Suriye Halk Meclisi Seçimleri: Güven eksikliği ve sınırlı katılım

Beşşar Esed ve eşi Esma, Şam’daki bir seçim merkezinde oy kullanıyor (AP)
Beşşar Esed ve eşi Esma, Şam’daki bir seçim merkezinde oy kullanıyor (AP)
TT

Suriye Halk Meclisi Seçimleri: Güven eksikliği ve sınırlı katılım

Beşşar Esed ve eşi Esma, Şam’daki bir seçim merkezinde oy kullanıyor (AP)
Beşşar Esed ve eşi Esma, Şam’daki bir seçim merkezinde oy kullanıyor (AP)

Suriye’nin başkenti Şam, halkın dünkü (19 Temmuz) Halk Meclisi seçimlerine karşı kayıtsızlığının bir benzerine daha önce şahit olmamıştı. Seçimler, siyasi, ekonomik ve toplumsal durumun tamamen çöktüğü bir ortamda gerçekleşti. Seçmeni sandığa gitmeye teşvik için caddelerdeki ilan panolarına asılan dev seçim afişleri de işe yaramadı.
Suriye sahnesinde hakim olan tablo şöyle: Yoksulluk, fiyat artışları, hırsızlık amacıyla işlenen korkunç cinayetler, koronavirüs kaynaklı ölümler ve bombalı saldırı haberleri. Tüm bunların arasında aday afişleri, ülkedeki gerçeklikten uzak bir şekilde ilan panolarında boy gösterdi. Birçoğu iş insanlarından oluşan bu adayların, milyonlarca evin harabeye döndüğü ve yoksulluğun arttığı Suriye’de gelecekle ilgili abartılı vaatleri ise gerçeklikten kopuşun boyutlarını göstermesi açısından ibret vericidir. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre halkın yüzde 85’i yoksulluk çekiyor. Dünya Gıda Programı’na göre, gıda 9.3 milyon Suriyeli gıda güvenliğinden mahrum bir şekilde yaşamını sürdürüyor.
Esed rejiminin resmi makamlarının aktardığı rakamlara göre, 8.38 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu 2016 Meclis Seçimlerinde, katılım oranı yüzde 57,56’da kalmıştı. Gözlemciler bu dönem yapılan seçimlerde ise birçok sebepten kaynaklı olarak katılım oranının çok daha düşük seviyede kalacağı değerlendirmesinde bulunuyorlar. Bu sebeplerin başında Halk Meclisi ve hükümetin yolsuzlukla suçlanan kişilerle başa çıkma ve Suriyelilerin sıkıntılarına son verme gücüne sahip olduğu konusunda halkın duyduğu güven eksikliği geliyor.
Esed rejimine karşı Avrupa Birliği’nin yanı sıra ABD’nin son olarak Ceaser Yasası ismiyle yürürlüğe koyduğu yaptırımlarla birlikte ülkedeki ekonomik kriz daha da şiddetlendi.
Suriye rejiminin 2018’de şiddetli saldırılar sonrasında ele geçirdiği Doğu Guta'nın Duma semtinde enkaz halindeki evlerin önüne ve kurşunlarla dolu binalara seçim adaylarına ait afişler asıldı.
Beşşar Esed’in yönetime geçmesinin üzerinden 20 yıl sonra düzenlenen bu seçimlerde bir sürpriz olması beklenmiyor. Çünkü iktidardaki Baas Partisi ve ortaklarına karşı ciddi bir muhalefet söz konusu değil. Batı’nın da desteğini alan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), dünkü seçimleri ‘askeri güvenliğin yumruğu altında sergilenen tiyatro gösterileri’ diye nitelendirdi. SMDK, bugün değişen tek durumun halkın göç etmesi olduğunu belirtti.
Dera’daki kaynaklar, seçimlerin arifesinde Busra el-Harir ilçesinde bir seçim merkezine kimliği belirsiz kişiler tarafından bombalı saldırı düzenlediğini bildirdi. Suriye rejiminin haber ajansı SANA’da yer alan haberde, söz konusu saldırıyla eş zamanlı olarak Şam’ın güneyindeki Nehr Aişe bölgesinde bulunan Enes Bin Malik Camii yakınlarında iki el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği ve 1 kişinin yaralı olduğu bilgisine yer verildi. Muhalif medya ise söz konusu iki patlamanın Şam’daki iki istihbarat çalışanını hedef aldığını öne sürdü.
Şam’da yaşayan 40 yaşındaki Macid, kardeşinin devlet memuru olması nedeniyle ‘mecburen seçimlerde oy kullandığını’ söyledi. Macid, “Seçim merkezine girdim ve sandık görevlisine kimliğimi uzattım. Pusuladaki adayların isimlerine bakmadım bile. Çünkü sonuç belli. Benim için önemli olan kimliğimle orada olduğumu teyit etmekti” dedi.
Oy kullanma işleminin başladığı ilk saatlerde başkent Şam’ın sokakları bomboştu. Hatta bazı seçim merkezlerinde oy kullanan seçmenler, bulunduğu merkezde sandık görevlisi seçilen kişilerden ibaretti.
Seçimlere katılan adaylardan birinin yardımcısı, katılım oranındaki düşüklüğün arkasında 40 derecenin üzerine çıkan aşırı hava sıcaklıkları ve koronavirüs salgınıyla ilgili endişe verici haberlerin olduğunu savundu. Şam’da son bir haftada koronavirüs nedeniyle herkesçe bilinen 3 doktor ve 6 din adamı hayatını kaybetti. Sağlık Bakanlığı en çok vakaların Şam ve Şam Kırsalı illerinde yoğunlaştığını açıkladı.
Suriye rejim lideri Beşşar Esed ve eşi Esma, Pazar sabahı Devlet Başkanlığı İşlerinden Sorumlu Bakanlığı’n merkezinde oy kullandı. İkilinin basına yansıyan fotoğraflarında maske taktıkları görülüyor. Oy kullandıkları merkezin dezenfekte edildiği, merkeze gelen kişilerin kalemlerini kendileriyle birlikte getirmesi gerektiği ve kalem alışverişinin yasak olduğu belirtildi. Merkezde ayrıca maske ve el dezenfektanı bulunduruldu.
Halk Meclisi seçimleri, Nisan ayından bu yana, koronavirüsle mücadele kapsamında ilan edilen karantina nedeniyle iki kez ertelendi. Rejimin kontrolündeki bölgelerde 496 vaka kaydedildi. Rejim kontrolünün dışındaki bölgelerde şu ana kadar 23 bin kişi koronavirüse yakalandı.
Rejimin denetimindeki bölgelerde 7 bin 400 seçim merkezi saat 7.00’de kapılarını açtı. Oy kullanma işlemi saat 19.00’a kadar sürdü. Suriye rejim kontrolünün dışındaki bölgelerde yerlerinden edilen kişilere seçim merkezi açıldı. Aralarında milyonlarca mültecinin bulunduğu ülke dışındaki Suriyelilere ise oy kullanma imkanı sunulmadı. Muhalif gösterilerin başladığı 2011 öncesi 22 milyon nüfusa sahip olan Suriye’de günümüze geldiğimizde yurt dışına sığınan yaklaşık 5 milyon mülteci bu seçimde oy kullanmadı. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Kuzeydoğu Suriye’de de seçim yapılmadı. Türkiye’nin kontrolündeki Afrin bölgesinde 350 bin Tel Abyad ve Rasul Ayn bölgelerinde 150 bin, HTŞ kontrolündeki İdlib bölgesinde ise 2 milyon 600 bin Suriyeli yaşıyor. Böylece 5 milyon 100 bin Suriyeli seçime katılmazken mülteciler ile birlikte 11 milyon 900 bin kişi Esed rejiminin kontrolü dışında yaşıyor.
Seçim Yüksek Yargı Komisyonu üyesi Yargıç Hiba Kattum, “İdlib kırsalı ve Doğu Guta gibi önceki dönemde seçim merkezlerinin olmadığı bölgelere seçim sandıkları kuruldu” dedi.
Seçimlerde bin 658 aday yarıştı. Seçilen kişiler 4 yıl görev yapacak. Beşşar Esed’in öncülüğündeki iktidar partisi Baas ve müttefik partiler genelde seçimlerin kazananı oluyor. Suriyeli iş insanı ve daha önce birçok dönem vekillik yapan Muhammed Hamşo, seçimden iki gün önce adaylıktan çekildiğini ilan etti.
Suriye Halk Meclisi’ndeki 250 sandalyenin yarısı işçi ve çiftçiler ve diğer yarısı halkın farklı kesimlerine tahsis edilmekle birlikte adayların çoğu Esed’in seçtiği iş insanları ve savaş komutanlarından oluşuyor.
Meclisin önümüzdeki ilk oturumunda günlük işleri yürütmekle sorumlu bir Başbakan belirlemesi ve ardından Başkan Esed’in hükümeti kurması için yeni bir başbakan seçmesi bekleniyor.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.