Mali darbesi: Paris ve Ankara arasındaki bilek güreşi

Askeri Konsey Sözcüsü Albay İsmail Wague Kati’de basın toplantısı düzenledi (AFP)
Askeri Konsey Sözcüsü Albay İsmail Wague Kati’de basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

Mali darbesi: Paris ve Ankara arasındaki bilek güreşi

Askeri Konsey Sözcüsü Albay İsmail Wague Kati’de basın toplantısı düzenledi (AFP)
Askeri Konsey Sözcüsü Albay İsmail Wague Kati’de basın toplantısı düzenledi (AFP)

Ali Yahi
Mali'deki olaylar, Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita rejimini deviren ‘darbenin’ gerçekleşmesi ve Albay Assimi Goita'nın kendisini iktidardaki Askeri Konsey’in başkanı olarak tanıtmasının ardından tüm hızıyla devam ederken Fransa, Sahel bölgesinde terörle mücadele amaçlı yürüttüğü ‘Barkhane’ adlı askeri operasyonun devam ettiğini duyurdu. Öte yandan Mali, dışarıdan yapılan sükûnet çağrıları ile içerideki insanların korkusu arasında kaosun eşiğine gelmiş durumda.

İçeride güven, dışarıda kınama
Kendisini ‘Halkın Kurtuluşu Ulusal Komitesi’ (CNSP) başkanı olarak tanıtan Albay Goita, Askeri Konsey üyelerinin ülkede istikrarın yeniden sağlanması planını görüşmek üzere Çarşamba akşamı bakanlıkların yetkilileriyle bir araya gelmelerinin ardından 20 Ağustos 2020 Perşembe gününden itibaren vatandaşlara her zamanki gibi günlük hayatlarına dönebileceklerinin güvencesini verdi. Albay Goita yaptığı açıklamada, “Dün yaşanan ve iktidar değişikliğine yol açan olayların ardından, bakanlıklarda görevli genel sekreterler için tutumumuzun ne olduğunu netleştirmenin görevimiz olduğunu ve böylece derhal harekete geçebileceklerini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Mali devlet televizyonunda yayınlanan açıklamaya göre Askeri Konsey perşembe günü sınırların yeniden açılması için emir verdi. Buna karşın Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), darbe nedeniyle ECOWAS üyelerine Mali ile sınırlarını kapalı tutmaları talimatı verdi.
Öte yandan uluslararası toplum darbeyi kınayıp anayasal düzene saygı çağrısında bulunurken, CNSP, Mali tarafından imzalanan tüm uluslararası anlaşmalara saygı duyulacağını ve Birleşmiş Milletler barışı koruma misyonu, teröre karşı yürütülen Barkhane Operasyonu’nu yöneten Fransız kuvvetleri ve G5 Sahel ülkelerinin (Mali, Moritanya, Çad, Burkina Faso ve Nijer) ortak askeri gücü ile işbirliği yapmaya ve koordinasyon kurmaya hazır olduğunu vurguladı. Bununla birlikte CNSP, Mali hükümeti ile silahlı hareketler arasında Cezayir'de imzalanan barış anlaşmasına bağlı olduğunun da altını çizdi.

Fransa ve Cezayir endişeli
İlgili bağlamda Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, Fransız kuvvetlerinin Mali'de yürütülen Barkhane Operasyonu'ndaki görevlerine devam ettiğini belirtti. Parly yaptığı açıklamada, “Fransa, ülkede darbe yapılmasına ve cumhurbaşkanının devrilmesine rağmen Mali'de militanlara ve teröristlere yönelik askeri operasyonlarına devam edecek. Malililerin talep ettiği ve BM Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilen Barkhane Operasyonu devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Cezayir ise Mali'de anayasaya aykırı herhangi bir hükümet değişikliğini kategorik olarak reddettiğini açıkladı. Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ‘kardeş ve komşu ülke Mali'deki durumun büyük bir endişeyle’ takip edildiği belirtildi. Açıklamada, tüm taraflara ‘krizden bir an önce çıkılması için anayasal düzene saygı gösterilmesi’ çağrısı yapılırken ‘yalnızca sandıktan çıkanların iktidara ve meşruluğa sahip olabileceği’ vurgulandı.

Afrika’da sosyal patlamalar yaşanabileceğine dair uyarı
İndependent Arabia’ya konuşan uluslararası insan hakları savunucusu Muhammed Hadir, Cezayir'in konumu, darbelerle veya seçim yapılmadan iktidara gelmeyi reddeden Afrika Birliği'nin (AfB) ilkelerinden kaynaklanıyor. Mısır'da merhum Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesi ve Abdulfettah es-Sisi'nin iktidara gelmesinin ardından AfB üyeliğinin askıya alınması sırasında da aynı durum söz konusuydu. Fransa ise özellikle Mali’nin en önemli nüfuz alanlarından biri olarak kabul edildiğinden ve hükümette kendi tutumunu desteklemeyen herhangi bir tarafın varlığına karşı çıkıyor. Mali'deki durumun güven vermemesi, Mali ordusunu siyasi ve askeri olarak meselelere el koymaya itti. Bu yüzden gelişmeleri beklemeli ve takip etmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Darbelerin bulaşıcı olmadığını, daha ziyade siyasi, ekonomik, güvenlik ve sosyal koşulların istikrarsız olmasının bir sonucu olduğunu söyleyen Hadir, bu yüzden Mali’deki darbenin, bazı Afrika ülkelerini kendi egemenliklerinin çalınmasına karşı savunmasız kılan, önceden ortaya çıkan bir sonuç olduğunun altını çizdi. Hadir, Mali'deki yönetimin Afrika kıtasında büyük bir nüfuza sahip olan Paris'le mücadele etmesi gerektiği ve Fransa'nın bugüne kadar hiçbir şey kaybetmediği göz önüne alındığında, Afrika’da sosyal, ekonomik ve siyasi olmayan patlamalar yaşanabileceği konusunda uyardı.

Fransa tökezliyor
Mali'deki darbeyi ihtiyatlı bir yaklaşımla ele alan Fransız basını, Paris'in Mali'de olup bitenlere endişeyle baktığını, Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın darbeyi ‘tehlikeli bir olay’ olarak niteleyerek ‘son derece sert bir şekilde kınadığını’ aktardı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan  aktardığı habere göre Fransız basını iki ay önce, yani ‘5 Haziran’ hareketinin ortaya çıkışından bu yana, Bamako'da krizin giderek daha da kötüleştiğini, Fransa’nın bu konuda yetersiz kaldığını ve defalarca eleştirildiğini kabul etti. Fransa’nın eski bir sömürge ülkesi olan Mali’nin iç işlerine karıştığı şüphesinden beslenerek Fransa karşıtı duyguların kışkırtılmamasına yönelik sık sık uyarılar yapılıyor. Öte yandan darbecilerin uluslararası anlaşmalara saygı duyduklarını teyit etmelerine rağmen, Fransa Genelkurmay Başkanlığı, darbeyi yöneten isimlerle herhangi bir temasları olmadığını açıkladı. Başkent Bamako'daki siyasi darbenin, Fransa’nın yürüttüğü Barkhane Operasyonu’nu aksattığını belirten Genelkurmay Başkanlığı, bu yüzden son birkaç aydır kaydedilen başarıların kaybolmaması için, Paris’in tüm stratejisinin yeniden gözden geçirilmesini önerdi.

Paris ve Ankara arasında bilek güreşi
Afrikalı Gazeteci ve Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Beki Binamir, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, yaşananların darbe değil bir ‘isyan’ olduğunu söyledi. “Bazı subaylar, meşru hükümeti devirmek için İmam Mahmud Dicko liderliğindeki bir grubun girişimleriyle başlayan halk hareketinden yararlandılar. Mali'deki mevcut çekişmede iki güç var; Fransa ve Türkiye. Aralarında bir bilek güreşi yaşanıyor. Fransa bölgeyi geleneksel bir alanı olarak kabul ederken, Türkiye, Dışişleri Bakanı’nın son dönemde gerçekleştirdiği Çad ve Nijer ziyareti sırasında yapılan anlaşmaların yanı sıra Senegal Savunma Bakanı’nın Ankara ziyareti sırasında imzalanan anlaşmaların kanıtladığı üzere, Fransa ve Libya'yı kuşatmayı amaçlıyor. Malililer, Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması’nın düştüğünü düşünüyorlar. Bu nedenle, Cezayir'in bugün diplomasisini canlandırması ve bölgedeki önemli bir ülke olarak bir an evvel sahneye geri dönmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan siyasi aktivist Usame Lebid ise şunları söyledi:
“Askeri Konsey Sözcüsü Albay İsmail Wague tarafından yapılan ve imzalanan tüm anlaşmalara saygı gösterileceğine, Mali hükümeti ile ülkenin kuzeyinde konuşlu silahlı gruplar arasında 2015 yılında imzalanan Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması'na bağlı olduklarına dair açıklamalar, darbenin Fransa'nın çıkarına hizmet etmediğini ortaya koyarken diğer komşu Afrika ülkelerinde bunun yankılarının olmasını imkânsız kılıyor.”
Lebid, yaşananların, Etiyopya gibi Afrika kıtasında ekonomik ve politik gelişmelere tanık olunan bazı ülkelerin varlığı dikkat çekerken, içinde bulunulan farklı şartlar ve koşullar nedeniyle ‘Arap Baharı’ şeklinde diğer Afrika ülkelerini etkileyen bir ‘Afrika Yazı’nın başlangıcı sayılamayacağını belirtti.



İngiltere Savunma Bakanı Healey, Şarku’l Avsat’a konuştu: Londra, bölgede son 15 yılın en büyük hava görevini gerçekleştirdi

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)
TT

İngiltere Savunma Bakanı Healey, Şarku’l Avsat’a konuştu: Londra, bölgede son 15 yılın en büyük hava görevini gerçekleştirdi

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Başbakanlık konutuna gelişi sırasında, 24 Mart 2026 (EPA)

İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran ile savaşın başlamasından bu yana İngiliz pilotların Ortadoğu bölgesinde savunma görevleri kapsamında bin 200 saatten fazla uçuş gerçekleştirdiğini doğruladı. Healey, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nden birliklerle iş birliği içinde 80'den fazla önleme operasyonu gerçekleştirildiğini belirtti.

Suudi Arabistan ziyaretinin ertesi günü Şarku’l Avsat gazetesine verdiği röportajda, ülkesinin Ortadoğu'da bin askerin yanı sıra Kıbrıs Adası’nda 500 ek personeli bulunduğunu söyleyen Healey, ülkesinin ‘ek destek yolları belirlemek için bölgedeki ortaklarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam ettiğini’ vurguladı. Ayrıca ‘ortak güvenlik çıkarları ve endüstriyel iş birliğine dayanan’ İngiltere-Suudi Arabistan savunma ortaklığına övgüde bulunan İngiliz Bakan, bu ortaklığın ‘günümüzün zorluklarına yanıt veren modern bir ortaklığa dönüştüğünü’ belirtti.

Healey, ülkesinin, Moskova ile Tahran arasında istihbarat, insansız hava aracı teknolojisi ve siber savaş alanlarında eğitim konusunda iş birliğinin ‘halen devam ettiği’ yönündeki değerlendirmesine dayanarak İran'ın bölgedeki saldırıları kapsamında uyguladığı bazı taktiklerin arkasında ‘gizli bir Rus parmağı’ olabileceğini ifade etti.

İşte röportajın öne çıkan noktaları:

80 önleme operasyonu

İngiltere, ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın başlangıcından bu yana bölgedeki askeri varlığını güçlendirdi ve Irak, Katar ve Bahreyn hava sahalarında insansız hava araçlarının önlenmesine katkıda bulundu. Healey, “Pilotlar ve uçak mürettebatı, bölge genelinde savunma görevleri kapsamında 1200 saatten fazla uçuş gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin topçuları ile iş birliği içinde, çatışmanın başlamasından bu yana 80'den fazla önleme operasyonu gerçekleştirildiğini ekledi.

İngiltere Silahlı Kuvvetleri'nin Körfez'deki ortaklarıyla birlikte bölgedeki insanların güvenliğini korumaya yönelik yürüttüğü çalışmalardan gurur duyduğunu ifade eden Healey, “İran'ın Körfez'deki ülkeleri rastgele hedef aldığı bir dönemde, onların özverisi ve profesyonelliği hayat kurtarmaya katkıda bulunuyor” diye vurguladı.

Askeri varlıkların geniş yayılımı

Bölgede konuşlu askerlerin sayısına ilişkin olarak Kıbrıs Adası’nda bulunan personel dışında İngiltere’nin bölgede yaklaşık bin askeri personeli bulunduğunu doğrulayan Healey, ‘bölgedeki İngiliz üslerinde kuvvetlerin korunmasına yönelik önlemlerin en üst düzeyde olduğunu’ belirtti.

vsvs
HMS Dragon destroyerinin Doğu Akdeniz'e gelişinden bir kare (İngiltere Savunma Bakanlığı)

Bölgede görev yapan İngiliz savaş uçaklarının sayısının son 15 yılın en yüksek seviyesinde olduğunu söyleyen Healey, Bahreyn, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Kıbrıs Adası üzerinde hava savunma operasyonları yürütüldüğünü belirtti.

Ocak ayından bu yana bölgeye ek ekipman ve personel konuşlandırıldığını belirten İngiltere Savunma Bakanı, aynı zamanda Typhoon ve F35 avcı uçakları, insansız hava araçlarına (İHA) karşı Martlet füzeleriyle donatılmış Wildcat helikopterleri, hava gözetimi ve kontrolü sağlayan Merlin Crusader helikopterlerinin yanı sıra radar sistemleri, hava savunma sistemleri ve İHA’larla mücadele birimleri de konuşlandırıldığını açıkladı.

Kıbrıs Adası’na hava savunma güçlerinden 500 ek personelin konuşlandırılmasına ve HMS Dragon destroyerinin Doğu Akdeniz'e sevk edilmesine değinen Healey, “Geminin müttefikler ve ortaklarla birlikte çok katmanlı bir hava savunma sistemi içine tamamen entegre olduğunu” belirtti.

Körfez'i desteklemek için savunma sistemleri

Olası takviyelerle ilgili olarak Healey, ek destek yollarını belirlemek için bölgedeki ortaklarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam ettiğini vurguladı. Pazartesi günü Riyad'a yaptığı ziyaretin amacının bu olduğunu belirten Healey, “Suudi Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman bin Abdulaziz ile görüşmemde, Suudi Arabistan'da (Sky Saber) sistemini konuşlandıracağımızı teyit ettim. Bu hava savunma sistemi, İran'ın saldırılarına karşı koyma çabalarını desteklemek üzere Suudi savunma sistemine entegre edilecek” dedi.

Kuveyt'te de bir radar ve füze fırlatıcısından oluşan Rapid Sentry sistemi ile Bahreyn'de çok sayıda hafif fırlatma platformu konuşlandırıldığını açıklayan Healey, her gece savunma görevleri yürüten İngiliz savaş uçaklarının Katar'daki operasyonları gerçekleştirdiğini belirtti. Bakan ayrıca, “Sabre Çalışma Grubu, İngiliz sanayi sektörünün katkısını da garanti altına alıyor. Hava savunması ve insansız hava araçlarıyla mücadele yetenekleri sunan şirketleri, Körfez'deki ortaklar da dahil olmak üzere hükümetlerle bir araya getirerek, onlara gerekli ekipmanları hızlı bir şekilde sağlıyor” şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan ile gelişmiş bir savunma ortaklığı

Suudi Arabistan ziyaretiyle ilgili olarak Healey, bu ziyaretin amacının, İran’ın sürekli ve rastgele saldırılarının yaşandığı bu dönemde İngiltere’nin Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu teyit etmek ve halkları ve ortak çıkarları korumak için işbirliğini güçlendirme yollarını görüşmek olduğunu açıkladı. Healey ayrıca, “Prens Halid bin Salman ile bölgedeki son gelişmeleri görüşmekten memnuniyet duyduğunu” belirtti.

dcd
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İngiltere Dışişleri Bakanı John Healey'i kabul ederken (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Öte yandan İngiltere ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin sıkı ve uzun soluklu olduğunu, on yıllardır süren bir savunma ortaklığına dayandığını ve ortak güvenlik çıkarları ile endüstriyel iş birliğine dayandığını vurgulayan Healey, bu ilişkinin ‘günümüzün zorluklarına cevap veren modern bir ortaklığa dönüştüğünü’ belirtti. Bu ilişkinin bu tür koşullarda özel bir önem kazandığını, çünkü bir güven ortamı ve hızlı ve kararlı hareket etmeyi sağlayan ortak bir anlayış sağladığını söyleyen Healey, bu temelin, Suudi Arabistan'da Sky Saber sisteminin konuşlandırılması gibi adımların atılmasını mümkün kıldığını vurguladı.

Healey, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vladimir Putin’in ‘gizli elinin’ İran’ın kullandığı bazı taktiklerin ve belki de bazı yeteneklerin arkasında olması ihtimaller dahilinde. Rusya ve İran’ı içeren bir saldırı ekseni görüyoruz. Bu iki ülke komşularını tehdit ediyor ve hepimiz için daha geniş bir tehlike oluşturuyor.”

Avrupa'nın hedef alınacağına dair bir işaret yok

Tahran, birkaç gün önce Hint Okyanusu'ndaki İngiltere ve ABD ortak üssü Diego Garcia'yı iki balistik füzeyle hedef aldı. Bu girişim başarısızlıkla sonuçlandı, ancak İran'ın Avrupa hedeflerini vurabilme kabiliyeti konusunda soru işaretleri uyandırdı.

Bu endişelere yanıt olarak, İran'ın Avrupa'yı füzelerle hedef almaya çalıştığına dair hiçbir değerlendirme bulunmadığını söyleyen Healey, “Böyle bir durum olsa bile, Birleşik Krallık topraklarını ve müttefiklerini korumak için gerekli kaynaklara ve ittifaklara sahiptir” diye ekledi. Ülkesinin kendini savunmak için 24 saat boyunca hazır beklediğini belirten Healey, bölgedeki üslerdeki birliklerin korunmasına yönelik önlemlerin en üst düzeyde olduğunu teyit etti.


Massachusetts'te bir adam, Trump'ı öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alındı

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)
TT

Massachusetts'te bir adam, Trump'ı öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla gözaltına alındı

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'daki Yüksek Mahkeme'ye gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılıyor (AFP)

ABD'nin kuzeydoğusundaki Massachusetts eyaletinde dün bir adam gözaltına alındı. Eyalet federal savcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre ABD Başkanı Donald Trump'a karşı “Facebook” üzerinden defalarca ölüm tehditleri yayınladığı gerekçesiyle suçlandı.

Savcılık açıklamasında, Andrew Emerald (45) adlı şüphelinin Mayıs ve Temmuz 2025 tarihleri arasında ABD başkanını öldürmek veya ona zarar vermekle tehdit ettiği sekiz mesaj yayınladığını belirtti.

 Andrew Emerald'ın Massachusetts, Great Barrington'da gözaltına alınmasının ardından kesici aletler bulundu (Reuters)Andrew Emerald'ın Massachusetts, Great Barrington'da gözaltına alınmasının ardından kesici aletler bulundu (Reuters)

Açıklamaya göre, yayınlarından alıntılar yapılan paylaşımlarında, Trump'ı “canavar” olarak nitelendirerek onu Florida'daki Mar-a-Lago'daki ikametgahına kadar takip edeceğini ve “yakacağını” söyleyerek tehdit etti.

Çarşamba günü, Massachusetts eyaletinde 7 bin nüfuslu küçük bir kasaba olan Great Barrington'daki evinde yakalandı. Adli belgelere göre, başlangıçta kılıç sallayarak direndi, ancak daha sonra Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanlarına teslim oldu.

Arama sırasında polis, evinde orak ve bıçaklar dahil olmak üzere çok sayıda kesici alet buldu.

Kendisine, cezası beş yıla kadar hapis ve 250 bin dolar para cezası öngörülen “birden fazla eyalete tehdit gönderme” suçu isnat edildi.

Sosyal medyada Trump’a yönelik tehditler içeren birçok benzer vaka kaydedildi.

Mart ayında, Virginia eyaletinden bir adam, Trump'a internet üzerinden ölüm tehditleri yöneltmek suçundan iki yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı.

Cumhuriyetçi milyarder, Temmuz 2024'te Pennsylvania eyaletinde düzenlenen seçim mitingi sırasında silahlı bir kişinin kendisine ateş açtığı suikast girişiminden kurtuldu.


Trump, Macron'la alay etti: Karısı ona "çok kötü" davranıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)
TT

Trump, Macron'la alay etti: Karısı ona "çok kötü" davranıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün özel bir öğle yemeği sırasında Fransız mevkidaşı ve eşiyle alay ederken, Ortadoğu'yu sarsan İran'a karşı savaşa katılmadıkları için NATO müttefiklerini eleştirdi.

Trump, Beyaz Saray'ın YouTube kanalında kısa bir süre yayınlandıktan sonra erişimi engellenen videoda, özel bir öğle yemeği sırasında “Onlara ihtiyacımız yoktu ama yine de davet ettim” dedi.

“Fransa'yla, Macron'la iletişime geçtim. Karısı ona çok kötü davranıyor. Çenesine aldığı şiddetli yumruğun etkilerinden hâlâ kurtulmaya çalışıyor" dedi.

Trump, Mayıs 2025'e ait bir videoya atıfta bulunuyordu. Videoda, Brigitte Macron'un Vietnam gezisi sırasında Fransız cumhurbaşkanının yüzüne yumruk attığı görülüyordu. Macron daha sonra bunu yalanlayarak bunun bir dezenformasyon kampanyasının parçası olduğunu söyledi.

Trump sözlerine şöyle devam etti: “Dedim ki: ‘Emmanuel, Körfez’de biraz yardıma ihtiyacımız var. Her ne kadar yok ettiğimiz kötü adamların sayısı ve imha ettiğimiz balistik füzelerin sayısı konusunda rekorlar kırıyor olsak da. Biraz yardıma ihtiyacımız var. Mümkünse, hemen gemiler gönderebilir misin?’”

Fransız aksanıyla konuşmaya devam ederek Macron'un iddia edilen cevabını şöyle aktardı: "Hayır, hayır, hayır, bunu yapamayız Donald. Bunu savaş bittikten sonra yapabiliriz."

“Ona ‘Hayır, hayır, Emmanuel, savaş bittikten sonra buna ihtiyacım yok’ dedim” diye ekledi.

Ayrıca NATO'yu “kağıt kaplan” olarak nitelendirdi. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu, Trump ve üst düzey yetkililerinin geçen yıl Beyaz Saray'a döndüklerinden sonra NATO'ya yönelik en son saldırısı oldu.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio salı günü, İran ile savaş biter bitmez ABD'nin NATO ile ilişkisini “yeniden gözden geçirmesi” gerekeceğini söyledi.