Suriyelilerin kemer sıkma listesine şeker ve pirinç de dahil oldu

Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
TT

Suriyelilerin kemer sıkma listesine şeker ve pirinç de dahil oldu

Fotoğraf (Arşiv_Reuters)
Fotoğraf (Arşiv_Reuters)

Suriye hükümetinin devlet destekli şekerin ve pirincin fiyatını yükseltmesi, Şam sakinlerinin öfkelenmesine yol açtı. Zira bu, fiyatların artmasıyla geçim şartlarını daha da zorlaştırdı. Yapılan değerlendirmeler bu durumun “hükümetin başarısızlığının” işareti olduğu yönünde.
Suriye Ticaret Kurumu’nun geçen çarşamba günü hükümete ait “akıllı kart” aracılığıyla dağıtılan devlet destekli bir kilo şekerin fiyatını 350’den 800 Suriye Lirası’na (SL) yükseltmesi, bir kilo pirinci de 400’den 900 liraya çıkarması Suriyeliler şoka uğrattı. Hükümet fiyatları yükseltmesinin gerekçesini, Suriye Merkez Bankası’nın havale masraflarını ve ithalat izin ücretlerini bir dolar karşısında 700 SL’den bin 250’ye yükseltmesi olarak gösterdi. Bu da “devletin başarısızlığının” bir yansıması olarak görüldü. Ertesi gün açıklama yapan İç Ticaret ve Tüketiciyi Koruma Bakanlığı, devlet destekli bir kilo şekerin fiyatını 500, bir kilo pirincin fiyatını ise 600 olarak belirledi.
Suriye’de 2010 - 2011 yılları arasında bir kilo şeker ve pirincin fiyatı pazarda 25 lirayı aşmazken devlet destekli fiyatı ise 7 liraydı. Şu an pazarlarda ve süpermarketlerde bir kilo şekerin fiyatı bin 300 lirayı geçmiş durumda. Mısır pirinci bin 400-bin 500 liraya satılıyor. “Basmati” ve “Şalan” gibi diğer pirinç türlerinin fiyatı ise 3 bin liranın üzerinde.
Hükümet şubat ayında “akıllı kart” aracılığıyla temel gıda maddelerini (şeker, pirinç, bitkisel yağ ve çay) sübvansiyonlu bir fiyata satmaya başlamıştı. Bu uygulama ile herkes, ailenin payının aylık beş kilogramı geçmemesi şartıyla ayda 350 liraya bir kilo şeker, dört kiloyu geçmemesi şartıyla 400 liraya bir kilo mısır pirinci, bir kiloyu geçmemesi şartıyla 900 liraya 200 gram çay ve bir aile litre başına 800 liraya üç kilo bitkisel yağ alabiliyor.
Devlet destekli şeker ve pirinç fiyatlarının artırılmasının yaklaşık bir hafta önce hükümetin bu yılın sonuna kadar şekerin fiyatını 350’ye ve pirincin fiyatını 400’e sabitleyeceğine dair verdiği son vaatlerin ardından gelmesi ilgi çekici olarak değerlendirildi. Bir anaokulunda çalışan bir öğretmen konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları söyledi:
“Boş vaatlerden başka bir şey almıyoruz. Akıllı kartı icat ettiklerinde ilk iki ay şeker, pirinç, yağ ve çay dağıttılar ancak daha sonra yağı ve çayı dağıtmayı bıraktılar. Şimdi de şekerin ve pirincin fiyatını yükselttiler. Bir süre sonra bunları da dağıtmayı bırakabilirler. Et, zeytinyağı, kekik, lor ve hatta her üç tabletin fiyatı 100 liraya ulaştıktan sonra falafel bile tüketim listemizden çıktı. Şimdi ise sıra pirinç ve şekerde...”
Hükümetin çarşamba günü duyurduğu fiyatlardan geri adım atmasını şaşırtıcı bulan özel bir şirkette çalışanı Ebu Mervan da Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı:
“Kararları vatandaşların konuya dair memnuniyetsizliğini teyit eder nitelikte. 100 liraya bir kilo şeker dağıtsalar bile bu, aylık maaşlarla kıyaslanınca sadece birkaç gün yeteceği için çok pahalı sayılıyor. Onlar (rejim) çözümü biliyor ancak büyüklük taslayıp sessiz kalmakta ısrar ediyorlar. İnsanların yaşamalarına izin vermeleri gerekiyor.”
Suriye iç savaş yıllarında birçok ülke tarafından ekonomik yaptırımlara maruz kaldı ve para birimi ABD doları karşısında gitgide kan kaybetmeye başladı. ABD’nin 17 Haziran’da Caesar Yasası’nı uygulamaya başlamasıyla birlikte de endeks yaklaşık 2 bin 600’e ulaştı. Savaş öncesi yıllarda ise bir ABD doları 45-50 liraydı.”
Her geçen gün kötüleşen döviz kuruna, 60-80 katına çıkan gıda fiyatlarındaki artış dalgaları eşlik ederken hükümet çalışanlarının aylık maksimum maaşı 50 bin SL (Yaklaşık 20 dolar) olarak kaldı. Bu da vatandaşların dayanma sınırını aştı ve geçim krizini kötüleştirdi. Zira yapılan çalışmalar ve yayınlanan raporlar Suriyelilerin yüzde 90’ından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığını gösteriyor.
2016 yılındaki resmi istatistikler Suriye’nin yıllık 500 bin ton şeker ithal ettiğini ortaya koyarken raporlar ülke genelinde yılda yaklaşık 600 bin ton şeker ve 300 bin ton pirinç tüketildiğini gösteriyordu. Suriye Tarım Ticareti’nin 2009 yılı raporu, yerel üretimden 149 bin 156 ton şeker tedarik edildiğine dikkat çekerken 2014 yılının ortalarında hükümet, ülkedeki şeker pancarı üretiminin 50 yıl içerisindeki en düşük seviyesini gördüğünü açıklamıştı.



FED’in yeni Başkan Warsh piyasalara ve Beyaz Saray’a ilk mesajını verdi: Faizler sabit kaldı

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Kevin Warsh, göreve başlama töreni günü bir konuşma yaparken (Reuters)
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Kevin Warsh, göreve başlama töreni günü bir konuşma yaparken (Reuters)
TT

FED’in yeni Başkan Warsh piyasalara ve Beyaz Saray’a ilk mesajını verdi: Faizler sabit kaldı

ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Kevin Warsh, göreve başlama töreni günü bir konuşma yaparken (Reuters)
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Kevin Warsh, göreve başlama töreni günü bir konuşma yaparken (Reuters)

Kevin Warsh’ın ABD Merkez Bankası (FED) Başkanlığına atanmasına ilişkin kararın mürekkebi kurumadan, yeni başkan ilk ciddi sınavında Beyaz Saray’ın beklentilerine mesafe koymayı tercih etti. FED, çarşamba günü politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakma kararı aldı.

Merkez Bankası’nın üst üste dördüncü kez faizleri değiştirmemesi, Başkan Donald Trump ve ekonomi ekibinin hedeflerine doğrudan bir darbe olarak değerlendiriliyor.

Trump, yalnızca birkaç gün önce, 7 Haziran’da yaptığı açıklamada açıkça “Faizlerin düşürülmesini istiyorum” demiş, hatta göreve kendisinin getirdiği Warsh’ı faiz indirmemesi halinde dava etmekle “şaka yollu” tehdit etmişti. Ancak Warsh, ilk toplantısında hem piyasalara hem de Beyaz Saray’a, FED kararlarının siyasi taleplerden ziyade ekonomik veriler ve teknik göstergeler doğrultusunda alınacağı mesajını verdi.

Piyasalar faizlerin sabit bırakılmasını büyük ölçüde önceden fiyatlamış olsa da asıl dikkat çeken unsur, Warsh’ın iletişim stratejisinde yaptığı radikal değişiklik oldu. Yeni FED Başkanı, toplantı sonrasında yayımlanan politika metnini alışılmışın dışında kısaltarak gelecekte faiz indirimi ihtimaline işaret eden ifadeleri tamamen çıkardı.

trbthbt
Powell, görev süresi sona ermeden önce düzenlediği son basın toplantısından bir kare (Reuters)

Bu haftaki açıklama yalnızca 130 kelimeden oluşurken, Nisan ayındaki metin 341 kelimeydi. Yeni açıklama, ekonomik dayanıklılık ve “fiyat istikrarını sağlama” taahhüdüne odaklanan kısa ve net bir metin olarak yayımlandı.

FED açıklamasında, “Ekonomik faaliyetler, kısmen Orta Doğu’daki çatışmalardan kaynaklanan yüksek belirsizliğe rağmen ılımlı ve istikrarlı bir hızla genişlemektedir. Verimlilik artışı ve sermaye yatırımları güçlü seyretmekte, istihdam iş gücü artışıyla uyumlu ilerlemekte ve işsizlik oranında kayda değer bir değişiklik görülmemektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Enflasyon, komitenin yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam etmektedir. Bu durum kısmen enerji başta olmak üzere bazı sektörlerde fiyatları yükselten arz şoklarından kaynaklanmaktadır. Komite fiyat istikrarını sağlamaya kararlıdır” ifadeleri kullanıldı.

FED, bankacılık sistemindeki “bol rezerv” politikasını sürdürdüğünü ve büyüklüğü 6,7 trilyon dolara ulaşan tahvil portföyünü küçültmeye yönelik acil bir planı bulunmadığını da vurguladı. Bu yaklaşım, Warsh’ın uzun süredir savunduğu politikalar arasında yer alıyor.

Nokta grafiği gizemi ve faiz artışı ihtimali

Piyasaları asıl şaşırtan gelişme, FED üyelerinin faiz beklentilerini yansıtan tartışmalı “Dot Plot” (Nokta Grafiği) oldu.

Grafik, yetkililerin bu yıl için daha önce öngördükleri faiz indirimlerini tamamen kaldırdığını ve faiz artışının da masada bulunan seçeneklerden biri haline geldiğini ortaya koydu. Ancak olası bir sıkılaştırma adımının kesinleşmediği, faiz indirimi döngüsünün ise 2027 ve 2028 yıllarına ertelendiği görüldü. Yetkililer, İran savaşı sonrasında ortaya çıkan enflasyon baskılarının kalıcılığını izlemek istiyor.

Grafiğe göre yıl sonunda politika faizine ilişkin medyan beklenti yüzde 3,8 seviyesinde bulunuyor. Bu da mevcut seviyenin yaklaşık 0,16 puan üzerinde bir orana işaret ederek faiz artışı olasılığını güçlendiriyor.

dgfrtbg
Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen yemin töreni sırasında Kevin Warsh ile tokalaşırken (Reuters)

Toplantı sırasında gözlemcilerin dikkatini çeken bir başka ayrıntı da ekonomik projeksiyonlarda ortaya çıktı. Toplam 19 üyesi bulunan komitede yalnızca 18 kişinin güncellenmiş tahmin sunduğu görüldü.

FED’i yakından takip eden çevreler, tahmin paylaşmayan kişinin Kevin Warsh olabileceğini düşünüyor. Warsh geçmişte ileriye dönük yönlendirme araçlarını ve büyüme-işsizlik hedeflerine dayalı tahmin sistemlerini sert şekilde eleştirmiş, hatta Dot Plot uygulamasının tamamen kaldırılmasını savunmuştu.

Halefinin döneminde oy kullanan Powell

Faiz kararının ötesinde, toplantının en dikkat çekici yönlerinden biri FED’in iç dinamikleri oldu.

Bu toplantı, Kevin Warsh’ın başkanlık ettiği ancak selefi Jerome Powell’ın hâlâ FEDeral Açık Piyasa Komitesi’nde oy kullanan üye olarak yer aldığı ilk toplantı olması nedeniyle özel önem taşıyordu. Bu durum, FED tarihinde nadir görülen ve kurumun alışılmadık bir geçiş sürecinden geçtiğini gösteren bir tablo olarak değerlendiriliyor.

Washington kulislerine göre Powell’ın görev süresi sona ermesine rağmen yönetim kurulundaki koltuğunu koruma kararı, FED merkez binasının maliyetli renovasyon projesine ilişkin soruşturmanın sonuçlarını yakından izleme isteğiyle bağlantılı.

Her ne kadar Columbia Bölgesi Başsavcısı Jeanine Pirro geçen nisan ayında cezai soruşturmanın kapatıldığını açıklamış olsa da gerektiğinde dosyanın yeniden açılabileceğine yönelik mesajlar vermişti. Powell’ın, dosyanın tamamen kapanmasını görmek amacıyla görevde kalmayı tercih ettiği belirtiliyor.

Bu tablo, piyasaların FED içindeki iki farklı yaklaşımı yakından izlemesine yol açıyor: Temkinli çizgiyi temsil eden “Powell kanadı” ile enflasyonu daha sert yöntemlerle kontrol altına almak isteyen “Warsh kanadı”.

Warsh Doktrini ve enflasyon verilerine yaklaşım

Resmî üretici fiyat endeksi verilerindeki yükselişe rağmen Warsh’ın farklı bir para politikası yaklaşımı benimsediği görülüyor.

Yeni FED Başkanı, manşet enflasyon verilerinden ziyade bölgesel FED bankalarının hesapladığı ve aşırı fiyat hareketlerini dışarıda bırakan “Trimmed Mean” (Kırpılmış Ortalama) göstergelerine daha fazla önem veriyor. Bu göstergeler, petrol ve gıda gibi kalemlerdeki geçici dalgalanmaların etkisini azaltarak temel enflasyon eğilimini ölçmeyi amaçlıyor.

Bu yaklaşım doğrultusunda Warsh, Dallas FED’in yüzde 2,3 ve Cleveland FED’in yüzde 2,9 seviyesindeki enflasyon göstergelerini referans alarak, temel enflasyonun kontrol altında olduğu görüşünü savunuyor.

Buna göre enflasyon, ek faiz artırımı gerektirecek kadar yüksek değil; ancak Trump’ın talep ettiği ölçüde faiz indirimi yapılabilecek kadar da düşük değil.

Bütçe açığını dizginleme yolları

Warsh, göreve gelmeden önce yaptığı açıklamalarda FED’in piyasalara aşırı ölçüde yönlendirme verdiğini ve para politikası kararlarının yalnızca güncel veriler ışığında alınması gerektiğini sık sık dile getirmişti.

Bu anlayış, son toplantı sonrasında yayımlanan açıklamada da açık şekilde hissedildi. Metin, önceki dönemlerde faiz indirimi olasılığına işaret eden ifadelerden arındırılarak daha tarafsız bir tona büründü ve FED’e gelecekteki kararlarında daha geniş hareket alanı bıraktı.

Açıklama, güçlü iş gücü piyasası ve tüketici harcamalarının desteğiyle ekonomik faaliyetlerin dirençli kalmaya devam ettiğini vurgularken, enflasyonun da hâlâ yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiğini belirtti.

Öte yandan FED, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle daha önce yükselen enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon risklerini dikkatle izlemeyi sürdürüyor. Ancak İran ile olası bir barış anlaşması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden enerji sevkiyatına açılabileceğine yönelik haberlerin ardından petrol fiyatlarında görülen gerileme, bu risklerin bir miktar hafiflemesine katkı sağlamış durumda.


Piyasalarda ABD-İran anlaşmasının detaylarına ilişkin şüpheler devam ederken, petrol fiyatları toparlandı

Teksas'ın Austin kentindeki bir yakıt istasyonunda bulunan petrol depolama tankları (AFP)
Teksas'ın Austin kentindeki bir yakıt istasyonunda bulunan petrol depolama tankları (AFP)
TT

Piyasalarda ABD-İran anlaşmasının detaylarına ilişkin şüpheler devam ederken, petrol fiyatları toparlandı

Teksas'ın Austin kentindeki bir yakıt istasyonunda bulunan petrol depolama tankları (AFP)
Teksas'ın Austin kentindeki bir yakıt istasyonunda bulunan petrol depolama tankları (AFP)

Petrol fiyatları, yatırımcıların ABD ile İran arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik ön anlaşmanın detaylarına şüpheyle yaklaşması ve Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyatın yeniden başlamasının piyasa beklentilerinden daha uzun sürebileceği endişeleriyle bugün yükselişe geçerek bir önceki seansta yaşanan sert kayıpların bir kısmını telafi etti.

Brent petrol vadeli işlemleri 26 sent (% 0,3) artışla varil başına 83,42 dolara yükselirken, ABD Batı Teksas Tipi (WTI) ham petrolü 46 sent (% 0,3) değer kazanarak, varil başına 81,12 dolardan işlem gördü.

Petrol fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tarafta ABD ve İsrail, diğer tarafta ise İran arasındaki savaşı sona erdirecek bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurmasının ardından dün yaklaşık yüzde 5 değer kaybetmiş ve 4 Mart'tan bu yana en düşük kapanış seviyesini görmüştü.

Çatışma süresince İran, küresel petrol arzının yaklaşık beşten birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapatmış, bu durum günlük yaklaşık 14 milyon varillik petrol arzının piyasalara ulaşmasını engellemişti.

Anlaşmanın duyurulmasının ardından piyasalarda iyimser bir hava esse de mutabakat zaptının detayları henüz tam olarak açıklanmadı ve kalıcı bir ateşkesi garanti altına alacak nihai anlaşmaya henüz varılmadı.

İlk bilgilere göre anlaşma, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına izin verecek ve ateşkesi 60 gün süreyle uzatacak. Bu süre zarfında müzakerecilerin, başta İran’ın nükleer programının geleceği olmak üzere daha karmaşık dosyaları ele alması bekleniyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasındaki mutabakat zaptının çatışmaları sona erdirmek adına "önemli bir adım" olduğunu belirtti, ancak nihai ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varılması için müzakerelerin sürdüğünü vurguladı.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, "Detaylar belirleyici faktör olabilir" diyerek, anlaşmanın maddeleri tamamen netleşene kadar piyasaların, enerji piyasalarındaki jeopolitik risk primini azaltma konusunda temkinli kalacağını ifade etti.

Öte yandan üst düzey bir İranlı yetkili, ülkesinin nihai anlaşma sağlanana kadar nükleer faaliyetlerini geçici olarak donduracağını; bunun müzakere süresince uranyum zenginleştirme işlemlerinin durdurulmasını ve nükleer tesislerin genişletilmemesini kapsadığını açıkladı.

Mevcut olumlu atmosfere rağmen piyasalar, kesintiye uğrayan petrol arzının normal seviyelerine dönmesi için ne kadar süreye ihtiyaç duyulacağını sorgulamaya devam ediyor.

IG Piyasa Analisti Tony Sycamore, "Arz akışının tamamen eski haline dönmesi hiç de kolay olmayacak" değerlendirmesinde bulundu. Sycamore; deniz mayınlarının temizlenmesi, gemiler için tam sigorta güvencesinin yeniden sağlanması, nakliye şirketleri ve denizcilik işletmelerinin Körfez bölgesine dönmesi için güvenin yeniden inşa edilmesi gibi faktörlerin zaman alacağını, ayrıca durdurulan kuyuların yeniden açılması ve savaşta zarar gören altyapının onarılması gerektiğini de ifade etti.

Gözlemciler, askeri gerilim ihtimalinin azalması ve diplomatik çabaların yeniden ön plana çıkmasına rağmen, bu zorlukların önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk priminin bir kısmını yürürlükte tutabileceğini öngörüyor.


Futbolun büyüsünün ardında görmediğimiz bir kimya yatıyor

Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
TT

Futbolun büyüsünün ardında görmediğimiz bir kimya yatıyor

Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))

Hişam el-Yetim

Modern bilim kimya aracılığıyla, toplumun yaşamın her alanında ihtiyaç duyduğu temel değişiklikleri gerçekleştiriyor. Bu bilimler bir bölümüyle, sonunda oyuncu sağlığı, çevre koruma, temiz enerji ve hatta tribünlerde ve sahada herkes için güvenli yiyecek ve su sağlanması yoluyla futbol alanına da giriş yaptı.

Kimya Bilimi Topluluğu, bilim yoluyla spor dünyası da dahil olmak üzere dünyayı daha iyiye doğru değiştirme hedefine ulaşmak için bilgiye, becerilere ve tutkuya sahip olduğunu iddia ediyor. Ancak modern bilim gerçekten futbolu geliştirmeye katkıda bulundu mu, yoksa dünyanın en popüler sporuna sadece müdahale mi etti? Peki bilim, sporlarının geleneklerine ve göreneklerine son derece duyarlı ve hassas olan taraftarların bu sporun geleceği konusunda endişelenmesine neden olmadan nasıl kendisine katkıda bulunabilir?

Gerçek şu ki, tarihi 1950'lere kadar uzanan Dünya Kupası'na modern bilimin “sızdığına” dair birçok açık örnek var. Ancak teknolojinin rolü özellikle 2001 yılında belirginleşti ve 2026 Dünya Kupası'na kadar gelişmeye devam etti. 2026 Dünya Kupası'nda kullanılan topun kendisi bilimin sporu geliştirmedeki rolünün açık bir örneği; çünkü top, on yıllarca esasında deriden yapılmış olan doğal dokusunu korudu. Dünya Kupası'nın başlangıcında üreticiler, araba lastiklerine benzer sert kauçuktan yapılmış iç astarı olan ve hava ile doldurulmuş el yapımı deri futbol topları üretmekle övünürlerdi. Ancak deri bir miktar esnekliğe sahip olsa da ağırdı ve araştırmalar sonunda bu eski toplara tekrar tekrar kafa ile vurmanın bazı oyuncularda beyin hasarına neden olabileceğini gösterdi.

Akıllı top çağı

Eskiden toplar hava ile şişirilirdi, ancak bilim ve modern teknoloji sayesinde nihayet şarj edilebilir Trionda akıllı top çağına ulaştık. Bilim, 2026 Dünya Kupası'na, oyuncuların ve hakemlerin her hareketini eşi benzeri görülmemiş bir doğrulukla izlemek için 500 Hz frekansında çalışan dahili bir sensörle donatılmış daha gelişmiş ve ileri bir top hediye etti. Avrupa Bilimsel Ansiklopedisi'ne göre, 500 Hz frekanslı dahili hareket sensörü (IMU), topun hızını, dönüşünü, ivmesini ve yönünü kaydetmeye yardımcı oluyor. Verileri gerçek zamanlı olarak doğrudan VAR odasına gönderiyor. Ayrıca, ofsayt konusundaki hataları azaltmak için temas anını tam olarak belirlemeye ve elle oynama, topun sahanın dışına çıkması veya gol çizgisini geçmesi durumlarını tespit etmeye yardımcı oluyor.

Bilim gazetecisi Kate Chapman'ın Şubat 2026'da bilim sitelerinde yayınlanan “Futbolun İnanılmaz Kimyası” başlıklı makalesi, toplardan kaleci eldivenlerine, sahadan oyuncuların formalarına ve oyunu büyük ölçüde geliştiren diğer teknolojilere kadar spordaki her şeyin iyileştirilmesine bilimin nasıl katkıda bulunduğunu açıklıyor.

dfrgttr
Hakemler, serbest vuruşlar için zemini işaretlemek üzere özel kaybolan bir sprey kullanıyor (Sosyal medya)

Chapman, modern futbol toplarının daha esnek, daha hafif ve en önemlisi kafa travmasına neden olma olasılığı daha düşük toplar elde etmek amacıyla çeşitli sentetik liflerden yapıldığını vurguluyor. Şunu belirtiyor: “Eğer bir futbol maçı izlediyseniz, muhtemelen oyuna o kadar dalmışsınızdır ki, önünüzde sergilenen spor bilimini düşünmemişsinizdir. Ancak Muhammed Salah, Leah Williamson ve David Raya gibi modern oyuncuların becerilerine katkıda bulunan inanılmaz bir kimya mevcuttur.”

Chapman, öncelikle modern teknolojinin topun kendisini geliştirmedeki rolünü özetleyerek, futbol topları ve tenis topları arasında tamamen kimyasal bir karşılaştırma yapıyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Büyük turnuvalarda kullanılan modern tenis topları tamamen farklı. Topun hâlâ kauçuk bir iç lastiği olsa da yapısının geri kalanı poliüretan, poliolefinler ve polyester gibi bir dizi sentetik elyaftan yapılmıştır.” Chapman'a göre, bu malzemeler izole değil, aksine “toplara tam olarak gerekli özellikleri veren geniş bir yelpazede hafif hidrokarbonlardır.”

Saha

Kimyagerlere göre, futbol sahaları “hayal ettiğimizden daha fazla plastik” içeriyor. Oyuncuların kramponları ve Avrupa'daki çoğu büyük profesyonel kulübün oynadığı çimler, doğal ve yapay çimi birleştiren hibrit sahalardır ve bunlar artık giderek daha fazla alt lig takımları tarafından da kullanılıyor. Dünya çapındaki ünlü kulüpler de çevreyi korumak için plastik atıkları geri dönüştürerek kimyasal yöntemler kullanıyor. Örneğin, Liverpool, Chelsea ve Tottenham Hotspur, tamamen geri dönüştürülmüş plastik şişelerden yapılmış formalar kullanıyor.

Kimya sadece saha ile sınırlı kalmadı; topun el ile olağanüstü derecede iyi tutulmasını sağlayan modern kaleci eldivenlerine de uzandı. Bu, cismin çevresinde oluşan ve artan yüzey alanı ve sürtünme nedeniyle yapışkan hale gelen ve doğal olarak oluşan bir hidrokarbon molekülü olan lateks sayesinde mümkün oluyor. Eldivenlerin iç astarı için kloropren (2-klorobüta-1,3-dien) polimerizasyonundan elde edilen neopren adı verilen sentetik bir kumaş kullanılıyor. Neopren son derece su geçirmez ve süngerimsi bir esnekliğe sahip olduğundan, eldivenlerin kalecinin eline saatte 110 kilometreyi aşan hızlarda çarpan top darbesini emmesini ve böylece herhangi bir kırığı önlemesini sağlıyor.

Hakem spreyi veya köpüğü

Kimyasal maddeler sadece oyuncular için kullanılmıyor. Futboldaki son gelişmelerden biri de hakemlerin mesafeleri belirlemek için sprey (köpük) kullanması. Sprey, serbest vuruş yapıldıktan sonra kaybolmadan önce savunmacıların arkasında durduğu beyaz bir çizgi oluşturuyor. Chapman'a göre, “Bu sprey kesinlikle boya değil. Yüzde 80 su, yüzde 17 bütan gazı ve yüzey aktif maddeler gibi diğer bileşenlerden oluşuyor. Hakem spreyi sıktığında, bütan hızla genleşerek sahaya püskürtülen suda kabarcıklar oluşturuyor. Bu kabarcıklar genellikle neredeyse anında kayboluyor, ancak spreydeki yüzey aktif maddeler geçici bir stabilite sağlayarak köpük oluşturuyor. Sonunda kabarcıklar dağılıyor ve sprey ile sahada çizilen çizgi de kayboluyor. Bu da spreyin tıraş köpüğünden çok farklı olmadığı anlamına geliyor.” Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Chapman, bilim insanlarının hakem köpüğünün gerektiği kadar uzun süre dayanmasını sağlayan kesin formülü ancak 2001 yılına geliştirebildiklerini de vurguluyor.

dvfbf
Bilimsel topluluklar, bilim insanlarının spor yoluyla nesillere ilham vermesine yardımcı olmak için kaynaklar sağlıyor (İngiltere Kraliyet Kimya Derneği)

Kate Chapman, bilim tarihi ve elementlerin keşfiyle özel olarak ilgilenen, uluslararası alanda tanınmış bir bilim gazetecisidir. Sunderland Üniversitesi'nden bilim tarihi ve felsefesi alanında doktora derecesine ve Bradford Üniversitesi'nden de eczacılık alanında yüksek lisans derecesine sahip. Matematiksel bilim alanında Chapman, The Daily Telegraph, Nature, Chemist ve New Scientist gibi birçok prestijli bilimsel dergi ve yayına yazılarıyla katkıda bulundu. Bilimi popülerleştirme üzerine yazdığı ilk kitabı Amerikan Bilim Geliştirme Derneği Ödülü'ne aday gösterildi, ikinci kitabı “The Green Race” ise 2022 yılında yayınlandı.

Chapman, Kimya Bilim Topluluğu’nun kalbinde yer alan Kraliyet Kimya Derneği için yazıyor. Dernek, web sitesinde “Dünyayı değiştirmeye ve spor da dahil olmak üzere bütün alanlarda bir zamanlar imkânsız olan heyecan verici ilerlemeyi mümkün kılmaya yardımcı oluyoruz” deniliyor. Dernek, ortaklıklar, konferanslar, etkinlikler ve küresel ağlar aracılığıyla insanları ve fikirleri bir araya getirmede rol oynuyor. Ayrıca, bilim insanlarının keşiflerini ve görüşlerini yayınlayarak sağlık, çevre ve yaşam tarzlarımızı iyileştirmek için kullanılmasını sağlıyor.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.