Macron, Beyrut’a yönelik ikinci ziyaretinde ‘başarısızlık’ yaşamak istemiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 4 Ağustos’taki patlamanın ertesi günü Beyrut Limanı’ndaydı. (Macron’un Twitter hesabı)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 4 Ağustos’taki patlamanın ertesi günü Beyrut Limanı’ndaydı. (Macron’un Twitter hesabı)
TT

Macron, Beyrut’a yönelik ikinci ziyaretinde ‘başarısızlık’ yaşamak istemiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 4 Ağustos’taki patlamanın ertesi günü Beyrut Limanı’ndaydı. (Macron’un Twitter hesabı)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 4 Ağustos’taki patlamanın ertesi günü Beyrut Limanı’ndaydı. (Macron’un Twitter hesabı)

Pine Residence’ta Büyük Lübnan Devleti’nin 100’üncü yıl kutlamalarına katılacak olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gelecek pazartesi akşamı Beyrut’a düzenleyeceği ikinci ziyaretinde birçok temas gerçekleştirecek.
Elysee kaynaklarına Emmanuel Macron, birçok sedir ağacının bulunduğu, Cubeyl kentindeki Cac (Jaj) Ormanı’na ‘sürekliliğin ve devamlılığın’ bir simgesi olarak Fransa’dan getireceği beş yaşındaki bir sedir ağacını dikecek. Macron’a Lübnanlı bir grup öğrenci de eşlik edecek. Aynı zamanda resmi etkinliklerde, özellikle de Fransa Ulusal Günü’nde (Bastille) gösteri yapan Fransız Hava Kuvvetleri Gösteri Takımı da Lübnan’a gidecek ve burada ortasında sedir ağacı bulunan Lübnan bayrağının renklerinin yansıtılacağı bir hava gösterisi yapacak.
Gelecek pazartesi günü Lübnan’ı ziyaret edecek olan Fransa Cumhurbaşkanı, Lübnan ve Arap dünyasının simgelerinden biri sayılan sanatçı Feyruz ile de görüşecek. Söz konusu görüşme kararının, Fransa Cumhurbaşkanı’nın Feyruz’a duyduğu ‘hayranlığın ve takdirin’ bir tezahürü olduğu bildirildi. Sembolik jestler kapsamında Lübnan’ın can damarı sayılan Beyrut Limanı’nı restore etmek için kullanılacak malzemelerle dolu Le Tonnerre helikopter gemisi de ziyaretle eş zamanlı olarak limana varacak.
Macron’un programı salı sabahı sedir ağacı dikildikten sonra liman ziyareti ile Birleşmiş Milletler (BM) ve limanda ve patlamadan etkilenen bölgelerde aktif olan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle gerçekleşecek bir toplantıyı da kapsıyor. Programa göre Macron daha sonra Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile görüşecek. Paris’in ‘tüm siyasi güçleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getireceğini’ umduğu bir de öğle yemeğine katılacak. Fransa Cumhurbaşkanı söz konusu temasların ardından Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ile bir araya gelecek. Kovid-19 hastalarının tedavisinde en aktif hastanelerden olan Hariri Hastanesi’ne de bir ziyarette bulunacak. Macron daha sonra Pine Residence’ta Maruni Patriği Beşara er-Rai ile de bir araya gelecek.

‘Görevler hükümeti’
Elysee kaynaklarına göre Macron’un Lübnan’a geri dönme sebebi “sonuca ulaşmaya” kararlı olması. Ziyaret ayrıca Lübnan siyasi sınıfını, kurumsal boşluğu doldurmaya ve bir ‘görevler hükümeti’ kurmaya yönelik yerel ve uluslararası taleplere yanıt vermeye zorlamak için Fransa’nın uyguladığı ‘baskı çerçevesinde’ geliyor. Ziyaret tarihi, parlamento istişarelerinin başlama tarihi olan pazartesi olarak belirlendi. Elysee, Macron’un ikinci ziyaretinden vazgeçmesini isteyenlerden üzerlerine yüklenen yükümlülüklerini yerine getirmesini talep ediyor. Bu nedenle Lübnanlı siyasi partilerin kendisiyle ilk görüşmesinden 25 gün sonra Macron’un ‘yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirdiğini’ bilmek istiyor. Üst düzey bir Fransız kaynak, Macron’un planının ‘reformları uygulamaya koyabilecek temiz ve etkili bir hükümetin kurulması için gelecek 1-2 yıl içerisinde, parlamento seçimlerine kadar siyasi çatışmaları dondurmaya dayandığını’ vurguladı. Paris’e göre gerekli reform taahhütleri, Temsilciler Meclisi’nin güvenini kazanmak için hükümetin sunması gereken bakanlık açıklamasının temelini oluşturuyor. Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı’nın görevleri arasında söz konusu hükümetin parçası olmak isteyen veya parlamentoda onu desteklemeye hazır olan partileri tanımak da olacak.
Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Fransızların Lübnanlı politikacılara ev sahipliği yapma isteğine yönelik dolaşan bilgilere yönelik bugün gözlerin hükümete odaklandığını aktardı. Kaynaklara göre her şey yolunda gidiyor ve bu tür bir girişim için de kapılar açık bırakıldı. Aynı kaynaklar konuya dair şunları aktardılar:
“Bir görevler hükümeti kurulması durumunda sadece limandaki patlamadan kaynaklanan acil durumu ele almak için değil, aynı zamanda ekonomik ve mali durumu görüşmek ve siyasi nedenlerle ertelenen yapısal reformları gerçekleştirmek için de gerekli uluslararası desteği sağlamak üzere herkesle birlikte çalışılacak.”
Macron, Beyrut’a gelmeden önce ziyarete hazırlık olarak başta Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ve eski Başbakan Saad Hariri olmak üzere Lübnanlı yetkililerle temaslar gerçekleştirecek. Ancak kaynaklara göre Macron, ilk Beyrut ziyaretinden bu yana ABD Başkanı, Avrupa Konseyi Başkanı, Almanya Başbakanı, Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Abu Dabi Veliaht Prensi, İran Cumhurbaşkanı, Katar Emiri ve diğer bazı yetkilileri de kapsayan, Lübnan’daki etkili yetkililerle iletişim kurmaya devam etti. Görüşmelerde Lübnan konusunda bir tür uluslararası fikir birliği sağlamak ve üstlendiği misyonu desteklemek için istişareler gerçekleştirdi. Elysee’ye göre taraflar arasında farklı vizyonlar mevcut. Ancak siyasi savaşı dondurmak ve acil krizlerle başa çıkmaya odaklanmak üzere bir uzlaşı var. Paris, Washington ile iletişim kurmanın ‘Hizbullah’ın hükümetteki varlığı da dahil farklı vizyonlara rağmen aynı yöne gidildiğinden emin olmayı’ amaçladığını açıkça vurguluyor. Washington, kendisi ile İran arasındaki ürecin bir parçası olarak daha fazla yaptırım uygulamaya ve Tahran’ı izole etmeye çalışıyor.

İsim oyunundan kaçınma
Paris, en azından bugün resmi olarak başbakanlığa aday olan veya kabineye giren isimlere dair bir oyuna dahil olmak istemiyor. Ancak yaklaşımlarda, Hizbullah’ın hükümetteki varlığı da dahil olmak üzere ‘sorunlu’ konular mevcut. Bu çerçevede 2006 yılında olduğu gibi İsrail ile gerilimi artıracak herhangi bir eylemde bulunmaktan kaçınma çağrısı yaptığı Hizbullah da dahil olmak üzere mevcut siyasi koşullarla ilgilenen Paris’in tavrı değişmedi. Fransa’nın Saad Hariri’nin ‘desteğine’ ihtiyacı olacak bir sonraki hükümette ‘Hizbullah’ ya da ona yakın herhangi birinin varlığına karşı çıkmadığı anlaşılıyor.
Diğer yandan Paris pratikte reform sürecini sürdürmek, limanı ve patlamada zarar gören yapıları yeniden inşa etmek, Kovid-19 salgınıyla mücadele etmek, ekonomik ve finansal koşulları, gerektirdiği reformları ele almak ve ‘ufuk açan’ seçimlere hazırlanmak isteyen partileri dahil edecek kapsayıcı bir hükümet istiyor. Fransa, Merkez Bankası’nı ise ‘tükenen bir sistemin bir parçası’ olarak görüyor. Fransa, Merkez Bankası’nın bir dizi faktörden dolayı değişime ihtiyacı olduğunu dile getirirken söz konusu dikenli meselelerle uğraşırken finansal ve cezai denetimler yapılması ve finansal faaliyetlerin değiştirilmesi gerektiğine inanıyor. Bu değişikliklerin ‘kamu malının tüm Lübnanlıların yararına kullanılmasını, enerji, elektrik ve gümrük sektöründe köklü reformlar yapılmasını ve devlete olan borcun tahsil edilmesini’ içerdiği kaydedildi. Yapılan açıklamalar Fransa Merkez Bankası’nın yardım sağlamak için Lübnanlı mevkidaşı ile iş birliği yaptığı yönünde.
Bugün Fransa’nın Lübnan’daki siyasi koşullar ve Paris’in ortaya koymak istedikleri hakkındaki siyasi vizyonu bu şekilde sıralanıyor. Fransız kaynakları değerlendirmelerinde Macron’un yaklaşımını ‘Lübnanlıların istedikleri gibi çalışmalarına izin vermeyecek’ bir yaklaşım olarak özetledi.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.