Fransa-Cezayir yakınlaşması ilişkilerde yeni bir aşamaya işaret ediyor

Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)
Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)
TT

Fransa-Cezayir yakınlaşması ilişkilerde yeni bir aşamaya işaret ediyor

Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)
Çeşitli faktörler Cezayir ve Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler dosyasını atlamaya yardımcı oluyor (Cezayir Resmi Radyosu)

Ali Yahi
Fransa'nın sömürgeye karşı savaşan Cezayirli 24 direniş liderinin kalıntılarını ve kafataslarını Cezayir’e  teslim etmesinin ardından iki ülke arasında çözüm bekleyen tarihi meselelere yönelik atılan adımlar hızlandı. Ardından sıra iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerlemesini engelleyen en önemli dosyalardan birini daha rafa kaldırma şerefine nail olmak isteyen Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un girişimiyle her iki ülkeden ‘çetrefilli’ dosyaların çözülmesi  sürecine liderlik edecek isimlerin atanmasına geldi.
Cezayir ve Paris'in ortak tarihi geçmiş konusundaki koordinasyonu, özellikle 22 Şubat 2019’da halk hareketinin (Hirak) başladığı günlerde ‘sözlü savaş’ şeklinde yaşanan ‘gerginliğin’ ardından ilişkilerin yeni bir aşamaya girdiğinin bir işareti olarak görülüyor.

Macron: Sömürgecilikle bir alakam yok
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un Arşiv ve Ulusal Hafızadan Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi’nin tarihi meseleler dosyasında Fransa ile devam eden çalışmalarda Cezayir'i temsil etmek üzere görevlendirilmesinin ardından Fransa Cumhurbaşkanlığı, Cezayir’deki sömürge dönemine ve bağımsızlık savaşında yaşananlara ilişkin tarihçi Benjamin Stora’nın görevlendirildiğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Macron’un imzasını taşıyan açıklamada, ‘Fransa ve Cezayir halkları arasında uzlaşıyı’ teşvik etmeyi amaçlayan bu misyonun bu yıl sonunda meyve vermesi bekleniyor. Açıklamada ayrıca misyonun söz konusu dosyada Fransa'da adil ve doğru bir ilerleme kaydedilmesini sağlayacağı belirtildi.
Fransa Cumhurbaşkanı, yazılı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Cezayir savaşı tarihinin açıkça bilinmesi ve ortaya çıkarılması, özellikle zarar verdiği kişilerin huzura kavuşması için oldukça önemlidir. Tarihi meseleler konusundaki diyalogunun amacının, gençlere geçmiş ile ilgili çatışmalardan kurtulma imkanı vermektir. İki halk arasında uzlaşıya ulaşmak için yeni ortak bir irade oluşmasını umuyorum. Çünkü sömürge dönemi ve Cezayir savaşı, Akdeniz'de ülkelerimiz arasında ortak bir kaderin inşasını uzun bir süre engelledi.”

Tebbun: Hatıralarımızın geri verilmesi için çalışıyoruz
Abdulmecid Şeyhi’nin atanmasına karşılık Fransa tarafından da Benjamin Stora'nın atamasına yönelik memnuniyetini dile getiren Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, bu atamaların meselelerin çözülmesini kolaylaştıracağını, dosyanın siyasi gerginlik ve sömürüden kurtulmasını sağlayacağını belirtti.
Cezayir Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada, “Fransa ile diğer alanlarda ortak çalışma yürütürken, her ülkenin kendi çıkarlarına saygı duyarak ulusal hatıralarımızı geri verilmesi için çalışıyoruz” şeklinde konuştu. Fransız mevkidaşı ile iki ülke arasında düzenli olarak bu yönde çalıştıklarını vurgulayan Tebbun, Şeyhi ve Stora'nın gerçeği bulmak adına iki liderin doğrudan vesayeti altında, huzurlu ve sakin bir ortamda siyasi ilişkileri, iş ortamını ve anlayışı zehirleyen bu sorunları çözmek için birlikte çalışacaklarını söyledi.

Tarihi meseleleri atlatmak
Modern tarih profesörü Rabah Lounici konuyla ilgili İndependent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede “Cezayir ve Fransa arasındaki tarihi meseleler dosyasının aşılmasına yardımcı olan birkaç faktör var. Bunların başında, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bazı lobilerin baskısı altında yaptığı açıklamalardan nispeten vazgeçmesi geliyor. Macron, seçim kampanyası bir suç olarak kabul ettiği sömürgecilikle hiçbir alakası olmayan bir nesilden geldiğini bir çok kez yineledi. İkinci faktör, Macron'un pragmatik yapısı. Çünkü bankacılık sektöründen gelen bir kişi olan Macron sembollerden ziyade ekonomik hesaplar yapıyor. Üçüncü faktör ise Cezayir'e ihtiyacı olan Fransa'nın yaşadığı sosyal ve ekonomik krizlerdir. Bu yüzden Macron'un ülkesi için ekonomik faydalar karşılığında sembollerden vazgeçmesi şaşılacak bir durum değildir. Fakat yinede tarihi meseleleri çözmek oldukça zor bir iştir” yorumunda bulundu.

Fransa hafıza barışı mı yapacak?
Öte yandan tarihçi Benjamin Stora, görevlendirilmesinin ertesi günü arşive serbestçe erişim izni olan bir dizi tarihçi ve akademisyenle birlikte çalışmaya başlarken Cumhurbaşkanı Macron tarafından atılan adımları göz önünde bulundurarak Cezayir-Fransa ilişkilerini sık sık bozan tarihi meselelere ilişkin gerilimleri sakinleştirmeye çalışıyor. Ancak Stora bunu yaparken bir yandan sömürgecilik diğer yandan bağımsızlık savaşının yarattığı çelişkili bir denkleme dayanan Akdeniz'in iki kıyısı arasındaki sorunların doğası nedeniyle görevinin zorluğunu da kabul ediyor. Stora, “60 yıl sonra bugün, haksız, keyfi ve şiddet içeren sömürge dönemine ilişkin anlaşmaya varılabilecek ortak noktalar bulabiliriz. Böylece tarihsel yaklaşımda ve yeni nesillerle iletişimde bu yaklaşım temelinde ilerleyebiliriz” şeklinde konuştu.
Çalışmanın hedeflerinden birinin hatıraları uzlaştırmak olduğunu söyleyen Stora, “Ancak her ülkede hafızanın doğasına ulaşmak çok zordur. Gelecekteki zorluklarla yüzleşmek ve her zaman bu meselelere tutsak kalmamak için göreceli olarak hafıza barışına doğru ilerlemeliyiz. Hem Cezayir hem de Fransa ekonomi, göç ve terör dosyaları gibi bir çok konuda birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar” ifadelerini kullandı.

Cezayir’in 4 temel dosyası
Fransa ile yapılan ortak çalışmaya atanan Abdulmecid Şeyhi ise konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Fransa’nın Cezayir’deki sömürge mirası dosyası, Fransa ve Cezayir'in yıllarca müzakere ettiği dört temel dosyada özetleniyor. Öncelikle Paris, sömürge dönemi arşivini teslim etmeyi reddederken Cezayir bu konuda ısrar ediyor. İkinci dosya, Paris’te  bir müzede sergilenen Cezayir halk devrimleri liderlerinin kalan kafataslarının Cezayir’e iade edilmesidir. Üçüncü dosya, 1960-1966 yılları arasında Cezayir çölünde Fransa tarafından yapılan nükleer testlerden zarar görenlere tazminat ödenmesidir.  Dördüncüsü ise Cezayir'in bağımsızlık devrimi sırasında 2 bin 200 kayıp Cezayirliye ne olduğunun ortaya çıkarılması talebidir.

Çözüm ve uzlaşı arasında tarihi meseleler dosyası
Yeni kurulan Cezayir Cephesi Partisi Ahmed bin Abdusselam, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Macron’un Benjamin Stora'yı Fransız vizyonunun savunulması çerçevesinde seçti. Stora’nın ‘göreceli hafıza barışı’ ifadesini kullanmasının birçok çağrışım yaptığı göz önüne alındığında, ‘barış’ kelimesi Cezayir ve Fransa'nın savaşta olduğuna işaret ederken ‘göreceli’ kelimesi Paris'in tarihi meselelerin çözümü konusunda adil, gerçek ve doğru bir çözüm aradığı değil, daha ziyade sadece bir çözüm arayışında olduğu anlamına gelir. Benjamin Stora’nın ifadeleri kötü ve hiçte masum olmayan bir giriştir. Bu yüzden eğer Tebbun dosyayı geçerli, sağlam ve adil bir şekilde ele almaya kararlı olsa da aynı durum meseleyi en az zararla atlatmak için taviz ve manevralar arayan Macron için geçerli değildir” değerlendirmesinde bulundu. Cezayir tarafını adil ve doğru çözüme bağlı kalmaya ve Stora tarafından yapılan açıklamada ortaya çıkan Fransa’nın manevralarını reddetmeye çağıran Abdusselam, “Çünkü Cezayir, Fransa'ya boyun eğdirmek ve dosyayı olumlu bir şekilde ele almaya zorlamak için gerekli tüm kartlara sahip” dedi.
*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.