Fransa-Cezayir yakınlaşması ilişkilerde yeni bir aşamaya işaret ediyor

Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)
Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)
TT

Fransa-Cezayir yakınlaşması ilişkilerde yeni bir aşamaya işaret ediyor

Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)
Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)

Ali Yahi
Fransa'nın sömürgeye karşı savaşan Cezayirli 24 direniş liderinin kalıntılarını ve kafataslarını Cezayir’e  teslim etmesinin ardından iki ülke arasında çözüm bekleyen tarihi meselelere yönelik atılan adımlar hızlandı. Ardından sıra iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerlemesini engelleyen en önemli dosyalardan birini daha rafa kaldırma şerefine nail olmak isteyen Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un girişimiyle her iki ülkeden ‘çetrefilli’ dosyaların çözülmesi  sürecine liderlik edecek isimlerin atanmasına geldi.
Cezayir ve Paris'in ortak tarihi geçmiş konusundaki koordinasyonu, özellikle 22 Şubat 2019’da halk hareketinin (Hirak) başladığı günlerde ‘sözlü savaş’ şeklinde yaşanan ‘gerginliğin’ ardından ilişkilerin yeni bir aşamaya girdiğinin bir işareti olarak görülüyor.

Macron: Sömürgecilikle bir alakam yok
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un Arşiv ve Ulusal Hafızadan Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi’nin tarihi meseleler dosyasında Fransa ile devam eden çalışmalarda Cezayir'i temsil etmek üzere görevlendirilmesinin ardından Fransa Cumhurbaşkanlığı, Cezayir’deki sömürge dönemine ve bağımsızlık savaşında yaşananlara ilişkin tarihçi Benjamin Stora’nın görevlendirildiğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Macron’un imzasını taşıyan açıklamada, ‘Fransa ve Cezayir halkları arasında uzlaşıyı’ teşvik etmeyi amaçlayan bu misyonun bu yıl sonunda meyve vermesi bekleniyor. Açıklamada ayrıca misyonun söz konusu dosyada Fransa'da adil ve doğru bir ilerleme kaydedilmesini sağlayacağı belirtildi.
Fransa Cumhurbaşkanı, yazılı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Cezayir savaşı tarihinin açıkça bilinmesi ve ortaya çıkarılması, özellikle zarar verdiği kişilerin huzura kavuşması için oldukça önemlidir. Tarihi meseleler konusundaki diyalogunun amacının, gençlere geçmiş ile ilgili çatışmalardan kurtulma imkanı vermektir. İki halk arasında uzlaşıya ulaşmak için yeni ortak bir irade oluşmasını umuyorum. Çünkü sömürge dönemi ve Cezayir savaşı, Akdeniz'de ülkelerimiz arasında ortak bir kaderin inşasını uzun bir süre engelledi.”

Tebbun: Hatıralarımızın geri verilmesi için çalışıyoruz
Abdulmecid Şeyhi’nin atanmasına karşılık Fransa tarafından da Benjamin Stora'nın atamasına yönelik memnuniyetini dile getiren Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, bu atamaların meselelerin çözülmesini kolaylaştıracağını, dosyanın siyasi gerginlik ve sömürüden kurtulmasını sağlayacağını belirtti.
Cezayir Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada, “Fransa ile diğer alanlarda ortak çalışma yürütürken, her ülkenin kendi çıkarlarına saygı duyarak ulusal hatıralarımızı geri verilmesi için çalışıyoruz” şeklinde konuştu. Fransız mevkidaşı ile iki ülke arasında düzenli olarak bu yönde çalıştıklarını vurgulayan Tebbun, Şeyhi ve Stora'nın gerçeği bulmak adına iki liderin doğrudan vesayeti altında, huzurlu ve sakin bir ortamda siyasi ilişkileri, iş ortamını ve anlayışı zehirleyen bu sorunları çözmek için birlikte çalışacaklarını söyledi.

Tarihi meseleleri atlatmak
Modern tarih profesörü Rabah Lounici konuyla ilgili İndependent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede “Cezayir ve Fransa arasındaki tarihi meseleler dosyasının aşılmasına yardımcı olan birkaç faktör var. Bunların başında, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bazı lobilerin baskısı altında yaptığı açıklamalardan nispeten vazgeçmesi geliyor. Macron, seçim kampanyası bir suç olarak kabul ettiği sömürgecilikle hiçbir alakası olmayan bir nesilden geldiğini bir çok kez yineledi. İkinci faktör, Macron'un pragmatik yapısı. Çünkü bankacılık sektöründen gelen bir kişi olan Macron sembollerden ziyade ekonomik hesaplar yapıyor. Üçüncü faktör ise Cezayir'e ihtiyacı olan Fransa'nın yaşadığı sosyal ve ekonomik krizlerdir. Bu yüzden Macron'un ülkesi için ekonomik faydalar karşılığında sembollerden vazgeçmesi şaşılacak bir durum değildir. Fakat yinede tarihi meseleleri çözmek oldukça zor bir iştir” yorumunda bulundu.

Fransa hafıza barışı mı yapacak?
Öte yandan tarihçi Benjamin Stora, görevlendirilmesinin ertesi günü arşive serbestçe erişim izni olan bir dizi tarihçi ve akademisyenle birlikte çalışmaya başlarken Cumhurbaşkanı Macron tarafından atılan adımları göz önünde bulundurarak Cezayir-Fransa ilişkilerini sık sık bozan tarihi meselelere ilişkin gerilimleri sakinleştirmeye çalışıyor. Ancak Stora bunu yaparken bir yandan sömürgecilik diğer yandan bağımsızlık savaşının yarattığı çelişkili bir denkleme dayanan Akdeniz'in iki kıyısı arasındaki sorunların doğası nedeniyle görevinin zorluğunu da kabul ediyor. Stora, “60 yıl sonra bugün, haksız, keyfi ve şiddet içeren sömürge dönemine ilişkin anlaşmaya varılabilecek ortak noktalar bulabiliriz. Böylece tarihsel yaklaşımda ve yeni nesillerle iletişimde bu yaklaşım temelinde ilerleyebiliriz” şeklinde konuştu.
Çalışmanın hedeflerinden birinin hatıraları uzlaştırmak olduğunu söyleyen Stora, “Ancak her ülkede hafızanın doğasına ulaşmak çok zordur. Gelecekteki zorluklarla yüzleşmek ve her zaman bu meselelere tutsak kalmamak için göreceli olarak hafıza barışına doğru ilerlemeliyiz. Hem Cezayir hem de Fransa ekonomi, göç ve terör dosyaları gibi bir çok konuda birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar” ifadelerini kullandı.

Cezayir’in 4 temel dosyası
Fransa ile yapılan ortak çalışmaya atanan Abdulmecid Şeyhi ise konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Fransa’nın Cezayir’deki sömürge mirası dosyası, Fransa ve Cezayir'in yıllarca müzakere ettiği dört temel dosyada özetleniyor. Öncelikle Paris, sömürge dönemi arşivini teslim etmeyi reddederken Cezayir bu konuda ısrar ediyor. İkinci dosya, Paris’te  bir müzede sergilenen Cezayir halk devrimleri liderlerinin kalan kafataslarının Cezayir’e iade edilmesidir. Üçüncü dosya, 1960-1966 yılları arasında Cezayir çölünde Fransa tarafından yapılan nükleer testlerden zarar görenlere tazminat ödenmesidir.  Dördüncüsü ise Cezayir'in bağımsızlık devrimi sırasında 2 bin 200 kayıp Cezayirliye ne olduğunun ortaya çıkarılması talebidir.

Çözüm ve uzlaşı arasında tarihi meseleler dosyası
Yeni kurulan Cezayir Cephesi Partisi Ahmed bin Abdusselam, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Macron’un Benjamin Stora'yı Fransız vizyonunun savunulması çerçevesinde seçti. Stora’nın ‘göreceli hafıza barışı’ ifadesini kullanmasının birçok çağrışım yaptığı göz önüne alındığında, ‘barış’ kelimesi Cezayir ve Fransa'nın savaşta olduğuna işaret ederken ‘göreceli’ kelimesi Paris'in tarihi meselelerin çözümü konusunda adil, gerçek ve doğru bir çözüm aradığı değil, daha ziyade sadece bir çözüm arayışında olduğu anlamına gelir. Benjamin Stora’nın ifadeleri kötü ve hiçte masum olmayan bir giriştir. Bu yüzden eğer Tebbun dosyayı geçerli, sağlam ve adil bir şekilde ele almaya kararlı olsa da aynı durum meseleyi en az zararla atlatmak için taviz ve manevralar arayan Macron için geçerli değildir” değerlendirmesinde bulundu. Cezayir tarafını adil ve doğru çözüme bağlı kalmaya ve Stora tarafından yapılan açıklamada ortaya çıkan Fransa’nın manevralarını reddetmeye çağıran Abdusselam, “Çünkü Cezayir, Fransa'ya boyun eğdirmek ve dosyayı olumlu bir şekilde ele almaya zorlamak için gerekli tüm kartlara sahip” dedi.
*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.