Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda

Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda
TT

Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda

Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, harcama limitlerinde ve borçların yapılandırılmasında oyun oynandığını ifade ederken anlaşmalarla alakalı, “Bu sistem 1900 bilmem kaç liralık anlaşmalara iter, gerekirse biz de yaparız ama biz yaparsak herkes ağzını açar” diye konuştu.
Fenerbahçe Üniversitesi'nin yeni dönem tanıtım gününe Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük ve yöneticiler katıldı. Tanıtımın ardından basın mensuplarına ilk olarak Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük açıklamalarda bulundu. 24 Kasım 2016 yılında üniversitenin kuruluşunu yerine getirdiklerini belirten Küçük, “Daha sonra gelişen dönemlerde kiralık bina aradık ve burayı kiraladık. Kontenjan olarak 960 almıştık. Haziran 2018 de başkanlık seçimi yapıldığı için yeni gelen yönetim üniversitenin 1 sene ötelenmesine karar verdi ve 1 senelik süre içerisinde Medicana ile işbirliği yaparak geçen sene ilk öğretim hayatına başladık. Bu sene ikinci öğretim yılımız bu sene 1200 kontenjanımız var. Bütün yükseköğretim yaşına gelen öğrencilere Fenerbahçe Üniversitesi'ni tavsiye ediyorum” dedi.
Küçük'ün konuşmasının ardından ilk olarak Fenerbahçe Üniversitesi ile alakalı konulara değinen Koç, “Üniversitemizin tanıtım günlerine geldik. Vefa beyin ifade ettiği gibi 2018 yılında biz göreve geldiğimizde bizden önceki yönetimin arzusu eğitimi başlatmaktı. Ancak bizim aldığımız tabloda böyle bir şeyin olması söz konusu değildi. Çünkü Fenerbahçe Üniversitesi'nin vermesi gereken eğitim düzeyi kalitesinin üstte olması lazımdı. Bizim bunu 2018 yılına yetiştirmemiz mümkün değildi. Dolayısıyla ben ve yönetimin ilk icraatlarından biri bu oldu. YÖK Başkanı ile görüştük ve süre uzatımı istedik, anlayışla karşıladılar. Bizim bu işte 3 seçeneğimiz vardı. Ya bu işten çıkmak, ya 1 sene ertelemek, ya da devretmekti. Biz iş birliği modelini tercih ettik. Medicana grubunu tercih edene kadar muhtelif alternatifleri değerlendirdik. Aradan geçen süre zarfında ne kadar iyi tercih yaptığımızı gördük. Kulüpler ciddi mali sıkıntı içinde. Bunların başında en ağır sıkıntıyı yaşayan Fenerbahçe var. Hiçbir büyük kulübün kendi başına üniversite yapma imkanı söz konusu değil. Geçmiş yönetimin almış olduğu bu imtiyazdır. 2. yılımız olacak üniversitede. Bana göre bir vakıf üniversitesi için 280-290 talebeyle başlamak büyük bir başarıdır. 400 talebeye tam burs vereceğiz. Buranın cazibesini de arttıracak bu durum. Bir üniversitede en önemli şey hocaların kalitesidir. İkincisi ise buraya alacağınız talebelerin kalitesidir. Öncelikle mali açıdan uzun bir süreç bu. Burası iyi bir üniversite olacak ise en az 4-5 yıl büyük mali yüklere katlanmak durumunda. Medicana ile bu işe girerken bunun uzun bir yol olduğunu görüyordu. Biz kendimiz üniversite kurmuş bir grup olarak ne kadar zaman ve maddi imkanlar olduğunu bilen biri olarak bu doğrultuda çalıştık. YÖK'e bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bizlere kontenjanlar açtı ve imkanlar verdi. İnşallah bizde onların beklentilerini orta ve uzun vadede yerine getiririz. İlk eğitim yılı açısından geldiğimiz nokta son derece memnuniyet verici. Burada bizim yüzde 2'lik burs hakkımız var. Tam yüzde yüz bursu Fenerbahçe'nin vereceği talebeler de olacak. Biz Fenerbahçe olarak spor tesislerimizi üniversitenin emrine verdik. Önemli olan buranın kaliteli öğrenciler yetiştirmesi. İnşallah bir kısmı kulübümüze, camiamıza hizmet eder. Ama en önemlisi ülkemize hizmet etmesi. Çok yakında bugün ekilen tohumlar meyve verecek” ifadelerini kullandı.

“Fenerbahçe olduğu için imkan tanımıyorlar”
Harcama limitleri ve yapılandırmalar hakkında konuşan Ali Koç, “Bu sürdürülebilir bir ortam değil. İçinde bulunduğumuz duruma sadece Fenerbahçe olarak bakmamak lazım. Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda. Büyük kulüpler özellikle sıkıntıda ve bu öyle bir noktaya geldi ki birkaç kişinin söylediği 'deniz bitti' tarifini hak eden durumdayız. 2018 ocak ayında ilk toplantıda bunu dile getirdiğimde birkaç kişi bahsediyordu ama şimdi herkes bundan bahsetmekte. UEFA'nın geliştirmiş olduğu FFP netice vermedi ve bizlerde taahhütler doğrultusunda yerli FFP geliştirdik. Buradaki amaç kulüplerin rekabet edebilmesidir. Gerektiği zamanda müdahale etmektir. Ama bu kulüpler bir senede bu hale gelmediyse bunun çözümü de bir sezondan bir sezona olmaz. Bunu 11 yaşındaki çocuğa bile anlatsanız anlar. Fenerbahçe finansal açıdan baktığımızda 92 milyon Euro maaş bütçesini 64'e indirdi. Yeni borç almadık. Belli bankaların borcunu indirmişiz. Aşağı yukarı 40 milyon Euro. Bunu yaparken kulübümüzün ürettiği gelirin yüzde 80'i de kulübe girmeden bankalara gittiği ortamda bu yönetim gelmiş , kendi imkanlarıyla bu gemiyi bir yere kadar yüzdürmüş. Şimdi bizim 64 milyondan 1 sezonda 18 milyona düşmemiz bekleniyor. Bunun hiçbir şekilde gerçekçi olmadığını herkes net bir şekilde görür. Hal böyleyken böyle bir beklenti içinde olunması bizlerde farklı düşüncelere itiyor. Ama bugün bir kuruş borcu olmayan, sporcularına borcu olmayan kulüpler var. Mesela onların bakıyorsunuz 150 almış, 70 almış nasıl olabilir bu. Adam 200 milyonluk transfer geliri sağlıyor ama hesaplamada bunun 3 te 1'i yazılıyor banka borcu ödemek için ama kulübün banka borcu yok. O da cezalandırılmış oluyor. Bu sistem sürdürebilir sistem değil. Mart ayı itibariyle tüm kulüplerin imza attığı 1 kulübün soğuk baktığı bir paket var. Ama ne hikmetse bunlar pek kaale alınmıyor. TFF istişare ettik dediği zaman çok yüzeysel yapıyor ve geçen seneki sistemi uygulayacağım diyor. Geçen seneden bu yana pandemi oldu ve ne kadar kombine bilet satacağız belli değil. Yayıncı kuruluş teklifler yapıyor ve teklifler vermesi gereken bedelin altında. Stat gelirlerin ne olacağı belli değil. Hal böyle iken bu sistemi uygulamak gerçeklik dışı. Bu tutumu anlamakta güçlük çekiyorum. Bu sadece bizi etkilemiyor. Neresinden bakarsanız rakamlar tutarlı değil. Fenerbahçeyi sıkıntıya sokan ikinci konu yapılandırma. Bu limitleri yapılandırma durumu belirliyor. Yapılandırma yapan kulüplerin ana parası hesaptan çıkartılıyor, biz yapmadığımız için ekleniyor. 2 sene sonra yapılandırma yapmış kulüpler ana paralarını ödemeye başlayınca eksi çıkacak. O zaman ne yapacaksınız dediğimizde 'o zaman bakarız' diyorlar. Biz niye imzalamadık? Yapamayacağımız için imzalamadık. Bunun ağır cezaları var. Yoksa biz istemez miyiz borcu yapılandıralım 250 milyon nakit alalım. Bankacılarında bir yere kadar söz hakkı var. Onlara da belli sınırlar çiziliyor. 5 senede bu durum dönmez. 10 senede bu durum ödenebilir. Başından böyle yapılmadı diye sorduğumuzda bize öyle dediler diyorlar. İçinde bulunduğumuz finansal durum sıkıntılı ama büyük kulüpler 10 yıllık süreçte bu borçları ödeyebilecek ekonomiye sahip. Bu bir sektör ve bu sektörün oyuncularıyız biz. Nasıl diğer sektörlerde yapılandırmalar yapılıyorsa burada da yapılmalı. Burada yapılacak doğru bir yapılandırma 2-3 sene ana para faiz ödemesiz 10 yıllık bir süreçte sıcak para vererek bu iş döner. Bankacılarda bunu biliyorlar ama ne hikmetse başından bu kurguyu doğru yapamıyoruz. Biz daha hiç anlaşmadık, bırakın anlaşmayı döviz borcunu bile TL'ye çevirmeye imkan vermiyorlar. Fenerbahçe olduğu için mi imkan tanımıyorlar. Dolayısıyla biz çalıştık bazı bankalarla ve uygulanabilir modeli de geliştirdik. Bizler sonuçta bu paraları cebimize atmıyoruz. Burada bir yönetim gelmiş ben bankacı olsam Fenerbahçe yönetimini pamuklara saklar korurdum. Adamlar borçlarını düşürmüşler ve tehlikenin farkındalar diye ama aynı gemide değilmişiz gibi garip durumla karşı karşıyayız. Siz bir lokantasınız ve borcunuz var. Bu borcu ödemek için müşteri çekmeniz lazım. Bunu yeniden yapılandırıyorsunuz ama gıda, sebze alamazsın müşterilerden gelir sağla diyorsun. Durum aynen böyle. 64'ten 18'e inmeniz lazım diyorlar. Yeni transferi bırak elimizdeki oyuncuları sağlayamıyorsunuz. TFF'nin işi gerçekçi bir model uygulaması bankalarla beraber. Ama kulüpler çarçur eder, bütçelere uymazsa o zaman kefil olalım biz. O zaman bir geçmiş sıkıntı üreten insanlara kefil olmak durumunda kalalım. Bu borcu oluşturan kimselerin sorunu yok, sıkıntı yeni yönetimde oluyor. Dolayısıyla aklı selimin bu süreçte galip geleceğini ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Burada bir oyun oynanıyor”
Limit ve yapılandırma konularıyla bir oyun oynandığını belirten Koç, “Burada bir oyun oynanıyor. Oyunun parçaları kim, hedefleri kim ufak ufak çıkmaya başladı. Bu sadece Fenerbahçe'nin sorunu değil 6-7 kulüp daha rahatsız. Ama dikkat edin TFF bir açıklama yapıyor açıklama yapmadan 2-3 kulübü arıyor soru soruyor. Onlar da normal diyor. Sanki tek anormal gören Fenerbahçe. Sonra kendileri açıklama yapıyorlar kararlıyız diye. Gördük kaç tane konuda kararlıydılar, geri adım attılar. Fenerbahçe olarak 64'ten 18'e inemeyiz. Dolayısıyla orta yol bulunmak zorunda. Modelin de içinde sıkıntılar var. Sıkıntılar oluştuğu zaman çözeriz diyorlar. Diğer kulüpler bizden daha çok yaygara çıkartacak 2 sene sonra ana paralar ödemeye başlayınca. Olmayacak bir şeyin altına niye imza atalım. Ne yapmamız isteniyor anlamış değilim. Varsa TFF'nin yöntemi göstersin bize. Önemli olan benim total bütçemi nereden nereye çektiğim. Sen daha benim kimi alıp satacağımı bilmiyorsun ki. Çok transfer yapıyorsunuz diyorlar. 14 oyuncunun kontratı bitmiş yapmayalım mı transfer. Bu işte çok garip yaklaşım var. 15 Ağustos'ta ligleri başlatacağız dediler. Hangi adam bunu düşünebilir ama bunu da düşündüler. Allah'tan 11 Eylül oldu. Anlam veremiyorum bazı şeylere. Fenerbahçe'yi böyle yalnızlığa itip yöneteceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bir orta yol bulunsun. Finansal açıdan biz elimizdeki imkanlarla yaparız. Bizim artık desteğe ihtiyacımız var. Ama bunları yakaladık gösterelim bunlara derseler iş bambaşka boyutlara gider. Fenerbahçe taraftarına ve derneklerine çok teşekkür ediyorum. Kulüp hareket etmeden camiaya destek çıktılar. Fenerbahçe'nin büyüklüğünü bir kez daha gördük. İçinde bulunduğumuz ruh hali Türk futboluna yarar sağlamaz. Daha sürdürülebilir bir modele geçmek zorundayız. Taraftarımız kombineyi açıklayın diyorlar maça gitmesek bile olur diyorlar. Talimat geldi kombine yapmayın diye. Taraftar maça gitmeyecek. Ona göre maddeyi koydurursun. Taraftar katkıda bulunmak istiyor. Formalarımıza müthiş bir ilgi var. İş adamları bizleri desteklemek istiyor. Öyle bir zamanki en küçük taraftardan en büyük iş adamına kadar kenetlenmesi gerekiyor. Bu sistem hileye hurdaya götürür işi. Bu sistem 1900 bilmem kaç liralık anlaşmalara iter, gerekirse biz de yaparız ama biz yaparsak herkes ağzını açar. Bu iş insanları hileye itiyor. Bu iş böyle gitmez. Taraftarımıza dikkat etmesini söylüyorum. Bizi yalnızlığa itmeye çalışıyorlar. Bu şekilde tepki koyan kulüplere hallederiz diyorlar, bizi arayan kimse yok. Burada oyun oynanıyor. Hadi bakalım nereye gidecek göreceğiz” şeklinde konuştu.
Başkan Ali Koç konuşmasının son bölümünde adı İtalyan kulüpleri ile anılan Vedat Muriqi'ye herhangi bir teklif olmadığını belirtti.



Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM


Dana White gözünü Oleksandr Usyk'e dikti

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Dana White gözünü Oleksandr Usyk'e dikti

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

UFC Başkanı Dana White, ağırsıklet şampiyonu Oleksandr Usyk'in takım direktörüne göre boksörü Zuffa Boxing'e transfer etmekle ilgileniyor.

Ukraynalı boksör, uzun süredir birlikte çalıştığı K2 Promotions'tan menajeri Alex Krassyuk'la geçen yaz yollarını ayırdıktan sonra serbest boksör konumunda ve bu nedenle White'ın 39 yaşındaki Usyk'i kadrosuna katmak için bir hamle planladığı söyleniyor.

Zuffa Boxing, White ve Turki Alalshikh tarafından haziranda küresel boks ortamını değiştirmek amacıyla kuruldu ve geçen eylülde Terence Crawford'la Canelo Alvarez arasındaki mega maç şirketin açılış etkinliği oldu.

Usyk'in takım direktörü Sergey Lapin, Talksport Bet'e verdiği röportajda şunları söyledi:

Temas var, diyalog var ve [Dana White ve Zuffa Boxing'den] ilgi mevcut. Şu anda detaylar kamuoyuna açıklanmayacak. Birkaç kapı açık ve format, şartlar ve takvim uyuşursa, piyasa kimsenin beklemediği bir hareket görebilir diyelim.

Zuffa Boxing, aralarında şu anki IBF kruvazör sıklet şampiyonu Jai Opetaia'nın da bulunduğu isimlerle sözleşme imzalayarak ivme kazanıyor; Avustralyalı dövüşçü 29 profesyonel maçta yenilgi yüzü görmedi.

Lapin şunları ekledi:

Herkes onun [Dana White] ne yaptığını gördü. 'Eski MMA'i küresel bir UFC makinesine dönüştürdü. Gerçek gücü sadece bir dövüşü değil, bir etkinliği paketlemekte yatıyor. Eğer o dahil olursa, ölçek ve ilgi anında farklılaşır.

Üç kez tartışmasız şampiyon olan boksör, yakın zamandaki rakibi Tyson Fury'nin düzenli antrenman kampını kurduğu Tayland'da motosiklet sürerken çekilmiş bir videosunu X'te yayımladı.

"Çingene Kral", üç kez ağırsıklet dünya şampiyonu olma fırsatını ararken, spora son dönüşü hakkında her zamanki gibi sesini yükseltiyor.

Independent Türkçe


Venus Williams'ın tenise dönüşü, istediği gibi olmadı

Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
TT

Venus Williams'ın tenise dönüşü, istediği gibi olmadı

Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)

Venus Williams, Avustralya Açık'ta korta çıkarak tarihe geçti ancak Sırbistan adına yarışan Olga Danilovic'in son 6 oyunu üst üste kazanarak üç setlik heyecan dolu maçta zafere ulaşmasıyla galibiyete erişemedi.

45 yaşındaki Williams, ana tabloya özel davetle katılarak tekler turnuvasında yarışan en yaşlı kadın oldu. 5 yıl sonra ilk defa Melbourne'e dönen 7 kez Grand Slam şampiyonu, maça iyi başladı ve tie-break’te attığı muhteşem bir forehand winner’la seyircileri coşturdu.

Danilovic ikinci seti kazanarak maçı eşitledi ancak son sette 4-0 öne geçen Williams, zafere ve 2021 Wimbledon'dan bu yana ilk Grand Slam tekler maçını kazanmaya doğru ilerliyor gibiydi.

Ancak çok güçlü bir cevap veren 24 yaşındaki Danilovic, Williams'ın ikinci tura yükselmesini engelleyerek 6-7 (5), 6-3, 6-4'lük skorla galip geldi. Avustralya Açık'ta ilk kez 17 yaşındayken, 1998'de oynayan Williams, korttan ayrılırken ayakta alkışlandı. Williams aynı zamanda Ekaterina Alexandrova'yla çiftler turnuvasında da yarışacak.

cdfvgthyu
Venus Williams, John Cain Arena'dan ayrılırken alkışları kabul ediyor (AFP)

Williams, "Harika bir maçtı, harika bir andı" dedi.

Seyircinin enerjisi inanılmazdı. Bu beni çok motive etti. Rakibim de harika oynadı. Ayrıca biraz da şanslıydı. Bu sporun doğasında var. Bazen böyle işliyor. Ama inanılmaz bir an oldu.

Williams, turnuvaya özel davetle katıldığında tarihe geçeceğinin farkında değildi. 5 kez Wimbledon şampiyonu, tenise geçen yaz geri dönmüş ve hem teklerde hem de çiftlerde ABD Açık'a katılmıştı; burada Leylah Fernandez'le birlikte eylülde çeyrek finale ulaşmıştı.

Williams, aralık ayında Andrea Preti'yle evlendi ancak 2021'den beri ilk kez Avustralya'ya yapacağı seyahate hazırlanırken önceki "üç ay boyunca aralıksız antrenman yaptığını" söylemişti.

Amerikalı tenisçi, Melbourne'de 2003 ve 2007'de iki kez tekler finaline ulaşmış ve her ikisinde de kız kardeşi Serena Williams'a kaybetmişti. Ancak aynı zamanda çiftlerde 4 kez şampiyon oldu.

Williams ayrıca tenis oynamayı sürdüreceğinin ve bu yıl daha düzenli bir programla müsabakalara çıkacağının sinyalini verdi.

Williams, "Birçok açıdan işleri yeniden öğrenmek zorundayım, anlatabiliyor muyum?" dedi.

Bugünkü çabamdan gerçekten gurur duyuyorum çünkü her maçta daha iyi oynuyorum ve ulaşmak istediğim yerlere geliyorum. Şu anda sadece ilerlemeyi sürdürmem, kendim üzerinde çalışmam ve hatalarımı kontrol etmem gerekiyor. Bunlar da daha fazla maç oynayarak kazanılan şeyler, ayakları tam olarak doğru pozisyona getirmek, doğru vuruşları seçmek, tüm bunları hâlâ öğreniyorum. Biraz tuhaf ama bu kadar iyi oynamak, kendimi bu konuma getirmek ve çok yaklaşmak son derece heyecan verici.

dfgthy
Venus Williams, Olga Danilovic'i tebrik ediyor (AP)

Bundan sonra beni neyin beklediğini düşüneceğim. Burada çiftler maçım var, bu yüzden şu anda ona odaklıyım.

Williams ikinci turda Coco Gauff'la karşılaşabilirdi ancak Williams'ın 1998'de Avustralya Açık ana tablosuna ilk kez katıldığı zaman henüz doğmamış olan Danilovic, son derece etkileyici bir geri dönüşe imza attı.

Danilovic, korttaki röportajında, "Bunlar çok nadir şeyler ve Venus Williams'a karşı oynamak benim için hafife alınacak bir şey değil" dedi.

4-0 gerideyken kendi kendime, 'Sadece oyna, her şeyi ortaya koy ve puan puan ilerle' dedim. Bu maçı kazanmayı başardığım için çok mutluyum ama böyle bir efsaneye karşı oynamak büyük bir zevkti.

Independent Türkçe