Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı

Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı
TT

Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı

Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 8,9 olarak gerçekleşeceği, 2021 sonunda yüzde 6,2 olacağı, orta vadede ise yüzde 5 oranında seyredeceği tahmin edilmektedir" dedi.
Merkez Bankası, 2020 yılının üçüncü çeyreğinde gerçekleşmesi tahmin edilen enflasyon oranları hakkında bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, “Tüketici enflasyonu 2020 yılının ikinci çeyreğinde 0,76 puan artarak yüzde 12,62’ye yükseldi ve Nisan enflasyon raporu tahmin aralığının üst bandının üzerinde gerçekleşti. Bu dönemde çekirdek göstergelerden B Endeksi'nin yıllık enflasyonu da öngörülenden yüksek seyretti. İlk çeyreğe kıyasla enflasyondaki artış temel mal ve gıda gruplarından kaynaklandı. Salgına bağlı birim maliyet artışları, birikimli döviz kuru gelişmeleri uluslararası petrol fiyatlarındaki toparlanma ile dönemsel ve salgına bağlı etkilerle artan gıda fiyatları tüketici enflasyonundaki yükselişte etkili oldu. Böylelikle çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonları ve eğilimleri yükseldi. Nisan Enflasyon Raporu öngörüleri ile kıyaslandığında arz yönlü unsurların enflasyon üzerindeki etkisinin biraz daha güçlü seyrettiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası önlemleri
Merkez Bankası olarak tedbir paketleri ortaya koyduklarını belirten Uysal, "Finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit akışının kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde işlemeye devamını teminen aldığımız parasal tedbirlerin yanı sıra Mart, Nisan, Mayıs aylarında politika faizini toplamda 250 baz puan aşağı çektik. Haziran ve Temmuz'da ise enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurlar ışığında politika faizini yüzde 8,25 düzeyinde sabit tuttuk. Mevcut rapor döneminde, sistemin fonlama ihtiyacının önemli bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Borsa İstanbul bünyesinde gerçekleştirilen döviz karşılığı Türk lirası swap işlemleriyle karşılandı. Salgın sonrası devreye alınan yeni imkanlar nedeniyle açık piyasa işlemleri aracılığıyla sağlanan fonlamanın kompozisyonunda değişiklik gözlendi. Bu kapsamda hedefli ilave likidite imkanları çerçevesinde 3 aylık repo ihaleleriyle sağlanan fonlamayla piyasa yapıcı bankalara sağlanan fonlamanın açık piyasa işlemleri fonlaması içindeki payları arttı" şeklinde konuştu.

Yıl sonu tüketici enflasyon tahminleri
Yeni normalleşme ile piyasada küresel bir hareketlenme olduğunu belirten Uysal, sözlerine şöyle devam etti:
“2021 yılına ilişkin gıda enflasyonu tahminini yüzde 7’den yüzde 8’e çektik. Orta vadeli tahminler oluşturulurken maliye politikası tedbirlerinin diğer parasal ve finansal tahminler ile birlikte salgın sürecinde ekonominin üretim potansiyelini destekleyeceği ve salgın sonrasında toparlanmaya katkı yapacağı bir görünüm esas aldık. Ayrıca yönetilen, yönlendirilen fiyat ve belge ayarlarının enflasyondaki düşüş politikasıyla büyük ölçüde uyumlu şekilde belirleneceğini varsaydık. Şimdi bu çerçeve dahilinde ürettiğimiz enflasyon tahminlerimizi sunacağım. Mevcut para politikası duruşu ve güçlü politika tutumu altında enflasyonun kademeli olarak hedeflere yaklaşacağını umuyoruz. Bu çerçevede enflasyonun 2020 sonunda yüzde 8,9 olarak gerçekleşeceğini, 2021 sonunda ise yüzde 6,2’ye geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz. Enflasyonun yüzde 70 ihtimalle 2020 yılı sonunda orta noktası yüzde 8,9 olmak üzere yüzde 6,9 ile yüzde 10,9 aralığında, 2021 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 6,2 olmak üzere yüzde 3,9 ile yüzde 8,5 aralığında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Normalleşmenin kademeli şekilde gerçekleşmesi ile bazı sektörlerde kapasite kısıtlamalarının devam etmesine bağlı arz yönlü etkilerin yanı sıra kredilerdeki ivmelenme de yılın ikinci çeyreğinde toplam talep koşullarının enflasyonu düşürücü etkisinin Nisan enflasyon raporlarının öngörülene göre daha sınırlı kalmasına neden oldu. Bu doğrultuda arz ve talep yönlü etkiler nedeniyle çıktı açığı tahminleri 2020 yılı ikinci çeyreğinden itibaren bir miktar yukarı yönlü güncellendi. Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağını ve negatif çıktı açığı tahminlerinin işaret ettiği üzere yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin belirgin bir hale geleceğini öngörüyoruz.”

Merkez Bankası salgın tedbirlerinin piyasaya yansıması
Yakın dönemdeki enflasyon gerçekleşmeleri ve enflasyonu etkileyen tüm unsurlar ışığında 2020 ve 2021 yıl sonu enflasyonlarını yukarı yönlü güncellediklerini belirten Uysal, “2020 yıl sonu enflasyon tahminini 1 buçuk puanlık tahminle yüzde 7,4’ten yüzde 8,9’a çektik. Bir önceki rapor dönemine göre uluslararası ham petrol fiyatlarındaki toparlanmaya bağlı yukarı yönlü güncelleme, tüketici enflasyonu tahminini 0,5 puan yükseltirken, 2020 yıl sonu gıda enflasyonu varsayımındaki artış enflasyon tahminine 0,2 puan yukarı yönlü etki yaptı. Çıktı açığında yapılan yukarı yönlü güncelleme ise enflasyon tahminini 0,3 puan yukarı çekti. Diğer taraftan salgına bağlı tedbirlerde etkili olan arz yönlü unsurlara bağlı olarak birim maliyet artışlarının yıl sonu enflasyon tahminine etkisini 0,2 puan olarak hesapladık. Ayrıca yılın ikinci çeyreğindeki tahmin sapması ve enflasyonun ana eğilimindeki yükselişin yıl sonu enflasyon tahminine 0,3 puan katkıda bulunacağını değerlendiriyoruz. 2021 yılı enflasyon tahminini ise yüzde 5,4’ten yüzde 6,2’ye güncelledik. Nisan enflasyon raporuna göre 0,8 puanlık yukarı yönlü güncellemeye, petrol fiyatlarına bağlı olarak Türk lirası cinsi ithalat fiyatları var sayımında yapılan artış 0,1 puan katkıda bulunurken gıda enflasyonu var sayımının yüzde 7’den yüzde 8’e çıkarılması 0,2 puan etki yaptı. Öte yandan toplam talep koşullarında öngörülen toparlanmanın güçlenmesiyle çıktı açığının yukarı yönlü güncellenmesi 2021 yıl sonu tahminlerini 0,2 puan yükseltti. Son olarak yakın dönemdeki gerçekleşmelerin etkisiyle enflasyonun ana eğilimindeki artış 2021 yıl sonu tahminini 0,3 puan yukarı çekti” diye konuştu.



Körfez Demiryolu uygulama aşamasına geçiyor... 2030 yılına kadar altı ülkeyi kapsayan bir ağ

(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
TT

Körfez Demiryolu uygulama aşamasına geçiyor... 2030 yılına kadar altı ülkeyi kapsayan bir ağ

(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)
(foto altı) Bahreyn Veliaht Prensi’nin de katıldığı Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nın imzalanmasının ardından çekilen hatıra faotoğrafı (KİK)

Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımında yaşanan aksaklıkların ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı zorluklar sürerken, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, altı ülke arasındaki ulaşım sistemlerinin entegrasyonunu güçlendirmek ve demiryolu ağının inşası ile işletilmesine yönelik ortak bir çerçeve oluşturmak amacıyla pazar günü Manama’da Körfez Demiryolu Bağlantı Projesi Anlaşması’nı imzaladı.

Anlaşma, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki deniz koridorlarında yaşanan aksaklıkların, bölgesel gerilimlerin yük taşımacılığı üzerindeki etkisini, buna bağlı olarak navlun ve sigorta maliyetlerinde yaşanan artışı ve alternatif güzergâhlara duyulan ihtiyacı ortaya koyduğu bir dönemde imzalandı. Bu gelişmeler, ulaşım ve tedarik seçeneklerinin çeşitlendirilmesinin önemini artırdı. Bu çerçevede Körfez Demiryolu Projesi, uluslararası ticarette temel unsurlardan biri olmayı sürdüren deniz taşımacılığının alternatifi olarak değil, daha geniş kapsamlı bir lojistik entegrasyon sisteminin parçası olarak öne çıkıyor.

Anlaşma, Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Selman bin Hamed Al Halife’nin himayesinde ve katılımıyla; KİK üyesi ülkelerin Ulaştırma ve İletişim bakanları ile KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi’nin iştirakiyle imzalandı. Anlaşma, üye ülkeler arasında yaklaşık 2 bin 117 kilometre uzunluğundaki demiryolu ağının hayata geçirilmesine yönelik iş birliğinin kurumsal temelini oluşturuyor. Kuveyt’ten başlayarak Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden Umman’a kadar uzanacak hattın tamamının Aralık 2030’a kadar faaliyete geçirilmesi hedefleniyor.

dscvfegthy
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin Ulaştırma ve İletişim Bakanları Komitesi üyeleri, Manama (KİK)

Anlaşma, üye ülkelerin yükümlülüklerini, aralarındaki çalışma ve koordinasyon mekanizmalarını, ayrıca teknik ve operasyonel çerçeveler ile güvenlik gerekliliklerini belirleyerek Körfez Demiryolu ağının ulusal demiryolu hatlarıyla bütünleşmesini güvence altına alıyor.

Bahreyn Ulaştırma ve Telekomünikasyon Bakanı Şeyh Abdullah bin Ahmed Al Halife, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, her ülkenin kendi toprakları içerisinde kalan bölümün finansmanını ve inşasını üstleneceğini belirtti. Ülkelerin projenin finansmanı veya hayata geçirilmesi için uluslararası ortaklarla önceden herhangi bir anlaşma imzalamadığını kaydeden Al Halife, uluslararası şirketlerin katılımının ise her ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda teknik ve teknolojik hizmetler ile uzmanlık desteği sunmakla sınırlı kalabileceğini ifade etti.

Projenin tamamlanma ve devreye alınma tarihi

Projenin ilerleme kaydettiğinin göstergesi olarak Budeyvi, Körfez Demiryolu Projesi’nde tamamlanma oranının yüzde 55,9’a ulaştığını açıkladı. Budeyvi, anlaşmanın projenin bütünleşik bir şekilde hayata geçirilmesi ve işletilmesi konusunda üye ülkelerin yükümlülüklerini düzenleyen, çalışma mekanizmalarını ve tamamlanma takvimini belirleyen ortak bir çerçeve oluşturduğunu vurguladı.

Toplam uzunluğunun yaklaşık 2 bin 117 kilometre olması öngörülen projenin, Aralık 2030’da tümüyle faaliyete geçirilmesi hedefleniyor. Kuveyt’i Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve BAE üzerinden Umman’a bağlayacak ağ kapsamında üye ülkeler, ulusal hatların ve bağlantı unsurlarının tamamlanması için çalışmalarını sürdürüyor. Gerekli koşulların sağlanmasının ardından komşu ülkeler arasındaki demiryolu bağlantılarının, tüm ağın tamamlanması beklenmeden aşamalı olarak hizmete açılması da mümkün olacak.

Tahminlere göre ağ, 2030 yılında yaklaşık 6 milyon yolcu ve 200 milyon ton yük taşıyacak. 2045 yılına kadar ise yolcu sayısının 8 milyonu, taşınacak yük miktarının da 271 milyon tonu aşması bekleniyor. Yolcu trenlerinin saatte 200 kilometreye, yük trenlerinin ise saatte 80 ila 120 kilometreye ulaşması öngörülüyor.

fgb
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin Ulaştırma ve İletişim Bakanları Komitesi’nin 30. toplantısından (KİK)

Planlanan güzergâhı doğrultusunda Körfez ülkelerindeki ekonomi ve sanayi merkezlerini, limanları ve lojistik merkezlerini birbirine bağlayacak olan ağ, ülkeler arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sağlayacak, yolcu ve yük taşımacılığını kolaylaştıracak. Ayrıca ulaşım ve bağlantılı hizmet sektörlerinde yeni yatırım fırsatlarının ve istihdam olanaklarının önünü açacak.

Ulusal finansman ve olası ortaklıklar

Projenin maliyetine ilişkin olarak, temel altyapı yatırımlarının daha önceki tahminlerde 15,4 ila 16 milyar dolar arasında olacağı öngörülmüştü. Ancak Al Halife, inşaat malzemeleri, hizmetler ve yapım işlerinin maliyetlerindeki artış nedeniyle bu tahminlerin yeniden gözden geçirildiğini, toplam maliyete ilişkin güncel bir rakamın ise henüz açıklanmadığını belirtti.

Her ülkenin kendi topraklarında kalan bölümün finansmanını üstlenmesinin, bazı proje bileşenlerinde özel sektörün yer almasına engel olmadığını kaydeden Al Halife, gerekli mali fizibilite çalışmalarının tamamlanmasının ardından özel sektörün projeye katılabileceğini ifade etti. Olası ortaklıkların niteliğinin projenin her bir bölümüne göre farklılık göstereceğini belirten Al Halife, demiryolu ağının tamamında uygulanması öngörülen tek bir modelin bulunmadığına dikkat çekti.

Bahreyn’de projenin hayata geçirilmesi, Suudi Arabistan ile Kral Hamad Köprüsü üzerinden kurulacak bağlantı planlarıyla yakından ilişkili. Karayolu güzergâhının yanı sıra demiryolu hattını da içermesi öngörülen köprü sayesinde Bahreyn’deki uluslararası yolcu istasyonunun Suudi Arabistan demiryolu ağına bağlanması planlanıyor. Bu bağlantı, Bahreyn’in Körfez Demiryolu ağına entegrasyonunun tamamlanmasındaki temel unsurlardan birini oluşturuyor.

xsdvfb

Nakliye sektöründeki aksaklıklar, lojistik entegrasyonun önemini artırıyor

Anlaşma, son dönemde bölgede yük taşımacılığının karşı karşıya kaldığı zorluklar nedeniyle daha da büyük önem kazanıyor. Özellikle Bahreyn’deki Halife bin Selman Limanı’nda gemi trafiğinin azalması, karayolu taşımacılığına ve komşu ülkelerdeki alternatif limanlara bağımlılığın artmasına yol açtı.

Bu çerçevede Budeyvi, İran saldırıları sırasında Suudi Arabistan, BAE ve Umman’ın sağladığı iş birliğini övdü. Söz konusu ülkelerin kolaylıklar, koordinasyon ve alternatif yük taşımacılığı güzergâhları sunarak diğer KİK ülkelerine yönelik tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesine katkıda bulunduğunu belirtti. Önümüzdeki dönemin ulaşım sistemleri arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesini, tedarik güzergâhlarının çeşitlendirilmesini ve krizlerle mücadele için hazırlık düzeyi ile ortak koordinasyonun artırılmasını gerektirdiğini vurgulayan Budeyvi, KİK ülkelerinde ulaştırma ve depolama sektörünün 2025 yılında yüzde 5,7 oranında reel büyüme kaydettiğini ve petrol dışı ekonomik faaliyetler arasında en yüksek büyüme gösteren sektörlerden biri olduğunu ifade etti.

sdfgt
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, KİK ülkelerini demiryolu projesine bağlayacak anlaşmanın imza töreninde konuştu. (KİK)

KİK ülkelerinin liderleri, 28 Nisan 2026’da Cidde’de düzenlenen istişare toplantısında, üye ülkeler arasındaki lojistik entegrasyonun güçlendirilmesine yönelik bir çalışma hazırlanması talimatı vermişti. Bu adım, ulaşım sisteminin geliştirilmesi ve ticaret ile tedarik güzergâhlarının çeşitlendirilmesine yönelik daha kapsamlı çabaların bir parçası olarak değerlendirilmişti.

Faaliyete geçme, ağın tamamlanmasını beklemeyecek

Proje planının önemli unsurlarından biri, komşu ülkeler arasındaki demiryolu bağlantılarının, gerekli bileşenlerin tamamlanmasının ardından Körfez Demiryolu ağının tamamının bitirilmesi beklenmeden hizmete açılabilmesi. Bu yaklaşım, altı ülkenin tamamındaki güzergâhların tamamlanmasını beklemek yerine hazır olan bölümlerin aşamalı olarak kullanılmasına imkân tanıyor.

Bahreyn’de Körfez Demiryolu Projesi, Kral Hamad Köprüsü üzerinden Suudi Arabistan’la kurulacak bağlantıyla ilişkili. Kara yolu güzergâhının yanı sıra demir yolu bağlantısını da içermesi planlanan köprü sayesinde Bahreyn’deki uluslararası yolcu istasyonunun Suudi Arabistan demiryolu ağına bağlanması öngörülüyor.

Bu bağlantı, Bahreyn ile Körfez Demiryolu ağının geri kalanı arasında doğrudan ulaşımın sağlanmasının temel unsurlarından birini oluşturuyor. Ada ülkesi, halihazırda Suudi Arabistan’la kara yolu ulaşımında Kral Fahd Köprüsü’ne bağımlı durumda. İki ülke arasındaki demiryolu bağlantısının tamamlanmasına yönelik gerekliliklerin bir parçası olarak, Kral Hamad Köprüsü Projesi ve demiryolu hattı da dahil olmak üzere bileşenlerine ilişkin inceleme ve hazırlık süreçleri devam ediyor.

Deniz taşımacılığıyla rakipsiz bir entegrasyon

Deniz ulaşımında yaşanan aksaklıklar demiryollarının önemini yeniden gündeme getirmiş olsa da proje, karayolu taşımacılığının deniz taşımacılığının yerini almasını değil, iki ulaşım türünün birbirini tamamlamasını hedefliyor. Trenler, yükleri limanlardan sanayi merkezlerine ve iç pazarlara taşıyabilecek, ülkeler arasında dağıtım için ilave bir güzergâh sunabilecek. Buna karşılık gemiler, uzun mesafelerde büyük miktarlardaki uluslararası ticaret yüklerinin taşınmasında temel araç olmayı sürdürecek.

Demiryolu ağının daha geniş uluslararası lojistik koridorlarının bir parçası haline getirilmesi ise yalnızca KİK ülkelerinin kendi sınırları içindeki demiryolu hatlarının tamamlanmasını değil, ülkeler ve ilgili kurumlar arasında ek incelemeler, mutabakatlar ve koordinasyonu da gerektiriyor.

Ekonomik açıdan projenin, ülkeler arasındaki ticareti desteklemesi, üretim ve tüketim bölgeleri arasındaki bağlantıyı güçlendirmesi, ulaştırma, lojistik ve bunlarla bağlantılı sanayi alanlarında yatırımların önünü açması bekleniyor. Projenin ayrıca inşaat, işletme, bakım ve destek hizmetleri alanlarında istihdam olanakları yaratacağı öngörülüyor.

gbh
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin Ulaştırma ve İletişim Bakanları Komitesi’nin 30. toplantısından (KİK)

Proje fikrinin, Aralık 2009’da KİK Yüksek Konseyi’nin üye ülkeleri birbirine bağlayacak bir demiryolu hattı kurulmasını onaylamasına dayandığı belirtiliyor. Bu karar, projenin ticari hareketliliği ve vatandaşlarla ülkelerde ikamet edenlerin ulaşımını kolaylaştırması, bölge ülkeleri arasındaki ekonomik bağları güçlendirmesi yönündeki beklentiler doğrultusunda alındı.

Projedeki çalışmaların ilerlemesiyle birlikte Yüksek Konsey, ülkeler arasındaki çabaları koordine etmek, bağlantı ve işletme gerekliliklerini takip etmek ve demiryolu sektöründe ortak çalışmalar için kurumsal bir çerçeve oluşturmak amacıyla Aralık 2021’de Körfez Demiryolları Kurumu’nun kurulmasını onayladı.

Üye ülkelerdeki uygulama çalışmalarında ilerleme kaydedilen projede, Mayıs 2026’da yapılan açıklamaya göre tamamlanma oranı yüzde 50’yi aştı. Bu oran, ulusal projeler düzeyinde sağlanan ilerlemeyi yansıtırken ağın bütünleşik biçimde işletilebilmesi için sınır ötesi bağlantıların tamamlanması ve gerekli teknik ve operasyonel standartların uyumlaştırılması ihtiyacı devam ediyor.


Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
TT

Wall Street'in yapay zeka iştahı kesildi mi?

3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)
3 Kasım'daki ara seçimlerin ardından teknoloji şirketi ağırlıklı endeksler sarsıldı (Reuters)

ABD'de ara seçimlerin ardından yapay zeka sektörünün geleceğine ilişkin endişeler, teknoloji hisselerinde sert düşüşlere yol açtı.

Demokratların hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu sağlaması hisselerdeki düşüşü tetikleyen gelişmelerden biri oldu.

Partinin önde gelen isimleri, yapay zeka sektörünün büyümesini sağlayan veri merkezlerinin denetimsiz biçimde yaygınlaşmasına karşı çıkıyor. Bu tesislerin yüksek miktarda su ve elektrik tüketmesinin hane halkı faturalarını artıracağına ve yerel toplulukları olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyorlar.

Mayısta yayımlanan Gallup anketine göre Amerikalıların yüzde 71'i yaşadıkları bölgede veri merkezi kurulmasına karşı çıkıyor.

Elon Musk'ın SpaceX ve Tesla firmalarının ana merkezinin yer aldığı Teksas'ta Senato seçimini kazanan Demokrat James Talarico, yapay zeka alanındaki ABD liderliğinin korunması gerektiğini ancak teknolojinin çalışma hayatı ve çocukların eğitimi üzerindeki etkilerinin de ele alınmasının elzem olduğunu belirtti.

Teksas'ta Cumhuriyetçi rakibini yenerek eyaletin valisi seçilen Demokrat Gina Hinojosa da seçim kampanyasında yeni veri merkezlerinin inşasına yönelik denetimler uygulanacağı sözü verdi.

New York borsasında teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq Composite endeksi perşembe (5 Kasım) günü yüzde 5,5 gerileyerek Nisan 2025'ten bu yana en büyük günlük kaybını yaşadı. Nasdaq 100 endeksindeki düşüş ise yüzde 6,4'e ulaştı.

Satış dalgasında S&P 500 şirketlerinin toplam piyasa değerinden yaklaşık 3 trilyon dolar silindi. Asya piyasalarına da yayılan düşüşte Japonya'nın Nikkei 225 endeksi haftayı yüzde 9,3 kayıpla tamamladı. Bu, endeksin Mart 2020'den bu yana en kötü haftalık performansıydı.

ABD piyasaları cuma günü (6 Kasım) kayıplarının bir bölümünü telafi etse de Nasdaq Composite, S&P 500 ve Dow Jones haftayı ekside kapattı.

Diğer yandan teknoloji hisselerindeki düşüş yalnızca siyasi belirsizliklerden kaynaklanmıyor.

Yatırımcılar haftalardır veri merkezi işletmecilerinin artan borçlarından, teknoloji devlerinin azalan nakit rezervlerinden ve yapay zeka yatırımlarının beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağından endişe duyuyordu. Demokratların seçim zaferi, sektördeki büyümenin yavaşlayabileceğine ilişkin bu kaygıları daha da güçlendirdi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC


Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
TT

Çin yuan ikilemini çözmeye çalışıyor: PBOC hangi adımları atacak?

Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)
Şi Cinping yönetimi, yuanı güçlendirerek ABD'nin küresel piyasalar üzerindeki baskısına alternatif oluşturmak istiyor (Reuters)

Çin yuanının dolar ve euro karşısında değer kazanması, ihracatçı şirketlerin kâr marjlarını daraltırken Pekin yönetimini de zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor.

Yuan bu yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 5, euro karşısında yüzde 9 değer kazandı. Avrupa liderleri ve Uluslararası Para Fonu (IMF), Çin para biriminin hâlâ gerekenden düşük değerde seyrettiğini ve ihracatçılara haksız rekabet avantajı sağladığını savunuyor.

Pekin yönetimiyse hızlı değer artışının ihracatçıların kârlarını eriterek istihdamı tehdit etmesinden endişeleniyor. Çin Merkez Bankası (PBOC), rekor düzeydeki dış ticaret fazlasının yuanın düşük değerinden değil, sanayideki teknolojik dönüşümden kaynaklandığını belirtiyor.

Reuters'ın görüştüğü analistler, PBOC'nin yuanın yükselişini yavaşlatmak için kademeli adımlar atmasını bekliyor.

PBOC salı günü finans kuruluşlarının tutması gereken döviz zorunlu karşılık oranını artıracağını duyurmuştu. Diğer seçenekler arasında bankalardan yuanı aşağı yönlendirmelerini istemek, günlük referans kurunu daha zayıf belirlemek ve yurtdışı yatırımlara yönelik kuralları gevşetmek yer alıyor.

Diğer yandan Pekin'in, Avrupa'nın 1985'teki Plaza Anlaşması benzeri bir kur düzenlemesine katılma çağrılarına mesafeli yaklaşması bekleniyor. ABD, Japonya, Batı Almanya ve Fransa yönetimleri arasında imzalanan anlaşma, doların diğer para birimleri karşısında sert biçimde değer kaybetmesini sağlamıştı.

Çinli yetkililer, bu anlaşmayı uzun süredir ABD'nin ekonomik baskısının bir örneği olarak görüyor ve Japonya'nın sonraki yıllarda yaşadığı ekonomik durgunlukla ilişkilendiriyor.

Yuan, ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatıyor

The Diplomat'ın analizinde, Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, müttefiklerine yönelik tehditleri ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bağımsızlığını zayıflatma girişimlerinin doların geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı ifade ediliyor.

Çin ve BRICS ülkeleri uzun süredir doların küresel ticaretteki ağırlığını azaltmayı hedefliyor. Bu süreçte yuan, özellikle Çin'in komşuları ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne katılan ülkeler açısından dolara alternatif olarak öne çıkıyor.

Çin'in 2015'te kurduğu Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), SWIFT'e alternatif olarak çalışıyor. CIPS'nin günlük ortalama işlem hacmi, Ocak 2022'de 339 milyar yuan seviyesindeyken Haziran 2026'da 828 milyar yuana yükseldi. Çin'in sınır ötesi ödemelerinde yuanın payı da Ocak 2014'te yüzde 21'den Temmuz 2026'da yüzde 49'a çıktı.

Ancak küresel finans piyasalarında doların ağırlığını kaybettiğine ilişkin belirgin bir işaret bulunmuyor.

Çin'in, Batı yaptırımlarını atlatmak isteyen Rusya ve İran'la yuan üzerinden ticaret yapmasının, küresel ekonomide doların yerini değiştirmekten çok ABD'nin yaptırım gücünü zayıflatmayı amaçladığı yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, The Diplomat, Reuters