Koronavirüs aşısı için yarış hız kazandı

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geçen mart ayında gerçekleştirdiği bir ziyarette koronavirüs aşı çalışmalarında gelinen noktayı incelerken. (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geçen mart ayında gerçekleştirdiği bir ziyarette koronavirüs aşı çalışmalarında gelinen noktayı incelerken. (AP)
TT

Koronavirüs aşısı için yarış hız kazandı

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geçen mart ayında gerçekleştirdiği bir ziyarette koronavirüs aşı çalışmalarında gelinen noktayı incelerken. (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping geçen mart ayında gerçekleştirdiği bir ziyarette koronavirüs aşı çalışmalarında gelinen noktayı incelerken. (AP)

Dünya genelinde 18 milyon 13 bin kişiyi etkileyeen ve 688 bin 722 kişinin ölümüne neden olan yeni tip koronavirüse karşı aşı geliştirme çabaları yaz aylarının sona ermeye başlamasıyla hız kazandı.
Kovid-19 salgınını kontrol altına almak için yeniden önlem almaya başlayan ülkeler artarken hükümetler de  milyon dolarlık yatırımların yapıldığı aşı projelerini yakından takip ediyor.
Çin Askeri Araştırma Enstitüsü ile CanSino Biologics ilaç şirketinin ortaklaşa yürüttüğü proje de dahil olmak üzere birçok aşı çalışmasında cesaret verici sonuçlara ulaşıldı. Çin ordusu haziran ayında, söz konusu aşı henüz test aşamasını geçmeden ordu saflarındaki kullanımına izin vermişti. ABD merkezli Moderna şirketinin üzerinde çalıştığı, İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nin AstraZeneca ile ortaklaşa yürüttüğü, aynı zamanda Pfizer ve BioNTech’in çalışmalarına devam ettiği süreçte aşı arayışları sürüyor. Batı ülkelerinde geliştirilen üç aşıda insanlar üzerindeki klinik çalışmalarda son aşamaya geldi.
ABD'nin koronavirüsle mücadelesinde öne çıkan isimlerden olan Dr. Anthony Fauci cuma günü yaptığı açıklamada, şu an Rusya ve Çin'de geliştirilmekte olan aşıların ne derece güvenilir olduğunu sorguladı.
AFP’nin haberine göre ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Fauci, “Test aşaması öncesinde dahi dağıtımı yapılan bir aşının geliştirildiğini duyurmak bence bir sorun teşkil ediyor. Umarım Çin ve Rusya, kimse kullanmadan önce aşıları test eder” dedi. ABD’nin diğer ülkeler tarafından geliştirilen hiçbir aşıya güvenmek zorunda olmadığını vurgulayan Fauci, bu yıl bir aşının gerçekleştirileceği konusunda iyimser olduğunu söyledi.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Direktörü Robert Redfield de açıklamasında “Sonbahar sonu ve kış ayları başlarında, aslında güvenli ve etkili olduğunu söyleyebileceğimiz bir aşıya varılacağını umuyorum. Ancak deney yapılmadığı ve dikkatli davranılmadığı taktirde aşıların güvenliği veya etkinliği garanti edilemez” ifadelerini kullandı.
Moderna tarafından geliştirilen aşının üçüncü aşaması CDC ile iş birliği içinde başlamış, Fauci de 250 bin kişinin klinik araştırmalara katılmak için gönüllü olduğunu bildirmişti.
Rusya tarafından bu hafta yapılan açıklamada hükümet merkezlerinden araştırmacılar tarafından geliştirilen bir koronavirüs aşısının eylül veya ekim aylarında endüstriyel üretimine başlanacağı bildirildi.
Aşı çalışmalarından birinin finansmanlığını üstlenen Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIV) CEO'su Kirill Dmitriev, aşı yarışını uzay araştırmalarına benzetmişti. CNN’e konuşan Dmitriev, “Amerikalılar, Sputnik 1'den (1957'de Sovyetler Birliği tarafından fırlatılan ilk uydu) bahsedildiğini duyduklarında şaşırmıştı. Aşıda da bu şekilde olacak. Öncü olacağız” dedi. Ancak Moskova, geliştirilen koronavirüs aşılarının etkililiği ve güvenliğini kanıtlayan bilimsel veriler sunmadı.
Rusya Sağlık Bakanı Mihail Muraşko, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Gamaleya Enstitüsü tarafından yeni tip koronavirüse karşı geliştirilen aşının klinik denemelerinin tamamlandığını ve kayıt prosedürlerine hazırlandığını açıklayarak, aşının Ekim ayında hazır olacağını bildirmişti. Kayıt sertifikası alınmasının ardından sağlık çalışanları ve öğretmenlerin ilk aşılanacak gruplar olduğunu dile getiren Muraşko, Ekim ayından itibaren aşılama işlemlerinin toplu halde yapılmasını planladıklarını belirtmişti.
Reuters’ın geçen hafta yayınlanan haberine göre, Rusya'nın Kovid-19’a karşı ilk olası aşısı Ağustos ayında yerel düzenleyicilerin onayını alacak, kısa bir süre sonra ise sağlık çalışanları aşılanacak.
Gamaleya Enstitüsü, adenovirüs kullanılan bir aşı üzerinde çalışıyordu. Ancak Rusya'nın aşı yolunda ilerleme hızı, Batı medyasının Moskova'nın bilime değil de ulusal prestijine öncelik verip vermediğini sorgulamasına neden oldu.
Ülkeler arasındaki yoğun rekabetin bir işareti olarak ilaç şirketlerinin bir Kovid-19 aşısına garanti verme yolunda imzaladığı sözleşmeler de artıyor. Bunlardan sonuncusu ise Sanofi ve GlaxoSmithKline (GSK) ile ABD’nin 2,1 milyar dolarlık anlaşmasıydı. Fransız ilaç şirketi Sanofi tarafından cuma günü yapılan açıklamada İngiliz ilaç şirketi GSK birlikte geliştirilen aşının, ABD hükümetinin Amerikalılara mümkün olan en kısa sürede aşı sağlama çabaları kapsamındaki Warp Speed Operasyonu programı için seçildiği bildirildi. Sözleşme detaylarına göre iki şirket başlangıçta 100 milyon doz aşı verilmesi karşılığında 2,1 milyar dolar alacak. Nitekim Sanofi tarafından yapılan açıklamada “İş birliği, üretim kapasitesini geliştirmek ve artırmak için finans faaliyetlerine yardımcı olacak” denildi. Fonun büyük bir kısmını ABD hükümetinden alacak olan Fransız laboratuvarı, Washington'ın uzun vadede 500 milyon ek doz alma seçeneğine sahip olacağını bildirdi.
AFP’nin haberine göre iki şirketin yürüttüğü deneysel aşı, Sanofi'nin grip aşısı üretmede kullandığı rekombinant protein teknolojisine ve GSK’nın salgınlar için geliştirdiği bağışıklık tepkisini artırıcı maddeye dayanıyor. Sanofi, ilk ve ikinci aşamadaki gönüllü denemelerine eylül ayında başlanmasını, üçüncü aşamaya ise yıl sonunda geçilmesini bekliyor. Aşıya 2021 yılının ilk yarısında ulaşılması planlanıyor.
ABD, mart ayından bu yana koronavirüse karşı bir aşı üretmek üzere birbirleriyle yarışan projelere fon sağlamak için en az 6 milyar dolar harcadı. Johnson & Johnson, Pfizer ve AstraZeneca gibi tanınmış laboratuvarlar ve Novavax ve Moderna gibi iki küçük biyoteknoloji şirketi de fon sağlanan şiretler arasındaydı.
ABD Sağlık Bakanı Alex Azar, “Hükümet programı kapsamında üzerinde anlaşmaya varılan aşı havuzu, yıl sonuna kadar güvenli ve etkili en az bir aşı elde etme şansını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Laboratuvarların koronavirüsle mücadele kapsamında aşı geliştirme aşamalarını hızlandırması ve kendi üretim birimlerini hazırlaması gerekiyor. Süreçte karşılaşılabilecek risklerin paylaşılması için ülkeler ile anlaşma yapılmasına izin veriliyor. Araştırma başarılı olduğu taktirde hükümetlerin aşıya erişimi garanti edilmiş oluyor. Geçen çarşamba günü yapılan açıklamada İngiltere’nin Sanofi ve GSK tarafından geliştirilen potansiyel aşıdan 60 milyon doz tedarik etmesi için anlaşmaya varıldığı bildirilmişti. İki şirketin yakında Avrupa Birliği ile 300 milyon doz için bir anlaşma imzalamaları bekleniyor.
Aşı yolundaki rekabet, gelişmekte olan ve finans sağlama imkanı olmayan ülkelerin aşıya nasıl ulaşacağı sorusunu gündeme getiriyor. Söz konusu ülkelerin yeterli miktarda aşıya ulaşamayacağından korkuluyor.
Kovid-19 salgınına karşı çıkarılacak herhangi bir aşının küresel çapta kamu yararı olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan bir kararı temmuz ayı ortalarında kabul eden Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi; ilaç, aşı ve teşhis testlerine, güvenli, uygun fiyatlı, etkili ve kaliteli tedavilere hızlı, adil ve engelsiz erişim ihtiyacının altını çizmişti.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.