Fas Kovid-19 aşısı için klinik testlere başlıyor

Fas güvenlik güçleri başkentteki mahallelerden birinde uygulanan karantina tedbirlerini takip ediyor (AFP)
Fas güvenlik güçleri başkentteki mahallelerden birinde uygulanan karantina tedbirlerini takip ediyor (AFP)
TT

Fas Kovid-19 aşısı için klinik testlere başlıyor

Fas güvenlik güçleri başkentteki mahallelerden birinde uygulanan karantina tedbirlerini takip ediyor (AFP)
Fas güvenlik güçleri başkentteki mahallelerden birinde uygulanan karantina tedbirlerini takip ediyor (AFP)

Fas’ın da katılacağı Kovid-19 aşısı klinik testlerinin önümüzdeki hafta başlaması bekleniyor. Koronavirüs aşısının üçüncü aşama testleri tüm askeri hastaneler, Rabat’taki İbn Sina Üniversite Hastanesi ve Kazablanka’daki İbn Rüşd Üniversite Hastanesi’nde yaklaşık 5 bin gönüllünün katılımıyla gerçekleştirilecek.
Fas Sağlık Hakkını Savunma Ağı’na göre, testlerin uygulanacağı söz konusu sağlık kurumları 3 gruba ayrılacak ve bu kurumlar sağlık ekipleri tarafından 40 gün boyunca denetlenecek.
Fas Krallığı, ülkenin aşı ihtiyacını karşılamak, aşı konusunda kendi kendine yeten bir ülke olmak ve bu alanda işbirliği yapmak için amacıyla Çin’le bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre, Çinli ilaç firması Sinopharm’ın laboratuvarı aracılığıyla yapılması planlanan klinik testler sayesinde, yerel endüstrinin Çin tecrübesinden yararlanması sağlanacak. Ayrıca Fas’taki aşı ihtiyacının ulusal düzeyde üretilmesine olanak tanınanacak.
Fas Sağlık Bakanlığı’na göre, söz konusu klinik testlerin başlatılması, ister durumu tehlikeli, kritik ve aktif olsun, isterse de ölümlerle ilgili olsun ülkedeki salgın durumunun tanık olduğu istikrarlı bir yükselişle eş zamanlı olarak geliyor. Fas Sağlık Hakkını Savunma Ağı yaptığı açıklamada, “herhangi bir klinik araştırmaya katılmanın riskleri ve faydaları vardı. Bu nedenle sürecin Fas yasaları ve tüzüklerinin hükümlerinin yanı sıra, anayasal ilkeler, insan hakları, uluslararası hukuka ve bu konuyla ilgili üzerinde mutabakat sağlanmış standartlara bağlı kalınması gerekiyor. Ayrıca, katılımcının güvenliğinin sağlanması için, ön onayının alınması, aşı hakkında bilgilendirilmesi ve hür iradesiyle aldığı karara göre açık rızasının alınması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
Konuyla ilgili olarak, muhalefet kanadındaki Özgünlük ve Çağdaşlık Partisi’nin siyasi ofisi, vatandaşlarla iletişim kurma fırsatı vermek ve Fas halkının bu ölümcül virüs salgınında bağışıklık düzeyini artırmak için kamu medyasının “seçilmiş partilere ve siyasi güçlere daha fazla açılması” çağrısında bulundu. Parti ayrıca, salgın durumu netlik kazanana kadar okul sezonunun 4 hafta ertelenmesi için hükümete çağrı yaptı.
Parti, Milli Mesleki Yüksek Öğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Said Emzazi’nin aileleri uzaktan ve örgün eğitim seçenekleri arasında seçme hakkı tanıyan kararını, “hükümetin sorumluluk üstlenmekten kaçma, kararsızlık ve belirsizlik” olarak nitelendirerek, bu kararın eğitim camiasının paydaşlarıyla, anneler, babalar ve veliler arasında kafa karışıklığı meydana getirdiğine işaret etti. Muhalefet partisi, uzaktan eğitim seçeneğiyle ilgili olarak, başta köylerde yaşayanlar olmak üzere çok sayıda öğrencinin geçtiğimiz eğitim öğretim döneminin sonunda teknik imkansızlıklar ve diğer faktörlere ek olarak kırsal kesimin karşı karşıya olduğu geri kalmışlık sebebiyle okula devam edemediğine dikkat çekti.
Fas Milli Eğitim Bakanı ise, ülkedeki endişe verici salgın durumu ışığında bakanlığın “uzaktan eğitimin” yanı sıra “örgün eğitim” seçeneğini de benimsediğini, bu formülün uzaktan eğitim seçeneğini tercih eden bazı ailelerin sorunlarına çözüm sunduğunu belirterek kararı savundu. Bakan Emzazi dün Temsilciler Meclisi Eğitim Kurulu’nun önünde, bakanlığın çocuklarına uzaktan eğitim vermek veya örgün eğitim imkanlarından yararlanmak isteyen ailelere seçim hakkın tanıdığını ifade etti. Bakan ayrıca, “ailelerin çocuklarını okula göndermesi durumunda, bakanlığın onlara güvenli bir eğitim imkanı sağlamayı garanti ettiğini” belirtti.
İlk ve orta seviyeli okullar düzeyinde, sınıflardaki öğrenci sayısını yarıya indirmeyi, öğrenciler arasında en az bir metrelik mesafe bırakmayı, ilkokul beşinci sınıf üzerindeki öğrenciler için maske kullanımı zorunluluğu getirmeyi, sınıfları sterilize etmeyi, öğrencilerin okula ulaşımında kullanılan taşıtlardaki yolcu sayısını azaltmayı ve diğer tedbirleri de içerecek bir sağlık protokolü hazırlandı. Protokol Eylül ayı başlarında yürürlüğe girecek.
Bakan Emzazi, Fas’ın salgına bağlı vaka ve ölüm oranlarında önemli bir artış kaydettiğine, günde ortalama 30’un üzerinde vefat, bin 500’ün üzerinde vaka kaydettiğine işaret ederek, korkunç virüs salgını sebebiyle bu yıl okulların olağan dışı şekilde açılacağını belirtti. Bakan Emzazi, Fas Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitim ve örgün eğitimin bir arada olduğu entegre bir sistemin uygulanması kararı almasında, “halk sağlığı ve kamu güvenliğinin dikkate alındığını” belirtti. Bakan ayrıca, ailelere seçme özgürlüğü verilmiş olsa da konunun salgın durumunun gelişimine göre değişiklik gösterebileceğini vurguladı. Bakan, yetkililerin salgını kontrol altına almak için “kordon altına aldıkları mahallelerin” bulunduğuna işaret ederek, bu bölgelerde örgün eğitim seçeneğinin geçerli olmayacağını vurguladı. Öte yandan “salgın hastalıktan arınmış” bölgelerde ise eğitim tamamıyla örgün olarak yapılabileceğini ifade etti.
Parlamento’daki Eğitim Kurulu üyelerinden bazı parlamenterler, örgün eğitimin ilk ve orta seviyeli okullar ile üniversiteler için riskli olduğunu belirterek bakanlığına aldığı kararı eleştirirken, Bakan Emzazi okulların açılmasında bir gecikmenin mümkün olamayacağını, zira böyle bir kararın getireceği zararın Kovid-19’dan daha büyük olacağını ifade etti.
Fas Milli Eğitim Bakanlığı, 22 Ağustos 2020 tarihinde endişe verici salgın durumu nedeniyle uzaktan eğitime geçme kararı aldığını açıklamıştı. Ancak ebeveynleri talepte bulunan öğrenciler için aynı zamanda örgün eğitimin de yapılabileceğini kararlaştırmıştı. Bu karar, iki eğitim sistemi arasındaki fırsat eşitliği, uygulama yöntemi ve öğrencilerin virüs kapması halinde sağlıklarını tehlikeye atma gibi konularda tartışmalara yol açtı. Hatta, bu hususta bakanlığı sorumluluk almaktan kaçarak, tüm sorumluluğu ailelerin üzerine yüklemekle suçlayanlar da oldu. Ancak Bakan Emzazi, uhdesinde bulunan bakanlığın hiçbir şekilde sorumluluktan kaçmadığını, bunun yerine karar alma sürecine aileleri de dahil ettiğini ve salgınla yüzleşmek için müşterek sorumluluk üstenilmeye çalışıldığını açık bir biçimde ifade etti. Bakan Emzazi, örgün eğitim seçeneğinin tercih edilmesi durumunda, “öğrenciler için güvenli şartları sağlamının sorumluluğunun bakanlığa ait olduğuna” da vurgu yaptı.
Fas’ta büyük bir kısmı ilk ve orta seviyeli okullarda olmak üzere üniversitelerde okuyan öğrencilerle birlikte toplam öğrenci sayısı yaklaşık 10 milyona ulaşıyor. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı, salgının yayılmasına yardımcı olabilecek aşırı kalabalıktan kaçınmak için üniversitelerin açıldığı tarihlerde, üniversite mahallelerinin kapatılmasına karar verildiğini, bu kararın Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’yla koordineli olarak alındığına işaret etti.
Dün ülkede bin 336 yeni vaka ve 29 ölüm tespit edilirken son bir haftadır ölümler 29-40 bandında seyrediyor.
Bugüne kadar Fas’ta 55 bin 864 kişi Kovid-19’a yakalandı. 984 hasta hayatını kaybetti. 40 Bin 586 hasta ise taburcu edildi.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.