Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda

Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda
TT

Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda

Ali Koç: Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, harcama limitlerinde ve borçların yapılandırılmasında oyun oynandığını ifade ederken anlaşmalarla alakalı, “Bu sistem 1900 bilmem kaç liralık anlaşmalara iter, gerekirse biz de yaparız ama biz yaparsak herkes ağzını açar” diye konuştu.
Fenerbahçe Üniversitesi'nin yeni dönem tanıtım gününe Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük ve yöneticiler katıldı. Tanıtımın ardından basın mensuplarına ilk olarak Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük açıklamalarda bulundu. 24 Kasım 2016 yılında üniversitenin kuruluşunu yerine getirdiklerini belirten Küçük, “Daha sonra gelişen dönemlerde kiralık bina aradık ve burayı kiraladık. Kontenjan olarak 960 almıştık. Haziran 2018 de başkanlık seçimi yapıldığı için yeni gelen yönetim üniversitenin 1 sene ötelenmesine karar verdi ve 1 senelik süre içerisinde Medicana ile işbirliği yaparak geçen sene ilk öğretim hayatına başladık. Bu sene ikinci öğretim yılımız bu sene 1200 kontenjanımız var. Bütün yükseköğretim yaşına gelen öğrencilere Fenerbahçe Üniversitesi'ni tavsiye ediyorum” dedi.
Küçük'ün konuşmasının ardından ilk olarak Fenerbahçe Üniversitesi ile alakalı konulara değinen Koç, “Üniversitemizin tanıtım günlerine geldik. Vefa beyin ifade ettiği gibi 2018 yılında biz göreve geldiğimizde bizden önceki yönetimin arzusu eğitimi başlatmaktı. Ancak bizim aldığımız tabloda böyle bir şeyin olması söz konusu değildi. Çünkü Fenerbahçe Üniversitesi'nin vermesi gereken eğitim düzeyi kalitesinin üstte olması lazımdı. Bizim bunu 2018 yılına yetiştirmemiz mümkün değildi. Dolayısıyla ben ve yönetimin ilk icraatlarından biri bu oldu. YÖK Başkanı ile görüştük ve süre uzatımı istedik, anlayışla karşıladılar. Bizim bu işte 3 seçeneğimiz vardı. Ya bu işten çıkmak, ya 1 sene ertelemek, ya da devretmekti. Biz iş birliği modelini tercih ettik. Medicana grubunu tercih edene kadar muhtelif alternatifleri değerlendirdik. Aradan geçen süre zarfında ne kadar iyi tercih yaptığımızı gördük. Kulüpler ciddi mali sıkıntı içinde. Bunların başında en ağır sıkıntıyı yaşayan Fenerbahçe var. Hiçbir büyük kulübün kendi başına üniversite yapma imkanı söz konusu değil. Geçmiş yönetimin almış olduğu bu imtiyazdır. 2. yılımız olacak üniversitede. Bana göre bir vakıf üniversitesi için 280-290 talebeyle başlamak büyük bir başarıdır. 400 talebeye tam burs vereceğiz. Buranın cazibesini de arttıracak bu durum. Bir üniversitede en önemli şey hocaların kalitesidir. İkincisi ise buraya alacağınız talebelerin kalitesidir. Öncelikle mali açıdan uzun bir süreç bu. Burası iyi bir üniversite olacak ise en az 4-5 yıl büyük mali yüklere katlanmak durumunda. Medicana ile bu işe girerken bunun uzun bir yol olduğunu görüyordu. Biz kendimiz üniversite kurmuş bir grup olarak ne kadar zaman ve maddi imkanlar olduğunu bilen biri olarak bu doğrultuda çalıştık. YÖK'e bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bizlere kontenjanlar açtı ve imkanlar verdi. İnşallah bizde onların beklentilerini orta ve uzun vadede yerine getiririz. İlk eğitim yılı açısından geldiğimiz nokta son derece memnuniyet verici. Burada bizim yüzde 2'lik burs hakkımız var. Tam yüzde yüz bursu Fenerbahçe'nin vereceği talebeler de olacak. Biz Fenerbahçe olarak spor tesislerimizi üniversitenin emrine verdik. Önemli olan buranın kaliteli öğrenciler yetiştirmesi. İnşallah bir kısmı kulübümüze, camiamıza hizmet eder. Ama en önemlisi ülkemize hizmet etmesi. Çok yakında bugün ekilen tohumlar meyve verecek” ifadelerini kullandı.

“Fenerbahçe olduğu için imkan tanımıyorlar”
Harcama limitleri ve yapılandırmalar hakkında konuşan Ali Koç, “Bu sürdürülebilir bir ortam değil. İçinde bulunduğumuz duruma sadece Fenerbahçe olarak bakmamak lazım. Türk futbolu birkaç kulüp dışında bitmiş, batak durumda. Büyük kulüpler özellikle sıkıntıda ve bu öyle bir noktaya geldi ki birkaç kişinin söylediği 'deniz bitti' tarifini hak eden durumdayız. 2018 ocak ayında ilk toplantıda bunu dile getirdiğimde birkaç kişi bahsediyordu ama şimdi herkes bundan bahsetmekte. UEFA'nın geliştirmiş olduğu FFP netice vermedi ve bizlerde taahhütler doğrultusunda yerli FFP geliştirdik. Buradaki amaç kulüplerin rekabet edebilmesidir. Gerektiği zamanda müdahale etmektir. Ama bu kulüpler bir senede bu hale gelmediyse bunun çözümü de bir sezondan bir sezona olmaz. Bunu 11 yaşındaki çocuğa bile anlatsanız anlar. Fenerbahçe finansal açıdan baktığımızda 92 milyon Euro maaş bütçesini 64'e indirdi. Yeni borç almadık. Belli bankaların borcunu indirmişiz. Aşağı yukarı 40 milyon Euro. Bunu yaparken kulübümüzün ürettiği gelirin yüzde 80'i de kulübe girmeden bankalara gittiği ortamda bu yönetim gelmiş , kendi imkanlarıyla bu gemiyi bir yere kadar yüzdürmüş. Şimdi bizim 64 milyondan 1 sezonda 18 milyona düşmemiz bekleniyor. Bunun hiçbir şekilde gerçekçi olmadığını herkes net bir şekilde görür. Hal böyleyken böyle bir beklenti içinde olunması bizlerde farklı düşüncelere itiyor. Ama bugün bir kuruş borcu olmayan, sporcularına borcu olmayan kulüpler var. Mesela onların bakıyorsunuz 150 almış, 70 almış nasıl olabilir bu. Adam 200 milyonluk transfer geliri sağlıyor ama hesaplamada bunun 3 te 1'i yazılıyor banka borcu ödemek için ama kulübün banka borcu yok. O da cezalandırılmış oluyor. Bu sistem sürdürebilir sistem değil. Mart ayı itibariyle tüm kulüplerin imza attığı 1 kulübün soğuk baktığı bir paket var. Ama ne hikmetse bunlar pek kaale alınmıyor. TFF istişare ettik dediği zaman çok yüzeysel yapıyor ve geçen seneki sistemi uygulayacağım diyor. Geçen seneden bu yana pandemi oldu ve ne kadar kombine bilet satacağız belli değil. Yayıncı kuruluş teklifler yapıyor ve teklifler vermesi gereken bedelin altında. Stat gelirlerin ne olacağı belli değil. Hal böyle iken bu sistemi uygulamak gerçeklik dışı. Bu tutumu anlamakta güçlük çekiyorum. Bu sadece bizi etkilemiyor. Neresinden bakarsanız rakamlar tutarlı değil. Fenerbahçeyi sıkıntıya sokan ikinci konu yapılandırma. Bu limitleri yapılandırma durumu belirliyor. Yapılandırma yapan kulüplerin ana parası hesaptan çıkartılıyor, biz yapmadığımız için ekleniyor. 2 sene sonra yapılandırma yapmış kulüpler ana paralarını ödemeye başlayınca eksi çıkacak. O zaman ne yapacaksınız dediğimizde 'o zaman bakarız' diyorlar. Biz niye imzalamadık? Yapamayacağımız için imzalamadık. Bunun ağır cezaları var. Yoksa biz istemez miyiz borcu yapılandıralım 250 milyon nakit alalım. Bankacılarında bir yere kadar söz hakkı var. Onlara da belli sınırlar çiziliyor. 5 senede bu durum dönmez. 10 senede bu durum ödenebilir. Başından böyle yapılmadı diye sorduğumuzda bize öyle dediler diyorlar. İçinde bulunduğumuz finansal durum sıkıntılı ama büyük kulüpler 10 yıllık süreçte bu borçları ödeyebilecek ekonomiye sahip. Bu bir sektör ve bu sektörün oyuncularıyız biz. Nasıl diğer sektörlerde yapılandırmalar yapılıyorsa burada da yapılmalı. Burada yapılacak doğru bir yapılandırma 2-3 sene ana para faiz ödemesiz 10 yıllık bir süreçte sıcak para vererek bu iş döner. Bankacılarda bunu biliyorlar ama ne hikmetse başından bu kurguyu doğru yapamıyoruz. Biz daha hiç anlaşmadık, bırakın anlaşmayı döviz borcunu bile TL'ye çevirmeye imkan vermiyorlar. Fenerbahçe olduğu için mi imkan tanımıyorlar. Dolayısıyla biz çalıştık bazı bankalarla ve uygulanabilir modeli de geliştirdik. Bizler sonuçta bu paraları cebimize atmıyoruz. Burada bir yönetim gelmiş ben bankacı olsam Fenerbahçe yönetimini pamuklara saklar korurdum. Adamlar borçlarını düşürmüşler ve tehlikenin farkındalar diye ama aynı gemide değilmişiz gibi garip durumla karşı karşıyayız. Siz bir lokantasınız ve borcunuz var. Bu borcu ödemek için müşteri çekmeniz lazım. Bunu yeniden yapılandırıyorsunuz ama gıda, sebze alamazsın müşterilerden gelir sağla diyorsun. Durum aynen böyle. 64'ten 18'e inmeniz lazım diyorlar. Yeni transferi bırak elimizdeki oyuncuları sağlayamıyorsunuz. TFF'nin işi gerçekçi bir model uygulaması bankalarla beraber. Ama kulüpler çarçur eder, bütçelere uymazsa o zaman kefil olalım biz. O zaman bir geçmiş sıkıntı üreten insanlara kefil olmak durumunda kalalım. Bu borcu oluşturan kimselerin sorunu yok, sıkıntı yeni yönetimde oluyor. Dolayısıyla aklı selimin bu süreçte galip geleceğini ümit ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Burada bir oyun oynanıyor”
Limit ve yapılandırma konularıyla bir oyun oynandığını belirten Koç, “Burada bir oyun oynanıyor. Oyunun parçaları kim, hedefleri kim ufak ufak çıkmaya başladı. Bu sadece Fenerbahçe'nin sorunu değil 6-7 kulüp daha rahatsız. Ama dikkat edin TFF bir açıklama yapıyor açıklama yapmadan 2-3 kulübü arıyor soru soruyor. Onlar da normal diyor. Sanki tek anormal gören Fenerbahçe. Sonra kendileri açıklama yapıyorlar kararlıyız diye. Gördük kaç tane konuda kararlıydılar, geri adım attılar. Fenerbahçe olarak 64'ten 18'e inemeyiz. Dolayısıyla orta yol bulunmak zorunda. Modelin de içinde sıkıntılar var. Sıkıntılar oluştuğu zaman çözeriz diyorlar. Diğer kulüpler bizden daha çok yaygara çıkartacak 2 sene sonra ana paralar ödemeye başlayınca. Olmayacak bir şeyin altına niye imza atalım. Ne yapmamız isteniyor anlamış değilim. Varsa TFF'nin yöntemi göstersin bize. Önemli olan benim total bütçemi nereden nereye çektiğim. Sen daha benim kimi alıp satacağımı bilmiyorsun ki. Çok transfer yapıyorsunuz diyorlar. 14 oyuncunun kontratı bitmiş yapmayalım mı transfer. Bu işte çok garip yaklaşım var. 15 Ağustos'ta ligleri başlatacağız dediler. Hangi adam bunu düşünebilir ama bunu da düşündüler. Allah'tan 11 Eylül oldu. Anlam veremiyorum bazı şeylere. Fenerbahçe'yi böyle yalnızlığa itip yöneteceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bir orta yol bulunsun. Finansal açıdan biz elimizdeki imkanlarla yaparız. Bizim artık desteğe ihtiyacımız var. Ama bunları yakaladık gösterelim bunlara derseler iş bambaşka boyutlara gider. Fenerbahçe taraftarına ve derneklerine çok teşekkür ediyorum. Kulüp hareket etmeden camiaya destek çıktılar. Fenerbahçe'nin büyüklüğünü bir kez daha gördük. İçinde bulunduğumuz ruh hali Türk futboluna yarar sağlamaz. Daha sürdürülebilir bir modele geçmek zorundayız. Taraftarımız kombineyi açıklayın diyorlar maça gitmesek bile olur diyorlar. Talimat geldi kombine yapmayın diye. Taraftar maça gitmeyecek. Ona göre maddeyi koydurursun. Taraftar katkıda bulunmak istiyor. Formalarımıza müthiş bir ilgi var. İş adamları bizleri desteklemek istiyor. Öyle bir zamanki en küçük taraftardan en büyük iş adamına kadar kenetlenmesi gerekiyor. Bu sistem hileye hurdaya götürür işi. Bu sistem 1900 bilmem kaç liralık anlaşmalara iter, gerekirse biz de yaparız ama biz yaparsak herkes ağzını açar. Bu iş insanları hileye itiyor. Bu iş böyle gitmez. Taraftarımıza dikkat etmesini söylüyorum. Bizi yalnızlığa itmeye çalışıyorlar. Bu şekilde tepki koyan kulüplere hallederiz diyorlar, bizi arayan kimse yok. Burada oyun oynanıyor. Hadi bakalım nereye gidecek göreceğiz” şeklinde konuştu.
Başkan Ali Koç konuşmasının son bölümünde adı İtalyan kulüpleri ile anılan Vedat Muriqi'ye herhangi bir teklif olmadığını belirtti.



Motor sesleri geri dönüyor: Formula 1 yeniden Türkiye'de

Formula 1'in Türkiye'ye dönüşünü duyurma etkinliğinde Red Bull'ın F1 arabası Dolmabahçe Sarayı'nın önüne getirildi (Reuters)
Formula 1'in Türkiye'ye dönüşünü duyurma etkinliğinde Red Bull'ın F1 arabası Dolmabahçe Sarayı'nın önüne getirildi (Reuters)
TT

Motor sesleri geri dönüyor: Formula 1 yeniden Türkiye'de

Formula 1'in Türkiye'ye dönüşünü duyurma etkinliğinde Red Bull'ın F1 arabası Dolmabahçe Sarayı'nın önüne getirildi (Reuters)
Formula 1'in Türkiye'ye dönüşünü duyurma etkinliğinde Red Bull'ın F1 arabası Dolmabahçe Sarayı'nın önüne getirildi (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta Formula 1'in Türkiye'ye dönüşünü ve daha önce İstanbul Park'ta yapılan yarışları inceliyoruz.

Uzun süredir beklenen açıklama bugün resmiyet kazandı ve Türkiye Grand Prix'sinin 2027 itibarıyla 5 yıl boyunca Formula 1 takviminde yer alacağı duyuruldu.

Böylece İstanbul Park, 2005-2011'le 2020-2021 dönemlerinin ardından Formula 1'e 10. kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 6 yıllık aranın ardından yarışseverlerin bekleyişi de sona ermiş olacak.

İstanbul'daki 5,3 kilometrelik pist, ilk kez 2005'te Formula 1 takvimine dahil edilmiş ve 2011 sezonuna kadar aralıksız olarak yarışlara ev sahipliği yapmıştı.

Daha sonra pandemi döneminde takvimde yaşanan değişiklikler nedeniyle Türkiye Grand Prix'si yeniden programa alınmıştı. Yarış, 2020'de seyircisiz olarak, 2021'de ise yarı kapasiteyle düzenlenmişti.

2027'de yapılacak etapla birlikte İstanbul Park, yeniden dünya motor sporlarının en önemli organizasyonlarından birine kapılarını açacak.

Türkiye Grand Prix'si en son 2020 ve 2021'de üst üste düzenlenmişti. 2020'de Mercedes pilotu Lewis Hamilton, İstanbul Park'ta kazandığı yarışla kariyerinin 7. dünya şampiyonluğunu ilan etmiş ve Michael Schumacher'in rekoruna ortak olmuştu. Pistteki son galibiyetse 2021'de yine Mercedes adına yarışan Valtteri Bottas'a ait.

Bugüne kadar İstanbul Park'ta toplam 9 yarış düzenlendi. Bu yarışların ilki 2005 yılında gerçekleştirildi ve McLaren-Mercedes pilotu Kimi Raikkonen, 1 saat 24 dakika 34.454 saniyelik derecesiyle Türkiye Grand Prix'sinin ilk galibi oldu.

Pistin en başarılı ismiyse Felipe Massa. Eski Ferrari pilotu, 2006, 2007 ve 2008'de üst üste üç kez damalı bayrağı ilk sırada görerek İstanbul Park tarihinin en çok kazanan pilotu unvanını elde etti.

Massa'nın 2006'daki zaferi aynı zamanda Formula 1 kariyerindeki ilk yarış galibiyetiydi. Brezilyalı pilot, sonraki iki sezonda da birinciliğini koruyarak İstanbul'daki üstünlüğünü sürdürdü.

2009'da Brawn GP adına yarışan Jenson Button, 1.26.24.848'lik derecesiyle zafere ulaştı. 2010'da Lewis Hamilton, McLaren-Mercedes'le 1.28.47.620'lik zamanıyla birinciliği elde etti.

2011'de ise Red Bull-Renault pilotu Sebastian Vettel, 1.30.17.558'lik derecesiyle İstanbul Park'taki yarışı kazandı. Vettel, aynı sezon dünya şampiyonluğuna da ulaşmıştı.

Bugün gerçekleştirilen tanıtım etkinliğinin ardından Formula 1 CEO'su Stefano Domenicali, İstanbul'un Formula 1 için taşıdığı öneme dikkat çekti.

Domenicali, 2027'den itibaren İstanbul'un atmosferine yeniden dönecek olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, taraftarları Formula 1'in en heyecan verici ve en zorlu pistlerinden birinde yeniden buluşturacaklarını ifade etti.

İstanbul'un Avrupa'yla Asya arasında kültürel bir köprü olduğunu vurgulayan Domenicali, şehrin tarih ve geleneği modern spor, iş dünyası ve eğlence yaklaşımıyla birleştirdiğini söyledi.

FIA Başkanı Mohammed Ben Sulayem de Türkiye'nin dönüşünü Formula 1'in küresel büyümesinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Sulayem, Türkiye Grand Prix'sinin yeniden FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası takvimine dahil edilmesinden memnuniyet duyduklarını belirterek, İstanbul Park'ın Formula 1 tarihinde özel bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Bu geri dönüşün şampiyonayı dinamik pazarlarda genişletme kararlılığını yansıttığını vurgulayan Sulayem, bu iş birliğinin yalnızca Formula 1'in Türkiye'deki uzun vadeli geleceğini güvence altına almakla kalmayıp motor sporlarının gelişimini ve sürdürülebilir büyümesini de desteklediğini kaydetti.

sdvdfv
Red Bull pilotu Yuki Tsunoda'nın kullandığı F1 aracı, Galataport'tan hareketle, Karaköy güzergahını takip ederek Dolmabahçe'ye geldi (Reuters)

İstanbul Park'taki 9 yarış sonunda toplam 12 farklı pilot podyuma çıkma başarısı gösterdi. Felipe Massa, Kimi Raikkonen, Fernando Alonso, Juan Pablo Montoya, Michael Schumacher, Lewis Hamilton, Jenson Button, Mark Webber, Sebastian Vettel, Valtteri Bottas, Max Verstappen ve Sergio Perez, Türkiye Grand Prix'sinde ilk üç içerisinde yer alan isimler oldu.

Pistin dikkat çekici istatistiklerinden biri de en hızlı tur derecesi. Bu alandaki rekor, 2005 yarışının 39. turunda 1.24.770'lik derece elde eden Juan Pablo Montoya'ya ait. Kolombiyalı pilot, McLaren-Mercedes adına yarıştığı dönemde kaydettiği bu zamanla İstanbul Park'ın en hızlı tur sahibi konumunda bulunuyor.

2027'de yeniden takvime dönmesiyle birlikte Türkiye Grand Prix'si, geçmişte oluşan sportif mirası yeni yarışlarla genişletmeye hazırlanıyor. İstanbul Park, Formula 1 tarihindeki yerini yeniden güçlendirirken, Türkiye de dünya motor sporlarının önemli duraklarından biri olarak takvimdeki konumunu tekrar kazanmış olacak.

Kaynaklar: Formula 1, BBC, Motorsport


İspanya’da Lamine Yamal şoku: Dünya Kupası’na yetişecek mi?

İspanya’da Lamine Yamal şoku: Dünya Kupası’na yetişecek mi?
TT

İspanya’da Lamine Yamal şoku: Dünya Kupası’na yetişecek mi?

İspanya’da Lamine Yamal şoku: Dünya Kupası’na yetişecek mi?

La Liga’da FC Barcelona’nın Celta Vigo karşısında aldığı 1-0’lık galibiyete, Lamine Yamal’ın sakatlığı gölge düşürdü. Genç oyuncunun durumu, İspanyol medyasında günün en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi.

İspanyol basını, sakatlığın detayları ve olası sonuçlarına geniş yer ayırırken, sezonun geri kalan maçları ve İspanya Milli Takımı’nın Dünya Kupası’nda oynayacağı karşılaşmalara yetişip yetişmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Mundo Deportivo, Lamine Yamal’ın kazandırdığı penaltıdan attığı golün ardından maça devam edemediğini yazdı. Haberde, oyuncunun golü kutlamak yerine acı hissederek kendini yere bıraktığı ve değişiklik istediği belirtildi. Sağlık ekibinin müdahalesinin ardından oyuna devam edemeyeceğinin anlaşılması, hem kulüp hem de millî takım cephesinde alarma yol açtı.

AS gazetesi ise “Tam alarm! Lamine arka adale sakatlığı nedeniyle oyundan çıktı” başlığını kullandı. Haberde, oyuncunun penaltıyı kullandıktan hemen sonra elini kaldırarak sağlık görevlilerini çağırdığı ve sol bacağının arka kısmını tuttuğu aktarıldı. Kulüp doktoru Ricard Pruna’nın doğrudan oyuncu değişikliği talebinde bulunduğu ifade edildi.

Şarku'l Avsat'ın AS gazetesinden aktardığı habere göre sakatlığın zamanlamasının da kritik olduğuna dikkat çekti. 2026 FIFA Dünya Kupası’na yaklaşık 50 gün kala yaşanan bu durumun, oyuncunun turnuvaya yetişip yetişemeyeceği konusunda soru işaretleri doğurduğu belirtildi. İlk değerlendirmelere göre hafif bir kas yırtığı ihtimali bulunurken, bu tür bir sakatlığın 2 ila 3 hafta sahalardan uzak kalmaya yol açabileceği ifade edildi.

Ayrıca João Cancelo’nun da aynı maçta sağ bacağındaki kuadriseps kasından sakatlanarak oyundan çıktığı ve yerine Alejandro Balde’nin girdiği, her iki oyuncunun da durumunun yapılacak tetkiklerle netleşeceği aktarıldı.

Marca gazetesi, Barcelona’nın şampiyonluğa yaklaşmasına rağmen Yamal’ın yokluğunun hücum hattında ciddi bir eksiklik yaratabileceğini yazdı. Cadena SER ise ilk bulguların arka adalede yırtık ihtimaline işaret ettiğini ve oyuncunun birkaç hafta sahalardan uzak kalabileceğini duyurdu.

Sport gazetesi de sakatlığın galibiyetin önüne geçtiğini vurgulayarak, bunun hem Barcelona hem de millî takım için kritik bir kayıp olabileceğini belirtti.

Bu gelişmeler ışığında, Lamine Yamal’ın 2026 FIFA Dünya Kupası’nda Suudi Arabistan Millî Futbol Takımı’na karşı 21 Haziran’da oynanacak ilk maçta forma giyip giyemeyeceği belirsizliğini koruyor. Atlanta’daki Mercedes-Benz Stadium’da oynanacak karşılaşma öncesinde, oyuncunun durumuna ilişkin nihai kararın sağlık raporlarının ardından verilmesi bekleniyor.


Milyar dolarlık Dammam projesi, Spor Yatırım Forumu’nun ilk meyvesi

Suudi Arabistan Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Fahd bin Celvi, gelecekteki spor projelerinin maketlerini inceliyor. (Fotoğraf: Beşir Salih)
Suudi Arabistan Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Fahd bin Celvi, gelecekteki spor projelerinin maketlerini inceliyor. (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Milyar dolarlık Dammam projesi, Spor Yatırım Forumu’nun ilk meyvesi

Suudi Arabistan Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Fahd bin Celvi, gelecekteki spor projelerinin maketlerini inceliyor. (Fotoğraf: Beşir Salih)
Suudi Arabistan Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Prens Fahd bin Celvi, gelecekteki spor projelerinin maketlerini inceliyor. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Riyad’da düzenlenen Spor Yatırım Forumu ilk gününde, Suudi Arabistan’ın doğusundaki Dammam şehrinin spor altyapısını değiştirebilecek nitelikte tarihi bir gelişmeyi duyurdu. Açıklamada, Dammam Spor Şehri projesinin geliştirilmesine yönelik yaklaşık 1 milyar Suudi riyali değerinde bir yatırım fırsatının başlatıldığı bildirildi. Projenin 2026 yılında hayata geçirilmesi ve spor altyapısının güçlendirilerek nitelikli uluslararası ortaklıklara alan açması hedefleniyor.

Söz konusu adımın, spor sektörünün ekonomik büyümenin önemli itici güçlerinden biri haline geldiğini gösterdiği; uluslararası ortaklıklar ve yatırım fırsatlarıyla Suudi Arabistan’daki spor ekosisteminin olgunlaşmasını ve çeşitlenmesini yansıttığı ifade edildi.

‘Sporun Gençleri Güçlendirmesi’ başlıklı oturumda konuşan Muhammed bin Selman Vakfı (Misk) CEO'su Bedr el-Bedr, sporun gençleri güçlendirmeye yönelik bütüncül bir sistemin temel parçalarından biri olarak görüldüğünü belirtti.

El-Bedr, “Sporu yalnızca yan bir faaliyet ya da eğlence unsuru olarak görmüyoruz; onu toplumda sağlık ve yaşam kalitesiyle doğrudan bağlantılı daha geniş bir sistemin parçası olarak değerlendiriyoruz” ifadesini kullandı.

vfevfev
Spor Yatırım Forumu’nun ilk gününde gerçekleştirilen zengin içeriğe sahip söyleşi oturumlarından (Fotoğraf: Beşir Salih)

Misk Vakfı yetkilileri, genç yeteneklerin gelişim sürecini erken yaşlardan itibaren yapılandırmak için çeşitli kurumlarla iş birliği içinde programlar yürüttüklerini açıkladı. 7 ile 17 yaş arasındaki çocukları hedefleyen bu programların, Riyad’daki okullarda futbol ve yüzme gibi branşlarda profesyonel gelişim yolları oluşturmayı amaçladığı belirtildi.

Açıklamada, Riyad Okulları Futbol Akademisi’nin, ilerleyen dönemde Suudi Arabistan milli takımını 2034 Dünya Kupası’nda temsil edebilecek oyuncular yetiştirmeyi hedeflediği ifade edildi.

Suudi Arabistan E-Spor Federasyonu Başkanı Prens Faysal bin Bender bin Sultan Al Suud, katıldığı oturumda, sporun artık geçmişte olduğu gibi yalnızca bir hobi olmadığını, özel sektörün artan desteğini gerektiren bir yatırım alanına dönüştüğünü söyledi.

Faysal bin Bender, “Geçmişte spor sadece hobi olarak görülüyordu, ancak bugün nitelikli spor yatırımları için özel sektör desteğine büyük ihtiyaç var” dedi. Faysal bin Bender, e-sporlar alanında federasyon bünyesinde 1,2 milyon profesyonel oyuncu bulunduğunu belirterek, yerelden küresel rekabete geçiş için özel sektör yatırımlarının kritik olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan Deniz Sporları ve Dalış Federasyonu Başkanı Sultan bin Fahd bin Selman Al Suud da özel sektörün rolüne dikkat çekerek, “Onların desteği olmadan spor yatırımlarında büyüme ve gelişme sağlanamaz” ifadesini kullandı.

Fahd bin Selman ayrıca, Suudi vatandaşları için dalış lisansı sayısının engellerin kaldırılması ve teşviklerle birlikte 50 bine ulaştığını kaydetti.

grbgrt
İlk günkü oturumlara spor federasyonlarının başkanları, yöneticiler ve uzmanlar katıldı. (Fotoğraf: Beşir Salih)

Suudi Arabistan Masa Tenisi Federasyonu Başkanı Muhammed bin Abdurrahman bin Nasır Al Suud, spor yatırımlarının kayda değer bir ilerleme sağladığını belirterek, “Bugün 6 bin profesyonel masa tenisi sporcumuz var. Hedeflerimize yüzde 150 oranında ulaştık. Bu da yatırımın branşın gelişimine etkisini açıkça gösteriyor” dedi.

Spor yatırımlarına odaklanan SURJ Sports Investment CEO’su Danny Townsend, katıldığı ‘Yapay Zekâ ve Spor Yatırımı’ oturumunda Suudi Arabistan’daki fırsatların olağanüstü olduğunu söyledi. Townsend, mevcut yönetişim çerçevesinin benzersiz olduğunu belirterek, spor ve eğlence sektörlerinde dijital dönüşüm sürecinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti.

Tatimmah Capital şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Ehab Hassoubah, ‘Sporun Geleceğinin Finansmanı ve Yatırım Fonları’ başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, spor sektörünü desteklemede gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesinin kritik bir rol oynadığını söyledi.

Hassoubah, “Gelirlerin çeşitlendirilmesi, belirlenen stratejilerin uygulanmasına katkı sağlar ve sürdürülebilirliği garanti altına alır” ifadesini kullandı.

R Sports CEO’su Rafi el-Gamidi ise spor sektörünün önemli bir yatırım fırsatı sunduğunu belirtti. El-Gamidi, “Fonlar mevcut, ancak asıl zorluk fikirleri sistemli bir şekilde yapılandırmak. Bu başarıldığında sürdürülebilirliğe ulaşmak mümkün” dedi.

El-Gamidi ayrıca, birçok yatırım fırsatının hâlâ hazır uygulama modellerinden yoksun olduğunu, ancak Suudi Arabistan’ın 2030 yılına kadar spor inovasyonunda küresel düzeyde rekabet edebileceğine inandığını ifade etti.

Aramco Stadyum Şirketi CEO’su Matthew Kittle, ‘Spor: Turizm ve Yatırımın Bileti’ başlıklı oturumda, Suudi Arabistan’daki ilgili kurumlar arasındaki güçlü ilişki ağının spor ve turizm projelerini destekleyen temel bir unsur olduğunu söyledi.

Kittle, hükümet kurumları ve turizm otoritesiyle güçlü bağlara sahip olduklarını, ayrıca doğu bölgesinde altyapı ve kültür alanlarında önemli profesyonel ortaklıklar yürüttüklerini belirtti. Bu yapının Suudi Arabistan’ın turizm vizyonuyla uyumlu olduğunu ve ilişkilerin kurulmasını kolaylaştırdığını ifade etti. Ayrıca ekip içindeki deneyimin bu ilişkilerin hızla gelişmesine katkı sağladığını ve başarının en önemli unsurunun etkili iletişim olduğunu vurguladı.