UMH, Vatiyye Hava Üssü saldırısının intikamını almak isterken, LUO, Libya'nın doğusunda ‘Türkiye'nin askeri varlığına’ karşı savaş sözü verdi

Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)
Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)
TT

UMH, Vatiyye Hava Üssü saldırısının intikamını almak isterken, LUO, Libya'nın doğusunda ‘Türkiye'nin askeri varlığına’ karşı savaş sözü verdi

Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)
Dün Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı’nda yapılan bir toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafı (LUO)

Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) güçleri, Libya'daki mevcut krize siyasi bir çözüm bulmayı amaçlayan uluslararası müzakereleri tehdit eden karşılıklı bir askeri gerilimin ortasında, başkent Trablus'un 140 kilometre güneybatısında yer alan Vatiyye Hava Üssü’nü hedef alan bombardımanlara sert tepki gösterirken üsse yönelik saldırıyı, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) üstlendi. Ukbe Bin Nafi olarak da bilinen stratejik üsse yönelik bombardımanda Türkiye’nin konuşlandırdığı hava savunma sisteminin ve radarların tahrip edilmesinden bir gün sonra Hafter, dün (Libya’nın doğusundaki) Bingazi şehrinde LUO liderleri, bölüm şefleri ve askeri operasyon odalarının yöneticileriyle bir toplantı yaptı.
Toplantının ardından çekilen hatıra fotoğrafında Hafter'in elinde tuttuğu kırmızı kalem, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin  ‘Libya'daki Sirte ve Cufra şehirlerinin ülkesinin kırmızıçizgisi’ olduğu şeklindeki açıklamalarına açıkça yapılmış bir gönderme olarak yorumlandı. Hafter’in ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda bir sonraki aşama için gerekli düzenlemelerin ve planların yanı sıra LUO’nun görevleri ile ilgili her türlü önemli dosya ele alındı.
Dün LUO tarafından yayınlanan ve iki gün öncesine ait olduğu belirtilen bir video kaydında Hafter LUO güçlerine hitaben, “Umarım yakında Libya hava sahasını bozan ve rahatsız etmeye çalışan tüm unsurların varlığını sona erdireceksiniz. Böylece halkımızı dilediği mutluluk, istikrar ve güvenliğe ulaştıracaksınız” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan resmi bir açıklamada, Cumhurbaşkanı Sisi’nin dün Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin Mısır'ın batısını ve Libya ile ortak sınırları güvence altına alma planlarını ve çabalarını tartıştığını duyurması dikkat çekti.

UMH: Yanıtımızı bekleyin
Diğer yandan UMH Başkanı Fayiz es-Serrac, Vatiyye Hava Üssü’ne düzenlenen bombardımanın üzerinden iki gün geçmesine rağmen saldırıyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmazken, UMH’den yapılan kısa açıklamada, Serrac’ın Malta’ya resmi bir ziyarette bulunacağı ve Malta Başbakanı ile karşılıklı kaygılarla ilgili görüşmeler yapacağı belirtildi.
Serrac, Avrupa ülkelerini arayarak ziyaret talebinde bulunmuştu. Alman Die Welt gazetesi tarafından yayınlanan ve Hafter'e karşı verilen savaşta daha fazla destek arayan makalesinde Serrac,  uluslararası toplumun, UMH güçlerine verdiği askeri destek için Türkiye'ye tekrar teşekkür etmeden önce Hafter’in saldırılarını durdurmaya yardımcı olması gerektiğine inandığını söyledi. Serrac makalesinde, “Hükümetimiz asla teslim olmayacak ve Libya'nın yeniden diktatörlükle yönetilmesine izin vermeyecektir” ifadelerini kullandı.
UMH'ye bağlı askeri birliklerin sözcüsü Albay Muhammed Kanunu yaptığı açıklamada, “Vatiyye Hava Üssü’ne düzenlenen hain hava saldırısı, Hafter'i destekleyen yabancı bir uçak tarafından gerçekleştirildi” dedi. Albay Kanunu pazar akşamı yaptığı açıklamada, “Bombardımanın amacı, (Hafter yanlısı milisler ve paralı askerlerin) morali yükseltmek ve destekçilerine hala güçlerimizin ilerlemesinin önünde durabileceklerini düşündürmeye çalışmaktı” ifadelerini kullandı. Bu saldırının,  UMH güçlerini Libya’nın tamamını kontrol etme stratejisinden vazgeçiremeyeceğini vurgulayan Albay Kanunu, kararlı bir mücadele verdiklerini belirttikten sonra saldırgan ülkeler olarak tanımladığı taraflara hitaben, “Yanıtımızı bekleyin” dedi.
Türkiye, UMH güçlerinin 18 Mayıs'ta kontrolünü ele geçirdiği Vatiyye Hava Üssü’ne düzenlenen hava saldırısını gerçekleştiren uçağın kimliğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken sadece askeri kaynaklar tarafından yapılan açıklamada ‘kimliği belirlenemeyen’ bir uçak olduğu belirtildi.

LUO: Saldırı LUO ve müttefiklerinin bir ortak eylemi
Kimliğinin gizli tutulması şartıyla Şarku’l Avsat’a konuşan LUO’nun üst düzey bir askeri yetkilisi, Vatiyye’yi hedef alan hava saldırısının, LUO ve müttefiklerinin bir ortak eylemi olduğunu söyledi. Sözünü ettiği müttefiklerin kimler olduğuna değinmeyen askeri yetkili, “Bombardıman, tam koordinasyon ve işbirliği içinde gerçekleştirildi. Öncesinde istihbarat, havadan keşif ve uydu görüntüleri elde edildi” şeklinde konuştu.
Bombardımanı gerçekleştiren uçağın ve ait olduğu ülkenin kimliği belirlemekten kaçınan askeri yetkili, “Bu ilk değildi. Türkiye’nin Libya topraklarındaki askeri varlığı devam ettiği sürece de son olmayacak” ifadeleri kullandı. LUO unsurlarının son gelişmeler ve askeri değişikliklere hazırlıklı olmak için üst düzey alarm durumuna geçtiğini söyleyen askeri yetkili daha fazla detay vermekten kaçındı.
Bir diğer gelişmede ise Libya'nın doğusundaki Bingazi hükümeti, pazar günü Bingazi’de on binlerce vatandaşın sokağa döküldüğü halk hareketini desteklediğini açıkladı.
Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) ve LUO yanlısı, Abdullah es-Sani başkanlığındaki Bingazi hükümetinden dün yapılan açıklamada meşru taleplerinde halkın arkasında durulduğu vurgulanırken uluslararası topluma, Libya'ya karşı yapılan saldırganlıkları engellemeye yönelik sorumluluklarını üstlenmesi çağrısı yapıldı. Halk hareketinin tebrik edildiği açıklamada, hareketin Türkiye’nin ‘saldırgan tutumu’ ortadan kalkıncaya kadar devam edeceği vurgulandı. Son olarak Bingazi hükümetinin halkın bir hukuk devleti ve kurumlarının kurulması talebini yerine getirmeye devam ettiği belirtildi.
Öte yandan UMH'ye bağlı güçler tarafından yürütülen Burkan al-Gadab (Öfke Volkanı) Operasyonu Basın Ofisi, mayın ve savaş kalıntılarını temizleme çalışmaları yapan yerel bir grubun iki üyesinin başkent Trablus'un güneyindeki Ayn Zara’daki yerleşim bölgelerindeki çalışmaları sırasında bir mayının patlaması sonucu hayatlarını kaybettiklerini duyurdu. Açıklamada, Rus güvenlik şirketi Wagner'e mensup paralı askerler, söz konusu mayınları döşemekle suçlandı.
Trablus’taki Libya Ulusal Petrol Şirketi (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah, yabancı güçleri (ülkenin doğusundaki) Sidre Petrol Limanı’na girmek ve limanı askeri faaliyetler için kullanmaya çalışmakla suçladı. Pazar akşamı televizyon kanalında açıklamalarda bulunan Sanallah, 25 gün önce de Wagner paralı askerlerinin bölgeyi koruyan güçlerle işbirliği yaparak Şerara Petrol Sahası’na girdiklerini söyledi.
Başında bulunduğu NOC’un Şerara Petrol Sahası’nda Wagner paralı askerlerinin olduğuna dair kanıtlar bulduğuna dikkati çeken Sanallah, 2011 yılından bu yana Libya petrol sektöründe yaşanan kapanışlar nedeniyle toplam kaybın 231 milyar dolar olduğunu açıkladı. Sanallah ayrıca birkaç gün önce ülkenin doğusundaki el-Harika Petrol Limanı'nda yapılmak istenen akaryakıt kaçakçılığının engellendiğini sözlerine ekledi.
Yabancı güçlerin Ocak ayından bu yana ham petrol sahaları ve petrol limanlarının faaliyetlerini sürdürme çabalarını engellediklerini söyleyen Sanallah, bölgedeki bazı ülkelerin Libya petrolünün piyasadan çekilmesi için görüşmelerde bulunduklarının düşünüldüğünü ifade etti. Sanallah açıklamasında, “Şu anda Libya'yı yurt dışından kimin kontrol ettiği çok açık. Petrolle ilgili bu karar, Libya’yı kimin kontrol ettiği ile ilgili” şeklinde konuştu.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)

İsrail ordusu dün Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) kentinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, harita üzerinde Sur ve çevresindeki kamplar ile mahalle sakinlerine acil olarak bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, "Hizbullah'ın terörist faaliyetleri, İsrail Savunma Kuvvetlerini ona karşı güçlü bir şekilde harekete geçmeye zorluyor. İsrail ordusunun size zarar verme niyeti yok" ifadeleri yer aldı.


Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
TT

Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)

Irak’taki El-Askeri adıyla bilinen ve yakın zamanda öldürüldüğü Kudüs Tugayları tarafından açıklanan Ebu Ali el-Askeri, muhtemelen tek bir kişi değil; Bağdat’taki İran Devrim Muhafızlarını temsil eden kapsamlı bir diplomatik mekanizmanın adı olarak işlev görüyor.

Büyük olasılıkla, sosyal medya platformu X’te kullanılan bu takma hesap, “gölge büyükelçi” rolünü üstlenen bir grup kişi tarafından yönetiliyor; bu kişiler, Irak’ta İslam Devrimi politikalarını eksiksiz uygulamak, siyasi karar alma süreçlerini sıkı bir şekilde kontrol etmekle görevli.

Kudüs Tugayları, 16 Mart 2026’da El-Askeri’nin öldüğünü duyurdu, ancak olayın yeri veya zamanı hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Güvenlik kaynaklarına göre, duyuru, Bağdat’ın el-Karada semtinde etkili kişilerin katıldığı operasyonel bir toplantıya yönelik roket saldırısının ardından yapılmış olabilir; bazı raporlara göre ise saldırı başka bir konut veya araçta gerçekleşmişti.

Kudüs Tugayları lideri Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi imzalı açıklamada, Askeri, askeri cephe ile medya platformları arasındaki iletişimin ana damarlarından biri olarak tanımlandı.

ffferb
Bağdat’ta, 4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde  gerçekleşen hava saldırısında hayatını kaybeden bir Kudüs Tugayları üyesinin cenazesi defnedildi (AFP)

Son beş yıldır, bu takma ad, İran’ın Irak’taki resmi büyükelçisinin açıklamadığı sert tutumları yansıtarak, ülke siyasetinde sert politikaların yerleşmesine katkıda bulundu. Hesap, zaman zaman silinip yeniden açıldığı için alıntılar genellikle medya veya ekran görüntüleri aracılığıyla yayıldı.

Askeri’nin gizemi

El-Askeri, yıllardır kimliği belirsiz bir figür olarak dikkat çekti. Iraklı araştırmacı Hişam el-Haşimi (2020’de öldürüldü), El-Askeri’nin Hareket-i Hukuk partisinden milletvekili Hüseyin Mu’nes olabileceğini iddia etmişti. Ancak birçok kaynak bu iddiayı reddetti. Genel kanı, El-Askeri’nin operasyonel rolleri üstlenen gizemli bir kişi olduğu yönündeydi; sosyal medyada kendisini Kudüs Tugayları’nın Irak’taki güvenlik sorumlusu olarak tanıttı.

Kudüs Tugayları’nın açıklamasının ardından farklı sızıntılar ortaya çıktı; bazıları onun Karada saldırısında öldürülen Ebu Ali El-Amiri olduğunu iddia etti. Bazı kaynaklar ise El-Askeri’nin Ahmed El-Hamidavi’nin kardeşi olabileceğini öne sürdü. Diğer tahminler, duyurunun, Bağdat’ta çeşitli saldırılarda öldürülen milis liderlerini gizlemek amacıyla uydurulmuş olabileceği yönünde.

dsvd
Bağdat’ta Kudüs Tugayları geçit töreni (Arşiv görüntüsü - Dolaşımda)

Sonuç olarak, “Ebu Ali El-Askeri”nin bir kişi mi grup mu tartışmasından ziyade  çoklu kimliklerin Kudüs Tugayları’nın Devrim Muhafızları tarzında korku ve belirsizlik yaratma stratejisinin bir parçası olduğu görülüyor. Ölüm haberi de önemli bir iç olayı gizlemek için bir taktik olabilir.

İran’ın stratejik ölçüm birimi

El-Askeri’nin arkasında muhtemelen bir güvenlik sorumlusu, bir şura üyesi ve Devrim Muhafızları tarafından özel olarak eğitilmiş bir askeri danışman bulunuyor. Tüm bunlar, El-Askeri’yi İran’ın Bağdat’taki en kritik siyasi yatırımlarından biri haline getiriyor.

Ölümünden birkaç gün önce, hesabından “Gelecek başbakanın atanması, İslami Direniş’in parmağı olmadan gerçekleşmeyecek” paylaşımını yaptı. Koordinasyon Çerçevesi Nuri el-Maliki’yi önermek konusunda çıkmazdayken, El-Askeri’nin sert tutumu, Irak’taki Şii siyasi davranışını yönlendiren bir “tempo belirleyici” işlevi gördü.

Geçmişte, El-Askeri, Mustafa el-Kazimi hükümetine karşı saldırı planlarını yönlendirdi, ardından Muhammed Şiya el-Sudani hükümetine geçişte daha yumuşak bir ton benimsedi. Ayrıca, 2021 seçimleri sonrası Mücteba el-Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma girişimlerini engellemeye çalıştı; bunu, “milislerin dışlanması ve ABD destekli bir proje” olarak nitelendirdi.

2019’da İran etkisine karşı protesto eden göstericilerin öldürülmesine dair operasyonlarda, El-Askeri protestocuları “yabancı ajanlar” olarak tanımladı. Dolayısıyla, gerçek kimliği ne olursa olsun, onun etkisinin boyutu önemliydi.

El-Askeri’nin rolü, Sünni ve Kürt liderlere siyasi sınırları belirlemek ve dış ilişkilerde (Arap, Körfez ve uluslararası) caydırıcı mesajlar vermekti. Suriye’nin yeniden entegrasyonuna ve yeni liderliğinin uluslararası alanda tanınmasına karşı da temkinliydi.

İran’ın gölge büyükelçisi

2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı sert bir tutum takındı, Kürtler için “ABD ve İsrail destekli bir bölünme projesi” uyarısı yaptı. 2018’de Muhammed el-Halbusi’nin parlamento başkanlığına gelişini dış destekli bir denge sonucu olarak değerlendirdi.

2020’de Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El-Mühendis öldürüldüğünde, El-Askeri, “ABD güçleri artık meşru hedeflerdir” dedi. Beş yıl sonra tüm bu açıklamalar, İran’ın Bağdat’taki “gölge büyükelçiliği” misyonunun bir parçası olarak, resmi diplomatik kanallardan bağımsız şekilde hayata geçirildi.

Özetle, Ebu Ali El-Askeri, Irak siyasetinde İran etkisini perçinleyen, çok katmanlı ve gizemli bir figür olarak hem operasyonel hem de medya alanında etkin bir “gölge diplomasi” rolü üstlendi.


Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail’in İran’la süren çatışmalara odaklanarak Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşması ve yükümlülüklerinden uzaklaştığı bir dönemde, Hamas Kahire’de yeni bir diplomatik hareketlilik yürütüyor. Hareket, ocak ayı ortasında ilan edilen ikinci aşamadan bu yana ilerleme kaydedilemeyen süreci aşmak için çözüm arıyor.

Uzmanlara göre Hamas, devam eden İran savaşı nedeniyle oluşan mevcut tıkanıklığı aşacak bir açılım umuyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yürütülen temasların Gazze anlaşmasını yeniden rayına oturtmayı, ihlalleri durdurmayı ve İsrail ablukasının yol açtığı günlük krizlere çözüm bulmayı hedeflediğini belirtti.

sdwegr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze törenine katılanlar (Reuters)

Hamas heyeti, Mısır Genel İstihbarat yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler temsilcisi Nikolay Mladenov ile de bir araya geldi. Görüşmelerde Gazze dosyasına ilişkin siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı. Bu bilgiler, Mısır ve Katar medyasında yer alan haberlerde de doğrulandı.

İhlaller ve güvenlik düzenlemeleri gündemde

Hamas’a yakın iki kaynak, salı günü Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Nizar Avadallah başkanlığındaki ve Gazı Hamad’ın da yer aldığı heyetin Mısırlı güvenlik yetkilileri ve Barış Konseyi temsilcileriyle görüştüğünü aktardı. Görüşmelerde İsrail’in anlaşma ihlalleri, Hamas personelinin polis teşkilatına entegrasyonu, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesi ve Gazze’yi devralması öngörülen yönetim komitesinin çalışmaları ele alındı.

Kaynaklardan biri, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunun da gündeme geldiğini ancak bu başlığın Filistin polisi ile uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasına kadar ertelendiğini belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın Gazze anlaşması için ABD’den destek ve İsrail’in ihlallerini durdurmasını beklediğini ifade etti.

fbf
Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail’in askeri bombardımanı sonucu yıkılan bir binanın üzerinde bulunan Filistinli bir aile (AFP)

Öte yandan Gazze Yönetim Komitesi’nden bir yetkilli, Hamas heyetiyle henüz görüşme yapılmadığını doğruladı ancak gerekçe paylaşmadı.

ABD bağlantılı temaslar ve Refah Kapısı

Reuters’a konuşan kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi temsilcilerinin hafta başında Kahire’de Hamas yetkilileriyle görüştüğünü ve ateşkesi korumayı amaçladığını bildirdi. Kaynaklar, hafta içinde yeni toplantılar yapılmasının beklendiğini ancak tarihlerin netleşmediğini aktardı.

Görüşmenin ardından İsrail, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kapatılan Refah Sınır Kapısı’nı yakında yeniden açacağını duyurdu. Reuters’a konuşan kaynak, bu kararın Hamas ile Barış Konseyi arasındaki görüşmenin doğrudan sonucu olabileceğini ifade etti.

Monte Carlo Uluslararası Radyosu da Hamas’ın, bölgedeki güvenlik gerilimine rağmen Kahire’de yeni bir müzakere turuna hazırlanarak, İran savaşı nedeniyle duran ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını yeniden canlandırmayı hedeflediğini aktardı.

Anlaşma hâlâ gündemde mesajı

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver, Hamas heyetinin ziyaretinin kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, Kahire’deki temasların anlaşmanın hâlâ geçerliliğini koruduğu yönünde güven verdiğini söyledi. Enver, görüşmelerde ihlallerin yanı sıra Gazze yönetim komitesinin işleyişi ve silahsızlanma gibi başlıkların da ele alındığını kaydetti.

Filistinli siyaset analisti Eymen er-Rakab ise Kahire’deki görüşmelerin Gazze Anlaşması için yeni bir ivme oluşturduğunu ve Mısır’ın süreci gündemde tutmaya çalıştığını vurguladı. Rakab, mevcut tıkanıklığın aşılması için bu diplomatik hareketliliğin süreceğini öngördü.

Ocak ayı ortasında Washington, Trump planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama; İsrail’in Gazze’den kademeli çekilmesini, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve bölgede uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor. Ancak İsrail ordusu hâlen Gazze’nin yarısından fazlasında kontrolünü sürdürürken, Hamas silah bırakmayı reddediyor.

İsrail Kamu Yayın Kurumu ise uluslararası gücün mayıs ayı itibarıyla Gazze’de konuşlandırılmasının planlandığını bildirdi.

xcvf
Trump planına göre Gazze’den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze’yi yönetecek ulusal komitenin sahada görevine başlamasının hızlandırılması gerektiğini belirterek bunun geçiş sürecinin yönetimi ve ateşkesin kalıcı hâle gelmesi için kritik olduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre mevcut temaslar, İran savaşı nedeniyle oluşan küresel dalgalanmalara rağmen Gazze anlaşmasını yeniden işler hâle getirecek yeni bir yol haritası oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen bu diplomatik trafiğin önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor.