Tunus Cumhurbaşkanı, yeni Başbakanın seçimi için zorlu istişarelere hazırlanıyor

Özgür Anayasa Partisi milletvekilleri, dün parlamento oturumunda eylem gerçekleştirdi (EPA)
Özgür Anayasa Partisi milletvekilleri, dün parlamento oturumunda eylem gerçekleştirdi (EPA)
TT

Tunus Cumhurbaşkanı, yeni Başbakanın seçimi için zorlu istişarelere hazırlanıyor

Özgür Anayasa Partisi milletvekilleri, dün parlamento oturumunda eylem gerçekleştirdi (EPA)
Özgür Anayasa Partisi milletvekilleri, dün parlamento oturumunda eylem gerçekleştirdi (EPA)

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Başbakan İlyas el-Fahfah’ın Çarşamba günü verdiği istifanın ardından, ‘en muktedir kişinin seçilmesi için’ partiler ve parlamento blokları ile yeni istişarelerde bulunmaya hazırlanıyor. Söz konusu istişarelerin kolay olmayacağı düşünülüyor. Dün Fahfah’ın istifasının kabul edildiğini açıklayan Said, aynı zamanda anayasada da belirtildiği gibi söz konusu siyasi istişarelerle ilgili partiler ve parlamento blokları listesi hakkında bilgilendirici bir mesaj gönderdi.
AFP’nin haberine göre, hükümet tarafından yapılan açıklamada “Başbakan, ulusal çıkar düşüncesinden yola çıkarak krizden çıkma yolunda Cumhurbaşkanı’na yeni kapı açmak için bugün istifada bulundu” ifadeleri kullanıldı.
2019 seçimleri kazananı Nahda Hareketi Partisi, Çarşamba günü diğer muhalefet partileriyle eş zamanlı olarak, Fahfah hükümetine yönelik bir suçlama listesi sunmuş, böylelikle güvenoyunu çekme yoluna gitmişti. Bu adımın arkasında yatan gerekçe ise, devletle temas içerisindeki şirketlerdeki hisselerinden vazgeçmemesi dolayısıyla Fahfah’ın ‘çıkar çatışmasına’ dahil olduğu şüphesiydi. 
Fahfah’ın tüm hükümetin de istifası anlamına gelen istifası, Cumhurbaşkanı Said’in hükümet kurma görevini üstlenecek en iyi kişiyi seçme görevini üstlenmesini gerektiriyor.
İstifasını Cumhurbaşkanı'na gönderen Fahfah’ın yalnızca birkaç saat sonra hükümette Nahda Hareketi’nden 6 bakanı görevden alması, hükümet koalisyonundaki en büyük ortak ile olan gerilimi yansıttı. Nitekim Fahfah; gençlik ve spor, ulaştırma, sağlık, iskan, yerel işler ve yüksek öğretim ve bilimsel araştırma bakanlıklarını hükümetten diğer 6 bakana devretti.
Fahfah, aynı zamanda istifası öncesinde Nahda Hareketi’ni “çıkar çatışmasını ön plana çıkararak kamuoyunu ifsat etmek ve dezenforme etmek, aynı zamanda hükümetin istikrarına darbe vurmak, hükümetin yapısında bir değişikliğe gidileceğini taahhüt ederek aslında bakanların görevden alınmasını ima etmek” ile suçlamıştı.
Öte yandan Nahda ise bakanların görevlerinden alınmasını hoş karşılamadığını, zirâ “kurumların kötüye kullanıldığını, bu ani hareketin” vatandaşların ve ülkenin yüksek çıkarlarına zarar verebileceğini, bilhassa aralarında sağlık bakanlığının da yer alması dolayısıyla kamu ihtiyaçlarını baltalayabileceğini açıkladı.
Hareket; dün Tunus radyosu Mosaique FM tarafından yayınlanan bir basın açıklamasında, bu aşamanın, ulusal birliği somutlaştıran ve ülkenin karşı karşıya olduğu zor sorunlarla yüzleşmeyi sağlayan bir hükümet kurmak için çeşitli siyasi ve sosyal taraflar arasında diyalog ve istişarelerin yürütülmesini gerektirdiğini söyledi. Aynı zamanda özellikle koronavirüs salgını ile mücadele edildiği dönemdeki olağanüstü performanslarından dolayı bakanlara teşekkürlerini sundu. Geçici hükümetin ülke yönetimini atamalar veya hesap kapatma niyetiyle görevden almalar ile oyalamaması gerektiğine dikkat çeken Nahda Hareketi, Cumhurbaşkanı Said’i kamu tesislerinin istikrarını ve siyasi istihdamdan uzak tutulmasını sağlamak için tüm sorumluluğu üstlenmeye çağırdı. Aynı zamanda, güvenoyunu çekmek için imza atarak yüksek ulusal çıkarları diğerlerinden üstün tutan tüm parlamento blokları ve bağımsız milletvekillerine teşekkür etti.
Milletvekilleri dün, Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi ve çoğunluğu elinde tutan Nahda Hareketi Partisi’nden güvenoyunun çekilmesi yönünde dilekçe verdi.
Listede, üzerinde oylama yapmak için genel oturum belirlemeye hazırlık mahiyetinde, Meclis Başkanlığı Ofisi’ndeki üçte bir oranı (73 milletvekili) temsil eden kişilerin isimleri yer aldı. Nitekim güvenoyunun Gannuşi’den çekilmesi için 109 oyluk bir mutlak çoğunluk gerekiyor. Parlamentodaki Islah Bloğu Başkanı Hasuna en-Nasıfi, AFP’ye verdiği demeçte “Genel oturumda, güvenoyunun çekilmesi yolunda dilekçeye oy vermeleri için mümkün olduğunca çok sayıda milletvekilini seferber etmeye çalışacağız” ifadelerinde bulundu. İçlerinde istifa eden hükümetten Nahda Hareketi’nin ortağı üç parti da olmak üzere söz konusu dilekçeyi imzalayanlar, Gannuşi’yi ihlalde bulunmak, oturumları yürütmekte başarısız kalmak ve bazı şeylere göz yummak ile suçluyor. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçilmesi için düzenlenecek olan meclis oturumları, muhalefetteki Özgür Anayasa Partisi milletvekillerinin eylemleri dolayısıyla dün askıya alındı. Söz konusu milletvekilleri, güvenoyunun Gannuşi’den çekilmesi, parlamentodaki güvenlik önlemlerinin gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.



Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut artık sakinlerinin güvenlik arayışıyla sığındığı bir başkent olmaktan çıktı; kısa sürede korku ve endişenin hâkim olduğu bir şehre dönüştü. Dün düzenlenen ve farklı bölgeleri hedef alarak yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan İsrail saldırısı, kent sakinlerini yeni ve ağır bir gerçekle karşı karşıya bıraktı. Şehirde kalmak artık doğal bir seçenek değil, risklerle dolu bir tercih olarak görülüyor. Kentten ayrılma imkânı olanlarla kalmak zorunda olanlar arasındaki fark giderek belirginleşirken, Beyrut’un güvenliğini adım adım kaybettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Gücü yetenler ise daha istikrarlı bir sığınak arayışıyla Beyrut’tan ayrılmaya başlıyor.

Korkunun gölgesinde göç

Beyrut’u hedef alan bombardımanın ardından çok sayıda kişi kenti terk etme kararı aldı. Özellikle hedef alınan bölgelerin büyük ölçüde varlıklı kesimlerin yaşadığı yerler olması nedeniyle, bu kişiler Beyrut dışındaki yazlık evlere veya tatil konutlarına geçebildi. Ancak herkesin şehirden ayrılma imkânı bulunmuyor. Alternatif seçenekleri olmayanlar için kriz daha ağır hissediliyor. Özellikle Beyrut’a sığınan, burada ev kiralayan ya da geçici barınma merkezlerinde yaşayan yerinden edilmiş kişiler açısından durum daha da zorlaştı. Bu kesim için artık kaderine razı olmaktan başka bir seçenek kalmadığı ifade ediliyor.

‘Önce aile güvenliği’

Bu tablo, birçok ailenin kararlarını doğrudan etkiledi. Beyrut sakinlerinden Muhammed es-Seyyid, “Savaşın başından bu yana çeşitli nedenlerle evimde kalmaya özen gösteriyordum; en önemlisi de yokluğumuzda eve yabancıların girmesinden endişe etmemdi. Ancak bugün yaşananlarla birlikte Beyrut artık bizim için güvenli değil. Önceliğim ailemin güvenliği” dedi. Kuzeye taşınma kararı aldığını belirten es-Seyyid, “Bu nedenle gelişmelerin nasıl sonuçlanacağını görmek üzere kuzeyde sahip olduğum eve geçme kararı aldım” ifadesini kullandı.

Dün yaşanan korku ve panik anlarını yeniden yaşamak istemediklerini dile getiren es-Seyyid, “Durum kontrolden çıktı, elimizden bir şey gelmiyor; hayatta kalabilmek için tek çare ayrılmak” dedi. Güvenlik durumunun geçmiş dönemlerden farklı olduğuna dikkat çeken es-Seyyid, “Beyrut’taki güvenlik durumu tüm dönemlerden farklı. 1982’deki İsrail işgali sırasında bile başkent bugünkü gibi hedef alınmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

fvdb
Beyrut’un Ayn el-Mureyse bölgesinde saldırıya uğrayan bölgelerden birinde çalışan sivil savunma ekipleri, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut dışında evi bulunmayan kent sakinlerinden Mahir ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Evimiz, dün bir binanın hedef alındığı Tel el-Hayyat’a yakın Verdun bölgesinde. Eşim ve üç çocuğumla birlikte unutulmaz korku anları yaşadık. Bunun üzerine, Beyrut’un doğusundaki Cuniye bölgesindeki akrabamın yanına geçtim. Buranın daha güvenli olmasını umuyoruz, ancak artık hiçbir yerin güvenli olmadığına dair kesin bir kanaat oluşmuş durumda.”

Yaşananların nedenine ilişkin değerlendirmede bulunan Mahir, “Gelinen noktada Hizbullah unsurlarının siviller arasında saklanmasının etkisi var; bunun sonuçlarını dikkate almıyorlar” ifadelerini kullandı. Güvenlik kaygılarının giderek arttığını vurgulayan Mahir, “İnsan artık kendi evinde ve şehrinde güvende hissetmiyor; çünkü aynı binada kimin yaşadığını bilmiyor… Tüm denetim çabalarına rağmen sahte kimliklerin kullanılması, durumu kontrol edilemez hale getiriyor” şeklinde konuştu.

Kırmızı çizgilerin çöküşü

Askeri uzman Riyad Kehuci, saha gözlemlerine dayanan değerlendirmesinde, “Kırmızı çizgiler ortadan kalktı; artık Beyrut’ta da başka yerlerde de güvenli hiçbir alan yok… Daha önce çeşitli kanallar aracılığıyla Lübnan yetkililerine, İsrail ordusunun Hizbullah unsurlarını ve liderlerini her yerde, bulundukları tüm Lübnan bölgelerinde takip edip hedef alacağını ilettim” ifadelerini kullandı. Dün yaşanan kanlı olayların her an tekrar edebileceği konusunda uyarıda bulunan Kehuci, “Tek kırmızı çizgiler Amerikalılar tarafından belirlenenler; yani Lübnan devletinin altyapısına yönelik saldırılardan kaçınılması” dedi.

ds
Beyrut’ta hedef alınan bir binanın enkazı altında kurbanları arama çalışmaları devam ediyor, 8 Nisan 2026. (AP)

Bu duruma yönelik açık bir tehdit ve işaret olarak, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün düzenlenen 100 hava saldırısının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hizbullah, Dahiye’deki terör üslerini terk etti ve kuzey Beyrut ile kentin karışık bölgelerine yöneldi.” Adraee, örgüte yönelik uyarısını şöyle sürdürdü: “Sizin için güvenli bir yer yok. İsrail ordusu, nerede olursanız olun sizi takip etmeye ve büyük bir güçle karşılık vermeye devam edecek.”

Lübnan Ketaib Partisi’nden tepki

Buna karşılık, Lübnan’da yerleşim alanlarının savaş alanı olarak kullanılmasına karşı tepkiler yükseliyor. Lübnan Ketaib Partisi’nin siyasi ofisi, bazı bölgelerin yasadışı silahlı unsurların sızması için sığınak olarak kullanılmasına izin veren güvenlik önlemlerindeki gevşekliğe ‘şiddetle tepki gösterdiğini’ açıkladı. Haftalık toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, ‘ordu ve güvenlik güçlerinin tüm bölgelerde konuşlandırılması, denetim ve kontrollerin sıkılaştırılması, yasaklı Hizbullah milislerinin siviller arasında bulunmadığının doğrulanması’ gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca, ‘Lübnanlıların, savaşla bağlantılı güvenlik olayları zincirine ilişkin soruşturmaların sonuçları konusunda bilgilendirilmesi ve açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiği’ vurgulandı. Devletin kamuoyuna tüm gerçekleri, hiçbir şeyi gizlemeden sunması gerektiği belirtilerek, bunun güveni artıracağı ve benzer trajedilerin tekrarlanmasını önleyeceği ifade edildi.

cdf
Sivil savunma ekipleri, saldırıya uğrayan binanın enkazı altında mahalle sakinlerini arıyor, 8 Nisan 2026. (AFP)

 


Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
TT

Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın başlamasından bu yana Lübnan'a düzenlenen ve 100'den fazla kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan eşi benzeri görülmemiş İsrail baskınlarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti.

Başbakanlık ofisi, Selam'ın bugünü "yüzlerce masum ve silahsız sivili hedef alan İsrail saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü" ilan ettiğini belirten bir açıklama yayınladı. Açıklamada ayrıca, bugün hükümet dairelerinin, kamu kurumlarının ve belediyelerin kapalı olacağı ve bayrakların yarıya indirileceği duyuruldu.

Şarku'l Avsat'ın açıklamadan aktardığına göre Selam "İsrail'in ölüm makinesini durdurmak için Lübnan'ın bütün siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla Arap liderleri ve uluslararası yetkililerle temaslarını sürdürüyor."

İsrail'in dün Beyrut da dahil olmak üzere Lübnan'ın çeşitli bölgelerine eş zamanlı olarak düzenlediği onlarca baskın sonucunda, ilk resmi sayımlara göre en az 112 kişi öldü ve 830'dan fazla kişi yaralandı. Bu olay, Yahudi devleti ile Hizbullah arasındaki savaşın başlangıcından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir gerilim olarak değerlendiriliyor.

İsrail, salı gecesi ile dün sabah arasında ilan edilen İran-ABD arasındaki savaşta geçerli olan ateşkes anlaşmasına Lübnan'ın dahil edilmediğini açıkladı ve ateşkes taahhüdünü teyit etti.

İsrail, Beyrut mahallelerine dün öğleden sonra eş zamanlı hava saldırılarının ardından Tallet al-Hayat bölgesindeki bir binaya saldırı düzenledi. Gece yarısından önce yapılan bir diğer saldırı ise Hizbullah'ın önemli bir kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı.

İsrail ordusu, 28 Şubat'ta başlayan İran'a karşı savaşa verilen isim olan Aslan Kükremesi Operasyonu'nun başlangıcından bu yana en büyük koordineli saldırısında yaklaşık 100 Hizbullah askeri tesisini ve altyapısını vurduğunu açıkladı.


Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
TT

Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)

Lübnan merkezli Hizbullah grubu bu sabahı yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasından bu yana ilk saldırısını gerçekleştirerek kuzey İsrail'e roket fırlattığını duyurdu.

Hizbullah açıklamasında, saldırının "düşmanın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık" geldiğini belirtti. Bu açıklama, İsrail'in dün Lübnan'a yönelik bu savaştaki en büyük saldırısını başlatması sonrasında yapıldı.

Açıklamada, "Bugün saat 02:30'da İslami Direniş savaşçıları Manara yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldı" ifadeleri yer aldı.

"Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığının ülkemize ve halkımıza yönelik saldırıları sona erene kadar devam edecektir" denildi.