Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı

Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı
TT

Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı

Merkez Bankasının enflasyon raporu açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 8,9 olarak gerçekleşeceği, 2021 sonunda yüzde 6,2 olacağı, orta vadede ise yüzde 5 oranında seyredeceği tahmin edilmektedir" dedi.
Merkez Bankası, 2020 yılının üçüncü çeyreğinde gerçekleşmesi tahmin edilen enflasyon oranları hakkında bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, “Tüketici enflasyonu 2020 yılının ikinci çeyreğinde 0,76 puan artarak yüzde 12,62’ye yükseldi ve Nisan enflasyon raporu tahmin aralığının üst bandının üzerinde gerçekleşti. Bu dönemde çekirdek göstergelerden B Endeksi'nin yıllık enflasyonu da öngörülenden yüksek seyretti. İlk çeyreğe kıyasla enflasyondaki artış temel mal ve gıda gruplarından kaynaklandı. Salgına bağlı birim maliyet artışları, birikimli döviz kuru gelişmeleri uluslararası petrol fiyatlarındaki toparlanma ile dönemsel ve salgına bağlı etkilerle artan gıda fiyatları tüketici enflasyonundaki yükselişte etkili oldu. Böylelikle çekirdek göstergelerin yıllık enflasyonları ve eğilimleri yükseldi. Nisan Enflasyon Raporu öngörüleri ile kıyaslandığında arz yönlü unsurların enflasyon üzerindeki etkisinin biraz daha güçlü seyrettiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası önlemleri
Merkez Bankası olarak tedbir paketleri ortaya koyduklarını belirten Uysal, "Finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit akışının kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde işlemeye devamını teminen aldığımız parasal tedbirlerin yanı sıra Mart, Nisan, Mayıs aylarında politika faizini toplamda 250 baz puan aşağı çektik. Haziran ve Temmuz'da ise enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurlar ışığında politika faizini yüzde 8,25 düzeyinde sabit tuttuk. Mevcut rapor döneminde, sistemin fonlama ihtiyacının önemli bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Borsa İstanbul bünyesinde gerçekleştirilen döviz karşılığı Türk lirası swap işlemleriyle karşılandı. Salgın sonrası devreye alınan yeni imkanlar nedeniyle açık piyasa işlemleri aracılığıyla sağlanan fonlamanın kompozisyonunda değişiklik gözlendi. Bu kapsamda hedefli ilave likidite imkanları çerçevesinde 3 aylık repo ihaleleriyle sağlanan fonlamayla piyasa yapıcı bankalara sağlanan fonlamanın açık piyasa işlemleri fonlaması içindeki payları arttı" şeklinde konuştu.

Yıl sonu tüketici enflasyon tahminleri
Yeni normalleşme ile piyasada küresel bir hareketlenme olduğunu belirten Uysal, sözlerine şöyle devam etti:
“2021 yılına ilişkin gıda enflasyonu tahminini yüzde 7’den yüzde 8’e çektik. Orta vadeli tahminler oluşturulurken maliye politikası tedbirlerinin diğer parasal ve finansal tahminler ile birlikte salgın sürecinde ekonominin üretim potansiyelini destekleyeceği ve salgın sonrasında toparlanmaya katkı yapacağı bir görünüm esas aldık. Ayrıca yönetilen, yönlendirilen fiyat ve belge ayarlarının enflasyondaki düşüş politikasıyla büyük ölçüde uyumlu şekilde belirleneceğini varsaydık. Şimdi bu çerçeve dahilinde ürettiğimiz enflasyon tahminlerimizi sunacağım. Mevcut para politikası duruşu ve güçlü politika tutumu altında enflasyonun kademeli olarak hedeflere yaklaşacağını umuyoruz. Bu çerçevede enflasyonun 2020 sonunda yüzde 8,9 olarak gerçekleşeceğini, 2021 sonunda ise yüzde 6,2’ye geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz. Enflasyonun yüzde 70 ihtimalle 2020 yılı sonunda orta noktası yüzde 8,9 olmak üzere yüzde 6,9 ile yüzde 10,9 aralığında, 2021 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 6,2 olmak üzere yüzde 3,9 ile yüzde 8,5 aralığında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Normalleşmenin kademeli şekilde gerçekleşmesi ile bazı sektörlerde kapasite kısıtlamalarının devam etmesine bağlı arz yönlü etkilerin yanı sıra kredilerdeki ivmelenme de yılın ikinci çeyreğinde toplam talep koşullarının enflasyonu düşürücü etkisinin Nisan enflasyon raporlarının öngörülene göre daha sınırlı kalmasına neden oldu. Bu doğrultuda arz ve talep yönlü etkiler nedeniyle çıktı açığı tahminleri 2020 yılı ikinci çeyreğinden itibaren bir miktar yukarı yönlü güncellendi. Salgına bağlı tedbirlerle kısa vadede etkili olan arz yönlü unsurların normalleşme sürecinin devamıyla kademeli olarak ortadan kalkacağını ve negatif çıktı açığı tahminlerinin işaret ettiği üzere yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin belirgin bir hale geleceğini öngörüyoruz.”

Merkez Bankası salgın tedbirlerinin piyasaya yansıması
Yakın dönemdeki enflasyon gerçekleşmeleri ve enflasyonu etkileyen tüm unsurlar ışığında 2020 ve 2021 yıl sonu enflasyonlarını yukarı yönlü güncellediklerini belirten Uysal, “2020 yıl sonu enflasyon tahminini 1 buçuk puanlık tahminle yüzde 7,4’ten yüzde 8,9’a çektik. Bir önceki rapor dönemine göre uluslararası ham petrol fiyatlarındaki toparlanmaya bağlı yukarı yönlü güncelleme, tüketici enflasyonu tahminini 0,5 puan yükseltirken, 2020 yıl sonu gıda enflasyonu varsayımındaki artış enflasyon tahminine 0,2 puan yukarı yönlü etki yaptı. Çıktı açığında yapılan yukarı yönlü güncelleme ise enflasyon tahminini 0,3 puan yukarı çekti. Diğer taraftan salgına bağlı tedbirlerde etkili olan arz yönlü unsurlara bağlı olarak birim maliyet artışlarının yıl sonu enflasyon tahminine etkisini 0,2 puan olarak hesapladık. Ayrıca yılın ikinci çeyreğindeki tahmin sapması ve enflasyonun ana eğilimindeki yükselişin yıl sonu enflasyon tahminine 0,3 puan katkıda bulunacağını değerlendiriyoruz. 2021 yılı enflasyon tahminini ise yüzde 5,4’ten yüzde 6,2’ye güncelledik. Nisan enflasyon raporuna göre 0,8 puanlık yukarı yönlü güncellemeye, petrol fiyatlarına bağlı olarak Türk lirası cinsi ithalat fiyatları var sayımında yapılan artış 0,1 puan katkıda bulunurken gıda enflasyonu var sayımının yüzde 7’den yüzde 8’e çıkarılması 0,2 puan etki yaptı. Öte yandan toplam talep koşullarında öngörülen toparlanmanın güçlenmesiyle çıktı açığının yukarı yönlü güncellenmesi 2021 yıl sonu tahminlerini 0,2 puan yükseltti. Son olarak yakın dönemdeki gerçekleşmelerin etkisiyle enflasyonun ana eğilimindeki artış 2021 yıl sonu tahminini 0,3 puan yukarı çekti” diye konuştu.



Değeri 1 trilyon doları aşan Samsung’da grev tehdidi

Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)
Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)
TT

Değeri 1 trilyon doları aşan Samsung’da grev tehdidi

Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)
Samsung işçileri geçen ay da greve gitmişti (AFP)

Samsung'un değeri 1 trilyon doların üzerine çıkarken, Güney Koreli sendikalar ikramiye ve ücretlerin artırılmasını istiyor.

Çarşamba günü Samsung, Asya'da piyasa değeri 1 trilyon doları aşan ikinci şirket oldu. Firmanın hisseleri, rekor kazançlar ve Apple'la çip üretimi anlaşması haberinin ardından fırladı.

1 trilyon barajını Asya'da geçen ilk çip üreticisiyse Tayvan merkezli TSMC'ydi.

Diğer yandan Financial Times'ın aktardığına göre Güney Kore'deki iki sendika, şirketten her birimin faaliyet kârının yüzde 15'ini işçilere dağıtmasını ve maaşlara yüzde 7 zam yapmasını talep ediyor.

Bu taleplerin karşılanmaması durumunda sendikalar, 21 Mayıs'tan itibaren 18 günlük grev yapılacağını bildirdi.

Bellek yongası arzının kısıtlı olduğu bir dönemde böyle bir grev, küresel tedarik zincirlerini aksatabilir.

Seul'deki Sungkyunkwan Üniversitesi'nden Kwon Seok-joon, 18 günlük bir grevin Samsung'u 10 trilyon ila 17 trilyon won (yaklaşık 310 ila 527 milyar TL) zarara uğratabileceğine dikkat çekiyor.

Böyle bir senaryo, Samsung'a tedarik sağlayan 1700 küçük şirket üzerinde de domino etkisi yaratabilir.

Kore Merkez Bankası'nın tahminlerine göre ülkenin ilk çeyrekteki yüzde 1,7'lik gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyümesinin yaklaşık yarısı yonga üretiminden geliyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan bir yetkili, Samsung'un faaliyet kârının yaklaşık yüzde 13'ünü tek seferlik ikramiye olarak vermeyi planladığını söylüyor.

Ancak sendikalar, ikramiyelerin sözleşmelere dahil edilmesini ve her yıl düzenli şekilde ödenmesini istiyor.

Ulusal Samsung Elektronik Sendikası Başkan Vekili Woo Ha-kyung, sendikaların istediği gibi ikramiyelerin sözleşmelere dahil edilmemesi nedeniyle müzakerelerin tıkandığını belirtiyor.

Diğer yandan Samsung, elektronik ev cihazları, akıllı telefon ve televizyon gibi birçok ürün üretiyor. Dev firmanın sadece yarı iletken biriminin maaş ve ikramiye anlaşması yapması halinde diğer bölümlerin de benzer taleplerde bulunabileceğine dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Wall Street Journal


İran savaşından en çok hangi şirketler kazançlı çıktı?

Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)
TT

İran savaşından en çok hangi şirketler kazançlı çıktı?

Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)
Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik küresel piyasalarda oynaklığı artırıyor (Reuters)

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı İran savaşının küresel ekonomide yarattığı şok etkisi sürerken, bazı şirketler rekor kârlar elde ediyor.

Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlık ve ABD'yle İran arasındaki ateşkese rağmen tarafların birbirine saldırması jeopolitik ve ekonomik risklerin sürdüğünü gösteriyor.

Devrim Muhafızları'nın Hürmüz'deki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesi ve ABD ordusunun bölgedeki ablukası, enerji piyasalarında sert iniş ve çıkışlar yaratıyor.

Bu durumdan en çok Avrupalı petrol devleri kazanç sağladı. Londra merkezli British Petrol (BP), "olağanüstü" performansla yılın ilk üç ayında kârını iki katından fazla artırarak 3,2 milyar dolara çıkardı.

Londra merkezli Shell, ilk çeyrek kârının 6,92 milyar dolara yükseldiğini açıklayarak analistlerin beklentilerini aştı.

Paris merkezli TotalEnergies de petrol ve enerji piyasalarındaki dalgalanmanın etkisiyle yılın ilk çeyreğinde kârını neredeyse üçte bir oranında artırarak 5,4 milyar dolara çıkardı.

Greenpeace'in araştırmasına göre AB'deki petrol şirketleri, savaşın başından bu yana günlük 81 milyon euro ek kâr elde etti. Çevreci kuruluş, hükümetlere petrol ve doğalgaz gelirlerine yeni ve kalıcı vergiler getirme çağrısı yapıyor.

Enerji devlerinin yanı sıra büyük bankalar da İran savaşı neticesinde kârlarında artış yaşadı.

JP Morgan'ın ticaret kolu, 2026'nın ilk üç ayında 11,6 milyar dolarlık rekor gelir elde etti. Böylelikle banka, tarihindeki en büyük ikinci çeyrek kârına ulaştı.

JP Morgan'ın yanı sıra Bank of America, Morgan Stanley, Citigroup, Goldman Sachs ve Wells Fargo'nun yer aldığı "Büyük Altı" grubu da aynı dönemde gelirlerini önemli ölçüde artırdı.

ABD'nin en büyük 6 bankası 2026'nın ilk üç ayında toplam 47,7 milyar dolarlık kâr bildirdi.

Wealth Club'ın baş yatırım stratejisti Susannah Streeter, "Yoğun işlem hacimleri yatırım bankalarına, özellikle de Morgan Stanley ve Goldman Sachs'a fayda sağladı" diyor ve ekliyor:

Savaşın yol açtığı dalgalanma alım satım işlemlerinde ani bir artış yarattı. Bazı yatırımcılar gerginliğin tırmanacağı endişesiyle hisse senetlerini satarken, diğerleriyse düşüşte alım yaparak toparlanma eğilimini destekledi.

Ortadoğu'daki belirsizlikten kazançlı çıkanlar arasında savunma firmaları da var.

Dünyanın en büyük savunma sanayi şirketlerinden Lockheed Martin, Boeing ve Northrop Grumman, yılın ilk çeyreğinde rekor düzeyde sipariş birikimine sahip olduklarını açıkladı.

İran savaşı fosil yakıtlara bağımlılığın yarattığı riskleri de gözler önüne serdi. Yenilenebilir enerji şirketlerine ilgi hiç olmadığı kadar arttı.

Florida merkezli NextEra Energy'nin hisseleri yıl başından bu yana yüzde 17 değer kazandı.

Danimarkalı rüzgar enerjisi devleri Vestas ve Orsted de kârlarında artış bildirdi. Britanyalı Octopus Energy de güneş paneli satışlarının şubat sonundan bu yana yüzde 50 arttığını duyurdu.

Independent Türkçe, BBC, France 24


Dünya, Washington-Tahran anlaşmasının borsalara büyük kazançlar getireceğini öngörüyor

Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)
Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)
TT

Dünya, Washington-Tahran anlaşmasının borsalara büyük kazançlar getireceğini öngörüyor

Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)
Seul’deki Güney Kore Borsası’nda KOSPI endeksini gösteren ekranın önünden geçen insanlar (AP)

Küresel finans piyasaları bugün risk iştahında köklü bir dönüşüme sahne oldu. Beyaz Saray’ın İran ile savaşı sona erdirmeye yönelik bir mutabakat zaptına yaklaşmakta olduğuna dair haberlerin ardından, enerji fiyatlarında sert düşüş yaşanırken küresel hisse senedi endeksleri rekor seviyelere yöneldi.

Washington’ın, 14 maddelik bir öneriye Tahran’ın 48 saat içinde vereceği yanıtı beklediğine işaret eden bu gelişmeler, yatırımcılara küresel enerji arzının kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılabileceği yönünde güçlü bir sinyal verdi. Dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu hattaki iyimserlik, çatışma süresince güvenli liman olarak öne çıkan ABD dolarında gerilemeye yol açtı ve yüksek getirili varlıklarda geniş çaplı bir toparlanmanın önünü açtı.

Söz konusu atmosfer, işlem ekranlarına da hızla yansıdı. Yatırımcılar fiyatlamalardan jeopolitik ‘risk primini’ geri çekerken, küresel enerji maliyetlerinde keskin düşüş gözlendi. Buna karşılık, teknoloji ve yapay zekâ sektörlerinde risk iştahı rekor düzeyde artış kaydetti.

Enerji piyasalarında ise sert bir satış dalgası yaşandı. Brent petrol fiyatı yüzde 10,8’i aşan düşüşle haftalar sonra ilk kez varil başına 100 doların altına geriledi. ABD ham petrolü de yüzde 12,5 değer kaybederek 90 dolar seviyesinin altına indi.

Fiyatlardaki bu sert düşüş yalnızca petrolle sınırlı kalmadı. Avrupa’da doğal gaz fiyatları da yüzde 11 geriledi. Bu gelişmede, ABD Başkanı’nın ticari gemilere eşlik etmeyi amaçlayan projeyi müzakerelerde kaydedilen ilerleme doğrultusunda askıya alma kararı etkili oldu. Böylece, merkez bankaları üzerinde baskı yaratan ve faiz artışlarını tetikleyen enflasyonist baskıların önemli ölçüde hafiflediği değerlendirildi.

Altın fiyatlarında sıçrama

Bu dönüşümün merkezinde, altın fiyatları yüzde 3,2’yi aşan güçlü bir sıçrama kaydederek ons başına 4.703,09 dolara ulaştı ve nisan ayı sonundan bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bu yükseliş, doların zayıflaması ve petrol fiyatlarının gerilemesiyle doğrudan bağlantılı olarak, uzun süre yüksek faiz beklentilerini besleyen enflasyon endişelerinin hafiflemesinden kaynaklandı. Gümüş fiyatları da yüzde 5,7 artışla 76,95 dolara yükselirken, platin ve paladyum yüzde 3’ün üzerinde değer kazandı.

ascdsv
Güney Kore KOSPI endeksini ve dolar ile Güney Kore wonu arasındaki döviz kurunu gösteren ekran (AP)

Analistler, barış umutları ve Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin normalleşmesinin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2026 yılında faiz indirimine gitmesi için uygun koşulları oluşturabileceğini değerlendiriyor. Bu beklentiler, altının uzun vadeli bir yatırım aracı olarak cazibesini artırırken, yıl sonuna kadar 5 bin 500 dolar seviyesine ulaşabileceği öngörülerini de güçlendirdi.

Dünya borsaları

Buna paralel olarak küresel hisse senedi piyasaları da toplu bir yükseliş kaydetti. Barış iyimserliği ile yapay zekâ sektöründeki ivmenin birleşmesi, endeksleri yeni zirvelere taşıdı. Güney Kore’nin KOSPI endeksi yüzde 6,5 gibi güçlü bir artışla 7.000 puanın üzerine çıkarken, bu yükseliş büyük ölçüde Samsung hisselerindeki tarihi sıçramadan destek buldu. Şirket hisseleri yüzde 14,4 değer kazanarak piyasa değerini 1 trilyon doların üzerine taşıdı.

Avrupa tarafında ise STOXX 600 endeksi yüzde 2,1 yükseldi. Londra, Paris ve Frankfurt borsaları yaklaşık yüzde 3’e varan güçlü kazançlar elde etti. Bu yükselişte, şirket kârlılıklarını baskılayan ve tüketici alım gücünü zayıflatan enerji maliyetlerindeki düşüşün piyasalarda memnuniyetle karşılanması etkili oldu.

Para ve tahvil piyasası

Para ve tahvil piyasalarında ise Hürmüz anlaşmasına ilişkin haberler, güvenli liman özelliğiyle öne çıkan ABD dolarının cazibesini zayıflattı. Dolar, başlıca para birimleri karşısında yaklaşık yüzde 0,5 değer kaybetti. Doların gerilemesi ve petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel enflasyon beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesine katkı sağladı. Bu durum, tahvil getirilerine de yansıdı; ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvil getirisi yüzde 4,35 seviyesine geriledi.

Analistler, bu tablonun başta ABD Merkez Bankası olmak üzere merkez bankalarının daha esnek para politikalarına yönelmesinin ve 2026 yılı içinde faiz indirimlerine başlamasının önünü açabileceğini değerlendiriyor.

vdfevfde
New York Borsası’nda bir yatırımcı (AP)

Öte yandan, ekonomik çevreler ABD’nin sunduğu barış teklifine İran’dan gelecek resmi yanıtı bekliyor. Piyasalar temkinli iyimserliğini korurken, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması karşılığında milyarlarca dolarlık dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını içeren mutabakat taslağı, şubat ayında başlayan çatışmalardan bu yana tarafların ulaştığı en yakın uzlaşı noktası olarak görülüyor.

Söz konusu diplomatik sürecin başarıya ulaşması halinde, yalnızca küresel ticaret yollarının güvenliği sağlanmakla kalmayacak, aynı zamanda çatışma süresince tedarik zincirleri ve ulusal ekonomiler üzerinde baskı oluşturan enflasyon sarmalının da sona ermesi bekleniyor.