 2 bin 600’e ulaştı. Savaş öncesi yıllarda ise bir ABD doları 45-50 liraydı.”
Her geçen gün kötüleşen döviz kuruna, 60-80 katına çıkan gıda fiyatlarındaki artış dalgaları eşlik ederken hükümet çalışanlarının aylık maksimum maaşı 50 bin SL (Yaklaşık 20 dolar) olarak kaldı. Bu da vatandaşların dayanma sınırını aştı ve geçim krizini kötüleştirdi. Zira yapılan çalışmalar ve yayınlanan raporlar Suriyelilerin yüzde 90’ından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığını gösteriyor.
2016 yılındaki resmi istatistikler Suriye’nin yıllık 500 bin ton şeker ithal ettiğini ortaya koyarken raporlar ülke genelinde yılda yaklaşık 600 bin ton şeker ve 300 bin ton pirinç tüketildiğini gösteriyordu. Suriye Tarım Ticareti’nin 2009 yılı raporu, yerel üretimden 149 bin 156 ton şeker tedarik edildiğine dikkat çekerken 2014 yılının ortalarında hükümet, ülkedeki şeker pancarı üretiminin 50 yıl içerisindeki en düşük seviyesini gördüğünü açıklamıştı.



SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Lojistik Hizmetleri Şirketi (SAL) CEO’su Omar Hariri, şirketin Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarını destekleyen ölçülü yatırım ve satın almalar yoluyla ülke dışına açılmanın yanı sıra kargo yer hizmetleri, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgelerindeki faaliyetlerini geliştirmeye dayalı, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefleyen bir genişleme stratejisini uygulamaya devam ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hariri, kargo yer hizmetleri sektörünün önümüzdeki yıllarda da şirketin gelirlerinin ana sütunu olmayı sürdüreceğini, ancak lojistik hizmetler sektörünün katkısının kademeli olarak artmasının yanı sıra SAL lojistik bölgesinin de uzun vadeli büyüme için ek bir itici güce dönüşmesinin beklendiğini ifade etti.

Hacim artışı

Hariri, şirketin fiyatlandırma disiplinini koruyup operasyonel verimliliği artırırken havayolu şirketlerinden oluşan müşteri tabanını genişletmeye, elleçleme hacimlerini büyütmeye ve kargo karmasını iyileştirmeye devam ettiğini belirtti. SAL’ın nitelikli satın almalar yoluyla büyüme fırsatlarını da incelediğini kaydeden Hariri, bunun son örneğinin Belçika’daki Aviapartner Liege SA şirketinin satın alınması olduğunu ifade etti.

Lojistik hizmetler sektörünün depolama merkezlerinin yüksek doluluk oranları, sözleşmeli lojistik hizmetlerindeki genişleme ve karayolu bağlantı hizmetlerindeki büyümenin etkisiyle gelecekteki en önemli büyüme itici güçlerinden birini temsil ettiğini ekleyen Hariri, sektörün faaliyet kârlılığındaki sürekli iyileşmeyle birlikte gelirlerde çift haneli büyüme kaydetmeye devam ettiğini bildirdi.

Finansal sonuçlar

Finansal sonuçlara değinen Hariri, SAL’ın 2026 yılı ikinci çeyreğinde tarihinin en iyi çeyreklik performansını kaydettiğini belirtti. Bu dönemde gelirler yüzde 30 artışla 512 milyon riyale (136,5 milyon dolar) ulaşırken, faaliyet kârı yüzde 24 büyüyerek 213 milyon riyal (56,8 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti. Şirketin net kârı yüzde 18 artışla 191 milyon riyale (50,9 milyon dolar) yükselirken, faaliyet kâr marjı ise yüzde 41,6 oldu.

sdfgt
SAL şirketinin CEO’su Omar Hariri (Şarku’l Avsat)

Gelirlerdeki büyümenin kârdan daha hızlı gerçekleşmesinin, yapısı gereği daha yüksek operasyonel maliyet gerektiren lojistik hizmetler faaliyetlerinin genişlemesinden ve gelecek büyüme aşamalarına hazırlık amacıyla altyapı ile operasyonel kapasiteye yapılan yatırımların sürdürülmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Hariri, şirketin yılın ikinci yarısındaki performansının bölgedeki operasyonel çevrenin seyri, ithalat talebi, elleçleme hacimleri, kargo karması, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgesi projelerindeki ilerleme ile uluslararası genişleme planları gibi çeşitli faktörlerden etkileneceğini belirtti.

Lojistik hizmetler ile kargo yer hizmetlerini birbirine rakip iki sektör olarak değil, tek bir ekosistemin birbirini tamamlayan unsurları olarak gördüklerini vurgulayan Hariri, amacın kargo elleçlemeden depolama, dağıtım, sözleşmeli lojistik ve karayolu bağlantı hizmetlerine kadar uzanan entegre lojistik çözümleri sunmak olduğunu kaydetti. Hariri, bu yaklaşımın yer hizmetleri sektörünün merkezi rolüne halel getirmeksizin gelir kaynaklarının çeşitliliğini artırdığını ifade etti.

Jeopolitik gerilimler

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin etkisine değinen Hariri, bazı havayolu şirketlerinin hava sahası kullanımında karşılaştığı kısıtlamalar nedeniyle bu durumun SAL’ın operasyonlarına yansımasının sınırlı ve geçici olduğunu, esas olarak bazı kargo rotalarının yeniden yönlendirilmesi ve kapasite yönetimiyle sınırlı kaldığını açıkladı.

Şirketin Suudi Arabistan’daki havalimanlarında sahip olduğu geniş operasyonel altyapı ile saha ekiplerinin esnekliğinin hizmet sürekliliğinin korunmasına ve kargo akışlarının etkin bir şekilde yeniden yönlendirilmesine katkı sağladığını belirten Hariri, havayolu şirketlerinin kademeli olarak normal operasyonlarına dönmesiyle birlikte hareketliliğin ikinci çeyreğin başından itibaren yeniden ivme kazanmaya başladığına dikkat çekti.

Hariri, bu gelişmelerin Suudi Arabistan’ın Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumundan ve lojistik altyapıya yapılan büyük yatırımlardan yararlanarak yüksek güvenilirliğe sahip bir lojistik merkezi olarak önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Dış genişleme

Uluslararası genişleme planları çerçevesinde Hariri, SAL’ın ikinci çeyrekte şirketin uluslararası yatırımlarını yönetecek bir holding platformu olarak Hollanda merkezli SAL International Ground Services B.V. şirketini kurduğunu açıkladı. Hariri, büyüme stratejisinin yalnızca coğrafi yayılıma değil, Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarına hizmet etmeye dayandığını vurguladı.

Şirketin Aviapartner Liege şirketini satın almasının, Belçika’nın en büyük, Avrupa’nın ise en büyük beşinci kargo havalimanı olan Liege Havalimanı aracılığıyla SAL’a Avrupa’nın en önemli hava kargo merkezlerinden birinde ülke dışındaki ilk operasyonel platformunu kazandırdığını belirten Hariri, bu hamlenin Suudi Arabistan’ın küresel ticaret koridorlarıyla olan bağını güçlendirdiğini ve şirketin müşteri tabanı ile uluslararası havayolu şirketleriyle olan ilişkilerini genişlettiğini ifade etti.

Hariri, şirketin şu aşamada bu satın almanın entegrasyonuna ve operasyonel ile stratejik hedeflerine ulaşmaya odaklandığını, gelecekte ise ölçülü ve disiplinli bir yaklaşım çerçevesinde yeni satın almalar yapma seçeneğini açık tuttuğunu kaydetti.

Havacılık sektörü

Suudi havacılık sektörüne ilişkin olarak Hariri, sektörde yaşanan büyük genişlemenin yeni havayolu şirketlerinin pazara girmesi, uçuş sayılarının ve uluslararası destinasyonların artmasıyla birlikte SAL’ın iş hacminin büyümesi için doğrudan bir fırsat sunduğunu doğruladı.

Şirketin ikinci çeyrekte Singapore Airlines, Çinli SF Group ile Özbekistan merkezli Fly Khiva ve Centrum Air gruplarıyla yeni anlaşmalar imzaladığını belirten Hariri, bu adımların elleçleme hacimlerini artırdığını ve müşteri tabanını çeşitlendirdiğini ifade etti.

SAL’ın Suudi Arabistan’daki havalimanlarında operasyonel kapasitelerini artırmaya, SAL lojistik bölgesini geliştirmeye ve verimlilik ile üretkenliği yükseltmek amacıyla ileri dijital çözümleri benimsemeye yönelik yatırımlarına devam ettiğini ekleyen Hariri, Yönetim Kurulu’nun havacılık ve lojistik sektöründe beklenen büyümeyi karşılamaya yönelik şirket hazır bulunuşluğunu sağlamak adına özel yatırımları onayladığını bildirdi.

SAL 2030 Vizyonu

Şirketin 2030 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hariri, SAL’ın Suudi Arabistan bağlantılı ticaret akışına hizmet eden uluslararası bir operasyonel varlık inşa ederken, kargo yer hizmetleri ve lojistik alanında entegre bir platform sunan ulusal bir lojistik lideri olmayı hedeflediğini söyledi.

Şirketin amacının sadece hacim büyütmek adına coğrafi genişleme sağlamak olmadığını vurgulayan Hariri, Suudi Arabistan merkezli, Krallık’ın ticaret koridorlarına hizmet veren noktalara uzanan bir operasyonel ağ kurmayı hedeflediklerini belirtti. Hariri, hizmet kalitesini ve finansal disiplini koruyarak atılan bu adımların, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olma yönündeki Vizyon 2030 hedeflerini desteklediğini ifade etti.


Trump'ın vergi iadesi Japon oyun devinin kârını uçurdu

Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
TT

Trump'ın vergi iadesi Japon oyun devinin kârını uçurdu

Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergilerinin iadesiyle Nintendo'nun kârı yüzde 53 arttı.

Guardian'ın aktardığına göre Nintendo'nun kârı, Trump'ın tarifelerinin bir bölümünün şirkete iade edilmesinin de etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde yüzde 53, 3 arttı.

Japon video oyun devi, haziran sonuna kadar geçen üç aylık dönemde 147,4 milyar yen (yaklaşık 44,5 milyar TL) net kâr açıkladı. Bu rakam, uzmanların 77,8 milyar yenlik (yaklaşık 23,5 milyar TL) beklentisinin çok üzerinde gerçekleşti.

Şirket, geçen yaz piyasaya sürülen Switch 2 konsolunun satışlarının güçlü seyrini koruduğunu, Yoshi and the Mysterious Book, Star Fox ve Pokemon Pokopia gibi oyunların da istikrarlı performans gösterdiğini belirtti. Buna rağmen şirketin toplam geliri yıllık bazda yüzde 10 düşerek 517,8 milyar yene (yaklaşık 157,5 milyar TL) geriledi.

Habere göre kârdaki güçlü artışta, Trump yönetiminin uyguladığı gümrük vergilerinin iadesi önemli rol oynadı.

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın "Kurtuluş Günü" tarifelerinin yasadışı olduğu hükmünü şubatta açıklamıştı.

Beyaz Saray, mahkeme kararından önce tahsil edilen yaklaşık 165 milyar dolarlık tarifelerin 100 milyar dolarını, yani yaklaşık yüzde 60'ını şirketlere iade etti.

Nintendo da ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararının ardından vergilerin "yasadışı" olduğunu savunarak martta Trump yönetimine dava açmıştı. Japon oyun konsolu devi, iadenin gerçekleştiğini doğrularken ne kadar ödeme yapıldığına dair bilgi paylaşmadı.

Öte yandan ABD'de iki kişi de nisanda Nintendo'ya dava açarak yasadışı olduğuna hükmedilen vergilerin geri ödenmesini istemişti. Tüketiciler, şirketin tarifelerin maliyetini fiyat artışlarıyla kendilerinden tahsil edip, ABD hükümetinden de iade alarak haksız kazanç sağlayacağını savunmuştu.

Nintendo ise geçen ay açtığı davada şikayetin düşürülmesini talep etmişti. Firma, tüketicilerin vergilerin iadesi üzerinde herhangi bir hukuki hakkı olmadığını savunmuş, haksız kazanç iddialarını da reddetmişti. Dava henüz sonuçlanmadı.

Independent Türkçe, Guardian, PC Magazine


Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
TT

Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)

Küresel enerji tedarik yollarını tehdit eden jeopolitik gerilimlerin tırmandığı bir dönemde Suudi Arabistan, stratejik altyapısı ve etkin diplomasisini bir araya getirerek petrol piyasalarının istikrarının korunmasında kilit bir aktör olarak öne çıktı.

Krallık, hassas deniz güzergâhlarını devre dışı bırakan ve günlük yaklaşık 7 milyon varil petrolü Kızıldeniz'e taşıyan Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden ihracatını kesintisiz sürdürmesinin yanı sıra, OPEC ve OPEC+ içindeki belirleyici rolü ile gerilimi düşürmeye yönelik siyasi girişimleri sayesinde, en güvenilir enerji tedarikçilerinden biri konumunu güçlendirdi. Böylece piyasalardaki dalgalanmaların sınırlandırılmasına ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasına katkı sağladı.

Suudi Arabistan, OPEC+ ittifakı içinde piyasa dengesinin korunmasında da önemli rol üstlendi. Üretim seviyelerinin koordinasyonuna öncülük eden Riyad, fiyatlardaki sert dalgalanmaların önüne geçilmesi ve arzda büyük açık ya da fazlalık oluşmasının engellenmesi için çaba gösterdi. Bu yaklaşım, ittifakın krizleri yönetme kapasitesine yönelik üretici ve tüketici güvenini artırdı.

Doğu-Batı boru hattı

Suudi Arabistan Petrol Bakanı'nın eski başdanışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve ortaklarının 1980'li yılların ortasında inşa edilen Doğu-Batı Boru Hattı sayesinde petrol ihracatının kesintisiz sürmesini sağladığını belirtti.

Es-Sabban, söz konusu hattın bulunmaması halinde mevcut dönemde petrol piyasalarının ciddi sıkıntılar yaşayacağını vurgulayarak, hattan günlük yaklaşık 7 milyon varil petrol taşındığını ve bunun piyasalarda istikrarın korunmasına büyük katkı sağladığını söyledi.

Suudi Arabistan'ın OPEC ve OPEC+ bünyesindeki çalışmalarıyla petrol piyasalarının istikrarına katkıda bulunduğunu ifade eden Es-Sabban, Riyad'ın küresel piyasalara güven veren ve enerji arzını istikrarlı şekilde sağlayan temel aktörlerden biri olduğunu dile getirdi.

Es-Sabban ayrıca Suudi Arabistan'ın İran ile ABD arasında hem doğrudan hem de dolaylı temaslar yürüttüğünü, tarafları memnun edecek çözümler için çaba gösterdiğini belirterek, bu diplomatik girişimlerin hem gerilimin azaltılmasına hem de enerji piyasalarının istikrarına katkı sunduğunu kaydetti.

Stratejik altyapı

Enerji sektörü uzmanı Nayif ed-Dendeni ise Şarku’l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın 2026 yılında Hürmüz Boğazı krizine rağmen petrol ihracatını sürdürdüğünü ve deniz taşımacılığındaki büyük aksaklıklara rağmen piyasalara petrol sağlamayı başardığını söyledi.

Dendeni, bu başarının küresel arz şoklarının etkisini azaltan ve piyasaların istikrarını destekleyen temel unsurlardan biri olduğunu, bunun da önceden yapılan hazırlıklar, alternatif altyapı yatırımları ve bölgesel koordinasyon sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

Doğu-Batı Boru Hattı'nın (Petroline), Hürmüz Boğazı'na alternatif oluşturarak kritik rol oynadığını belirten Dendeni, hattın Suudi Arabistan'ın doğu bölgesinden Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı'na uzandığını ve günlük 7 milyon varile kadar taşıma kapasitesine sahip olduğunu söyledi.

Krizin yaşandığı dönemde Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının büyük bölümünü bu hat üzerinden gerçekleştirdiğini belirten Dendeni, böylece günlük 4 ila 5 milyon varil petrolün Hürmüz Boğazı kullanılmadan ihraç edildiğini ifade etti.

Dendeni, geçici hasarın ardından hattın tam kapasiteyle yeniden devreye alındığını, Kızıldeniz limanlarının da başlıca ihracat merkezlerine dönüştüğünü söyledi. Bazı aylarda Suudi Arabistan'ın batısındaki Yenbu Limanı üzerinden gerçekleştirilen ihracatın önceki dönemlere kıyasla yüzde 300'ün üzerinde arttığını kaydetti.

Alternatif güzergâhlar

Suudi Arabistan'ın bölgesel ortaklarıyla iş birliği yaptığını belirten Dendeni, Riyad'ın Kuveyt, Bahreyn ve diğer bazı ülkelerle boru hattı sistemlerinin genişletilmesi ve bu ülkelerin petrolünün de taşınabilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.

Dendeni, ayrıca Saudi Aramco'nun yurt dışındaki depolama tesisleri ile Mısır'daki SUMED Boru Hattı'nın Avrupa ve Asya'ya yönelik petrol akışının sürdürülmesine destek verdiğini söyledi.

Riyad'ın küresel bir enerji tedarikçisi olarak güvenilirliğini koruduğunu vurgulayan Dendeni, Körfez bölgesinden yapılan toplam ihracatta düşüş yaşanmasına rağmen Suudi Arabistan'ın taahhütlerini yerine getirmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Takip verilerinin Suudi ham petrolünün alternatif ya da kısmi güzergâhlar üzerinden sevkiyatının devam ettiğini gösterdiğini belirten Dendeni, bunun Suudi Arabistan'ın lojistik açıdan yüksek esneklik sergilediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Dendeni, "Bu başarı ihracat hacminde geçici bir düşüşü engelleyemedi ancak küresel enerji arzının tamamen çökmesini önledi ve petrol fiyatlarında felaket senaryolarının yaşanmasının önüne geçti" dedi.

Aramco ve OPEC+ vurgusu

Tüm bu gelişmeler, analistlerin Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasalarındaki istikrar sağlayıcı rolüne ilişkin değerlendirmelerini güçlendirdi.

Saudi Aramco da bugün yaptığı açıklamada, jeopolitik gerilimlere rağmen enerji arzındaki güvenilirliğini korumayı sürdürdüğünü, bunu ise başta Doğu-Batı Boru Hattı ve Kızıldeniz'deki ihracat tesisleri olmak üzere çeşitlendirilmiş altyapısı sayesinde başardığını duyurdu.

Bu açıklama, OPEC+ ittifakının eylül ayından itibaren üretim artışını kademeli olarak sürdürme kararının ardından geldi. Söz konusu adım, Suudi Arabistan öncülüğündeki büyük üreticilerin piyasa dengesini korumaya yönelik koordinasyonunun devam ettiğini ortaya koyarken, Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar da Krallığın güçlü altyapısı, OPEC+ içindeki lider konumu ve gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabalarının, enerji piyasalarındaki dalgalanmaların sınırlandırılması ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı.