Biden’ın başkan yardımcısı görevi için seçtiği kadın adayların tam listesi

Biden’ın başkan yardımcısı görevi için seçtiği kadın adayların tam listesi
TT

Biden’ın başkan yardımcısı görevi için seçtiği kadın adayların tam listesi

Biden’ın başkan yardımcısı görevi için seçtiği kadın adayların tam listesi

Joe Biden'ın Donald Trump ile karşı karşıya geleceği 3 Kasım seçimleri için ABD'nin başkan yardımcısı olarak görev yapacak ilk kadın adayına yönelik seçimiyle ilgili bazı isimler öne çıkmaya başladı.
Ankatler, Trump’ı geride bırakan Biden’ın başkan yardımcısının açıklamasının Demokratların oy kullanma niyetleri üzerinde çok az etkisi olacağını gösterirken, bazıları ise bu seçimle özellikle siyahlar veya 2016 yılında Trump’ın çevresinde olan ortabatı eyaletleri arasından daha fazla seçmen çekerek bunun bir fark yaratabileceğini düşünüyor.
AFP’ye göre, siyahi George Floyd’un öldürülmesi polis şiddetine ve ırkçılığa karşı büyük bir öfkeye neden oldu ve siyah bir aday seçmesi için Biden’a yönelik baskıları artırdı.
 
Kamala Harris
 55 yaşındaki Senatör Kamala Harris, hazırlık seçimleri sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Annem bana çok sık söylerdi: Kamala, birçok şeyi başaranlar arasında olabilirsin. Sonuncu olmamak için çok çalış."
Jamaika ve Hint kökenli Harris, kariyerinin başlangıcından bu yana birçok öncü unvanlar aldı. Bu listeye, ilk siyah kadın aday ve ABD'nin ilk kadın başkan yardımcısı unvanını eklemek istiyor.
San Francisco'da başsavcı olarak görev yaptığı iki dönemden sonra (2004-2011), iki kez Kaliforniya başsavcısı (2011-2017) seçildi ve ülkenin en kalabalık eyaletinin yargı bölgelerine başkanlık eden ilk kadın ve aynı zamanda ilk siyah kişi oldu.
Ocak 2017'de Washington'daki Temsilciler Meclisi’nin önünde, Güney Asya kökenli ilk kadın ve Amerikan tarihinde ikinci siyah senatör olarak yemin etti.
Kamala Harris, 1960'lı yıllarda Kaliforniya'nın Auckland eyaletinde, ebeveynlerinin medeni haklar mücadelesinden gurur duyarak ilerici bir ailede büyüdü.
Demokrat aday Joe Biden, Harris’i çok iyi tanıyordu. Harris 2015 yılında kanserden ölen Biden’ın oğlu Beau Biden'e yakındı. Ancak Harris, 2019'da bir araya geldikleri ilk tartışma sırasında, özellikle 1970’lerdeki ırkçılık politikasıyla ilgili konularda ona sürpriz saldırıda bulundu. Harris, siyah öğrencileri beyaz mahallelere taşıyan otobüslerden birinde küçük bir kız olarak nasıl seyahat ettiğini duygularıyla anlattı.
Harris söz konusu tartışmadan sonra anketlerde üst sıralara yükseldi, ancak kısa süre sonra seçim programlarını açıkça tanımlamakta zorlandığında hızla geriledi. 
Aralık ayındaki Demokratik hazırlık seçimlerinde başarısız olduktan sonra Mart ayında Joe Biden ile ittifak kurdu.
Ancak Biden’ın bazı müttefikleri, Harris’i eleştirerek yeterli "pişmanlık" ifade etmediği için onu affetmediler ve onu adaylığa karşı çok "hırslı" olmaması için uyardılar.
Bu, cinsiyetçiliği eleştiren Kamala Harris'in desteğini artırmak için yeterli oldu.
 
Susan Rice 
 Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçiliği ve daha sonra eski Başkan Barack Obama döneminde Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevinden sonra Susan Rice’ın en deneyimli Amerikan diplomatlarından biri olduğu inkar edilemez. Bu nedenle, hassas dış politika konularında Joe Biden'e yardım etmek için ilk günden itibaren hazır olacak.
 Çok hırslı olduğu ve her zaman diplomatik olmadığı bilinen bu 55 yaşındaki Afro-Amerikalı kadın, 2009-2013 yılları arasında BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Çin ile tartışmalara katıldı.
1994 yılında Ruanda'daki soykırımdan etkilenen ve Bill Clinton döneminde çaresiz kalan Afrika'daki bu uzman, Beyaz Saray'ın kulislerini iyi biliyor. Arkadaşı Barack Obama ile ilişkili olan resmi, Donald Trump'ın iyi muamelede bulunmadığı Washington müttefiklerine de güvence veriyor.
Washington'daki ABD Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü olan David Parker, "Joe Biden’ın onunla harika bir ilişkisi var. 8 yıl boyunca iyi bir şekilde çalıştılar. Bu onun önemli biri olduğunu gösteriyor" diye konuştu.
Ancak, Washington'da üniversite mezunu anne-babanın bir çocuğu olarak dünyaya gelen ve yüksek dereceleri olan Susan Rice hiçbir zaman seçilmedi. Bu nedenle Amerikan toplumunun gerçekliğinden uzak bir çalışan olarak kabul edilebilir.
2012'de Bingazi'de Amerikan diplomatik heyetine yönelik saldırı hakkındaki açıklamaları tartışmalara yol açtı. O sırada dışişleri bakanlığına aday olmaktan çekilmek zorunda kaldı ve ayrıca bu durum Trump'ın ordusunun hedefi olmasına neden oldu.
 
Karen Bass
Uzun parlamento kariyerine rağmen isminden çok söz edilmeyen Karen Bass’ın, Joe Biden'in tarafında kadın adaylar listesine dahil edilerek adını duyurması bir sürpriz oldu.  
Kongre'nin muhafazakar üyesi Bass’ın Barack Obama'ya sadık bir yardımcı olarak çalıştığı zaman yaptığı gibi 2024'te cumhurbaşkanlığına aday olmak istemediğini açıklaması başkan yardımcılığı adaylığına seçilmesini etkiledi.
66 yaşındaki Karen Bass, Kongre’deki siyah temsilciler grubuna başkanlık etti ve George Floyd adında polis şiddetine yönelik yasa tasarısının hazırlanmasına öncülük etti.
Bass, Kaliforniya eyaleti meclisinde 2004’ten beri temsilci olarak çalıştı ve 2011’de Temsilciler Meclisi’ne girmeden önce 2008’de meclisteki ilk Afro-Amerikan başkan oldu.
Ancak Cumhuriyetçiler Bass’ın sol tutumundan yararlanabilirler. 2016'da Küba Başkanı Fidel Castro'nun ölümünden sonra yayınladığı açıklamada "yüce liderin ölümünün Küba halkı için büyük bir kayıp olduğunu" yazması Florida'da kazanmak için Küba kökenli seçmenleri etkileyebilir.
Karen Bass, Joe Biden ile büyük bir acıyı paylaşıyor; çocuklarının kaybı. Eski Başkan Yardımcısı Biden, 1972'de kızının ve ilk eşinin öldüğü trafik kazasından dolayı ve daha sonra büyük oğlunun ölümü nedeniyle yaşadığı acıyı sık sık anlatıyor. Karen Pass, 2006 yılında bir araba kazasında kızını ve kayınpederini kaybetmişti.
Temmuz ayında, başkanlık kampanyasının zorluğu hakkında "The Atlantic" dergisinin sorduğu soruya, "Biliyor musun, tüm ihtimallere hazırım. Çocuklarımın ölümünden sonra her şeyi yapabilirim" diye konuştu. 
 
Elizabeth Warren
Senatör Warren, oylama sonuçlarında hayal kırıklığına uğrayarak Mart ayı başında çekilmeden önce Demokrat partinin hazırlık seçimlerinde en olası aday gibi görünüyordu.
Fikirlerine yakın olan arkadaşı Bernie Sanders'a destek  vermek yerine Nisan ayında Joe Biden'e katılmak için kampanya düzenledi.
Hazırlık seçimleri süresince kendisine yöneltilen eleştirilere rağmen eski rakibi için şiddetle kampanya yürüttü ve bir çevrimiçi bağış toplama kampanyasına katıldı.
Warren, Wall Street'e muhalif olduğu için Demokrat adaylar daha fazla sol meyilli seçmen çekebilir. Ayrıca anketler, Afro-Amerikalıların Kamala Harris'i tercih ettiklerini gösteriyor. 
Ancak 71 yaşındaki Elizabeth Warren, sağlam ve ilerici seçim programı ile Joe Biden'ı "radikal solun" elinde bir "kukla" olarak tanımlayan Trump taraflarına karşı argümanlarla endişeye neden olabilir. Cumhuriyet düşmanının, Amerikan Kızılderili kökenleri nedeniyle saldırıya uğrayacağı da kesin olarak görülüyor.
 
Tammy Duckworth
Senatör Tammy Duckworth, meslektaşı Karen Bass ve Elizabeth Warren’dan daha az şöhrete sahip. Eski bir savaşçı olan asya kökenli Duckworth, Irak savaşında bacağını kaybetmişti.
52 yaşındaki Bangkok doğumlu Duckworth, Washington'daki Kongre koridorlarında tekerlekli sandalye ile hareket ediyor ve  Orta Batı'da bir sanayi devleti olan Illinois'i temsil ediyor.  Duckworth, 2013'ten 2017'ye kadar Temsilciler Meclisi'nde ilk kez seçildi. Daha sonra ABD Senatosu’na seçildi.
ABD Ordusunda eski bir savaşçının ve Taylandlı bir annenin kızı olan Duckworth, 2004'te Irak'ta yaralanmadan önce ABD ordusuna ve donanmasına katıldı. Daha sonra Barack Obama hükümeti döneminde Gazi İşleri Bakanlığı’na girdi.
Washington'daki Amerikan Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi Profesörü olan David Parker, gazileri seven bir ülkede, bu "savaş kahramanının" bazı seçmenlerden "seçmenlerin büyük bir kısmına" göre "daha yakın" olabileceğine inanıyor.
 
Sürpriz?
Diğer isimler, İspanyol Vali Gretchen Whitmer ve Michigan Valisi Michelle Lujan Grisham gibi hisseleri kısa süre önce düşmesine rağmen aylardır güçlü bir şekilde gündemde dolaşıyor. Bu durum, ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Val Demings ve hatta Senatör Tammy Baldwin için de önemli sayılıyor.
Biden'ın ekibi, ondan öncekiler gibi, beklenmedik bir isim ortaya çıkararak bir sürpriz yapabilir.



ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
TT

ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)

Geçen yılın ortalarında, Trump yönetiminin, İran'ın yaygın kullandığı ölümcül drone'a karşı savunma sistemlerini güçlendirme konusunda Ukrayna'dan gelen yardım teklifini reddettiği bildirildi.

Şimdiyse, İran drone'larının çok sayıda ABD askerini öldürmesinin ardından, Amerikalı yetkililer ilk girişimin göz ardı edilmesini büyük bir hata olarak görüyor.

Bir ABD yetkilisi Axios'a, "Eğer bu [İran'daki savaş] öncesinde yaptığımız taktiksel bir hata veya yanlış varsa, işte buydu" diye konuştu

Geçen ağustosta, Ukraynalı yetkililerin, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş için cephaneliğinin önemli bir parçası haline getirdiği İran'ın düşük maliyetli, isimsiz, kamikaze Şahid drone'larına karşı koymak için ABD'ye savaşta kendini kanıtlamış teknolojiyi satmaya çalıştığı bildirildi.

Ukraynalıların bu teklifi, 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da kapalı kapılar ardında yapılan toplantıda dile getirdiği ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski'nin Trump'a ilişkileri güçlendirmenin bir yolu olarak önleyici drone teklif ettiği bildirildi. Hatta iddialara göre teklif, o dönemde varsayım olan bir İran savaşı sırasında drone'ların Ortadoğu'da nasıl bir tehdit oluşturabileceğini anlatan slaytları içeren PowerPoint sunumuyla son buldu.

Başkanın ekibinden Ukrayna'dan gelen teklifi incelemesini istediği ancak teklifin sonraki aylarda ele alınmadığı ve Trump yönetimindeki bazı isimlerin Zelenski'nin gösteriş yaptığını düşündüğü bildiriliyor.

Ağustosta gerçekleştiği bildirilen görüşmeden aylar önce, Trump ve Zelenski arasında Oval Ofis'te yapılan bir görüşme, Ukrayna liderinin ABD yardımına yeterince minnettar olmadığı yönünde gergin bir tartışmaya dönüşmüş, üstelik tüm bunlar haber kanallarının kameraları önünde yaşanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, The Independent'a, "İran'ın misilleme saldırıları yüzde 90 azaldı çünkü balistik füze kabiliyetleri tamamen yok ediliyor" dedi.

Bu korkak isimsiz kaynakların yaptığı bu betimleme doğru değil ve sadece dışarıdan baktıklarını kanıtlıyor. Bakan Hegseth ve ordu, İran rejiminin olası tüm tepkilerine karşı planlama yaparken inanılmaz bir iş çıkardı ve Destansı Öfke Operasyonu'nun tartışmasız başarısı ortada.

Artık durum tersine döndü. ABD, İran Şahidleri'nin doğrudan tehdidi altında ve Ukrayna'nın dronesavar teknolojisi, Ortadoğu'daki ABD ve müttefik üslerindeki birçok yüksek maliyetli, geleneksel hava savunma sistemine göre çok daha ekonomik bir yol sunuyor.

sdfgrthyj
Rusya'nın ülkeye karşı savaşında düşük maliyetli drone'ları önemli bir unsur haline getirmesi nedeniyle Ukrayna, drone saldırılarına karşı koymada öncü hale geldi (AP)

Askeri liderlerin geçen hafta meclis üyelerine, İran drone'larının beklenenden daha fazla zorluk çıkardığını çünkü ABD hava savunmasının hepsini durduramadığını söylediği bildirildi.

Zelenski'ye göre ABD yardım için kendisine başvurdu ve Ukrayna lideri, Ürdün'deki ABD üslerini korumaya yardımcı olmak için drone ve uzmanlar gönderdiğini söyledi.

Ukrayna, kamuoyunda müttefik ülkelerden daha fazla ABD yapımı Patriot füzesi talep etti.

Ayrıca ABD, düşük maliyetli İran yapımı Şahid drone'larından esinlenerek geliştirdiği Lucas drone'larını da sahaya sürdü.

Başkanın oğulları Eric ve Donald Trump Jr.'ın, orduya tedarik sağlayabilecek Florida merkezli bir drone şirketini desteklediği bildiriliyor.

İran drone'larıyla ilgili zorluklara rağmen ABD, İran ordusunun büyük bir bölümünü felç ettiğini ve kamuoyu desteğini giderek kaybeden savaşın yakında sona ereceğini savunuyor ancak başkan ve ekibi ayrıntı vermiyor.

Independent Türkçe 


Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
TT

Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve ölü pedofil Jeffrey Epstein'i ünlü bir film sahnesini canlandırırken tasvir eden yeni heykel, salı günü ABD Kongre Binası yakınındaki National Mall’a yerleştirildi.

Dünyanın Kralı adlı büyük heykel, 1997 yapımı gişe canavarı Titanik'teki (Titanic), kahramanlarının batacak geminin pruvasında birlikte durdukları ünlü sahneye gönderme yapıyor.

Heykelin kaidesindeki levhada, "Jack ve Rose'un trajik aşk hikayesi lüks bir yolculuk, gürültülü partiler ve gizli çıplak çizimler üzerine kurulmuştu" deniyor.

Bu anıt, Donald Trump'la Jeffrey Epstein arasındaki bağı onurlandırıyor.

Turistler, Trump ve Epstein'in fotoğraflarının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesinin yer aldığı bir dizi pankartın önünde bulunan heykelin fotoğraflarını çekerken görüldü.

The New Republic'e göre bu, üyeleri anonim olan Secret Handshake adlı grup tarafından National Mall'a yerleştirilen en yeni protesto sanat eseri.

dsfbhtyj
Heykelin arkasında, Trump ve Epstein'in fotoğrafının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesini gösteren bir dizi pankart vardı (AFP)

Eylülde grup, Cumhuriyetçi başkan ve Epstein'in el ele tutuştuğu bir heykeli Kongre binasının önüne dikmiş, bu heykel hızla kaldırılmıştı.

6 Ocak isyancılarını eleştiren bir dışkı heykeli ve Trump'ın Epstein'e yazdığı iddia edilen doğum günü mektubunun büyük bir kopyasının da arkasında bu grup vardı.

Trump'ın Epstein'le ilişkisi, Adalet Bakanlığı'nın kasımda yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası uyarınca ölen cinsel suçlu hakkındaki dosyalarını yayımlamaya başlamasından bu yana yoğun bir şekilde inceleniyor. Dosyaların birçoğunda Trump'ın yanı sıra diğer üst düzey isimlerin de adı geçiyor.

ABD Adalet Bakanlığı bu ay 79 yaşındaki başkanın adını içeren yeni bir dosya grubu yayımladı. Bu belgeler arasında Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia eden bir kadınla FBI'ın yaptığı görüşmeleri detaylandıran üç not da bulunuyor. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, iddia hakkında "tamamen asılsız" ve "hiçbir güvenilir kanıtla desteklenmiyor" dedi.

Birçok Demokrat da başkanın, Bill ve Hillary Clinton'ın yanı sıra Epstein'in uzun süredir ortağı olan Les Wexner'ı da sorgulayan Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermesi çağrısında bulundu. Ancak komitedeki Cumhuriyetçiler, Trump'ın herhangi bir yanlış yapmadığının kanıtlandığını söyledi.

Trump, 1990'lar ve 2000'lerde Epstein'i sosyal olarak tanıyordu ve ikili, Mar-a-Lago ve New York'taki Plaza Oteli de dahil birçok yerde birlikte fotoğraflandı. Epstein, 2017'de hapishanede intihar olarak değerlendirilen ölümünden iki yıl önce, yazar Michael Wolffe'a Trump'ın "en yakın arkadaşı" olduğunu söylemişti.

Başkan, hüküm giymiş cinsel suçluyla ilişkisini yıllar önce kestiğini ve herhangi bir yanlış davranışta bulunmadığını defalarca dile getirdi. Epstein tartışmasını Demokratlar tarafından uydurulmuş bir "aldatmaca" diye niteledi.

Independent Türkçe


İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
TT

İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) göre İran'ın şimdiye dek fırlattığı 300 balistik füzenin yaklaşık yarısı misket bombası taşıyordu.

IDF'nin salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın kullandığı misket bombaları nedeniyle pazartesi günü iki kişinin öldüğü, bir kişinin de ağır yaralandığı bildirildi.

Açıklamada, İran füzelerindeki misket bombalarının yaklaşık 10 kilometre yarıçapında yayılarak kontrol edilemez şekilde hasar yarattığı belirtildi.

Salı günü de İsrail'in Kudüs bölgesindeki Beyt Şemeş şehrine misket bombası taşıyan bir füze fırlatıldığı fakat can kaybı yaşanmadığı aktarıldı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan İsrailli askeri yetkililer, hava savunma sistemlerinin misket bombası taşıyan füzelerin etkisini tamamen engellemekte zorlandığını söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü, geçen yıl haziranda patlak veren 12 günlük savaşta da İran'ın İsrail'e en az üç kez misket bombası attığını duyurmuştu.

Tahran yönetimi, misket bombası kullandığına dair iddialarla ilgili açıklama yapmadı.

Diğer yandan Guardian'ın Kasım 2025'teki analizinde, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırılarda benzer misket bombaları kullandığı ortaya konmuştu. İsrail'in bunları 155 milimetrelik M999 Barak Eitan ve 227 milimetrelik Ra'am Eitan güdümlü füzelerine yerleştirdiği tespit edilmişti. Tel Aviv yönetimiyse iddiaları ne doğrulamış ne de reddetmişti.

2010'da yürürlüğe giren Misket Bombası Anlaşması (CCM), bu mühimmatın kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve transferini yasaklıyor. Türkiye'nin yanı sıra ABD, İsrail ve İran da anlaşmaya taraf değil.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı harekatta ülkenin dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü. Hamaney'in yerine oğlu Mücteba'nın geçtiği de 8 Mart'ta duyurulmuştu.

Tel Aviv ve Washington farklı hedeflere sahip

İran'a saldırılar sürerken Washington'la Tel Aviv'in savaşın gidişatına ilişkin görüş ayrılığı yaşadığı aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de pazartesi düzenlediği basın toplantısında, Tahran yönetimiyle savaşın "çok yakında biteceğini" öne sürmüş, İran ordusunun gücünü kaybettiğini savunmuştu. Cumhuriyetçi lider, önceki açıklamalarında operasyonun 4 haftadan uzun sürebileceğini söylemişti.

Wall Street Journal'ın analizine göre Trump, savaşı “kendi koşullarıyla" kısa sürede bitirmek isterken İsrail lideri Binyamin Netanyahu, İran'da rejim değişikliği koşulları oluşana dek harekatı sürdürmeyi planlıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın İran'daki enerji altyapısını vuran İsrail'i uyararak bunu tekrarlamamasını istediğini de söylüyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Trump, insanlık tarihinin en eski dersini öğreniyor olabilir: Savaş başlatmak, sona erdirmekten çok daha kolaydır. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sürdürmek için her türlü motivasyona sahipken, İsrail ise kendi kampanyasını durdurmak için hiçbir neden görmeyebilir.

Times of Israel'in analizine göre savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı da ABD'yle İsrail arasındaki görüş farklılıklarını etkiliyor.

George W. Bush döneminde Beyaz Saray'ın Ortadoğu danışmanı olarak görev yapan Michael Singh, İsrail'in saldırıları sürdürmek isteyeceğini vurgularken, "ABD uzun süreli bir çatışmaya pek istekli olmayabilir" diyor.

Analizde özellikle ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların ve Beyaz Saray'ın Ortadoğu'dan almak istediği yatırımların çatışmalar nedeniyle tehlike altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal