Çin’in ABD’yi endişelendiren yeni hamlesi: İran’da askeri üs

Hamaney, 2015 yılında Tahran’ı ziyaret eden Çin lideri ile bir araya geldi. (Sosyal Medya Organları)
Hamaney, 2015 yılında Tahran’ı ziyaret eden Çin lideri ile bir araya geldi. (Sosyal Medya Organları)
TT

Çin’in ABD’yi endişelendiren yeni hamlesi: İran’da askeri üs

Hamaney, 2015 yılında Tahran’ı ziyaret eden Çin lideri ile bir araya geldi. (Sosyal Medya Organları)
Hamaney, 2015 yılında Tahran’ı ziyaret eden Çin lideri ile bir araya geldi. (Sosyal Medya Organları)

Tarık eş-Şami
ABD, yarım asır boyunca Körfez’deki uluslararası suların kontrolünü başka herhangi bir süper güç olmadan elinde bulundurdu. Ancak bu durum artık değişmeye başladı gibi görünüyor. Öyle ki Çin, Güney Çin Denizi’ndeki askeri gücünü artırırken yıllar önce ABD’ye meydan okumak ve Körfez’de bir başka stratejik nokta üzerinde askeri nüfuzunu vurgulamak isteyen iddialı bir görüntüyle Bab-ul Mendeb’e yöneldi. Nihayetinde durum, Washington’ın endişelenmesine yol açarken bölgedeki hesaplarını ve stratejilerini gözden geçirmesine de neden olabilir. Peki; gerçekte neler oluyor? ABD bölgedeki yeni rakibini nasıl takip ediyor? Ve doğruluğunun kanıtlanması halinde ABD bu gelişmeyi nasıl değerlendirecek?

Oyalama yılları
 Çin son 10 yılda Ortadoğu’daki nüfuzunu ve ekonomik yayılımını genişletti. Ancak diplomatik açıdan büyük ölçüde tarafsız kaldı ve askeri bir varlığı da bulunmuyordu. Pekin yönetimi diplomatik açıdan İran, İsrail ve bölgedeki diğer ülkelerle dostane ilişkiler yürüttü. Çeşitli vesilelerle tartışmalı gündemler için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına oy vermekten kaçındı.
Askeri açıdan ise Çin donanmasının İran’ın Bender Abbas limanına yaptığı bazı mevsimsel ziyaretler ile Hint Okyanusu’nun kuzeyinde Rusya ve İran donanmaları ile sınırlı manevralar dışında etkili bir varlığı bulunmuyordu.

Strateji değişiyor
Bununla birlikte Pekin’in askeri olarak varlığını genişletme ısrarı Hong Kong’daki Çin Okyanusu ve Güney Çin Denizi ile sınırlı değildi. Çin liderliği, Cibuti’de Bab-ul Mendeb yakınlarında, aynı ülkedeki ABD üssünün birkaç mil uzağında askeri bir üs kurdu. ABD askeri kaynaklarına göre Çinli pilotlar, bölgedeki ABD pilotlarının frekanslarını ve sinyallerini yakalamaya başladı.
İran’da yayın yapan gazetelere göre Çin, Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2015 yılında Tahran’a yönelik ziyareti sırasında iki tarafın imzaladığı güvenlik ve askeri anlaşmaların ardından İran’da kalıcı bir üs kurmaya çalışıyor. Cinping ziyareti sırasında İran Dini Lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile bir araya geldi. İran Parlamentosu içerisinde, Pekin ile Körfez sularında İran sahillerindeki Kiş Adası’nda 25 yıl boyunca tesisin kiralanmasını içeren bir anlaşmanın imzalandığı söylentileri yayıldı.

ABD beklentisi
Adanın Çin’e kiralanmasıyla ilgili söylentiler şubat ayında başladı. İran’da yayın yapan muhafazakar Tasnim haber ajansı, radikal parlamento üyesi Hasan Nuruzi’nin Ruhani’ye hükümetin ‘Kiş Adası’nın Çinlilere teslim edilmesi müzakerelerinin sebeplerini’ açıklaması için çağrı yaptı. Nuruzi ayrıca adayı teslim etmeyi reddettiğini ve hükümetin Pekin ile olan ilişkilerinin gizliliğini kınadığını vurguladı.
Nuruzi, Tahran’daki İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki seçim bölgesinde işçi sınıfı seçmenlerine hitap ederken parlamentonun öfkesi de İran’ın güvenlik ve savunma hesaplarına yöneldi. Pratik açıdan İran parlamentosu orduyu, Savunma Bakanlığı’nı ve rehberi sorgulama yetkisine sahip değil. Bununla birlikte bazı ABD takip merkezleri de Nuruzi’nin açıklamasını ciddiye aldıklarını belirtirken söylentilerin arkasında gerçeklik payı olduğunu ileri sürdü. Söz konusu merkezler ayrıca adadaki Çin tesislerinin arttığına ve ilerleyen dönemde daha da açık hale geleceklerine dikkat çektiler.

Farklı yansımalar
Gözlemciler, Çin'in artan askeri varlığının kesin olarak onaylanması halinde bunun çeşitli sonuçlara yol açacağı görüşünde. Gözlemciler, kuvvetlerini farklı ülkelere konuşlandıran ABD’nin açık avantajlara, eski ve yenilenmiş stratejik çıkarlara sahip bir bölgede başka bir büyük gücün rekabetine alışkın olmadığını aktardı. Çin askeri varlığının, ABD’yi Körfez’deki ve bölgede yer alan uluslararası sulardaki kuvvetlerini güçlendirmeye iteceği belirtildi.
Aynı şekilde Çin’in İran’daki askeri varlığını açık etme riski, Pekin ve Washington arasındaki gerilimi de artıracak, Kovid-19 krizinin ve yankılarının ateşine daha fazla benzin dökecek. Aynı şekilde özellikle de ABD otoritesinin, Çin’in İran’a ekonomik ve askeri desteğini takip etmesi sonrasında olası çatışmalarda yeni bir cephe açacak. Bununla birlikte bu varlık, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran rejimini azami yaptırımlar politikasıyla boyun eğdirme çabalarına açık bir meydan okuma olacak.
Bazı kesimler, doğrulanması halinde bu adımın ABD’yi ‘dünyayı, herkese zarar verebilecek ekonomik kriz döngüsüne sokabilecek’ bir şekilde Çin’e karşı yaptırımlar uygulamaya yöneltebileceği kanaatinde.
Demokrasileri Savunma Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olan Cleo Paskal konuya dair şunları söyledi:
“Çin’in sözlerine değil, eylemlerine dikkat etmek önemlidir. Çin, yıllar önce dünyayı biri ABD etkisi altında diğeri Çin etkisi altında olmak üzere iki etki alanına bölme fikrini öne sürdü.”
Paskal ayrıca Washington ve Pekin arasında güven olmadığını, bu nedenle Çin’in niyet ve eylemleriyle mücadele ederken dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

İsrail’in Pekin ile flört hatası
Diğer yandan Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde araştırmacı Michael Rubin, Çin’in bölgedeki artan askeri hırslarının İsrail’in Pekin’le flört etmesini, gelişmiş ve hassas askeri teknolojiler satmasını son derece önemli hale getirdiğini belirtti. Zira bir dönem İsrailli liderler, İran gibi düşmanca bölgesel rejimleri desteklemesini engellemek amacıyla Çin’e hassas askeri teknolojiler satmaya çalışırken diğer taraftan da ABD ile ortaklıklarını güçlendirmek için çabalamıştı.
ABD’li araştırmacı konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“İsrail’in Çin’i teknolojik açıdan destekleme politikası her zaman akılsızcaydı. Şu an ise bu yanılsamayı sonsuza dek bitirmek zorunda. Çin zaten Körfez’de bir üs inşa ederse ve İsrail bunun sonuçlarına odaklanmazsa o zaman ABD’deki Cumhuriyetçiler ve Demokratların İsrail’in niteliksel askeri üstünlüğünü korumak için süregelen garantileri yeniden gözden geçirme zamanı gelmiş demektir.”

İran’ın inkar bağlamı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün İran adalarının Çin’e verildiğini ve yabancı güçlerin Çin ile büyük bir iş birliği anlaşmasının bir parçası olmasına izin verildiğini reddetmesine rağmen Batı medyası, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Pekin ziyaretinin, 2016 yılında imzalanan anlaşmaya dayalı olarak 25 yıl boyunca Çin ve İran arasındaki kapsamlı stratejik ortaklık hakkında bir yol haritası sunmak üzere geliştiğini savundu. Batı medya organlarına göre geçen hafta İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, söz konusu anlaşmanın bazı gizli kısımlarına değindi ve anlaşmayı İran egemenliğinin ihlali olarak niteleyerek kabul etmediğini duyurdu. Bu tavır şüpheleri daha da artırdı.
Analistler, açıklamanın birkaç gün önce Çin’in BM Daimi Temsilcisi’nin BMGK huzurunda yaptığı açıklamayla örtüştüğünü aktardı. Analistlere göre ABD’ye yönelik ‘İran’a karşı yaptırımları durdurma’ çağrısı ve ABD’nin ‘BM’nin İran’a karşı uyguladığı silah ambargosunu’ uzatma baskısına karşı çıkması, Tahran’ın Pekin ve Moskova ile iş birliği karşısında ulaşmak istediği durumun da bir göstergesiydi.

Askeri dengeler değişiyor
‘Oil Prices’ ajansının İran Petrol Bakanlığı’ndaki kaynaklardan alıntı yaptığı haberine göre Çin ekonomik anlaşmaya, ‘Ortadoğu’daki jeopolitik kuvvetlerin mevcut dengesini değiştireceği dolaysıyla büyük küresel sonuçlara yol açabilecek’ yeni bir askeri bileşen dahil etti. Hamaney de geçen hafta mevcut anlaşmayı ‘Devrim Muhafızları’ndaki önemli isimler tarafından önerilen yeni askeri maddeleri ve asli ekonomik anlaşmanın önerdiği İran istihbarat servislerini içerecek şekilde’ genişletmeyi kabul etti.
İnternet sitesinin haberine göre İranlı yetkililer geçen hafta anlaşmanın Rusya’nın da önemli bir rol oynayacağı şekilde İran ve Çin arasında tam bir hava, deniz ve askeri iş birliğini kapsayacağını belirtti. Aktarılana göre gelecek ayın ikinci haftasında İranlı yetkililer ile Çin ve Rus meslektaşları arasında, Çin bombardıman uçaklarının verilmesi koşuluyla, diğer ayrıntılar üzerinde anlaşmaya varılması amacıyla bir toplantı düzenlenmesine karar verildi.

Rusya ve Çin
İran kaynaklarına göre süreç, Hamedan, Bender Abbas, Şabar ve Abdan’daki mevcut havalimanları yakınında bu amaçla inşa edilen çift kullanımlı tesislerin inşasıyla başlayacak. Sukhoi 34 orta menzilli süpersonik uçakların konuşlandırılmasının yanı sıra Tupolev Tu-22M3S türü Çin tarafından modifiye edilmiş Rus yapımı uçaklar da tesisler de yer alacak.
Bu, Moskova’nın bu üsleri ilk kullanımı değil. Rusya, ağustos 2016’da uzun menzilli Tupolev 22 bombardıman uçaklarını ve Sukhoi 34 uçakları vasıtasıyla Suriye’deki hedeflere saldırı düzenlemek için Hamedan Üssü’nü kullanmıştı.
Anlaşmaya göre Çin ve Rusya’nın savaş gemileri de Çabahar, Bender, Buşehr ve Bender Abbas’taki İran’ın ana limanlarında Çinli şirketler tarafından inşa edilen tesisleri kullanabilecek.
‘Oil Prices’ ajansına göre hava ve deniz konuşlanması operasyonlarına, NATO’daki komuta ve kontrol sistemlerini etkisiz hale getirmek amacıyla erken uyarı, sıkışma, destek ve elektronik koruma gibi elektronik savaş alanları da dahil Çin ve Rusya elektronik savaş yeteneklerinin konuşlandırılması da eşlik edecek. Yeni sistemler olası ABD veya İsrail saldırılarına karşı koymak amacıyla gelişmiş Rus S-400 savunma füze ve uçaksavar füzelerini de içerebilir.

Ekonomik faktör
Ajansın aktardığına göre geçen yıl imzalanan anlaşmanın gizli unsurlarından biri de Çin’in İran’daki petrol, gaz ve petrokimya sektörlerini geliştirmek için 280 milyar dolar yatırım yapmasıyla ilgili. Bu miktar gelecek 25 yılın ilk beş senesinde teslim edilecek.
İran’da nakliye ve imalat sektörleri için altyapıyı geliştirmek amacıyla ilk beş yılda 120 milyar dolarlık bir yatırımla iki tarafın mutabakatına tabi olarak her beş yılda bir ek fon sağlamak için bir anlayış oluşturuldu.
Diğer yandan Çin, risk telafisi olarak yüzde 6 ila 8 arasında bir başka indirime ek olarak piyasadaki ölçüm fiyatına kıyasla herhangi bir petrol, gaz veya petrokimya ürününü yüzde 12 indirimle alabilecek. Pekin ayrıca finansal aidatlarının ödemesini iki yıla kadar erteleme hakkına da sahip olacak. Aynı şekilde Çin’in alacağı toplam indirim, petrol, gaz ve petrokimya alımlarının yüzde 32’sine ulaşabilir.
Ayrıca Pekin, Çin Devlet Başkanı’nın jeopolitik projesi olan ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ doğrultusunda İran’ın temel altyapısının inşasına da tam olarak katılabilecek.
İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak Cihangiri ve diğer önde gelen İranlı yetkililerin geçen yıl söz konusu anlaşma hakkında yaptıkları açıklamalara göre Tahran, 900 km uzunluğundaki Tahran- Meşhed demiryoluna ilişkin modernize ve elektrik projesini uygulamak için Pekin ile bir anlaşma imzaladı. Aynı şekilde Tahran ve Kum arasında, petrol, gaz ve petrokimya endüstrilerinin, Tebriz-Ankara gaz boru hattının başlangıç noktası sayılan İran’ın kuzeybatısındaki Tebriz’e kadar uzanan hızlı bir demiryolu hattı inşası planlanıyor. Daha sonra demiryolu, Batı Çin’den başlayan ve İran ile Türkiye ve Avrupa’ya ulaşan yeni İpek Yolu’nu Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’a bağlıyor.



Avrupa Birliği, planın tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşılıyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
TT

Avrupa Birliği, planın tam olarak uygulanmasını talep ediyor ve Trump'ın Gazze planının ikinci aşamasının başlatılmasını memnuniyetle karşılıyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki bir evi hedef alan hava saldırısının ardından oluşan yıkım (Reuters)

Avrupa Birliği, bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi için hazırladığı barış planının ikinci aşamasının başlatılacağının duyurulmasını memnuniyetle karşıladı. AB, diplomatik, insani ve güvenlik araçlarıyla Gazze Şeridi'ndeki barış çabalarını desteklemeye devam etmeye hazır olduğunu teyit etti.

AB sözcüsü yaptığı açıklamada, “BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararıyla onaylanan, Gazze'deki çatışmayı sona erdirmek için hazırlanan 20 maddelik ABD planının ikinci aşamasının başlatılmasının duyurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz, özellikle de Filistin Yönetimi'nin desteğiyle Gazze'yi yönetmek üzere bir Filistin ulusal komitesinin atanmasını” ifadelerini kullandı.

Sözcü, “Hamas'ın silahsızlandırılması, kapsamlı insani yardım sağlanması ve Gazze'nin yeniden inşası da dahil olmak üzere barış planının tam olarak uygulanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz” diye ekledi.

Trump'ın özel elçisi Steve Witkoff dün, Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını duyurdu. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu aşama, ateşkesin ardından Hamas'ın silahsızlandırılması, teknokrat bir yönetim ve yeniden inşa aşamalarını içeriyor.

X'te yayınladığı bir gönderide Witkoff, 20 maddelik planın ikinci aşamasının, Gazze'de “Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi” adı altında geçici bir Filistin teknokrat yönetiminin kurulmasını içerdiğini ve bu yönetimin Gazze Şeridi'nin tamamen silahsızlandırılması ve yeniden inşası sürecini başlatacağını belirtti.


İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyine 22 askeri araçla girmesinin ardından 3 kişi gözaltına alındı

Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)
Suriye’de Kuneytra kentinin genel görünümü (Arşiv – Reuters)

İsrail ordusuna bağlı bir birlik, bugün (perşembe) Suriye’nin güneyinde, Kuneytra’nın güney kırsalındaki Sayda el-Hanût köyüne girdi.

Şarku'l Avsat'ın Suriye televizyonundan aktardığı habere göre 22 askeri araçtan oluşan işgal gücünün köye girerek aralarında iki kardeşin de bulunduğu üç genci gözaltına aldı.

Haberde, bu askeri hareketliliğin Kuneytra kırsalında İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen tekrarlanan ihlaller zincirinin bir parçası olduğu belirtildi.

Öte yandan İsrail ordusu, ultra-Ortodoks (Haredi) askerlerden oluşan “Haşmonaim” Tugayı’na bağlı birliklerin Suriye’nin güneyindeki güvenlik bölgesine konuşlandırıldığını duyurdu. Bu adım, söz konusu tugayın bölgede ilk kez konuşlandırılması olarak değerlendiriliyor.


ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
TT

ABD Grönland'ı ‘Altın Kubbe’ için mi istiyor?

Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)
Grönland'ın başkenti Nuuk'un merkezinde bir caddede yürüyen insanlar (AP)

Grönland, ABD’nin füze savunması için gerçekten önemli bir yer, ama Washington’ın füze kalkanı ya da diğer adıyla ‘Altın Kubbe’yi kurmak için başka seçenekleri de var. ABD aslında Başkan Donald Trump'ın ülkesinin güvenliği için ‘hayati’ olduğunu söylediği bu kutup adasını ele geçirmek zorunda değil.

ABD füze savunma sistemi hangi özelliklere sahip?

ABD balistik füze savunma sistemi, füzeleri tespit etmek ve izlemek için uydular ve erken uyarı radar ağından oluşur.

Bu sistemler (Pasifik Okyanusu’ndaki) Mariana Adaları, Alaska, Büyük Britanya ve Grönland gibi yerlerde bulunuyor.

ABD ayrıca Aegis Savaş Sistemi ile donatılmış savaş gemilerine güvenebilir ve Romanya'nın Deveselu ile Polonya'nın Redzikowo kentlerinde bulunan radarlarını kullanabilir.

Tüm bunların yanında Washington, Kaliforniya ve Alaska'da konuşlandırılmış 44 Yer Taban Önleyici (GBI) füzesi dahil olmak üzere çeşitli türlerde önleyici füzelere sahip.

Stratejik Araştırmalar Vakfı (Fondation pour la Recherche Stratégique/FRS) araştırmacısı Etienne Marcuz’a göre ABD bu füzeleri konuşlandırarak ‘Asya kıtasından gelebilecek her türlü tehdidi bertaraf etmeyi’ amaçlıyor. Ayrıca, GBI silolarının Rusya'dan gelen herhangi bir tehdidi önlemek için uygun konumda olmadığını da belirten

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı değerlendirmede Markuz, GBI füzelerinin doğudan gelen bir tehdidi önlemesinin olası olmadığını, çünkü bu füzelerin ABD'nin kuzeydoğusunda konuşlandırılabileceğini söyledi.

Trump'ın amacının radarları ve önleyici füzeleri ‘doğru yere’ yerleştirmek olduğunu düşünerek, Grönland'ı ilhak etmenin belirtilen nedeninin ‘bahaneden’ ibaret olduğunu savunan Markuz, “Bu füzelerin bir kısmı Polonya ve Romanya'da da bulunuyor. Dolayısıyla bu argüman ikna edici değil” ifadelerini kullandı.

Ayrıca, ABD’nin Aegis muhriplerinde SM-3 füzeleri bulunduğuna dikkati çeken Markuz, Polonya ve Romanya'da, füzelerden ayrılır ayrılmaz uzayda nükleer savaş başlıklarını önlemek için tasarlanmış SM-3 füzelerinin olduğunu, ABD'nin THAAD füze savunma sisteminin ise üst atmosferdeki son aşamada savaş başlıklarını önleyebildiğini kaydetti.

Altın Kubbe projesi nedir?

Göreve başladıktan kısa bir süre sonra, Başkan Trump, ABD topraklarını her türlü füze saldırısından korumayı amaçlayan Altın Kubbe projesini duyurdu.

ABD Başkanı, görev süresinin sonuna kadar 175 milyar dolarlık bir bütçe ayırarak operasyonel bir sistem kurmayı planlıyor, ancak birçok uzman bu hedefin bu süre içinde gerçekleştirilmesinin gerçekçi olmadığını düşünüyor.

American Enterprise Institute'tan (AEI) Todd Harrison'ın tahminlerine göre projenin maliyeti 20 yıl içinde yaklaşık 1 trilyon dolar olacak ve daha etkili bir kalkan için 3,6 trilyon dolara kadar çıkacak.

Düşük Dünya yörüngesinde, yörüngesinden ayrılıp hedef alınan füzeyle çarpışmak üzere tasarlanmış bir önleme uydusu filosunun konuşlandırılması başlıca yenilik olarak planlanıyor.

Etienne Marcuz, bununla ilgili olarak ‘başarısızlık durumunda başka fırlatma seçenekleri de olması gerektiğini’ söyledi. Marcuz Ayrıca, “ABD de kara ve denizdeki füze ve önleme yeteneklerini geliştirecek” diye ekledi.

Peki, neden Grönland?

ABD’ye fırlatılan kıtalararası balistik füzelerin Kuzey Kutbu üzerinden geçeceğini açıklayan Markuz, radar algılama ve önleme yeteneklerine duyulan ihtiyaca dikkat çekti.

ABD ordusu şu anda Grönland'ın kuzeybatısındaki Pituffik Uzay Üssü’ne radar sistemlerine sahiptir.

Gözetleme operasyonları ile ilgili olarak Markuz, uzaydaki füzeleri izlemek için Grönland'da radarların bulunmasının her zaman yararlı olduğunu, ancak bunların öneminin giderek azalacağını belirtti.

MArkuz, ABD'nin şu anda düşük Dünya yörüngesine Hipersonik ve Balistik Takip Alanı Sensörü (Hypersonic and Ballistic Tracking Space Sensor/HBTSS) uyduları konuşlandırdığını ve bunun özellikle atmosferin dışında uçan füzeleri izlemek için olduğunu açıkladı.

Ayrıca, ABD, Grönland ve Danimarka arasında mevcut savunma anlaşmaları Washington'ın birçok şeyi yapmasına imkan tanıyor.

AFP’ye konuşan Hidrojen jeopolitiği, küresel pazarlar ve stratejiler konusunda Kıdemli Araştırmacı Mika Blugion Merid, ABD'nin Grönland'da teknik, maddi ve insan kaynaklarını kısıtlama olmaksızın kullanabileceğini, isterse nükleer kaynaklarını bile yeniden konuşlandırabileceğini söyledi.

Ancak Danimarka ve Grönland yetkililerinin bilgilendirilmesi ve danışılması gerekiyor.

Merid, şunları ekledi:

“Danimarkalılar, kendilerine danışıldıktan sonra bir projeyi reddederse ve ABD bunu tek taraflı olarak uygularsa, bu Danimarka'nın egemenliğinin ihlali olarak yorumlanabilir ve diplomatik ve siyasi gerginliğe yol açabilir. Bu yüzden Danimarka yasal anlamda veto hakkına sahip olmasa da gerçekte ABD'nin Grönland'da yaptığı her şey için siyasi bir anlaşmaya varılması gerekiyor.”