ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun İsrail ve Sudan ziyaretinin yanı sıra İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab Raab'ın ise bugün İsrail ve Filistin Yönetimi'ni ziyaret edeceğinin duyurulmasının ardından, Tel Aviv'deki diplomatik kaynaklar, Raab’ın ziyaret amacının ABD yönetiminin başını çektiği bölgedeki barış sürecine Filistinlileri de dahil etme girişimi olduğunu söylediler. Kaynaklar Raab’ın birkaç Arap ülkesini de ziyaret edebileceğini kaydettiler.
Aynı kaynaklar, Filistin Yönetimi ile arasında anlaşmazlılar yaşanan ABD yönetiminin, Filistinliler olmadan gerçek bir barış sürecinin olamayacağını anladığını ve bu sözleri tüm Arap ülkelerinin başkentlerinden duyduğunu, bu nedenle de Filistinlilerle iletişim kurmanın bir yolunu aradığını söylediler. Ancak kaynaklara göre ABD, Birleşmiş Milletler (BM) veya Avrupa Birliği (AB) gibi geleneksel bir ortak istemiyor. Bu yüzden İngiltere’yi ortak olarak yanında buldu. İngiltere Dışişleri Bakanı Raab da tam olarak bu sebeple İsrail’i ve Ramallah’ı ziyaret ediyor. Raab, İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Benny Gantz ve Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ile yapacağı ile görüştükten sonra Ramallah’a geçerek burada Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya gelecek.
Kaynaklar Raab’ın ziyaretinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planı ve taşıdığı ana mesajla bağlantılı olduğuna, yani söz konusu planın herkesin çıkarlarına uygun şekilde değiştirilebileceğine ve bunun uygulanabilir bir barış sürecine girme fırsatı olduğuna inandıklarını ifade ettiler. Filistinlilerin dahil olduğu bir barış sürecini desteklediği bilinen İsrailli eski bir bakan konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması ve ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasından bu yana barış planına giden yolda döşenen mayınları sökmek için yaratıcı çözümler arayanlar var. Öte yandan Filistinliler öfkeli ve bu gelişmeyi stratejik bir darbe olarak görüyorlar. Ancak, Doğu Kudüs'ü gelecekte kurulacak Filistin Devleti’nin başkenti olmasına yönelik bir teklif yapılırsa işler değişebilir” ifadelerini kullandı. Eski bakan, İsrail’in böyle bir teklife hazır olup olmadığı sorusuna, “Netanyahu'nun ilhak planından vazgeçeceğine kim inanırdı? Bunu sadece Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yapılan anlaşma karşılığında yaptı. Sudan, Bahreyn ve diğer Arap ve İslam ülkeleri ile benzer anlaşmalar yapacak ve iktidardaki konumunu güçlendirecek kazanımlar elde edecekse, neden Filistinlilerle çatışmayı sona erdirecek adımlar atmasın?” yanıtını verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ise İsrail’e yıldırım hızın bir ziyaret gerçekleştirdi. Ardından İsrail ile aralarında bir barış anlaşması yapıldığını duyurmaya çalıştığı tahminlerinin ortasında doğrudan Sudan'a gitti. İsrailli kaynaklar ise İsrail ile barış anlaşması karşılığında Sudan’ın ABD'nin ‘terörü destekleyen devletler listesiden’ çıkarılmasını ve Hartum’a uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılmasını içeren üçlü bir anlaşma hakkında konuşuluyor. Bu anlaşmayla Sudan’ın hava sahasını İsrail’in sivil uçuşlarına açması, İsrail'de bulunan ve 6 bin 500’ü Sudanlı olan yaklaşık 30 bin Afrikalı mülteci konusunun masaya yatırılması ve Kızıldeniz’de güvenlik alanında işbirliği yapılması bekleniyor.
Öte yandan Pompeo, bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle BAE-İsrail anlaşmasındaki bazı boşlukları doldurmaya çalıştı. Tel Aviv'deki kaynaklara göre Arap güçleri, Netanyahu'nun ilhak planını durdurma sözü verdiğini reddettiği, BAE'ye F-35 savaş uçaklarının ve diğer gelişmiş silahların satışına karşı olduğunu söylediği açıklamalardan şikayetçiler. Netanyahu'nun açıklamalarının İsrail ile benzer anlaşmalar yapmaya aday bazı Arap ülkelerinin coşkusunu da söndürdüğünü söyleyen aynı kaynaklar, bu yüzden Başkan Trump’ın danışmanı ve damadı Jared Kushner’in hızlı bir şekilde ilhak planının durdurulduğunu açıkladığını ve söz konusu silahları BAE'ye satma konusunda kararlı olduklarını vurguladığını belirttiler. Dışişleri Bakanı Pompeo da BAE ve İsrail arasında yapılan anlaşmadaki boşlukları dolduran bir formül geliştirdi. Netanyahu ile düzenledikleri ortak bir basın toplantısında konuşan Pompeo, ABD’nin ‘İsrail'in Ortadoğu’da askeri üstünlüğünü korumaya kararlı’ olduğunu vurguladı.
Pompeo şöyle devam etti:
“ABD’nin BAE ile yakın askeri ilişkileri var. Bu nedenle Washington, BAE'nin kendini İran tehdidinden koruması için silah anlaşmasının gidişatını ve uçak satışını incelemeye devam edecek.”
Pompeo ve Netanyahu dün Batı Kudüs'te bir araya geldikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğini güçlendirmeye, normalleşme anlaşmalarına ve BAE ile anlaşma konusuna, İran’ın nükleer programına ve Tahran'a yönelik yaptırımların yeniden başlatılmasına değinildi. Netanyahu ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, BAE ile yapılan anlaşma hakkındaki bilgilerin kendilerinden saklanmasına öfkelenen ve orduya danışmadan BAE ile yapılacak bir silah anlaşmasını onayladığı için kendisine sert eleştirilerde bulunan Genelkurmay Başkanı, Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı’na hitaben, “BAE ile yapılan anlaşma, İsrail'in herhangi bir silah anlaşmasına onay vermesini içermiyor. Böyle bir anlaşma bilmiyorum. Sayın Pompeo ile görüştükten sonra da tutumumuzun değişmediğini teyit ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Netanyahu şöyle devam etti:
“Sayın Pompeo’dan ABD’nin İsrail’in bölgedeki askeri üstünlüğüne korumaya bağlı kalacağını öğrendim. Bu durum kırk yıldır Mısır'da ve yirmi yıldır Ürdün'de kanıtlanmıştır. ABD, bu ülkelerde verdiği sözü yerine getirdi. Şimdide bunu gerçekleştireceğinden hiç şüphem yok.”
ABD’nin İran’a yönelik politikasını öven ve Tahran’a yeniden yaptırımlar uygulanmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Netanyahu, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kenara çekiliyor ve harekete geçmiyor. Yaptırım uygulama mekanizmalarına katılmıyor. Bu bir skandal. Bu durum İran rejiminin bölgedeki ve dünyadaki agresif davranışlarını sürdürmek için tanklar, uçaklar ve silahlar elde edebileceği anlamına geliyor” şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanı olarak atandığından bu yana Pompeo ile yaptığı onlarca telefon görüşmesi dışında on ikinci kez görüştüğünü belirten Netanyahu, ABD ve İsrail'i daha da yakınlaştıran tarihi anlaşmaya övgüde bulundu.
Pompoe ile yaptıkları son görüşmeden sonra iki önemli gelişme kaydedildiğini söyleyen Netanyahu, “Birincisi, İran saldırganlığına karşılık vermeniz ve Snapback yaptırım mekanizmasını etkinleştirmeniz. Bunu yaptığınız için sizi takdir ediyorum. İnsanların İran ile yapılan bir anlaşmanın tamda beklediğimiz gibi başarısız olacağını anlamaları gerektiğine inanıyorum. Anlaşma, İran'ın saldırgan davranışlarını azaltmadı, aksine onu besleyerek işleri daha da kötüleştirdi. Nükleer anlaşmanın imzalanmasından bu yana, İran'ın Ortadoğu'nun her yerinde ve ötesinde bir ülkeyi füze saldırıları, terörizm, gasp, hırsızlık ve cinayetle hedef alarak yutmak ve avlamak için mağarasından nasıl çıktığını gördük. BMGK’nın ABD’nin yaptırım mekanizmasına katılmaktan kaçınmasını ve hatta buna itiraz etmesini görmekten utanç duyuyorum. Bu durum, İran rejiminin tanklar, uçaklar, füzeler ve savunma sistemleri satın alarak bölgedeki ve dünyadaki agresif davranışlarını devam ettirmesi anlamına geliyor. İkincisi ise İsrail ve BAE arasında tarihi niteliğe sahip tam normalleşmenin sağlanmasına yönelik bir barış anlaşmasının imzalanmasıdır. Bu gelişme, Başkan Trump'ın arabuluculuğu ve sizin yardımınızla oldu. Ayrıca bölgede barış ve istikrar için büyük bir başarı anlamına gelen bu anlaşma, daha fazla ülkenin de bu sürece katılabileceği yeni bir dönemi müjdeliyor. Bunun hakkında konuştuk ve umarım yakın gelecekte daha iyi haberlerimiz olur” dedi.
İngiltere, Filistinlileri ABD barış sürecine dahil edecek
Pompeo, BAE-İsrail anlaşmasındaki boşlukları doldurmak üzere İsrail'i ziyaret etti
Netanyahu dün Pompeo’yu makamında kabul ederken ikili dirsekle tokalaştılar (DPA)
İngiltere, Filistinlileri ABD barış sürecine dahil edecek
Netanyahu dün Pompeo’yu makamında kabul ederken ikili dirsekle tokalaştılar (DPA)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة






