Hariri: Hükümet başkanlığına aday olmuyorum

Hariri: Hükümet başkanlığına aday olmuyorum
TT

Hariri: Hükümet başkanlığına aday olmuyorum

Hariri: Hükümet başkanlığına aday olmuyorum

Eski Lübnan Başbakanı Saad Hariri, 25 Ağustos’ta yeni hükümete başkanlık etmek için aday olmadığını açıkladı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Hariri’nin Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ve İlerici Sosyalist Parti Velid Canbolat’ı, açıklama yapmadan önce karar verme sürecine dahil etti. Hariri, eski başbakanlarla da temaslarda bulundu.
Hariri- Canbolat toplantısında yer alan kaynaklar, Canbolat’ın Hariri’ye kendisiyle ittifakın ‘stratejik’ olduğuna dair güvence verdiğini, ancak Hariri’yi, başbakanlık pozisyonu sırasında şantaj girişimlerine karşı uyardığını belirtti. Kaynaklara göre Velid Canbolat, Hariri’nin başbakanlığa gelmesinin umut edilen başarıları beraberinde taşımayacağını, aksine onu engellemeye ve hükümetin çarklarına sopa koymaya çalışan tarafların var olacağını söyledi. Canbolat ayrıca, “Onlar, son olarak limandaki patlama da dahil birbirini izleyen krizlerden ders almadı. Lübnan’ı bu duruma götüren politikaları takip etmeye devam ettiler” dedi.
Özgür Yurtsever Hareket lideri Milletvekili Cibran Basil’e muhalif kaynaklar, istifa eden Başbakan Hasan Diyab hükümetine benzer bir hükümete gitmek üzere Basil’in ortaya koyduğu ‘koşullar’ ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ile düzenlediği bir oturumda dikkati çektiği ‘şartlar’ ışığında, ‘ülkeyi kötüleşen krizlerden kurtaracak, gerekli reformların uygulanmasını hızlandıracak bir hükümete ulaşma çabalarının engellenmesi’ sorumluluğunu Basil’e yükledi.
Öte yandan Hariri, yaptığı açıklamada ismini zikretmeksizin Basil’in rolüne değindi. Saad Hariri, “Bu asil ve zor görevi üstlenecek bir hükümet kurmaya aday olarak aynı anda adımı öneren herkese gönülden teşekkür ederim. Bununla birlikte diğer tüm Lübnanlılar gibi, bazı siyasi güçlerin hala Lübnan ve Lübnanlıların koşullarını şiddetli bir şekilde inkar ettiğinin farkındayım. Tek amacının ‘zayıf güç kazanımlarına tutunma ve hatta daha sonraki bir yönetimde sözde kişisel hayalleri gerçekleştirme temelinde, bu durumu yalnızca yeni bir şantaj fırsatı olarak gördüklerinin de farkındayım” ifadelerini kullandı.
Eski Başbakan, “Bu aşamadaki en önemli şeyin, ‘Lübnan ve Lübnanlılar için başkentlerini yeniden inşa etmek, gecikmiş olan reformları gerçekleştirme fırsatını korumak, uluslararası toplumdaki dostların krizle başa çıkmaya yardımcı olmalarına ve ardından kalkınmanın geri dönüşüne yatırım yapmalarına kapıyı aralamak’ olduğuna dair keskin inancımdan dolayı, yeni hükümete başkanlık etmek için aday olmadığımı beyan ediyorum. Umuyorum ki bu hususta ismimi önerme adımından vazgeçilir” dedi.
Hariri, “Ülkemiz için tek ve son fırsatın başarısını garanti altına alan bir hükümet kurma yetkinliğine sahip olarak gördüklerimizin ismini vereceğiz. Beyrut’un yeniden inşasını gerçekleştirmek, gerekli reformları sağlamak, uluslararası toplumdaki dostlarımızın insani, ekonomik, finansal ve yatırım sektörlerinde Lübnan’ın yanında yer almasının önünü açabilmek için bu hükümetin bu görevi yerine getirebilecek biçim ve içerikte olacağına da bahse gireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Hariri’nin başbakanlık pozisyonuna aday olmayı reddetmesi, hükümeti kurma görevi karşısındaki engellerin üstesinden gelmek için sarf edilen çabaları da karmaşıklaştırdı. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bir cumhurbaşkanı seçmek gibi bir hükümete başbakan atamanın, milletvekillerine ‘ismi verme’ hususunda anayasal bir hak sağladığını ifade etti. Bu Sünni ismin, parlamento çoğunluğu tarafından aday gösterilmesi durumunda, görevi reddetme veya kabul etme hakkına sahip olduğunu belirten kaynaklar, parlamentonun egemen olduğunu ve uygun gördüğü kararı alma hakkına sahip olduğunu vurguladı.
Hala siyasi güçler arasında hakkında temas yürütülen bir sonraki hükümetin özellikleri net değil. Bu çerçevede Hizbullah’ın siyasi bir hükümet kurma çabaları ortasında, ayrıca tekno-siyasi bir hükümet kurmak, yolsuzlukla mücadele ve reform hükümeti oluşturmak için Baabda tarafından verilen destek çerçevesinde, Cumhurbaşkanının yeni bir başbakan atayacağı öngörülen parlamento istişarelerinin tarihi bekleniyor.
İstişarelere yakın olan bakanlık kaynakları, Hariri’nin isteksizliğinin dayattığı yeni koşulun, ‘bir isim verme ya da diğer blokların ismini vereceği bir kişi üzerinde uzlaşı sağlama’ temelinde, hükümetin işlerini kolaylaştırmak için, kesinlikle Hariri ile anlayış içerisinde uzlaşı sağlanmasını zorunlu kılacağını belirtti. Kaynaklar, Hariri’nin istediği bir isim belirlemenin ya da bloklar için kabul edilebilir olmasının, bu isme başbakanlık görevini başarma gücü vereceğine dikkati çekti.
Hariri’nin açıklamasıyla eş zamanlı olarak Genel Güvenlik Müdürü Tümgeneral Abbas İbrahim, yeni bir başbakan atanmasını kolaylaştıracak bir fikir birliğine varmak için Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın görevlendirdiği siyasi liderlere ziyarette bulundu. Ayn et-Tina’da Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’yi ziyaretinden bir gün sonra Tümgeneral İbrahim, 25 Ağustos’ta Baabda Sarayı’nı ziyaret etti. Yetkili, Avn ile görüştükten sonra Dar-ul Fetva’ya yönelerek, Lübnan Müftüsü Şeyh Abdullatif Deryan ile görüşmede bulundu.
Baabda kaynakları da 25 Ağustos’ta, “İstişare tarihi henüz belirlenmedi. Bunun belirlenmesi, devam eden istişareler sonucunda bu hafta bu hususta neyin açıklanacağına bağlı” dedi. Mevcut bilgiler de henüz kimsenin aday gösterilmediğine dikkati çekiyor.
Kaynaklar, LBC kanalına yaptıkları açıklamada, siyasi baskı çerçevesinde istişarelerde yaşanan gecikmenin arka planına karşı Cumhurbaşkanı aleyhine bir kampanya yürütüldüğünü belirtti. Kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn’ın istişareler için iki haftalık bir süre verdiğini, ancak istişare yürütülmeden bu sürenin dolacağını ve asgari düzeyde bir fikir birliğine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanının bir adayı olmadığını söyleyen kaynaklar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un gelecek Eylül ayının ilk günlerinde Lübnan’a gelmesi halinde bir hükümet bulamayabileceğini, ancak görevli bir başbakanın olabileceğini söyledi.



Sudan, Hartum havaalanına yapılan saldırıya karışmakla suçladığı Etiyopya'daki büyükelçisini geri çağırdı

HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan, Hartum havaalanına yapılan saldırıya karışmakla suçladığı Etiyopya'daki büyükelçisini geri çağırdı

HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)

Sudan, dün Hartum Havalimanı’nı hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırısında Etiyopya’nın rolü olduğunu öne sürerek, Addis Ababa’daki büyükelçisini istişareler için geri çağırdı.

Etiyopya ise suçlamaları reddederek karşı hamlede bulundu ve Sudan ordusunu, ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde faaliyet gösteren silahlı gruplara silah ve finansman sağlamakla suçladı. Söz konusu gruplar, 2020-2022 yılları arasında Etiyopya federal güçleriyle şiddetli çatışmalara girmişti.

Sudan’ın suçlamaları, dün Hartum Havalimanı ile Omdurman’daki Vadi Seyidna askeri üssünün İHA’larla hedef alınmasının ardından geldi. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre askeri bir kaynak saldırıları doğrularken, bir mühimmatın havalimanı yakınındaki yerleşim alanına düştüğü bildirildi.

Sudan ordusu sözcüsü Asım Avad Abdülvehhab bu sabah, saldırılarda kullanılan İHA’ların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan havalandığına dair “kesin kanıtlar” bulunduğunu söyledi. Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim ise düzenlediği basın toplantısında, “Bu saldırıya karşı uygun gördüğümüz şekilde karşılık verme hakkına sahibiz” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık Etiyopya, Sudan’ın suçlamalarını “asılsız” olarak nitelendirerek, Sudan ordusunun Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne silah ve mali destek sağladığını iddia etti. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, X platformunda yayımladığı açıklamada, Sudan ordusunun bu grupların Etiyopya’nın batı sınırındaki faaliyetlerini kolaylaştırdığı öne sürüldü.

Kasım 2020 ile Kasım 2022 arasında Tigray’da yaşanan savaşta, Etiyopya federal güçlerine yerel milisler ve Eritre ordusu destek vermiş, Afrika Birliği’ne göre en az 600 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Dün gerçekleşen saldırılar, başkentin güneyinde HDK’ne atfedilen ve 5 kişinin ölümüne yol açan İHA saldırılarından günler sonra gerçekleşti.

Ülkenin güneyindeki Beyaz Nil eyaletinde ise bir hükümet kaynağı, Kanan kentindeki etanol fabrikasının İHA saldırısında ciddi hasar gördüğünü açıkladı.

Sudan hükümeti mart ayında ilk kez, Etiyopya’dan kalktığını iddia ettiği İHA saldırılarını kınadı. Nisan ayında Yale Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma biriminin yayımladığı raporda ise Etiyopya sınırına yakın bir askeri üssün Aralık 2025 ile Mart 2026 arasında uydu görüntülerine dayanarak HDK’ne destek sağladığı öne sürülmüştü. Etiyopya ise bu iddiaları reddetmişti.

Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP).Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP).

Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile HDK arasında süren savaşta, son aylarda İHA saldırılarının yoğunlaştığı ve tarafların bu yöntemi giderek daha fazla kullandığı belirtiliyor. Birleşmiş Milletler yetkililerine göre, yılbaşından beri bu saldırılarda 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Çatışmalar son dönemde özellikle güneydeki Kurdufan ve Mavi Nil bölgelerinde yoğunlaşırken, HDK’nin ülkenin doğusunu batısına bağlayan stratejik yolu kontrol altına almaya çalıştığı ifade ediliyor. Söz konusu güçler, geçen yılın sonunda batıdaki Darfur bölgesinin tamamında kontrol sağlamıştı.

Ülke fiilen ikiye bölünmüş durumda: Ordu, Hartum ile ülkenin orta ve doğu kesimlerini kontrol ederken, HDK batıdaki Darfur ve güneyin bazı bölgelerinde hakimiyet kurmuş durumda.

Mart 2025’te ordunun Hartum’u yeniden ele geçirmesinin ardından şehirde görece bir sakinlik yaşanmış, ancak yıl sonuna doğru askeri hedefler ile enerji ve su altyapısına yönelik İHA saldırıları görülmüştü.

Son aylarda başkentte hayat kademeli olarak normale dönmeye başlamış, 1,8 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi geri dönmüş ve iç hat uçuşları yeniden başlatılmıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre buna rağmen kentin geniş kesimlerinde elektrik ve temel hizmetlerde aksaklıklar sürüyor.

Kültür, Enformasyon, Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, dünkü saldırıların ardından gerekli teknik işlemlerin tamamlanması sonrasında Hartum Havalimanı’nda faaliyetlerin yeniden başlayacağını duyurdu.

Dördüncü yılına giren savaşta on binlerce kişi hayatını kaybederken, bazı tahminler ölü sayısının 200 bini aştığını gösteriyor. Milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan çatışmalar, Birleşmiş Milletler’e göre dünyanın en ağır insani krizine neden olmuş durumda.


İsrail, Gazze’ye giden filodaki aktivistlere gözaltı süresini uzattı

Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
TT

İsrail, Gazze’ye giden filodaki aktivistlere gözaltı süresini uzattı

Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)

Gazze’ye doğru ilerleyen “Sumud (Direniş) Filosu”nda yer alan yabancı aktivistler Tiago de Avila ve Saif AbuKeshek’in tutukluluk süresini pazar gününe kadar uzatıldı.

Meryem Azzam, Adalah bünyesinde uluslararası savunuculuk koordinatörü olarak yaptığı açıklamada, “Mahkeme, savcılığın gözaltı süresini pazar sabahına kadar uzatılması talebini kabul etti” dedi.

De Avila ve Abukeshek, salı günü Aşkelon Sulh Mahkemesi’nde, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan filonun gemilerinden birinden alınmalarından altı gün sonra hâkim karşısına çıktı.

Adalah, pazartesi günü yaptığı açıklamada, gözaltındaki aktivistlerin “psikolojik istismar ve kötü muameleye” maruz kaldığını belirtti. Kuruluş, aktivistlerle yaptığı görüşmelerde, tek seferde 8 saate kadar süren sorgular, ölüm tehditleri veya “100 yıl hapis cezası” tehdidi, hücrelerde yoğun ışık kullanımı ve hücre dışına çıkarıldıklarında — tıbbi ziyaretler sırasında dahi — sürekli gözlerinin bağlanması gibi uygulamaların aktarıldığını bildirdi.

rfgfrtbfr
İspanyol aktivist Saif Abukeshek, 3 Mayıs 2026’da İsrail’in Aşkelon kentindeki bir mahkemeye ulaşırken (AFP)

Kuruluş ayrıca, “tıbbi muayene sırasında hastanın gözlerinin bağlanmasının, tıbbi etik standartların açık bir ihlali” olduğunu vurguladı.

İsrail, Abukeshek ve De Avila’yı perşembe günü, Yunanistan açıklarında yaklaşık 20 tekneden oluşan Küresel Sumud Filosu’nda bulunan yaklaşık 175 diğer aktivistle birlikte gözaltına aldı. Filonun amacı, Gazze Şeridi’ne uygulanan İsrail ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmaktı. Ancak Gazze’ye yardım erişimi hâlen büyük ölçüde kısıtlı durumda.

Sivil toplum kuruluşu ayrıca, sorgulamaların büyük bölümünün filoya odaklandığını ve bunun “barışçıl bir insani misyon” olduğunu belirterek, gözaltının “insani yardımı ve dayanışmayı kriminalize etme girişimi” olduğunu savundu.

xsdc
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 3 Mayıs 2026’da İsrail’in Aşkelon kentindeki bir mahkemeye gelişinde el işareti yaparken (AFP)

Diğer aktivistlerin ise Yunanistan ile İsrail arasında varılan bir anlaşma kapsamında Girit Adası’na götürüldüğü bildirildi.

İsrail, Saif Abukeshek ve Tiago de Avila’yı Filistinli “Hamas” hareketiyle bağlantılı olmakla suçluyor.


Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
TT

Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)

Yerel kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin geçtiğimiz birkaç gün içinde Rakka’da aralarında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yakın üç Kürt vatandaşın da bulunduğu kişileri tutukladığını bildirdi.

Rakka genelinde eski rejimin üst düzey isimleri de tutuklandı. Bununla ilgili ne hükümet ne de SDG tarafından resmi bir doğrulama yapıldı. Bu gelişmeler, Suriye güvenlik güçlerinin eski rejiminin sembol isimlerini takip etmeyi sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

Suriye basınında dün yer alan, ancak resmi makamlarca doğrulanmayan haberlere göre Şam’ın batı kırsalındaki Saasa beldesinde 220. Şube Komutanı Tuğgeneral Tellal el-Ali ve 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu ‘Kimyasal Albay’ lakabıyla tanınan Tuğgeneral Murhaf el-Selame'nin tutuklandığı bildirildi. Ancak Şarku’l Avsat, haberleri güvenilir kaynaklardan teyit edemedi.

Tuğgeneral Tellal el-Ali'nin tutuklandığına dair haber, Suriye’nin kıyısı kesimindeki Tartus ilinin Baniyas bölgesine bağlı köyü Hataniye'de yayılmıştı. Ali, Askeri İstihbarat Genel Müdürlüğü'ne bağlı Saasa Şubesi'nin başındaydı ve Şam’ın batı kırsalı ile Kuneytra ilinin güvenliğini denetliyordu.

Bu gelişme, Ali'den önce 220. Şube'nin başında bulunan ve ‘Cephe Şubesi’ olarak bilinen bu birimi yöneten Tuğgeneral Ali Edib Süleyman'ın tutuklanmasından yaklaşık dört ay sonra yaşandı. Söz konusu şube, Şam’ın batı kırsalındaki Kanaker beldesinden başlayarak işgal altındaki Golan Tepeleri ile olan sınır bölgelerine uzanan bir alanın güvenliğinden sorumluydu.

Haber doğrulanamadı, ancak Ali gerçekten tutuklandıysa bu, eski rejimin İsrail ile ilişkileri ve aynı zamanda Hizbullah ve İran ile olan bağlantıları ile ikmal ve kaçakçılık yollarının koordinasyonuna dair değerli bir bilgi hazinesi ele geçirilmesi anlamına gelir.

Aynı bağlamda yerel kaynaklar doğrulanmamış haberlere dayanarak Suriye makamlarının dün Şam kırsalındaki Kutayfe bölgesinde bulunan 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu Tuğgeneral Murhaf el-Selame'yi tutukladığını bildirdi. Scud füzeleri isabetsiz olmakla birlikte büyük tahribat yaratma kapasitesine sahiptir. Beşşar Esed rejiminin menzili 440 mile ulaşan yaklaşık 700 Scud füzesi bulunuyordu. Rejim bu füzeleri başta Rakka ve İdlib olmak üzere muhalefet bölgelerini bombalamak için kullandı ve yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı.

ergregr
PKK’nın Suriye kolunun üst düzey yöneticilerinden Fethi Ali Muslim (Sosyal medya)

Rakka'daki Kürt çevrelerinde SDG'ye yakın üç kişinin tutuklandığına ilişkin bilgilerin yayılmasının ardından temkinli bir bekleyiş hâkim oldu. Tutuklananlar arasında PKK'nın Suriye kolunun üst düzey liderlerinden biri olarak değerlendirilen Fethi Ali Muslim yer alıyordu. Rakka'daki kaynaklar, Muslim'in bir müteahhit olduğunu belirterek tutuklanmasının nedeninin Rakka'daki tünel kazı çalışmalarını yürütmesiyle bağlantılı olabileceğini ve altyapıya zarar vermeyle ilgili suçlamalarla karşılaşabileceğini öne sürdü.

Tutuklananlar arasında SDG’li İyad Ketkani de bulunuyor. Ayrıca Ayn İsa şehrinde SDG'ye bağlı Kürt güçlerinin tahkimat ve askeri tünel operasyonlarından sorumlu Huker Şeyho da tutuklandı.

vdfvf
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, Şam'da görülen duruşması için mahkeme salonuna girerken, 26 Nisan 2026 (EPA)

Bu tutuklamalardan önce Rakka'nın Meşlab mahallesinde ‘Ahmer el-Nuveran’ lakabıyla bilinen ve SDG istihbaratında komutan olduğu ileri sürülen Ahmed Mustafa el-Nuveran tutuklandı. Rakka halkı onu, SDG’nin Rakka’da nüfuzunun var olduğu dönemde ihlallere karışmakla suçluyor. Öte yandan Rakka kırsalında, savaş döneminde Ulusal Savunma Komutanlığı’ndan sorumlu önde gelen Baasçılardan Muhammed İsmail el-Cuveyd de gözaltına alındı.

Bu arada, Stockholm Mahkemesi’nin dün Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) eski lideri Mahmud Suveydan'ı 2014 yılında Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'nda savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlemekten mahkûm ederek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdığı belirtildi.

Şam'ın geçtiğimiz ay geçiş dönemi adaleti sürecini başlattığını ilan etmesinin ardından eski rejimin sembol isimlerinin ve bu rejimin iktidarı döneminde ağır suçlar ile ihlaller işlediğinden şüphelenilenlerin takibinin hızı belirgin biçimde arttı.

Eski Dera Askeri İstihbarat Şubesi Başkanı Atıf Necip'in ikinci duruşmasının yüz yüze, eski rejimin diğer sembol isimlerinin ise gıyabında görüleceği duruşmanın 10 Mayıs’ta gerçekleşmesi bekleniyor.